Hayattan başka yolumuz yok!

0
16

Sevgili okurlarım! Ünlü Alman Psikolog Arno Gruen, Totem Yayınları’ndan yeni çıkan ‘TERÖRİZME KARŞI’ adlı eserinde şöyle diyor: İnsanların gerçek sorunları, yüzlerce ve binlerce yıl önceki ile aynı kalsa da boyutları her geçen gün on yıl daha da vahimleşiyor. Bunlar; yoksulluk, açlık, kölelik, tiranlık, daimi savaşlar, dini hoşgörüsüzlük, uyuşturucu ve açgözlülüktür.

Hayattan başka yolumuz yok!

Tüm kötülüklerin kökü tam olarak burada yatar! Bu insan sefaleti olmadan, Hitler, Stalin, Lenin, Mussolini, Bin Ladin veya IŞİD teröristleri, kitleleri etrafında toplayamazlardı.

Serbest ticaretin dünya çapında refahı teşvik etmekte olduğu söylenir. Ancak, bu umudun aldatıcı olduğuna dair elimizde yeterli kanıt mevcuttur. Yüz yıl önce zengin ülkelerle fakir olanlar arasındaki refah oranı 10’da 1 iken, gününüzde 100’de 1’dir. Buna ilave olarak, yoksullar ölçüsüz sefalet çekerken zenginler ultra-zengin olduğu için, refah içinde yaşayanların dünya nüfusuna oranı önemli ölçüde azalmıştır.

Birçok Amerikalı işçinin geliri 1970’den bu yana reel olarak artış göstermemiş, buna karşılık %1’i oluşturan en yüksek gelir elde edenler grubu bu dönemde %362 daha fazla kazanmıştır. Bir Oxfam raporuna göre, 2016 yılında dünya nüfusunun en zengin yüzdesi nüfusun geri kalan %99’undan daha fazla varlık biriktirmiştir.

Bunun çok kapsamlı sonuçları var: Mağdurların uyuyan iş kurbanı, yavaş yavaş uyanacak ve onunla birlikte yıkıcı şiddete olan istekliği de ortaya çıkacaktır. IŞİD’in intikam eylemlerinde karşılaştığımız gibi son yıllardaki savaşlar, bu sonuçların insan soyu ve insanlığı için büyük bir tehlike ile bağlantılı olduğunu göstermiştir.

Terörize eden otoritelerle yaşanan en eski çocukluk deneyimlerinin doğasında teröre neden olanların idealleştirilmesi yatar. Gerçekten deneyimlenen duyguların bu kıvrılması, istisnasız bir şekilde itaat etmeye zorlama olduğu durumlarda ortaya çıkar. Kendilerini ölümcül bir yaşam hedefine adayanlar bu sayede tanrılar gibi davranabilir ve böyle tanrılara ihtiyaç duyan diğerlerinden kendilerini ve hedeflerini kendini kurban etme ‘sevgisi’ ile onlara sunumlarını talep eder. Bu tür ‘tanrılar’, diğerlerinin kökünü kazımayı amaçları haline getiren insanlar kategorisine aittir.

Her şey öldürmekle ilgilidir! Ancak takındıkları insanlık maskesi, tutkuyla gönüllü bir esaret arayan takipçilerinin onu algılamasını engeller. Böylece, benliğe sahip olmayan insanlar, ölümlerini önceden planlayıp programlayan ve bilinçli olarak kabul edenlerle birleşirler.

Bu nedenle, bu sorunla kısa vadede baş etmenin sadece iki yolu var: Her ikisi de halkın ihtiyaçları, varoluşsal sıkıntıları ve şeref talebiyle ilgilenir. Ancak bu, ciddi ve hakiki bir şekilde yapılmalı ve sadece sahnelenmiş bir medya programı olarak görülmemelidir.   

Yalan vaatlerle, yalnızca,  ölüme komplo kurdukları için şiddet senaryolarında daha tutarlı ve amansız olanların ellerinde oyuncak olunur. Sorunla baş etmenin bir diğer yolu ise, popülistlerin ve demagogların, iç kurbana, onun aşağılık kompleksi ve zorbalık yaratan nefretine bir çıkış noktası sağlamak için düşman görüntülerini onaylayarak ele geçirmeleridir.

Ancak uzun vadede, sefaletten kurtaran ve gerçek değişim anlamına gelen tek yol var: Çocuklarımızı,  içsel bir kurban olmaktan korumaktır. Demokratik toplumlar ancak, insanların gerçek ihtiyaçlarını tanıyarak ve onları ciddiye alarak, çocukların kendi empatik algı ve gereksinimlerine dayanarak gerçek bir çocukluk geçirmelerini sağlayarak sürekliliğini koruyabilirler. İnsanlığın kurtuluşu budur!

Zaman azalıyor! Yaşamla karşı karşıya kalan herkes iç kurbanın bastırılması için bir arada durmalı ve tüm insanlar için onurlu bir var oluş vaat etmeyi sağlama misyonunu üstlenmelidir. Diğer bir yandan da çocuklarımızın refahını pekiştirmeliyiz. 

Hayata yatırım yapmak, yenilenen silahlanmaları ve gelecek savaşları finanse etmekten çok daha ucuza mal olacaktır. Hayattan başka bir yolumuz yok!

 

SÜPER DEMOKRASİ

 

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi yüzünden Türkiye’de demokrasi tıkanmıştır. Ancak 17 yıldır yapılan yanlışlar ne kadar büyük olursa olsun, daha iyi bir Türkiye, alternatif bir Türkiye mümkündür. Ve bunun da yolu birlikten geçer!

Eğer gerçekten millet birlik içinde olursa, millet gerçekten haktan, adaletten, doğrudan yana tavır alırsa ‘Cumhuriyet’ geri alınabilir. Ve gerçekten inançla ve fedakârlıkla omuz omuza verilirse ‘imkânsız gibi görünen’ hayallerimiz gerçeğe dönüşebilir!

Türkiye’nin ‘Süper Demokrasi’ kavramına ihtiyacı var! Süper Demokrasi Türkiye’nin Orta Çağ’a geri götürülmesini engelleyecek yeni bir siyasal iddiadır, Türkiye için yepyeni bir sistemdir. Süper Demokrasi, kutuplaşmaların ve bölünmelerin önüne set çekecek bir yol haritasıdır, katılımcı demokrasinin anahtarıdır!

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here