Milleyha için bütünleşik koruma önerisi

 

Samandağ ilçesindeki Milleyha Sulak Alanı’nın geleceği için hazırlanan çalıştay raporunda, Asi Havzası’ndan denize uzanan bütünleşik koruma modeli önerildi.

Milleyha Sulak Alanı ve Asi Havzası’nın geleceğini ele almak amacıyla 4 Eylül ’da düzenlenen ‘Milleyha’nın Geleceği Çalıştayı’nın sonuç raporu yayımlandı. Vakıfköy Patrik Mesrob II. Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen çalıştayda uzmanlar, kamu kurumları, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, üreticiler ve yerel paydaşlar bir araya geldi. Değerlendirmeler, ‘Milleyha’dan Asi Deltası’na: Karadan Denize Bütünleşik Ekosistem Yönetimi’ başlıklı raporda toplandı.

 

Samandağ Çevre Koruma ve Turizm Derneği Başkanı Mişel Atik’in açılışını yaptığı çalıştayda; sulak alan yönetimi, ekolojik restorasyon, su kaynakları ve bilimsel izleme konuları ele alındı. Katılımcılar, Milleyha’nın korunması için farklı disiplinlerin ortak hareket etmesi gerektiğine dikkat çekti.

 

 

 

126 HEKTARLIK ALANLA SINIRLI DEĞİL

 

Raporda, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü kayıtlarında 126 hektar olarak tanımlanan Milleyha’nın, ekolojik açıdan çok daha geniş bir sistemin parçası olduğu belirtildi. Asi Nehri, Asi Deltası, yüzey ve yeraltı suları, tarım alanları, sazlıklar, tuzcul habitatlar, kıyı kumulları, Samandağ kumsalı ve sığ deniz alanlarının birbiriyle bağlantılı olduğu vurgulandı. Bu nedenle koruma çalışmalarının yalnızca sulak alanın mevcut sınırları içerisinde yürütülmemesi, Milleyha ile Asi Deltası’nı birlikte kapsayan bütünleşik bir yönetim modelinin geliştirilmesi önerildi.

 

SU KAYNAKLARI İZLENECEK

 

Raporda, bölgede yapılacak fiziksel müdahalelerden önce ekosistemin işleyişinin bilimsel verilerle ortaya konulması gerektiğine işaret edildi. Yüzey ve yeraltı suları, kanallar, drenaj sistemleri ve kuyuların haritalanması, su seviyesi, akış ve su kalitesinin düzenli izlenmesi önerildi. Bu çalışmaların ardından hidrolojik ve hidrojeolojik model oluşturulması gerektiği kaydedildi. Kirlilikle mücadelede yalnızca alandaki atıkların temizlenmesinin yeterli olmayacağı belirtilerek evsel atık sular, tarımsal drenaj, gübre ve pestisit kullanımı, hayvansal kaynaklar ve yüzey akışlarının incelenmesi gerektiği ifade edildi. Kirlilik kaynaklarının belirlenerek kaynağında kontrol altına alınması önerildi.

 

TARIMSAL FAALİYETLER DE ELE ALINDI

 

Raporda, sulak alanın korunmasında tarımsal faaliyetlerin de dikkate alınması gerektiği belirtildi. Toprak analizine dayalı gübreleme, pestisit kullanımının azaltılması, drenaj sistemlerinin izlenmesi, tampon alanların oluşturulması ve agroekolojik üretim yöntemlerinin geliştirilmesi öneriler arasında yer aldı. Bilimsel çalışmaların yerel bilgiyle birleştirilmesi gerektiğine dikkat çekilen raporda, kamu kurumları, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve uzmanların ortak bir hedef doğrultusunda çalışması istendi. Bu amaçla kalıcı bir Milleyha–Asi Deltası Bilim ve Koordinasyon Kurulu oluşturulması önerildi.

 

RESTORASYON ÇALIŞMALARINA BİLİMSEL YAKLAŞIM

 

Raporda, Amik Ovası’ndan Asi Nehri Havzası’na, Samandağ kumullarından Milleyha Sulak Alanı’na uzanan ekolojik ilişkilerin birlikte değerlendirilmesinin önemine de değinildi. Ekolojik restorasyon çalışmalarında su sistemleri, tarım alanları, sulak alanlar, kumul peyzajı ve yerleşim ilişkilerinin bir bütün olarak ele alınması gerektiği belirtildi. Hidrolojik süreçleri, ekolojik dengeleri, yerel kullanımları, sosyolojik yapıyı ve ekonomik koşulları yeterince incelemeden hazırlanan projelerin ekosisteme zarar verebileceği uyarısı yapıldı. Planlama, restorasyon ve tasarım çalışmalarının bilimsel verilere dayanması, farklı uzmanlık alanlarını ve yerel paydaşları kapsaması, ayrıca sürekli izlemeye açık olması gerektiği vurgulandı.

 

 

 

Çalıştay raporunda temel yaklaşım, “Önce anlamak, sonra korumak, gereken yerde restore etmek, sürekli izlemek ve bütün bunları yerel toplumla birlikte yapmak” diye özetlendi.(DHA)