Pazartesi, Mart 16, 2026
No menu items!
Ana SayfaSamandağAsi Nehri’nin ekosistemi tehdit altında

Asi Nehri’nin ekosistemi tehdit altında

 Samandağ ilçesi Çöğürlü Mahallesi’nde, 25 yıldır faal olan Gür-Kal İnşaat’a ait Kalker Ocağı Kırma ve Eleme Tesisi ile Hazır Beton Tesisi’nin ekosisteme ve halkın sağlığını tehdit ettiği ifade edildi. Çöğürlü Muhtarı Kıymet Doğru ve mahalleli, zaman zaman eylemler yaparak yaşananlara dikkat çekmeye çalışıyor.

 

Lavc59.13.101Hatay’ın Samandağ ilçesi Çöğürlü Mahallesi’nde, “Asi Nehri’nin ekosistemini ve halk sağlığını tehdit ettiği” belirtilen Gür-Kal İnşaat’a ait beton santraline tepkiler büyüyor. DSİ’nin nehir yatağındaki daralma nedeniyle “telafisi imkânsız zararlar oluşabilir” raporuna rağmen, tesisin çalışma süresinin 16 saate çıkarıldığı belirtildi.

İklim Adaleti Koalisyonu’ndan Çiğdem Özbaş, Asi Nehri’nin Akdeniz’e dökülmeden önceki son duraklarından olan Samandağ Çöğürlü Mahallesi’nde yaşanan çevre felaketine dikkati çekti. Gür-Kal İnşaat’a ait Kalker Ocağı Kırma ve Eleme Tesisi ile Hazır Beton Tesisi’nin, nehir ekosistemini ve mahalle sakinlerinin sağlıklı yaşam haklarını yok sayarak faaliyetlerini sürdürdüğünü belirten Özbaş, sürecin bir halk sağlığı ve güvenlik krizine dönüştüğünü savundu.
İşletmenin faaliyet alanını Asi Nehri’nin yatağını da kapsayacak şekilde genişletmesinin mahalle halkının yaşama ve mülkiyet hakkını tehlikeye attığını ifade eden Özbaş, “Pasa sahasının nehir sınırları içine kaydırılması sadece mahalle sakinlerini değil, işletme çalışanlarını da büyük bir riskle karşı karşıya bırakmaktadır” dedi.
DSİ raporu tehlikenin boyutunu ortaya koydu

Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü’nün 16 Ocak 2025 tarihli resmi yazısında, işletmenin bölgedeki hava, gürültü ve ısı kalitesini bozduğu, nehir yatağının daralmasıyla sel ve taşkın risklerinin telafi edilemez boyutlara ulaştığı açıkça belirtildi. Mahalle sakinlerinin bu raporu dayanak göstererek 17 Eylül 2025 tarihinde MAPEG’e yaptıkları başvurunun ise “zımnen reddedildiği” ifade edildi.
Özbaş, DSİ’nin çevresel felaket riskine dair raporuna rağmen, Hatay Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından üç hafta gibi ivedi bir hızla kapasite artış izni verildiğini, ayrıca kapasite artışı için halkın katılımı toplantısı yapılmadan, bir hafta içinde “ÇED Olumlu” kararı çıkarıldığını vurguladı.
“Üzüntü ve şaşkınlıkla öğrendik”
Hukuki süreçler devam ederken yeni bir gelişmenin yaşandığını aktaran Özbaş, “Geçen yıl ekim ayında belirtilen 8 saatlik tek vardiya çalışma süresinin, Samandağ Kaymakamlığı’ndan 5 Mart 2026 tarihinde gelen yazıyla 07.00-23.00 saatleri arasında iki vardiyaya çıkarıldığını üzülerek ve şaşkınlıkla öğrendik” bilgisini paylaştı.
Çöğürlü Mahallesi Muhtarı Kıymet Doğru da ve yöre halkının üç dava açtığını ve şu taleplerde bulunduklarını bildirdi:
“DSİ raporuyla oluşan yeni hukuki durum nedeniyle işletme ruhsatının iptal edilmesi ve idari başvurunun reddi işleminin durdurulması, halkın katılımı olmadan bir haftada çıkarılan ‘ÇED Olumlu’ kararının iptali, Çevre Kanunu’nun 9. maddesi uyarınca, Asi Nehri yatağının işletme tarafından eski haline getirilmesi.”
“Zararın telafisi imkânsız hale gelecek”
İklim Adaleti Koalisyonu, projenin işletilmeye devam etmesi halinde fauna, flora, biyolojik çeşitlilik, tarım ve hayvancılık faaliyetleri ile kültürel mirasın geri dönülemez şekilde zarar göreceğini belirtti. Pasa depolama alanı olarak kullanılan nehir yatağının daralmasının ekosistemi tamamen yok edeceği uyarısı yapıldı. Açıklamanın sonunda, 25 yıl önce “ÇED gerekli değildir” denilerek açılan ve denetimsiz şekilde çalışan tesisin faaliyetlerinin ivedilikle sonlandırılması ve Asi Nehri yatağının şirket tarafından eski haline döndürülmesinin sağlanması talep edildi.
“İş yeri niteliği olmayan bir işletmeye 16 saat çalışma iznini kim veriyor?”
Muhtar Doğru da şöyle konuştu:
“8 saat çalışabilir izni alan bir işletmeye kim ve nasıl 16 saat çalışabilir izni veriyor? Araçlar sabah 08.00’dan gece 22.00’ye kadar kesintisiz geçerken, o araçların ne kadar yük taşıdığını kimler ve nasıl tespit ediyor? Belli bir kapasitenin aşılmaması lazım. O kapasitenin aşılıp aşılmadığını denetleyen bir kurum ya da kişi var mı? Mesela, mahalle halkının tarım alanlarının talan edildiğini gördük. Belediyeden gelen kadastro memurlarıyla tespit ettik. Biz şikâyet edildik, savcılık iş yeri niteliği yok demiş işletme için. Bizim davamızda ‘kovuşturmaya yer yok’ denmiş. Yani biz suçlanıyorduk, aklandık. Ama iş yeri niteliği yok deniyor. İş yeri niteliği olmayan bir işletmeye 16 saat çalışma iznini kim veriyor?”
“Bu karar, var olanın kâğıt üstünde onaylanmış hâli”
Söz konusu işletmeyle ilgili Çevre ve Şehircilik İl Müdürüne ulaştıklarını, konunun kurumlarıyla alakalı olmadığını belirttiğini kaydeden Doğru, şunları söyledi:
“Yatırım İzleme Koordinasyon Başkanlığı’na gittik. Ayrıca aynı kişi Antakya Kaymakamı olur. ‘Benlik bir durum yok’ dedi. ‘Samandağ Kaymakamı’nın işidir’ dedi. Samandağ Kaymakamı da ‘belediyeye gidin’ dedi. İşte biz belediyeye gittik. Belediye başkanına bir türlü ulaşamadık. Diğerlerini biz seçmedik ama belediye başkanını biz seçtik. Böyle bir hukuksuzluk varsa, ilk önce kendisinin yanımızda olması gerekirken, belediyede kilitlendi her şey. 16 saat çalışma kararı yeni alındı. Fakat bu işletme kuruldu kurulalı gece de çalışıyordu zaten. Malumun ilanı oldu bu karar. Ara ara halk olarak eylemler yapıyorduk. Bu direncimizi kırmak için verilen bir karardı aslında. Bu karar, var olanın kâğıt üstünde onaylanmış hâli. Peki kim verebiliyor bizim adımıza bu kararı?”
Kıymet Doğru, “25 yıldır aktif olan bir işletme küçücük bir yerde başladı. Bir tane konkasör, iki tane hurdadan bozma bir konkasörle işe başladı. 25 yıl içinde devasa bir şekilde büyüdü. Asi Nehri’nin alanı daraltılırken, Asi’den sorumlu insanlar neredeydi? SİT alanındaki tarihi eserler patır patır patlatılırken, ki bu Çöğürlü’de herkesin malumu, niye kimse sesini çıkarmadı?” diye konuştu.

 

 

 

 

RELATED ARTICLES

Yorum Yaz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

EN SON HABERLER