Hekimler Performans Yarışına Zorlanamaz

Hatay Tabib odası TTB tarafından ülke genelinde eş zamanlı düzenlenen basın açıklamasını İskenderun Devlet hastanesi önünde yaptı .Açıklamayı Hatay Tabip Odası Genel Sekreteri Şükran Güleç Barutçu okudu.Barutcu” Deprem Bölgesindeki Hekimler Performans Yarışına Zorlanamaz”dedi

Açıklamada şu görüşlere yer verildi

Sağlık Bakanlığı tarafından 1 Ağustos 2026 tarihinde uygulamaya konulması planlanan Bireysel Hedef Katsayısı (BHK) düzenlemesi, hekimlerin emeğini algoritmalar ve istatistiksel performans hesaplamalarıyla değerlendiren yeni bir performans modelidir.

Hatay Tabip Odası olarak bu düzenlemeyi yalnızca bir ücretlendirme değişikliği olarak değil, hekimlik mesleğinin bağımsızlığını hedef alan yeni bir performans dayatması olarak görüyoruz. Çalışma barışını bozacak, sağlık hizmetini bilimsel ölçütlerden uzaklaştıracak ciddi riskler taşımaktadır. En önemlisi ise, toplumun nitelikli, güvenli ve eşit sağlık hizmetine erişim hakkını doğrudan tehdit etmektedir.

Çünkü iyi hekimlik; istatistiklerle, algoritmalarla ve puanlarla ölçülemez.

Hekimlik; doğru endikasyon ile hastaya yeterli zamanı ayırmak, bilimsel bilgi ve etik ilkeler doğrultusunda karar vermek demektir. Oysa Bireysel Hedef Katsayısı sistemi hekimleri birbirleriyle yarıştıran, aynı klinikte çalışan meslektaşları rakibe dönüştüren, bilgi ve deneyim paylaşımını zayıflatan ve çalışma barışını bozan bir anlayışı esas almaktadır.

Sağlık hizmeti bireysel rekabetle değil, ekip çalışmasıyla yürütülür. Bir hekimin başarısı yalnızca yaptığı işlem sayısıyla değil; birlikte çalıştığı sağlık emekçilerinin katkısıyla, kurumun altyapısıyla ve hastasının gereksinimlerine uygun nitelikli sağlık hizmeti sunabilmesiyle değerlendirilmelidir.

Performans baskısı; hastaya ayrılan sürenin azalmasına, gereksiz tetkik ve girişimlerin artmasına, mesleki dayanışmanın zayıflamasına, tükenmişliğin derinleşmesine ve malpraktis riskinin artmasına yol açacaktır. Üstelik puan peşinde koşulan bir sistem; bilimsel üretimi, nitelikli uzmanlık eğitimini ve mesleki özerkliği de olumsuz etkilemektedir. Bu yaklaşım ne hekimi ne de hastayı korur.

Bu uygulamanın en ağır sonuçları ise hâlâ depremin yaralarını sarmaya çalışan Hatay’da yaşanacaktır.

6 Şubat depremlerinin üzerinden yıllar geçmiş olmasına rağmen ilimizde sağlık hizmetleri hâlâ olağanüstü koşullarda sürdürülmektedir. Birçok sağlık çalışanı yakınlarını, evlerini ve çalışma ortamlarını kaybetmiş; yaşamını ve mesleğini büyük güçlüklerle yeniden kurmaya çalışmaktadır. Sağlık kuruluşlarının önemli bir bölümü geçici yapılarda hizmet vermekte; personel eksikliği, cihaz yetersizlikleri, sevk sorunları ve ağır iş yükü devam etmektedir. Çok sayıda hekim uzun ulaşım süreleriyle görev yerine varmakta, olağanüstü bir özveriyle halkın sağlık hizmetine erişimini sağlamaya çalışmaktadır.

Üstelik Hatay’da hekim göçü hâlâ durdurulamamıştır. Barınma sorunları, yüksek yaşam maliyetleri, çocukların eğitim olanaklarındaki güçlükler ve sosyal yaşamın yetersizliği nedeniyle ilimizde hekim tutmak her geçen gün daha da zorlaşmaktadır.

Bütün bu gerçekler ortadayken hekimleri birbirleriyle yarıştıran ve gelirlerini belirsiz algoritmalara bağlayan bir sistem, deprem bölgesinin ihtiyaçlarına değil; sorunlarının daha da derinleşmesine hizmet edecektir. Sağlık hizmetinin niteliği yalnızca hekimin bireysel çabasına değil; güçlü bir sağlık altyapısına, yeterli insan gücüne, ekip çalışmasına ve kamunun sağlık hizmetine yaptığı yatırımlara bağlıdır.

Hatay’ın ihtiyacı performans baskısı değildir.

Hatay’ın ihtiyacı; güvenli çalışma ortamları, güçlü sağlık altyapısı, yeterli insan gücü, insanca yaşam koşulları ve emeği koruyan güvenceli bir ücret sistemidir.

Hatay Tabip Odası olarak taleplerimiz nettir:

  • Bireysel Hedef Katsayısı uygulamasından vazgeçilmelidir.
  • Deprem bölgesinin olağanüstü koşulları sağlık politikalarının her aşamasında gözetilmelidir.
  • Sağlık alanında yapılacak düzenlemeler, sağlık emek ve meslek örgütlerinin katılımıyla demokratik ve şeffaf biçimde hazırlanmalıdır.
  • Performansa dayalı belirsiz ödeme sistemi yerine; emekliliğe tam yansıyan, izin ve hastalık dönemlerinde kesilmeyen, tek kalem, güvenceli temel ücret sistemi hayata geçirilmelidir.
  • Koruyucu sağlık hizmetlerini önceleyen, mesleki bağımsızlığı güçlendiren ve toplum yararını esas alan sağlık politikaları uygulanmalıdır.

İyi hekimlik istatistiklerle değil; bilgiyle, vicdanla, etikle ve toplum yararını önceleyen mesleki sorumlulukla ölçülür.

Depremde kaybettiklerimizin ardından sağlık sistemini yeniden ayağa kaldırmaya çalışan Hatay’ın hekimleri, bu kenti algoritmalarla değil; bilgileri, emekleri, dayanışmaları ve özverileriyle ayakta tutmaktadır.

Bu emeği performans puanlarıyla yarıştırmayı kabul etmiyoruz.

Depremin yaralarını sarmaya çalışan Hatay’ın ihtiyacı algoritmalar değil; hekimine güvenen, emeğini koruyan, mesleki bağımsızlığı güçlendiren ve halkın sağlık hakkını önceleyen bir sağlık politikasıdır.