Meclisin görevi  vatadaşların haklarını güvence altına almaktır”

 

 

CHP Hatay Milletvekili Mehmet Güzelmansur, tasfiye kapsamındaki yatırım fonlarına ilişkin kanun teklifinin 3’üncü maddesini eleştirerek yatırımcıların haklarının açık ve şeffaf kurallarla güvence altına alınmasını istedi. Güzelmansur, “Bu Gazi Meclisin görevi vatandaşları belirsizlik içinde bırakmak değil, haklarını güvence altına almaktır” dedi.

 

 

CHP Hatay Milletvekili Mehmet Güzelmansur, TBMM Genel Kurulu’nda Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi’nin 3’üncü maddesi üzerine yaptığı konuşmada, fon mağdurlarının yaşadığı belirsizliklere ve düzenlemedeki adaletsizliklere dikkat çekti.

 

 

 

Yıllarca emek vererek birikim yapan yatırımcıların paralarını ne zaman ve ne ölçüde geri alabileceklerini bilmediklerini belirten Güzelmansur, iktidara mağdurların sesine kulak verme çağrısında bulundu.

 

“SPK’YE VERİLEN YETKİLER AÇIK KURALLARA BAĞLANMALI”

Teklifin 3’üncü maddesiyle Sermaye Piyasası Kuruluna (SPK) tanınan geniş yetkileri eleştiren Güzelmansur, tasfiye kapsamındaki varlıkların değerinin nasıl belirleneceği, nerede ve hangi yöntemlerle satılacağı ve yatırımcılara hangi sırayla ödeme yapılacağı konularında kanunda açık kurallar bulunması gerektiğini söyledi.

 

 

 

Varlıkların gerçek değerinin hangi ölçütlere göre belirleneceğinin ve yatırımcıların ödeme sıralamasının nasıl oluşturulacağının netleştirilmesini isteyen Güzelmansur, şeffaflığın ve hukuki güvencelerin sağlanmasının zorunlu olduğunu vurguladı.

 

“YATIRIMCININ GERÇEK ZARARI HESABA KATILMIYOR”

Fon mağdurlarının yaşadığı somut bir adaletsizliğe de dikkat çeken Güzelmansur, tasfiye kapsamındaki bir fondan elde edilen kazancın başka bir fona yeniden yatırılması ve bu ikinci yatırımda zarar edilmesi durumunda, yatırımcının toplam zararının göz ardı edilebildiğini belirtti.

 

 

 

Bir yatırımcının ilk yatırımında 30 milyon lirasının 100 milyon liraya çıktığını, bu parayı başka bir fona yatırdıktan sonra 200 milyon lira zarar ettiğini örnek veren Güzelmansur, yalnızca ilk yatırımdaki kazancın dikkate alınarak iade talep edilmesini eleştirdi.

 

 

 

Güzelmansur, “Devletin kurumlarına güvenmenin sonucu bu mu olmalı? Böyle bir adaletsizlik olur mu?” diye sordu.

 

“15 BİN YATIRIMCISI BULUNAN FON NEDEN KAPSAM DIŞINDA?”

Güzelmansur, tasfiye kapsamına alınan 131 fon arasında Tera Portföy bünyesindeki fonların da bulunduğunu belirterek, 21 Eylül itibarıyla temerrüt açıklamasına rağmen 15 bin yatırımcısı bulunan bir serbest fonun tasfiye kapsamına alınmamasını eleştirdi.

 

 

 

Söz konusu fonun durumunun ve yatırımcılarının yaşadığı mağduriyetin dikkate alınması gerektiğini ifade eden Güzelmansur, bazı yatırımcılar için erken ara ödeme planlanırken benzer sorunlarla karşı karşıya olan diğer yatırımcıların kapsam dışında bırakılmasının eşitlik ilkesiyle bağdaşmadığını söyledi.

 

“TAMAMLANMIŞ İŞLEMLERDEN DOĞAN ALACAKLAR GÜVENCE ALTINA ALINMALI”

Güzelmansur’un gündeme getirdiği bir diğer konu ise 17 Eylül 2026 tarihli tasfiye kararından önce fon paylarını satmak için talimat veren, takas işlemleri tamamlanan ve paraları blokaj statüsüne geçen yatırımcıların alacakları oldu.

 

 

 

Bu alacakların tasfiye kapsamındaki genel paylaşımın dışında değerlendirilerek ilk nakit mevcudundan öncelikle ödenmesini önerdiklerini belirten Güzelmansur, önerilerinin iktidar tarafından kabul edilmediğini söyledi.

 

 

 

İşlemleri tamamlanmış yatırımcıların alacaklarının neden açıkça güvence altına alınmadığını soran Güzelmansur, vatandaşların birikimlerine kavuşmasının belirsizliğe bırakılmaması gerektiğini vurguladı.

 

“MESELE VATANDAŞIN EMEĞİNİ VE DEVLETE GÜVENİNİ KORUMAKTIR”

Güzelmansur, yatırımcıların haklarının korunması için şeffaflık, adil ödeme sırası, gerekçeli karar, etkili itiraz hakkı ve tamamlanmış işlemlerden doğan alacakların güvence altına alınması gerektiğini belirtti.

 

 

 

Fon tasfiyesinin yalnızca mali bir süreç olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Güzelmansur, sözlerini şu çağrıyla tamamladı:

 

 

 

“Çünkü bu mesele yalnızca fonların tasfiyesi değil, vatandaşın emeğinin ve devlete duyduğu güvenin korunması meselesidir. Dilerim ki bu yanlışlıktan geri dönülür.”