




ASKİ eski Müdürü Gürcan Soğuksu, Turunçlu-Arıtma Tesisi sorununa çözüm yolu önerdi:
Arıtma Tesisi’ni taşımak çözüm değil! Asi Nehri’ne dökülen her noktaya lokal çağdaş arıtmalar yapılabilir ve mevcut arıtma da yeni teolojilerle yeniden dizayn edilebilir.
Arıtma Tesisi’nin yerinde kalması koşuluyla, çözüm mümkün. Mevcut arıtma ıslah edilmeden, Aşağıokçular’dan kanalizasyonu terfi etmek de çözüm değil! Aşağıokçularda lokal arıtma yapmak ise çözüm!
Yıllarca Antakya Belediyesi’nde teknik eleman olarak görev yapan, bir dönem ASKİ Müdürlüğü görevinde de bulunan, Antakyalı İnşaat Mühendisi Gürcan Soğuksu, Antakya ve Defne ilçelerinin güncel sorunu halini alan Turunçlu’daki arıtma tesisi sorununun, tesisin yerinden kaldırılmasıyla çözümlenemeyeceğini, eski yerinde bırakılarak da sorunun çözümünün mümkün olabileceğini bildirdi. 2000’li yıllarda ASKİ Müdürlüğü yapan Gürcan Soğuksu, arıtma tesisi sorununun ‘bir kentin olmazsa olmazı’ olduğunu ifade etti, ancak konunun siyasi boyutuyla çözümünün ise mümkün olamayacağının altını çizdi ve şunları paylaştı:
“Arıtma tesisi, çağdaş olabilmenin gereğidir. Şu anki durumuyla, kentin büyük bir bölümünün kanalizasyon sistemi, Turunçlu Mahallesi’ndeki arıtma merkezinde toplanmaktadır. Merkezin kurulduğu 1986 yılında, 200 lt/sn’ye göre hesaplanmış bir arıtma tesisi projesiydi. Nüfus hesabı, ne yazık ki eski bir proje ve doğru hesap edilmediğinden, zamanla kentin ortasında kalmıştır. Şu anki kapasitesi ve çalışma şekli (biyolojik arıtıma) ile çevreye hidrojen sülfür yaymaktadır. Bu da ölümcül sonuçlar getirebilir. Zaten mevcut arıtmaya, kapasitenin çok üstünde pis su-debi gelmektedir. Kaldıramadığı geri kalan debi ise Asi Nehri’ne deşarj edilmektedir. Bu durum, amacına uygun değildir. Söz konusu tesis açıldığı ilk yıllarda aynı problemler hasıl olmuş ve bu durum hasıl olduğundan kapatılmıştır. Daha sonra yaşanan 2001 seli ile de tesis çamura gömülmüştür. 2001 yılında, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın genelgesi ile Avrupa Birliği Uyum Çerçevesi Sözleşmesi’ne göre, ‘tüm arıtma tesisleri çalıştırılacaktır’ şeklindeki emirle temizlenip, çalıştırılmıştır.
Ben, ASKİ Müdürlüğü zamanımda, bu konuyla sorumluydum. Lokal çözümler ürettim. Hidrojen sülfürü havada yakalayıp yere indiren parfümleme sistemini kurdum. Sadece lokal bir çözümdü. Gücüm ancak buna yetiyordu.”
İsviçre’de aynı tesis, şehir merkezinde!
ASKİ eski Müdürü Gürcan Soğuksu, 2007 yılında resmi sıfatla gittiği İsviçre’de, benzeri bir arıtma tesisinin kentin ana merkezinde yer aldığını gördüğünü hatırlatarak, orada hiçbir sorun yaşanmadığının altını çizdiği paylaşımında şunları ifade etti:
“2007 yılında İsviçre’ye yaptığım bir turistik gezide, kentin tam ortasında bir arıtma tesisi gördüm. İlgimi çekti. Tercümanla, Belediye’ye gittim. Orada gördüm ki, bizim arıtma tesisinin aynısı, hem de şehrin göbeğinde! Belediye’ye, tesisi incelememle ilgili müracaat ettim, izin verdiler. Bana, bir teknik eleman verdiler. Tesisi, içindeki makinalarının markalarına varana kadar fotoğraflayıp gezdim. Hiç bir koku ve zehirli gaz yoktu. Bizim tesisten farkı, havuzların üstü, çelik konstrüksiyon ve camlı malzemeyle kaplı ve her havuzun içindeki gazlar bir yerde toplanıp, hidroklorik asit ile yıkanıyordu. Ben, bizzat bacasına çıktım. Havaya hiç bir kötü koku çıkmıyordu. Çıksaydı, şu an bizlerin isyan ettiği gibi tüm kent isyan ederdi. Yakın zamanda da aynı yere tekrar gittim. Bıraktığım haliyle çalışıyordu. Döndüğümde, hem kapasitesinin yükseltilmesi hem de havuzların üstünün kapatılması ile fikrimi Belediye Başkanıma ilettim. O da ilgili Bakanlığa yazı yazsa da, ödenek gelmedi ve böylece kaldı.
Arkadaşlar, tüm Türkiye’deki durum aynı, ne yazık ki… Asi Nehri, uluslararası bir proje ve bu projede Lübnan, Suriye ve 86 km Hatay sınırı var. Amaç, denize temiz su akıtmaksa, çok terfi istasyonu yerine, çağın gerektirdiği şekilde, en az 100 yıllık lokal arıtmalar yapılması gerekir.”
Arıtma tesisi yer değişikliği çözüm değil!
Antakyalı İnşaat Mühendisi, eski ASKİ Müdürü Gürcan Soğuksu, Turunçlu Arıtma Tesisi yerinin değiştirilmesinin çözüm olmadığının da altını çizdiği paylaşımında, daha sonra şöyle dedi:
“Turunçlu Arıtma Tesisi’nin yerinin değiştirilmesi çözüm değil. Herkese kolay gelebilir. Bunu, harita mühendisleri daha iyi bilir. Arıtma tesisinin başka bir yere taşınması, şu anki yerinden çok daha düşük kotlu bir mevki gerekir, akıntıyı sağlayabilmek için. Aksi durumda, yeniden tüm kenttin kanalizasyonunu yeniden yapmak demektir. Çok çok büyük maliyetlere sebep olur. Sizlere şöyle bir örnek vereceğim. Amaç, koku ve doğayı kirletmemekse, düşünün… Arsuz’un her yazlık sitesinde arıtma var, değil mi? Bunlar, lokal arıtmalar. Problemi çözmüyor mu? Çözüyor! Ama tüm halkımız çözüm üretilmediğinden mustarip.
Özetle, Asi Nehri’ne dökülen her noktaya, lokal çağdaş arıtmalar yapılabilir ve mevcut arıtma da yeni teolojilerle yeniden dizayn edilebilir. Halkımız, yerden göğe kadar haklı. Çünkü fobi haline gelen bu konuyu, anlaşılabilir bir proje ile kısa sürede çözecek çözümlerle gelinmemiştir. Halk ve STK yöneticileri sakin olmalı. Çünkü anlam kargaşası içindeyiz. Çünkü bu şans, şu anda elimizde. Tekrar ediyorum… Hatay Büyükşehir Belediyesi Başkanımızın ivedilikle getireceği projelerle, ön yargıyı bir kenara atıp, masaya oturtup, insanlara ve tüm canlılara zarar gelmeyecek şekilde arıtma tesisinin yerinde kalması koşuluyla çözümün getirilmesi gerekmektedir. Şimdi, mevcut arıtma ıslah edilmeden, Aşağıokçular’dan kanalizasyonu terfi etmek de çözüm değildir, ama Aşağokçular’da lokal arıtma yapmak da çözümdür.”
‘Bebek Dostu Hastane’ unvanına sahip İskenderun Gelişim Hastanesi, ‘1-7 Ekim Emzirme Haftası’ kapsamında anne sütünün önemi konusunda farkındalığı arttırmak amacıyla, stant açtı. Etkinlikte, annelere ve anne adaylarına; anne sütünün önemi, sütün anne ve bebeğe faydaları konularında bilgiler verildi ve katılımcıların sorularını yanıtlandı.
Etkinlik kapsamında ilk altı ay sadece anne sütünün önemine dikkat çeken Başhemşire Hatice Uygun, “Emzirme Haftası dolayısıyla, anne sütü konusunda farkındalığı artırmak ve anne sütünün önemini belirtmek için, polikliniğimize stant açarak, ailelere bilgilendirmede bulunuyoruz. Bu bağlamda amacımız, anne sütünün önemine değinerek, sağlıklı nesillerin yetişmesini sağlamaktır” dedi.

3. lig 2. Grupta mücadele eden İskenderunspor 5. Hafta sonunda ardı adına yaşanan puan kayıplarının ardından takımın şampiyonluk hedefinden uzaklaşması yönetim ve teknik heyet karşılıklı anlaşarak yollarını ayırdı.
İskenderunspor Kulüp Başkanı Hakan Bolat, geride bıraktıkları maçta takımın iyi gitmediğinin altını çizerek “Bu başarısızlığı hiçbir şeyin altına sığınmak istemiyoruz. Yeni bir takım kurduk, ne olursa olsun dünkü maçı kazanmamız gerekiyordu, fakat kazanamadık, üzgünüz. Kendi aramızda değerlendirme yaptığımızda Ümit Karan hocamız, bugün itibariyle ekibiyle beraber istifa etti” dedi.
Ümit Karan Hocanın sorumluluk alarak, takımın önünü açmak için ekibiyle birlikte istifa ettiğini ifade eden Başkan Hakan Bolat “Ümit Karan tabi ki benim aile dostum. Ben de bunun üzüntüsünü yaşıyorum. Ama biz işimize gücümüze bakacağız, profesyonel bir iş yapıyoruz. Ümit Karan ve ekibine başarılar diliyorum, bundan sonraki hayatında. İskenderun’a geldiği, İskenderunsporu tanıttığı için kendisine teşekkür ediyorum. Yeni bir hoca arayışına da kesinlikle gitmeyi düşünmüyoruz. Kulübümüzün başında Jan Olde Riekerink gibi bir hocamız var. Kendi içimizde teknik ekip sorununu çözmek istiyoruz.” diye konuştu. İskenderunspor Teknik Direktörü Ümit Karan, yardımcıları Halil Akkuş, Memiş Özata ile Güney Kanat’ın istifa ederek kulüpten ayrıldığı bildirildi.
BÜYÜK İSKENDERUN SPOR CAMİASINA…
Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Ümit Karan şunları kaydetti: “Bazen yöneticiler, futbolcular, taraftarlar ve hocalar üzerine düşen görevi hakkıyla yaptığı halde sonuç istediğimiz gibi olmayabilir. Bugün itibari ile Teknik ekip olarak başkanımız Hakan Bey’e istifamızı sunduk. En başta başkanımız olmak üzere, takımda oynayan oynamayan tüm oyunculara, malzemecisinden, aşçısına tüm kulüp personeline, takımlarını desteklemeye gelen taraftarlarımıza canı gönülden teşekkür ediyorum. İskenderunsporumuza ve bundan sonra görev alacak teknik ekibe şampiyonluk yolunda canı gönülden başarılar diliyorum. Bu şehir, bu şehirdeki potansiyel ve kapasite, taraftarın coşkusu üst seviyede. Bir futbol şehri olan İskenderun ve İskenderun sporumuzun hak ettiği yerlere geleceğine inancım tamdır. Allah’a emanet olun.”

Arsuz Kaymakamı Hacı Hasan Gökpınar, İskenderun Teknik Üniversitesi (İSTE) Rektörü Prof. Dr. Tolga Depci’yi ziyaret etti.
İskenderun Teknik Üniversitesi (İSTE) Rektörü Prof. Dr. Tolga Depci, 4 Ekim Pazartesi Günü Arsuz Kaymakamı Hacı Hasan Gökpınar’ı makamında ağırladı. Karşılıklı sohbet ortamında geçen ziyarette İSTE’nin bölgede yapmış olduğu ve yapacağı çalışmalar hakkında fikir alışverişinde bulunuldu. Arsuz Kaymakamı Gökpınar, Rektör Depci ve ekibine bölgeye kattıkları değer için teşekkür etti.
Ziyaretten ötürü memnuniyetini dile getiren İSTE Rektörü Prof. Dr. Tolga Depci ise “Üniversitemiz, bölgemiz ve ülkemiz için elimizden geleni yapıyoruz. Bu yolda paydaşlarımızla yürümenin öneminin farkındayız. Arsuz Kaymakamımız Hacı Hasan Gökpınar’a nazik ziyaretleri için teşekkür ediyorum” dedi. Ziyaret hatıra fotoğrafı çekiminin ardından sona erdi.

İskenderun Teknik Üniversitesi (İSTE), dünyayı paylaştığımız can dostlarımızla bir arada yaşıyor.
İskenderun Teknik Üniversitesi (İSTE), her canlının gezegenimizdeki yaşamın sürmesinde hayati bir rol oynadığının bilincinde ve bu bilincin sorumluluklarını yerine getiriyor. İSTE Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Meltem Eken, 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Gününde İSTE Merkez Yerleşkesini kendine yuva edinen köpeğin yavrularını ziyaret etti. Anne ve yavruları için İSTE Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı İSTE Merkez Yerleşkesinde barınma ve beslenme alanı oluşturdu.
Yaklaşık yüz yıldır her yıl 4 Ekim’de kutlanan Dünya Hayvanları Koruma Günü ile dünyada insanlardan başka canlıların olduğunu anlama, onların yaşam alanlarına müdahale etmeme ve yaşama haklarına saygı duyma bilincinin geliştirilmesi hedefleniyor. Günün anlam ve önemine yönelik kısa bir açıklama yapan İSTE Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Meltem Eken, “Hayvanların yaşam hakkını ve yaşam alanlarını korumak tüm insanların ortak sorumluluğundadır. Kendilerini ifade etme yeteneği olmayan hayvan dostlarımıza yalnız bir gün değil her gün aynı özeni göstermeli ve sahip çıkmalıyız. Bu özen ve sahip çıkma yalnızca sahiplendiğimiz hayvanları değil tüm sokak hayvanları ve diğer canlıları da kapsayacak biçimde olmalıdır” diye konuştu.



Yayınlanmasına saatler kaldı: 30 milyon bilgisayar Windows 11 yükleyemeyecek
Yeni Windows 11‘in talep ettiği yüksek gereksinimler nedeniyle birçok cihaz boşa düşüyor. Yapılan yeni bir çalışmaya göre 30 milyondan fazla iş bilgisayarı bu güncellemeyi alamayacak.
Microsoft‘un yeni işletim sistemi Windows 11’in yayınlanmasına saatler kaldı. 5 Ekimde resmi olarak piyasaya sürülecek olan Windows 11’e ilişkin yeni bir çalışma yapıldı. NTV‘nin NeoWin’in haberinden aktardığına göre; dünya genelinde yaklaşık 30 milyon profesyonel bilgisayar Windows 11’e hazır değil. Microsoft yeni Windows’ta sıkı sistem gereksinimleri tercih etmişti. Microsoft tarafından desteklenen CPU, TPM 2.0 ve Secure Boot bu gereklilikler arasında yer alıyor.
Dünya genelinde 60 binden fazla şirketi etkileyen bu sıkı tedbirler 30 milyon cihazı da kısa süre içerisinde çöp konumuna sokabilir. Cihazların yüzde 55’inin işlemcisi yetersiz. Öte yandan her beş cihazdan biri TPM 2.0 gereksinimini karşılamıyor. PC Health Check uygulaması halihazırda birçok sistemi reddederek tartışmalara neden olmuştu. Uygulama bilgisayarınızın Windows 11’e hazır olup olmadığını kontrol ediyor. ABD’de yapılan çalışmanın ortaya koyduğu bir başka sonuç daha var. Binden fazla katılımcının verilerine göre ABD’lilerin çoğu ne Windows 11’den haberdar ne yeni Windows’u umursuyor. Bu kullanıcıların çoğu yeni Windows’u yüklemeyi düşünmüyor.

Milyonlarca tüketiciyi yakından ilgilendiren bir karara imza atan Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, tüketiciyle akdedilen sözleşmelerde yer alan haksız şartların kesin olarak hükümsüz olduğuna karar verdi.
Yıllarca hayalini kurduğu daireye, bir bankadan kullandığı konut kredisiyle sahip olan tüketici, hayatının şokunu yaşadı. Bankanın, haksız şart koyduğu sözleşme ile sıkıntı yaşayan tüketici, mahkemenin yolunu tuttu.
Tüketici Mahkemesi, davanın kabulü ile; davacının davalı bankaya 284 bin lira borçlu olmadığının tespitine, dava konusu taşınmaz üzerinde davalı lehine tesis edilen ipoteğin fekkine karar verdi. Davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvuruldu. Bölge Adliye Mahkemesi, davalının istinaf başvurusunun kabulüne, incelenen mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olmadığından kaldırılmasına, dosyada yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından davanın reddine hükmetti. Karar davacı avukatı tarafından temyiz edildi.
Yargıtay 3. Hukuk dairesi, emsal nitelikte bir karara imza attı.
Kararda şu ifadelere yer verildi:
“Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 5. maddesi ile sözleşmelerdeki haksız şart düzenlenmiş olup anılan kanun maddesinde ‘Haksız şart; tüketiciyle müzakere edilmeden sözleşmeye dâhil edilen ve tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde dürüstlük kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme şartlarıdır. Tüketiciyle akdedilen sözleşmelerde yer alan haksız şartlar kesin olarak hükümsüzdür. Sözleşmenin haksız şartlar dışındaki hükümleri geçerliliğini korur. Bu durumda sözleşmeyi düzenleyen, kesin olarak hükümsüz sayılan şartlar olmasaydı, diğer hükümlerle sözleşmeyi yapmayacak olduğunu ileri süremez. Bir sözleşme şartı önceden hazırlanmış ve standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse, o sözleşme şartının tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir.
Sözleşmeyi düzenleyen, bir standart şartın münferiden müzakere edildiğini iddia ediyorsa bunu ispatla yükümlüdür’ denilmiştir. Somut uyuşmazlıkta; 0953 yevmiye numaralı, Tapu Müdürlüğünce düzenlenmiş olan ipotek senedinin ‘sözleşme şartları’ başlıklı bölümün 1. maddesi, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ışığında haksız şart niteliğindedir. Hal böyle olunca ilk derece mahkemesince davanın kabulüne dair verilen karar doğru olduğundan bölge adliye mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken, bölge adliye mahkemesince yerinde olmayan gerekçe ile davalının istinaf başvurusu kabul edilerek kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Kararın oy birliği ile bozulmasına hükmedilmiştir.”

İçişleri Bakanlığı, ‘Hayat Kimliğinle Kolay’ uygulaması ile 2 milyon 21 bin 570 kişinin sürücü belgesi bilgilerinin kimlik kartına aktarıldığını açıkladı.
Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 21 Eylül 2020 tarihinde hayata geçirilen ‘Hayat Kimliğinle Kolay‘ uygulaması yurttaşlar tarafından büyük ilgi gördü. Uygulama ile birlikte sürücü belgesi bilgileri kimlik kartına aktarılan kişi sayısı 2 milyon 21 bin 570’e yükseldi. Dünyada ilk ve tek uygulama olan ‘Hayat Kimliğinle Kolay’ ile yeni nesil sürücü belgelerindeki bilgiler, çipli kimlik kartlarına entegre ediliyor.
Böylece yurttaşların, trafikte yanlarında ayrıca sürücü belgesi bulundurma zorunluluğu ortadan kalkıyor. Yeni tip sürücü belgesi ve yeni tip kimlik kartına sahip olanlar, kimlik kartlarıyla nüfus müdürlüklerine başvurduklarında ya da kimlik değiştirmek için nüfus müdürlüklerine geldiklerinde bu hizmetten ücretsiz yararlanabiliyor.
EN FAZLA TALEP İSTANBUL’DAN
Bu arada uygulamaya en yoğun talep, 327 bin 672 kişi ile İstanbul’dan geldi. İstanbul’u 161 bin 872 kişi ile Ankara, 82 bin 804 kişi ile İzmir, 79 bin 45 kişi ile Antalya, 63 bin 677 kişi ile Bursa takip etti. Ayrıca uygulamaya en çok gençler ilgi gösterdi. 25 yaş ve altı toplam 441 bin 831 kişi uygulamadan yararlandı. Erkeklerde sayı 1 milyon 516 bin 219 iken kadınlarda bu sayının 505 bin 351 olduğu görüldü.

Hatay‘da 3 günlük eşiyle aralarında çıkan kavganın ardından yaralı olarak kaldırıldığı hastanede yaşamını yitiren Mehmet Sönmez‘in olay sonrası ifadesi alınıp serbest bırakılan eşi Zeynep Yonca Sönmez cinayet suçlamasıyla tutuklandı. Sönmez, ifadesinde eşinin kendisini bıçakladığını ileri sürmüştü.
Dörtyol ilçesi Yeniyurt Mahallesi Mevlana Sokak‘ta 23 Eylül günü 3 günlük evi olan Zeynep Yonca Sönmez ile Mehmet Sönmez çifti arasında bilinmeyen nedenle tartışma çıktı. Tartışma, kısa sürede kavgaya dönüştü. Kavga sırasında Mehmet Sönmez, bıçakla yaralandı.
HAYATINI KAYBETTİ
İhbar üzerine adrese polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralı Sönmez, ambulansla kaldırıldığı Dörtyol Devlet Hastanesi‘nde tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Mehmet Sönmez’in cenazesi, yapılan otopsi sonrası yakınlarınca teslim alınırken, Dörtyol’daki mezarlıkta toprağa verildi.
“KENDİNİ ÖLDÜRDÜ” DEMİŞTİ
Olayla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında ifadesi alınan Zeynep Yonca Sönmez, evi terk etmek isteyince eşinin, “Gidersen kendimi öldürürüm” dediğini, ısrarcı olması üzerine mutfaktan aldığı bıçağı göğsüne sapladığını ileri sürdü. Sönmez, ifadesinin ardından serbest bırakıldı.
TUTUKLANDI
Cumhuriyet Savcılığı, elde edilen bilgiler ve raporlar doğrultusunda Zeynep Yonca Sönmez hakkında ‘cinayet‘ iddiasıyla gözaltı kararı verdi. Evinden alınan ve götürüldüğü savcılıkta suçlamaları kabul etmeyen Sönmez, çıkarıldığı nöbetçi mahkemece tutuklandı.

Kırıkhan’da uyuşturucu operasyonunda 1 tutuklama
Hatay’ın Kırıkhan ilçesinde düzenlenen uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınan şüpheli tutuklandı.
Alınan bilgiye göre, Hatay İl Jandarma Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince Kırıkhan ilçesi Cumhuriyet Mahallesinde ikamet eden H.Ö isimli şahsın evinde uyuşturucu madde bulundurduğu ve satışını yaptığı istihbaratı alınması üzerine, Kırıkhan İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri ve narkotik köpekleri “Öğle” ve “Tonaj”ın katılımıyla şüpheli şahsın ev ve eklentilerinde arama yapıldı. Aramalarda satışa hazır hale getirilmiş 3.920 gram kubar esrar ve 81 gram kenevir tohumu ele geçirildi.
Şüpheli H.Ö sevk edildiği adliyede tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen Genel Kurulun ardından Doğu Akdeniz Sanayici ve İş Dünyası Federasyonu (DASİFED) Başkanlığına seçilen Gülay Gül, KOSGEB İl Müdürü Hayrettin Çevik ile birlikte İskenderun Ticaret ve Sanayi Odasını ziyaret etti.
Karşılıklı sohbet ortamında geçen ziyarette, bölgemize değer katacak ortak projeler ele alındı. DASİFED Başkanı Gülay Gül ve KOSGEB İl Müdürü Hayrettin Çevik’in ziyaretinde İTSO Başkanı Levent Hakkı Yılmaz ve Yönetim Kurulu Üyesi Müfit Tennioğlu yer aldı.

Osmaniye‘nin Kadirli İlçesi Dervişpaşa mahallesinde yaşayan İngilizce öğretmeni Cemil Coşkun, doğup büyüdüğü mahallede her hafta sonu pazar günleri dışarıya çıkardığı masa sandalyede mahallenin çocuklarını toplayıp ders çalıştırıyor.
Çocukların zorlandıkları sorularda üst sınıftaki öğrenciler destek olurken Cemil öğretmende başlarında kontrol ediyor. Öğrenci iken dershaneye maddi imkansızlıklardan dolayı gidemeyen Cemil öğretmen “Bu benim en büyük hayalimdi, şimdi mahallemin çocuklarına yardımcı olarak bir diğer hayalimi gerçekleştirdim” dedi.


![]()
Türkiye Mimar Mühendisler Odaları Birliği Mimarlar Odası Hatay Şubesi, 4 Ekim Dünya Mimarlar gününde, sağlıklı bir dünya için temiz çevre hatırlatmasında bulundu.
4 Dünya Dünya Mimarlık Günü dolayısıyla basın açıklaması yapan Mimarlar Odası Hatay Şubesi Yönetim Kurulu şu görüşlere yer verdi:
“Uluslararası Mimarlar Birliği (UIA) ve üye ülkeler 1985 yılından itibaren her yıl Ekim ayının ilk pazartesi günü Dünya Mimarlık Gününü kutlamakta; çeşitli etkinlikler ile mimarlığın toplumun gündemine getirilmesini ve farkındalık oluşturulmasını amaçlamaktadır. UIA, 2021 Dünya Mimarlık Günü Temasını “Sağlıklı Bir Dünya İçin Temiz Çevre” olarak belirlemiştir.
Kurulduğu tarihten bu yana kamu yararının gözetilmesini ve toplum hizmetinde mimarlığı temel alan Mimarlar Odası; sağlıklı ve güvenli bir çevrede yaşam ve mülkiyet hakkının korunması, kentlerin kimlikli ve planlı gelişmesi için çalışmalarını sürdürmektedir.
Tüm dünyada ve ülkemizde insanlığın; yapılı, doğal ve kültürel çevrenin geleceği; iklim değişikliği, çevre sorunları, savaş ve çatışma, sömürü, açlık, yoksulluk, eşitsizlik ve ayrımcılık gibi nedenlerle tehdit altındadır. Son iki yıldır pandemi sürecinin yarattığı olumsuz koşullar bu sorunları daha da arttırmıştır.
Dünya genelinde sağlıksız kentleşme, çevre sorunları, afetler, savaşlar vb. nedenlerle son on yılda göç ederek yaşam alanlarını terk etmek zorunda kalanların sayısı çok büyük bir hızla artmıştır. Suriye’de 2011 yılından beri devam eden bölgesel savaşın sonucunda; ülkemize ve kentimize yüz binlerce kişi göç etmek zorunda kalmış ve barınma kampları dışında kentin değişik mahallelerine yerleşmiştir. Göçün kentimizde yarattığı sorunlar arasında nüfus dağılışında dengesizlik, işsizliğin artması, çevre sorunlarının artması, trafik, eğitim, sağlık alanında daha önce oluşmayan sorunların ortaya çıkması ve altyapı hizmetleri götürmenin zorluğu sayılabilir. Göç alan bölgelerde yerleşim ve sosyal düzenlerde önemli değişimler ya da yozlaşmalar meydana gelebilmekte, bu durum mevcut yerleşim düzenini bazen kökünden etkilemekte ve sosyal huzuru bozmaktadır.
Ülkemizde ve kentimizde yakın dönem merkezi ve yerel yönetim uygulamalarının temelini, sağlıklı ve güvenli bir çevrede yaşama hakkını engelleyen; yapılı çevreyi, tarihi ve doğal dokuyu tahrip eden ve kültürel değerleri yozlaştıran politikalar oluşturmaktadır. Bu politikaların önünde engel olarak görülen nitelikli mimarlık ve planlama hizmetleri ise, kısa zamanda ve çok sayıda yapı üretilmesi baskısıyla önemsizleştirilmekte, mesleki haklar kısıtlanmaktadır.
Bununla beraber, kentlerimizde altyapı, ulaşım, çevre ve planlama sorunları devam etmekte, kent kimliğimiz, kültürel mirasımız yok olmaktadır. Deprem ve sel gibi doğal afetler için gerekli hazırlıkların bir an önce yapılması yerine, bu tehlike yok sayılmakta, plansız, niteliksiz ve sağlıksız yapılaşma adeta özendirilmektedir.
Ülkemizin en yıkıcı fay hatlarından biri olan “Doğu Anadolu Fay Hattı” üzerinde yer almaktayız. İlimizde çok ciddi depremlerin beklediği bilimsel bir gerçektir. Geçmişte yaşadığımız ve büyük yıkıma neden olan depremler, yapı stokumuzun deprem güvenlikli olmadığını ortaya koymuşken, sanki bir daha deprem olmayacakmış gibi imar planları yapılmaktadır. Mevcut tablo ülkemizin her yerinde olduğu gibi şehrimizde de imar politikalarının yanlışlığını göstermektedir. Şehrimizin yapı stok durumu net olarak belli olmamakla beraber, riskli olduğunu bildiğimiz yapılar için Ada – mahalle bazında kentsel dönüşüm projeleri uygulanamamaktadır.
Hatay olarak kentimizin öncelikleri açısından doğal afetlere hazırlık, altyapı çalışmalarının tamamlanması, ulaşım sorunlarının çözülmesi, sağlıklı ve temiz kent ortamı oluşturulması için çalışmaların yapılması gerekmektedir. Kentimizin öncelikleriyle beraber halkın beklentisi olan sağlıklı bir kent ortamı ve temiz bir çevre oluşturmak yöneticilerimizin önceliği olması gerekirken kentin bütçesinin ve kaynaklarının önceliği olmayan başka projelere aktarılması hepimizin yaşam koşullarını zorlaştırmakta, sağlıklı ve temiz çevre hakkımızı yok saymaktadır.
Kentlerimiz bu süreçleri yaşarken, yapılması gereken şey, her zaman ifade ettiğimiz gibikatılımcı, demokratik, şeffaf ve kamu yararı odaklı hizmet anlayışıyla idari yapılanmamızı yeniden oluşturmaktır. Kentlerimizin kimlikli, planlı ve sağlıklı gelişmesi, mimarlığın kamusal politikaların her düzeyinde yer alması, toplumsal yaşamın temeli olan insan hak ve özgürlüklerinin korunması için hem merkezi hem de yerel yönetimlerin bu ilkeleri öne alarak çalışmalarını yürütmeleri gerekmektedir.
Mimarlar Odası olarak; eşitliğe dayalı, temel insan hak ve özgürlüklerinin tanınmasında hiçbir ayrım, mahrumiyet ve kısıtlamanın yaşanmadığı sağlıklı ve güvenli bir çevrede yaşama hakkının korunması konusundaki sorumluluğumuzu yerine getirmek üzere mesleki deneyim, birikim ve bilgimizi daha iyi bir dünya için kullanmaya kararlıyız. Bu bağlamda sağlıklı ve güvenli temiz bir kent ortamı için yapılacak çalışmalarda yerel yöneticilerimize katkı vermeye her zaman hazır olduğumuzu bir kez daha ifade etmek isteriz.
Dünyamızın, bölgemizin, ülkemizin, kentlerimizin, mesleğimizin ve yaşama hakkımızın tehdit altında olduğu bu zorlu dönemde, meslektaşlarımızı dayanışmamızı güçlendirmeye çağırıyor; bu vesileyle bütün mimarların ve yurttaşlarımızın Dünya Mimarlık Günü’nü kutluyoruz.”