Türkiye-Suriye Dostluk Komitesi başkanı ve Aydınlık Yazarı Prof.Dr.Mehmet Yuva, Hatay’ın Dörtyol ilçesinde çalıştay düzenledi. Dörtyol ilçedeki Fourv way Otel’de (Dörtyol otelde) düzenlenen çalıştaya CHP,Vatan Partisi, MHP,AKP gibi partilerden katılımın yanı sıra, gazeteci, iş adamı, narenciye üreticileri gibi üretimden gelen insanlarda katılarak, çalıştayı izlediler ve düşüncelerini dile getirdiler.
.
Çalıştay’da önemli konulara değinen Yuva özellikle son Suudi Arabistan, Lübnan’da yaşanan gelişmeleri değerlendirerek, ABD’nin son darbelerine ve buna karşın diğer İran, Irak, Suriye gibi devletlerin buna karşın birlikte hareketlerini değerlendirdi.
Yuva Özetle şunları döyledi:
Bu gün düzenlediğimiz çalıştayda bölgedeki çok önemli güncel konuları masaya yatıracağız. Bunlardan birisi özellikle Suudi Arabistan’da yaşadığımız; Krizle ilgilidir. Suudi Arabistan’da 1200 prens göz altına alındı. 1200 prensin mal varlıklarına el konuldu. Donduruldu. Bu gelişme özellikle büyük haramilerin, diğer haramilerin mevcut mal varlıklarına, el koyma hadisesi olarak ifade etmek daha doğru olur. Zira 1200 Prensin mal varlıklarına el konulduktan hemen sonra Amerika Birleşik Devletlerinin bu şahısların mal varlıklarına, bankalardaki olan büyük mal varlıklarına el koyduğunu ilan etti. Sanırım Suudi Arabistan’daki hadise sadece birilerinin malına el koymak ve talan etmekten ziyade, bununla birlikte Suudi Arabistan’ın bölgede kayıp ettiği birçok savaşın özellikle Suriye ve Yemen’deki savaşın intikamını almak, Katar’la yaşanan krizin intikamını almak, İran’a karşı yeni bir savaş sürecini başlatmak, özellikle de Lübnan meselesi üzerinden, Lübnan Hizbullah’na karşı yeni bir çatışma ve kavganın tohumlarını ekmek, biliyorsunuz Lübnan Başbakanı Hariri’yi Suudi Arabistan’da tutmaktalar. Neden al koyduklarını, dün itibarıyla Birleşmiş Milletler, Hariri’nin ailesi, hem de Lübnan’daki birlikte hareket eden partidaşları Lübnan Başbakanı Hariri’nin bir an önce Suudi Arabistan’dan çıkıp,Lübnan’a gelmesi ve mevcut durumun kabul edilemeyeceği yönünde ifadeler kullandılar. Bu güne kadar ortaya konan görsellere binaen Hariri’nin Suudi Arabistan’da rahat ettiği yönündeki görüşlerin ise o fotoğrafların eski olduğu, yeni fotoğrafların mevcut olmadığı, tedavüle sokulanların eski fotoğraflar olduğu yönünde de ciddi iddialar var.
Amerika, İsrail ve Suudi Arabistan’ın bu bölgede yapmak istedikleri senaryolarla ilgili, peki bu senaryoların olabilirliği ne derece mümkün? Hemen söyleyelim; Bu projelerin eğer, Rusya, İran, Çin ve Türkiye, Irak ve İran arasında sağlanan askeri ve ekonomik işbirliği dayanışması daha stratejik iş birliği ve güç birliğine dönüşürse, böyle bir projenin hayat hakkı bulması, mümkün olmayacaktır. Zira böyle işbirliği ve güç birliğinin yürürlükte olduğunu bilmekteyiz. Ancak yeterli değil, zira ancak bir önemli ekonomik, askeri alt yapıyı beraberinde getirmelidir. Bunu yapabildiği zaman hem İsrail, hem de Suudi Arabistan savaş tatmamacılarını, savaş senaryolarını, hem de Amerika’nın özellikle Suudi Arabistan’ın ekonomik imkanlarını kullanarak, bu bölgede yeni savaş senaryoları ve yeni yayılmacı senaryolarını ortaya koymaları, bu şekilde men edilebilinir. Bunu yaptığımız zaman bu bölgenin çok yakın zamanda daha istikrarlı, daha huzurlu olabileceğini söylemek, öngörmek mümkündür.
Burada Türkiye’nin çok önemli sorumlulukları olduğunu düşünüyorum. Eğer Türkiye Bu sorumluluklarını yerine getirir, bölgesel iş ve güç birliğini sağlayabilirse, bu bölgenin istikrarı ve huzuruna katkılar yapacağına inanıyorum. Bir başka husus Türkiye’nin bu gün Irak, İran ve Çin’le ve bölgenin diğer aktörleri ile ortaya koyduğu olumlu ve pozitif enerjisini, artık Ankara ve Şam’ın işbirliği ve güç birliğine dönüşmesi için bir çabaya, açık kapı politikasına dönüşmesini umut ediyoruz. Bunun yapılması halinde bu işbirliğinin en önemli halkası olan Suriye’nin, Türkiye ile birlikte bu işin içinde olması, biraz önce söylediğim senaryolara önemli bir kalkan oluşturacaktır.

