Hatay İnşaatçılar ve Boyacılar Odası Başkanı Mehmet Alakuş, 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından Hatay’ın Antakya, Defne, Samandağ, Kırıkhan ve Hassa ilçelerinde hayatın hâlâ normale dönmediğini belirterek, bu ilçeler için özel bir Afet Yasası çıkarılması çağrısında bulundu.

Deprem felaketinin millet olarak herkesi derinden yaraladığını ifade eden Alakuş, devletin ilk andan itibaren sahada olmasının, arama-kurtarma faaliyetlerinin, konut projeleri ve yatırımların önemli olduğunu vurguladı. Alakuş, “Devletimizin sahada olması için teşekkür etmek, bir depremzede olarak vicdani sorumluluğumuzdur” dedi.
Ancak aradan geçen zamana rağmen bazı ilçelerde fiziki, ekonomik ve sosyal hayatın henüz toparlanamadığını kaydeden Alakuş, “Özellikle Antakya, Defne, Samandağ, Kırıkhan ve Hassa depremin en ağır yıkımı yaşattığı yerler olmuştur. Bu ilçelerde yalnızca binalar değil, ekonomik ve sosyal hayat da büyük ölçüde çökmüştür” ifadelerini kullandı.
“Mesele Yardım Değil, Anayasal Haktır”
Yaşanan sorunun yalnızca yardım meselesi olmadığını belirten Alakuş, konunun anayasal hakların hayata geçirilmesi meselesi olduğunu söyledi. Açıklamasında Anayasa’nın ilgili maddelerine atıfta bulunan Alakuş, Türkiye Cumhuriyeti’nin sosyal bir hukuk devleti olduğuna dikkat çekerek, afet sonrası vatandaşın olağanüstü tedbirlerle desteklenmesi gerektiğini ifade etti.
Alakuş, Anayasa’nın 2’nci maddesinde yer alan “sosyal hukuk devleti” ilkesinin afet sonrası özel düzenlemeleri zorunlu kıldığını belirterek, bölgesel farklılıkların dikkate alınması gerektiğini dile getirdi.
Anayasa’nın 5’inci maddesinde yer alan devletin temel görevlerine işaret eden Alakuş, konteyner kentlerde geçen uzun süreye, borç yükü altındaki esnafa ve kapalı dükkânlara dikkat çekti. Geçici desteklerin yeterli olmadığını vurgulayan Alakuş, kalıcı ve bağlayıcı yasal düzenlemelerin gerekliliğini savundu.
“Yaşam Hakkının Ekonomik Boyutu Zedeleniyor”
Anayasa’nın 17’nci maddesinde düzenlenen yaşam hakkının yalnızca hayatta kalmak anlamına gelmediğini belirten Alakuş, “Barınabilmek, çalışabilmek ve geçimini sağlayabilmek de yaşam hakkının ayrılmaz parçalarıdır. Esnafın dükkânını açamaması, borç ve icra baskısı altında ezilmesi yaşam hakkının ekonomik boyutunun zedelendiğini göstermektedir” dedi.
Yerleşme ve konut güvenliğini düzenleyen 23’üncü maddeye de değinen Alakuş, özellikle Antakya, Defne ve Samandağ’da yerleşim dokusunun tamamen değiştiğini, sosyal yapının dağıldığını ifade etti. Bu nedenle yerel gerçeklikleri dikkate alan özel komisyonların kurulması ve bilimsel çalıştaylarla yol haritası belirlenmesi gerektiğini söyledi.
Mülkiyet hakkını düzenleyen 35’inci madde kapsamında yıkılan ev ve iş yerlerinin bir ömrün emeğini temsil ettiğini vurgulayan Alakuş, küçük esnaf için mülkiyet hakkının aynı zamanda ticari varlığını sürdürebilme hakkı anlamına geldiğini kaydetti.
Anayasa’nın 57’nci maddesinde yer alan konut hakkına da dikkat çeken Alakuş, Hatay’daki barınma sorununun olağan değil, olağanüstü bir durum olduğunu belirterek, olağan mevzuat yerine özel bir Afet Yasası çıkarılması gerektiğini ifade etti.
Somut Talepler Sıralandı
Alakuş, anayasal çerçevede taleplerini şu şekilde sıraladı:
Hatay ili ve özellikle Antakya, Defne, Samandağ, Kırıkhan ve Hassa ilçeleri için özel Afet Yasası çıkarılması,
Depremzede esnaf için vergi, SGK, Bağ-Kur, kredi, faiz ve icra işlemlerinde tam muafiyet uygulanması,
TBMM çatısı altında bölgeye özgü komisyonlar kurulması,
Esnaf temsilcileri, meslek odaları ve depremzedelerin doğrudan dinleneceği çalıştayların düzenlenmesi,
Alınacak kararların geçici değil, yasa güvencesinde kalıcı hale getirilmesi.
“Esnaf Nefes Almak İstiyor”
Cumhurbaşkanı’na da seslenen Alakuş, “Esnaf nefes almak ve ayağa kalkmak istiyor. Esnafın nefes alabilmesi için gereken irade ve anayasal dayanak vardır. Beklentimiz, bu iradenin kalıcı bir Afet Yasası ile taçlandırılmasıdır” ifadelerini kullandı.
Alakuş’un çağrısı, deprem sonrası ekonomik toparlanma sürecinde özellikle ağır yıkım yaşayan ilçelere yönelik özel ve kalıcı düzenleme taleplerini bir kez daha gündeme taşıdı.
