Salı, Mart 24, 2026
No menu items!
Ana SayfaGenelİÇİMİZDEKİ SURİYELİLER ÜZERİNE

İÇİMİZDEKİ SURİYELİLER ÜZERİNE

       Ülkemizde uzun zamandır, Suriye’den gelen konuklarla birlikte yaşıyoruz. Konuklarımızı emperyalistlerin oyun alanına dönmüş yurtlarından ayrılmış, oyunun sonunu bekleyen komşular olarak gördük. Yine de uzun konuklukları karşılıklı yordu. Hoşgörü aşındı. Gitmeleri beklentisi içine girdik. Beklentimiz gerçekleşmeyecek. Çünkü siyasal İslamcı iktidar, ‘Reis’; Suriye üzerinden Ortadoğu’nun yeniden düzenlemesini katkı yapmak, ‘neo Osmanlıcılık’ söylemi kapsamında İslam halifesi/fatihi olma beklentisini sürdürüyor. Emevi Camisi’nde namaz kılma düşü geride kalsa da, elini Suriye’nin içinden çekmiş değil. Ülkemiz içinde ise sığınmacıların gruplaşmaları sonrası, radikal selefi terör örgütlerinin öncülüğünde, kentlerimiz de ‘Suriyeli suç işleme gurupları’ kurulumu/yapılanması oluşmakta.

         Siyasal İslamcı Reis’in, halife/fatih olma istencinin getirdiği ölçüsüz ‘Ensar’ olma isteği, sığınmacı sayısını bilinmez duruma getirdi. Ülkemizde ne kadar Suriyeli sığınmacı var, bilinmiyor. Resmi verilere göre toplam nüfusun yüzde 4,44’ünü ulaştı. Günde ortalama 395 Suriyeli bebek dünyaya gelmekte. Sığınmacı oranı yedi (7) kentimizde nüfusun yüzde 10’nu geçti. Sınır kentlerinde tablo daha korkunç…  Hatay’da üç kişiden biri, Kilis’te üç kişiden ikisi Suriyeli sığınmacıdır. Kentlerde günlük yaşam olumsuz etkileniyor. Alt kültür edimimi hızla yayılmakta; kadın-erkek ilişkisi (çok eşlilik), alışkanlıklar, sosyal yaşam (eğlenme, beslenme, giyim vb.) yeniden kurgulanmaktadır. Doku uyuşmazlığı nedeniyle, kentlerimizde farklı boyutta gerginlikler yaşanmakta. Kentte yaşayanların tamamının katıldığı kavgalar çıkmakta, sığınmacıların kentlerini terk etmeleri istekleri yükselmektedir.

          Suriyeli sığınmacıların sayısal çokluğu ve uzun konukluk süreleri ayrışmayı/ötekileştirmeyi derinleştirdi. Bunda ülkemizde yaşanmakta olan hukuksuzluk, işsizlik, güvensiz hissetme, yoksullaşma ile sığınmacıların içe dönük yaşama, gruplaşma çabası etken. Diğer bir etken ise ötekileştirmenin/ayrışmanın derinleşmesi sonrası sığınmacılar içinde selefi terör örgütlerinin etkinliğinin artması. Genç sığınmacılar arasında, söylem birlikteliğin gelişmesi, duygudaşlarının çoğalmasıdır. Nitekim kent içinde gettolar oluşturup, aralarında özel ‘yönetim izlencesi’ kurgulamaktalar. Kendine özgü yargı, infaz sistemi, koruma/kollama gücü oluşturdular. Dayanışma örgütlerini kurarak ekonomik, siyasi güç odağı, günlük yaşamlarını kolaylaştırıcı ağlar geliştirdiler. İnsan kaçakçılığı, kadın, sigara, uyuşturucu ticaretini kontrol etmekteler. Kurguladıkları oluşumu korumak için terör örgütleri kontrolünde suç örgütleri –mafya- oluşmuş durumda. Artık günlük yaşamlarında ürkek/tedirgin görünseler de kitlesel eylemlerde ötekileştirişi, öfkeli, saldırganlar.

      Suriyeli sığınmacıların geldikleri konum; öfkenin egemen olduğu, birlikte yaşamak istenci yerine öç alma duygusu içeren ‘gettolaşma’ yapılanmasına evirilmesidir. Bu oluşumun tehlikeli olmasının nedeni Suriye’de ki El-Kaide, IŞİD, El-Nusra bağlantılı HTŞ vb. terör örgütü üyeleri ile sığınmacıların arasındaki geçirgenliğin yüksekliğidir. Örneğin Reyhanlı’da yaşanan son olay (9 Haziran 2019),  tehlikenin ne kadar büyük olduğunu gösterdi. Suriye’deki iç çatışmalarda yaralanan, Reyhanlı’ya tedavi için getirilip ölen IŞİD üyesi komutan için düzenlenen cenaze töreninde yaşananlar. Büyük bir kalabalığın katıldığı cenaze töreninde intikam yeminleri edildi. Nefret içerikli tehditkâr/ayrılıkçı –Alevilere ölüm vb.- sloganların atıldığı, terör örgütlerinin flamalarının taşındığı bir eyleme dönüştü. Korku saldılar.

        İçimizdeki tehlike büyüyor. Önlem alınmazsa Suriyeli sığınmacılarla kentlerimizde bedeli ağır kavgalar yaşanacak. Uyarıyorum.

RELATED ARTICLES

Yorum Yaz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

EN SON HABERLER