52 kişinin yaşamını yitirdiği Cemil Çapar Apartmanı davasında mahkeme, sanıkların savunmalarını reddetti. Aynı koşullarda ayakta kalan binalara işaret eden mahkeme, yıkımın büyük ölçüde insan kaynaklı olduğunu vurguladı.

Hatay 3. Ağır Ceza Mahkemesi, 6 Şubat depremlerinde yıkılarak 52 kişinin hayatını kaybettiği Antakya’daki Cemil Çapar Apartmanı davasına ilişkin gerekçeli kararı açıkladı. Kararda, “bilinçli taksir” suçundan 17 yıl 6 ay hapis cezası verilen 6 sanığın, “öngörülemez yüksek ivme” ve “yönetmelik yetersizliği” yönündeki savunmalarına itibar edilmediği, aynı bölgede, aynı dönemde ve benzer şartlarda yapılan bazı binaların ayakta kalmasının da bu değerlendirmeyi desteklediği belirtildi.
87 sayfalık gerekçeli kararda, sanık savunmaları ile katılan ve tanık beyanlarına, bilirkişi raporlarına yer verildi. Kararda, kolon kesildiği iddiasına ilişkin belediyelere yazı yazıldığı, 4 Mayıs 2010 tarihli yapı ruhsatı bulunduğu ve tadilat projesine rastlanmadığı belirtildi. Bilirkişi raporlarında da kolon kesildiğine dair bulgu olmadığı ifade edildi. Zemine ilişkin incelemede ise Mart 2010 tarihli Zemin Etüt Raporu’nun yürürlükteki mevzuata uygun hazırlandığı, temel zemin parametrelerinin dikkate alındığı ve binanın zemin sıvılaşması nedeniyle yıkıldığına dair bir tespit bulunmadığı kaydedildi. Gerekçeli kararda, sanıklar Mehmet Özkan, Yusuf Özkan, Mehmet Güçlü, Habip Turhaner, Bülent Kimyon ve Levent Numanoğlu’nun dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davrandıkları; mevcut sonucun gerçekleşmesinde etkili oldukları; binadaki “asli kusurları” nedeniyle yapının kısa sürede yıkıldığı ve 52 kişinin yaşamını yitirdiği belirtildi.
Sanıkların “öngörülemez yüksek ivme” ve “deprem yönetmeliğinin yetersizliği” yönündeki savunmalarına itibar edilmediği aktarılan gerekçeli kararda, şunlar kaydedildi:
“Yapılan bilirkişi değerlendirmesinde; deprem güvenliğinin önemsendiği ve yapım ile konstrüktif kuralların titizlikle uygulandığı, yani sünek davranışın sağlandığı tüm betonarme binalarda, kısmi deprem hasarı olsa bile can kaybına yol açacak toptan göçmelerin oluşmaması gerektiğinin ifade edildiği; ayrıca aynı bölgede, aynı dönemde, aynı şartlar ve aynı malzemelerle yapılan binaların bir kısmının yıkılıp bir kısmının ayakta kalmasının da bunun bir kanıtı olduğu belirtildi. Yaşanan deprem felaketinde Deprem Yönetmeliği’ne uygun olarak yapılan birçok binanın yıkılmadığı kaydedildi.
