EYT mağdurları Beştepe’ye de takıldılar!  

0
39

Türkiye’de Emeklilikte Yaşa Takılan (EYT) milyonlarca mağdur var! Bunlar hizmet süreleri yettiği halde yaşları tutmadığı için emekli olamıyorlar. Peki, gerçek sorun ne?

Bundan tam 20 yıl önce, 1999 yılında yürürlüğe konulan 4447 sayılı Kanun ile ülkemizde emeklilik istemi değiştirilmiştir. O yıla kadar kadınlar ve erkekler işe başlama tarihlerine göre;  kadınlar 20 yıl 5.000 prim gününe, erkekler de 25 yıl 5.000 prim gününe tabi olarak emekli olmaktaydılar. Ancak söz konusu Kanun ile bu sistem değiştirilmiş,  geriye dönük olarak kadınların ve erkeklerin sigortalılık sürelerine yaş şartı eklenmiştir. Bu değişiklikle kadınların kademeli olarak 58, erkeklerin ise emeklilikleri 60 yaşına kadar uzatılmıştır.

Aslında dönemin Fazilet Partisi, bu kanuni düzenlemenin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştur. Anayasa Mahkemesi kadınlarda emeklilik yaşının 58, erkeklerde 60 yaş olmasını kabul etmemiş ve 23.02.2011 tarihli kararında yürütmeyi durdurmuştur. Bunun üzerine yapılan yasal düzenleme ile kademeli sistem getirilmiştir. 1 Haziran 2002 tarihinde, 8.09.1999 öncesi işe başlayanlarda kademeli emeklilik sistemi devreye girmiştir.

Şöyle ki; ilk SGK işe başlama tarihi sigortalının işverenle yaptığı sözleşme dışında, emeklilik açısından Devlet’le yapmış olduğu sözleşmedir. İlk işe başlama tarihine göre emekli olacağını bilen milyonlarca çalışanın emekli olacağı tarihin değişmesi büyük mağduriyetler doğurmuştur. Emekli olacağı yaştan 5 yıl, 8 yıl, 13, 15 yıl daha geç emekli olmak başlı başına mağdur olmaktır. 1999’da yapılan değişikliklerin geçmişe dönük olarak uygulanması vatandaşların vicdanında yara açmıştır. Bu Kanun’u çıkartan dönemin koalisyon hükümeti 2002 seçimlerinde barajın altında kalmıştır.

Ülkemizde işsizlik verileri son dönemlerin en yüksek seviyesindedir. Ağustos ayı itibariyle işsiz sayısı 4 milyon 650 bin kişidir. İşsizlik oranı 2,9 puan artışla %14 olmuştur. Ülkemizde 4 milyon 650 bin işsiz varken, emekli olup çalışanların ya da iş arayanların sayısı ise yaklaşık olarak 5 milyon kişidir. İşsizlik bu kadar artmışken, düşük emekli maaşları ile geçinemeyenler çalışmak zorunda ve her geçen günde çalışmaya devam edecektir. Çünkü ortalama emeklilik maaşı 1.600 TL’dir.

Aslında EYT yasası çıkarsa emekli olacakların sayısı 750 bin ile 1 milyon kişi aralığındadır. Devlete gerçek aylık maliyeti 1 milyar 200 milyon, yıllık maliyeti de 14 milyar 400 milyon TL civarındadır. Kaldı ki, emekli olanlar çalışma hayatından çıktıklarında işsizlere iş imkânı da doğacaktır. Ayrıca emekliler dolaylı vergilerle maaşlarının bir kısmını da devlete geri ödeyeceklerdir.

Oysaki EYT’liler erken emeklilik istemiyor, kazanılmış haklarını istiyorlar. Hiç kimse SGK sistemini çökertmek için hainlik peşinde koşmuyor. Ama yine de İstanbul’da Sosyal Güvenlik Merkezlerinin açılış töreninde konuşan AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Arkadaşlarıma söylüyorum. Beni bu yola asla teşvik etmeyin. Milletimin zararına olan bir şeye asla yokum. Seçim kaybetsek de yokum…” diyor. Böylelikle EYT sorununa son noktayı koyan Cumhurbaşkanına sormak gerekiyor:

EYT’lilerin hakkını araması, niçin milletin zararına olsun ki?

Zaten 1999’da 4447 sayılı Yasa’yı çıkartarak bu haksızlığı yaratan dönemin koalisyon hükümeti ilk seçimde barajın altında kalmıştır. Şimdiden tarihe not düşüyorum: Emeklilikte Yaşa Takılanların mağduriyetini gidermemek için inatlaşan AKP de, zamanında ya da erken yapılacak ilk seçimde barajın altında kalmasa da muhtemelen iktidarı kaybedecektir.  

GÜNEŞİ SIVAMAYA BALÇIK YETMEZ Kİ…

 

 AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, 16 Kasım 2019 tarihinde İstanbul’da Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) ile ilgili konuşurken, “Tutturmuş bir EYT, erken emeklilik. İskandinav ülkelerinin hepsi bu sistemle battı. Bütün dünya bizim sistemimizi kendine uygulamaya çalışıyor…” diyor. Erdoğan’ın ‘battılar’ dediği İskandinav ülkeleri ise; malum İsveç, Norveç ve Finlandiya’dır.

Elbette ki insan bu sözleri zamane medyasından okuyunca inanası gelmiyor, “Bugün 1 Nisan mı yoksa…” diye hafızasını zorluyor. Sonra duvardaki takvimden görüyoruz ki, yıl milattan sonra 2019, günlerden de 16 Kasım Cumartesi…

 Oysaki dünya ülkelerinin Kasım 2019 tarihi itibariyle ekonomik durumunu gösteren tabloda, gerçek durumun şöyle olduğu görülüyor:

  1. Norveç, İsveç ve Finlandiya’da kişi başı yıllık gelir sırasıyla 82 bin, 54 bin, 50 bin küsur ABD Doları. Türkiye’de ise bu kalem şişirilmiş haliyle 9 bin Dolar.
  2. Norveç, İsveç ve Finlandiya’da işsizlik oranı, sırasıyla %3.7, %6.0, %5.9’dur. Türkiye’de ise TÜİK verilerine görebile %14’tür. Gençlerin neredeyse yarısı işsizdir. Toplam işsiz sayısı resmi verilere göre 5 milyona, gerçek verilere göre 8 milyona koşuyor.
  3. Son 1 yıl içinde üç İskandinav ülkesinde ekonomi, küresel kapitalizmdeki genel resesyona karşın %1.0 – %1,9 oranında büyümüştür. Sürekli tekleyen Türkiye ekonomisi ise 2018’de küçülmüştür ve hâlâ da pozitife geçebilmiş değildir. Özellikle de son 12 ay itibariyle %1,5 oranında, büzülmüş durumdadır.
  4. Norveç’te faiz oranı yıllık 1,5, Finlandiya’da %0 (sıfır), İsveç’te – (eksi) %0,25’tir. Ekonomi ilminin sınanmış kurallarına aykırı biçimde ve ideolojik bir propaganda ambalajıyla yapılan bombardıman eşliğinde bastıra bastıra indirilmesine rağmen, Türkiye’de yıllık piyasa faiz oranı %14’tür.

Herhalde bu kadarı bile batanın ve yükselenin hangi ülkeler olduğunu yeterince göstermektedir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın,  İskandinav ülkeleri için üzülmesine gerek yok ama halimize ağlasak yeridir! Çünkü ‘battı’ denilen İskandinav ülkeleri, kendi vatandaşı olarak kabul ettiği filleri develeri bile emekli ediyor! Türkiye’de ise, emeklilik hakkını kazanan kendi vatandaşları bile emekli edilmiyor! EYT’liler kan ağlıyor…

EYT’ye son noktayı koyan Erdoğan’ın, ‘EYT’ diye tutturanları eleştirmek ve seçim meydanlarında verilen sözün üstüne yatmak için, herkesin gıpta ettiği birer sosyal güvenlik sistemine sahip İskandinav ülkelerini illaki batık göstermesi gerekmez! Başka bahane yok muydu? Gerçeklik duygusu o kadar mı kayıplarda? EYT mağdurlarının müktesep haklarını vermemek bir hukuk garabeti değil de nedir?

Ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dediği gibi, “Bütün dünya bizim sistemimizi kendine uyarlamaya çalışıyor” ise eğer, vay dünya emekçilerinin haline!

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here