
Benzin Fiyatlarına Birde Böyle Bakalım

İskenderunlu Çocuk Yazar Ceylin Savran Okurlarla Buluştu
Kitap Fuarında İskenderunlu Bir Çocuk Yazar, Ceylin Savran…
İskenderun Belediyesi tarafından düzenlenen İskenderun 2. Kitap Günleri‘nde İskenderunlu çocuk yazar Ceylin Savran, okurlarla buluştu.

Kitap fuarı yerel yazarlar standında düzenlediği imza günü etkinliğinde Ceylin Savran’ın “Ungrateful Fox” (Hain Tilki) adlı İngilizce çocuk kitabı ziyaretçiler tarafından yoğun ilgi gördü. Ceylin, standına ilgi gösteren okurlar için bir yandan kitabını imzalarken bir yandan da kitabının tanıtımını yaptı.
Şu anda 15 yaşında olan ve Tosçelik Fen Lisesinde okuyan küçük yazarımız Ceylin Savran ile yaptığımız söyleşide, yazarımızın kitap kapağı tasarımı dahil kitap içerisindeki resimleri de kendisinin yaptığını öğreniyoruz.

Bu yıl ikincisi gerçekleştirilen kitap fuarının, kendisinin sesini daha fazla duyurabilmesi ve daha çok okurla buluşabilmesi için bir fırsat olduğunu bildiren Ceylin Savran İngilizce kitabı “Ungrateful Fox” adlı kitabının fuarda düzenlenen imza günü etkinliği ile ilgili;
“Güzel İskenderunumuz’da böyle bir kitap fuarı etkinliğinde bir çocuk yazar olarak standın arka tarafında yer alma fırsatı yakalamak benim için çok mutluluk ve gurur verici bir duygu. Burada 12 yaşında yazmış olduğum “Ungrateful Fox” adlı kitabımın tanıtımını yapma fırsatı yakaladım. İngilizceyi çok sevdiğim ve ilgi duyduğum için kitabımı İngilizce yazdım. Kitabım 7-12 yaş arası öğrenciler ile İngilizce öğrenen her yaşa hitap ediyor. Burada aldığım geri dönüşler çok güzel, okurların İngilizceye olan ilgisi de beni oldukça sevindirdi.
İnsanlar gelip geçerken “İskenderunlu bir çocuk yazardan resimli İngilizce hikaye kitabı” olduğunu duyunca durup ilgileniyorlar. Ben de bu sayede akranlarıma, büyüklerime ve küçüklerime bu kitabı nasıl yazdığımı, bu yaşta nasıl yapabildiğimi anlatıyorum. Genellikle çok şaşırıyorlar. Ben de yazmak için fikriniz varsa durmayın, korkmayın, yazın diyorum. Bundan 2 yıl önce okulumda yaptığım sunumdan sonra bu sene okul müdürümüzle görüştüğümde benden etkilenerek kitap yazmaya başlayan başka öğrencilerin de olduğunu öğrendim. Çocuklara örnek olduğumu öğrenmek beni çok mutlu etti. Yazmaya devam ediyorum, 2. kitabımı da yakın zamanda çıkartmayı umuyorum. Bu kitabımın tüm İngilizce seven, okuyan öğrenciler için bir örnek teşkil etmesi ve benden sonra da yeni kitap yazan çocuk yazarlar çıkması için yol gösterici olmasını diliyorum” şeklinde konuştu.

Fuarda diğer yazarlarla da tanışma ve konuşma fırsatı yakaladığını, onların tecrübelerinden faydalandığını, bu fuarın kendisine her anlamda çok şey kattığını belirten Ceylin Savran, saat 17.00-20.00 arası gerçekleştirilen imza günü etkinliğinde bol bol kitap imzaladı, ziyaretçileriyle sohbet etti ve hatıra fotoğrafları çektirdi.
Hatayspor Fatih Karagümrük ile oynayacağı maçın hazırlıklarına başladı.

İGC Yeni Yönetimi İskenderun İlçe Emniyet Müdürü Nevzat Güneş’i ziyaret etti.

Arsuz’da Engelliler Yararına Düzenlenen gece muhteşemdi
Engelsiz Arsuz Gençlik ve Spor Derneği tarafından geliri engelli bireyler yararına aktarılmak üzere düzenlenen yardımlaşma ve dayanışma gecesi yoğun ilgi gördü.

Yardım gecesine Arsuz Belediye Başkanı Asaf Güven , İlçe Jandarma Komutanı Barkın Eryılmaz, İlçe Tarım Müdürü Serkan Yılmaz, Arsuz Belediyesi eski Başkanı Nazım Culha, mahalle muhtarları, Sivil Toplum kuruluşları temsilcileri, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda misafir katıldı.

Engelsiz Arsuz Gençlik ve Spor Derneği Başkanı Serhat Gökpınar bundan önce olduğu gibi, bundan sonra da hiçbir çağrıyı yanıtsız bırakmayacaklarının altını çizerek “Daha eşit, daha erişilebilir, daha yaşanabilir ve daha farkında bir Arsuz için mücadele edeceğiz. Engelli bireylerin hayat kalitesini en üst düzeye getirene kadar var gücümüzle çalışacağımıza, şahsım ve ekip arkadaşlarım adına söz veriyorum” dedi.

Arsuz Belediye Başkanı Asaf Güven de her zaman engelli bireylerin yanında olacaklarını belirterek, engelli bireylerin konfor alanlarını arttırmak adına yapılması gereken ne varsa yapmaya gayret göstereceklerinin söyledi.
Üç Ağaç Derneği ile Sevilay Gökpınar birbirlerinden güzel türküler seslendirdi, geliri engelli bireylere aktarılacak olan çekiliş de eğlenceli anlar yaşandı. Ayrıca gecenin düzenlemesine katkı veren isimlere plaket takdiminden sonra BAYŞAD (Bağımsız Yazarlar ve Şairler Derneği) Başkanı Musa Göçer şiir dinletisi sonrasında yerel şarkıcı Emre Ateş de geceye renk kattı.
“Hebatit B, Tedavisi Olan Bir Hastalık”

İskenderun Palmiye Hastanesi İç Hastalıkları ve Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Şerif Yılmaz, AİDS’ten daha bulaşıcı ve karaciğer sirozunun en sık sebebi olan Hepatit B’nin, tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu belirtti.
Hepatit B enfeksiyonunun önlenmesinde, erken teşhisin ve tedavisinin büyük önem taşıdığını ifade eden Prof. Dr. Şerif Yılmaz, “Hepatit B hastalığının çoğunlukla belirtisiz seyredebiliyor olması, bazen uzun süre fark edilmemesine ve hastalarda bu tablonun yeterince önemsenmemesine neden olmaktadır. Hepatit B enfeksiyonu, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli bir sağlık sorunudur. Türkiye’de yaklaşık 3-4 milyon kişi HBV ile kronik enfektedir. Kronik hepatit B, sanılanın aksine ‘tedavi edilebilir’ bir hastalıktır. Tedavi ihtiyacı doğan Hepatit B hastaları tedavi edilmediğinde, karaciğer sirozu ve yetmezliğine veya karaciğer kanserine ilerleme neredeyse kaçınılmaz olmaktadır. Tedavide virüsün çoğalmasını engellemekle, virüsün karaciğer hücreleri üzerine olan yıkıcı etkisi kalkar ve bu sayede siroz ve karaciğer kanseri gelişimi engellenmiş olur. Aslında bunun da öncesinde amaç, hastalığa yakalanmanın önlenmesi olmalıdır. Tedavide takip önemlidir” açıklamasında bulundu.
Hepatit B Virüsü Nasıl Bulaşır?
Hepatit B virüsünün AİDS etkeni olan HİV’den ‘100 kat’ daha bulaşıcı olduğunu belirten Prof. Dr. Şerif Yılmaz, “Hepatit B virüsü, kan ve vücut sıvılarında bulunur. Başlıca bulaş yolları; virüsle bulaşık kan ve vücut sıvıları ile mukozal ya da cilt teması; kan nakli alıcıları, hemodiyaliz hastaları, damar içi uyuşturucu bağımlıları, dövme yaptıranlar, sağlık çalışanları risk altındadır. Cinsel temas; Homoseksüeller ve çok eşliler risk altındadır. Enfekte olan anneden yeni doğan bebeğe bulaş oranı yüksektir. Aile içi enfekte kişilerle cinsellik dışı yakın temas şeklinde sıralanabilir” dedi.
Hepatit B’de Aşılama
Aşının, Hepatit B’den korunmada çok önemli bir yöntem olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Şerif Yılmaz, “Hepatit B aşısı, inaktive yani ölü bir aşıdır. Erişkinlerde kola, bebeklerde ise bacağın uyluk kısmındaki kas içine uygulanır. Erişkinlerde aşılama öncesi kan testi (HBsAg ve Anti-HBs) bakılmalıdır. Mevcut aşılar arasında koruyuculuk bakımından fark yoktur. Aşıya düşük yanıtlı bireyler için risk gurupları; 50 yaştan büyük olmak, erkek cinsiyet, sigara içmek, obezite, kalçaya aşı uygulaması, kronik karaciğer hastalığı, AİDS, organ nakil hastaları, aşıya uyum, belli doku tipine sahip olmaktır. Aşılanmaya rağmen bağışıklık sağlanamayan kişilere yüksek doz (çift doz) aşı veya diğer medikal yöntemler uygulanır” şeklinde konuştu.
Toplum Destekli Polis Öğrencileri Gaziantep ve Şanlıurfa’ya gezmeye götürdü
Hatay Emniyet Müdürlüğüne bağlı Toplum Destekli Polislik Şube Müdürlüğünce Gaziantep ve Şanlıurfa’ya gezi düzenlediği belirtildi.

Hatay Valiliğinden yapılan açıklamaya göre, Toplum Destekli Polislik Şube Müdürlüğünce yürütülen “Medeniyetler Şehrinin Umutları Projesi” kapsamında; Hatay’da müzik ve basket kurslarına devam eden 45 öğrencinin katılımı ile 16 ve 17 Ekim tarihlerinde Gaziantep ve Şanlıurfa’ya gezi düzenlendiği bildirildi.
Açıklamanın devamında, Gezide; Balıklıgöl, Göbeklitepe, Harran evleri, Eyyüp peygamberin makamı, İbrahim peygamberin doğduğu yer, Hayvanat Bahçesi ziyaret edilerek kursiyerlerin şehrin doğal güzelliklerini yerinde gözlemleme imkanı bulması sağlanırken, ayrıca teleferik ve Halfeti tekne turlarına katılım sağlandığı kaydedildi.
Vekil Güzelmansur:”İktidarın Hatay’a yirmi yıldır üvey evlat muamelesi yapması takipteki alacakları bakımından Hatay’ı 81 il içerisinde 3’üncü il yaptı”

HATAY NAKLİYESİ, İHRACATI, TARIMI GERİLİYOR
İKTİDAR HATAY’DA HİÇBİR ALANDA YETERLİ YATIRIM YAPMADI
Antakya’da 30.500 adet Captagon yakalandı
Antakya’ya bağlı Narlıca mahallesinde 30 bin 500 adet captagon yakalandı.

Hatay Valiliğinden yapılan açıklamada, Hatay Emniyet Müdürlüğü ekiplerince 18.10.2021 günü Narlıca Mahallesinde durumundan şüphelenilerek durdurulan şahıslardan; 0.500 adet Captagon, 2 adet Ruhsatsız Tabanca ve 11 adet dolu fişek, 202,72 gram Takoz Esrar, 5.5 gram Metamfetamin
ele geçirilirken, şahıslar adli makamlara çıkarılmak üzere gözaltına alındıları ifade edildi.
vekil Topal Polis İntiharlarını TBMM gündemine taşıdı
CHP Hatay Milletvekili Serkan Topal, bir grup milletvekiliyle birlikte TBMM Başkanlığına ilettiği önergede polis intiharlarını gündeme getirdi.

Milletvekili Serkan topal, zor günler geçiren güvenlik güçlerimizin canına kıydığını, bu konunun Türkiye’nin en önemli sorunlarının başında geldiğini belirtti ve polis intiharlarının mutlaka önlenmesinin gerekliliğini vurguladı.
Zor şartlar ve geçim sıkıntısı …
Türkiye’nin dört bir yanından haftanın her günü bir güvenlik görevlisinin intihar ettiği haberinin geldiğini, polisler ve güvenlik görevlilerimizin ağır ve zor koşullar altında uzun saatler boyunca çalıştırılarak fiziki olarak zorlandığını, ekonomik anlamda hakkını alamayan polislerin psikolojik problemler yaşadığını bildiren Milletvekili Serkan Topal, vatandaşa karşı aşırı güç kullanan polisin sert tavrının da çalışma koşulları ve yaşadıkları sorunlardan kaynaklandığının bilinen bir gerçek olduğunu ifade etti.
Fazla mesaisini alamayan, dinlenmeye fırsat bulmayan, ek işlerde çalışmak durumunda bırakılan polisin yaşadığı bu olumsuz tablonun, birçok polisimizi de, yalnız kendisine değil, ailesine bile zarar verir duruma getirdiğine değinen Milletvekili Serkan Topal, önergede şunlara yer verdi: “İşte bu zor şartlar altında çalışmanın getirdiği psikoloji ve geçim sıkıntısı polislerimizi intiharın eşiğine sürüklemiş, son bir ayda yirmiden fazla polisimiz ne yazık ki hayatına son vermiştir.
Sebepleri bulmak parlamentonun görevi …
Hayatının baharında gözlerinde yaşama sevinci olması gereken bu gencecik evlatlarımızı intihara iten sebepler nelerdir? Bunları bulmak araştırmak parlamentonun görevidir. Mesleğin, çalışma koşullarının yarattığı bu ‘iş stresi’ hem polisi hem de polisten ‘hizmet alan’ kamuyu etkilemektedir. Polisler, giderek bunalıma sürüklenirken, bu göstericilere ya da vatandaşlara da maalesef ‘şiddet’ olarak yansımaktadır.
En çok intihar eden meslek grubu …
En çok intihar ederek yaşamına son veren meslek grubu mensubu olan polislerimizin psikolojilerini bozan etmen, sadece çalışma düzenleri değildir. Emeklilikte sefalete sürükleyen ek gösterge sorunları da maalesef çözülmemiştir. Ortada bir buhran var. Pandemi ile birlikte zor günler geçiren güvenlik güçlerimiz canına kıyıyorlar. Bu konu, Türkiye’nin en önemli sorunlarının başında geliyor. Ülkemizde sürekli artan intihar vakalarını birlikte araştıralım. Bu konu hepimizin sorunu, çözüm bulmak da siyasetçiler olarak bizim görevimiz. Kutuplaştırma ve gerginlik siyaseti ülkemizin huzurunu kaybettirdi. Gelecekte daha çok genç hayatını kaybetmeden bu soruna çözüm bulmamız gerekiyor.
Polis intiharlarını önlemek, polisleri intihara sürükleyen mevcut sorunların bütün şeffaflığıyla ortaya çıkarılması amacıyla, çözüm yöntemleri parlamento çatısı altında ortak akıl çerçevesinde geliştirilmeli.”
Vekil Topal.”Hatay halkının sesini duyun, Hatay’a yatırım yapın, Hatay’da işsizlik çoğaldı”
TBMM Genel Kurulunda söz alan Milletvekili Serkan Topal konuşmasında şunları söyledi:
“Hatay’da esnafımız kepenk kapatıyor, Hatay’da esnafımız kredisini ödeyemiyor, Hatay’da çiftçimiz gübresini alamıyor, faturalarını ödeyemiyor. Hatay’da işsizlik yüzde 40’ı buldu arkadaşlar Suriyeliler yüzünden. Hatay’da lütfen yatırım yapın, iktidar Hatay’a bir baksın, Hatay halkının artık günahına girmeyin diyoruz.
İktidara bir kez daha sesleniyorum, Hatay halkının sesini duyun, Hatay’a yatırım yapın, Hatay’da işsizlik çoğaldı, çoğaldı, çoğaldı!”
Muhtarlar Günü dolayısı ile Muhtarların Gününü de kutlayan Milletvekili Serkan Topal, şu ifadeleri kullandı;
“Gece gündüz milletimize hizmet eden muhtarlarımızın gününü kutluyoruz. İktidara sesleniyoruz, muhtarlarımızın dileklerini ve Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun söylediklerini bir an önce yapın, desteklerinizi sunun, sadece söylemle değil, eylemle destek verin. Muhtarlarımızın da sesini duyun, sadece Muhtarlar Günü’nü kutlamakla olmuyor.”
İskenderun’da Tarihi Eser Kaçakçılarına Darbe:4 kişi gözaltında
Tarihi eser kaçakçılığı bilgisini alan Jandarma ekipleri düzenledikleri operasyonla İskenderun İlçesi İsmet İnönü mahallesinde tarihi eserleri ele geçirdi. Olayla ilgili dört kişiyi gözaltına aldı.

Hatay İl Jandarma Komutanlığı Kaçakçılıkla Mücadele Şube Müdürlüğü ile İskenderun İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından I.Ç. isimli şahsın araç ile İskenderun ilçesinden Kırıkhan ilçesine giderek tarihi eser niteliği olan obje ve sikkeleri satacağı bilgisi üzerine harekete geçildi.

KOM Şube Müdürlüğü ile İskenderun Jandarma Dedektifleri (JASAT) tarafından İskenderun İlçesi İsmet İnönü mahallesinde yapılan takip sonucunda yakalanan ve içerisinde I.Ç., V.K., H.K.T. ve E.A. isimli şüphelilerin bulunduğu araçta yapılan arama sonucunda 1.106 adet sikke ve 171 adet tarihi eser niteliğindeki obje ele geçirildi.
Ele geçirilen tarihi eser niteliğinde ki malzemeler Hatay Müze Müdürlüğü yetkililerine teslim edildiği olayla ilgili dört kişinin sorgularının devam ettiği belirtildi.
Araştırmacı Yazar Mehmet Çardak ‘ın kaleminden ” Devlet Ciddiyeti Ayaklar Altında”
Araştırmacı Yazar
m-cardak@windowslve.com

Değerli okurlarım, bizler Türkiye Cumhuriyeti’ni demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti olarak biliriz. Türk polisine güveniriz! Öyle değil mi?
Ama geçtiğimiz günlerde İstanbul/Büyükada’da Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Zabıta görevlileri arasında şaka gibi bir olay yaşandı. Nasıl mı?
Biliyorsunuz, TÜGVA İstanbul merkezli Türkiye Gençlik Vakfı’dır. Partili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın vakfın yüksek istişare kurulunda yer alması ve il temsilciliği açılışının bizzat kendisi tarafından yapılması vakfın medyada Bilal Erdoğan’la anılmasına sebep olmuştur.
Hatırlatmakta fayda var: TÜGVA, İstanbul/Büyükada’da AKP döneminde İBB’ne bağlı Büyükada İskelesi’nin yüksek bedelli olmasına rağmen 10 yıllık kontratla 2.000 TL’ye kiralanması, TÜGVA’nın da iskeleyi özel davetler için bir anonim şirkete kiralaması kamuoyunda tepki çekmiştir.
Ayrı olarak da son seçimlerde belediye CHP’ye geçince kiranın ödenmemesi sebebiyle mahkemeye başvuran İBB, mahkemeyi kazanmıştır. TÜGVA aleyhine tahliye kararı verilmiştir.
Ancak tahliye kararına uymayan TÜGVA görevlileri yüzünden polis ile İBB Zabıta ekipleri arasında gergin anlar yaşanmıştır. TÜGVA yöneticileri, Büyükada Vapur İskelesi’ni mahkeme kararına rağmen boşaltmayarak tahliyeyi engellemiştir. Oysa tahliyenin önünde hiçbir hukuki engel yoktur. Devletin polisi, mahkeme kararına rağmen, İBB’ye karşı TÜGVA’yı savunmuş ve idari usullere aykırı davranmıştır. Bu Cumhuriyet tarihinde hiç yaşanmamış bir olaydır.
Hâlbuki polis teşkilatının kuruluş amacı; yurt içinde huzur ve nizamın temini, vatandaşların can, mal, ırz güvenliğinin sağlanması ve korunması, suç işlemeye yönelik davranışların önlenmesi, sanıkların yakalanarak adalete teslim edilmesi şeklinde sıralanabilir.
Polisin görevi ise, vatandaşı ve kamu düzenini korumaktır. Buna karşın polis, İBB’ne ait taşınmazın mahkeme kararı doğrultusunda tahliyesini sağlaması gerekirken, mahkemenin tahliye kararını uygulatmama konusunda direnmiştir. Belediye’ye bağlı zabıta görevlilerini değil, sahipleri tahmin edilebilecek bir anonim şirketin figüranlarını korumuştur.
İstanbul/Büyükada’da müthiş bir devlet ve ciddiyet krizi yaşanmıştır. TÜGVA, devlet içinde yeni bir yapılanma modelidir. Devlet içinde kadrolaşma tehlikesi yine gündemdedir. Polis, Büyükada’da kamu görevlisi gibi davranmamış, devlet içindeki yeni yapılara arka çıkmıştır.
Aslında polisin, İBB’ye karşı TÜGVA’yı savunması ve şehir eşkıyalarını koruması Türk Ceza Kanunu’na göre suçtur. Bunu yapan tüm kişi ve kurumlar hakkında hukuki süreç başlatılması gerekir. Bu durum ayrıca, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na Beştepe’deki sarayda kırık sandalye vermekten de çiğ bir davranıştır. İktidarın her şeyi, o sandalye gibi çürük.
Biz, Türkiye Cumhuriyeti’ni hukuk devleti olarak bilsek de, aslında Türkiye’de otokratik bir yönetim var. Otokratik yönetimlerin temel özelliği ise, yönetimlerin halk adına karar vermesi, kendine göre iyi, doğru ve güzel olanları dayatması, buna karşın halkın sorunlarını çözümlemeyi de üstlenmesidir.
Bu ülkede artık halkın sorunlarını düşünen yok, hukuk yok, adalet yok; sadece vakıflar ve cemaatler var. Polis, vatandaşların can, mal ve ırz güvenliğinin sağlanmasında zafiyet gösteriyor. Ne acıdır ki polis, suç işlemeye yönelik davranışları önleyeceğine devlet içindeki paralel yapılara oluyor.
Lamı cimi yok! Büyükada’da devlet ciddiyeti ayaklar altına alınmıştır. Neyse ki araştırma şirketleri iyi haberler veriyor! AKP oyları eriyor. Tünelin ucunda ışık görünüyor. Defalarca yanlış girilen PİN kodundan dolayı ülke bloke olmuştur. Doğru kod: 1923’tür.
İskenderun Adliyesi’ne ticaret mahkemesi,Dörtyol Adliyesi’ne ağır ceza mahkemesi kuruluyor

Altınözü’nde Festival Heyecanı
Altınözü Belediyesi ve Altınözü Kaymakamlığı tarafından 23-24 Ekim 2021 tarihinde gerçekleştirilecek olan 5’inci Altınözü Zeytin, Zeytinyağı ve Gastronomi Festivali’ni ünlü yapımcı Belma Belen sunacak.
Festivalde ünlü şarkıcı Güliz Ayla da sahne alacak. Konuyla ilgili bir bilgilendirme yapan Altınözü Belediye Başkanı Rıfat Sarı, “Festival boyunca ilçemizin güzelliklerini tanıtacak ve sunacak olan yapımcı Belma Belen ve ekibini misafir edeceğiz. Tüm halkımızı coşkulu geçecek festivale davet ediyorum” dedi. Festivalin ilk gününde ünlü şarkıcı Güliz Ayla’nın da sahne alacağını açıklayan Başkan Sarı, “Festival kapsamında Altınözü 15 Temmuz Milli İrade Parkında 23 Ekim 2021 saat 19.00’da.

CHP’li İlçe Görevlileri Arsuz’da Buluştu
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Arsuz İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen gece, partinin tüm ilçeleri ve kademelerinden katılımla gerçekleşti. CHP´li Belediye Başkanı Asaf Güven, katılımı birlik´ tablosu olarak nitelendirirken, milletvekili Serkan Topal, ihraçlara dikkat çekti. Milletvekili Suzan Şahin ise konuşmasını ‘önce samimiyet ve kucaklama´ vurgusu yaptı. Partinin İl Başkanı Ramiz Parlar da “Bizden siyasi nezaketsizlik bekleyenler içimizde ayrışma-kavga isteyenler boşuna heveslenmesinler” dedi.
CHP İl Başkanı Hasan Ramiz Parlar, Kadın Kolları Genel Başkan Yardımcısı Yasemin Yılmaz Sarıeroğulları, CHP Hatay Milletvekilleri, Av. Suzan Şahin, Serkan Topal, Mehmet Güzelmansur, İsmet Tokdemir, Arsuz Belediye Başkanı Asaf Güven, Arsuz CHP Belediye Meclis Üyeleri, geçmiş dönem İl Başkanı Av. Servet Mullaoğlu, İskenderun, Samandağ, Belen, Kırıkhan, Antakya parti ilçe yöneticileri, muhtarlar, sivil toplum kuruluş temsilcilerinin de katıldığı gece, CHP Arsuz İlçe Başkanı Mahmut Şirin´in açılış konuşması ve ilçe başkanlığının çalışmalarının gösterildiği video gösterimiyle başladı.
Gecede konuşan Belediye Başkanı Asaf Güven, katılım profilini “birlik ve beraberlik” tablosu olarak nitelendirerek, katılımcıları kutlayan ve ‘umutlu yarınlar´ dileğinde bulunan Güven, “Burada, gözümüzün önündeki manzara Arsuzlunun, Arsuzlu ile CHP´nin dayanışmasını, olası bir seçimin CHP´nin iktidarını göstermektedir. Bu birlik ve beraberlik içerisinde kalır isek hiçkimsenin umutsuzluğu olmasın en kısa sürede CHP merkezi iktidardadır ve sizlerle birlikte bu ülkeyi yönetecektir” diye konuştu.
Topal ihraçlara dikkat çekti
68 kuşağının öykülerinin bağımsızlık ve özlüklük taleplerinde birleştiğine ve hikayelerin yarım kalan sürecine işaret eden CHP Hatay Milletvekili Serkan Topal, b şunları ifade etti: “Bu hikayelerin geçmişinde de bugününde de vardı ve gelecekte de CHP olacak. Çünkü CHP ezilenlerin, bu topraklarda özgürce yaşamak isteyenlerin mücadele edenlerin, adaletten yana olan insanların partisidir. Herbirimizin yarım kalan hikayeyi tamamlaması gereken bir zamandayız.”
Zaman zaman partiye küsenlerin, partiden ihraç edilmeye çalışılanların da salondaki varlığına işaret eden Topal, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ben açık ve net söylüyorum; bu yuvada kim olursa olsun ihraç edilmemeli. Bir oy için Ardahan´a, Şirnak´a, Hakkari´ye giderken burada hepimiz birbirimizi sığacağız, kenetleneceğiz, seveceğiz. Yarım kalan hikayeyi tıpki Ankara´da, İstanbul´da olduğu gibi Sarayın mazbatasını alıncaya kadar birlikte mücadele edeceğiz.”
Şahin´den ‘samimiyet ve kucaklama´ vurgusu
19 yıllık AKP iktidarının kaybettirdiklerini paylaştığı konuşmasında enflasyon, ekonomik kriz, develeasyonun sonuçlarını, zamları, yeni yönetim sistemini, yolsuzlukla anılan iktidarı eleştiren CHP Hatay Milletvekili Suzan Şahin, TBMM´ye gelen 64 maddelik torba yasanın esnafa, çiftçiye sembolik vergi indirimini getirdiğine, ancak ‘5´li çete´ olarak adlandırılan gruplara 131 kez uygulanan vergi indirimine dikkat çekti.
Partinin her kademesi ve sorumluluk alanlarında yer alanların adalet, demokrasi, eşitlik, özgürlük ve refah misyonuna işaret eden Şahin, “Bizim samimiyetimize inanmaları için 83 milyonu da kucaklayacağız diyorsak önce kendimiz adaletli, ahlaklı olduğumuzu, iyilik yapmak istediğimizi, 83 milyonu gerçekten ve samimiyetle kucaklamak için samimiyetle hareket etmek istediğimizi göstermemiz lazım. Kuvayi Milliye ruhuna sahip her bir üyemizin aynı şekilde bunları sahiplenmesi için önce bizim önce ahlaklı, adaletli olmamız, eşitlikçi davranmamız lazım. Bu samimiyeti göstereceğiz ki, kapılarını çaldığımız insanlar bize inansın, güvensin ve oy versinler.”
Parlar: Sorumluluğumuzu biliyoruz
Katılımcılara ‘büyük Cumhuriyet Halk Partisi ailem´ diye seslenen CHP Hatay İl Başkanı H. Ramiz Parlar, partinin kuruluş-kurtuluştan bugüne misyonuna işaret ederek, “Kimse bizim laik, demokratik Cumhuriyet değerlerimizi yok edemez. Demokrasi, özgürlük, bağımsızlık bizim vazgeçemeyeceğiz değerlerimiz. CHP bu ülkenin umududur, vicdanıdır” diye konuştu.
Partinin temsil ettiği değerlerin hayat bulmasının mevcut iktidardan kurtulmakla, CHP´yi iktidara taşımakla mümkün olacağını ifade eden Parlar, “Bu hedefe ulaşmak için bize düşen Hatay örgütü olarak tüm üyelerimizle birlikte birbirimize sırtsırta, sımsıkı sarılmaktır. Bizden siyasi nezaketsizlik bekleyenler içimizde ayrışma-kavga isteyenler boşuna heveslenmesinler. Biz erdemli ve tutarlı siyaset yapacağız. Bizi umut gören halkımıza, bize bu bu partiyi ve vatanı emanet eden atalarımıza layık olacağız. Sorumluluğumuzu biliyoruz; hepimiz ülkenin yoksulunu, işsizini, emeklisini, çiftçisini, gençliğini, kadınlarını yani ülkemizin insanlarını düşünerek hareket edeceğiz. Biz bu ülkeyi yönetmeye hazır partinin üyeleri ve gönül üyeleri olarak pek yakında büyük başarılara imza atacağız. Çok çalışarak, elele, kolkola, omuz omuza vererek ulaşacağız.

Muhtarlar Atatürk Anıt Alanında Toplandı
19 Ekim ‘Muhtarlar günü’ nedeniyle Muhtarlar Derneği tarafından Atatürk Anıt alanında düzenlenen törene İskenderun Kaymakamı İskender Yönden, Belediye Başkanı Fatih Tosyalı, İlçe Jandarma komutanı, Sahil Güvenlik komutanı resmi kurum müdürleri ve muhtarlar katıldı.
Anıt alanındaki program atamın manevi huzuruna saygı çelengi sunumuyla başlayan program bir dakikalık saygı duruşu ve istiklal marşının okunmasıyla devam etti. Törende muhtarlar adına bir konuşma yapan Kavaklıoluk Mahalle Muhtarı Fethi Bakır, Muhtarın devlet ile millet arasındaki önemli köprü olduğunun altını çizerek “Muhtar demokrasimizin en küçük kamu yönetimi olan, mahalle ve köylerimizde seçimle göreve getirilen 4541 sayılı, şehir ve kasabalarda mahalle muhtarı, ihtiyar heyeti teşkiline dahil, kanun çerçevesinde kendisine verilmiş, kamu hizmetlerini yürüten bir kamu görevlisidir. Muhtar pratikte kamu ve özel kurumlar ile vatandaşlar arasında bir sestir. Bir el, bir temsilcidir, çözüm ortağıdır, bir danışmandır. İcra makamı görevlisidir, yerine göre bazen bir arabulucu, bazen de bilirkişidir” diye konuştu.
Bakır, ayrıca muhtarın 7/24 hizmet veren gerektiğinde tüm aile fertleriyle birlikte akla gelebilecek her konuda mesaisini mahallesi için harcayan kişi olduğunun altını çizdi.

Kılıçdaroğlu “Anadolu-Yerel Medya Çalıştayı”ndaydı

Türkiye 2021 yılı Basın Özgürlüğü Endeksinde 180 ülke arasında 153. Sırada yer aldığına dikkat çekildi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da katıldığı ve Muğla’nın Marmaris ilçesinde iki gün devam eden “Anadolu – Yerel Medya Çalıştayı 2021” sonuç bildirgesinde yayınlandı.
270 gazeteci ve bir çok basın meslek örgütlerinin katıldığı çalıştayın sonuç bildirgesi 12 başlık altında toplandı. CHP’nin düzenlediği “Anadolu Buluşması &Yerel Medya Çalıştayı”nın sonuç bildirgesinde basındaki sermaye yapısının değişmesi gerektiği belirtilerek şu ifadelere yer verildi:
“İşlevi ve niteliği nedeniyle ister istemez önemli bir güce dönüşebilen gazeteciliğin, diğer sektörlerde de faaliyet gösteren sahiplerine, rekabet kurallarına aykırı avantajlar getirmesinin önüne geçilmelidir.”
Bildirgede RTÜK ve TÜRKSAT ücretlerinin düşürülmesi, basın kartının işlevinin artırılması da istenirken, medyanın güncel sorunları sıralanarak; basının da hukuk, adalet, kişi hak ve özgürlükleri, eğitim öğretim, sağlık v.b. gibi kamusal sorumluluk içeren her hizmet alanı gibi büyük bir erozyona uğradığına vurgu yapıldı:
Kamuoyuna açıklanan bildirge aynen şöyle:
ANADOLU BULUŞMASI
2. Yerel Medya Çalıştayın Sonuç Bildirgesi 17 Ekim 2021 Marmaris Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen ve ikincisi gerçekleştirilen “Anadolu Medya Buluşması ve Yerel Medya Çalıştayı” 61 ilden 300’e yakın gazetecinin katılımıyla gerçekleştirildi.
Yerel medyanın sorunları ve çözüm önerilerinin tartışıldığı çalıştayın son gününe Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da katıldı.İki gün süren çalıştayda yerel medyanın sorunları ve çözüm yolları, tüm katılımcıların iştirak ettiği yuvarlak masa çalışmalarında ele alındı. Yuvarlak masa toplantılarında gazeteciler tarafından kaleme alınan sorunlar ve çözüm önerileri açıklanan sonuç bildirgesi ile kamuoyunun dikkatine sunuldu.
Çalıştayda; başta siyasi iktidar olmak üzere egemen güçlerin medyaya nüfuz etme arzusunun, gazetecilik mesleğini giderek işlevsiz kıldığı ve bu nedenle de halkın haber alma hakkının objektif biçimde yerine getirilemediği vurgulanırken, meslek kuruluşlarının her zamankinden çok daha ciddi ve acil bir görev seferberliği ilan etmelerinin şart olduğunun altı çizildi. Anadolu basınının bu büyük buluşmasında da mesleki saygınlık, iş güvencesizliği, basın ve ifade özgürlüğü olmak üzere medyanın temel sorunları öncelikli olarak dile getirildi, çözüm önerileri tartışıldı.
Marmaris Belediye Başkanı Mehmet Oktay’ın açış konuşmasını yaptığı çalıştayda CHP İzmir Milletvekilleri Tuncay Özkan ve Atila Sertel katılımcıları selamladılar. İlk oturumda Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Sibel Güneş, Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı Yılmaz Karaca, Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı Can Güleryüzlü ve İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi güncel sorunlara ilişkin konuşmalar yaptılar.İki gün boyunca gerçekleşen oturumlarda; Basın İş Sendikası Genel Başkanı Savaş Nigar ile Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Gökhan Durmuş, “Yerel Medyada Sendika”, Ekonomi Muhabirleri Derneği Başkanı Turgay Türker ile Ekonomi Gazetecileri Derneği Başkanı Celal Toprak, “Ekonomi Medyasının Halleri”, Tele 1 TV Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ, “Medyanın Sefaleti, Gazeteciliğin Onuru”, Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Sertaç Eş, “Ankara Gazeteciliği”, Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Barış Terkoğlu, “Türkiye’de Araştırmacı Gazetecilik”, Karar Gazetesi Yazarı Mehmet Ocaktan, “Yeni Dönemdeki Değişimler”, Radyo Televizyon Üst Kurulu üyeleri İlhan Taşcı ve Okan Konuralp “Türkiye’de Medya ve Denetimi”, Milli Gazete Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş ise “Medyada Gerçekler ve Muhalif Medya” konularında görüşlerini ortaya koydular.300’e yakın gazetecinin istişaresiyle belirlenen tespitler doğrultusunda oluşturulan Yerel Medya Çalıştayı Sonuç Bildirgesi kamuoyuna şu ana başlıklarla duyuruldu:
1- BASIN ÖZGÜR DEĞİLDİR, BASIN KANUNU GÜNCELLENMELİDİR
Gazeteciliğin işsizlik, basın iş yasası ile çalıştırılmamak, sendikasızlık, sansür ve oto sansür, can güvenliği, iddianamesi uzun tutukluluk sorunları, yayın yasakları, ülkemizi basın ve ifade özgürlüğünün gerçekleşmediği ülkeler arasında önlere taşımaktadır. İçinde bulunduğumuz durum diğer ülkelerdeki gazeteciler tarafından maalesef kıskanılacak bir durum değildir. 34 gazeteci şu anda cezaevindedir. İktidar döneminde en az 808 gazeteci tutuklanmış, yüzlerce yayın organı kapatılmış, basın özgürlüğünde son sıralara demir atan Türkiye, 2021 yılı Basın Özgürlüğü Endeksi’nde de 180 ülke arasında 153. sırada yer almıştır. Endeks çalışmasının ilk kez yapıldığı 2002 yılında Türkiye 99’ncu sıradaydı. Medya kuruluşları mali ceza, tehdit ve ambargo ile oto sansüre zorlanırken gazeteciler de yargı süreçlerine, gözaltı ve tutuklamalara tabi tutuldu. Habere yönelik engellemeler rekor sayılara ulaştı. Basın özgürlüğünün önündeki tüm engeller kaldırılmalı, basın iş kanunu gazetecilerin ve meslek örgütlerinin görüşleri doğrultusunda yeniden düzenlenmelidir.
2- İŞSİZLİK CAN YAKIYOR
Türkiye’de işsizlik TÜİK’e göre yüzde 14’lerde iken basın sektöründe bu oran yüzde 30’lara dayandı. Bugün her dört gazeteciden biri işsizdir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre; son 10 yıl içinde kapatılan yüzlerce yayın organı nedeniyle 11 bin 157 gazeteci işsiz kalmıştır. Bunun yanında Türkiye’de 71 iletişim fakültesi bulunmaktadır. Her yıl en az 5 bin öğrenci mezun olmasına rağmen ancak bunlardan yüzde 5’i okuduğu alanda iş bulabilmektedir. Gazetecilik ve iletişim fakültelerinden her yıl mezun olan binlerce öğrenci sektöre giremedikleri için işsiz dahi sayılmıyor. Medya sektöründe istihdamı teşvik edecek düzenlemeler, işsizlik sorununa büyük oranda çözüm olacaktır.
3-GELECEK İÇİN SENDİKA
Medya sektöründeki sendikal örgütlülük oranı tüm iş kolları içerisinde en düşük orana sahiptir. Gazetecilerin bireyselleştirilmesi, sektördeki patron yapısının değişmesi sendikalılığın önündeki en büyük engeldir. Gazetecilerin geleceğe güvenle bakabilmeleri, adil yaşanacak düzeyde ücret alabilmeleri ve editoryal bağımsızlıkları için sendikal örgütlülük oranının yükseltilmesi kaçınılmazdır. Gazeteciliğin geleceğinin yeniden inşa edilmesinde yerelden ulusala birlikteliğin, dayanışmanın artması gerekmektedir. Güçlü sendika demokratik ülke, basın ve ifade özgürlüğü için olmazsa olmazdır.
4-BASKILAR DURDURULMALI, DAYATMALAR, SALDIRI VE KORKUTMALAR ÖNLENMELİDİR
Adalet Bakanlığı verilerine göre son yıllarda 12 bin gazeteci yargılanmıştır. Gazetecileri baskı altına almak için gözaltı ve tutuklamalar sürmektedir. Halen 38 gazeteci cezaevindedir. Yönetenlerin iktidarlarını sürdürebilmek için sıkça başvurdukları basına yönelik her türlü baskı, dayatma, korkutma ve saldırıların ülkemizde son yıllarda yoğunlaştığı kamuoyunun malumu olan bir konudur.Gazetecilik faaliyetleri nedeniyle gözaltına alınan, tutuklanan veya hapse atılan meslektaşlarımızın sayısındaki artışlar, bu olumsuzluğun giderek tahammül edilmez boyutlara vardığını da gösteriyor. Ülkemizin uluslararası düzeydeki saygınlığını da etkileyen gazetecilere yönelik maddi manevi her türlü baskılara son verilmeli, meslektaşlarımıza yapılan fiili saldırılar mutlak surette önlenmeli, bu ve benzeri saldırı olaylarının sorumluları yakalanarak hak ettikleri cezalara çarptırılmalıdırlar.
5- BASIN KARTININ İŞLEVİ ARTTIRILMALIDIR
Basın kartının işlevi arttırılmalı, dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi kartın meslek kuruluşlarının inisiyatifi ile verilmesi sağlanmalıdır. Binlerce gazetecinin basın kartı iktidarın istediği gibi gazetecilik yapmadıkları için iptal edilmiştir. İletişim Başkanlığı yüzlerce basın kartını da “incelemede” diyerek elinde tutmaktadır. Bu keyfi tutumdan derhal vazgeçilmelidir.Öte yandan gazetecilerin görüşleri alınmadan, talepleri hiçe sayılarak turkuaza çevrilen basın kartının geleneksel rengi sarı olmalıdır. Sarı renk basının simgesidir. Bugün hala basın kartı için “sarı basın kartı” tanımlamasının kullanılması da bunun bir göstergesidir. Gazetecilerin dayatmaya, “biz yaptık oldu” anlayışına maruz bırakılması kabul edilemez.
6- BASIN İLAN KURUMU (BİK) YENİDEN YAPILANDIRILMALIDIR
Hükümet edenlerin gazeteler üzerinde ekonomik baskı oluşturmaması için kurulan, kamu ilanlarının adil dağıtılmasını amaçlayan Basın İlan Kurumu kuruluş ilkelerinin tersine bir baskı aracına dönüştü. İlan kesme cezaları ile gazeteler susturulmakta, yandaş medya pervasızca desteklenmektedir. Basın İlan Kurumu yapısı meslek örgütü temsilcileri ve gerçek bağımsız katılımcılarla yeniden düzenlenmeli, yerel basın başta olmak üzere gazetelere kamu kaynakları adil bir biçimde dağıtılmalıdır.Basın İlan Kurumunun ilan kesme cezası hakkı sınırlandırılmalı, mahkeme kararı ile iptal edilen cezalar için gazetelerin ekonomik kayıpları telafi edilmelidir. Basın İlan Kurumu’nun yüzde 15 olan komisyon oranı yüzde 5’e çekilmelidir. Basın İlan Kurumu’nun yerel basına destekleri, çok güçlü devam etmeli, kurumsallaşmaya gereken ilgi gösterilmelidir.
7- RTÜK İKTİDARIN ‘EKRAN KOMİSERİ’ OLMUŞTUR
Amacı basın ve ifade özgürlüğünün önünü açmak olan RTÜK, tam tersine basın özgürlüğünün önündeki en büyük engele dönüşmüştür. Özgürlüğü sağlaması gereken RTÜK’ün kendisi bir basın özgürlüğü sorunu haline gelmiştir.RTÜK, siyasi iktidarın ekran komiserliğine atanmış bir kurul gibi görev yürütmektedir. Yayıncıları iktidarı övenler ve yerenler olarak ikiye ayırmıştır. Bunun en iyi göstergesi, her hafta yapılan Üst Kurul toplantısında iktidarı eleştiren yayıncılara ağır para ve idari cezalar verirken, iktidarı övenleri ise koruyup kollayan bir kurul olarak hareket etmesidir.RTÜK’ün gelirlerinden artarak Hazine’ye gelir kaydedilen bölümü, belirlenecek özel ölçütler ışığında yerel radyo ve televizyonlara aktarılarak, yerel yayıncılığın güçlendirilmesi önem kazanmaktadır.Yerel yayıncıların ödediği 10 yıllık yayın lisans bedeli acilen düşürülmeli, yerel ve bölgesel yayıncıların gelirlerine uygun hale getirilmelidir. Yerel yayıncılar açısından benzer sorunun yaşandığı TÜRKSAT yayın iletim ücreti de aynı çerçevede değerlendirilmeli ve acilen düşürülmelidir.Ulusal ile yerel yayıncının on yıllık (10) lisans bedelinin aynı olması uygulaması terk edilmeli, yerel yayıncı için reklam geliri baz alınarak uygun bedelin belirlenmesi gerekmektedir. RTÜK üye seçimlerinin en azından bir bölümü meslek örgütleri tarafından belirlenmelidir.
8-İNTERNET MEDYASI KANUNU, ÖZGÜR YAYINI KISITLAYICI NİTELİK TAŞIMAMALIDIR
Son yıllarda hızla büyüyen internet medyasına ilişkin kanuni bir düzenleme yapılmalı, bu alanda çalışan gazetecilere basın kartı ve 5953 Sayılı Kanuna tabi çalışma hakları verilmelidir. Komisyonlarda bekletilen ve kamuoyundan gizlendiği için ayrıntıları kimselerin bilmediği yasa ile ilgili detayları meslek kuruluşlarının görüşleri alınarak netleştirilmelidir. Yasanın kabul edilemez yasakları içermesi, internet gazeteciliğinin de sonunu getirmesinin önüne geçilmelidir. İnternet gazetecisi meslektaşlarımızın basın sigortası üzerinden kadro alabilmeleri sağlanmalı ve böylelikle basın kartı olanağına kavuşturulmasının önü açılmalıdır.İnternet medyası yazılı basın gibi kriterlere kavuşarak, gazeteci vasfı taşıması yasalar çerçevesinde sağlanmalıdır. İnternet sitelerinin yayımlarına, mevkute, imtiyaz sahibi genel yayın yönetmeni, yazı işleri müdürü ve muhabir kadrosu şartları getirilmelidir. Korsan ve yasal olmayan durum ve konum ortadan kalkmalıdır.
9-SOSYAL MEDYA YASASI, YASAKLAR MANZUMESİ OLMAMALIDIR
Halkın bağımsız ve tarafsız haber alma olanaklarının azaldığı, özgürlüklerin kısıtlandığı bir ortamda vatandaşın nefes alabildiği, kendini ifade edebildiği ve görüşlerini açıklayabildiği bir interaktif iletişim olanağı sağlayan sosyal medyaya yönelik hazırlanan yasanın, bir yasaklar manzumesine dönüşmesi kabul edilemez. Bu yasa ile yalnızca özel ya da tüzel nitelikli kişi hak ve özgürlüklerine yönelik yayınların ve/veya itibar suikasti ya da olumsuz algı yaratma amacıyla sosyal medya aracılığı ile yapılan yayınların önlenmesi hedeflenmeli, tüm dünyada evrensel bir medya aracı haline gelen sosyal medya özgürlüğünü yok edici yaptırımlardan kaçınılmalıdır. Sosyal medyadaki, bilgi kirliliğinin önüne geçilmesi adına adımlar atılmalı. Doğrular çerçevesinde bir sosyal medya herkesin yararınadır.
10-DEMOKRASİNİN TEMİNATI YEREL MEDYAYA DESTEK YASASI ÇIKARILMALIDIR
Dünyanın pek çok ülkesinde yaygın medyaya oranla daha fazla desteklenmesi gerektiği kabul edilen, demokrasinin en önemli teminatlarından biri olarak görülen yerel medyaya yönelik maddi manevi devlet desteğini içeren özel bir düzenleme şarttır. Ülkemiz genelinde iki bine yakın yerel gazete sayısının 900’lere düşmüş olması, beyin emeği ve göz nuru ile hazırlanan Anadolu’daki yılların gazetelerinin birer birer kapanmaya yüz tutmuş olması konunun aciliyetini ortaya çıkaran hazin gerçeklerdir. Bu anlamda yerel yönetimlerin Meclis tutanaklarının yerel gazetelerde yayınlanmasının tüm il ve ilçelere yayılması yerel basına can suyu olacaktır. Bu uygulamanın genel bir kanun maddesi olarak yerel basın destek yasa tasarısının kapsamına alınması önerilmelidir. Tasarruf tedbirleri gerekçesiyle kamu kurumları için yazılı basına getirilen abone olunma yasağı kaldırılmalı, tam tersine destek anlamında abonelikler, ilanlar, teşvik edilerek yeniden düzenlenmelidir. Yazılı basına destek için ithal kağıda mahkumiyet sonlandırılmalı, yerli üretim yeniden sağlanmalı, gazete kağıdındaki KDV oranı yüzde 1’e düşürülmelidir.
11-BASIN MESLEK KURULUŞLARI TEK ÇATI ALTINDA BİRLEŞMELİDİR
Gazeteciliğin yeniden saygın ve itibarlı bir düzeye yükseltilmesinin yolu örgütlü meslek mücadelesinin güç birliği yapılarak yürütülmesinden geçmektedir. Uzun yıllardır “böl, parçala, yönet” politikasının kurbanı olan gazeteciliğin yüceltilmesi ve halkın gözünde yeniden güvenilir bir kamu görevi olarak görülmesi için özel bir yasası ve yaptırım gücü de olan bir meslek yapılanmasının gerçekleştirilmesi elzemdir. Çalıştay katılımcısı tüm meslek kuruluşlarının bu noktada ortak gereklilik görüşünde birleşmiş olmalarını önemli bir fırsat olarak görmeli ve aynı çatı altında birleşme girişimleri somutlaştırılmalıdır.
12-BASINDA SERMAYE YAPISI DEĞİŞMELİ, MEDYA ŞİRKETLERİ KAMU İHALELERİNE GİRMEMELİDİR
Medya şirketlerinin sermaye yapılanmaları, son yıllarda haklı tartışmaları da beraberinde getirmiştir. İşlevi ve niteliği nedeniyle ister istemez önemli bir güce dönüşebilen gazeteciliğin, diğer sektörlerde de faaliyet gösteren sahiplerine, rekabet kurallarına aykırı avantajlar getirmesinin önüne geçilmelidir. Medya şirketi sahiplerinin özellikle kamu ihalelerine girmelerinin toplum vicdanını rahatsız ettiği düşünülerek, ortaya çıkan rahatsızlığın giderilmesine yönelik ciddi çalışmalar yapılmalı, mesleğin saygınlığıyla da ilgili olan bu olumsuzluk ortadan kaldırılmalıdır.”
Hatay Barosundan Türk Lirasının Değer Kaybedişi Hakkında Açıklama
Hatay Barosu, Türk Lirasının yabancı paralar karşısında değer kaybetmesini kaygı ile takip ettiğini belirtti. Hatay Barosu’ndan yapılan Basın açıklamasında şu görüşlere yer verildi:
“Türk lirasının yabancı paralar karşısında her saniye değer kaybetmesini Altın, Dolar ve Euro’da yaşanan yükselişi ve buna bağlı artan fiyatları kaygı ile takip ediyoruz.
Hepinizin bildiği gibi pandemi öncesinde de varlığını fazlasıyla hissettiren ekonomik kriz, pandemi ile birlikte bugün tüm meslek gruplarının ama en çok işçi, ev kadını, öğrenci, esnafın, kısaca emekçilerin hayatındaki yoksulluğu derinleştirmiştir. Markette, çarşıda, pazarda, ulaşımda, temel tüketim malzemeleri başta olmak üzere en temel hak olan ve Sosyal Devlet gereği koşulsuz ve tamamen ücretsiz olması gereken eğitim giderlerinde, sağlıkta, hak arama mercilerinde her kaleme yapılan zamlar, yaşamı her geçen gün daha da zorlaştırıyor. Rakamlar ile büyüdüğü söylenen ülke ekonomisindeki büyümeden, işçilere, emekçilere, öğrencilere pay düşmüyor. Ülkedeki yoksulluk her gün daha da derinleşiyor.
Barınamıyoruz diyen öğrenciler, geçinemiyoruz diyen emekçiler ile aynı kaygıyı taşıdığımızı, halkın hak arama mücadelesinde yanlarında olduğumuzu belirtmek istiyoruz. “

Vali Doğan Kan Bağışında Bulundu
Hatay Valisi Rahmi Doğan, Antakya Şehir Müzesi önündeki Türk Kızılayı Kan Alma Birimi’ni ziyaret ederek kan bağışında bulundu.
Vali Rahmi Doğan kan bağışı sırasında, “Sağlıklı bir yaşam için kan vermek önemli, daha önemlisi verdiğiniz kan insana hayat verir, tüm vatandaşlarımızı kan bağışına davet ediyorum” çağrısında bulundu.

















