Tarımsal SİT ALANI UYGULAMASINA kısmen ´durdurma´

Yayım tarihi:  /   Son güncellenme  /   Yorum yapılmamış


Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri ile bazı meslek odalarının Bakanlar Kurulunun 12/12/2016 tarih ve 2016/9620 sayılı kararına karşı Danıştay´a açtğı davada, kısmen yürütmenin durdurulmasına karar verildi.

Erzin Ziraat Odası, Erzin Yeşilkent Sulama Kooperatifi, Erzin Turunçgil Üreticileri Birliği, Antakya Çevre Koruma Derneği, Erzin Çevre Koruma Derneği, İskenderun Çevre Koruma Derneği, Ziraat Mühendisleri Odası, Türkiye Barolar Birliği, Adana Barosu, Adana Tabip Odası, Adana Çevre ve Tüketici Koruma Derneği, Mersin Çevre Dostları Derneği, Tarsus Çevre Koruma Kültür ve Sanat Merkezi Derneği´nin, Adana İdare Mahkemesiaracılığıyla Danıştay 10. dairesine, Bakanlar Kurulu, Başbakanlık ile Gıda Tarim ve Hayvancılık Bakanlığı na karşı İsmail Hakkı Atal tarafından açılan davada, “Bakanlar Kurulunun 21 Ocak 2017 tarih ve 29955 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 12.12.2016 tarihli ve 2016/9620 sayılı kararıyla karar ekindeki 141 büyük ova koruma alanı ilan edilmiştir. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı”nın 21.11.2016 tarihli ve 12636 yazısı üzerine Bakanlar Kurulu söz konusu kararı ihdas etmiştir. Bakanlar Kurulu kararıyla 141 ova büyük koruma alanı ilan edilmiş ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik Bakanlık resmi internet sitesinde yer alan beyanında “Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenen bu ovalarımız artık ´tarımsal sit´ gibi korunacak. Böylelikle tarımsal nitelik taşıyan ovalarımızın amaç dışı ve yanlış kullanımlar sonucu yok olmasını büyük ölçüde önlemiş olacağız… Bakanlar Kurulu kararıyla tarımsal üretim potansiyeli yüksek, erozyon, kirlenme, amaç dışı veya yanlış kullanımlar gibi çeşitli nedenlerle toprak kaybı ve arazi bozulmalarının hızlı geliştiği bu illerdeki ovalar artık koruma alanı olarak belirlendi… Tarım arazilerinin etkin korunmasına yönelik Bakanlıkça birtakım çalışmalar yaptıklarını ifade eden Çelik, büyük ovaların korunmasının da bu çalışmaların önemlileri arasında yer aldığını söyledi. Çelik, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu doğrultusunda alınan bu kararla artık bu alanların tarım dışı kullanılmasına izin verilmeyeceğini bildirdi” görüşüne yer verdi. Dava dilekçesinde, “İptalini talep ettiğimiz 1. madde 2 fıkrasında yer alan ´ovaların sınırları içerisinde yer alan onaylı planlı alanlar ile bu kararın yayımı tarihi itibarıyla ilgili mevzuatı uyarınca tarım dışı kullanma izni verilmiş olan alanlar, birinci fıkra kapsamı dışındadır´ hükmü, Bakanlar Kurulu Kararının 141 ovayı koruma amacıyla çelişen ´istisnai´ bir durum yaratmakta olup; bu istisna ise kirletme, zarar verme, erozyon gibi istenmeyen durumları oluşturma potansiyeline göre değil, sadece zaman açısından önceliğe göre yaratılan bir istisna olup, kararın tümünde gözetilen koruma amacına aykırıdır. Türkiye çapında koruma altına alınan 141 büyük ova sınırları içinde ve/veya sınırları yakınında kurulmak istenilen termik santral, nükleer santral, HES, çimento fabrikası, petro kimya tesisi vs. kirletici teknoloji zararı insan sağlığına ve tarım alanlarına olduğundan dolayı işbu davacı kurumun menfaatinin etkilenmiş olduğu da şüphesizdir. Kuruluş mevzuatındaki ilgili hükümlere bakıldığında da, bu davaları açma hakları ve yükümlülükleri bulunmaktadır. Bu nedenlerle davacı odanın yasayla verilmiş olan görevlerini yerine getirmek doğrultusunda dava açmakta menfaati vardır” ifadesine yer verildi ve iptali istendi.

Karar, Hatay´da Amik ve Arsuz ovalarını kapsıyor
Adana Çevre ve Tüketici Koruma Derneği, Mersin Çevre Dostları Derneği, Antakya Çevre Koruma Derneği, İskenderun Çevre Koruma Derneği, Erzin Çevre Koruma Derneği, Tarsus Çevre Koruma Kültür ve Sanat Merkezi Derneği çevre koruma amaçlı sivil toplum kuruluşu olduklarından açtıkları davayla menfaatleri bulunduğu anlatılan dilekçede şunlara yer verildi: “Bakanlar Kurulu Kararının ekindeki listede koruma altına alınan 141 ova içinde Doğ Akdeniz Bölgesinde 6 büylük ova bulunmaktadır. Çukurova, Hatay´da Amik Ovası ve Arsuz Ovası, Mersin Silifke ve Anamur ovaları. Doğu Akdeniz Bölgesı sınırları içindeki termik santrallerin kümülatif etkisinin birlikte hesaplanması gerekmektedir. Bu durumda Bakanlar Kurulu Kararının yayım tarihi itibariyle ´onaylanmış planlar ve tarım dışı amaçla kullanım izni almış olanlar hariçtir´ şeklindeki işletmeye açılmış termik santraller ve diğer kirletici tesisleri Bakanlar Kurulu kararından muaf tutan düzenlemenin iptali için dava açmakta Doğu Akdeniz Bölgesindeki tüm dernek ve birliklerin dava açmakta menfaati bulunmaktadır. Zira kümülatif etki konusundaki DİİK içtihatlarına göre Doğu Akdeniz Bölgesindeki her dernek ve birliği bölgedeki her kirletici tesis aleyhine dava açmakta menfaati vardır. Kaldı ki; küresel ısınma ve iklim değişikliği sebebiyle gezegen küresel ekolojik kriz öncesindedir. Bu nedenle Türkiye ve dünyada görev yapan her dernek ve birliğin bu yasal düzenlemenin istisna hükmünün iptali için dava açmakta menfaati bulunmaktadır. Doğu Akdeniz Bölgesindeki tüm termik santrallerin kümülatif etkisinin birlikte hesaplanması gerektiği yönündeki DİİK kararları aşağıda olup, bu kararlar doğrultusunda dernek ve birliklerin coğrafi sınırları önem taşımaz.”
Tarım topraklarının korunması ve halkın sağlığının korunmasının kamu yararı olduğu anlatılan dilekçede, “Sanayi, enerji yatırımları ile oluşan çevresel kirlilik, sadece ekosistemlerin dengesini bozmamakta aynı zamanda, kısa ve uzun vadede çıkan–bilimsel çalışmalar ile ispat edildiği üzere- etkileri, canlı yaşamı ve insan sağlığına etki etmektedir. Bu etkiler, genel olarak, iklim değişikliği, ağır metal, partükül madde ve radyoaktif madde kirliliğinin su ve tarım toprakları vasıtasıyla besin zincirine karışıp tüm canlı yaşamını tehdit etmesi gibi, özellikli olarak o bölgede yaşayan çoğunluğu yoğun olarak etkilemektedir. Dolayısıyla, çevre kirliliğinin ve bunun neden olduğu halk sağlığı etkileri, kamu yararı olarak kavramsallaşan toplum çıkarını tehdit etmektedir” denildi ve Bakanlar Kurulunun 21 Ocak 2017 tarih ve 29955 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 12.12.2016 tarihli ve 2016/9620 sayılı kararının 1. maddesi 2. fıkrasının iptali istenerek, bu kararın hukuka aykırı ve telafisi imkansız zarar şartlarını birlikte taşıdığını kaydetti.

Danıştay, yürütmeyi kısmen iptal etti
Danıştay 10. dairesi Başkanı Suna Türkoğlu ile Nizamettin Kalaman, Abdullah Artunç, Vahit Kınalıtaş ile Ahmet Saraç´tan oluşan üyeler, itirazı oy çokluğuyla ve kısmen kabul etti. Üye Kınalıtaş ise karara karşı geldi ve şerh koydu. Danıştay kararında, “Bakanlar Kurulu kararının, dava konusu ´Ovaların sınırları içerisinde yer alan onaylı planlı alanlar ile bu kararın yayımı tarihi itibariyle ilgili mevzuatı uyarınca tarım dışı kullanma izni verilmiş olanlar, birinci fıkra kapsamı dışındadır´ düzenlemesinin, ´onaylı planlı alanlar´ şeklindeki ifadesinin gerek mevzatımız ve gerekçe devamında yer verilen ´mevzuatı uyarınca tarım dışı kullanma izni verilmiş olan alanlar´ ifadesiyle çeliştiği, buna karşı tarım dışı amaçla kullanımına mevzuatta uygun şekilde izin verilmiş alanlar ifadesinin dayanağı ise 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununa paralel şekilde hazırlandığı anlaşılmıştır. Nitekim, tarım arazileri, 3194 sayılı İmar kanununa göre uygun şekilde planlama aşamasında, 5403 sayılı Toprak koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda belirtilen izinler alınarak tarımsal amaç dışında kullanılmak üzere planlanmış ise dava konusu düzenlemede belirtilen ´mevzuatı uyarınca tarım dışı kullanıma izçin verilmiş alolan alanlar´ kapsamında bulnacağı açıktır. Buna karşın, dava konusu düzenlemede yer verilen ´onaylı planlı alanlar´ ifadesi, planlama aşamasında gerekli izinlerin alınmamış olması halinde de tarım arazilerinin, 5403 ve 3194 sayılyı kanunlara aykırı şekilde büyük ova kapsamı dışında tutulması sonucun doğurabileceğinden belirtilen düzenlemede hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Davanın durumu, uyuşmazlığın hukuki niteliği ile gelmiş olduğu aşama dikkate alınarak 12/12/2016 tarih ve 2016/9620 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğü konulan kararın 12/12 2016 tarin ve 2016/9620 sayılı kararnamesinin eki ´Büyük ova koruma alanları´ başlıklı 1. maddesinin 2. fıkrasının yürütmesinin durdurulması isteminin; ´Ovaların sınırları içerisinde yer alan bu kararın yayımı tarihi itibariyle ilgili mevzuatı uyarınca tarım dışı kullanma içni verilmiş olan alanlar, birinci fıkra kapsamı dışındadır´ düzenlemesi yönünden 2577 sayılı İdadi Yargılama Usulü Kanunun 27. maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşmediği anlaşıldığırdan reddine; ´onaylı planla alanlar ile´ düzenlemesi yönünden ise 2577 szayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 27. maddesinde öngörülüne koşulların gerçekleştiği anlaşıldığından yürütmenin durdurulmasına; yürütmenin durdurulması isteminin kulube ilişkin kısmı yönünden öybirliği ile redde ilişkinr kısmı yönünden ise oy çokluğuyla karar verildi.”
Yürütmenin durdurulması isteminin reddi bölümüne katılmayan Danıştay 10. dairesi üyesi Vahit Kınalıtaş, şerh gerekçesinde, kanunda getirilen istisnaların öngörülen koruma amaçlarını etkisiz bırkacağını, büyük ova kapsamında tarımsal bütürlüğü bozacak nitelikte olduğunu ifade etti ve yürütmenin reddine katılmadığını belirtti.

Kategori:
Etiketler:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>