Cuma, Şubat 27, 2026
No menu items!
Ana SayfaHatayHatay’da su krizi derinleşiyor

Hatay’da su krizi derinleşiyor

 

 

Hatay Akademik Meslek Odaları Koordinasyon Kurulu (HAMOK) ile Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri (DAÇE), 6 Aralık 2025 tarihinde düzenledikleri “Su ve Kuraklık Çalıştayı”nın sonuç bildirgesini kamuoyuyla paylaştı.

Bildirgede Hatay’ın iklim krizinin etkilerini en yoğun hisseden illerden biri olduğu vurgulandı. Kuraklık, su kaynaklarındaki azalma ve 6 Şubat depremleri sonrası hasar gören altyapının su yönetimini daha kırılgan hale getirdiği belirtildi. Suyun; ekonomi, tarım, halk sağlığı ve yaşam kalitesi açısından hayati bir unsur olduğuna dikkat çekilerek, “Su yoksa yaşam da yoktur” denildi.

 

Yanlış tarım politikaları, plansız sanayileşme, çarpık kentleşme, sulak alanların korunmaması, vahşi madencilik faaliyetleri ve küresel iklim krizi nedeniyle su varlıklarının hem miktar hem de kalite açısından hızla gerilediği ifade edildi. Doğu Akdeniz Havzası’nda son 15 yılda yaklaşık yüzde 40 oranında su kaybı yaşandığına dikkat çekilerek, Çukurova’nın ciddi bir su kriziyle karşı karşıya olduğu kaydedildi.

 

Çalıştayın panel bölümünde; Hatay’daki su kaynaklarının potansiyeli ve mevcut durumu, kuraklık eğilimleri, çiftçilerin yaşadığı sorunlar ve kuraklığın insan sağlığı üzerindeki etkileri ele alındı. Yerel yönetimler, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla oluşturulan çalışma masalarında ise kısa ve orta vadeli çözüm önerileri tartışıldı.

 

HAMOK ve DAÇE, su yönetimindeki hukuki boşlukların giderilmesi için kamu yararını esas alan kapsamlı bir “Su Kanunu” çıkarılması gerektiğini belirtti. Bu kanunun; suya duyarlı şehir planlamasını, havza bazlı koruma ve taşkın-kuraklık yönetim planlarını, yağmur suyu hasadı ve gri su geri kazanım sistemlerini içermesi gerektiği ifade edildi.

 

Ayrıca HATSU tarafından kuraklık risk haritalarının hazırlanması, “Kuraklık Faaliyet Planı” oluşturulması ve 2026-2056 yıllarını kapsayan içme suyu, atık su ve yağmur suyu yönetimine ilişkin bir master plan hazırlanması önerildi. Olası susuzluk dönemlerinde planlı su kesintileri dahil olmak üzere uygulanacak tedbirlerin önceden belirlenmesi gerektiği kaydedildi.

 

Asi nehri ve Amik gölü için özel çağrı

 

Açıklamada, Asi Nehri’ndeki kirliliğin önlenmesi ve nehrin doğal akış yapısının korunması için havza bazlı bir rehabilitasyon projesinin acilen başlatılması gerektiği belirtildi. Nehrin doğduğu noktadan denize döküldüğü yere kadar sınır aşan bir su kaynağı olduğuna dikkat çekilerek, ilgili ülkelerle uluslararası hukuk çerçevesinde iş birliği yapılması çağrısında bulunuldu.

 

Kurutulan Amik Gölü’nde ise ekolojik dengenin yeniden sağlanabilmesi için bilim kurulunun oluşturulması ve uzun vadeli restorasyon çalışmalarının başlatılması gerektiği ifade edildi.

 

Tarımda su tasarrufu zorunlu olmalı

Tarımsal sulamada vahşi sulama yöntemlerinden vazgeçilmesi gerektiği vurgulanırken, damlama ve yağmurlama sistemlerinin yaygınlaştırılması için çiftçilere hibe ve destek programları uygulanması istendi. Arıtılmış atık suların tarımsal sulamada kullanılması, kapalı sulama sistemlerine geçiş ve ekolojik tarım uygulamalarının teşvik edilmesi öneriler arasında yer aldı.

Depremden etkilenen çiftçilere yönelik özel destek programlarının devreye alınması gerektiği de bildirgede yer buldu.

 

 

Su kaynakları üzerinde baskı oluşturan beton santralleri, taş ocakları ve maden ocaklarının kaldırılması gerektiği belirtilirken, vahşi madencilik faaliyetlerinin engellenmesi istendi. Aşırı su tüketen ve su kirliliğine neden olan sanayi tesislerinin rehabilite edilmesi, arıtılmış su kullanımının zorunlu hale getirilmesi ve teknik olarak kirliliği önleyemeyen işletmelerin kapatılması çağrısında bulunuldu.

 

 

 

Toplumsal farkındalık ve şeffaflık vurgusu

Su tasarrufu ve su kirliliğinin önlenmesi konusunda kamu spotları, eğitim programları ve bilinçlendirme kampanyaları düzenlenmesi gerektiği ifade edildi. Kamu kurumlarının doğru ve şeffaf bilgi paylaşımında bulunmasının önemine dikkat çekildi.

 

Sonuç bildirgesinde, “Hatay’da su güvenliği seferberliği başlatılmalıdır. Aksi halde kentin su geleceği miktar ve kalite açısından yetersiz ve kırılgan hale gelecektir” denildi. İklim, su, enerji, tarım ve ekosistem politikalarının havza ölçeğinde, bütüncül ve katılımcı bir anlayışla planlanması gerektiği vurgulandı.

 

 

RELATED ARTICLES

Yorum Yaz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

EN SON HABERLER