Cumartesi, Şubat 7, 2026
No menu items!
Ana SayfaHataySağlık altyapısı yok barınma krizi var

Sağlık altyapısı yok barınma krizi var

 

 

Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) tarafından hazırlanan “Şubat 2023 Depremleri 3. Yıl Değerlendirme Raporu”, depremin üçüncü yılında sağlık, barınma ve psikososyal iyilik hâlinin iyileşmediğini, aksine birçok alanda kronikleştiğini ortaya koydu. Raporda özellikle Hatay’da sağlık altyapısının yetersizliği, barınma krizinin sürmesi ve toplumsal travmanın derinleşmesi dikkat çekti.

Raporun kamuoyuyla paylaşıldığı süreçte konuşan Hatay Tabip Odası Başkanı Dr. Sevdar Yılmaz, depremin yalnızca binaları değil, kentin belleğini ve insan ilişkilerini de yıktığını vurguladı.

 

TTB-SES raporunda, deprem bölgesinde yaşayanların önemli bir bölümünün olayı geçmişte kalmış bir afet olarak değil, her gün yeniden yaşanan bir süreç olarak tanımladığı belirtilirken; Yılmaz da bu durumu şu sözlerle ifade etti:

 

 

 

Raporda, inşaat gürültüleri, altyapı sorunları ve yaşam koşullarındaki belirsizliklerin deprem anını sürekli tetiklediği, bunun da psikososyal iyilik hâlini olumsuz etkilediği vurgulandı.

 

 

Raporun en çarpıcı başlıklarından biri sağlık alanındaki eksiklikler oldu. Hatay’da depremde yıkılan veya ağır hasar alan hastanelere ait 1.200 yatak kapasitesinin hâlâ karşılanamadığı, çok sayıda Aile Sağlığı Merkezinin konteynerlerde hizmet verdiği belirtildi. Yaklaşık 60 bin kişinin birinci basamak sağlık hizmetine erişemediği kaydedildi.

 

 

 

Bu tabloya dikkat çeken Dr. Yılmaz, yanlış yer seçimiyle yapılan projelerin ağır sonuçlar doğurduğunu söyledi:

 

“Hatay’ı sevdiniz, olmayacak yere devasa hastaneler yaptınız. Uyarılar dikkate alınmadı, depremde yıkıldı. Şifa dağıtması gereken hastaneler mezarlığa döndü.”

 

Raporda barınma sorununun yalnızca bir çatı meselesi olmadığı; aidiyet, güvenlik ve toplumsal bağlarla doğrudan ilişkili olduğu vurgulanırken, Yılmaz bu durumu şu sözlerle özetledi:

 

“Hataylılar 4 duvardan oluşan TOKİ evleri değil, yuva istiyor. Komşularını, mahallelerini istiyor.”

 

Raporda, konteyner yaşamının bağımlılık, şiddet ve suç risklerini artırdığı, toplu konut projelerinin ise mahalle dokusunu parçaladığına dikkat çekildi.

 

 

 

:Kadınlar, çocuklar ve gençler en kırılgan gruplar

Raporda, deprem sonrası dönemde kadınların artan bakım yükü ve güvencesiz emek nedeniyle daha fazla yıprandığı; çocuklar ve gençler açısından ise eğitimden kopma, umutsuzluk ve riskli davranışların arttığı vurgulandı.

TTB-SES raporu, kamusal süreçlerdeki belirsizlik ve adalet duygusunun zedelenmesinin toplumsal ruh sağlığını derinden etkilediğini ortaya koyarken, Dr. Yılmaz da adalet talebini net bir dille dile getirdi:

 

 

 

 

 

RELATED ARTICLES

Yorum Yaz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

EN SON HABERLER