Covıd-19 İle Yaşamak!

0
32

 Saygıdeğer okurlarım! Dünya ve Türkiye zor günlerden geçiyor.  COVID-19, dünya nüfusunun azaltılması için bir silaha dönüştürülmüş gibi; kıta, ülke, ırk, din ayırımı gözetmeden tüm insanlığı tehdit ediyor. Zengin fakir fark etmiyor, her yaştan insanları öldürüyor. Koronavirüs ile mücadele eden sağlık çalışanları bile telef oluyor.

Covıd-19 İle Yaşamak!

Özensizce alınan sokağa çıkma yasağı nedeniyle evlerimizden çıkamıyoruz! Çalışmak zorunda kalanlar hariç, hayatı evimizde yaşıyoruz. Öyle anlaşılıyor ki COVID-19 ile daha aylarca yaşayacağız. Türkiye’de 22 Nisan itibariyle Koronavirüs’ten ölenlerin sayısı 2.376’ya yükselmiştir.

Cumhurbaşkanı Sözcüsü İbrahim Kalın, “Genel bir yasağın ekonomik maliyeti büyük olur” demiştir. Yani, ‘ekonomiye maliyeti büyük olmasın’ diye, insanların Korona’dan ölümüne göz yumuluyor. Türkiye, Corona salgınının ekonomik boyutu ile ilgilenenlerin, akıl dışı yönetiminin bedelini ödüyor. Oysa bu salgının ekonomik boyutundan başka, sağlık ve sosyal boyutu da var. Türk halkının sağlığı,  devletin dayandığı bütün mutluluk ve gücün temelidir. Halkın yaşama hakkı, devletin de halkını yaşatmak görevi var!

Ancak panik yapmaya gerek yok! Yaşam, yetersiz önermelerden, yeterli önerme çıkarmaktır.  Unutmayalım: Koronavirüs, alacağımız tedbirlerden daha güçlü değildir. Bilim dünyası Koronavirüs’ü artık tanıyor. Dolayısıyla da hayatı evde yaşarken mutlu olmayı ve bu gerçekle yaşamayı da öğreniyoruz. Çünkü sağlığımız ve zaman en değerli varlığımızdır. Akıl sonradan ah çekmek için değil, düşünüp tedbir almak içindir.

Kadı ki, Cumhur İttifakı tarafından yürürlüğe konulan 7242 sayılı Yasa ile binlerce katil, tecavüzcü, dolandırıcı, sahtekâr siyasi çıkar hesapları nedeniyle serbest kaldılar.  Dışarısı artık çok daha tehlikelidir. En iyisi, hayatı evde yaşamak, işimizi evde yapmaktır.

Hayatı evde yaşarken, bilim insanlarının önermelerini  dikkate almalıyız. Çünkü şans tedbirli kişilerin cephesinde savaşır. Mesela, Dokuz Eylül Üniversitesi Pandemi Bölümü Başkanı Doç. Dr. Yusuf Savran’ın paylaşımlarından Koronavirüs ile mücadele konusunda çok şey öğreniyoruz.  Yusuf Hocanın dediği gibi, COVID-19 ile yaşamaktan başka çaremiz yok. O nedenle, Yusuf Hoca’nın da, diğer bilim insanlarının da COVID-19 ile mücadeleye ilişkin önermelerine aynen uymaya mecburuz.

Bilim insanlarının açıklamalarına göre, havalar ısınsa da virüs yazın etkisini azaltmayacak. Çünkü Brezilya ve Arjantin’de şu an mevsim yaz ama virüs hızla yayılıyor. Dolayısıyla da bilim insanlarınca önerilen tedbirlere uymaya gayret göstereceğiz. Mesela: Bilim insanları, çok çok su içmenin hücrelere nüfuz etmiş COVID-19 virüslerini yok etmeyeceğini söylüyor. Çok su içmek, sadece sık sık tuvalete gitmemize sebep oluyormuş…

Hocalar, el yıkamanın ve 1.8 metre mesafede durmanın, virüsten korunmak için en iyi yöntem olduğunu söylüyor. Eğer evde COVID-19 hastası yoksa,  evdeki yüzeyleri dezenfekte etmek de gerekmiyor. Ayrıca kargo paketleri, benzin pompaları, alışveriş arabaları ya da ATM’ler enfeksiyona neden olmuyor. Ellerimizi yıkayarak hayatımızı normal yaşayabiliriz.

COVID-19 gıda kaynaklı bir enfeksiyon değildir! Grip gibi damlacıkla ilişkili enfeksiyondur. Yemek siparişinde belgelenmiş COVID-19 riski yoktur. Saunaya gitmek de hücreye nüfuz etmiş COVID-19 virüslerini öldürmüyor.  Eve geldikten sonra kıyafetlerimizi değiştirip acilen duş almak da gerekmiyor. Temizlik bir erdemdir, paranoya değil!

COVID-19 virüsü havada asılı durmaz! Yakın teması gerektiren bir damlacık enfeksiyonudur. Temiz havada, parklarda,  bahçelerde (mesafeyi koruyarak) yürüyüş yapmakta sakınca yoktur. Ayrıca COVID-19’a  karşı normal sabun kullanmak yeterlidir. İllâki antibakteriyel sabun almak gerekmiyor.  Zaten virüs bakteri de değildir. Yemek siparişleriniz için de endişelenmenize gerek yok. Ama çok istiyorsanız, mikrodalga fırında birazcık ısıtabilirsiniz.

Ayakkabılarınızla eve COVID-19 getirip hastalanma ihtimaliniz, günde 2 defa üstünüze yıldırım düşmesiyle aynıdır. Damlacık enfeksiyonları böyle yayılmaz. Sirke, sumak, soda, zencefil içmekle/yemekle de virüsten korunamazsınız. Hele eldiven giymek çok kötü bir fikirdir. Çünkü virüs, eldiven üstünde birikebilir. Eldivenle yüzünüze dokunursanız kolayca bulaşır. El yıkamak en iyisidir. Lütfen vücut sağlığınız ile beraber, akıl/düşünce/muhakeme sağlığınızı da koruyun.

Unutmayın: Bozulan psikoloji,   vücut direncini dibe indirir! Her şeyin varken sağlığın, zamanın, sevdiklerin ve özgürlüğün yok ise,  o her şey kocaman bir ‘hiçbir şey’dir! Çaresizlik ise,  bambaşka bir şeydir! Çaresizlik, kalbimizin kanatlanıp gittiği yere, bedenimizin gidememesidir!

Ancak, her şeyin ‘hiçbir şey’ olduğu anda bile, ümit vardır. Eğer bir yerde yaşam varsa, orada umut da vardır. Çünkü umut, insanoğlunun bütün acılarının merhemidir!

Etiketler: iskenderun Haber, İskenderun, Köşe yazısı,

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here