Evlerde hapsolan yaşlılar  

0
55

Saygıdeğer okurlarım! Yaşlılık ölümden çok daha korkunçtur. Bence yaşlılıktaki en acı şey o yaşa gelen insanın, başkalarına sıkıntı verdiğini hissetmesidir. Çünkü gençlikte günler kısa, yollar uzun; yaşlılıkta ise günler uzun, yollar kısadır. Gençliğin güzel bir yüzü, ihtiyarlığın güzel bir ruhu vardır.

Evlerde hapsolan yaşlılar  

Birleşmiş Milletler yaşlılık ilkelerini 1982’de saptamıştır. Yaşlı bireylerin bağımsızlık, katılım, bakım, kendini gerçekleştirme ve itibar hakları var! Yaşlı bireyler, toplumla ilişkilerini sürdürmeli, itibar görmeli ve güven içerisinde yaşamalıdır.

Birleşmiş Milletlerce saptanan yaşlılık ilkelerine göre; yaşlı bireyler beslenme, barınma, giyim gibi temel gereksinimlerini karşılamalıdır. Yaşlılar, gereksinimlerini karşılamak ve sağlık bakımından yararlanmak için yeterli gelire sahip olmalıdır. Yaşlı bireyler, sayılan gereksinimlerini karşılayabilmeleri için ailelerinden, devletten ve toplumun her kesiminden destek almalıdır.

Ayrıca yaşlılar, bireysel tercihlerine uygun, güvenli bir çevrede yaşamalıdır. Yaşadıkları çevre aynı zamanda onlara kapasitelerini geliştirebilecek fırsatlar sunmalıdır. Yaşlılar, mümkün olduğunca kedi evlerinde ya da aile ortamında yaşamalı ve toplumla ilişkilerini sürdürmelidir.

Yaşlı bireyler, asgari düzeyde fiziksel, zihinsel ve ruhsal iyiliği kazandıracak ve sürdürecek sağlık bakımına sahip olmalıdır. Yaşlı bireyler itibar görmeli ve güven içinde yaşamalıdır. Yaşlılar hizmetlerden yararlanırken; yaş, cinsiyet, ırk, etnik köken, özür durumu ya da diğer konumları nedeniyle bir ayırım görmemelidir. Ve her şeyden önce, yaşlının bir birey olduğu göz ardı edilmemelidir. Yaşlıların oturacak bir köşe, bir kap yemek, yatacak yataktan öte, ruhsal, fiziksel ve sosyal korunmaya da ihtiyaçları var!

Hatırlatmakta fayda var! Tam 46 gün önce Korona ile mücadele kapsamında, yaşı 65 ve üzeri olanlara sokağa çıkma yasağı getirilmiştir.  Yaşı 65 ve üzeri olan vatandaşlar haftalardır hiç sokağa çıkmadılar ve uzun bir süredir evde kalmaktan çok bunaldılar. Herkesçe bilindiği gibi, 40’ı çıkan bebeler sokağa çıkar, 40’ı çıkan ölünün matemi biter; 65 yaş ve üstü vatandaşların 40’ı değil artık cılkı çıkmıştır.

Tamam! Bu yaş grubu çok riskli ama çoğu dayanma noktasının sonuna geldiler. Neyse ki Cumhurbaşkanlığı Kabinesince 4 Mayıs itibariyle Koronavirüs önlemleri biraz gevşetilmiş ve 65 yaş ve üstündeki vatandaşların 10 Mayıs Pazar günü saat 11:00-15:00 arasında ve yürüme mesafesinde, maskeli olarak dışarı çıkmalarına izin verilmiştir.

Bu izin, 65 yaş ve üstündeki vatandaşların yürüme mesafesinde biraz hareket etmelerine ve nefes almalarına fırsat verebilir. Oysa 65 yaş ve üstündekilerin daha çok akıl, beden, ruh sağlığına ve D vitaminine ihtiyaçları var! 65 yaş üstündeki vatandaşların D vitamini ihtiyaçlarını karşılamak için güneşe ihtiyacı var! Çünkü D vitamini düşük olanlarda ölüm oranı artıyor. Bu nedenle; 65 yaş ve üstündeki vatandaşların özel araçları ile köy, deniz ya da dağ evlerine gitmelerine de izin verilmelidir. En başta 65 yaş ve üstündeki vatandaşlar kontrollü sosyal hayata geçirilmelidir.

O yüzden, bırakın bu yaşlı insanlar köy, deniz ya da dağ evlerinde biraz nefes alsınlar, hareket etsinler, güneşlensinler. Vücuttaki D vitamini eksikliğini hakiki yoğurt, köy yumurtası ve taze balık ile beslenerek gidersinler.

Aksi takdirde Büyükşehirlerdeki dört duvardan ibaret evlerde Koronavirüs’ten ölmeseler bile;  hareketsizlikten, vücuttaki D vitamini eksikliğinden ya da stresten ölecekler.

Çünkü 65 yaş ve üstü yaşlı insanların,  sokağa çıkma yasağı ilk uygulandığında sanki 1-2 hafta sonra her şey normale dönecek gibi safça hayalleri vardı. Ama haftalardır evlerinde hapis kaldılar. Öyle görülüyor ki, bu durum daha haftalarca sürecek. Hatırlatmakta fayda var: 65 yaş ve üstündekilerin de alışveriş ihtiyaçları, banka işlemleri ve traş gereksinimleri var!

Dolayısıyla da 65 yaş üstündeki vatandaşlar için daha gerçekçi ve sürdürülebilir kontrollü sosyal hayata ihtiyaçları var! Unutmayın: İnsanlar yaşlandıkça az uyur, erken uyanır. Bu mevsimde deniz ve dağ evleri bomboştur. Koronavirüs ile mücadele kapsamında haftalardır sokağa çıkma yasağından sonra, evlerde hapsolmuş yaşlılara, deniz ya da yayla evlerinde doğa ile baş başa kontrollü bir hayat çok görülmemelidir. Yaşlı insanlar sahil ya da dağ evlerinde erken saatlerde dışarı çıkıp, küçücük kendi bahçelerinde temiz hava alıp, hareket edebilirler, güneşlenebilirler, çiçeklerle ve böceklerle mutlu olabilirler. Çünkü hareketsizlik ve vitaminsizlik de ayrıca bir hastalık nedenidir. Üstelik işin içinde bir de ayrımcılık ve psikolojik baskı boyutu da var!

Yetkililer, Koronavirüs ile mücadele kapsamında alınan sokağa çıkma yasağı kararını, haftalardır evlerde hapsolan 65 yaş üstündeki vatandaşlar için bir kez daha ve her açıdan gözden geçirmelidir. Öncelikli olarak 65 yaş ve üstündeki yaşlıların akıl ve beden sağlığına hürmet gösterilmelidir. Ne de olsa sevilen bir yaşlı, çiçek açmış kır gibidir!

Etiketler:Köşe Yazıları, Çardak Köşe, Mehmet Çardak,

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here