Antakya Çevre Koruma Derneği, 5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, “Doğayı Savunmak Yaşamı Savunmaktır”denildi
Hatay’da çevre sorunlarına dikkat çeken Antakya Çevre Koruma Derneği, 5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, deprem, sel ve ekolojik yıkımın gölgesinde çevre mücadelesinin her zamankinden daha önemli hale geldiğini vurguladı.
Dernek Başkanı Nilgün Karasu adına yapılan açıklamada, Dünya Çevre Günü’nün kutlamadan çok yaşanan çevresel tahribatları hatırlama ve yetkilileri göreve çağırma günü olarak karşılandığı belirtildi.
Açıklamada, 6 Şubat depremlerinin ardından geçen sürece rağmen Hatay’ın hâlâ enkaz, çevresel kirlilik ve plansızlığın yükünü taşıdığı ifade edilerek, deprem sonrasında ortaya çıkan molozların taşınması ve depolanması sürecine ilişkin kamuoyunun yeterince bilgilendirilmediği savunuldu. Kentte yaşayan vatandaşların toz, asbest riski ve çevresel kirlilikle baş başa bırakıldığı öne sürüldü.
Geçtiğimiz günlerde yaşanan sel felaketine de değinilen açıklamada, dere yataklarının yapılaşmaya açılması, doğal su yollarının tahrip edilmesi ve yetersiz altyapının felaketin boyutlarını artırdığı ifade edildi. “Yağmur değil, ihmaller felakete dönüşmektedir” denilen açıklamada, doğayla uyumlu şehir planlamasının önemine dikkat çekildi.
Hatay’da ve Türkiye’nin birçok bölgesinde doğanın sistematik bir baskı altında olduğu belirtilen açıklamada, taş ocakları, madencilik faaliyetleri, zeytinlik alanlara yönelik tehditler ve tarım arazilerinin betonlaşmasının ekolojik dengeyi olumsuz etkilediği kaydedildi. Asi Nehri’nin yıllardır kirlilik baskısı altında bulunduğu, sulak alanlar ile biyolojik çeşitliliğin de ciddi risklerle karşı karşıya olduğu ifade edildi.
İklim krizinin etkilerinin her geçen gün daha fazla hissedildiğine işaret edilen açıklamada, kuraklık, aşırı sıcaklıklar, seller ve orman yangınlarının yaşamı tehdit ettiği vurgulandı.
Antakya Çevre Koruma Derneği, çevre mücadelesinin aynı zamanda yaşam mücadelesi olduğunu belirterek şu talepleri sıraladı:
- Hatay’ın yeniden inşa sürecinin rant odaklı değil, bilimsel veriler ve kamu yararı doğrultusunda yürütülmesi,
- Dere yatakları, tarım alanları ve doğal yaşam alanlarının yapılaşma baskısından korunması,
- Taş ocakları ve ekolojik yıkıma neden olan projelerin etkin şekilde denetlenmesi,
- Asi Nehri’nin korunması ve temizlenmesi için acil eylem planı hazırlanması,
- İklim krizini derinleştiren politikaların terk edilerek yerel halkın karar süreçlerine katılımının sağlanması.
Açıklamanın sonunda, çevreyi korumanın yalnızca ağaç dikmekten ibaret olmadığına dikkat çekilerek, “Çevreyi korumak; insan yaşamını, kentleri, tarımı, suyu ve geleceği korumaktır” ifadelerine yer verildi.
Antakya Çevre Koruma Derneği, toprağı, suyu, havayı, Asi Nehri’ni, zeytinlikleri, ormanları ve gelecek kuşakları koruma mücadelesini sürdüreceğini belirterek, “Doğayı savunmak, yaşamı savunmaktır” mesajını yineledi.
