Önümüzdeki yerel seçimler önemli. Seçimi önemli kılan; ülkeyi egemen kılınmak istenen “Tek adam” parti devleti olgusunun geriletilmesinin, karşıtların (muhalefetin) yerel seçimlerde elde edeceği başarıyla ilintili olması… Bu nedenle muhalefetin taşıyıcı gücü, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) yerel seçimlerle ilgili yapacağı çalışmalar yakından izleniyor. Partinin aday belirleme süreci, adayı ve yerel seçim söylemi, çalışma izlencesi başarılı olmada önemli. CHP’nin yerel örgütlerinin mobilize olması ve muhalefetin bütünleşmeye yaklaşması (ittifakın oluşması) buna bağlı.
CHP üst yönetimi bütünleşmenin yerelde gerçekleşmesi için belde ittifakı, aday üzerinde ittifak, taban da ittifak benzeri söylemler geliştirirken, partinin yerel örgütlerini mobilize edecek uygulamaları öne çıkartmadığı görülmekte. Siyasi partinin başarısı, genel/yerel sorunlara duyarlılığı, doğru politika/çözümler üretmesi örgütlerinin çalışmasının üst sınırı kadardır. Ne var ki yerel seçimlere uzun bir zaman olmasına karşın, CHP üst yönetimi yerel örgütlerde kan dolaşımını hızlandıracak bir çalışma yapmıyor. Bunun yerine; partili olmayan, muhafazakâr/dinci gurubun içinden ötelediği adaylar üzerine yoğunlaşmakta. Geleneksel hale getirdiği (genel/yerel seçimler) bu tavrın partinin büyümesine katkı yapmadığı gibi, parti örgütünü “dumura” uğratarak etkin/verimli seçim çalışmasına engel olduğunu yaşayarak öğrendik/öğreniyoruz.
CHP’nin önümüzdeki yerel seçimdeki başarısı yerel örgütlerinin çalışması ile geliştireceği söyleme bağlı. İttifak oluşturma kaygısı içinde; parti yerel örgütlerini, partilileri yok sayma yoluna gitmemeli. Geliştirilen söylemlerin halka ulaşması, karşılık bulması, seçimin kazanılması yerel örgütler kanalıyla olur. Seçimin kazanılmasında adayın kimliği önemliyse de, belirleyici olan yerel örgütün, partililerin çalışmalarıdır. Bölgesinde bilinen, saygınlığı olan, seçim kazanma potansiyeli yüksek diyerek muhafazakar, milliyetçi (doku uyuşmazlığı olan) adaylarla yola çıkılırsa, seçim çalışmasının etkin/verimli sürdürülmesi mümkün değildir.
CHP’nin bir saplantısı da, yerel seçimleri genel/cumhurbaşkanlığı seçimi ile örtüştürmesi ve söylemlerini buna göre geliştiriyor olması. Oysa ülkenin gündemi genel/cumhurbaşkanlığı seçimi sürecine göre çok farklılaştı. Anılan dönemde, ülke gündemin de olmayan bireysel yoksullaşma ve alım gücü düşüklüğü seçmenin birinci önceliği. Bugün üç kişi bir araya gelse konuşmalarının ağırlıklı konusu, yoksulluk/alım gücü düşüklüğü. Oluşturulan sanal zenginlik kurgusu içinde ‘Reis’e bağlılık hızla geride kalıyor. Arayış içindeler.
Yoksullaşan insanların tercihlerini CHP’den yapa yapmalarını sağlamanın yolu da; artan hukuksuzlukların dillendirilmesi, yapılan yolsuzluklar, ülkenin borcunun artması, lüks uçak alımı, hazinenin yönetiminin ABD’li bir şirkete teslim edilmesinden geçmiyor. Yurttaşlarımızın günü nasıl tamamlarım kaygısı, ülkenin genel sorunlarını gündemlerinden çok uzaklara attı. Bugün işe gidebilecek miyim? Çocuğunun okul giderleri, evinin kirası, faturaları ödeme (elektrik, su, telefon vs.), evime ekmek götürebilecek miyim?…
CHP; yurttaşlarımızın kaygısının giderilmesini çağdaş, üretken, paylaşımcı yerel yönetim anlayışı ile yanıt verilebilir. İdeolojik yaklaşımı içinde olan sosyal belediyecilik kavramı besin maddesi paketi ve giysi dağıtmaktan çıkartılıp, kent yaşamı nasıl ucuzlatılabilir arayışına evirilmesi çözüm oluşturur. Örneğin yurttaşların besin maddesini ucuz ulaşmasını sağlamak için “Tanzim Satış Mağazaları” kurulması/yaygınlaştırılması, üretim/tüketim kooperatiflerinin destekleneceği, kent içi ulaşımın ucuzlatılacağı, su fiyatlarının düşürüleceği, kent içinde insanların oturabileceği sosyal donatı (park, ucuz yiyecek alabileceği mekan) alanlarının oluşturulacağı vb.
Bireysel yoksulluğun derinleştiği, çokça konuşulduğu bir dönemde yerel seçimi almak zor değil. Bunun yolu da CHP’nin önümüzdeki yerel seçimlere partili adaylar ve yaşanabilir ucuz kent oluşturma söylemiyle katılmasıdır.

