HUKUK VE EKONOMİ İLİŞKİLERİ…

Yayım tarihi:  /   Son güncellenme  /   Yorum yapılmamış

 

 

 

Türkiye’de hukuk alanında çarpıcı bir geriye gidiş var! ABD merkezli bağımsız düşünce kuruluşu ‘Dünya Adalet Projesi’ diye bir kuruluş var. Bu düşünce kuruluşu, ülkeleri, yolsuzlukla mücadele ve çağdaş hukuk gibi kriterlere göre inceliyor.

Dünyada hukukun üstünlüğünü ilerletmeyi amaçlayan Washington merkezli bağımsız düşünce kuruluşunun hazırladığı 2017-2018 dönemine ilişkin ‘Hukukun Üstünlüğü Endeksi’ raporunda Türkiye geçen yıla göre iki sıra daha gerileyerek 113 ülke arasında, Nikaragua, Madagaskar ve Nijerya’nın ardından 101’inci sırada yer almıştır.

Türkiye ile listenin en altında, 113’üncü sırada bulunan Venezuela arasındaki fark 12 olmuştur. Oysaki aynı endekste Türkiye 2014’te 59, 2015’te 80, 2016’da ise 99’uncu sırada bulunuyordu.

Hükümet yetkilileri üzerindeki denetim, yolsuzlukla mücadele, açık yönetim, temel haklar, düzen ve güvenlik, yasal yaptırım gücü, çağdaş hukuk ve ceza hukuk ölçeklerine göre yapılan değerlendirmede 101’inci sırada yer alan Türkiye, ‘hükümet yetkilileri üzerinde denetim’ ölçeğinde, Doğu, Avrupa ve Orta Asya bölgelerinde sonuncu olmuştur.

Türkiye hukuk alanında son birkaç yıl içerisinde çok gerilemiştir. Olağanüstü haldeki Türkiye, maalesef Ortadoğu ülkeleri safında yerini almıştır.

Türkiye, ayrıca temel haklar ölçeğinde 107’nci sırada yer alırken, geçen yıla oranla en çok ‘düzen ve güvenlik’ ölçeğinde gerileme göstermiştir.

Rapora göre, 113 ülke arasında en büyük gerileme, temel haklar alanında yaşanmıştır. Bu ölçekte 113 ülkeden, ABD’nin de içinde bulunduğu 71 ülkenin puanları düşmüştür. Dünya Adalet Projesi raporunda, Danimarka, Norveç ve Finlandiya üst sıralarda yer almıştır.

 

DAVOS’TA TRUMP ŞOV

 

18 yıl sonra Davos’a katılan ilk ABD Başkanı olan Trump, Davos’ta adeta şov yapmıştır. Trump, yumuşak bir üslupla yaptığı konuşmasında; “Kapımız iş dünyasına açık. ABD iş yapılacak en iyi yer” diyerek, herkesi yatırıma çağırmıştır.

Aynı günlerde AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise, partisinin il kongresinde, sert üslupla yaptığı konuşmasında, Zeytin Dalı Harekâtı ile birlikte Suriye’nin Irak sınırına kadar terörizmle mücadelesinin süreceğini açıklamıştır.

ABD Başkanı Trump, sözü enerji güvenliğine getirerek, “Hiçbir ülke tek bir enerji tedarikçisinin eline kalmamalıdır” diyor.

Peki, Erdoğan ne diyor? O, “Zeytin Dalı operasyonunun ardından Menbiç’i bize söz verildiği şekilde teröristlerden arındıracağız. Menbiç’in sahibi bu teröristler değildir, Araplardır. Sonra da bu mücadeleyi devam ettireceğiz” diyor.

Kısacası ABD ve Türkiye liderlerinin amaç ve hedefleri farklıdır. Trump, ABD’ye iş için yatırımcıları çağırırken; Erdoğan, güney komşusunun bahçesinde düzenleme yapıyor! En iyi üniversitelere ve en etkin işçilere sahip ABD, yatırımlar için bürokrasiyi iyileştirirken; iktidar,  “Türk Tabipler Birliği” ve “Türkiye Barolar Birliği”ni dağıtmaya çalışıyor! MHP Grubu’nda konuşan Bahçeli, “Bir Bozkurt gibi en ön safta Afrin’e giderim” diyor.

Türk kamuoyuna sormak gerek: Bahçeli’nin, Türkiye’nin geleceğe dair hayalini bilen var mı?

Türkiye, ne zaman insan kaynaklarından taviz vermeyen, evrensel hukuk değerlerini eksiksiz uygulayan, adaletine güvenilen ve adaletine sığınılan bir ülke olacak?

Gelişmiş ülkelerin temsilcileri Davos’ta ‘Yapay Zekâ’ konuşurken, Türkiye’de Erdoğan ve Bahçeli Afrin’e gitmekten söz ediyor. Türkiye’nin ekonomisi savaşa hazır mı? Soran yok! Açıklayan yok!

Özelleştirme adı altında 95 yıllık Cumhuriyet’in tam kazanımlarını; limanlarını, fabrikalarını, en değerli koylarını, verimli topraklarını sattığı halde milletin refahını arttıramayan iktidar, komşu ülkelerde terörist avlayarak halkını mutlu edebileceğini sanıyor.

İktidar, Türkiye’nin çıkarları için dünya ile daha iyi bir işbirliği içinde olamıyor.

Türkiye bilimden, bilgiden, teknolojiden ve insan zekâsından daha çok yararlanamıyor.

Türk çocukları, kadınları şiddet görüyor. Türkiye’den beyin göçü önlenemiyor. Türkiye’de işsizlik ve yoksullukla mücadele eden yok! İktidar, kurumlara nefret uyguluyor; ekonomi konuşulmuyor.

Oysaki 2018 yılı, her Türk vatandaşının daha iyi bir ev, çocukları için daha iyi bir eğitim hayallerini ileriye götürdükleri bir yıl olmalıdır.

Girişimciler için Türkiye, iş yapılacak en iyi yer olmalıdır. Gereksiz regülasyonlar ayıklanmalıdır. Bürokrasi gece gündüz çalışmalıdır. Yabancı yatırımcılar her zamankinden daha iyi işlerini görebilmelidir. Türkiye’nin ekonomisi kesintisiz devam etmelidir.

Tüketici güveni çok iyi olmalıdır!

Türkiye’de milyonlarca işsize yen istihdam yaratılmalı; işsizlik azaltılmalıdır. Vergi reformu yapılmalı; gelir dağılımında adalet sağlanmalıdır. Türkiye’nin kapıları iş dünyasına açık olmalıdır. Tüm girişimciler fırsat eşitliğinden azami derecede yararlanmalıdır. Türkiye, daha az ithalat ve daha çok ihracat yapan bir ülke olmalıdır.

 

HUKUK DEVLETİ YOKSA GÜÇLÜ EKONOMİ OLMAZ!

 

TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik açıkça söylüyor: “Hukuk devleti yoksa güçlü ekonomi olmaz” diyor

Çünkü ekonomik gelişimin temelinde güçlü bir hukuk devleti vardır. Bir ülkede birlik olmadan, toplumsal uzlaşma ve mutabakat sağlanmadan dönüşümü yakalamak ve reformları yapabilmek kolay değildir. Herkesin fikrini özgürce söylediği, korkmadan düşüncesini ifade edebildiği bir ortamda toplumlar gerçek anlamda ilerleyebilirler.

Gerçek bir refahtan bahsetmek, ancak yargıya güven ve hukuka saygı duyulan, demokrasisi güçlü bir Türkiye’de mümkün ve anlamlıdır.

Devletler kendi çıkarlarına bakarlar. Bu haşin dünyada refahı yakalamadıkça mutluluğu yakalamak çok zordur.

Türk askeri Suriye topraklarında kahramanca çarpışıyor. Şehitlerimiz var! Erdoğan ve Bahçeli’nin Afrin’e gitmesine ihtiyaç hâsıl olmaz inşallah!

Ancak ABD askeri sınırımızda PKK’lı teröristlerle poz verirken, Ankara’da 15 Temmuz 2018’de baskın seçim yapılacağı konuşuluyor. İktidar ortağı Erdoğan ve Bahçeli Türkiye’nin en önemli kurumlarından Türk Tabipler Birliği ve Türkiye Barolar Birliği’ne karşı ‘nefret’ uyguluyor.

Hatırlatmakta fayda var: Büyük devletler kendi çıkarlarına bakarlar. Son günlerde ‘Seçim İttifakı” kurmakla meşgul olan AKP ve MHP liderleri ise, şahsi ve parti çıkarlarına bakıyorlar. Türkiye’de özgürlük alanlarını genişletmeyi, ekonomik reformları gerçekleştirmeyi, AB başta olmak üzere Türkiye’nin dış ilişkilerini iyileştirmeyi, olağanüstü halden olağan hale geçmeyi, normalleşmeyi ve ekonominin rekabet gücünü artırmayı düşünen yok.

Söyle bana ey siyaset! Hukuk devleti yoksa güçlü ekonomi olabilir mi? Hukukta ve ekonomide güçlü olmayan bir Türkiye, dünya ekonomisinden hak ettiği payı alabilir mi? Dünya ekonomisinden pay almadan mutlu ve müreffeh bir toplum yaratılabilir mi?

Kategori:
Etiketler:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>