İYİ Parti Hatay Milletvekili Ayhan Şefik Çirkin, 6 Şubat depremlerinden en çok etkilenen illerden Hatay’da depremzedelerin konut, elektrik, su sorunlarının devam ettiğini vurgulayarak, özel kanunlar çıkarılması gerektiğini belirtti. Hükümete çağrıda bulunan Çirkin, “Hatay Milli Güvenlik Kurulu’nun gündemine bugün değilse ne zaman gelecek? Demografik yapısı belli, bu bozuldu. Hatay’ın sıkıntıları belli siyasi açıdan. Yani savaş mı çıkması lazım, Hatay’ın Milli Güvenlik Kurulu özel gündemine girmesi için” dedi. Hatay’da henüz teslim edilen dükkan bulunmadığını söyleyen Çirkin, “Bir dükkanın maliyeti 90 milyon lira. Bu 90 milyona nasıl çıkıyor? 90 milyona 3-4 tane apartman dikilir. Efendim üç katlıymış, işte çelik konstrüksiyonmuş. Bunu neden yaparsanız yapın, akıl eren maliyetler değil. Yani bir yandan deprem ve bir yandan da soygun yapılıyor” ifadelerini kullandı.

Şefik Çirkin, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılı dolayısıyla ANKA Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, 27 Aralık’ta düzenlenen törende, konutların tamamen bitirildiğinin söylendiğini hatırlattı.
Çirkin, “Törende söylendiği gibi konutlar tamamen bitmiş falan değil. Daha inşaatlar devam ediyor. Biz kalıcı konutlarla ilgili hükümete İYİ Parti olarak çok eleştiri getirmiyoruz çünkü darbe ağır ve bu konutların yapımı da çok sürecekti. Bu belliydi. Burada kabahat, hükümetin başta bir yıl sonra da 3 yıl gibi uçuk kaçık süreler vermesiydi” şeklinde konuştu.
“Hatay’da elektrik tüketimi azalmış ama arızanın haddi hesabı yok”
Asıl sorunların kaçırıldığını vurgulayan Çirkin, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Orada bir elektrik sorunu var. Bu bitmek bilmiyor. Elektrik sorunu su sorununa yol açıyor. Elektrik sorunu haberleşme sorununa yol açıyor. İnternet kesiliyor. Doğal gaz da henüz tam anlamıyla konutlara sirayet etmediği için ısınmaya etki ediyor. Dolayısıyla elektrik sorunu başlı başına yaşam kalitesini son derece düşürüyor. 3 yıl aşkın bir süreç geçmiş, Hatay’da elektrik tüketimi azalmış. Çünkü yüzbinlerce insan Hatay’ı terk etmiş, belli bölgelerde yoğunlaşmış, konutlar bir konteynere düşmüş, 5-10-20 metrekareye ve elektrik gereksinimi azalmış. Buna rağmen arızanın haddi hesabı yok.
Şu kış gününde tarımsal sulamada da elektrik kullanılmadığını dolayısıyla kullanımda muazzam bir kapasite düşüklüğünü göz önüne alırsak bu elektriklerin bu kadar kesilmesine akıl erdirmek mümkün değil.
Enerji Bakanı geldi gitti, 3 yıl sonra bu işe el attığını ifade ediyorlar ve enerji şirketlerini ikaz ettiğini söylüyorlar. Ekonomik sorun var.”
Deprem bölgesinde konutların bitip bitmediğiyle ilgili tartışmaları ve eleştirileri hatırlatan Ayhan Şefik Çirkin, “Burada lüzumsuz muhalefet de yanlış. Orada hummalı bir gayret var konutlar için. Bunu da görmek lazım. Çevre Bakanı’nın çok önemli gayretleri var. Ancak Hataylı’nın derdi konut değil ki sadece. Hataylı geçinemiyor. Hataylı aç” diye konuştu.
“Maliye Bakanı Şimşek’in vatandaşın boğazına çöktüğü genelgeler, kurallar, kanunlar birebir uygulanıyor”
Sorunları anlatmaya devam eden ü Şefik Çirkin, sözlerini şöyle sürdürdü:
“SGK Bağ-Kur primini ödemeyen çiftçiye kredi verilmiyor, desteklemeleri ödenmiyor. Böyle saçma bir şey şey olabilir mi? Bu rezalet. Orası deprem bölgesi. ‘Basit usul’deki birçok işletme, bakkalı, kırtasiyecisi deftere tabi oluyor. Yani Maliye Bakanı Sayın Şimşek’in vatandaşın sinekten yağ çıkarmak misali boğazına çöktüğü genelgeler, kurallar, kanunlar Hatay’da da deprem bölgesinde de birebir uygulanıyor.
Mücbir sebep ayrı bir hikaye. Borçlar öteleniyor, öteleniyor, öteleniyor, faizi ile öteleniyor ve katlanıyor. Şimdi bu parayı nasıl ödeyecek?”
“Sanayi Bakanlığı daha bir dükkan teslim etmemiş”
Kentte yapılan dükkanların fiyatlarının yüksekliğine işaret eden Ayhan Şefik Çirkin, şunları kaydetti:
“Sanayi Bakanlığı daha bir dükkan teslim etmemiş. Yani çok ilginç, çok yüksek paralara dükkanlar yapılıyor. Bir dükkanın maliyetinin 90 milyon liraya çıkması söz konusu. Bundan hiç bahseden yok, başka bir yerde de duymuyorum. Yani 90 milyon liraya çıkan bir dükkan… Vatandaş bunu nasıl ödeyecek? Ayrıca bu 90 milyona nasıl çıkıyor? 90 milyona 3-4 tane apartman dikilir. Efendim üç katlıymış, çelik konstrüksiyonmuş… Yani bunu neden yaparsanız yapın, akıl eren maliyetler değil. Yani bir yandan deprem ve bir yandan da soygun yapılıyor. Hükümetin başarılı olduğu konular var elbette. Ama bir idaresizlik ve bir plansızlık söz konusu.”
“Hükümet eşya verecekti, bu söz de tutulmadı. Bari ticareti kolaylaştırın”
Vatandaşların evlerine yerleşmeye başladığını ancak o evlerde elektriği, suyu, doğal gazı, evi döşeyecek ekonomik imkanı bulamadığını anlatan Çirkin, sözlerine şöyle devam etti:
“Bir evde çamaşır makinası, buzdolabı, bulaşık makinası, yaşam alanı kurmak için bir miktar para gerekiyor, bir masraf yapması gerekiyor. Vatandaşta bu yok, Hataylı’da bu yok. Hükümet eşya verecekti, bu söz de tutulmadı. Bunun karşılığında bari ticareti kolaylaştırın. Yani Hatay insanı direniyor, mücadele ediyor. Elinden geleni yapıyor.”
Hatay’ın depremi yaşayan 11 ilden en fazla zarar gören ve kayıp yaşayan il olduğunu vurgulayan Ayhan Şefik Çirkin, “Hatay korkunç bir tahribat görmüş. Bu sorunlar olduğu gibi yerinde duruyor. Hükümete konutlar için gecikse de teşekkür ediyoruz ama hiç kusura bakmasınlar, Hatay’da yaşam kalitesi çok düşük ve yaşam şartları çok zor” diye konuştu.
Hatay’ın ticaretini, ekonomisini düzeltmek için kentin çiftçisine, esnafına özel kanunlar çıkarılması gerektiğini vurgulayan Çirkin, hükümete şu çağrıda bulundu:
“Ben milletvekili olduğumda Meclis’te yaptığım ilk konuşmada, kürsüye ilk çıktığımda Hatay’ın siyasi konumundan da dolayı Milli Güvenlik Kurulu özel gündemine alınmasını istemiştim, Hatay pozitif Ayrımcılık yapılması için.
Bir kere Hatay’ı şöyle değerlendirmek lazım: Hatay Fransız’dan kurtulmadı. Biz öyle bakıyoruz olaya. Hatay bağımsız bir devlet olarak parlamento kararıyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne katıldı. Yani bir devletin bir başka devlete katılması dünyada ilktir ve Batı bunu hala hazmedememiştir. Hatay üzerine özel çalışmalar yapmaktadır. Şimdi hâl böyleyken Hatay insanına özel bir ihtimam gösterilmesi ve Hatay’a çok özel bir şekilde bakılması gerekirken, Milli Güvenlik Kurulu buna önemli bir çare olacaktı. Israrla bunu istedik ama hükümet bundan kaçtı.
Kaynak ANKA
