‘Çocukları sermayeye peşkeş çekiyorlar’

MESEM kapsamında çalıştırılırken yaşamını yitiren 16 yaşındaki Mahir Buğra Karagön’ün davasında tutuklu iki sanık tahliye edildi. Aile, “Devlet patronu koruyor. Öğrencileri, çocukları sermayeye peşkeş çektiğinin kanıtıdır” dedi.

Hatay’ın İskenderun ilçesinde MESEM kapsamında Saray Pastanesi’nde resmi tatil olan 1 Mayıs’ta çalıştırılırken elektrik akımına kapılarak yaşamını yitiren 16 yaşındaki Mahir Buğra Karagön’ün ölümüne ilişkin davanın ilk duruşması görüldü. Mahkeme, tutuklu sanıklar Sami Çelik ve Hacı Yaşarsoy’un tahliyesine karar verdi.

Aile yakınları, devletin patronu koruduğunu, buna karşılık mağdurların ve çocukların yalnız bırakıldığını belirterek, “Devletin bir kez olsun daha gördük. İşverene destek verip, işvereni koruduğu fakat mağdurları yerle yeksan ettiğini bir kez daha kanıtlamış oldu. Öğrencileri, çocukları sermayeye peşkeş çektiğinin bu kanıtıdır” dedi.

İskenderun 12’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada iş yeri sahibi Sami Çelik ve elektrikçi Hacı Yaşarsoy tutuklu, Halil Toktaş ve Kadir Altıntaş ise tutuksuz sanık olarak hakim karşısına çıktı. Dört sanık “taksirle ölüme neden olma” suçundan yargılanıyor.

İş yeri sahibi elektrikçi ve İSG firmasını suçladı

İş yeri sahibi ve tutuklu sanık Sami Çelik, savunmasında Mahir’in ölümünden bir gün önce iş yerindeki bir rafta elektrik olduğunu fark ettiğini, elektrikçi Hacı Yaşarsoy’u çağırdığını söyledi. Çelik’in anlatımına göre elektrikçi ertesi gün iş yerine geldi ve yaptığı kontrolde elektrik kaçağının kaynağını tespit edemedi. Çelik, rafın yeniden monte edilmesi sırasında sigortanın kapatılmasını istediğini ancak Yaşarsoy’un buna gerek olmadığını söylediğini öne sürdü.

Çelik, rafın montajı sırasında Mahir’in de aralarında bulunduğu dört kişinin rafı tuttuğunu, kendisinin ise vidayı sıktığını söyledi. Vidayı sıktığı sırada Mahir’in elektrik akımına kapıldığını belirtti.

Çalışırken yok yazılmadı, öldüğünde devamsız oldu

 

Avukat Mehtap Sert, Mahir Buğra’nın 1 Mayıs’ta neden çalıştırıldığını, hangi eğitimi aldığını ve iş yerinde iş sağlığı ve güvenliği denetimi yapılıp yapılmadığını sordu.

Çelik, bu konuda okul müdürüyle görüştüklerini ve tatilde ücret karşılığında iş yerinde çalıştırılmasına izin veren bir genelge yayımlandığını öğrendiğini öne sürdü. Çelik, Mahir’in okul dışında ücret karşılığı ve “çocuğun rızası” ile çalıştığını savunarak, “Fazlasıyla ücretini ödeyerek, çocuğun rızası ile mesai yapıyordu” dedi. Çelik ayrıca, “Okul müdürüyle konuştuk, bir genelge yayımlanmış. Okul dışında parasını alarak çalışıyor” şeklinde savunma yaptı. Ancak duruşmada söz konusu genelgenin adı, tarihi ve içeriğine ilişkin ayrıntı ortaya konulmadığı gibi böyle bir genelgeye rastlanmadı.

 

Kaza sonrası iş güvenliği şirketiyle ilgili iddia

Duruşmada iş güvenliği şirketinin kazanın ardından yaptığı işlemlere ilişkin de anlatımlar gündeme geldi. Sami Çelik’in iddiasına göre iş güvenliği şirketi, kazanın ardından iş yerine girerek inceleme yapmak yerine dükkanın yanındaki parka gitti. Şirket iş yerini telefonla aradı; bunun üzerine iş yeri sahibinin oğlu parka gitti. Daha sonra iş güvenliği şirketi ile iş yeri sahibi tarafının eve geçtiği ve burada bazı evrakların düzenlenerek imzalandığı belirtildi.Mahir’den bir gün önce aynı iş yerinde elektrik çarptı
Mahir Buğra Karagön’ün babası Abdullah Karagön, davada kusuru bulunan tüm sanıklardan ve özellikle iş yeri sahibi Sami Çelik’ten şikâyetçi olduğunu söyledi.

Karagön, Mahir’in yaşamını yitirmesinden yalnızca bir gün önce aynı iş yerinde A.A. isimli MESEM’li kız çocuğunun da elektrik akımına kapıldığını anlattı. Olay sonrası öğretmenlerin iş yerine geldiğini belirten Karagön, kendisinin “Tutanak tuttunuz mu?” diye sorduğunu, öğretmenlerin ise “Tutmadık” yanıtını verdiğini söyledi. Karagön, “Denetlemeye gittiniz mi?” sorusuna da “Gitmedik” yanıtı aldığını aktardı. Raporda kaçak akım rölesinin iptal edildiği ve iş yerinde topraklama hattı bulunmadığının tespit edildiğini belirten Karagön, daha önce yaşanan elektrik olayına rağmen gerekli önlemlerin alınmadığını söyledi.

 

Mahir’in telefonundan çalışma görüntüleri çıktı

Mahir’in telefonunda çalışma koşullarını gösteren videolar bulunduğunu belirten aile, görüntülerden birinde Mahir’in çalışma saatinin uzamasına tepki gösterdiğini aktardı. Mahir’in videoda, “Saat 3’te çıkarsınız, demiştiniz usta. Bak saat 19.30 oldu” dediğini gazetemizde de aktarmıştık. Aile, Mahir’in 1 Mayıs’ta çalışırken yaşamını yitirmesine rağmen SGK kaydında o günün “0” olarak gösterildiğini belirtti.

 

Okul yerine iş yerine gittiğinde yok yazılmamış

Baba Karagön, Mahir’in koordinatör öğretmeniyle WhatsApp yazışmasında “Hocam normalde yarın okul günüm. Usta işe çağırıyor. Bilginiz olsun. Yok yazılır mıyım?” mesajına öğretmenin “Yok yazılmazsın” yanıtını verdiğini belirtti. Mahir Buğra’nın karnesinde de ilk dönem hiç devamsızlık görünmemesi bunu doğruluyor.

Avukat Sert: Dosya ağır cezaya gönderilsin
Avukat Mehtap Sert, Mahir Buğra Karagön’ün iradesi dışında çalıştırıldığını belirterek, “Görevsizlik kararı verilerek dosya Ağır Ceza Mahkemesine gönderilsin. Sanıklar bilinçli taksirle yargılanmalı” dedi.

Duruşmada tanık olarak dinlenen H.H.D. ise olaydan bir gün önce aynı iş yerinde başka bir çalışanın elektrik akımına kapıldığını anlattı. H.H.D, “Dolabı monte ettiler, bize temizleyin dediler. A.A.’yı elektrik çarptı. Elektrikçi o gün gelmedi. Bir gün sonra geldi. Elektrikçi kaçak yok dedi. Dolabı takmaya başlayınca Buğra’ya elektrik çarptı” diye konuştu.

Duruşmanın sonunda mahkeme, tutuklu sanıklar iş yeri sahibi Sami Çelik ile elektrikçi Hacı Yaşarsoy’un tahliyesine karar verdi. Böylece davada tutuklu sanık kalmadı.

 

Tahliyelerin ardından aile adliye önünde: Adalet yok

Duruşmanın ardından Mahir Buğra Karagön’ün ailesi ve yakınları adliye önünde basın açıklaması yaptı. Sanıkların tahliye edilmesine tepki gösteren aile, karara itiraz edeceklerini belirterek “Adalet yok” dedi.

Açıklamada konuşan Avukat Mehtap Sert, sanıkların tahliye edilmesinin ailenin beklediği bir karar olmadığını söyledi. Mahir’in devlete teslim edilmiş bir öğrenci olduğunu belirten Sert, “Devlet onu korumakla yükümlüydü. Bir kez daha korumakla yükümlü olduğu bir çocuk hayatını kaybetti” dedi.

Sert, sanık Sami Çelik’in duruşmadaki savunmasına dikkat çekerek, Mahir’in ölümünden bir gün önce işyerinde elektrik çarpması yaşandığını ve tehlikenin fark edildiğini söyledi. Buna rağmen ertesi gün Mahir’in elektrik bulunan rafı tutmasına izin verildiğini belirten Sert, “Kendisinin bir gün önce oranın tehlikeli olduğunu kabul etmesine rağmen ertesi gün bu konuda hiçbir eğitim almamış Mahir Buğra’nın onu tutmasına izin verdiğini kendisi kabul etti” diye konuştu.

İş güvenliğiyle ilgili evrakların olaydan sonra düzenlendiğini ve imzaların sahte olduğunu ileri süren Sert, depremden sonra işyerine defalarca elektrikçi çağrıldığının da duruşmada dile getirildiğini söyledi.

Dosyadaki tanıkların dinlenmesine ilişkin de itirazlarını dile getiren Sert, Mahir’in ölümünden bir gün önce elektrik akımına kapılan çocuğun tanık olarak dinlenmediğini, elektrik çarpması olayını görmeyen başka bir çocuğun tanık olarak dinlendiğini belirtti. Yargılama sırasında avukatların savunma görevini yerine getirmesinin de engellenmeye çalışıldığını savunan Sert, “Yargılamanın usulünü kabul etmek mümkün değildir” dedi.

Sert, 16 yaşındaki Mahir’in ölümünün ardından sanıkların tahliye edilmesine de tepki göstererek, “Mahir Buğra Karagön bu dosya için suçlu değildir, buradaki mağdurdur” dedi. Tahliye kararına itiraz edeceklerini belirten Sert, duruşmanın ocak ayına ertelendiğini ve tutukluluk konusunda da itiraz yollarını kullanacaklarını söyledi.

 

“Çocuğumuzu kime güvenerek teslim edeceğiz?”

Aile adına yapılan açıklamada ise Milli Eğitim Bakanlığı ve ilgili kurumlara tepki gösterildi. Mahir’in annesi Serap Karagön, oğlunu MESEM’e kaydettirdiği için kendisinin mi suçlu olduğunu sorarak, Mahir’in yiyecek içecek bölümünde eğitim alırken başka işlerde çalıştırılmasına ve okul yönetimine yaptığı başvurulara rağmen gerekli işlemlerin yapılmadığını söyledi.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e seslenerek; “Çocuğumuzun arkasında durmadınız. Öğrencinizi korumadınız” diyen Karagön, sanıkların tahliye edilmesine tepki gösterdi. Oğlunun ölümünden sorumlu olduğunu düşündüğü kişilerin dışarıda olmasının kendisi için kabul edilemez olduğunu belirten Karagön, “Onlar dışarıda dolandığı zaman ben nefes alamıyorum” dedi.

Aile ve yakınları, açıklama sırasında Milli Eğitim Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurumları görevlerini yapmaya çağırdı. Abdullah Karagön de yetkililere seslenerek sorumluluklarını yerine getirmelerini istedi. Aile, sanıkların yeniden tutuklanması ve sorumluların cezalandırılması talebiyle hukuki mücadeleyi sürdüreceğini açıkladı.

Anne Karagön, devletin işvereni koruduğunu, buna karşılık mağdurların ve çocukların yalnız bırakıldığını belirterek, “Devletin bir kez olsun daha gördük. İş verene destek verip, işvereni koruduğu fakat mağdurları yerle yeksan ettiğini bir kez daha kanıtlamış oldu. Öğrencileri, çocukları sermayeye peşkeş çektiğinin bu kanıtıdır” dedi.