Ülkemizde çalışarak hayatta kalabilmek imkansız”

 

– CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın bütçe görüşmelerinde, MESEM kapsamında çalışan çocukların iş güvenliğinin denetlenip denetlenmediğini sordu.

Türkiye’de çalışanların ve emeklilerin geçim sıkıntısı yaşadığını belirten CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, emeklilerin durumunu deprem bölgesinde yaşanan afetle karşılaştırdı. En düşük emekli aylığının asgari ücret seviyesine çıkarılması yönündeki muhalefet önerilerinin kabul edilmediğini hatırlatan Kara, çalışma hayatındaki sorunların yalnızca işçi ya da işveren açısından değil, bütün taraflarıyla değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Kara, “Ülkemizde çalışarak hayatta kalabilmek maalesef imkansız. Bunları hem çalışanlar için hem de emekliler için düşündüğümüzde bu bir gerçektir. Türkiye’de çalışmak da bir dert, emekli olmak da bir dert. Bunu söylemek de abartı olmaz. Emeklilerin geldiği durum adeta deprem bölgesinde yaşanan yüzyılın afeti gibi. Deprem bölgesindeki 11 ildeki emekli, emeğiyle geçinen çalışanlar, özellikle işçiler ve çiftçilerde maalesef hayata tutunamayan bir afet hali yaşıyorlar” dedi.

 

Çalışma hayatına ilişkin düzenlemelerin işçi, işveren ve esnafın koşulları birlikte değerlendirilerek yapılması gerektiğini vurgulayan Kara, “Çalışma hayatının sorunlarını çözmek ne işçiye ne de işverene destek olmadan maalesef mümkün değil” ifadelerini kullandı.

 

“MESEM’DEKİ ÇOCUKLARIN NE YAPTIĞINI DENETLİYOR MUSUNUZ?”

 

Çocuk işçiliği ve Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) kapsamında yaşanan sorunlara dikkati çeken Kara, TÜİK verilerine göre 2024 yılında 15-17 yaş grubundaki çocukların iş gücüne katılım oranının yüzde 25 olduğunu belirtti. MESEM kapsamında çalışan çocukların eğitim gördükleri alanlarda çalışıp çalışmadıklarının ve iş yerlerinde sömürülüp sömürülmediklerinin denetlenmesi gerektiğini söyleyen Kara, Milli Eğitim Bakanlığı ile koordinasyon sağlanıp sağlanmadığını sordu.

 

Kara, “Milli Eğitim ile koordine oluyor musunuz? Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın bu MESEM’deki çocukların ne yaptığına ilişkin nasıl bir takibi var? Nasıl okula gidiyorlar, saat kaçta gidiyorlar? Müdürü atlatıyor mu, öğretmeni atlatıyor mu, işvereni orada bir şekilde kafaya alıp bu çocuklar başka işler yapıyorlar mı? Yoksa kendi uzmanlık alanlarında okudukları bölüme ilişkin olarak bu iş yerlerinde sömürülüyor mu, eziyet çekiyorlar mı, yoksa gerçekten meslek mi öğreniyorlar? Bunu da meslek edinmenin çok önemli olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.

 

İskenderun’da pastacılık bölümünde eğitim gören 15 yaşındaki MESEM öğrencisi Tarık Buğra’nın elektrik panosuna müdahale sırasında yaşamını yitirdiğini hatırlatan Kara, olayla ilgili yargı sürecini de eleştirdi.

 

“İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KAĞIT ÜSTÜNDE KALMAMALI”

 

İş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının yalnızca hedeflerden ve kağıt üzerindeki düzenlemelerden ibaret olmaması gerektiğini belirten Kara, iş yerlerinin etkin biçimde denetlenmesini istedi. MESEM öğrencilerinin geçirdiği iş kazalarına ilişkin verilerin farklı tarihlerde değiştiğini belirten Kara, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın bu kazaları takip edip etmediğini sordu.

 

Kara, “İş sağlığı ve güvenliği kâğıt üstünde, ‘Bizim böyle hedeflerimiz var’ diyeceğiniz bir şey değil. Böyle kâğıt üstünde bir hedef koyuyoruz. İş cinayetlerinin önüne geçilmesi noktasında herkesin, işverenin ve yine bu işletmelerin denetlenmesi noktasında iş sağlığı ve güvenliğinin de sizin tarafınızdan çok ciddi şekilde bir uygulama olarak hayata geçiriliyor olması gerekir” ifadelerini kullandı.

 

MESEM’de yaşanan kazalara ilişkin açıklamalara değinen Kara, “Bakanlık MESEM’deki çalışma koşullarını denetliyor mu? Buna cevap vermenizi özellikle istiyorum” diye konuştu.

 

DEPREM BÖLGESİNDEKİ İSTİHDAM KAYBINI GÜNDEME GETİRDİ

 

Hatay başta olmak üzere deprem bölgesinde istihdam kaybı yaşandığını belirten Kara, işçi, esnaf, KOBİ ve ihracatçı işletmelerin vergi ve SGK borçları nedeniyle zorluk çektiğini söyledi. Kara, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 48’inci maddesinde yapılan düzenlemelerin işletmelerin sorunlarını çözmediğini savundu.

 

Kara, “Hatay’da TEPAV’ın belgelediği üzere deprem bölgesinde en fazla istihdam kaybı yaşandı. Bakın biz kentimizi yeniden inşa etmeye çalışan, ihya etmeye çalışan bir topluluğuz, bir milletiz. En fazla işçinin, emekçinin, esnafın, KOBİ’lerin, işletmelerin ve ihracat yapan işletmelerimizin vergi ve SGK açısından büyük zorlukları var” dedi.

 

Vergi ve SGK borçlarının uzun vadeli ve düşük faizli bir yöntemle yapılandırılması gerektiğini ifade eden Kara, “Biz diyoruz ki uzun vadeli, ana parada 10 yıl yaparsın, 3 yıl yaparsın, 5 yıl yaparsın ama mükellefin kendi iradesiyle, kendi rızasıyla bir taksitlendirme ve uzun vadeli bir yapılandırma mecbur. Geçmiş dönemden gelen vergi yükünü toplayıp üstünden yeniden bir faiz oranı yapmak doğru değil. O bakımdan ilk günden beri düşük oranlı bir faiz yöntemiyle belki yeniden bir kanun maddesini, kanunu konuşmamızda fayda var diye düşünüyorum” diye konuştu.

 

“STAJ VE ÇIRAKLIK MAĞDURLARININ KAYGILARI SONA ERDİRİLMELİ”

 

Kara, Bağ-Kur’luların emeklilik için beklediği 7 bin 200 prim günü düzenlemesini, 9 bin prim günü uygulamasını ve staj ve çıraklık mağdurlarının taleplerini de gündeme getirdi