<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mehmet Çardak | Körfez Gazetesi</title>
	<atom:link href="https://www.korfezgazete.com/author/mehmetcardak/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.korfezgazete.com</link>
	<description>1950&#039;den bugüne tarafsız haber, objektif yorum</description>
	<lastBuildDate>Wed, 30 Nov 2022 07:22:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>
	<item>
		<title>                Suriyeliler Davullarla, Zurnalarla Ülkelerine Geri Dönecekler </title>
		<link>https://www.korfezgazete.com/suriyeliler-davullarla-zurnalarla-ulkelerine-geri-donecekler/</link>
					<comments>https://www.korfezgazete.com/suriyeliler-davullarla-zurnalarla-ulkelerine-geri-donecekler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Çardak]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Nov 2022 07:22:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.korfezgazete.com/?p=166166</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mehmet ÇARDAK Gümrük Müşaviri/Araştırmacı Yazar m-cardak@windowslive.com           Değerli okurlarım! Ülkemizde farklı coğrafyalardan gelen milyonlarca mülteci-sığınmacı var.  Gelenlerden büyük bir bölümünü Suriyeliler oluşturuyor. Resmi verilere göre, yaşamlarını ülkemizde sürdüren Suriyeli sayısı yaklaşık 4 milyon. Başta Afganistan ve diğer ülkelerden gelenlerle birlikte toplam göçmen sayımız 6 milyona dayanmış durumda… Bu durum ülkemiz açısından [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/suriyeliler-davullarla-zurnalarla-ulkelerine-geri-donecekler/">                Suriyeliler Davullarla, Zurnalarla Ülkelerine Geri Dönecekler </a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.korfezgazete.com/?s=Mehmet+%C3%87ARDAK&amp;post_type=post">Mehmet ÇARDAK</a></p>
<p>Gümrük Müşaviri/Araştırmacı Yazar</p>
<p><a href="mailto:m-cardak@windowslive.com">m-cardak@windowslive.com</a></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-151880" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2022/08/çardak-300x289.jpg" alt="" width="300" height="289" /></p>
<p><strong>         </strong></p>
<p>Değerli okurlarım! Ülkemizde farklı coğrafyalardan gelen milyonlarca mülteci-sığınmacı var.  Gelenlerden büyük bir bölümünü Suriyeliler oluşturuyor. Resmi verilere göre, yaşamlarını ülkemizde sürdüren Suriyeli sayısı yaklaşık 4 milyon. Başta Afganistan ve diğer ülkelerden gelenlerle birlikte toplam göçmen sayımız 6 milyona dayanmış durumda…</p>
<p>Bu durum ülkemiz açısından sürdürülebilir değil. Irkçılık, ayrımcılık yapmadan ve kimseye düşmanlık beslemeden tüm göçmenleri, sığınmacıları Suriyelilerden başlayarak kendi ülkelerine göndermek gerekiyor. 6’lı masada bir araya gelen siyasi liderler bu konuda kararlı…</p>
<p>Millet İttifakı, iktidarlarının ilk gününden itibaren çalışmalara başlayacak ve Suriyeli kardeşlerimizi en geç iki yıl içinde ülkelerine geri gönderecekler. Şu an çok iyi biliyoruz ki sorunu yaratanlar, Suriyeli sorununu çözemezler. Bu sorunu ancak yeni bir iktidar, barışçıl bir dil ve uygulamayla çözebilir. Sorunun çözümü için de, Millet İttifakı’nın dört aşamalı planı hazır.</p>
<p>Gelmekte olanlar öncelikle tüm komşularımızla barışacaklar. Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı (OBİT) kurma hedefiyle başlatacakları barışçıl diplomasinin ilk adımlarından biri olarak Suriye’deki Büyükelçiliğimiz açılacak. Suriye en üst düzeyde diyalog kurulacak. İki komşu ülke arasındaki tüm sorunlar, düşmanca değil barışçıl bir dil konuşarak masaya yatırılacak.</p>
<p>İkinci olarak; Suriyeli kardeşlerimiz ülkelerine döndükleri an itibariyle can ve mal güvenliğine kavuşmuş olacaklar. Suriye hükümeti, geri dönenlerin can ve mal güvenliklerinin güvencesini verecek, gerekirse Birleşmiş Milletler ve Türkiye’nin öncülüğünde bir denetleme, gözlem mekanizması tesis edilecek. Suriye ile bunun sözleşmesi de imzalanacak.</p>
<p>Üçüncü olarak; oluşacak barış iklimiyle birlikte Suriye’nin yeniden inşasına sıra gelecek. Başta Avrupa Birliği (AB) fonları olmak üzere sağlanacak kaynaklarla, savaşta ağır hasar almış tüm yerleşim birimlerinin alt ve üst yapıları yenilenecek. Okullar, hastaneler, kreşler, konutlar, ibadethaneler, çarşılar, sosyal donatı alanlarıyla birlikte yaşanabilir kentler oluşturulacak. Bunu AB fonlarıyla Türk müteahhitler yapacak. Bu süreç Suriyelilerin ülkelerine geri dönüşünü de kolaylaştıracak. “Döndüğümde nerede ve nasıl yaşayacağım” endişesi Suriyelilerin aklından ve yüreğinden silinecek.</p>
<p>En son olarak;  savaş öncesinde olduğu gibi, Türk iş insanlarının Suriye’ye yönelik her türlü yatırımları desteklenecek. Geri dönen Suriyelilerin, yatırımları da ulusal ve uluslararası yatırım fonlarıyla güvence altına alınacak. Öte yandan geri dönen Suriyelilerin, ülkelerindeki istihdamına yönelik olarak da özel çalışmalar yürütülecek.</p>
<p>Özetle, tek bir Suriyeli dahi ateşe atılmayacak; davullarla, zurnalarla ülkelerine geri dönecekler. Kendi vatanlarında insani koşullarda; özgürce ve refah içinde yeni bir gelecek kurmaları için gerekli tüm destekler verilecek.</p>
<p>Bu sayede Türkiye ile birlikte Suriye’nin ve Ortadoğu’nun da huzuru yeniden tesis edilecek. Çünkü tünelin ucunda ışık görünüyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Altılı masa Türk siyasal yaşamında yepyeni bir olgu; ışık saçıyor, umut veriyor.</p>
<p>Yapılan çalışmalar demokrasimizin kronik hastalıklarına parmak basıyor, çözüm üretiyor. Uzlaşma, eşgüdüm, hoşgörü ve karşılıklı saygı gibi demokrasinin olmazsa olmazlar olgusuna öncelik veriyor. Sağlıklı bir demokrasinin temel unsurlarını öne çıkarıyor.</p>
<p>Bana göre öne çıkarılan unsurlar, kimin cumhurbaşkanı adayı olacağından çok daha önemlidir.</p>
<p>Şimdi seçim ve değişim zamanı. Her şeyin yok olduğu anda bile, umut vardır. Umut olmadan, umut edilen ele geçirilemez. Umudu seçtiğimizde her şey mümkündür. Umut uyanık insanların rüyasıdır.  Geliyor gelmekte olan. Biraz daha sabır. Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’de  her şey bugünkünden çok daha güzel olacak!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/suriyeliler-davullarla-zurnalarla-ulkelerine-geri-donecekler/">                Suriyeliler Davullarla, Zurnalarla Ülkelerine Geri Dönecekler </a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.korfezgazete.com/suriyeliler-davullarla-zurnalarla-ulkelerine-geri-donecekler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Allah İsraf Edenleri Sevmez!</title>
		<link>https://www.korfezgazete.com/allah-israf-edenleri-sevmez/</link>
					<comments>https://www.korfezgazete.com/allah-israf-edenleri-sevmez/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Çardak]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Oct 2022 07:24:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.korfezgazete.com/?p=157925</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mehmet Çardak Araştırmacı Yazar m-cardak@windowsileve.com &#160; Sevgili okurlarım! Sayıştay anayasal bir kurumdur. Temel görevi; devletin ve yerel yönetimlerin harcamalarını denetlemek, gerçekleşen usulsüzlükleri ortaya çıkarmaktır. Nitekim Kamu İdareleri Denetim Raporları 29 Eylül 2022 günü Sayıştay Sitesi’ne yüklenmiş ve herkesin okumasına açılmıştır. Özgür ve bağımsız medyanın yansıttığı bazı Sayıştay raporları ile tespit edilen kısmi bir Türkiye fotoğrafı [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/allah-israf-edenleri-sevmez/">Allah İsraf Edenleri Sevmez!</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.korfezgazete.com/?s=Mehmet+%C3%87ardak">Mehmet Çardak</a></p>
<p>Araştırmacı Yazar</p>
<p><a href="mailto:m-cardak@windowsileve.com">m-cardak@windowsileve.com</a></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-157926" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2022/10/çardak-300x289-300x289.jpg" alt="" width="300" height="289" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sevgili okurlarım! Sayıştay anayasal bir kurumdur. Temel görevi; devletin ve yerel yönetimlerin harcamalarını denetlemek, gerçekleşen usulsüzlükleri ortaya çıkarmaktır. Nitekim Kamu İdareleri Denetim Raporları 29 Eylül 2022 günü Sayıştay Sitesi’ne yüklenmiş ve herkesin okumasına açılmıştır. Özgür ve bağımsız medyanın yansıttığı bazı Sayıştay raporları ile tespit edilen kısmi bir Türkiye fotoğrafı var.  Bu fotoğrafta neler var neler…</p>
<p>Beştepe’deki Saray’ın harcamalarından tutun, şehir hastanelerindeki büyük usulsüzlüklere, imar vurgunlarına, el altından yapılan gizli ödemelere kadar nice gerçekler&#8230;</p>
<p>Sayıştay’ın Kamu İdareleri Denetim Raporları (2021); yolsuzluk, israf, peşkeş ve çürümeyi yansıtıyor. Özellikle de Cumhurbaşkanlığı’nın 2021 Yılı Denetim Raporu ile Beştepe’deki Saray’ın harcamaları ortaya dökülüyor.</p>
<p>Sayıştay’ın Cumhurbaşkanlığı 2021 Yılı Denetim Raporu’na göre; Sarayın 2020’de 2.8 milyar lira olan toplam harcaması 2021’de 3.7 milyar liraya çıkmıştır. Yakıt masrafı 1 milyon 137 bin liradan, 1 milyon 370 bin liraya yükselmiştir. Temsil tanıtma harcaması 32 milyondan, 41 milyon liraya ulaşmıştır. 1.8 milyon lira olan içecek harcaması ise 2.8 milyon lira olmuştur.</p>
<p>Ayrıca, Beştepe’deki Saray’ın 2020’de ortalama 8 milyon lira olan günlük harcaması, 2021’de 10 milyon liraya ulaşmıştır.  Devlet, mecburiyetten kemer sıkan vatandaşa ‘tasarruf’ yapmasını öneriyor ama kendi kamuda ‘itibardan tasarruf’ etmiyor. Millet açlıkla boğuşurken, Saray bir günde 10 milyon lira harcıyor.</p>
<p>Sayıştay Raporu’na göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aldığı maaş ve ücretleri kapsayan yıllık ödeneği 975 bin liradan 1 milyon 56 bin liraya yükselmiştir. Saray’ın 107 bin liralık yiyecek harcaması 122 bin liraya, 1 milyon 872 bin liralık içecek harcaması da 2 milyon 813 bin liraya çıkmıştır.</p>
<p>Beştepe Sarayı’ndaki hayvanların bakımına 2020’de 17 bin lira harcanmıştır. 203 bin liralık da yem alınmıştır.  2021’de ise hayvanların bakımı 24 bin, yem gideri de 265 bin lira olmuştur.  2020 yılında 314 milyon 560 bin 589 lira olan personel harcaması, 54 milyon liralık yükselişle 368 milyon 773 bin 241 liraya çıkmıştır.</p>
<p>Sayıştay Raporu’na göre; Cumhurbaşkanlığı’nın tıbbi ve laboratuvar malzemesi harcamaları 2020 yılına göre 51,8 milyon liradan 112,9 milyon liraya yükselmiştir. 2020 yılında 8.4 milyon lira olan yolluklar gideri de 2021 yılında 11.4 milyon liraya, 2020 yılında 1.2 milyar olan görev gideri de 1.7 milyar liraya çıkmıştır.  ‘’</p>
<p>Sayıştay’ın 2021 yılına ilişkin Kamu İdareleri Denetim Raporlarının özeti şudur: “Tek Adam Rejimi” kamu zararı yaratıyor! Tüm kamu idarelerinde olumsuz faaliyetler nedeniyle bir yılda 604 milyar TL’lik kamu zararı meydana gelmiştir.  Bu rakam 109 milyon asgari ücrete denktir.  Bu nedenle de devletin iki yakası bir araya gelmiyor. Kamuda gelirler giderleri karşılamıyor.</p>
<p>Beştepe’deki Saray’ın bir günlük harcaması 10 milyon TL’yi aşmıştır.  Zararın kaynağı ise Saray yönetimidir. Saray için 1 yılda 2 milyar 97 milyon liralık mal ve hizmet alımı yapılmıştır!</p>
<p>Sayıştay&#8217;ın 2021 yılı Kamu İdareleri Denetim Raporu’nda,  öğrenci yurtlarındaki işletmelerin bazılarında kantin mallarındaki kâr oranlarının mevzuata aykırı olduğu, bakanlığın ise herhangi bir işlem uygulamadığı belirtilmiştir. Denetimsizlik ve usulsüzlük salgın haline dönüşmüştür. İktidara yakın müteahhitlere ilana çıkmadan, özel davetle ihale verilmiştir.  Yandaşlara verilen 9 dev ihalenin sonucu kamuoyundan saklanmıştır.</p>
<p>Ayrıca, Sayıştay’ın 2021 Yılı Genel Uygunluk Bildirimi Raporu’na göre, iktidarın ‘Garantili’ anlaşmalarının maliyeti her geçen gün artıyor. Rapora göre sadece 2021’de imzalanan ‘Garantili’ anlaşmaların tutarı, 4 milyar 181 milyon 761 bin ABD Doları seviyesindedir.</p>
<p>KÖİ Modeli ile inşa ettirilen şehir hastanelerinin büyük bölümü de adeta usulsüzlük yuvası haline gelmiştir.  Hastanelerin inşa sürecinde yüklenicilere fazladan ödeme yapıldığı, yapılmayan işlemler için firmalara garanti ödeme yapıldığı, hastanelerdeki ticari alanların sözleşmelerde öngörülenden daha büyük alana yayıldığı tespit edilmiştir.</p>
<p>Mamak Belediyesi parasını verdiği işi kendi işçisine yaptırmıştır. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nca, &#8216;Gençlik faaliyetleri için&#8217; spor kulübüne tahsis edilen AOÇ’ye ait taşınmazın, düğün ve nikâh gibi organizasyonlar için kiraya verildiği tespit edilmiştir.</p>
<p>Sayıştay denetiminde;  Aile Bakanlığı’na bağlı müdürlüklerin, engellilere ödenmesi için özel bankalardan alınan promosyonun; yemek, konaklama gibi özel işlerde kullanıldığı belirlenmiştir.</p>
<p>Milli Eğitim Bakanlığı’nca ücretsiz dağıtılan ders kitaplarının ihtiyacın üzerinde satın alındığı, AB’den gelen paraların amacı dışında kullanıldığı, ‘Fatih Projesi’ ile meslek liselerine yönelik projelerde çok sayıda mevzuata aykırılıklar bulunduğu ortaya çıkarılmıştır.</p>
<p>Dumlupınar Üniversitesi&#8217;nde dolandırıcılık iddiası YÖK&#8217;e taşınmıştır. Boğaziçi Üniversitesi’nde yapılan atamalarda ve ihalelerde usulsüzlük belirlenmiştir.</p>
<p>Devletin, milletin parası bunlar. 2022 yılsonu itibariyle bütçe açığı 278 milyar lira olarak öngörülmüştür. TÜİK verilerine göre, Eylül ayı itibariyle yıllık enflasyon oranı yüzde 83,45 düzeyinde gerçekleşmiştir. Yüksek enflasyon nedeniyle bireylerin alım gücü daralmaktadır. Bu da hane halkının geçim sıkıntısı yaşamasına neden olmaktadır.</p>
<p>Daha da beteri var: Koskoca Türkiye Cumhuriyeti Katar’dan, Birleşik Arap Emirlikleri’nden para dilenir duruma düşmüştür. Rusya’ya olan doğalgaz borçlarını erteletmek için teşebbüse geçilmiştir. Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de, &#8220;Yiyiniz, içiniz, fakat israf etmeyiniz; çünkü Allan israf edenleri sevmez.” deniliyor. Milletin vergilerini har vurup harman savuranlar, bir müddet sonra dış ülkelere muhtaç olurlar. Bu ülkede israf arttıkça Devlet Bütçesi açık veriyor. Bütçe açığı büyüdükçe de Türkiye batıyor!</p>
<p>Ve Türkiye bu manzara ile seçimlere gidiyor. Açıkça soruyorum:  Allah’ın sevmediği müsrifleri seçmen sever mi? Sonucu, sandıklar açıldığında hep birlikte göreceğiz…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/allah-israf-edenleri-sevmez/">Allah İsraf Edenleri Sevmez!</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.korfezgazete.com/allah-israf-edenleri-sevmez/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mehmet Çardak Yazdı: &#8221;Paratapar Seçmen&#8221;</title>
		<link>https://www.korfezgazete.com/mehmet-cardak-yazdi-paratapar-secmen/</link>
					<comments>https://www.korfezgazete.com/mehmet-cardak-yazdi-paratapar-secmen/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Çardak]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Sep 2022 09:59:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.korfezgazete.com/?p=155122</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mehmet Çardak Araştırmacı Yazar m-cardak@windowsileve.com PARATAPAR SEÇMEN Sevgili okurlarım! Prof. Dr. Duran Bülbül Hoca’mızın ilginç bir tezi var. Hocanın tezine göre, 2023 seçimini neredeyse tüm muhalifler cepte keklik görüyor. Reis’in ve AKP’nin gidişine kesin gözüyle bakılıyor. Ama Duran Bülbül Hoca’mız öyle düşünmüyor.  Hani eskilerin bir lafı vardır: “Ya sayı saymayı bilmiyorsun ya da sopa yememişsin.” [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/mehmet-cardak-yazdi-paratapar-secmen/">Mehmet Çardak Yazdı: ”Paratapar Seçmen”</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.korfezgazete.com/?s=Mehmet+%C3%87ardak">Mehmet Çardak</a></p>
<p>Araştırmacı Yazar</p>
<p><a href="mailto:m-cardak@windowsileve.com">m-cardak@windowsileve.com</a></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-151880" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2022/08/çardak-300x289-300x289.jpg" alt="" width="300" height="289" /></p>
<p><strong>PARATAPAR SEÇMEN </strong></p>
<p>Sevgili okurlarım! Prof. Dr. Duran Bülbül Hoca’mızın ilginç bir tezi var. Hocanın tezine göre, 2023 seçimini neredeyse tüm muhalifler cepte keklik görüyor. Reis’in ve AKP’nin gidişine kesin gözüyle bakılıyor.</p>
<p>Ama Duran Bülbül Hoca’mız öyle düşünmüyor.  Hani eskilerin bir lafı vardır: “Ya sayı saymayı bilmiyorsun ya da sopa yememişsin.” Hocamız işte böyle bir şey demek istiyor!</p>
<p>Muhalefet partilerinin sayısını unuttuğumuz kadar seçim kaybetmiş ve sürekli sopa yemiş olmasına rağmen akıllanmamış olması ilginç. Ayrıca Prof. Dr. Duran Bülbül Hoca bize çok ilginç bir sayısal döküm de veriyor. Şöyle:</p>
<p>2020 yılında 9 Eylül Üniversitesi’nden Prof. Dr. Esergül Balcı ve ekibinin 4 aylık saha çalışmasına göre, Türkiye’de belli başlı 30 tarikat silsilesi ve bunların 400 kolu bulunuyor. Sadece İstanbul’da 445 tekke faaliyetlerini açıktan sürdürüyor. Çoğunluğu İstanbul, Siirt, Diyarbakır, Mardin, Adıyaman, Batman, Van, Hakkâri, Şırnak, Ağrı, Muş,  Bitlis, Gaziantep ve Şanlıurfa olmak üzere 800’ün üzerinde faal medrese bulunuyor.</p>
<p>Üstelik büyükşehirlerde kaç apartman medresesinin faaliyette olduğu ise tam olarak bilinmiyor. Çoğunluğu kız çocuklarına yönelik açılan apartman medreselerinde 12-18 kişi kalıyor. ‘Seyda’ denilen eğitmenlerin çoğunluğunun, 1980 – 1994 yılları arasında İran’ın dini merkezi Kum’da ve Irak’ın Akre ve Erbil gibi tarikat merkezi şehirlerinde eğitim aldığı iddia edilen raporda, bu eğitmenlerin Hizbullah örgütü mensupları ya da sempatizanlarından oluştuğuna vurgu yapılıyor.</p>
<p>Bu verileri özetlersek; tarikat/cemaat üyesi 3 milyon civarında vatandaş var. Aileler ve etki alanlarıyla 10 milyon oy diyebiliriz. Bu sayıya son yıllarda vatandaşlığa alınan yabancıları da ilave edersek, oy sayısı daha da artar.</p>
<p>Bu ülkede 12 milyon devlet yardımıyla geçinen var. 1 milyona yakın engelli aylığı ya da engelli yardımı ödeneği alan var. Bunların ne kadarının AKP’ye oy vereceğini siz hesaplayın. Çünkü engelli aylığı uygulamasını başlatan AKP’dir.</p>
<p>Ayrıca AKP üye sayısı 11 milyonun üstünde. Bunu da aile bireylerini düşünürsek en az iki ile çarpın. Yani üsttekilerle birleşenler olsa dahi minimum kemik oy potansiyeli 20 milyonun üstünde. Toplam seçmen sayısı ise 57 milyon. Bu yüzden, elbette tek seçenek AKP’dir…</p>
<p>Seçim öncesi vergi affı, imar affı, genel af, öğrenci affı ve astronomik asgari ücret/maaş artışları konuşulduğunu işitmişsinizdir. 55 milyon USD’nin uçaklarla geldiği söylentilerini de. Bu beklentiler (!) de gerçekleşirse AKP’nin oy oranını varın siz düşünün.</p>
<p>Karşı tarafta ise Milliyetçi/Muhafazakâr/Sosyalist/Mütedeyyin/anarşist CHP; ortanın sağı solu, ırkçı İYİ Parti; AKP eskilerinden kırpıp yıldız yapılması hayal olunan Babacan ve Davutoğlu izci oynakları; Sivas katliamı azmettiricisinin demokrasi beşiği mini cemaati ve altıncı var. Bu ortaklığın tek vaadi ise demokrasiyi tekrar işler kılmak!</p>
<p>Oysa ülkenin yarısı açlık sınırının altında yaşıyor. Nüfusun %80’i ise yoksulluk sınırının altında. İktidardakiler aç bıraktıkları insanlara para vadediyor, bizimkiler demokrasi. Türk seçmeni ise paraya ve güce tapar. Varın siz seçim sonucunu düşünün…</p>
<p>Sözün özü şudur: İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in HDP açmazı, muhalefet cephesinde ciddi bir sorundur. Olası bir seçimde bu kafayla yönetilen muhalefetin sonu hezimet olabilir. Millet İttifakı’nın birleşenleri derhal çok ciddi ve geniş boyutlu bir seçim çalışması planlayıp, Sedat Peker’in Godot kılıklı videolarından medet ummaktan vazgeçmeli ve kendi gücünü hissettirmelidir.</p>
<p>Hatırlatmakta fayda var: Türkiye’de kitap okuma oranı %1, gazete okuma oranı %0,3 ve haber izleme oranı ise %32’dir. Demem o ki,  muhalefetin sesi halka ulaşmıyor. Ayrıca Türk seçmeni demokrasiyi değil,  parayı seçer! Sağ seçmen paraya tapar,  paratapar bunlar! 2017 Anayasa Değişikliği Referandumu’nda demokrasiden vazgeçen ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni tercih eden parataparlar için,  elbette tek seçenek yine AKP’dir.</p>
<p>Dr. Vecdet Öz’ün uyarılarını dikkate almak gerekiyor.  Dr. Öz’e göre, AKP bu ülkede kaybedeceği hiçbir seçimi yaptırmaz. 2023 yılı AKP ve hamileri içir rövanş tarihidir. Mevcut muhalefet ve sıradan söylemler bunlara vız gelir!</p>
<p>Finale sadece 9 ay kalmıştır. Tarih, Türk Milleti’ni yeniden göreve davet ediyor. Artık uyanma ve Atatürk çizgisindeki tüm muhalefet partilerinin, sivil toplum örgütlerinin ve toplumun milli bir ruh içinde tek parça olma vaktidir. Bu bir Müdafaa-i Hukuk mücadelesidir. Yoksa geçmiş olsun Türkiye’m!</p><p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/mehmet-cardak-yazdi-paratapar-secmen/">Mehmet Çardak Yazdı: ”Paratapar Seçmen”</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.korfezgazete.com/mehmet-cardak-yazdi-paratapar-secmen/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>             Yaşasın hak, hukuk, adalet!</title>
		<link>https://www.korfezgazete.com/yasasin-hak-hukuk-adalet/</link>
					<comments>https://www.korfezgazete.com/yasasin-hak-hukuk-adalet/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Çardak]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Aug 2022 09:35:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.korfezgazete.com/?p=151879</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mehmet Çardak Araştırmacı Yazar m-cardak@windowsileve.com                 Yaşasın hak, hukuk, adalet! Sevgili okurlarım! Türkiye Cumhuriyeti Gümrük Bölgesine giren ve çıkan eşyaya ve taşıt araçlarına uygulanacak gümrük kuralları 4458 sayılı Gümrük Kanunu ile belirlenmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Gümrük Bölgesi, Türkiye Cumhuriyeti topraklarını kapsar. Türkiye kara suları, iç suları ve hava sahası gümrük bölgesine dâhildir. Gümrük kontrol noktası ise,  [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/yasasin-hak-hukuk-adalet/">             Yaşasın hak, hukuk, adalet!</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.korfezgazete.com/?s=Mehmet+%C3%87ardak">Mehmet Çardak</a></p>
<p>Araştırmacı Yazar</p>
<p><a href="mailto:m-cardak@windowsileve.com">m-cardak@windowsileve.com</a></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-151880" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2022/08/çardak-300x289-300x289.jpg" alt="" width="300" height="289" /></p>
<p><strong>                </strong><strong>Yaşasın hak, hukuk, adalet!</strong></p>
<p>Sevgili okurlarım! Türkiye Cumhuriyeti Gümrük Bölgesine giren ve çıkan eşyaya ve taşıt araçlarına uygulanacak gümrük kuralları 4458 sayılı Gümrük Kanunu ile belirlenmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Gümrük Bölgesi, Türkiye Cumhuriyeti topraklarını kapsar. Türkiye kara suları, iç suları ve hava sahası gümrük bölgesine dâhildir.</p>
<p>Gümrük kontrol noktası ise,  genellikle iki ülkenin sınır noktalarında yolcu ve mal geçişlerini kontrol etmek için oluşturulan yerlerdir. Bir ülkenin sınırlarından içeri girebilmek için genellikle bir geçiş izni istenir. Gümrük kontrol noktaları sınırların belli bölgelerinde ve az sayıda noktaya yerleştirilmektedir.</p>
<p>İşte Pazarkule Sınır Kapısı da, gümrük kontrol noktalarından biridir. Pazarkule Sınır Kapısı, Edirne&#8217;nin Merkez ilçesine bağlı Karaağaç Mahallesinde yer alan Türkiye – Yunanistan arasındaki kara yolu gümrük/sınır kapısıdır. Pazarkule sınır kapısı, Yunanistan tatili sonrası Türkiye’ye giriş yapan Edirne Cumhuriyet Savcısı Fatih Aslan’a ait aracın bagajının gümrük memurlarınca arandığı gümrük kontrol noktasıdır.</p>
<p>Ama ne yazık ki,  1915 yılında Edirne Cumhuriyet Savcısı Fatih Aslan’a ait aracın bagajını kontrol eden gümrük memurları, adı geçen savcının,  Yunanistan’dan Türkiye’ye giriş yaptığı Pazarkule Sınır Kapısı’nda aracının bagajını haksız aradıkları gerekçesiyle şikâyet edilmişler, soruşturulmuşlar, kovuşturulmuşlar ve ‘haksız arama’ suçundan 2 ay 15 gün hapis cezasına mahkûm edilmişlerdir.</p>
<p>Dönemin Trakya Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürü Müslüm Yalçın da Edirne 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 3 ay hapis cezasına çarptırılmıştır. Yine, aynı yıl içerisinde Yunanistan tatili sonrası Pazarkule Sınır Kapısı’ndan ailesiyle birlikte Türkiye’ye giriş yapan Edirne Cumhuriyet Savcısı Fatih Aslan, aracının bagajını haksız yere aradığı gerekçesiyle Gümrük Memuru Dilek sarı hakkında da şikâyetçi olmuş ve 2 ay 15 gün hapis cezası almasına sebep olmuştur. Sarı’nın cezası, ilgili mahkemece 1500 lira idari para cezasına çevrilmiştir.</p>
<p>Her ne kadar,  savcının şikâyeti üzerine gümrük görevlileri hakkında ‘haksız arama’ suçundan dava açılmış ise de, kamu görevlileri tarafından yapılan eylemin bir arama niteliğinde değil, gümrük kontrolü niteliğinde olduğu açıktır.  Kaldı ki, Gümrük Mevzuatında gümrük kontrolünün yapılması konusunda Cumhurbaşkanlığı’na getirilen eşyalar dışında hiçbir istisna yoktur. Dolayısıyla da ortada CMK anlamında gerçek bir arama olmadığı için haksız bir arama olması da söz konusu değildir.</p>
<p>Ayrıca daha önce Edirne Adliyesi’nde çalışan birçok hâkim ve savcı defalarca yurtdışına çıkmışlar, yurda dönüşlerinde araçlarının bagajı aranmıştır.  Ama 2015 yılına kadar hiçbir savcı ya da hâkimin şikâyeti olmamıştır. Çünkü herkes sınır kapısında yapılan kontrolün bir gümrük muayenesi olduğunu bilmektedir. Bu sebeple de Edirne Cumhuriyet Savcısı Fatih Aslan’ın bu aramadan neden gocunduğunun sebebi anlaşılamamıştır. Sanırım savcının kibri ve makamının gücü gözünü karartmıştır.</p>
<p>Çünkü bu ülkede uyuşturucu baronu çıkan savcılar da var! Oysa gümrükler Türkiye’nin namusudur. Türkiye’nin namusunu korumak görevi ise, namuslu gümrük ve gümrük muhafaza görevlilerine düşmektedir. Ayrıca gümrük kapıları Dingo’nun ahırı değildir; gümrük kapıları, girenin çıkanın belli olduğu yerlerdir.</p>
<p>Ve iddia ediyorum: Pazarkule Sınır Kapısı’nda bir cumhuriyet savcısının aracının bagajını kontrol etmek, öncelikle bilgi, özgüven,  medeni cesaret ve bedel ödemeyi göze alabilme işidir. Gümrük’te Murat Işık ve Murat Kanat ile Dilek Sarı yanmasa, gümrüklerde yaşanan yanlışlar nasıl çıkar ortaya? Bu sebeple de, yaptıkları kontrolün yargıda hesabını veren gümrük görevlilerini ayrı ayrı yürekten kutluyorum. Emekli bir gümrük denetim elamanı olarak yaptıkları görev için teşekkür ediyorum. Gümrüklerde sadece yalaka,  ajan, hırsız, sahtekâr ve rüşvetçi memur ve amirler yok; Türkiye’nin namusunu korumak için görev yapan cesur, namuslu ve dürüst memur ve amirler de var! Görev aşkı yüzünden sıkıntı yaşayan ve acı çeken tüm gümrükçülere selam olsun!</p>
<p>Dürüst gümrükçülere değer vermek, özen göstermek, onların kıymetini bilmek bir kültürdür. Bunun eğitimi yok, kitaplarda yazmaz! Yolu insan olmaktan geçer. Gümrük memurlarını iki defa şikâyet eden savcı bu vasıflara haiz değilse,  gümrükçüler hak, hukuk ve adalet aramayıp da ne yapsınlar?</p>
<p>Edirne 4. Asliye Ceza Mahkemesi hâkimi, gümrük memurları ile aramalara ilişkin yazılı talimat veren dönemin Trakya Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürü Müslüm Yalçın’a verilen hapis cezalarını ertelemiş olsa da,  sanık avukatları hapis cezalarına itiraz etmişlerdir. Dava dosyası İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nce (istinaf mahkemesi) yeniden ve derinlemesine tetkik edilmiş ve bozulmuştur. Savcı Fatih Aslan’ın iki kere şikâyeti üzerine gümrük memurlarına ve Trakya Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürü Müslüm Yalçın’a karşı açılan davalar, 7 yıllık hukuk mücadelesi sonunda Gümrük memur ve amirleri lehine sonuçlanmıştır. Böylelikle Gümrük’te hâkim ve savcıların muayene muafiyeti olmadığı istinaf mahkemesince de onanmıştır.</p>
<p>Bu konuda kesinleşmiş İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesi’nin 01.06.2022 tarihli ve 2020/647 Esas, 2022/1571 Karar sayılı Gerekçeli Kararı’nın özeti şöyledir:</p>
<p>“…Hâkimlerin ve savcıların gümrük kapılarında araçlarının bagaj kapağı açtırılarak, araçlarında Gümrük Mevzuatı hükümleri uyarınca yapılan kontrol TCK 120. Maddede düzenlenen ‘haksız arama’ suçunu oluşturmaz. Gümrük Mevzuatı uyarınca yapılan kontroller bakımından hâkimler ve Cumhuriyet Savcılarına yönelik muafiyet bulunmamaktadır. Gümrükte yapılan araç kontrolü hukuka aykırı arama olarak değerlendirilemez. Belirtilen gerekçelerle, sanık müdafinin istinaf sebepleri yerinde olup, yasal unsurları oluşmayan suçtan sanığın kesin olmak üzere oybirliğiyle beaatine karar verilmiştir…”</p>
<p>İşte hak, hukuk, adalet budur!  Demek ki Türkiye’de hala Anayasanın ‘Kanun Önünde Eşitlik’ ilkesine uygun karar verebilen, Cumhuriyet savcılarına imtiyaz tanımayan vicdanlı hâkimler var! Neyse ki geç de olsa adalet tecelli etmiştir. Bu süreçte sıkıntı yaşayan meslektaşlarımıza ‘geçmiş olsun’ dileklerimi iletiyorum. İyi ki Gümrük’te hala ülkenin namusunu koruyan memur ve amirler var!</p>
<p>Peki, Gümrük’te aracının bagajı kontrol edildiği için 2 farklı zamanda gümrük memur ve amirlerinden 2015 yılında üst üste iki defa şikâyetçi olan ve hapis cezası almalarını sağlayan Edirne Cumhuriyet Savcısı Fatih Aslan hakkında yapılan işlem nedir? Bildiğimiz kadarıyla 2017’de yayımlanan Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) kararnamesiyle Edirne’den Osmaniye Cumhuriyet Savcılığı’na atanmıştır. Dönemin Trakya Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürü Müslüm Yalçın da,  bu süreçte eski kariyer görevi olan Gümrük Başmüfettişliğine getirilmiştir.</p>
<p>Böylelikle, artık gümrük kontrol noktalarında hâkim ve savcılar da gümrük kontrolüne tabi olacaklar. Yaşasın dürüst ve cesur gümrük memurlarının haklı mücadelesi! Yaşasın hak, hukuk, adalet!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/yasasin-hak-hukuk-adalet/">             Yaşasın hak, hukuk, adalet!</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.korfezgazete.com/yasasin-hak-hukuk-adalet/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyanet Akademisi,  Laiklik ve askerlikten muafiy</title>
		<link>https://www.korfezgazete.com/diyanet-akademisi-laiklik-ve-askerlikten-muafiy/</link>
					<comments>https://www.korfezgazete.com/diyanet-akademisi-laiklik-ve-askerlikten-muafiy/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Çardak]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Aug 2022 09:04:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Tükenmeden Tüketmek İçin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.korfezgazete.com/?p=151228</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mehmet Çardak Araştırmacı Yazar m-cardak@windowsileve.com Diyanet Akademisi,  Laiklik ve askerlikten muafiyet Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ile Devlet Memurları Kanunu&#8217;nda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname&#8217;de Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 24 Mart 2022 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanuna göre, Diyanet İşleri Başkanlığı Eğitim Hizmetleri Genel Müdürlüğünce yürütülen bazı faaliyetler, bundan [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/diyanet-akademisi-laiklik-ve-askerlikten-muafiy/">Diyanet Akademisi,  Laiklik ve askerlikten muafiy</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.korfezgazete.com/?s=Mehmet+%C3%87ardak">Mehmet Çardak</a></p>
<p>Araştırmacı Yazar</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-132940" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2022/03/çardak-300x289.jpg" alt="" width="300" height="289" /></p>
<p><a href="mailto:m-cardak@windowsileve.com">m-cardak@windowsileve.com</a></p>
<p><strong>Diyanet Akademisi,  Laiklik ve askerlikten muafiyet </strong></p>
<p>Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ile Devlet Memurları Kanunu&#8217;nda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname&#8217;de Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 24 Mart 2022 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.</p>
<p>Kanuna göre, Diyanet İşleri Başkanlığı Eğitim Hizmetleri Genel Müdürlüğünce yürütülen bazı faaliyetler, bundan sonra yeni kurulacak Diyanet Akademisi bünyesinde yapılacaktır. Diyanet Akademisi, aday din görevlilerinin mesleki eğitimi ile hizmet içi eğitim faaliyetlerini ve yurt dışından gelen mahallin din görevlilerine yönelik eğitim faaliyetlerini yürütecektir.</p>
<p>Akademi, Diyanet İşleri Başkanlığının görev alanıyla ilgili araştırma, yayın, konferans, panel, seminer, sempozyum ve benzeri dini, ilmi, sosyal, kültürel etkinlikler, kurs ve sertifika programları düzenleyecektir.</p>
<p>Diyanet Akademisi; Milli eğitim Bakanlığı, YÖK, üniversiteler, lisans düzeyinde dini eğitim veren yükseköğretim kurumlu ve müftülükler ile görevinin gerektirdiği diğer ulusal ve uluslararası kurum, kuruluş ve kurullarla işbirliği ve ortak çalışma yapabilecek, danışma kurulları ve komisyonlar oluşturabilecektir.</p>
<p>Kurulacak Diyanet Akademisi’ni geniş yetkilerle donatan, Milli Eğitim Sistemi dışında ayrı bir eğitim-öğretim kurumu oluşturan, Anayasa’nın 174. Maddesi ile korunan ve halen yürürlükte olan Tevhid-i Tedrisat (Eğitim Birliği) Yasası’nı yok sayan, aynı zamanda akademide eğitim görecek erkek öğrencilerin “alacakları eğitimin kesintiye uğramaması” gerekçesiyle askerlikten muaf sayılmalarını da öngörerek adeta yeni bir MEDRESE yaratan bu yasanın Anayasaya aykırı olduğu açıktır.</p>
<p>Akademi adı altında medreseleri yeniden canlandırılmak ve öğrencilerinin askerlikten muaf tutulmak istenmesi, Atatürk ve Cumhuriyet’le açık bir hesaplaşma, bir rövanş alma çabası olarak yorumlanmaktadır. Yasa Gazi Meclis’te kabul edilirken tek bir ‘HAYIR’ oyu çıkmaması ise, ibret verici bir olay olarak kayda girmiş, çok büyük çoğunluğuyla Atatürk’e ve Laik Cumhuriyet’e gönülden bağlı aziz milletimizi derinden üzmüş, ciddi tepkisini çekmiştir.</p>
<p>Yasa; bir AKP Milletvekilinin Cumhuriyetimiz için “90 yıllık reklam arasını kapatıyoruz”, bir AKP MKYK üyesinin “Yeni bir devlet kuruyoruz”, bir AKP Genel Başkan Yardımcısının 1 yıl önceki “Bugüne kadar yaptığımız her şey aslında hazırlıktı. Hazırlıklarımızı tamamlamamız 19 yıl sürdü ve asıl şimdi başlıyoruz”, bir AKP Belediye Başkanının “2023 seçimleri 100 yılın hesaplaşması olacak” sözleri, dönemin Cumhurbaşkanlığı danışmanı SADAT başkanınca düzenlenen “İslam Devleti ve İslam Anayasası Sempozyumu”nda  söylenenler ve Ayasofya açılışında ya da hafızlık icazet törenlerinde, hem de devlet erkanının önünde elde kılıçla yahut minberde Atatürk’e edilen hakaretler, okullarımızda çocuklarımızı harem selamlık düzende oturtmak isteyen çağ dışı zihniyetler ve benzeri sayısız söylem ve eylemler birlikte düşünüldüğünde, “Asıl şimdi başlıyoruz” sözleriyle neyin amaçlandığı sorusu yanıtını beklemektedir.</p>
<p>Diğer taraftan, Diyanet Akademisi istismar ve mezhepçi rejimin duvar taşları olarak diziliyor. Siyasal İslamcılık Diyanet ve camilerde minber dokunulmazlığı talep ediliyor. Kamu bütçesi ve yatırımları da büyük ölçüde insana değil, Diyanet ve din okulları üzerinden dinciliğe ayrılıyor. Gık yok! Yani siyaset dinden, din siyasetten karşılıklı besleniyor.</p>
<p>Oysa Anayasa <strong>“laiklik”</strong> diyor. İktidar ve muhalefet siyaseti ise laiklikle çelişen dine dayalı kamu kurumsallaşmasına doğrudan ya da dolaylı destek sunuyor. Vatandaşla kurdukları siyasal iletişimlerini “eşit yurttaşlık hakkı” üzerinden değil, din/mezhep ve ırk üzerinden sürdürüyorlar!</p>
<p>Siyaset kurumları ve devlet;  insanlık onuru, temel insan hakları ve halk egemenliği gibi birçok temel ilkeleri korumak ve bunları laiklik zemininde kurumsallaştırmak zorundadır. Fakat söz konusu Türkiye olunca, kamu kurumları bu ilkelere göre değil, devletin ürettiği, beslediği, kolladığı ve benimsediği mezhebin ilkelerine ve ihtiyaçlarına göre düzenleniyor.</p>
<p>Bilime, sanata, eğitime, sağlığa, spora, kültüre, sosyal hizmetlere bütçe politikasında cimri davranırken, bu alandaki hizmetlerin nitelikli hale getirilmesi beklenirken, AKP-MHP iktidarı ve muhalefet, Diyanet İşleri Başkanlığı’na ve dincileşmeye her türlü katkıyı sunarak, mezhepçi bir rejimin inşasına çimento taşıyorlar.</p>
<p>Diyanet Akademisi bir ihtiyaç değil, siyasal istismardır! Türkiye Cumhuriyeti sözde “laik” bir ülke ve nüfusu 86 milyondur. Garip gelebilir ama dünyada hiçbir İslamcı ve şeriatçı ülkede olmayan güçlü devlet ve sivil İslamcılık Türkiye’dedir! Devlete ait Cami sayısı 90 bin! Okul sayısı ise 53 bindir!</p>
<p>Şimdi de geniş yetkilerle donatılan akademide eğitim gören erkek adaylara askerlikten muafiyet de getirildi. Akademinin erkek öğrencileri, “alacakları eğitimin kesintiye uğramaması” gerekçesiyle askerlikten muaf sayılacaklar. Yüzyıl sonra yeniden asker kaçağı medreseler kuruluyor. Ama laiklerden “gık” yok! Zira çakma laikler! Orijinal ve evrensel değiller. Laiklik ve demokrasi için, muhalefetten güçlü bir itiraz sesi yok! Laik ve demokratik Türkiye’ye sahip çıkan yok!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/diyanet-akademisi-laiklik-ve-askerlikten-muafiy/">Diyanet Akademisi,  Laiklik ve askerlikten muafiy</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.korfezgazete.com/diyanet-akademisi-laiklik-ve-askerlikten-muafiy/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ülke elden gidiyor…</title>
		<link>https://www.korfezgazete.com/ulke-elden-gidiyor/</link>
					<comments>https://www.korfezgazete.com/ulke-elden-gidiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Çardak]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 May 2022 10:28:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.korfezgazete.com/?p=141243</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mehmet Çardak Araştırmacı Yazar m-cardak@windowslive.com Ülke elden gidiyor… Kapitalist sistem yapısı nedeniyle dengesizdir. Liberalizm düzeni çöküyor! Bu da ülkelerin sık krizlere girmesine neden oluyor. Bu dünya kaynaklarının %40 kadarını tek başına tüketen ABD için bile geçerlidir. Ancak ülkeler varlık durumuna göre daha az veya daha çok hasarla çıkabilir. Mevcut bunalım 5 yıldır aşılamamıştır ve gittikçe [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/ulke-elden-gidiyor/">Ülke elden gidiyor…</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.korfezgazete.com/?s=Mehmet+%C3%87ardak">Mehmet Çardak</a></p>
<p>Araştırmacı Yazar</p>
<p><a href="mailto:m-cardak@windowslive.com">m-cardak@windowslive.com</a></p>
<p><strong> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-132182" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2022/02/çardak-1.jpg" alt="" width="300" height="289" /></strong></p>
<p><strong>Ülke elden gidiyor…</strong></p>
<p>Kapitalist sistem yapısı nedeniyle dengesizdir. Liberalizm düzeni çöküyor! Bu da ülkelerin sık krizlere girmesine neden oluyor. Bu dünya kaynaklarının %40 kadarını tek başına tüketen ABD için bile geçerlidir. Ancak ülkeler varlık durumuna göre daha az veya daha çok hasarla çıkabilir. Mevcut bunalım 5 yıldır aşılamamıştır ve gittikçe de derinleşiyor.</p>
<p>Daha öncekilerin çözümüne bakan bazı çevreler ‘biz düzeltiriz’ diyorlar. Problem şu ki, el parası ile olmayan bir zenginlik yaratılmıştır. Ama elden gelen har zaman bulunmaz. Borçlanarak yaratılan sahte zenginlik ödeme zamanına kadar sürer. Asıl kriz üretimdedir!</p>
<p>FOX TV sunucusu Selçuk Tepeli’yi öfkelendiren tarım alanlarının tahribi ve tarım çalışanlarının yarısının çekilmesi olayı ile sınırlı değil. Tüm sektörlerde üretimde gerileme var. Türkiye üretimi son 20 yılda oluşan teknoloji dönüşümüne ayak uyduramamıştır. İktidar daha başta istihdam artırıcı teşvikleri ortadan kaldırmıştır.</p>
<p>Gelişmesi gereken ülkelerdeki ekonomi politikaları, emperyalist ülke modelleri ile mümkün değildir. Yoksul ülkelerin kamu yaklaşımı emperyalist ülkelerdekinden farklı olmak zorundadır. Bu gerçek gözetilmemiştir! Kamunun elinden her şey çıkarılmıştır. Bu yüzden devletin ekonomiye müdahale aracı kalmamıştır.</p>
<p>2001 krizi bir finansman kriziydi; acı reçeteyle atlatılmıştır. Acı reçete,  bireylerin satın alma gücünü düşürmektir. Ancak acı reçete, maliyet enflasyonunda işe yaramaz! İktidar palyatif çözümlerle sıcak para artırma derdinde. Gelen borçlar yatırıma dönüştürülseydi ülke ciddi bir ivme kazanabilirdi. Ancak ne yazık ki sıcak para İHVAN, ÖSO, BOKO HARAM gibi örgütlere harcanmıştır. Bu yüzden 20 yıldır ihmal edilen tarım ve sanayi işlemez durumdadır.</p>
<p>Dolar kurundaki artıştan, ithalatı düşürüp cari açığın azaltılması umulmuştu ama üretimden çıkan ülke ithalat yapmadan hayatta kalma yeteneğini çoktan kaybetmiştir. Bu durumdan çıkmak için kısa vadede yapılabilecek hiçbir şey yok!</p>
<p>Türkiye zifiri karanlığa sürüklenmiştir! Tek adam yönetimi Türk ülkesini batırmıştır. Türkiye Cumhuriyet tarihinin en kötü yönetimi ve yöneticisinin elinde cehenneme dönmüştür. Erdoğan monarşisi ülkeyi iflas ettirmiştir.</p>
<p>Siyasallaşmış yargı, mafya, uyuşturucu baronları, paramiliterler, çeteler, korku iklimi yaratmak için hep birlikte çalışıyorlar. Bu ülkenin dindarı, dinsizi, sofusu, sufisi, Türkü, Kürdü, Arabı, Çerkezi, solcusu, sağcısı, liberali milliyetçisi; ‘ülke elden gidiyor’ endişesiyle meydanlara koşuyor. Tıpkı Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde kazanılan Milli Kurtuluş Savaşı’ndaki gibi.</p>
<p>Kurtuluş için yeniden birlikte olmak zorundayız. Her şeyin farkındayız! Atatürk Cumhuriyeti’ni yaşatmak için mücadele etmeye mecburuz ama bu mücadelenin önderi kim? Millet İttifakı’nın önderi Kılıçdaroğlu, liberalizme karşı olduğunu söylüyor ama iktidara gelmeleri halinde ekonomik modelleri ne?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Başını dik tut ey halkım! Erdoğan yönetimindeki Türkiye dünyadan 300 yıl uzaklaşmıştır. Avrupa’yı yakalamayı bir kenara koy, Afrika ülkelerinden bile geridesin. Ülke elden gidiyor ama sen varsın ve daha iyisini hak ediyorsun</p><p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/ulke-elden-gidiyor/">Ülke elden gidiyor…</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.korfezgazete.com/ulke-elden-gidiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mehmet ÇardakYazdı :&#8221;Gezi Davası’nda Skandal&#8221;</title>
		<link>https://www.korfezgazete.com/mehmet-cardakyazdi-gezi-davasinda-skandal/</link>
					<comments>https://www.korfezgazete.com/mehmet-cardakyazdi-gezi-davasinda-skandal/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Çardak]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 May 2022 08:33:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Hatay Haber]]></category>
		<category><![CDATA[hatay haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[hatay iskenderun haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[İskenderun Haber]]></category>
		<category><![CDATA[iskenderun haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.korfezgazete.com/?p=140216</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mehmet Çardak Araştırmacı Yazar m-cardak@windowslive.com   Gezi Davası’nda Skandal Sevgili okurlarım! 2013’teki Gezi Direnişi’ne ilişkin beraat kararının bozulmasının ardından Osman Kavala’nın da aralarında bulunduğu 17 sanıklı davada 25 Nisan’da karar çıktı. Son savunmalarını yapan sanıklar, “Siyasi ve ideolojik saiklerle hazırlanan komplo” dediler. Mahkeme, Osman Kavala’ya  “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, 7 [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/mehmet-cardakyazdi-gezi-davasinda-skandal/">Mehmet ÇardakYazdı :”Gezi Davası’nda Skandal”</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.korfezgazete.com/?s=Mehmet+%C3%87ardak">Mehmet Çardak</a></p>
<p>Araştırmacı Yazar</p>
<p><a href="mailto:m-cardak@windowslive.com">m-cardak@windowslive.com</a></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-140217" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2022/05/çardak-1.jpg" alt="" width="300" height="289" /></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Gezi Davası’nda Skandal </strong></p>
<p>Sevgili okurlarım! 2013’teki<a href="https://www.korfezgazete.com/?s=Gezi+Direni%C5%9Fi%E2%80%99"> Gezi Direnişi’</a>ne ilişkin beraat kararının bozulmasının ardından <a href="https://www.korfezgazete.com/?s=Osman+Kavala%E2%80%99">Osman Kavala’</a>nın da aralarında bulunduğu 17 sanıklı davada 25 Nisan’da karar çıktı. Son savunmalarını yapan sanıklar, “Siyasi ve ideolojik saiklerle hazırlanan komplo” dediler.</p>
<p>Mahkeme, Osman Kavala’ya  “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, 7 sanığa ise 18’er yıl hapis cezası verdi. Tutuksuz yargılananlar Silivri’ye gönderildiler.</p>
<p>Karar tepkilere neden oldu. Uluslararası Af Örgütü, “İnsan haklarına darbe” açıklaması yaptı!</p>
<p>Önce CHP liderini, HDP eş-genel başkanını ve TİP genel başkanını dinledim. Daha sonra DP liderini,  İYİ Parti genel başkanı Akşener&#8217;in grup konuşmasını izledim. 6’lı MASA üyesi diğer parti liderlerinin, Karamollaoğlu&#8217;nun, Babacan&#8217;ın, Davutoğlu&#8217;nun, Gezi Davası skandalı hakkındaki mesajlarını okudum. Saydığım sekiz muhalefet partisinin sekizi de, kendi üslup ve meşreplerine uygun biçimde, yargı eliyle işlenen hukuk cinayetine tepkilerini dile getirdiler.</p>
<p>CHP&#8217;den DP&#8217;ye ve İYİ Parti&#8217;ye, TİP&#8217;ten HDP&#8217;ye, SP&#8217;den DEVA ve GP&#8217;ye hepsini kutluyorum. Dirayet ve metanetlerine şapka çıkarıyorum.</p>
<p>Mahkûmiyet kararının vicdanlarda yeri yoktur. Onlarda halk vicdanının sesini duyurdular. Bir yurttaş olarak onlardan beklediğimiz haysiyetli duruşu gösterdiler, umutlarımızı güçlendirdiler. Adalete ve özgürlüğe susamış milyonlara güven ve cesaret kazandırdılar.</p>
<p>Ve özellikle Sayın Akşener&#8217;in usta hitabet stratejisiyle ve tarih bilinci desteğiyle son bölümde doruğa çıkan salvolarını dinleyince, bir kere daha inandım ki, İktidar ve çıkar peşinde her zulmü ve yolsuzluğu yapmak üzere gözü dönmedikçe ve &#8220;beka kuruntusu&#8221; kılıfında iktidar kırıntısı paylaşmak üzere sözünden dönmedikçe, insandan umut kesilmez!</p>
<p>Siyasi ve ideolojik saiklerle hazırlanan komplo teorileri tarafsız bir gözle olayların incelenmesini, nesnel değerlendirme yapılmasını engellemiştir. Olguları gerçeklikten koparıp onlara keyfi biçimde sübjektif anlamlar yüklemiştir.</p>
<p>Gezi Direnişi; dayanışmaya, barışa, kardeşliğe ve demokrasiye adanmış bir millet hareketidir. Adaletsiz güç zalim, güçsüz adalet acizdir. Siyasi davaların ömrü, arkasındaki siyasi güç kadardır.  Bu zulmün ömrü elbet bir gün bitecektir. Zalimler efradıyla, milletimizin hayatından temelli gidecektir ve bu ülkede adalet yeniden tesis edilecektir.</p>
<p>Gezi özgürdür, Kavala özgürdür! Yargı iktidarın sopası değil, adaletin terazisidir. Hak ve adalet duygusu, bir toplumun varlığı, dirliği ve birliği için şarttır. Demokrasilerde hak ve hukukun en yüce bekçisi bağımsız ve tarafsız yargıdır. Özgürlüklerin ve siyasi ahlakın iktidar elinde can çekiştiği yerde, hukukun üstünlüğünü ve insanlık vicdanını egemen kılacak biricik güç yargıdır.</p>
<p>Demokratik cumhuriyette yargı, kendisine ulus tarafından emanet edilen adalet terazisini, ezilenler ve muhalifler üzerinde sallanan bir iktidar sopası olarak değil, adalete susamış yurttaşların hak ve özgürlük güvencesi olarak kullanmak durumundadır. Aksi halde yurttaşların özgür iradesine dayanan bir ulusal egemenlikten de, meşruiyetini ulusal egemenlikten alan çağdaş bir yargı sisteminin saygınlığından da söz edilemez.</p>
<p>Türkiye’yi, siyasi iktidar sahibi bir avuç oligarkın keyfine esir düşmekten ve giderek hızlanan adımlarla hukuksuz bir karanlığa sürüklenmekten ancak yurttaşların onuru, bilinci ve ortak direnci esirgeyebilir ve esirgeyecektir. Çünkü Türkiye böyle bir esarete müstehak ve mahkûm değildir.</p>
<p>İşte buraya yazıyorum: bu kumpası kuranlar, beraat etmiş Gezi’yi yeniden yargılama talimatı verenler tarih önünde hesap verecektir. Gelecekte bir gün ve mutlaka Gezi’nin hesabı sorulacaktır!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/mehmet-cardakyazdi-gezi-davasinda-skandal/">Mehmet ÇardakYazdı :”Gezi Davası’nda Skandal”</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.korfezgazete.com/mehmet-cardakyazdi-gezi-davasinda-skandal/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mehmet Çardak Yazdı:&#8221;Gümrük Müşavirinin kusurlu halleri&#8221;</title>
		<link>https://www.korfezgazete.com/mehmet-cardak-yazdigumruk-musavirinin-kusurlu-halleri/</link>
					<comments>https://www.korfezgazete.com/mehmet-cardak-yazdigumruk-musavirinin-kusurlu-halleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Çardak]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 May 2022 11:36:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.korfezgazete.com/?p=139686</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mehmet Çardak Araştırmacı Yazar m-cardak@windowslive.com Gümrük Müşavirinin kusurlu halleri Gümrük mevzuatının doğru bir şekilde uygulanmasında ve iş insanlarımızın yükünün azaltılmasında önemli bir yeri olan, dış ticaret işlemlerinde kamu idaresi ile özel sektör arasında köprü vazifesi gören Gümrük Müşavirliği Mesleği ülkemizde köklü bir geçmişe sahiptir, 1909 tarihlidir. Ama hala meslek yasası yoktur,  meslek odası çatısı altında [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/mehmet-cardak-yazdigumruk-musavirinin-kusurlu-halleri/">Mehmet Çardak Yazdı:”Gümrük Müşavirinin kusurlu halleri”</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.korfezgazete.com/?s=Mehmet+%C3%87ardak">Mehmet Çardak</a></p>
<p>Araştırmacı Yazar</p>
<p><a href="mailto:m-cardak@windowslive.com">m-cardak@windowslive.com</a></p>
<p><strong>Gümrük Müşavirinin kusurlu halleri</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-134712" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2022/03/çardak-1.jpg" alt="" width="300" height="289" /></p>
<p>Gümrük mevzuatının doğru bir şekilde uygulanmasında ve iş insanlarımızın yükünün azaltılmasında önemli bir yeri olan, dış ticaret işlemlerinde kamu idaresi ile özel sektör arasında köprü vazifesi gören Gümrük Müşavirliği Mesleği ülkemizde köklü bir geçmişe sahiptir, 1909 tarihlidir. Ama hala meslek yasası yoktur,  meslek odası çatısı altında örgütlenemiyor, birlik kuramıyor. Gümrük müşavirleri serbest meslek erbabı olsa da gümrük çalışanı gibi algılanıyor. 113 yaşındaki mesleğin hala gerçek statüsü belli değildir.</p>
<p>Geçenlerde Ticaret Bakan Yardımcısı Rıza Tuna TURAGFAY imzası ile Gümrükler Genel Müdürlüğü’nün 2022/8 sayılı Genelgesi yayımlandı. Efendim, Gümrük Kanunu’nun Geçici 6 ncı maddesi kapsamında, bölge müdürlüklerince hazırlanan dosyalara istinaden; bölge müdürlükleri ile Merkez ve Yüksek Disiplin Kurullarınca verilen disiplin cezaları ile ilgili olarak, meslek mensuplarının başvurusu üzerine açılan idari davalar genellikle Ticaret Bakanlığı aleyhine sonuçlanıyormuş…</p>
<p>Eeee! Elbette bir sebebi vardır,  değil mi?  Bölge Müdürlükleri ile Merkez veya Yüksek Disiplin Kurullarınca verilen kararlar; objektif ya da adil değilse mahkemeler ne yapsın. Merkez ve Yüksek Disiplin Kurulu üyeleri hukuka aykırı ya da keyfi karar vermiş olamazlar mı?</p>
<p>Bakan yardımcısı öyle demiyor: Yok efendim, disiplin cezası verilirken usul yönünden eksiklikler oluyormuş. Bakanlığımız aleyhine sonuçlanan mahkeme kararlarında genel itibariyle; disiplin hukukunun temel ilkeleri gereğince disiplin cezası verilebilmesi için kusurlu halin tespitinden sonra, belli süreler içinde ilgili gümrük müşaviri veya yardımcısı hakkında tarafsız bir soruşturmacı görevlendirilerek disiplin soruşturmasının açılması, söz konusu soruşturmada gümrük müşaviri veya yardımcısının lehine ve aleyhine olan tüm delillerin toplanarak ekleriyle birlikte bir soruşturma raporunun oluşturulması, bu raporun ilgilisine tebliğ edilerek savunma hakkını kullanmasının sağlanması ve bu yolla gümrük müşaviri veya müşavir yardımcısının hangi fiili, nerede, ne zaman, nasıl, ne şekilde işlediğinin somut, hukuken kabil edilebilir ve delilleriyle birlikte şüpheye yer vermeyecek açıklıkta ortaya konulması, nihayetinde, bu rapora istinaden yetkili disiplin amiri veya disiplin kurulu tarafından ilgiliye disiplin cezası verilip verilmeyeceği hususunda bir karar alınması gerektiği belirtiliyormuş…</p>
<p>Demek ki; bugüne kadar gümrük müşaviri veya gümrük müşavir yardımcısının hangi fiili, nerede, ne zaman, nasıl, ne şekilde işlediği somut, hukuken kabul edilebilir ve delilleriyle birlikte şüpheye yer vermeyecek açıklıkta ortaya konulmadan birilerine disiplin cezası verilmiş ki, mahkemeler böyle bir karar almak durumunda kalmışlar. Mahkemeler, idarenin keyfi işlemlerine ‘DUR’ demişler.</p>
<p>Eeee, gümrüklerde vicdansız yöneticiler olur da, mahkemelerde vicdanlı hâkimler olmaz mı?</p>
<p>Söz konusu Genelge uyarınca ve bundan böyle Gümrük Müşavir ve Yardımcıları hakkında Gümrük Kanunu’nun Geçici 6 ncı gereğince verilen cezalara ait önemli bir hukuki eksiklik giderilmiş olacakmış…</p>
<p>Yeni düzenleme ile artık araştırmacı tayin edilmeden uyarma/kınama/geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma ve meslekten ihraç cezaları verilemeyecekmiş…</p>
<p>Bu gibi durumlarda öncelikle en az Gümrük Müdür Yardımcısı seviyesinde atanan bir soruşturmacı/muhakkik tarafından gerekli araştırma yapılıp, deliller toplanıp rapora bağlandıktan sonra fiile uygun ceza teklif edilerek süreç devam ettirilecekmiş…</p>
<p>Böylece usule ait eksiklik giderilmiş olacağı için, bundan sonra Gümrük Müşaviri ve yardımcılarının haklarında açılan mesleki ceza davalarını usul yönünden kazanmaları pek mümkün olamayacakmış…</p>
<p>Çünkü bugüne kadar,  birçok dava içerik itibariyle cezayı gerektirdiği halde usulden bozuluyormuş ve içerik haklı olsa bile Bakanlık bu davaları kaybediyormuş…</p>
<p>Bu yeni düzenleme ile bundan sonraki süreçte daha önce yapılan usul hataları giderilmiş olacak ve böylece Gümrük Müşaviri ve yardımcılarının dava kazanması önlenmiş olacakmış…</p>
<p>Ve bundan sonraki süreçte kusurlu halin tespiti gümrük müdürü tarafından görevlendirilecek en az müdür yardımcısı seviyesindeki soruşturmacı/muhakkik tarafından yapılacakmış… Sonra da o müdür yardımcısının düzenleyeceği rapora istinaden, disiplin cezası uygulamasını gerektirir durumlarda, Muhakkik/Soruşturma Raporu ilgisine tebliğ edilip savunmasının alınarak işlemin sonuçlandırılması gerekiyormuş.</p>
<p>Böyle emretmiş Ticaret Bakan yardımcısı Rıza Tuna TURAGAY!</p>
<p>Disiplin hukukunun temel ilkeleri gereğince disiplin cezası verilebilmesi için kusurlu halin tespitinin bağımsız ve tarafsız bir görevli tarafından yapılması gerekiyormuş…</p>
<p>Muhakkik/Soruşturmacı olarak görevlendirilecek gümrük müdür yardımcısı bağımsız ve tarafsız davranması, objektif kriterlere göre raporlara düzenlemesi mümkün müdür? Tayin edilen soruşturmacı/muhakkik gerçeğe aykırı rapor düzenlerse ne olacak? Gümrük müşavirinin kusurlu halleri olur da gümrük personelinin kusurlu halleri olmaz mı?</p>
<p>Gümrük Müşaviri ve Gümrük Müşavir Yardımcıları memur değildir! Bugüne kadar karar verirken,  Gümrük Müfettişlerinin raporlarını bile dikkate almayan Merkez ve Yüksek Disiplin Kurulu üyeleri, bundan böyle Gümrük Müdür Yardımcısı tarafından düzenlenecek rapora dikkate alacak mıdır? Bakan yardımcısına hatırlatmakta fayda var: Gümrük net değilse, derttir!</p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/mehmet-cardak-yazdigumruk-musavirinin-kusurlu-halleri/">Mehmet Çardak Yazdı:”Gümrük Müşavirinin kusurlu halleri”</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.korfezgazete.com/mehmet-cardak-yazdigumruk-musavirinin-kusurlu-halleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mehmet Cardak Yazdı:&#8221;Vatan Satıcılarına Devlet Desteği&#8221;</title>
		<link>https://www.korfezgazete.com/mehmet-cardak-yazdivatan-saticilarina-devlet-destegi/</link>
					<comments>https://www.korfezgazete.com/mehmet-cardak-yazdivatan-saticilarina-devlet-destegi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Çardak]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 May 2022 08:27:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.korfezgazete.com/?p=138974</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mehmet Çardak Araştırmacı Yazar m-cardak@windowslive.com &#160; Vatan Satıcılarına Devlet Desteği 20 Nisan gecesi çıkan Cumhurbaşkanı kararı ile Türkiye’deki gayrimenkulleri yurtdışında pazarlayan emlakçılara devlet desteği geldi. Diğer bir deyişle gayrimenkul sektörü hizmet ihracatı kapsamına alındı. Cumhurbaşkanı kararı uyarınca, konut, ticari ve diğer taşınmaz alanlarında her türlü gayrimenkul hizmeti veren Türkiye’de yerleşik şirketler, diğer kurum ve kuruluşlar [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/mehmet-cardak-yazdivatan-saticilarina-devlet-destegi/">Mehmet Cardak Yazdı:”Vatan Satıcılarına Devlet Desteği”</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.korfezgazete.com/?s=Mehmet+%C3%87ardak">Mehmet Çardak</a></p>
<p>Araştırmacı Yazar</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-134712" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2022/03/çardak-1.jpg" alt="" width="300" height="289" /></p>
<p><a href="mailto:m-cardak@windowslive.com">m-cardak@windowslive.com</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Vatan Satıcılarına Devlet Desteği</strong></p>
<p>20 Nisan gecesi çıkan Cumhurbaşkanı kararı ile Türkiye’deki gayrimenkulleri yurtdışında pazarlayan emlakçılara devlet desteği geldi.</p>
<p>Diğer bir deyişle gayrimenkul sektörü hizmet ihracatı kapsamına alındı.</p>
<p>Cumhurbaşkanı kararı uyarınca, konut, ticari ve diğer taşınmaz alanlarında her türlü gayrimenkul hizmeti veren Türkiye’de yerleşik şirketler, diğer kurum ve kuruluşlar desteklenecek.</p>
<p>Bu kurum ve kuruluşlara Ticaret Bakanlığı tarafından 1.8. milyon liraya kadar reklam desteği verilecek.</p>
<p>Fuarlara ve etkinliklere katılan için etkinlik başına 300 bin TL’ye kadar destek sağlanacak.</p>
<p>Ülkemizdeki gayrimenkulleri yurtdışında pazarlayıp satsınlar diye Ticaret Bakanlığı emlakçılara inanılmaz devlet destekleri verecek.</p>
<p>Karara göre, Türkiye’deki gayrimenkulleri yurtdışında pazarlayıp satan şirketlere tescil edilmiş markalarının yurtdışında tescili ve korunması için bu giderlerinin yüzde 50’si oranında, yıllık en fazla 600 bin TL tutarında destek verilecek.</p>
<p>Diyelim ki bir emlakçısınız ve Fas’a gidip ülkemizde daire alacak Faslı arıyorsunuz. Bu amaçla Fas’a bir emlakçı bürosu açtınız. Devletimizden bu büronun kirası için yılda 3,6 milyon TL alabileceksiniz.</p>
<p>Fas TV’lerine, billboardlara reklam verdiniz, broşürler yaptınız. Devletimiz bu giderleriniz için yılda 1.8 milyon TL verip sizi rahatlatacak.</p>
<p>Ya da Türkiye’den 5-6 emlakçı toplandınız Fas’a 10 günlüğüne ülkemizin gayrimenkullerini pazarlamaya gittiniz. Uçak biletiniz, oteliniz, Fas’taki transfer harcamalarınızın hepsini devletimiz 1 milyon TL’ye kadar karşılayacak.</p>
<p>Ülkemizi satmak isteyenlere her türlü devlet desteği var!</p>
<p>Vatanı satmak, kara para aklamanın yeni adı olabilir. Oysa bu vatan, onu parsel parsel satanların değil; uğrunda darağacına gidenlerin vatanıdır!</p>
<p>Bu vatan; milleti soyan hırsızların, hırsızlığa göz yuman aymazların, vatan toprağını peşkeş çeken soysuzların, rant peşinde koşan arsızların, ülkenin geleceğini karartan beceriksizlerin, halkın değil kişisel çıkarını gözetenlerin, vatan hainlerinin ve işbirlikçilerinin vatanı değildir.</p>
<p>Bu vatan; toplumsal duyarlılığı yüksek yardımseverlerin ve topyekûn bilinçli yurtseverlerin vatanıdır!</p><p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/mehmet-cardak-yazdivatan-saticilarina-devlet-destegi/">Mehmet Cardak Yazdı:”Vatan Satıcılarına Devlet Desteği”</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.korfezgazete.com/mehmet-cardak-yazdivatan-saticilarina-devlet-destegi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mehmet Çardak Yazdı DÖNEK NEBATİ</title>
		<link>https://www.korfezgazete.com/mehmet-cardak-yazdi-donek-nebati/</link>
					<comments>https://www.korfezgazete.com/mehmet-cardak-yazdi-donek-nebati/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Çardak]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Apr 2022 09:58:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.korfezgazete.com/?p=137404</guid>

					<description><![CDATA[<p>Araştırmacı Yazar Mehmet Çardak Yazdı DÖNEK NEBATİ m-cardak@windowslive.com DÖNEK NEBATİ Hazine ve Maliye Bakanı N. Nebati her hal ve hareketiyle gündemin ışıltılı maddesi olmayı sürdürüyor. Halka çözüm yerine sabır ve şükür tavsiye eden iktidarın mali sözcüsü olarak, enflasyonun düşeceği tarih konusunda sürekli değişen müjdeleriyle “güvenilmezi” oynayıp duruyor. Son üç ay içinde üç ayrı tarih vermiş, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/mehmet-cardak-yazdi-donek-nebati/">Mehmet Çardak Yazdı DÖNEK NEBATİ</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Araştırmacı Yazar</p>
<p><a href="https://www.korfezgazete.com/?s=Mehmet+%C3%87ardak">Mehmet Çardak</a> Yazdı</p>
<p><strong>DÖNEK NEBATİ</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-136686" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2022/04/ÇARDAK-KÖŞE-300x289-300x289.jpg" alt="" width="300" height="289" /></p>
<p><a href="mailto:m-cardak@windowslive.com">m-cardak@windowslive.com</a></p>
<p><strong>DÖNEK NEBATİ</strong></p>
<p>Hazine ve Maliye Bakanı N. Nebati her hal ve hareketiyle gündemin ışıltılı maddesi olmayı sürdürüyor. Halka çözüm yerine sabır ve şükür tavsiye eden iktidarın mali sözcüsü olarak, enflasyonun düşeceği tarih konusunda sürekli değişen müjdeleriyle “güvenilmezi” oynayıp duruyor. Son üç ay içinde üç ayrı tarih vermiş, Ocak’ı Şubat’a, Şubat’ı Nisan’a çekmişti. Mart ortasında yaptığı konuşmada ise yaz aylarında enflasyonun belinin kırılacağını iddia etmişti.</p>
<p>Nebati birkaç gün önce bu iddiasından da vazgeçti ve “Aralık ayından itibaren bu ülkede her ay enflasyonun nasıl düştüğünü hep beraber göreceğiz” deyiverdi. Ancak N. Nebati’nin demeçlerindeki oynaklık sadece enflasyon ile sınırlı değil. Aynı Nebati “Cumhurbaşkanımıza, onun kabinesine ve bürokrasisine güvenin” buyurmuş.</p>
<p>Dilindeki oynaklık yanında belleğindeki unutkanlık ile de malûl görünüyor bakan Nebati!</p>
<p>Oysa “Tek adam” yönetiminde üç buçuk yılda yedi bakan, dört yılda üç Maliye Bakanı, üç yılda dört Merkez Bankası Başkanı, altı yılda altı TÜİK Başkanı azledildi. Ve sadece geçtiğimiz yılın Eylül ayından bu yana YEM, TEM, KKM rümuzlu üç ekonomik model ıskartaya çıkarıldı ve en son “Sabır ve Şükür Modeline” demir atıldı.</p>
<p>Salt kendi tercihi ve emri ile seçip koltuğa oturttuğu ve dar zamanda azlettiği onca bakan ve bürokrata ve tez sahibi ekonomist olarak belirleyip büyük bir şamata eşliğinde ilan ettiği, ama üç beş gün sonra çürüttüğü allı pullu ekonomik modellere, bizzat cumhurbaşkanının dahi güven duymadığı çok açık.</p>
<p>Haydi, gidişattan nemalanan haramilerin ve boylarını aşan suçlara karışmış siyasi kriminallerin ipi kırıp kaçamayacaklarını bilelim. İktidarın küçük ortağı Bahçeli’nin yer yerinden oynasa da Erdoğan’a sadakat ve güvenini yitir(e)meyeceğini kabul edelim. Dünyaya Nebati bakanın ışıldayan gözleriyle bakan ahalinin de olup biteni gör(e)mediğini varsayalım.</p>
<p>Peki, yirmi yıllık devr-i iktidarında ülke tarihinin en berbat sosyo-ekonomik bunalımına sürüklenmişken, Erdoğan’ın ekonomistliğine, onun kendisinin bile güvenmediği kabinesine ve ağzı var dili yok bürokratına, cümle âlemin güven duyması mümkün mü?</p>
<p>85 milyonluk kadim bir toplum hafızasını bu derecede yitirmiş ve vicdan terazisini hepten kırmış olabilir mi?</p>
<p>Farkındayım, bu devirde yaptırımı ve bedeli olmayan şeylerin başında yalan geliyor. Üstelik toplumda belli bir kesim sadece yalana ve yalancıya inanıyor. Bol keseden müjdeler veren ve güven dilenen Bakan Nebati de bunun farkında!</p>
<p>Neyse ki durum o kadar umutsuz değil. “Nureddin Nebati’nin açıklamalarını inandırıcı buluyor musunuz?” sorusuna yurttaşlarımız şu yanıtları boşuna vermemiş: “Yalan söylemek bedava kardeşim. Bunların hepsi yalan; Hazine ve Maliye Bakanı’ndan tut, Cumhurbaşkanı’na, Sağlık Bakanı’na kadar…”</p>
<p>Yalan ucuzlaşıp bollaştıkça halkın güveni kıtlaşıyor!</p>
<p>Kabinede öyle dönek insanlar var ki; attığım zar bile onlar kadar dönmüyor!</p>
<p>Bilirsiniz!  Öyle insanlar vardır g2ittiği zaman yeri dolmaz, kimi insanlar vardır varlığı bir halt olmaz!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/mehmet-cardak-yazdi-donek-nebati/">Mehmet Çardak Yazdı DÖNEK NEBATİ</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.korfezgazete.com/mehmet-cardak-yazdi-donek-nebati/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Araştırmacı Yazar Mehmet Çardak Yazdı:&#8221;Kişi Masumiyeti&#8221;</title>
		<link>https://www.korfezgazete.com/arastirmaci-yazar-mehmet-cardak-yazdikisi-masumiyeti/</link>
					<comments>https://www.korfezgazete.com/arastirmaci-yazar-mehmet-cardak-yazdikisi-masumiyeti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Çardak]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Apr 2022 09:32:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.korfezgazete.com/?p=136685</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Araştırmacı Yazar Mehmet Çardak Yazdı m-cardak@windowslive.com &#160; Kişi Masumiyeti Masumiyet karinesi, suçsuzluk ilkesidir. Uluslararası hukuk terimi olarak; suç kesinleşmediği sürece kimsenin hükümlü sıfatıyla değerlendirilemeyeceğini ifade eder. Evrensel hukuk kurallarına göre, bir kişinin masum olduğunun kanıtlanmasına gerek yoktur; kişinin suçluluğunun kanıtlanmamış olması yeterlidir. Bunun için masumiyet karinesinin temelini, hukukta hüküm giydirmenin yalnızca iddia edilen suçların [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/arastirmaci-yazar-mehmet-cardak-yazdikisi-masumiyeti/">Araştırmacı Yazar Mehmet Çardak Yazdı:”Kişi Masumiyeti”</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.korfezgazete.com/?s=Ara%C5%9Ft%C4%B1rmac%C4%B1+Yazar+Mehmet+%C3%87ardak">Araştırmacı Yazar Mehmet Çardak</a> Yazdı</p>
<p><a href="mailto:m-cardak@windowslive.com">m-cardak@windowslive.com</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-136686" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2022/04/ÇARDAK-KÖŞE-300x289-300x289.jpg" alt="" width="300" height="289" /></strong></p>
<p><strong>Kişi Masumiyeti </strong></p>
<p>Masumiyet karinesi, suçsuzluk ilkesidir. Uluslararası hukuk terimi olarak; suç kesinleşmediği sürece kimsenin hükümlü sıfatıyla değerlendirilemeyeceğini ifade eder.</p>
<p>Evrensel hukuk kurallarına göre, bir kişinin masum olduğunun kanıtlanmasına gerek yoktur; kişinin suçluluğunun kanıtlanmamış olması yeterlidir.</p>
<p>Bunun için masumiyet karinesinin temelini, hukukta hüküm giydirmenin yalnızca iddia edilen suçların kanıtlanmasıyla mümkün olduğu gerçeği oluşturur. Bu da hüküm giymemiş kimsenin suçlu sayılamayacağı veya suçlu olarak lanse edilemeyeceği ilkesini; yani masumiyet karinesini doğurur.</p>
<p>Masumiyet karinesi evrensel bir yargı doktrini olup; İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’nde yer almaktadır.</p>
<p>Buna bağlı olarak bu bildiriye taraf olan ülkeler, yasalarında bu doktrine yer vermek durumundadırlar.</p>
<p>Nitekim Türkiye Cumhuriyeti 1982 Anayasası’nın 38’inci maddesinde, masumiyet karinesi; “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz” şeklinde ifade edilmiştir.</p>
<p>Ancak Devlet Memurları yönünden farklı durumlar var.</p>
<p>Devlet Memurları Kanunu gereğince; kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile kanunların, kararnamelerin, tüzüklerin ve yönetmeliklerin Devlet Memuru olarak emrettiği ödevi yurt içinde veya dışında yerine getirmeyenlere, uyulmasını zorunlu kıldığı hususları yapmayanlara, yasakladığı işleri yapanlara durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre kanunda sıralanan; Uyarma, Kınama, Aylıktan kesme, Kademe İlerlemesinin Durdurulması ve Devlet Memurluğundan Çıkarma disiplin cezalarından birisi verilmektedir.</p>
<p>Devlet Memurluğundan Çıkarma disiplin cezası ile cezalandırılanlar, bir daha Devlet Memurluğuna atanmamak üzere memurluktan çıkarılmaktadır.</p>
<p>İdarenin bu tür işlemleri genellikle idare mahkemelerince de onaylanmaktadır. Fakat İdare mahkemelerinin ihraç kararları, ceza yargılamaları beraat ile sonuçlanan kişileri tartışmaya açmaktadır. İdare mahkemesi kararını okuyanlarda ihraç edilen kişinin suç işlediği izleniminin oluşmasına sebebiyet vermektedir. Bu durumda beraat kararı anlamsız hale gelmekte ve kişilerin masumiyetine gölge düşürülmektedir.</p>
<p>Ayrıca iki yargı kolu arasında kişilere atfedilen suçu işleyip işlemediğiyle ilgili olarak çeşitli kararların ortaya çıkmasına sebep olunmakta ve kişilerin masumiyet karineleri açıkça ihlal edilmektedir. Ancak, Anayasa Mahkemesi’nin 02.07.2020 tarih ve 13566 Başvuru numaralı kararında; ceza yargısında beraat ettikleri halde idare mahkemesi kararıyla görevden ihraç edilenlere ilişkin çok yerinde bir hüküm tesis edilmiştir.</p>
<p>Anayasa mahkemesi kararının anlamı şudur:          02.07.2020 tarihinden önce Devlet Memurluğundan ihraç edilenlerden ceza yargılaması takipsizlik yahut beraat ile sonuçlananlar yeniden Devlet Memuriyetine dönebileceklerdir.</p>
<p>Ceza yargılaması takipsizlik yahut beraat ile sonuçlananlardan eski görevine dönmek isteyenler, söz konusu Anayasa mahkemesi kararını ve kendi kesinleşmiş yargı kararlarını da ekleyerek ilgili kurumlarının personel dairesine bir dilekçe ile başvurmak suretiyle göreve dönme istemlerini bildirebilirler.</p>
<p>Evrensel hukuk böyle bir şey işte!</p>
<p>Masumiyet karinesi, aynı zamanda savaş, seferberlik veya olağanüstü hallerde dahi sınırlandırılamayan mutlak bir haktır…</p><p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/arastirmaci-yazar-mehmet-cardak-yazdikisi-masumiyeti/">Araştırmacı Yazar Mehmet Çardak Yazdı:”Kişi Masumiyeti”</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.korfezgazete.com/arastirmaci-yazar-mehmet-cardak-yazdikisi-masumiyeti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mehmet Çardak Yazdı:&#8221;YARININ TÜRKİYE’Sİ İÇİN&#8221;</title>
		<link>https://www.korfezgazete.com/mehmet-cardak-yazdiyarinin-turkiyesi-icin/</link>
					<comments>https://www.korfezgazete.com/mehmet-cardak-yazdiyarinin-turkiyesi-icin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Çardak]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Apr 2022 19:50:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.korfezgazete.com/?p=136427</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mehmet Çardak Araştırmacı Yazar m-cardak@windowslive.com &#160; YARININ TÜRKİYE’Sİ İÇİN Toplumu geniş yelpazede temsil eden CHP, İP, SP, DP, DEVA ve Gelecek Partisi liderleri, Türkiye’nin yıllardır görmeyi umut ettiği tarihi bir çalışma için bir araya geldiler. Çünkü ülkemiz, Cumhuriyet tarihinin en derin siyasi ve ekonomik krizlerinden birini yaşamaktadır. Toplumsal, siyasal ve ekonomik sorunlar her geçen gün [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/mehmet-cardak-yazdiyarinin-turkiyesi-icin/">Mehmet Çardak Yazdı:”YARININ TÜRKİYE’Sİ İÇİN”</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.korfezgazete.com/?s=Mehmet+%C3%87ardak">Mehmet Çardak</a></p>
<p>Araştırmacı Yazar</p>
<p><a href="mailto:m-cardak@windowslive.com">m-cardak@windowslive.com</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-127987" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2022/01/çardak.jpg" alt="" width="300" height="289" /></strong></p>
<p><strong>YARININ TÜRKİYE’Sİ İÇİN </strong></p>
<p>Toplumu geniş yelpazede temsil eden CHP, İP, SP, DP, DEVA ve Gelecek Partisi liderleri, Türkiye’nin yıllardır görmeyi umut ettiği tarihi bir çalışma için bir araya geldiler.</p>
<p>Çünkü ülkemiz, Cumhuriyet tarihinin en derin siyasi ve ekonomik krizlerinden birini yaşamaktadır. Toplumsal, siyasal ve ekonomik sorunlar her geçen gün artarak etkisini ağır bir biçimde göstermektedir.</p>
<p>Bu krizin en önemli sebebi kuşkusuz, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” adı altında uygulanan keyfi ve kural tanımaz yönetimidir.</p>
<p>Hepimizin ortak sorumluğu uzlaşarak ve birlik içinde bu krizi aşmak, derin sorunlarımızı demokratik siyasetin alanını güçlendirerek çoğulculuk ve katılımcılık temelinde çözebilmektir.</p>
<p>Adı geçen 6 siyasi partinin lideri bir araya gelerek; bu inanç ve kararlılıkla, demokratik hukuk devletini hâkim kılmak amacıyla Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni üzerinde demokrasinin temel ilkeleri olan istişare ve uzlaşmayı esas alan yoğun bir çalışma gerçekleştirdiler.</p>
<p>Yarının Türkiye’si için, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metnini imzalayan bu liderler; etkin ve katılımcı bir yasama, istikrarlı, şeffaf ve hesap verebilir bir yürütme, bağımsız ve tarafsız bir yargı ile kuvvetler ayrılığının tesis edildiği güçlü, özgürlükçe, demokratik, adil bir sistem inşa etme kararlığı içindedirler.</p>
<p>Bu uzlaşmacı liderler; Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem ile geçmişe dönmeyi değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin köklü devlet ve Cumhuriyet tecrübesinin demokrasi ile taçlandırıldığı yeni bir sisteme geçmeyi hedefliyorlar.</p>
<p>Biliyoruz ki Türkiye’nin istişare ve uzlaşı ile çözümlenemeyecek hiçbir sorunu yoktur. Önemli olan, tüm farklılıklarımızla beraber “BİZ” düşüncesini, temel hak ve özgürlüklerin Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği normları çerçevesinde güvence altına alındığı, bireylerin eşit ve özgür vatandaş olarak düşüncelerini özgürce ifade edebildiği ve inandığı gibi yaşayabildiği demokratik bir Türkiye’yi inşa etmektir.</p>
<p>Öte yandan, bu 6 siyasi partinin ortak hedefi; kamu yönetiminde şeffaflık, eşitlik, tarafsızlık ve liyakatin sağlanması, yolsuzlukla etkin mücadele edilmesi, Siyasi Etik Kanunu ile siyasi makamların millete hizmetten başka bir amacının olmamasının güvence altına alınmasıdır.</p>
<p>Bu siyasi partiler, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem ile “Yarının Türkiye’sini” inşa etmek için milletimizin talepleri doğrultusunda bir adım attılar. Ülkemize adalet, barış, refah ve huzur getirmesi inancıyla bu sistemi hayata geçirmeyi taahhüt ettiler.</p>
<p>Türkiye ve Türk Milleti’ne hayırlı ve uğurlu olsun!</p>
<p>Lâkin Aydın Engin’in de dediği gibi, Cumhuriyet tek başına halkın egemenliği anlamına gelmiyor, gelemiyor. Demokrasi ve laiklik bileşeninden koparılmış bir cumhuriyeti savunmak çok da anlamlı değildir…</p>
<p>Önümde en son Macaristan’da yapılan seçim sonuçları var: Türkiye’de, erken ya da zamanında yapılacak ilk seçimde,  altı muhalefet partisinin oluşturduğu ‘Millet İttifakı’ seçmenden beklenen desteği görür inşallah!</p><p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/mehmet-cardak-yazdiyarinin-turkiyesi-icin/">Mehmet Çardak Yazdı:”YARININ TÜRKİYE’Sİ İÇİN”</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.korfezgazete.com/mehmet-cardak-yazdiyarinin-turkiyesi-icin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Araştırmacı Yazar  Mehmet Çardak yazdı:&#8221;İktidarın Tarım Politikası&#8221;</title>
		<link>https://www.korfezgazete.com/arastirmaci-yazar-mehmet-cardak-yazdiiktidarin-tarim-politikasi/</link>
					<comments>https://www.korfezgazete.com/arastirmaci-yazar-mehmet-cardak-yazdiiktidarin-tarim-politikasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Çardak]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Mar 2022 08:50:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.korfezgazete.com/?p=135409</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mehmet Çardak Araştırmacı Yazar m-cardak@windowslive.com İktidarın Tarım Politikası Türkiye gıda yokluğuyla karşılaştı. Fiyatlar sınırsız arttığından bunu raflarda göremiyoruz. Yokluk sofralarda ve bunu kimse görmüyor. Ülkenin hiçbir üretim politikası yok! Kendi üreticisine ambargo uygulayan bir ülke olduk. Daha önce kendi tarımını öldüren ülke Afrika’da arazi kiraladı. Aslında bu işlerin Boko Haram tarzı örgütleri desteklemekle ilgisi olmasına [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/arastirmaci-yazar-mehmet-cardak-yazdiiktidarin-tarim-politikasi/">Araştırmacı Yazar  Mehmet Çardak yazdı:”İktidarın Tarım Politikası”</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.korfezgazete.com/?s=Mehmet+%C3%87ardak">Mehmet Çardak</a></p>
<p>Araştırmacı Yazar</p>
<p>m-cardak@windowslive.com</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-132182" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2022/02/çardak-1.jpg" alt="" width="300" height="289" /></p>
<p><strong>İktidarın Tarım Politikası </strong></p>
<p>Türkiye gıda yokluğuyla karşılaştı. Fiyatlar sınırsız arttığından bunu raflarda göremiyoruz. Yokluk sofralarda ve bunu kimse görmüyor.</p>
<p>Ülkenin hiçbir üretim politikası yok! Kendi üreticisine ambargo uygulayan bir ülke olduk. Daha önce kendi tarımını öldüren ülke Afrika’da arazi kiraladı. Aslında bu işlerin Boko Haram tarzı örgütleri desteklemekle ilgisi olmasına rağmen, konumuz bu değil. Bu konuya şimdilik girmeye gerek yok.</p>
<p>Kiralanan alanlar da ekilmedi zaten. Şimdi de Ekrem Pakdemirli’nin yerine Tarım ve Orman Bakanlığı’na atanan Vahit Kireşçi, Türkiye’de tarımda yaşanan sorunların çözüm yolu olarak Afrika’daki bakir tarım alanlarını gösteriyor. Yeni Bakan Afrika’da arazi kiralamaktan söz ederek, “Buralarda üretim yapacağız” şeklinde açıklama yapıyor.</p>
<p>Oysa ülkenin çiftçisi, hayvan yetiştiricisi perişan durumdalar; inek satıp ineklere yem alıyorlar. Tarımdaki sorunların çözüm yeri Afrika değil, bizim Türkiye topraklarıdır. Bu ülkenin her yerinde ayçiçeği, arpa, buğday yetişir. Yeni Tarım Bakanı’nın öncelikle kendi ülkesindeki çiftçiye destek vermesi gerekmez mi?</p>
<p>AKP iktidarının Afrika masalı 2014’ten beri anlatılıyor. Tarım Bakanı ezberlemiş bir kere, Afrika’nın güneyinde birçok bakir alanın olduğunu belirterek, “…Afrika’nın özellikle kuzeyinde olmasa bile güneyinde çok ciddi alanda bakir alanlar var. Bu alandaki üretimle birlikte bunu ülke olarak yapabilecek, başarabilecek durumdayız…” diyor.</p>
<p>Oysaki bizler, Tarım ve Orman Bakanı değiştiğinde sorunlara neşter vurulacağını düşünüyorduk. Ama yeni Bakan ilk yaptığı açıklamada ne yazık ki umutlarımızı köreltmiştir. Çiftçilerimizin sorunlarına çözüm bulmak yerine onlara akıl veren Bakan, girdi maliyetlerinden bihabermiş gibi fikir üretiyor. Sonra da, “…Afrika’da bakir topraklar var, orada tarım yapacağız…” diyor.</p>
<p>Türkiye’de çiftçinin sorunları birikmişken çözüm yolu olarak Tarım Bakanının Afrika’yı göstermesi gerçekten düşündürücüdür. Oysaki çözüm Afrika’da aranmaz, kendi çiftçimize destek vermek gerekiyor. Sorunların çözüm yeri Afrika değil, Türkiye’dir. Girdi maliyetleri düşürülürse sorunların altında kalkılır. Üretim maliyetleri düşerse tüketici de ucuza ürün alır. İthal ürünlerle sorun çözülemez.</p>
<p>Biz biliriz ki, aç Afrika’nın en dayanılmaz sömürüsü tarım alanlarının Batılı sömürgecilere peşkeş çekilmesidir. Açlık çeken ülkelerin modern şehirlerinde lüks içinde yaşayan işbirlikçiler de bu alçakça sömürüden pay alırlar.</p>
<p>Hatırlatmakta fayda var: Bir zamanlar AKP’nin ilk icraatlarından biri Güney sınırlarımızdaki mayınlı alanları İsrail’e peşkeş çekmek olmuştur. Neyse ki Meclis’ten geçirilen yasa Anayasa Mahkemesi’nde bozulmuştu da bu dertten kurtulmuştuk. O sırada Ceylanpınar’da ölçümler yapan İsrailliler de bozulmuştu tabii.</p>
<p>Siyasal İslamcı zihniyet budur işte! Bir siyasetçi her yere din okulları açılmasını, “…mühendis yetiştirip ne yapacağız? Çin’den daha ucuza alabiliyoruz…” diye savunmuştu. Bir başkası da “Neden çiftçimizden almadık da ithal ediyoruz?” diye sorusunca “Paramız var ki alıyoruz…” cevabını vermişti.</p>
<p>O zamanlar, AKP’liler paranın gökten yağdığını sandılar. Yoksa 14 milyar dolar yardımı dünyaya saçmazlardı. 14 milyarla dolarla tarım ve hayvancılık sorunumuz kökten çözülebilirdi. İhvan ve El Kaideci örgütlere saçılan paralarla da işsizlik ortadan kalkardı.</p>
<p>Vah Türkiye’m vah! Ayçiçeği yağı yüklü gemi Mersin Limanı’na yanaşınca kalkan kılıç gösteriyle karşılayan vatandaşların var!</p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/arastirmaci-yazar-mehmet-cardak-yazdiiktidarin-tarim-politikasi/">Araştırmacı Yazar  Mehmet Çardak yazdı:”İktidarın Tarım Politikası”</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.korfezgazete.com/arastirmaci-yazar-mehmet-cardak-yazdiiktidarin-tarim-politikasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mehmet Çardak yazdı:&#8221;Cuma Hutbesi&#8221;</title>
		<link>https://www.korfezgazete.com/mehmet-cardak-yazdicuma-hutbesi/</link>
					<comments>https://www.korfezgazete.com/mehmet-cardak-yazdicuma-hutbesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Çardak]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Feb 2022 08:33:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.korfezgazete.com/?p=132086</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mehmet Çardak Araştırmacı Yazar m-cardak@windowslive.com &#160; Cuma Hutbesi Sevgili okurlarım! Bu yazım Bahadır Yasa’dan alıntıdır.  Beğenerek okuyacağınızı düşünüyorum. 1932 yılının Aralık ayı, günlerden perşembe… Ankara’da müthiş bir kış var. Gazi’nin sofrasında, yakın arkadaşlarının yanı sıra bazı gazeteciler ve üniversite hocaları bulunuyor. Yemekler yenmiş, ülke sorunları ile ilgili heyecanlı tartışmalar yapılmış, konular enine boyuna konuşulmuş, saatlerin [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/mehmet-cardak-yazdicuma-hutbesi/">Mehmet Çardak yazdı:”Cuma Hutbesi”</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.korfezgazete.com/?s=Mehmet+%C3%87ardak">Mehmet Çardak</a></p>
<p>Araştırmacı Yazar</p>
<p>m-cardak@windowslive.com</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-127219" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2022/01/çardak-1.jpg" alt="" width="300" height="289" /></p>
<p><strong>Cuma Hutbesi </strong></p>
<p>Sevgili okurlarım! Bu yazım Bahadır Yasa’dan alıntıdır.  Beğenerek okuyacağınızı düşünüyorum.</p>
<p>1932 yılının Aralık ayı, günlerden perşembe… Ankara’da müthiş bir kış var. Gazi’nin sofrasında, yakın arkadaşlarının yanı sıra bazı gazeteciler ve üniversite hocaları bulunuyor. Yemekler yenmiş, ülke sorunları ile ilgili heyecanlı tartışmalar yapılmış, konular enine boyuna konuşulmuş, saatlerin ilerlemesiyle iş sohbete, muhabbete dönüşmüş. İşte böyle mutluluk dolu bir gecenin sonlarına doğru, Gazi yanında oturan Salih (Bozok) Bey’e dönerek sorar: “ Çocuk, yarın günlerden ne?” Salih Bey cevap verir:  “Cuma, Paşa Hazretleri” Gazi Paşa sormaya devam eder:  -“Yarın Hacı Bayram Camisi’nde Cuma hutbesini kim okuyacak?” Salih (Bozok) Bey şaşkınlığını saklamaya çalışarak cevap verir. “Bilemiyorum Paşa Hazretleri”. Atatürk talimatını verir: “Peki. Şimdi birini gönder caminin hocasını buraya davet edelim, misafirimiz olsun.”</p>
<p>Saatler gece yarısını geçmiştir. Dışarıda müthiş bir ayaz vardır. O sırada Çankaya’dan Ulus’un Karaoğlan semtine yakın bir yerde bulunan Hacı Bayram Camisi’ne gitmek büyük bir meseledir, ama emir büyük yerdendir. Salih Bey hemen sofradan kalkar, bir araba temin edilir. Hoca köşke getirilir. Hoca Efendi’yi köşkün kapısında Salih Bey karşılar. Hocanın üstünde cüppe, başında takke, gözlerinde uyku mahmurluğu vardır. Salih (Bozok) Bey, kendisine hoş geldin dedikten sonra; “Hoca Efendi, arzu ederseniz kıyafetinizi değiştirelim. Benim elbiselerim size uyar. Gazi’nin huzuruna böyle çıkmasanız iyi olur” der. Hoca “Hayır” anlamında başını sallar. Salih Bey de fazla ısrarcı olmaz. Beraberce Gazi’nin sofrasının bulunduğu salona girerler. Mustafa Kemal, Hoca Efendi’yi güler yüzle karşılar, masasına buyur eder ve karşısına oturtur. Hocayı tanımaz, ama methini daha önceden duymuştur. Aydın ve zeki bir hoca olduğunu bilmektedir. Hoca’ya yakınlık gösterir, portakal suyu ikram eder, halini, hatırını, geçimini sorar. Hoca hayatından memnun olduğunu söyler, sohbet derinleşir. Masadakiler konuşulanları ilgiyle izlerler. Nihayet sıra Gazi’nin, Hoca’ya sormak istediği esas soruya gelir; “ Hoca Efendi, yarın cuma. Cuma hutbesinde vatandaşlarımıza neler anlatacaksınız?</p>
<p>Hoca hiç de beklemediği bu soru karşısında biraz şaşırır, ama belli etmemeye çalışır. Şaşıran sadece Hoca değildir. Sofranın konukları da aynı durumdadır. Hoca kendini toparlar ve cevap verir: “Cennetten ve cehennemden bahsedeceğim”.  Paşa:  “Güzel… Başka neler anlatacaksınız?” diyerek,  sormaya devam eder. Hoca: “Günahtan, sevaptan bahsedeceğim” diye cevaplar. Hoca Efendi zekidir, ama Gazi de ısrarlıdır. Gazi Hazretleri: ”Başka, başka neler anlatacaksınız Hoca Efendi?” diyerek, soru sormaya devam eder. Hoca: “Haramdan, helâlden bahsedeceğim” der! Gazi, Hoca Efendi’den beklediği ve istediği cevabı alamamıştır. Sofradakiler de Gazi’nin ısrarını anlayamamışlardır. Salon bir anda sessizliğe bürünür. Hiç kimsede çıt yoktur. Dışarıda yağan kar taneleri sanki sofranın üzerine düşmektedir. Herkes adeta buz kesilmiştir. Gazi’yi, yakından tanıyanlar, dışarıda esen fırtınanın çok daha fazlasının masanın etrafında ve Hoca’nın tepesinde eseceğini tahmin ediyorlardır. Bu fırtınadan kendilerine de pay düşeceğinin endişesi içindedirler, ama yanılırlar. Gazi sessizliği bozar:  “Hoca Efendi, elbette bunları anlatacaksınız. Halkı hurafe ve safsataya karşı uyaracaksınız. Bu sizin asli göreviniz. Ama bir başka göreviniz daha var ki, bu sizin ve sizin gibilerin esas görevidir. Savaştan çıkmış olan bu millete anlatacağınız başka şeyler de var. Asırlardan beri, kara cehalet içinde bırakılan bu asil halka, gerçekleri ve doğruları anlatmak sizin esas göreviniz olmalıdır. Camiler sadece yatılıp kalkılan yerler değildir. Camiler yalnız dinin değil, siz aydın hocalar sayesinde, doğruların, gerçeklerin, güzelliklerin konuşulup, tartışılıp öğrenildiği ilim ve irfan ocakları olmalıdır. Böyle olmasını da sizler sağlayacaksınız. Binlerce şehidimizin canları pahasına elde ettiğimiz hürriyet ve bağımsızlığımızın, cumhuriyetimizin, el birliği ile elde ettiğimiz devrimlerimizin nimetlerini halkımıza sizler anlatmayacaksınız da kimler anlatacak? Eski harflerin gidip yeni harflerinin geldiğini, okkanın gidip, kilonun geldiğini, arşının gidip metrenin geldiğini, takkenin, cübbenin gidip medeni kıyafetin geldiğini, mecellenin gidip Medeni Kanun’un geldiğini halka sizler anlatmayacaksınız da kimler anlatacak?</p>
<p>Hoca dâhil herkesin başı öne eğilmiştir. Kimse Mustafa Kemal’in çakmak çakmak yanan gözlerinin içine bakmaya cesaret edemez. Saatler gibi geçen birkaç saniye sonra, Hoca Efendi yarı üzgün, yarı mahcup hafifçe başını kaldırır: “Haklısınız Paşa Hazretleri” der. Mustafa Kemal’in yüzü tekrar güler ve  “Hadi Hoca Efendi, göreyim seni. Cumhuriyetimizin geleceği, devrimlerimizin korunması açısından sizlere büyük görevler düşüyor” der. Sonra da Gazi, Salih Bey’e döner.” Salih Bey, bu gece Hoca Efendi misafirimiz olacak. Sen ve Ruşen Bey hocamızı cumhuriyetimizin nimetleri hakkında irşat edeceksiniz (aydınlatacaksınız, bilgilendireceksiniz) Hoca Efendi de yarın bu konularda halkı aydınlatacak. Sizler yarın Hoca Efendi’yi dinlemeye gideceksiniz.” Diye tembih eder.</p>
<p>Başta Hoca Efendi olmak üzere, Salih ve Ruşen beyler salondan çıkarken, Gazi dönerek sorar: “Hoca Efendi yarınki hutbenizi bu kıyafetle mi vereceksiniz?” der. Hoca: “ Evet. Paşa Hazretleri” diye cevaplar. Gazi bu cevap üzerine Salih Bey’e şu emri verir: “Salih Bey, hemen şimdi benim terzime haber verin, acele gelsin. Sizler Hoca’mızı bilgilendirirken, terzi de Hoca Efendi’ye güzel bir siyah elbise diksin. Cuma Hutbesine yetiştirsin. Hoca Efendi için bir çift siyah iskarpin ve siyah bir pardösüyü de temin etmeyi unutmayın”. O gece sabaha kadar her şey Gazi’nin dediği gibi yapılır. Cuma günü öğle hutbesinde akşam Çankaya Köşkü’nde bulunan bütün misafirler tam kadro bir halde camiye Hoca Efendi’yi dinlemeye gelmişlerdir. Hoca yeni ve şık kıyafeti ile minberde, gözleri kamaştıracak kadar ilgi çekicidir. Harika bir vaaz verir. Kurtuluş Savaşı’ndan, yapılan devrimlerden ve onların nimetlerinden tek tek bahseder. Anlattıkça coşar, coştukça anlatır. Dinleyiciler öylesine etkilenirler ki, gözyaşları alkışlara karışır. Hocayı herkes içtenlikle kutlar.</p>
<p>Bu hoca Sürmeneli Osman Hoca’dır. Atatürk ve devrimlerinin bir numaralı savunucusu olarak ömrünün sonuna kadar görevini yapmıştır.</p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/mehmet-cardak-yazdicuma-hutbesi/">Mehmet Çardak yazdı:”Cuma Hutbesi”</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.korfezgazete.com/mehmet-cardak-yazdicuma-hutbesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Araştırmacı Yazar Mehmet Çardak &#8216;ın kaleminden &#8221; Devlet Ciddiyeti Ayaklar Altında&#8221;</title>
		<link>https://www.korfezgazete.com/arastirmaci-yazar-mehmet-cardak-in-kaleminden-devlet-ciddiyeti-ayaklar-altinda/</link>
					<comments>https://www.korfezgazete.com/arastirmaci-yazar-mehmet-cardak-in-kaleminden-devlet-ciddiyeti-ayaklar-altinda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Çardak]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Oct 2021 08:32:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.korfezgazete.com/?p=116503</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mehmet Çardak Araştırmacı Yazar m-cardak@windowslve.com               Değerli okurlarım, bizler Türkiye Cumhuriyeti’ni demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti olarak biliriz. Türk polisine güveniriz! Öyle değil mi? Ama geçtiğimiz günlerde İstanbul/Büyükada’da Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Zabıta görevlileri arasında şaka gibi bir olay yaşandı. Nasıl mı? Biliyorsunuz, TÜGVA İstanbul merkezli Türkiye Gençlik Vakfı’dır. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/arastirmaci-yazar-mehmet-cardak-in-kaleminden-devlet-ciddiyeti-ayaklar-altinda/">Araştırmacı Yazar Mehmet Çardak ‘ın kaleminden ” Devlet Ciddiyeti Ayaklar Altında”</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.korfezgazete.com/?s=Mehmet+%C3%87ardak">Mehmet Çardak</a></p>
<p>Araştırmacı Yazar</p>
<p>m-cardak@windowslve.com</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-115256" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2021/10/ÇARDAK-KÖŞE-300x289-300x289.jpg" alt="" width="300" height="289" /></strong></p>
<p><strong>            </strong>Değerli okurlarım, bizler Türkiye Cumhuriyeti’ni demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti olarak biliriz. Türk polisine güveniriz! Öyle değil mi?</p>
<p>Ama geçtiğimiz günlerde İstanbul/Büyükada’da <a href="https://www.korfezgazete.com/?s=T%C3%BCrkiye+Gen%C3%A7lik+Vakf%C4%B1+%28T%C3%9CGVA%29">Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA)</a> ile <a href="https://www.korfezgazete.com/?s=%C4%B0stanbul+B%C3%BCy%C3%BCk%C5%9Fehir+Belediyesi+%28%C4%B0BB%29">İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB)</a> Zabıta görevlileri arasında şaka gibi bir olay yaşandı. Nasıl mı?</p>
<p>Biliyorsunuz, TÜGVA İstanbul merkezli Türkiye Gençlik Vakfı’dır. Partili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın vakfın yüksek istişare kurulunda yer alması ve il temsilciliği açılışının bizzat kendisi tarafından yapılması vakfın medyada Bilal Erdoğan’la anılmasına sebep olmuştur.</p>
<p>Hatırlatmakta fayda var: TÜGVA, İstanbul/Büyükada’da AKP döneminde İBB’ne bağlı Büyükada İskelesi’nin yüksek bedelli olmasına rağmen 10 yıllık kontratla 2.000 TL’ye kiralanması, TÜGVA’nın da iskeleyi özel davetler için bir anonim şirkete kiralaması kamuoyunda tepki çekmiştir.</p>
<p>Ayrı olarak da son seçimlerde belediye CHP’ye geçince kiranın ödenmemesi sebebiyle mahkemeye başvuran İBB, mahkemeyi kazanmıştır. TÜGVA aleyhine tahliye kararı verilmiştir.</p>
<p>Ancak tahliye kararına uymayan TÜGVA görevlileri yüzünden polis ile İBB Zabıta ekipleri arasında gergin anlar yaşanmıştır. TÜGVA yöneticileri,  Büyükada Vapur İskelesi’ni mahkeme kararına rağmen boşaltmayarak tahliyeyi engellemiştir. Oysa tahliyenin önünde hiçbir hukuki engel yoktur. Devletin polisi,  mahkeme kararına rağmen, İBB’ye karşı TÜGVA’yı savunmuş ve idari usullere aykırı davranmıştır. Bu  Cumhuriyet tarihinde hiç yaşanmamış bir olaydır.</p>
<p>Hâlbuki polis teşkilatının kuruluş amacı; yurt içinde huzur ve nizamın temini, vatandaşların can, mal, ırz güvenliğinin sağlanması ve korunması, suç işlemeye yönelik davranışların önlenmesi, sanıkların yakalanarak adalete teslim edilmesi şeklinde sıralanabilir.</p>
<p>Polisin görevi ise, vatandaşı ve kamu düzenini korumaktır. Buna karşın polis, İBB’ne ait taşınmazın mahkeme kararı doğrultusunda tahliyesini sağlaması gerekirken,  mahkemenin tahliye kararını uygulatmama konusunda direnmiştir.  Belediye’ye bağlı zabıta görevlilerini değil, sahipleri tahmin edilebilecek bir anonim şirketin figüranlarını korumuştur.</p>
<p>İstanbul/Büyükada’da müthiş bir devlet ve ciddiyet krizi yaşanmıştır. TÜGVA, devlet içinde yeni bir yapılanma modelidir. Devlet içinde kadrolaşma tehlikesi yine gündemdedir. Polis, Büyükada’da kamu görevlisi gibi davranmamış, devlet içindeki yeni yapılara arka çıkmıştır.</p>
<p>Aslında polisin,   İBB’ye karşı TÜGVA’yı savunması ve şehir eşkıyalarını koruması Türk Ceza Kanunu’na göre suçtur. Bunu yapan tüm kişi ve kurumlar hakkında hukuki süreç başlatılması gerekir.  Bu durum ayrıca, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na Beştepe’deki sarayda kırık sandalye vermekten de çiğ bir davranıştır. İktidarın her şeyi,  o sandalye gibi çürük.</p>
<p>Biz, Türkiye Cumhuriyeti’ni hukuk devleti olarak bilsek de,  aslında Türkiye’de otokratik bir yönetim var. Otokratik yönetimlerin temel özelliği ise,  yönetimlerin halk adına karar vermesi, kendine göre iyi, doğru ve güzel olanları dayatması, buna karşın halkın sorunlarını çözümlemeyi de üstlenmesidir.</p>
<p>Bu ülkede artık halkın sorunlarını düşünen yok, hukuk yok, adalet yok; sadece vakıflar ve cemaatler var. Polis, vatandaşların can, mal ve ırz güvenliğinin sağlanmasında zafiyet gösteriyor. Ne acıdır ki polis, suç işlemeye yönelik davranışları önleyeceğine devlet içindeki paralel yapılara oluyor.</p>
<p>Lamı cimi yok! Büyükada’da devlet ciddiyeti ayaklar altına alınmıştır.  Neyse ki araştırma şirketleri iyi haberler veriyor! AKP oyları eriyor. Tünelin ucunda ışık görünüyor. Defalarca yanlış girilen PİN kodundan dolayı ülke bloke olmuştur. Doğru kod: 1923’tür.</p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/arastirmaci-yazar-mehmet-cardak-in-kaleminden-devlet-ciddiyeti-ayaklar-altinda/">Araştırmacı Yazar Mehmet Çardak ‘ın kaleminden ” Devlet Ciddiyeti Ayaklar Altında”</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.korfezgazete.com/arastirmaci-yazar-mehmet-cardak-in-kaleminden-devlet-ciddiyeti-ayaklar-altinda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mehmet Çardak   yazdı:&#8221;Türk halkından gizlenen haber&#8221;</title>
		<link>https://www.korfezgazete.com/mehmet-cardak-yazditurk-halkindan-gizlenen-haber/</link>
					<comments>https://www.korfezgazete.com/mehmet-cardak-yazditurk-halkindan-gizlenen-haber/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Çardak]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2021 10:23:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[hatay haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[hatay iskenderun haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[İskenderun]]></category>
		<category><![CDATA[İskenderun Haber]]></category>
		<category><![CDATA[iskenderun haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.korfezgazete.com/?p=111910</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mehmet Çardak      Araştırmacı / Yazar m-cardak@windowslive.com             Türk halkından gizlenen haber Sevgili Okurlarım! ABD’deki ‘Atatürkçü Bilim Adamları Derneği’ adına Prof. Vural Cengiz paylaşmış, ben de 30 Ağustos Zafer Haftası münasebetiyle sizlere aktarıyorum. Lütfen sizler de dostlarınıza iletiniz… Adı: Arnold LUDWIG, ABD’li bir Psikiyatri profesörü. Hayatında Türkiye’ye hiç gelmemiş. Bir kitap yazmış. Kitabın adı: “KING [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/mehmet-cardak-yazditurk-halkindan-gizlenen-haber/">Mehmet Çardak   yazdı:”Türk halkından gizlenen haber”</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.korfezgazete.com/?s=Mehmet+%C3%87ardak+%C2%A0%C2%A0%C2%A0%C2%A0">Mehmet Çardak     </a></p>
<p>Araştırmacı / Yazar</p>
<p><a href="mailto:m-cardak@windowslive.com">m-cardak@windowslive.com</a></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-55687" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/ÇARDAK-KÖŞE-300x289.jpg" alt="" width="300" height="289" /></p>
<p><strong>            </strong><strong>Türk halkından gizlenen haber </strong></p>
<p>Sevgili Okurlarım! ABD’deki <strong>‘Atatürkçü Bilim Adamları Derneği’ </strong>adına Prof. Vural Cengiz paylaşmış, ben de 30 Ağustos Zafer Haftası münasebetiyle sizlere aktarıyorum. Lütfen sizler de dostlarınıza iletiniz…</p>
<p>Adı: <strong>Arnold LUDWIG,</strong> ABD’li bir Psikiyatri profesörü. Hayatında Türkiye’ye hiç gelmemiş. Bir kitap yazmış. Kitabın adı: <strong>“KING OF THE MOUNTAIN”.</strong></p>
<p>Kitapta bir bölüm var: <strong>“İn one of the most comprehensive and insightful studies of political leadership ever undertaken””. </strong> İsminden de anlaşılacağı üzere dünyada ülke yönetmiş politikacılarla ilgili bir kitap.</p>
<p>Bu kitap, 20. Yüzyılda dünya liderleri ile ilgili bir seri araştırmayı kapsıyor. Dünyadaki liderler arasında 2000 kişiyi belli ama aynı ölçütlere göre değerlendirmiş…</p>
<p>Ülkeleri yönetmiş Saddam’dan Kaddafi’ye, Mao’dan Rousevelt’e, De Gaulle’den Nehru’ya, Churchill’den Hitler’e, Mussolini’den Mandela’ya, Stalin’den Nasır’a ve Arafat’a kadar hepsini incelemiş. Kitap çalışması tam 18 yıl sürmüş.</p>
<p>Bu kapsamlı araştırma sonunda öne çıkan belli başlı 377 devlet adamını yukarıda ifade ettiğim gibi belli ölçütlere göre değerlendirmiş. Öne çıkan liderlerin hepsine aynı olmak üzere 200 kadar değişik kıstas uygulamış. Bu kıstaslara göre, 1’den 31’e kadar değişken puanlar verip değerlendirmiş ve bir sıralama yapmış…</p>
<p>Profesörün uyguladığı testin tam adı: <strong>“Political Greatness Scale (PGS)” </strong> olarak tanımlanmış. Buna göre bir sıralama yapmış. Örneğin; en çok Rousevelt ve Mao 30’ar puan almışken, Nehru 25, Churchill 22, Golda Mair 12, Fidel Castro 23, Kennedy 15 puan almışlar.</p>
<p>Sadece tek bir lider 31 puanla ilk sırayı almış. Bu lider de<strong> “Visionary” </strong>sıfatıyla 20. Yüzyılın gelmiş geçmiş en büyük devlet adamı unvanına layık görülmüş.</p>
<p>Kim olabilir diye merak ettiniz haklı olarak. Evet! İşte o lider devlet adamı <strong>Mustafa Kemal ATATÜRK!</strong></p>
<p>Ama en ilginç olan husus, yazılı ve görüntülü Türk basınının bu haberi duymamış olmasıdır. Türk halkı, gurur duyduğu atası hakkındaki bu güzel haberden mahrum bırakılmış.</p>
<p>Bizim ilk görevimiz, sizden gizlenen bu gerçek bilgileri size iletmektir. Lütfen sizler de dostlarınıza iletiniz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/mehmet-cardak-yazditurk-halkindan-gizlenen-haber/">Mehmet Çardak   yazdı:”Türk halkından gizlenen haber”</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.korfezgazete.com/mehmet-cardak-yazditurk-halkindan-gizlenen-haber/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mehmet Çardak Kaleminden;&#8221;Halk Dalkavukluğu&#8221;</title>
		<link>https://www.korfezgazete.com/halk-dalkavuklugu/</link>
					<comments>https://www.korfezgazete.com/halk-dalkavuklugu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Çardak]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Aug 2021 08:21:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.korfezgazete.com/?p=111232</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sevgili okurlarım! Elbette ister tek tek bireylerin olsun, ister bir bütün olarak toplumun olsun, davranış değişiklikleri, yaşadıkları ekonomik, sosyal, siyasal atmosferden bağımsız düşünülemez. Halk dalkavukluğu;  yönetimlerin iktidarlarını tehlikede gördükleri her dönem başvurdukları, kitlelerin en geri yanlarını okşama, en ilkel güdülerini harekete geçirme, deyim yerindeyse aşağılık komplekslerini içi boş bir özgüvenle doldurma çabasıdır diyebiliriz. Halk dalkavukluğunun [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/halk-dalkavuklugu/">Mehmet Çardak Kaleminden;”Halk Dalkavukluğu”</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-55143 alignright" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/08/ÇARDAK-KÖŞE-1-300x289.jpg" alt="" width="228" height="219" />Sevgili okurlarım! Elbette ister tek tek bireylerin olsun, ister bir bütün olarak toplumun olsun, davranış değişiklikleri, yaşadıkları ekonomik, sosyal, siyasal atmosferden bağımsız düşünülemez. Halk dalkavukluğu;  yönetimlerin iktidarlarını tehlikede gördükleri her dönem başvurdukları, kitlelerin en geri yanlarını okşama, en ilkel güdülerini harekete geçirme, deyim yerindeyse aşağılık komplekslerini içi boş bir özgüvenle doldurma çabasıdır diyebiliriz.</p>
<p>Halk dalkavukluğunun temelinde cehaletin övülmesi, adeta bir fazilete dönüştürülmesi vardır. Elbette tarihi yeni değildir. Kitlelerin adam yerine konmaya başlandığı kısmi demokrasilerden günümüze egemen gücün az veya çok hep kullandığı bir yöntem olmuştur. Ama kuşkusuz zirvesine her zaman faşist ve totaliter rejimlerde ulaşmıştır. Son yıllarda ülkemizin de bu popülist yaklaşımın, siyasetin temel propaganda biçimi haline geldiğini görüyoruz.</p>
<p>Bizde halk dalkavukluğunun temel argümanı Batı hayranlığı yerine Batı düşmanlığının ikame edilmesi olmuştur. .Mesela:  <strong>‘Almanya bizi kıskanıyor’ </strong>argümanı aslında her şeyi anlatmaktadır. Hep başkalarına imrenerek, başkalarını kıskanarak yaşamış bir insanın artık kendisine imrendiğini ve hatta kendisinin kıskanıldığını düşünmesini bir düşünün. Böyle bir tatminin yarattığı <strong>‘gurur’ </strong>şartlarında yaşayan insanların başlarını pencereden dışarıya uzatıp, sokağın çıplak gerçekliğini görmek isteyeceğini düşünebilir miyiz?</p>
<p>Mesela: Bu insanlara Almanya’nın yıllık ihracatının, Türkiye’nin de içinde bulunduğu 57 Müslüman ülkenin (1 milyar 600 milyon nüfusa tekabül eder) toplam ihracatının iki katı olduğunu söyleseniz, sizi duyar mı? Maalesef son 200 yıldır aşağılık kompleksinin çölünde kavrulmuş bu insanlar, gölgesine sığındıkları devasa binaların, köprülerin bedelini merak eder mi sanıyorsunuz?</p>
<p>Halk dalkavukluğunun bir başka davranış biçimi ise cehaletin ödüllendirilmesidir. Örneğin: Hiçbir ekonomi ya da iktisat eğitimi almamış bir kişinin (bir güreşçinin) bir kamu bankasının yönetim kuruluna atanması sadece <strong>‘liyakat’ </strong>açısından tartışılırsa bence mesele çok da doğru anlaşılmış olmayacaktır. İktidara yakın sayısız ekonomist vardır. İsteseler pekâlâ kendi politikalarına hizmet eden, alanlarında uzman birini de atayabilirlerdi. Ama kitlelere verilmek istenen mesaj farklıdır. Cehaletin ve sadakatin ödüllendirilmesi ve cesaretlendirilmesi hedeflenmektedir.</p>
<p>Bu tür ödüllendirmeler, yoksul ve eğitimsiz insanların iktidarda kendilerinin olduğu, ülkeyi kendilerinin yönettiği hissini vererek gaflet uykusunu sürdürmelerine hizmet etmeyi amaçlar.  Yıllarca sürdürülen diploma tartışmasını hatırlayınız. Bu tartışmaların toplumun eğitimsiz kesimlerine verdiği subliminal mesajlar, onların kendilerini iktidara yakın hissetmelerini sağlarken, toplumun eğitimli kesimlerinde hayal kırıklığı, umutsuzluk giderek derinleşmektedir.</p>
<p>Her yıl iyi yetişmiş binlerce gencin ülkede gelecek görmeyerek yurtdışına gitmesi, ülkede adeta bir beyin göçü trajedisinin yaşanması iktidar sahiplerinin pek de umurunda görünmemektedir.</p>
<p>Sözün özü, cehaletle mücadele edilip bilgiyi yaygınlaştırmak,  bilgiyi özendirmek ve ödüllendirmek yerine cehalet adeta kutsanarak gaflete dönüştürülmüştür. Son 20 yılın özeti budur. Eskilerin <strong>‘arif’ </strong>dediği, günümüz diline <strong>‘kendini bilen’ </strong>olarak çevirebileceğimiz insandan fersah fersah uzaktayız artık. Cehaletten eğitimle uyanmak mümkün olabilirdi belki. Ama gafletten ancak trajediyle uyanabiliriz.</p>
<p>Türkiye, gaflet uykusuna düşenler ülkesidir! Bu gaflet uykusuna düşenler hayattan yeterli bir şekilde zevk alamazlar. Sonuç olarak,  her insan hayatta gaflete düşme ihtimaline sahiptir.</p>
<p>Gafiller, çevresindeki gerçekleri göremeyen, anlayamayan ya da geleceğini, ilerisini düşünmeyen ve önemsemeyenlerdir. Gaflet uykusuna düşenleri, 28 Temmuz tarihinde başlayan ve başta Akdeniz ve Ege kıyılarındaki iller olmak üzere farklı illerimizde meydana gelen yangın afetleri ile ülkemizin birçok bölgesinde meydana gelen sel afetleri ve Türkiye’yi tehdit eden Afgan göç dalgası da uyandırmadıysa,  trajediye hazır olun!</p><p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/halk-dalkavuklugu/">Mehmet Çardak Kaleminden;”Halk Dalkavukluğu”</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.korfezgazete.com/halk-dalkavuklugu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’nin üzerinde karabulutlar dolaşıyor!</title>
		<link>https://www.korfezgazete.com/turkiyenin-uzerinde-karabulutlar-dolasiyor/</link>
					<comments>https://www.korfezgazete.com/turkiyenin-uzerinde-karabulutlar-dolasiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Çardak]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Aug 2021 07:36:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.korfezgazete.com/?p=110735</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mehmet Çardak Araştırmacı / Yazar m-cardak@windowslive.com Sevgili Okurlarım! Türkiye mülteci kıskacındadır. İktidar Afganistan’da çok yanlış politikalar uygulamaktadır. Kim ne derse desin, Türkiye’deki sığınmacılar artık ülkelerine dönmeyecekler. Her şey önceden planlanmış. ABD, Taliban ile olan savaşa kesinlikle son vermiyor; sadece vekâlet savaşına dönüştürüyor. Kabil Havaalanı’nı savunmak için ABD’nin taşeronluğunu yapmak akıl dışı, sorumsuz bir karardır. Amerika [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/turkiyenin-uzerinde-karabulutlar-dolasiyor/">Türkiye’nin üzerinde karabulutlar dolaşıyor!</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-54889 alignright" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/08/ÇARDAK-KÖŞE-300x289-1-300x289.jpg" alt="" width="260" height="250" /><a href="https://www.korfezgazete.com/?s=Mehmet+%C3%87ardak">Mehmet Çardak</a></p>
<p>Araştırmacı / Yazar</p>
<p><a href="mailto:m-cardak@windowslive.com">m-cardak@windowslive.com</a></p>
<p>Sevgili Okurlarım! Türkiye mülteci kıskacındadır. İktidar <a href="https://www.korfezgazete.com/?s=Afganistan">Afganistan</a>’da çok yanlış politikalar uygulamaktadır. Kim ne derse desin, Türkiye’deki sığınmacılar artık ülkelerine dönmeyecekler. Her şey önceden planlanmış. ABD, <a href="https://www.korfezgazete.com/?s=Taliban">Taliban</a> ile olan savaşa kesinlikle son vermiyor; sadece vekâlet savaşına dönüştürüyor. Kabil Havaalanı’nı savunmak için ABD’nin taşeronluğunu yapmak akıl dışı, sorumsuz bir karardır. Amerika bunlarla Türkiye’yi parçalayacak!</p>
<p>Buraya kadar yapılabilecek bir şey yok. Yalnız sınırlar ve kurallar kalktığında onları bu topraklarda ezmemiz gerekiyor. Ama Joe Biden buna inanmıyor ve Türk halkının korkusuna güveniyor. Toplum aklını başına almaz ise, sonumuz hüsran olacak gibi…</p>
<p>Bölgemizdeki terör savaşları geçici şeylerdir. Terörle mücadele eden ordumuzu kimse dağıtamaz, aksine güçlendirir. Ancak, Obama Sarkozy’e<strong>“Git, şu Libya’yı düzle”</strong>dedikten sonra <strong>“NATO’nun ne işi var Libya’da?”</strong> diyen Erdoğan bile <strong>“Kaddafi’yi İzmir NATO üssünden devirelim” </strong>demedi mi?</p>
<p>Türkiye’nin başında karabulutlar dolaşıyor. Türkiye’ye her gün binlerce yabancı uyruklu sokuluyor. Avrupa dalga geçiyor! Çünkü Attila’nın Avrupa’ya yaptığının aynısını Avrupa şimdi Attila’nın torunlarına zevk alarak yapıp intikamını alıyor. Anadolu Türkleri kavimler göçüne zorlanıyor. Ne de olsa denizde kum Avrupa’da para var! Akdeniz ve Ege kıyılarındaki ormanlarımız yanıyor, Türkiye’nin ciğerleri kavruluyor. Hani nerede devlet? Hani nerede dostlarımız? Uzaylılar gökten gelip yangınları söndürecek değil ya!</p>
<p>Türkiye’nin ormanları, sahillerdeki yerleşkeleri, asırlık zeytin ağaçları, hayvanları yanarken, Amerika Afganistan’da eğitip Türk halkının karşısına dikeceği savaşabilen erkekleri doldurmaya devam ediyor. Joe Biden, Türkiye’yi dağıtacak! Bu işin sonrası belli ama önce herkesin hayatı değişecek veya artık olmayacak. Agamemnon’untorunları sonunda Türkiye ve KKTC’ye çıkacaklar.</p>
<p>Joe Biden, Türkiye’yi yılsonuna kadar tek parça halinde bırakmamak için ant içmiştir. Eğer Tanrı Amerika’yı yok etmezse, Joe Biden Türkiye’yi işgal edecek. Türkiye’deki sığınmacılara karşı çıkanlara Emre Uslu gibi FETÖ’cular<strong>“Faşist Kemalist” </strong>diyor. Çünkü 15 Temmuz 2016’dan beri ayak basamadıkları Türkiye’nin dağılışıyla yanıp tutuşuyorlar. FETO’cular Amerika’nın Afganistan’da eğitip Türkiye’ye doldurduğu katil sürülerine namazda dua ediyorlar.</p>
<p>Türkiye’de <strong>‘Eyalet Sistemi’</strong>ni savunanlar var! Bunlar,  bu sistemle Türkiye’nin Amerika ve Almanya gibi büyüyeceğini zannediyorlar. Yalnız onların dünyadan haberi yok. Joe Biden, Türkiye’yi eyaletlere ayırdığında ilk işi eyalet savunucularını hapse atmak ya da onları yok etmek olacak.Çünkü o zaman <strong>“Türkiye Cumhuriyeti” </strong>diye bir devlet kalmayacak. Tabela Cumhuriyeti o zaman <strong>“Taliban Cumhuriyeti” </strong>olacak. Toprak kaybından sonra direnişe geçilse de taş üstünde taş kalmayacak.</p>
<p>Sığınmacı dediklerinin Erdoğan’ın oy deposuyla alakası yok. Oy deposu aileyle olur. Oysa Afganistan’dan gelenler <strong>“erkek”!</strong>  Yani Roma Lejyonu, Amerikan ajanı bunlar.  Joe Biden bunları Türklerin karşısına dikecek. Böylelikle içeriyi meşgul ederken, çıkarmayla da toprak kazanacak. Sonra da Kürdistan ve Büyük Ermenistan ilanına kadar gidecekler.</p>
<p>Seçim bekleyenlere sesleniyorum: 2023’te seçim falan olmayacak. Bitcoin’a para yatırıp sonunda kaybedenler gibi,  seçimbekleyenler de kaybedecekler.</p>
<p>Bugüne kadar 30 ülkeyi Karadeniz’e sokan Amerika,  kara, hava ve denizden Türkiye’nin etrafını sardı bile. İstanbul depreminde cehennem kapısı açılır. TSK tek başın bunun altından kalkamaz. Ayrıca Afganlar ayaklanacaklar. Halk paranın peşinde olduğundan bu işlere yabancı… Bilmezler ki, Karadeniz taş ocaklarının ticaretle bir alakası yok, hepsi tank yolu. Cengiz İnşaat üzerinden şu anda Rize İkizdere’de de yol açılıyor. Batı donanmaları Karadeniz’e geçiyor. Amerika tankları evlerinin önüne geçince Karadenizliler Erdoğan’a verdikleri oya pişman olacaklar.</p>
<p>Saldırıdan önce Joe Biden Türkiye’yi dağıtmaya bakacak. Önce Kürdistan, sonra Büyük Ermenistan’ı getirmeye çalışacak. Eğer Türkiye’yi tam dağıtamazsa, yine topyekûn saldıracaklar. Toplum umutsuz ve çok gergin bir görüntü veriyor, bunu kullanacaklar. Çok tehlikeli aylara giriliyor.</p>
<p>Joe Biden, Ermenistan’da Paşinyan’ı tekrar seçtirdi ve lobilere <strong>“Büyük Ermenistan” </strong>sözü verdi. Amerika doğudan bir taarruz başlatacak ve Büyük Ermenistan’ı ilan edecekler. Osmanlı’yı düşürmek için İstanbul’a girmek yeterliydi. Şimdi ayrıca Ankara’yı da düşürmek zorundalar. Bundandır ki <strong>“S-400 sarayı koruyacak” </strong>dedikodusu çıkmıştı. Ankara bombalanacağı için Ankara’yı koruyacak S-400 bataryası var. Ankara’yı 2. Dünya Savaşı’ndaki Berlin’e çevirmeye çalışacaklar.</p>
<p>Son günlerde Akdeniz’de, Ege’de çıkan orman yangınları doğal afet ya da yangın değil, enerji silahları ile çıkartılan sistematik yangınlardır. Bu Türkiye’ye karşı doğrudan açılmış savaştır. Bu sistematik yangınlarla yol ve alan açılıyor. Amerika Vietnam gibi ormanlık alanlar değil, her yeri görmek istiyor. Türkiye’de bundan orman kalmadı ama siz bunu <strong>“Rant ve inşaat” </strong>adı altında biliyorsunuz. Oysa sistematik yangınların nedeni belli…</p>
<p>Amerika bütün işbirlikçi ülkelerle birlikte Türkiye’ye saldıracak. Denizden Türkiye’nin kıyılarına yanaştırıp çıkarma yapacaklar. Kıyıda ve içeride harekât güzergâhında askeri araçların ve askerlerinin rahat ilerleyebilmesi için harekât yolundaki ormanlık alanları açıyorlar. Yani yakında geliyorlar demektir bu…</p>
<p>Lafı uzatmaya hiç gerek yok! ABD, Türkiye’yi çapraz kuşatmaya aldı bile, . Eli silah tutan aşısız insanlar Türkiye’ye sokulurken, eli silah tutan 12 yaşından büyük bütün Türklerin aşılanmak istenmesi, akıl sahiplerini hiç mi düşündürmüyor?</p><p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/turkiyenin-uzerinde-karabulutlar-dolasiyor/">Türkiye’nin üzerinde karabulutlar dolaşıyor!</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.korfezgazete.com/turkiyenin-uzerinde-karabulutlar-dolasiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İthalatta ‘ORDİNO’ Kavgası </title>
		<link>https://www.korfezgazete.com/ithalatta-ordino-kavgasi/</link>
					<comments>https://www.korfezgazete.com/ithalatta-ordino-kavgasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Çardak]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Aug 2021 07:03:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.korfezgazete.com/?p=110219</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mehmet Çardak Araştırmacı / Yazar m-cardak@windowslive.com Sevgili Okurlarım! 2000 yılında yürürlüğe giren 4458 sayılı Gümrük Kanunu’ndaki düzenlemelerle Gümrük İdaresi antrepoculuk faaliyetinden çekilmiştir. Antrepoculuk sahasını ilgilendiren ve mal tesliminde kullanılan ‘Ordino’ Gümrük Mevzuatından çıkarılmıştır. Yeni mevzuata göre, Gümrük İdareleri taşınan yükün fiziki teslim yükümlüsü değildir. İthalatta taşınan yükün Ordino/Yük Teslimat Formu olmaksızın eşyanın teslim edilmemesi uygulaması [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/ithalatta-ordino-kavgasi/">İthalatta ‘ORDİNO’ Kavgası </a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-53944 alignright" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/08/ÇARDAK-KÖŞE-300x289.jpg" alt="" width="233" height="224" />Mehmet Çardak</p>
<p>Araştırmacı / Yazar</p>
<p><a href="mailto:m-cardak@windowslive.com">m-cardak@windowslive.com</a></p>
<p>Sevgili Okurlarım! 2000 yılında yürürlüğe giren 4458 sayılı <a href="https://www.korfezgazete.com/?s=G%C3%BCmr%C3%BCk+Kanunu">Gümrük Kanunu</a>’ndaki düzenlemelerle <a href="https://www.korfezgazete.com/?s=G%C3%BCmr%C3%BCk+%C4%B0daresi">Gümrük İdaresi</a> antrepoculuk faaliyetinden çekilmiştir. Antrepoculuk sahasını ilgilendiren ve mal tesliminde kullanılan <strong>‘<a href="https://www.korfezgazete.com/?s=Ordino">Ordino</a>’ </strong>Gümrük Mevzuatından çıkarılmıştır. Yeni mevzuata göre, Gümrük İdareleri taşınan yükün fiziki teslim yükümlüsü değildir.</p>
<p>İthalatta taşınan yükün Ordino/Yük Teslimat Formu olmaksızın eşyanın teslim edilmemesi uygulaması özel hukuk alanına giren bir olaydır. Bu çerçevede yapılan yeni uygulama sürecinde, denizyoluyla ithal edilen ve liman işletmelerinin <strong>‘Geçici Depo’ </strong>veya antrepolarına teslim edilmiş olan malların taşıyana sorulmaksızın konişmentoda<strong>‘alıcı’ </strong>olarak görülen kişilere yükün teslim edilmesi durumları ile karşı karşıya kalınmış, gerçek alıcısına teslim edilmemesinden kaynaklanan sorunlar yaşanmıştır. Ve son 20 yılda sürekli olarak taraflar arasında mahkeme süreçleri yaşanmıştır.</p>
<p>Ayrıca, ağırlıklı olarak Uzakdoğu’dan ithal edilen yükler için münferit ve yoğun hacimde ithalat faaliyeti gerçekleştirmeyen KOBİ kategorisindeki firmalardan fahiş ücretler talep edilmesi, farklı adlar altında (dökümantasyon, Lokal masraflar, termal, organizasyo, parsiyel servis, iletişim vb.) yük alıcısına, bazen navluna yaklaşan masraflar çıkartılması sürdürülebilir ticaretin önündeki engellerden biri olarak ortaya çıkmıştır. Aksine, büyük hacimli ithalat yapan birçok firmadan<strong> ‘Ordino’ </strong>ücretinin alınmaması gibi hususlar ile de karşılaşılmıştır.</p>
<p>Bu sebeple, denizyoluyla ithal edilerek geçici depo ve antrepolara teslim edilen yüklerin alıcısına tesliminde uyulacak hususlar için mülga Denizcilik Müsteşarlığı – Deniz Ticareti Genel Müdürlüğü tarafından ikincil düzenlemeler uygulamaya konulmuştur. Ancak fahiş fiyat uygulamaları sebebiyle alıcılar cephesinde yaşanan mağduriyetler engellenememiştir.</p>
<p>Bunun üzerine Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nca (Denizcilik Genel Müdürlüğü) yapılan ikincil düzenlemeler ile yük alıcısı, taşıyan, taşıtan, liman işletmecisi, taşıma işleri komisyoncusu, gümrük müşavirleri, gemi acenteleri, ithalat ve ihracatçılar dâhil ilgili tüm sektör taraflarının hak ve menfaatleri gözetilmeye çalışılmıştır. Keza, söz konusu ikincil düzenlemelere yönelik olarak Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın (Denizcilik Genel Müdürlüğü) yetkisi olmadığını gerekçe göstermek suretiyle idari ve adli yargıda davalar açılmıştır.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi’nde açılan davalar sonucunda; her ne kadar emtianın teslimi için gerekli olan ordinoların artık uygulamada geçerliliği kaldırılmış olsa da bu belgelerin hukuki geçerliliği bulunmayan belgelerden olmayıp ulusal ve uluslararası ticaret ve taşımacılıkta yüklerin teslimi için geçerli ve gerekli belgeler olduğu hususunda bir uzlaşı bulunduğu tespit edilerek, <strong>‘Yük Teslim Formları’</strong>nın kullanılmasının hak ihlali olmadığına karar verilmiştir.</p>
<p>Bilindiği gibi, Taşıma Hukuku’nda varış yerine ulaşan malın taşıyan tarafından gönderilene teslimi iki taraflı bir hukuki işlemdir. Bunun için taşıyanın kendi rızasıyla mal üzerindeki zilyetliğini sonlandırarak, alıcıyı zilyet kılması gerekmektedir. Bu teslim işlemine taşıyanın katılmaması, en azından teslimin onun onayı veya talimatıyla gerçekleşmemesi, ulusal ve uluslararası hukuka aykırı olacaktır. Bu nedenle, taşıyanın imzalayarak yükün teslimine rıza gösterdiğini ifade ettiği <strong>’Yük Teslim Talimat Formu’ </strong>veya <strong>‘Yük Teslim Belgesi’ </strong>yahut <strong>‘Etiketli Konişmento’ </strong>veya <strong>‘Ordino’ </strong>gibi isimlerle anılan bazı belgeler,  ulusal ve uluslararası taşımacılıkta yüklerin teslimi için geçerli belgelerdir.</p>
<p>Bununla birlikte yurtdışındaki uygulamalarda <strong>‘DaliveryOrder’ </strong>adı ile kullanılan <strong>‘Yük Teslim Talimat Formu’</strong>na emsal formlar için ortalama 40-50 USD civarında bir ücret alındığı da bilinmektedir. Öte yandan, Türk Ticaret Kanunu’nun 870. Maddesinde, <strong>“Taşıma ücreti, eşyanın tesliminde ödenir. Taşıyıcı taşıma ücretinden başka, eşya için yapılan, duruma ve şartlara göre gerekli olan giderleri de isteyebilir…” </strong>hükmü amirdir. Bu doğrultuda, ithal edilerek ülkemize getirilen ve taşıma araçlarından tahliye edilerek taşıyan veya onun acentesi ya da temsilcisi tarafından ilgili varış yeri terminallerine veya geçici depolama yerlerine teslim edilmiş olan uluslararası ticarete konu yükün alıcıya teslimi için iki koşulun yerine getirilmiş olması gerekmektedir.</p>
<p>Bunlardan ilki, gümrük ithalat beyannamesi ile ispatlanmış olan yüke ilişkin gümrük vergi, resim ve harçların ödenmiş olmasıdır. İkincisi ise, uluslararası ticarete konu malın doğru alıcıya tesliminin sağlanması ve taşımadan doğan malın ve ilgili diğer masrafların temsilcisine/acentesine ödenmiş olmasıdır.</p>
<p>Bu duruma ve şartlara göre, taşıyıcı/taşımacıların Ordino, Yük Teslim Talimat Formu, Yük Teslim Belgesi veya Orijinal Konişmento ya da Etiketli Konişmento gibi isimler adı altında hazırladıkları belge ve verdikleri hizmet karşılığı gerekli olan giderleri isteyebileceği gerçeği izahtan varestedir. Ancak ithalatta ordino ücretinden kaynaklı kavgaların yaşanmaması için, KOBİ kategorisindeki ithalatçı firmalardan fahiş ücretlerin talep edilmesinin önlenmesi ve denetlenmesi önem arz etmektedir.</p>
<p>Ayrıca, taşınan yükün fiziki teslimi uygulaması her ne kadar özel hukuk alanına giren bir olay olsa da, gümrük işlemleri bitirilmiş eşyanın geçici depolama yerlerinden fiziki teslimi sırasında alıcılar ile taşıyanlar arasında ‘Ordino’ ücretinden kaynaklı olarak yaşanmakta olan kavgaların sona erdirilmesi açısından, Gümrük İdarelerince uygulanacak prosedürün deGümrük Mevzuatındaaçıkça belirtilmesinde zaruret olduğu düşünülmektedir.</p><p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/ithalatta-ordino-kavgasi/">İthalatta ‘ORDİNO’ Kavgası </a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.korfezgazete.com/ithalatta-ordino-kavgasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gemilerin Kanal İstanbul’dan Geçiş Riski</title>
		<link>https://www.korfezgazete.com/gemilerin-kanal-istanbuldan-gecis-riski/</link>
					<comments>https://www.korfezgazete.com/gemilerin-kanal-istanbuldan-gecis-riski/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Çardak]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Jul 2021 06:52:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.korfezgazete.com/?p=109751</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mehmet Çardak   Araştırmacı / Yazar m-cardak@windowslive.com         Sevgili Okurlarım! Hepimiz biliyoruz ki, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bilim insanlarını, akademisyenleri, muhalefet partilerini, çevrecileri, mimarları, mühendisleri dinlemiyor. Kanal İstanbul’da ısrar ediyor; “İsteseniz de istemeseniz de Kanal İstanbul yapılacak” diyor. Bari bir kereliğine bu işin gerçek uzmanı olan gemi kaptanlarına [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/gemilerin-kanal-istanbuldan-gecis-riski/">Gemilerin Kanal İstanbul’dan Geçiş Riski</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-53944 alignright" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/08/ÇARDAK-KÖŞE-300x289.jpg" alt="" width="238" height="229" /><a href="https://www.korfezgazete.com/?s=Mehmet+%C3%87ardak+%C2%A0">Mehmet Çardak  </a></p>
<p>Araştırmacı / Yazar</p>
<p><a href="mailto:m-cardak@windowslive.com">m-cardak@windowslive.com</a><strong>        </strong></p>
<p>Sevgili Okurlarım! Hepimiz biliyoruz ki, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı <a href="https://www.korfezgazete.com/?s=Recep+Tayyip+Erdo%C4%9Fan">Recep Tayyip Erdoğan</a>, bilim insanlarını, akademisyenleri, muhalefet partilerini, çevrecileri, mimarları, mühendisleri dinlemiyor. <a href="https://www.korfezgazete.com/?s=Kanal+%C4%B0stanbul">Kanal İstanbul</a>’da ısrar ediyor; <strong>“İsteseniz de istemeseniz de Kanal İstanbul yapılacak” </strong>diyor.</p>
<p>Bari bir kereliğine bu işin gerçek uzmanı olan gemi kaptanlarına kulak verse ve Türkiye’nin kıt kaynaklarını heba etmese…</p>
<p>Üç-beş yandaş cebini dolduracak diye, güzelim ülkemizin doğası ve çevresi Kanal İstanbul saçmalığıyla yok edilmese…</p>
<p>Doğru olanı, Kanal İstanbul’un yapılmamasıdır! Çünkü bu kanalda en fazla kayıkla gezilebilir. Gemilerin Kanal İstanbul’dan geçişi risklidir.</p>
<p>Neden mi?</p>
<p>Nedeni şudur. Hiçbir şirket, gemisini bu kanala sokmaz! Hiçbir kaptan da bu kanala girmeyi tercih etmez! Çünkü uluslararası sigorta acenteleri yapay kanallara giren gemilere sigorta yapmak istemez.</p>
<p>Düşünün ki, bir gemi 60 bin ton yük taşıyor. Tüm gemi kaptanları bilir, Karadeniz’den akıntı güçlü olur. Bu nedenle, Karadeniz’den Kanal İstanbul’a giren gemiyi rotasında tutmak mümkün olmaz.</p>
<p>Kanalda yüzen geminin rotasında tutulabilmesi için, geminin arkadan başka bir gemiye halatla bağlanması gerekir. Yoksa kanalda yüzen gemi akıntıya kapılıp sürüklenebilir. .</p>
<p>Böyle bir durumda demir de atılamaz! Çünkü zemin beton olacağı için demir tutmaz. Tutsa bile betonu parçalar. Bu da kanalın çökmesine yol açar! .</p>
<p>Sözün özü. Kimsenin Marmara’nın geleceğiyle oynama hakkı yok. Kanal İstanbul, yeterince kazanç sağlamayacağı açık olanölü yatırımdır. Türkiye zaten dış borcu olan ve bütçe açığı veren bir ülkedir. Ayrıca sürekli göç alan bir ülkedir; sığınmacıların işgali altındadır. Bir de böylesine bir kanal için Türkiye’nin kıt kaynaklarını heba etmeye değer mi?</p>
<p>Kanal İstanbul için 15-20 milyar dolar harcamak niye? Bu paralar, pandemi sürecinde fakr-u zaruret içinde harap ve bitap düşenlere harcansa daha iyi değil mi?</p>
<p>İktidar için, bu projeden vazgeçmek çok mu zor? Kanal İstanbul’ için bu kadar ısrarcı olmak niye? Kanal İstanbul ne için ve kim ya da kimler için yapılıyor? Milletle inatlaşma olur mu hiç?</p>
<p>Hatırlatmakta fayda var: Türkiye’nin bütün meselelerini sahiplenebilen başka siyasi kadroları da var. İktidarın ‘Kanal İstanbul’ ısrarında kamu yararı yok! Cahil olmak ayrı, gaflete düşmek ayrıdır.Keser döner, sap döner, gün gelir hesap döner.</p>
<p>Millete ödetilecek bu ağır bedeli kimse göze alamaz. Çünkü <strong>‘Ölü yatırım’ </strong>için 15-20 milyar dolar harcamak akla ziyandır. Günü geldiğinde elbette bugünlerin faturasını da millet birilerine kesecektir.</p>
<p>Ekonomik krizleri tetikleyen, yoksulluğu arttıran ölü yatırımlar ülkenin kaderi olamaz, olmamalıdır! Kimsenin vatandaşın vergilerini çarçur etmeye; demokrasiyi, kalkınmayı ve refahı milletten esirgemeye hakkı yoktur!</p>
<p>Ayrıca unutmayalım ki, seçim ne zaman yapılırsa yapılsın, en geç 2023’te sandık milletin önüne gelecektir. Muktedirler de bilir ki, demokrasilerde son sözü millet söyler!</p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/gemilerin-kanal-istanbuldan-gecis-riski/">Gemilerin Kanal İstanbul’dan Geçiş Riski</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.korfezgazete.com/gemilerin-kanal-istanbuldan-gecis-riski/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
