Çarşamba, Mayıs 6, 2026
No menu items!
Ana Sayfa Blog Sayfa 2071

Hollanda’nın Suriye Özel Temsilcisinden Vali Rahmi Doğan’a Ziyaret

0

Hatay Valisi Rahmi Doğan Hollanda’nın Suriye Özel Temsilcisi Emiel de Bont ve beraberindeki heyeti makamında kabul etti.

Bugün  Valilik Makamında gerçekleşen ziyarette, misafirleriyle bir süre sohbet eden Vali Rahmi Doğan, misafirlerini binlerce yıllık geçmişin birikimi sonucu oluşan zengin kültürü, tarihi ve semavi dinlere, medeniyetlere ev sahipliği yapmış topraklar üzerinde, kardeşliğin simge şehri Hatay’da ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Hollanda’nın Suriye Özel Temsilcisi Emiel de Bont ise,  Hatay’da bulunmaktan mutluluk duyduğunu ifade ederek, gösterilen ilgi ve misafirperverlikten dolayı Vali Rahmi Doğan’a teşekkür etti.

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ersan Bilgin; Yeni Seçmende karşılık bulduk!

0

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ersan Bilgin, yeni seçmende karşılık bulduklarını söyledi.

Saadet Partisinin Hatay’da eğitim toplantısına katılan Genel Başkan Yardımcısı Ersan Bilgin; “Yapılan hizmetlerde Milli Görüşün imzası var, Halkın derdini etkin şekilde gündeme getiriyoruz, yeni seçmende karşılık bulduk” ifadesinde bulundu.

Antakya’da düzenlenen programın açılış konuşmasını yapan Saadet Partisi Hatay İl Başkanı Mustafa Eğe, Hatay geneli teşkilat çalışmaları hakkında bilgi verdikten sonra son günlerde düzenlenen esnaf ve çiftçi kongresine dikkat çekerek bu programlara büyük katılım sağladıklarını, Perşembe günü de işçi kongresinin yapılacağını hatırlattı.

Saadet Partisi Hatay Eğitim Başkanı Bekir Demirkol da kısa bir konuşma yaparak “Biz Saadet Partisi olarak bu işe gönül verdik, herhangi bir menfaatimiz söz konusu değildir” dedi.

Daha sonra konuşmasını gerçekleştiren Genel Başkan Yardımcısı Ersan Bilgin, “Türkiye’nin 50-60 yılında maddi ve manevi alanda ne kadar güzel hizmet varsa bunların tümünde direk veya dolaylı olarak Milli Görüş hareketinin imzası var” dedi.

TANITIM ÇALIŞMALARIMIZLA TOPLUMUN GENİŞ KESİMLERİNE DOKUNDUK

Toplum düzeyinde daha çok gündeme gelmeye başladıklarını hatırlatan Genel Başkan Yardımcısı Ersan Bilgin şu ifadelerde bulundu:

Farkı kesimlerde sesimiz daha çok duyulmaya başladı. Neden? Çünkü toplumun en fazla ihtiyaç duyduğu konuları, halkın derdini etkin bir şekilde gündeme getirmeye başladık. Özellikle tanıtım çalışmalarımızla toplumun geniş kesimlerine dokunduk. Yeni seçmende ve gençlerde bir karşılık bulduk.”

“Basın özgürlüğü güvenceye alınmalı!”

0

Türkiye Gazeteciler Federasyonu bünyesindeki cemiyet başkanlarının Eskişehir Gazeteciler Cemiyeti’nin olağan kongresinden sonra yayınladıkları sonuç bildirgesinde, Basın özgürlüğünün güvence altına alınması gerektiğini savundular.

Eskişehir Gazeteciler Cemiyetinin 26. olağan genel kurulunda katılımcılarının oy birliği ile Türkiye’de son yıllarda siyaset, yargı gibi temel alanlarda görülen bir çok aksaklığın demokrasinin olmazsa olmazı olan basın özgürlüğünü de doğrudan etkilediği belirtilerek yayınlanan sonuç bildirgesinde şu ifadelere yer verildi:

“Bu kapsamda gazetecilerin haber kaynaklarına ulaşma, bağımsız çalışma, güven içinde görev yapma, gibi olanakları neredeyse yok denecek düzeye inmiş bulunmaktadır. Hatta gazeteciler yazdıkları nedeni ile tutuklanmakta ve ağır hapis cezaları tehdidi ile karşı karşıya kalmaktadır. Bu da kamuoyunun haber alma hakkını engellemekte ve eşit bilgilendirilmeme gibi anayasal bir sorunu ortaya çıkartmaktadır.

Bu genel tanımlamalar dışında meslektaşlarımızın gazeteci kimliği ile sahip olmaları gereken özlük hakları büyük ölçüde zarar görmektedir. Cumhurbaşkanlığı iletişim başkanlığı tarafından verilen basın kartlarının hak edenlere verilmesi konusunda sürekli ortaya çıkan yönetmelik değişiklikleri, somut olamayan kurallar getirilmesi, kazanılmış hak anlayışının ortadan kaldırılması gibi unsurlar bunun olumsuz örnekleridir. Bu uygulamalar gazeteciliğin alameti farikası olarak kabul edilen sarı basın kartı renginin yok edilerek turkuvaz’ a dönüştürülmesi ile kendini göstermeye başlamış, basın kartı taşımanın haber izleme ilişkilerinde sağladığı avantajları ortadan kaldırmıştır. Basın kartı almayı belirleyen, Gazeteci meslek örgütleri temsilcilerinden oluşturulan komisyonun yapısı bozularak , özel seçilmiş bir takım kişilerin yer alması basın kartı konusunu çıkmaza sokmuştur. Ayrıca basın kartı alamayan gerçek hak sahiplerinin yıpranma payı gibi yasal haklarından yararlanamaması sonucu hak kaybı doğurmaktadır.”

SAHTE GAZETECİLER

Bildiride ayrıca şu görüşlere yer verildi: “Meslektaşlarımızın örgütlenme hakkı, sendikalaşma gibi çalışanların işverenden korunma haklarını engelleyici yasalara ve anayasaya aykırı uygulamalar gündemden düşmemektedir. Bu durum çalışan gazetecilerin işten atılma başta olmak üzere zor koşullarda çalıştırma, mobbing gibi zorlamalara karşı savunmasız bırakmaktadır. Bu da serbestçe haber alıp, haber verme hakkını doğrudan etkilemekte ve mesleği kötüye kullanan bir takım sahte gazeteciler yaratmaktadır.

Sonuç olarak, Türkiye Gazeteciler Federasyonu bünyesindeki cemiyet başkanlarının da katıldığı, Eskişehir Gazeteciler Cemiyeti genel kurulu bütün bu olumsuzlukların bir an önce ortadan kaldırılmasını ve ileri demokrasilerdeki gibi basın özgürlüğünü de güvenceye alacak bir yargı bağımsızlığını bir an önce sağlanmasının zorunlu olduğuna inanmakta, bu konularda yasal düzenlemelerin ivedilikle yapılması talep etmektedir.”

HASİAD’dan Hatay Barosu Başkanı Açıkalın’a Ziyaret

0

Hatay Sanayici ve İş İnsanları Derneği (HASİAD), Hatay Barosu Başkanı Av. Cihat Açıkalın’a nezaket ziyaretinde bulundu.

Ziyarette HASİAD Başkanı Murat Hayzaran’ın yanı sıra Başkan vekili Kemal Arslanoğlu, Başkan Yardımcısı Sami Arıca, Başkan Yardımcısı Onur Keçecioğlu, Genel Sekreter Serdal Aslan, Yönetim Kurulu üyeleri Nihat Mazmanoğlu, Buse Ceren Gül, Kerim Rifaioğlu ve İdari Sekreter Sevim Şenkule de hazır bulundu. Ziyarette iki yeni başkan birbirlerine görevlerinde başarılar dilerken, gündeme yönelik sohbet edildi. Ziyaret, hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.

ATTSO Başkanı ÇİNÇİN: “TENZİH” ederek ifade etmem gereken cümlelerim nedeniyle basın emekçilerinden özür dilerim

0

Antakya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hikmet ÇİNÇİN “TENZİH” ederek ifade etmem gereken cümlelerim nedeniyle basın emekçilerinden özür dilerim.dedi
Cincin Yağtığı açıklamada Hatay Gazateciler başkanı Aptullah Temizyrek’in Hangi basın kuruluşlarının yüksek rakamlı ihaleler aldığını benden daha iyi bilen kişi olduğunu söyledi.

Cincin’in açıklamaları şöyle:

“Doğuş TV’nin sosyal medya hesabında canlı yayınlanan programda dile getirdiğim birtakım konularla ilgili Hatay Gazeteciler Cemiyet Başkanı Sayın Abdullah Temizyürek “Hatay’da milyon TL’leri olan gazetecileri” açıklamamı istemiştir.

Sanki tüm basın emekçilerini ifade ettim gibi bir algı yaratıldı

Programda yapmış olduğum açıklamalarımda; bağımsız olarak sadece gerçekleri aktarmayı görev edinmiş, alın teriyle evine ekmek götüren ve mesleğini icra eden gazetecileri “TENZİH” ederek ifade etmem gereken cümlelerim nedeniyle basın emekçilerinden özür dilerim. Yayındaki ifadelerimde sadece çok küçük bir zümreyi kast etmiştim. Fakat bu açıklamam kamuoyunda yanlış anlaşıldı. Sanki tüm basın emekçilerini ifade ettim gibi bir algı yaratıldı. Böyle bir durum asla söz konusu değildir.

 

Sayın Temizyürek, dile getirdiğim diğer konuları bir kenara iterek hedef şaşırtmaya kalkışmıştır.

Gazeteci; basın özgürlüğünü, halkın doğru haber alma ve bilgi edinme hakkını savunur, her türlü sansürle mücadele eder. Gazeteci, demokratik toplumların vazgeçilmezidir.
Bahsi geçen programda birçok konuda görüş belirtmeme rağmen Sayın Temizyürek, dile getirdiğim diğer konuları bir kenara iterek hedef şaşırtmaya kalkışmıştır. Oysa Sayın Temizyürek aynı programda Hatay Büyükşehir Belediyesi hakkında dile getirdiğim iddiaların hiçbirini haber yapmamış, tartışmamış ve açıklamalarımı cımbızlamıştır.

 

Hangi basın kuruluşlarının yüksek rakamlı ihaleler aldığını benden daha iyi bilen kişi Sayın Temizyürek’tir

Sayın Temizyürek halkın haber alma hakkı adına gazetecilik faaliyetini doğru şekilde yerine getirmemiştir.
Kişilerin gelirleri ve ödedikleri vergiler bellidir. Geliri ile orantısız bir şekilde, kimler milyon TL’lik araçlara, gayrimenkullere sahipse ve bu durum hayatın olağan akışı içinde açıklanamıyorsa, onlar kast ettiğim kişilerdir.
Bu sorulara verilecek cevaplar, merak ettiğiniz milyon TL’lik gazetecileri size gösterecektir. Söz konusu isimleri ve hangi basın kuruluşlarının yüksek rakamlı ihaleler aldığını benden daha iyi bilen kişi Sayın Temizyürek’tir.

Konu yargıya intikal ederse, Cumhuriyet Savcıları ile bildiklerimi paylaşmaya hazırım.

Bilhassa 2009’dan bugüne kadar Antakya Belediyesi’ne ve sonrasında Hatay Büyükşehir Belediyesi’ne yüksek rakamlı kesilen basın yayın faturaları detaylı olarak incelenmelidir. Kesilen yüksek faturaları tespit etmek, kişilerin ve yakınlarının mal varlıklarındaki artışları araştırmak, ilgilileri teşhis etmek Cumhuriyet Savcılarının yetkisindedir.

Konu yargıya intikal ederse, Cumhuriyet Savcıları ile bildiklerimi paylaşmaya hazırım. Ayrıca bu faturaların bir kısmı Meclis Denetim Raporlarında da sabittir.
Küçük bir grup mutlu azınlığı kast ederek ifade ettiğim açıklamalarımın alın teri ile geçinen basın emekçilerini rencide etmesi nedeniyle bu emekçilerden tekrar özür dilerim.
Saygılarımla”

Başhekim Vekili Dr. Mahmut Bayrakçıoğlu, :”Salgında aşıdan başka bir silah yok”

0

Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesinin başarılı ve çalışkan Başhekim Vekili Dr. Mahmut Bayrakçıoğlu,  hem Kovid-19 salgının düşüşü hakkında hem de aşılama yöntemi ile ilgili çarpıcı bilgiler verdi.

Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesinin i Başhekim Vekili Dr. Mahmut Bayrakçıoğlu, Hatay’da vaka sayısının düşmesinin vatandaşların göstermiş olduğu hassasiyet ile koordineli çalışmanın ürünü olduğunu söyledi.

 

Özellikle Hatay’da son bir ayda ciddi bir düşüş yaşanıyor.

Hastanede 7/24 mesai kavramı gözetmeyen Başhekim Bayrakçıoğlu, geçen yıl Mart-Nisan aylarında başlayan salgının Hatay’da Kasım-Aralık-Ocak aylarında hem vaka sayıları hem hasta yatış hem de yoğun bakım yoğunluğu yaşadıklarını hatırlattı.
Türkiye ve Hatay’ın hem sağlık hizmetleri, alt yapısı hem insan gücü anlamında dünyada iyi yerlerde olduğunu aktaran Bayrakçıoğlu, “Özellikle Hatay’da son bir ayda ciddi bir düşüş yaşanıyor. Tabii bu hem kısıtlamaların hem de insanların farkındalığı, uyumuyla çok etkin oldu. Özellikle Kasım-Aralık-Ocak ayındaki yükselişten sonra inişe geçtik bu daha da düşecek. Gözlemlerimiz bu şekilde” diye konuştu.

 

Salgında aşıdan başka bir silah yok

Salgında aşıdan başka bir silah olmadığını ve aşılamanın önemini belirten Bayrakçıoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bizim öngörümüz, geçmişteki yaşadıklarımız ve simülasyona baktığımız zaman Temmuz ve Ağustos aylarında biraz daha rahat edeceğimizi düşünüyoruz. İnsanlarımızın da bu konuda aşılamaya teveccüh göstermesini istiyoruz. Aşı stoklarımızla ilgili herhangi bir sorun yok. Şu anda aşı rahatlıkla randevu alınıp yapılabilmektedir. İnsanlar bu hastalığın aşıyla birlikte ortadan kalkacağına inanmaya başladı. Doğru bilgilerin ve aşıyla ilgili yapılan haberlerin olumlu etkisini görüyoruz ve aşıya olan rağbet artıyor.”

 

Randevu alanların yüzde 98’si aşısını oluyor

Bayrakçıoğlu, Kovid-19 aşısı için gelen hiçbir vatandaşı geri çevirmediklerini belirterek, “Zaten şu anda Sağlık Bakanımızın açıklamış olduğu SGK  kaydı olanlar gelip aşı olabiliyor. Aşı sıkıntımız yok, elimizden geldiğince çok fazla yığılma olmaması için de aşı klinik sayımızı arttırdık, ayrıca personelimiz de olağanüstü çaba gösteriyor.  Randevu ve başvurularda ciddi bir artış var. Son bir ayda, neredeyse ikiye katlandı. Aşı randevularımızı açıyoruz ve randevuya talep yüzde 80’i geçtiğinde randevu kapasitemizi artırıyoruz. Randevu alanların yüzde 98’si aşısını oluyor” diye konuştu.
İlk başlarda aşıya yönelik vatandaş da tereddüt oluştuğunu ifade eden Başhekim Dr. Bayrakçıoğlu, “Bu endişe aşılandıkça, yan etkilerinin olmadığı görüldükçe azaldı. Aşı tedarikinde hiçbir sıkıntımız yok. Covid-19 aşısı olmak isteyen ve randevu alan vatandaşlarımızın aşılarını zamanında oluyor. Aşı oranımız arttıkça hasta sayımızda da, vaka sayımızda da büyük düşüş yaşıyoruz.”

Lütfü Savaş: Bugüne Kadar Bu Kadar Umutsuz Bir Toplum Görmedim 

0

 

 

 

Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Doç.Dr.Lütfü Savaş, yedi radyonun ortak canlı yayın konuğu olarak 10 Aralık’ta dünyaya kapılarını açacak olan EXPO 2021 hakkında önemli bilgiler paylaştı.

 

“Bizi heyecanlandıran  ve hızlı tempoyla çalıştığımız organizasyonumuzu 10 aralık’ta açacağız”

 

EXPO 2021 hakkında bilgiler veren Başkan Savaş, “EXPO 2021 ülkemize ve Hatay’ımıza hayırlı olsun. 2017 yılından itibaren bizi heyecanlandıran ve hızlı tempoyla çalıştığımız organizasyonumuzu 10 Aralık’ta açacağız. Eksiklerimizi hızlı bir şekilde yaparak bitireceğiz. Hatay hayatında ilk defa böyle bir organizasyona ev sahipliği yapacak. Hatay uzun yıllardır böyle bir organizasyona imza atmamıştı. İnşallah bu organizasyona Hatay halkı olarak imza atacağız. Ve alnımızın akıyla da organizasyondan çıkacağız. Ondan sonraki süreçte de Hatay’ımız, ülkemiz, turizm, ticaret erbabımız, esnafımız , üreticilerimiz, çiftçilerimiz herkes kazanacak, kaybeden kimse olmayacak” dedi.

 

Savaş: bu yazdan itibaren türkiye’nin ve hatay’ın rahatlayacağını düşünüyorum

 

Pandemi hakkında açıklama yapan Savaş, “ Bu yazdan itibaren Türkiye’nin ve Hatay’ın rahatlayacağını düşünüyorum. İnşiallah öngörülerimiz doğrultusunda bir sonuç alırız ve temmuz ayından itibaren adece Hatay değil bütün ülkemizdeki birçok şehrimiz turizmle ilgili herhangi bir sıkıntı olmadan pozitif algıya açık bir durumla yaşamaya devam eder. Aralık ayına kadar da oldukça rahat bir pozisyona geleceğimizi düşünüyorum” diye konuştu.

 

“expo hatay’a uzun yıllar hizmet edecek”

 

EXPO 2021 organizasyonunun Hatay’a uzun yıllar hizmet edeceğinin altını çizen Lütfü Savaş, “ EXPO’yu 10 Aralık’ta açacağız. Önümüzdeki yıl boyunca organizasyonlarımız devam edecek. Bu konuda organizasyonun altı aylık olacağı konuşuluyor ama biz gayri resmi olarak gelen bütün misafirlerimizi ağırlamaya devam edeceğiz. Oradaki bütün organizasyonlar da devam edecek. Biz organizasyonumuzu altı aylık yapmıyoruz.EXPO’dan sonra da her iki bölgedeki aktivasyonumuz, oranın kullanılması, eğitim, eğlence, kültürel faaliyetler, gastronomi olmak üzere her şey canlı tutulacak. Biz bu iki mekanımızda önemli organizasyonlara ev sahipliği yapacağız. Hatay bundan sonraki süreç içersinde herkesi rahat rahat ağırlayacak bir pozisyona gelecek” açıklamalarında bulundu.

 

Lütfü Savaş konuşmasının devamında, “ En son Sayın Valimizi EXPO alanına davet ettim. Çok güzel ve övgü dolu sözler söyledi. Valimiz Hatay’daki renkleri kucaklayarak hizmetler gerçekleştiriyor.  Sayın valimizin bu tutumundan dolayı kendisine teşekkür ediyorum. EXPO alanını gezdi ve takdir etti. Zaten spor konusunda ve yapmış olduğumuz güzel organizasyonlarda da desteğini alıyoruz”dedi. 

 

“Hatay çok özel bir şehir”

 

Herkesin birlik ve beraberlik içinde şehrine hizmet etmesi gerektiğini vurgulayan Lütfü Savaş, “ Ben olaylara Hatay’da siyasi bir gözlükle bakmıyorum. Hatay çok özel bir şehir. Ve Hatay’ın hemen hemen bitişiğinde 9 yılı aşkındır bir iç savaş var. Ve 11 yılı aşkındır iç kargaşa var. Bütün bu kargaşanın ve savaşın gölgesindeki en önemli serhat şehrinde tabi ki belediye başkanı, garnizon komutanı, vali  ve bütün A protokoldaki ve ondan sonraki protokoldaki bütün siyasetçilerin, devlet adamlarımızın birlik ve beraberlik içerisinde çalışması gerektiğini düşünüyorum. Sayın valimiz de aynı düşünceye sahip. Biz bugüne kadar birbirimizi kırmadan ve birbirimize önyargılı olmadan devletimizin ve milletimizin hizmetlerini yapmaya gayret ettik” dedi.

 

 

Lütfü savaş: bugüne kadar bu kadar umutsuz bir toplum görmedim

 

Gaziantep’te gerçekleştirilen çalıştay hakkında bilgi veren Başkan Savaş, “Biz rutin olarak bütün büyükşehir belediye başkanları iki günlük çalıştay yaparız. Gaziantep’te üç günlük çalıştay gerçekleştirdik. Çalıştayın ilk gününü geziye ayırdık. Büyükşehir belediye başkanlarımız ayrıca ilçe belediye başkanlarımız ile grup halinde merkezde ve ilçelerde çarşıyı gezdik. Daha sonraki günlerde de kendi içimizdeki yapmış olduğumuz güzel hizmetleri , eksiklerimizi ve yapmamız gerekenleri tartıştık. Son günde ise tartışmamızın özetini konuştuk. Ve dünyadaki özellikle Türkiye’deki yeni kurulan şirketler ve yeni gelişmeleri konuştuk. Daha sonra da Sayın Genel Başkanımız üç günlük çalışma ortamındaki bütün edindiğimiz kazanımları , beklentileri ve çıkarılan sounçları bizimle paylaştı” değerlendirmesinde bulundu.

 

“Hatay’ı tanıyan insanların sayısının artmasını istiyoruz”

 

Hatay’ın Suriye’de yaşanan savaştan dolayı oldukça etkilendiğini belirten Lütfü Savaş, “Biz 9 yıldır çok zor şartlarda yaşayan bir şehiriz. Ekonomik, sosyalojik ve psikolojik anlamda çok yorulduk. Bütün bunları yaparken sadece hizmet yetmez. İnsanlarımızın evine götüreceği ekmeği veya pastanın dilimini arttırmak lazım. Bizim yapmış olduğumuz faaliyetler belediye para kazansın diye değil, insanlarımızın eksilen ekmeğini, veya pastasının eksilenini yerine koymak ve insanlarımıza umut aşılamaktır. Hayata sımsıkı bağlamalarını sağlamaktır. Bütün bunları esnafımızın, çiftçimizin, köylümüzün , ticaret erbablarımızın, turizmle ilgilenen insanlarımızın umudu olması için yapıyoruz. Hatay’ı tanıyan insanların sayısının artmasını istiyoruz” dedi.

 

 

EXPO alanlarını son durumu hakkında bilgi veren Savaş,“Şu anda Antakya- Defne bölgesinde alanı içerisinde inşaatın yüzde 97’si bitmiş durumda. İskenderun bölgesindeki inşaatımızın da yüzde 98’i bitti. Biz muhtemelen ağustos veya eylülden itibaren EXPO olana kadar büyük  organizasyonlar yapacağız. Bundan sonra müzik,sanat ve gastronomi festivalleri gibi önemli festivaller yapacağız. Yılda ortalama 7-8 fuar da yapacağız” dedi.

 

Başkan savaş : dağ ceylanlarının yaşam alanına dokunulmasın

 

Lütfü Savaş şöyle devam etti:

“EXPO’nun logosunu ‘Barış Çiçeği’ yaptık. 13 ayrı medeniyete ev sahipliği yapmışız ve Barış Çiçeği’nin 13 yaprağı var. Gazella gazellalarımız da maskotlarımız oldu. Gazella gazellalarımız yaklaşık 70 civarında iken şuanda 1170 civarında sayıya ulaşmışlar. Orada taş ocakları izni verilmiş. Bu hayvanları rahatsız etmesinler. Bu nadide çiçek gibi hayvanlar başka ilde yok.Onları lütfen koruyalım ve yaşatalım. Biz bu konu ile ilgili yakında kampanya başlatacağız. Kampanyamıza lütfen herkes destek versin”

 

“ Stadları yıkmasınlar”

 

Hatayspor’a ait stadlarının yıkılması ile ilgili açıklama yapan Başkan Savaş, “Hatayspor’umuzun sahası var. 70 yıllık bir geçmişi var. 54 yıldır da Hatayspor’un bir geçmişi var. Şu anda yıkılması için uğraşılıyor ve oraya ‘Millet Bahçesi’ yapacağız söyleniyor. Lütfen bu stadları yıkmasınlar. Orada şehrin müthiş anıları var. Her yerde ve özellikle İskenderun’da yeşil alan ve sahil var. İnsanla sadece orada maç seyretmeye gitmiyor anılarını da yaşıyorlar. Hatayspor’un sahası aynı şekilde sahipleri tarafından yeşil alan olarak bağışlanmış. Herkes orada spor yapıyor. Benim siyasilerden, bütün kurum ve kuruluşlardan ricam bu iki stadı yıkmasınlar. Burada insanlar spor yapmaya devam etsinler”  diye konuştu.

 

 

“biz çiftçimize para kazandırmak istiyoruz hem de teknolojiden faydalanmalarını istiyoruz”

 

Programın son dakikalarında Başkan Savaş, “ EXPO, gastronomi, HADO ve  kırsal kalkınma projemizi bitirdiğimizde va başardığımızda birçok şehir bizi örnek alacaktır. Biz uluslararası aktörlerin altında kalmayalım. Onlar bizim çiftçimizi, üreticimizi, ve ticaret erbabımızı ezmesinler. Ezmemeleri için de tabi ki hükümetin alacağı tedbirler, plan ve programlar çok önemli. Biz çiftçilerimize hem para kazandırmak istiyoruz hem de teknolojiden faydalanmalarını istiyoruz. Onlarla birlikte yürüyüp çiftçilerimizin önünü açmak istiyoruz. Hatay’ın kalkınması, gelişmesi ve biraz daha kazanması için çalışıyoruz” dedi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Antalya Feminist Kollektif fiziksel şiddet gören Fatma Erşen’in duruşması için İskenderuna geliyor

0

Antalya Feminist Kollektif isimli bir grup İskenderun’da evli olduğu erkek K. Ü. tarafından fiziksel şiddet gören Fatma Erşen (Ünsüren), nin yarınki duruşmasına katılmak üzere İskenderun’a geleceğini açıkladı

Açıklama şöyle:

İskenderun’da evli olduğu erkek K. Ü. tarafından fiziksel şiddet gören Fatma Erşen (Ünsüren), için 22 Haziran Salı günü saat 14.00’te İskenderun 8. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeyiz!

Eylül ayında, evli olduğu K. Ü. tarafından şiddete uğrayan Fatma, failin elinden kurtulduğu bir anda polisi arayıp yardım istemiş fakat polis “Covid” bahanesiyle gelmediği için Fatma, bütün gece şiddet görmüştü. Fatma, avukat olduğu için durumu baroya bildirmiş, polis ancak ertesi gün baro başkan yardımcısının talebiyle gelip şiddet gören kadının ifadesini alabilmişti. Bu dava bize gösteriyor ki; mesleğinin avukatlık olması nedeniyle adalete erişim yollarını bilen bir kadının bile şiddet gördükten sonra şikâyetçi olabilmesi için bunca engeli aşması gerekiyor. Uygulamalar kadınların hayatını kolaylaştırmıyor, aksine şikâyetçi olmasının önünde engel oluşturuyor!

Fatma’nın şikâyetinden sonra fail erkek K. Ü. de Fatma’nın kendisine şiddet uyguladığı iddiasıyla şikâyetçi olmuştu. Davanın 21 Ocak’ta görülen ilk duruşmasında fail K. Ü, Fatma’nın yalan söylediğini, aslında kendisinin şiddet gördüğünü iddia etmiş ancak mahkemede bu iddialarına ilişkin delil sunamamıştı. Fatma gördüğü şiddetten kurtulmak için kendini savunurken failin kolunda oluşan çizikler nedeniyle bu dosyada sanık olarak da yargılanmaktadır. Şiddetten kurtulmak için kendilerini savunduklarında bile kadınları sanık olarak yargılayan cinsiyetçi yargı pratiklerini kabul etmiyoruz.

Davanın bir önceki duruşmasında da sanık K.Ü’nün avukatı, savunma esnasında savunma sınırlarını aşarak Fatma Erşen (Ünsüren)‘in polisi şiddet olayının hemen ardından ara(ya)mayışını “şiddet görmediği” şeklinde yorumlamış ve duruşmadan sonra yaptığı basın açıklamasıyla sanık K.Ü’yü rencide ettiğini söylemişti.

Şiddet uygulayan erkekler ve onların savunucuları, kadınları yargılamak için çeşitli bahaneler uydurmaktadır. Bu bahanelerden birisi de kadının, şiddeti geç şikâyet etmesidir. Fatma ilk fırsat bulduğu anda polisi aradığını fakat polisin gelmediğini beyan etmesine ve gerekli teknik bilgileri mahkemeye sunmasına rağmen, sanık gerçeğe uygun olmayan ifadelerle şiddetin üstünü örtmek istenmektedir. Şiddet gören kadınların, fail ile aynı evdeyken yardım isteyememeleri, şiddet sonrası oluşan travma ve benzeri sebeplerden polisi arayamamaları son derece normalken, failler bu bahanelerle suçtan kaçmaya çalışmaktadır.

Bizler erkek egemen mahkemelerin karşısında kadınlarla dayanışmaya devam edeceğiz. Erkek adalet değil gerçek adalet sağlanana kadar davanın takipçisiyiz!

22 Haziran Salı günü saat 14.00’te İskenderun 8. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeyiz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan açıkladı! Türkiye normale mi dönüyor! Covid-19’la mücadelede yeni kararlar verildi! 

0

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kabine toplantısı sonrasında Covid-19‘da mücadele ve kısıtlamalarla ilgili olarak Türkiye’nin yeni planını açıkladı.

Pandeminin başından beri devam eden hafta içi ve hafta sonu sokağa çıkma kısıtlamalarının kalktığını açıklayan Erdoğan, “1 Temmuz itibarıyla başlamak üzere sokağa çıkma kısıtlamalarını tümüyle kaldırıyoruz” ifadelerini kullandı. Erdoğan ayrıca şehirler arası ve şehir içi toplum ulaşım kısıtlamalarıyla ilgili olarak da “Şehirler arası seyahat kısıtlamaları ile şehir içi toplu taşımadaki kısıtlamalar sona eriyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Kabine toplantısının gündemine ilişkin konuşurken, Türkiye’nin Covid-19’la mücadelesinde izlenecek yeni yol haritasını açıkladı.

‘SON 1 HAFTADA EN ÇOK AŞI YAPTIRAN ÜLKE OLDUK’

Salgında yaşanan gelişmeler ve bu çerçevede ülkemizin izlediği yol haritası, Kabine gündemimizin ilk konusunu oluşturuyordu. Türkiye her alanda salgın döneminin dünyada en parlayan ülkesi olmuştur. Sanayi üretimimiz yükselişini düzenli olarak sürdürüyor. Sanayi sektöründeki kayıtlı istihdam 4 milyon sınırına dayanarak, tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Salgın ve kuraklık nedeniyle ortaya çıkan durumu istismar ederek, yem süt fiyatlarını aşırı şekilde yükseltmeye çalışanlara da izin vermeyeceğiz, gerekli dersi vereceğiz. Salgın döneminde işlerine ara vermek zorunda kalan esnaflarımızı kısa çalışma ödeneğinden pek çok destekle destekledik. Turizimcilere verdiğimiz KDV desteğini de 1 ay daha uzatıyoruz. Bu konuda oldukça iyi bir yere geldik. Bugün itibariyle yaptığımız aşı sayısı 43 milyon doza yaklaşmıştır. Son 1 haftada nüfusuna oranla dünyada en çok aşı yaptıran ülke konumundayız. Hedefimiz birkaç hafta içerisinde 18 yaş nüfusumuzun üstünün tamamına açmaktır.

SOKAĞA ÇIKMA KISITLAMASI SONA ERDİ

1 Temmuz itibariyle başlamak üzere sokağa çıkma kısıtlamalarını tümüyle kaldırıyoruz. Müzikle ilgili kısıtlamayı da 24:00’e çekiyoruz.
Şehirler arası seyahat kısıtlamaları ile şehir içi toplu taşımadaki kısıtlamalar sona eriyor. HES kodu uygulaması yaygınlaştırılarak sürdürülecektir. Konu ile ilgili ayrıntılar, İçişleri Bakanlığımızın genelgesiyle açıklanacaktır. Sırası gelen herkesin aşı olması hayati öneme sahiptir. Bizde aşımızı olarak bilim insanlarımıza olan güvenimizi gösterdik.

EĞİTİM-İŞ: Bu Eğitim döneminde, Eğitimde kapanması zor yaralar açılmıştır!

0

!

Eğitim –İş Hatay 2 nolu Şube Başkanı Hüseyin Ateş , bu eğitim döneminde, Eğitimde kapanması zor yaralar açıldığını öne sürdü.

Covid-19 salgınında koşullara uygun adımlar atılmaması nedeniyle eğitimcilere unutulmayacak bir dönem yaşatıldığını öne süren Şube Başkanı Mustafa Günal, yaptığı Basın açıklamasında şu görüşlere yer verdi:

“Sonuna geldiğimiz 2020-2021 Eğitim-Öğretim Dönemi, ne yazık ki unutulmayacak rezaletlere, acılara sahne olmuştur.

İnsanı öncelemeyen, eğitimin sadece öğrencilerin bilgiye ulaşması değil aynı zamanda ülkenin geleceğiyle ilgili olduğunu kavra(ya)mayan anlayış, Covid-19 salgınının yarattığı olumsuz koşullara uygun adım atmayarak, bizlere unutulmayacak bir eğitim dönemi yaşatmıştır.

2020-2021 Eğitim-Öğretim Dönemi’nde yaşananlara uzaktan bakıldığında öne çıkan başlıklar şunlar olmuştur:

– Dönemin başında pandemi nedeniyle okulları kapatan ve uzaktan eğitime geçen Milli Eğitim Bakanlığı, “dünya yıldızı” olarak tarif ettiği EBA sistemini eline yüzüne bulaştırmıştır. Eksikliklerin kapatılması için aylarca vakit olmasına rağmen, EBA’da eğitim dönemi boyunca online ders işlenememiştir. EBA’nın bu eksikliği ve düzenli olarak çökmesini “Demek ki talep var. Ne güzel” diye karşılayan Milli Eğitim Bakanı’nın polyannacı tavrı, eğitimcileri kullanıcı bilgileri konusunda güvenilir olmayan platformlarda ders işlemeye itmiştir. Özetle: EBA-TV aynı hanede farklı sınıflarda çocuklar bulunup tek televizyon olduğu, televizyonu dahi olmayan hanelerin bulunduğu gerçeği görmezden gelinerek göstermelik hazırlanmış bir sistem olarak eğitim rezaletleri arasında yerini almıştır. Üniversiteye hazırlandığı halde lise öğrencilerinin yaklaşık yüzde 20’sinin EBA’dan hiç faydalanmamış olması bile rezaleti tek başına gözler önüne sermektedir.

– Uzaktan eğitim garabeti birçok öğrencinin eğitimden kopmasına neden olmuştur. Bizzat MEB’in yayımladığı 2020 Küresel Salgın Döneminde Uzaktan Eğitim İzleme ve Değerlendirme Raporu’nu göre bu eğitim-öğretim döneminin online sürdürülen kısmında; öğrencilerin yüzde 1,5’i televizyonu ve interneti olmadığı için ders anlatımlarını takip edememiş, öğrencilerin yüzde 7,1’i de internete erişimi olmadığı için canlı derslere katılamamıştır. Öğrencilerin yüzde 4,4’ü ise canlı ders yapılmadığını açıklamıştır. Derslere katılamayan öğrencilerin toplamı yüzde 13 olarak ifade edilmiştir. Söz konusu araştırma, öğrencilerin yüzde 24’ünün (yani 3.5 milyonu aşkın öğrencinin) derslere ya katılamadığı ya da imkansızlıklar nedeniyle düzenli katılım sağlayamadığının itirafı niteliğindedir. Sendikamızın üyelerine sorarak yaptığı araştırmaya göre ise hemen her kademe sınıfta, eğitimde öğrenci açısından en az 5’te 1 oranında kayıp yaşanmıştır.

– Sendikamız başta olmak üzere eğitim camiasının neredeyse tek ses olarak “Öğrencilerin teknik ihtiyaçları karşılanmadan uzaktan eğitimden fayda sağlanamaz” uyarısı, MEB’in ve AKP’nin birbiriyle çelişen söylemleriyle susturulmaya çalışılmıştır. Örneğin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 12 Şubat 2021’de Milli Eğitim Bakanlığı’nın “2 milyon tablet dağıttığını” açıklamış ancak hemen sonra Bakan Ziya Selçuk, dağıtılan tablet sayısı için “2021 yılında Mart ayı sonunda 660 bin adedi geçmesi hedeflenmiştir” diyerek bir çelişki ortaya koymuştur. Erdoğan’ın “O bile 50 bin tablet dağıttı” dediği AKP’li Şahinbey Belediyesi’nin aslında sadece 20 bine yakın tablet dağıttığı ortaya çıkmış, hükümetin toplamda ne kadar tablet dağıttığı ise eğitim döneminin sonuna gelindiği halde açıklanmamıştır. Sonuç olarak yoksul öğrencilerin ihtiyaçları giderilmemiş, göstermelik kampanyalarla bu öğrencilerimiz hükümet şovuna malzeme yapılmıştır.

İHTİYAÇ SAHİBİ ÖĞRENCİLER GÖRMEZDEN GELİNMİŞTİR

– Öğrencinin uzaktan eğitime ulaşmak için sadece tablet/bilgisayara değil internete de ihtiyaç duyacağı gerçeği bile MEB’i harekete geçirmemiştir. Türkiye’nin internet altyapısı açısından sorunlu birçok ilinde dere tepe çıkarak barakalarda uzaktan eğitime ulaşmaya çalışan öğrencilere rağmen, vakıf maskesi takmış her tarikatla protokol çalışmasına giren Milli Eğitim Bakanlığı, bu konuda Teknoloji Bakanlığı ile bir çalışma yürütmemiştir. Altyapı sorunu yaşayan bölgelerdeki öğrenci ve öğretmenlerimiz kendi çözümlerini üretmeye çalışarak eğitim dönemini kapatmıştır.

– Bu eğitim dönemi, kuşkusuz insan hayatını öncelemeyen bir zihniyetin bilimsel, adil bir eğitim sistemi oluşturamayacağının da en acı göstergesi olmuştur. Eğitim, tek adam rejimine yakışır biçimde, kâh uzaktan kâh yüz yüze yapılmış, bu hayati kararlar eğitimin bileşenlerine sorulmak bir yana dursun hep son dakika haber verilmiştir. Eğitimin öğretmenler aşılanmadan yüz yüze yapılmasının cinayet olduğunu defaten bas bas bağırmamıza rağmen, aksi uygulamalar neticesinde 50’yi aşkın meslektaşımız bu düşüncesiz tutum nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un kameralar önünde aşı olup, öğretmenlerin derhal aşılanacağını söylemesinden sonra geçen bunca zamana rağmen, öğretmenlerin henüz yaklaşık yarısı aşılanmıştır. Eğitim-İş olarak sürecin başından beri eğitimin bir ekip işi olduğunu, öğretmen kadar diğer eğitim emekçilerinin de aşılanmasının elzem olduğunu söylememize rağmen, eğitim çalışanlarının adı aylarca risk grupları içerisinde zikredilmemiştir. Bu eğitim döneminde aşılanma yapılmadan eğitimin yüz yüze çevrildiği safhada, sadece öğrenci ve öğretmenin değil, tüm toplumun sağlığı riske edilmiş, tarihi bir vurdumduymazlığa imza atılmıştır.

– Milli Eğitim Bakanı Selçuk’un eğitimin yüz yüze sürdürüleceğinin açıklandığı dönemlerin hemen öncesinde “Tamamen hazırız” dediğinde dahi devlet okullarının hijyen malzemesinin bile sağlanamadığı, birçok okula uyarılarımıza rağmen kadrolu temizlik personeli atanmadığı, sosyal devlet ilkesinin gereği olarak MEB’in gidermesi gereken bu ihtiyaçların yine eğitim emekçileri ve velilerin özverisiyle giderildiği görülmüştür.

– Eğitimde yoksul öğrenci ile zengin öğrenci arasındaki uçurum bu dönemde ne yazık ki zirve yapmıştır. Yoksul öğrenciler bu eğitim döneminin ne uzaktan ne de yüz yüze kısmından tam faydalanamazken ailesi varlıklı öğrenciler evde özel ders alma, özel okulların etüt adı altında işlediği derslere katılma gibi birçok imkanı bulabilmiştir.

– Söz konusu fırsat eşitsizliği enflasyonu en çok LGS’de görünür olmuştur. MEB, sınavda çıkacak konuları uyarılarımıza rağmen daraltmamış ve örgün, adil bir eğitim dönemi olmuşçasına soru yelpazesini geniş tutmuştur. Yani Anayasal bir hak olmasına rağmen yaşıtlarıyla aynı eğitimi almayan yavrular, düzgün bir liseye yerleşebilmek için kendilerinden çok daha iyi eğitim alan yaşıtlarıyla aynı sınava girmiştir. LGS’de soruların bilimsellikten uzak biçimde zor olması, bazı özel okulların test kitapçığıyla bire bir uyuşması gibi şaibeller ise hala tartışılagelmekte ve sendikamızın kurduğu komisyon tarafından araştırılmaktadır.

KÖY OKULLARINI KAPATMANIN FATURASI BU DÖNEMDE ÇIKMIŞTIR

– Eğitim döneminde yüz yüze eğitime kademeli olarak geçildiği söylenen dönemde kırsal kesimde yaşananlar ise AKP zihniyetinin eğitimdeki tahribatını daha görünür kılmıştır. Sendikamızın yıllardan beri dile getirdiği gerçekler artık toplumun büyük bir kesimi tarafından görünür hale gelmiştir. Şehirlerde eğitim online sürerken köy okullarında eğitimin başlatılması, ibretlik bir manzara ortaya koymuştur. AKP’nin köy okullarını kapatarak ya da işlevsiz hale getirerek taşımalı eğitime ya da tarikat okullarına muhtaç bıraktığı yoksul öğrenciler, “Köy okullarında eğitim başladı” müjdesi eşliğinde ölümcül virüse rağmen tıklım tıkış vaziyette okullara taşınmıştır. Mevsimlik işçilerin çocukları bu dönemde hesap edilmemiş, çoğu taşımalı eğitim denen garabete bile dahil olamamıştır. Bu rezalete “dur” demesi beklenen Milli Eğitim Bakanı’nın bir mevsimlik çocuk işçiye elma karşılığında kitap verip kameralara gülümsemesi ise tüm umutları karartmıştır.

– Bu eğitim dönemine kuşkusuz yoksulluk da damga vurmuştur. Temel gıda fiyatlarında yüzde 50’den fazla zam olmasına rağmen sarı sendikaların da emeğiyle 3 kuruşluk zamma layık görülen öğretmenin alım gücü iyice düşmüş, bir sonraki günkü faturayı düşünmeden gönül rahatlığıyla kendini derslere verebilmek hayal olmuştur. Okul masraflarının da enflasyon oranından fazla artması, milyonlarca velinin belini bükmüştür. “Bağış” adı altında yine devlet okullarında kayıt parasının illegal biçimde toplanmasıyla başlayan eğitim dönemi, uzaktan sürdüğü zamanda da yüz yüze devam ettiği safhada da hane gelirinden çok büyük bir pay koparmıştır. Her fırsatta “En az 3 çocuk yapın” diyecek kadar hane halkının yaşamına karışan zihniyetin, çocuklara bedelsiz sağlamakla yükümlü olduğu hizmetleri dahi rant kapısına çevirdiği artık herkesçe görülür olmuştur.

EĞİTİME ARA VERİLMİŞ, GERİCİLİĞE ARA VERİLMEMİŞTİR

– Eğitimin bir uzaktan bir yüz yüze yapıldığı bu dönemde dahi gericilik hız kesmemiştir. Okulların pandemi gerekçesiyle kapalı olduğu dönemde Kuran kursları, varlığı Cumhuriyet’e yakışmayan medreseler çocuklarla dolup taşmıştır. Yarım yamalak yayın yapan EBA TV de bu süreçte gerici yayınlarla defalarca ilerici kamuoyundan tepki çekmiştir. AKP’nin ülke haritasını kıpkırmızı yapana kadar sürdürdüğü lebaleb kongrelerde, yüzlerce partizanın buluşturulduğu sokak şovlarında bulaşmayan virüs, bu yıl yine ulusal bayramlarımızda tehlike arz etmiştir! Krizi fırsata çevirerek Cumhuriyet alerjisine pandemi kılıfıyla paketleyip sunan zihniyete özellikle 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda ülkenin hemen her ilinde camları süsleyen Türk bayrakları gereken cevabı vermiş, bizlere de umut olmuştur.

– Bu eğitim döneminde ülkenin elde az sayıda kalan güzide üniversitelerinden olan Boğaziçi’nde yaşananlar da liyakatle değil sadakatle dizayn edilen üniversite yönetimlerinin ülkenin akademisine nasıl zarar verdiğini gözler önüne sermiştir. Üniversitenin bileşenlerinin istekleri ve üniversitenin donanım ortalaması dikkate alınmadan kayyum atarcasına rektör yapılan Melih Bulu, akademi dünyasını ayağa kaldırmıştır. Boğaziçi’nde okuyanların, mezun olanların, orada eğitim verenlerin tepki gösterdiği bu atamanın ardından başlatılan cadı avında, uygulamaya itiraz eden her kesim tipik bir AKP metoduyla terörist ilan edilmiştir. Söz konusu direniş, onurlu akademisyenlerin varlığı ve gençliğin bilinç düzeyi açısından umut verici olsa da ülkede iktidar tarafından basit bir protesto hakkına bile ne kadar tahammül edilmediğini tekrar tüm topluma ispat etmiştir. Eğitim dönemi biterken BÜ’deki protestoların hala devam etmesi, çözümsüzlükte inadın ve üniversiteleri şekillendiren “ben yaptım oldu”cu tavrın en somut göstergesi olmuştur. Bu dönemde yine bizzat Cumhurbaşkanı tarafından atanan birçok rektörün, atandıkları üniversiteyi aile çiftliğine çevirdiği, eş-dost-akrabaya akademiyi mesken ettikleri basına çıkan haberlere yansımış ve akademinin geldiği acı noktayı gözler önüne sermiştir.

UZAKTAN EĞİTİM BİR MOBBİNG AĞINA DÖNÜŞMÜŞTÜR

– Bu eğitim dönemi, meslek onuru açısından da bizlere farklı dersler vermiştir. Eğitimin uzaktan ya da yakından sürmesinin değil liyakatle yönetilmesinin önemli olduğunu ortaya seren örnekler, meslek onuru için verilen mücadele açısından da öğreticidir. Pandemi sürecinde eğitim yüz yüze devam ederken en temel hak olan yaşam hakkı ihlal edilen öğretmenler, eğitimin uzaktan sürdüğü dönemlerde de okul yöneticilerinin mobbingine maruz kalmış, pedagojiden bihaber olan velilerin gözetiminde ders işlemek durumunda bırakılmış, mesai kavramını çöpe atmak zorunda kalmıştır. Öyle ki öğretmenlerimiz haftasonu ya da gece saatlerinde dahi sorulara cevap vermek ya da ders işlemek durumunda bırakılmıştır.

– Öğretmenler bu eğitim döneminde de kadrolu, ücretli, sözleşmeli diye kademelendirilerek sömürülürken seçim öncesi AKP’nin defalarca vadettiği 3.600 ek gösterge rafa kalkmıştır. Mülakat adı altında yandaş kadrolaşma sistemi sürmüş, MEB’in kendi verilerine göre bile 100 binden fazla öğretmen açığı varken bu dönemde sadece 20 bin öğretmen atanmış ve onlarda “sözleşmeli” olarak işe başlayabilmiştir. Kamuda bile güvencesiz çalışmanın normalleştirildiği bu süreçte, hükümet mevcut öğretmen açığının 5’te 1’inden bile az atama yapıyor olmayı müjde olarak sunma pişkinliğini sergilemiştir. Ataması yapılmayan öğretmen sayısı bu eğitim döneminde daha da artmış ve ne yazık ki 700 bini aşmıştır. Hak ettiği halde mesleğine kavuşamayan gençlerimiz, inşaatlarda çalışarak, kuryelik yaparak, pazarda tezgah açarak geçinmeye çalışmakta ve öğrencilerine kavuşacakları günleri beklemektedir.

YAŞANANLAR, TALEPLERİMİZİN HAKLILIĞININ ALTINI ÇİZMİŞTİR

Özetle bu eğitim dönemi, eğitimi inşaat ve turizm sektörlerinden bile daha önemsiz gören bir zihniyetin, insan hayatını ve yarının bireyleri umursamayan bir bakış açısının, ülkenin geleceğini günlük çıkarlara feda eden bir kötü hesap uzmanının kurbanı olmuştur. Eğitime tutunamayan yoksul öğrencilerin devlete olan güveni sarsılmış, Başöğretmen Atatürk’ün “kimsesizlerin kimsesi” olsun diye kurduğu Cumhuriyet, kötü yönetim yüzünden kendi çocuklarını görmezden gelmiştir. Yine ülkemizin kurucusu Atatürk’ün gelecek nesilleri emanet edecek kadar güvendiği öğretmenlerin değil hakları, canlarının bile hiçe sayıldığı bu eğitim dönemi, tarihe bir utanç yılı olarak geçmiştir. Yani işçi sınıfının virüse, güvensiz çalışmaya, daha derin bir yoksulluğa itildiği bu dönemde eğitim emekçileri de maddi-manevi ağır yaralar almıştır.

Geride bıraktığımız bu eğitim ve öğretim dönemi akıllarda yer eden adaletsizlikleriyle, Eğitim-İş’in kurulduğu günden bu yana savunduğu “laik, parasız, bilimsel, adil, kamusal eğitim” şiarının ne kadar hayati olduğunu toplumun büyük bir kesimi tarafından daha anlaşılır kılmıştır. Dolayısıyla bu karanlık tablo “nasıl olmayacağını” göstermesi açısından önemli, “ne yapılması gerektiğini” işaret etmesi açısından kıymetlidir. Mücadelemiz, bir daha böyle karanlık eğitim dönemleri yaşanmasın, hiçbir öğrencinin boynu garibanca bir mahcubiyetle bükülmesin, hiçbir meslektaşımız kendini yalnız ve değersiz hissetmesin diyedir. Ve bunlar sağlanana kadar inatla sürecektir!”

Altınözü’nde ‘da su kuyusunda insana ait kafa tası, çene ve kol kemikleri bulundu

0
!
Altınözü’nde uzun süredir kullanılmayan su kuyusunu tadilat etmek isteyen bir vatandaş  su kuyusunda insana ait olduğu değerlendirilen, kafa tası, çene ve kol kemikleri buldu.
Son Dakika

kemiklerle ilgili inceleme başlattı.

İhbar üzerine bölgeye gelen jandarma ekipleri insana ait olduğu bildirilen kemiklerle ilgili inceleme başlattı.

Bilim Kurulu üyesi Yavuz’dan ‘yeni pik’ uyarısı

0

Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, yeni pikler olabileceğini belirterek kalabalıklardan uzak durulması konusunda uyardı.

Bilim Kurulu üyesi Yavuz'dan 'yeni pik' uyarısı

Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi:

“ETKİLİ AŞILARLA YETERLİ AŞILAMA OLMADAN BİTMEYECEK”

“Ülkemizde aşılama, sağlık çalışanlarının dünyanın hiç bir yerinde görülemeyecek fedakarlığıyla çok iyi gidiyor. Ama salgın bitmedi, etkili aşılarla yeterli aşılama olmadan bitmeyecek, binlerce ölümle sonuçlanan yeni pikler olabilir. Eylül’e kadar, kalabalıklardan uzak durmalıyız”

“Kalabalık düğün, nişan, taziye, toplantı, piknik, yemek, eğlence vs vs dışarıda bile olsa çok riskli. Hele ki ülkemizde de büyük ihtimalle yayılmakta olan delta varyantının bulaşıcılığını düşününce çok daha tehlikeli. Kalabalık ortamda bulunmak zorundaysanız maskenizi çıkarmayın”

Son dakika: Covid-19 tedavisinde yeni ilaç dönemi

0
Türk İlaç ve Rusya’da yerleşik Chromis, Covid-19 tedavisinde kullanılan favipiravir etken maddeli Avifavir isimli ilacın satışı ve üretimi ile ilgili olarak ana ticari ve hukuki hatların belirlendiği çerçeve anlaşma imzalandığını duyurdu.

Şirket açıklamayı KAP’a yaptı.

TÜRKİYE’NİN AŞI TEDARİĞİ 

Çin’den gelen Sinovac aşılarında yaşanan tedarik sorununun ardından Sağlık Bakanlığı, Pfizer/BioNTech’le yeni alım anlaşması yaptı.

Pfizer ve BioNTech’ten yapılan açıklamada, daha önce yapılan anlaşmayla kararlaştırılan 30 milyon dozun üzerine Türkiye’ye 30 milyon dozu opsiyonlu olmak üzere 90 milyon doz ilave aşı tedarik edileceği belirtildi.

Açıklamada, toplamda 120 milyon doz aşının, 2021’de dağıtılmasının beklendiği kaydedildi.

İskenderun’da yapılan uyuşturucu operasyonlarında 10 günde 99 Göz altına alındı , 7 Kişi tutuklandı!

0

Hatay’ın İskenderun ilçesinde uyuşturucu satıcılarına düzenlenen operasyonda 99 kişi göz altına alınırken, 7 kişi de çıkarıldıkları Mahkeme tarafından tutuklandı.

Hatay Valiliği, uyuşturucu tacirlerine yönelik yapılan operasyonla ilgili olarak şu açıklamayı yaptı:

“İskenderun İlçe Emniyet Müdürlüğü görevlileri tarafından 08.06.2021 ile 18.06.2021 tarihleri arasında uyuşturucu satıcılarına ve kullanıcılarına yönelik yapılan çalışmalarda 99 şahıs yakalanmış ve adli işlemler yapılmıştır. Uyuşturucu madde ticaretinden kazanılan 3560 TL paraya el konulmuştur. 1 şahıstan 1 adet hassas terazi, 1 şahıstan 1 adet av tüfeği, 2 şahıstan 2 adet tabanca ve 23 adet fişek, 1 şahıstan 1 adet hırsızlık konusu cep telefonu, 1 şahıstan 1 adet 80 cm boyunda pala ele geçirilmiştir. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan 16 şahıs yakalanarak adli mercilere intikal ettirilmiş, şahıslardan 7 ‘ si tutuklanarak cezaevine teslim edilmiş, 3 yabancı uyruklu şahıs deport edilmiştir.

Ele geçirilen uyuşturucu maddeler; 332,30 gram sentetik kannabinoid, 173 adet captagon, 459,85 gram metamfetamin, 136,17 gram esrar, 54 adet dişi hint keneviri, 0,62 gram eroin, 8,18 gram kenevir tohumu, 6 adet özel reçeteye tabi uyuşturucu hap, 210 adet extacy hap.”

İskenderun’da 4 evde yapılan aramada uyuşturucu madde ile 2 Av tüfeği yakalandı

0

Hatay’ın İskenderun ilçesinde, 4 kişinin evlerinde yapılan aramada, çeşitli uyuşturucu madde ile 2 Av tüfeği yakalandı.

Hatay Valiliğinden yapılan açıklamada, İskenderun NSM Grup Amirliği görevlileri tarafından uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti yapan şahıslara yönelik yapılan çalışmalarda; B. D. isimli şahsın ikamet adresinde yapılan aramada, 162 gram sentetik kannabinoid 85,14 gram metamfetamin, Satışa hazır fişek halinde 1.05 gram esrar, 2 adet av tüfeği, 7 parça muhtelif çeşitlerde tabanca parçaları, 2 adet şarjör, 5 adet av tüfeği fişeği ve 37 adet tabanca mermisi M. U., M.U. ile M. U. isimli şahısların ikamet adresinde yapılan aramada da; 405 gram sentetik kannabinoid, 235 gram sentetik kannabinoid, 736 gram sentetik kannabinoid yapımında kullanılan sıvı halde AMG, 1 adet hassas terazi, 11 adet 7.65 çapında tabanca mermisi ele geçirilirken, İlgili karar gereği suç ve suç unsurlarına el konularak, şahıslara TCK 188’ den dosya açıldığı bildirildi.

HATSU’  tüm borçlarda yapılandırma işlemlerinin başladığını duyurdu.

0

 

 

 

Hatay Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü(HATSU), vadesi 30 Nisan 2021 (bu tarih dahil) tarihinden önceki dönemlere ait olan HATSU’ya yönelik tüm borçlarda yapılandırma işlemlerinin başladığını duyurdu.

 

Vatandaşların 7326 sayılı kanun kapsamında borçlarda peşin ödeme veya taksitlendirme yapma imkanı bulabileceklerini bildiren HATSU, vatandaşlara iki ayda bir ödeme yapabileceği şekilde 6, 9. 12 ve 18 eşit taksitte ödeme kolaylığı sağlanacağına ve peşin ödemelerde %90 faiz indiriminin yapılacağına dikkat çekti.

 

Resmi Gazete’de yayınlanmasıyla yürürlüğe giren yapılandırmada son başvuru tarihinin 31 Ağustos 2021 olduğunu belirten Genel Müdürlük, vatandaşların abone numarası ve kimlik bilgileri ile HATSU hizmet binalarına müracaat ederek işlem yapabileceklerini kaydetti.

 

HATSU, yapılandırılan borçlarda ilk taksidi ödeme tarihinin ise 30 Eylül 2021 olduğunun altını çizerek, ödemeleri anlaşmalı bankalar, PTT şubeleri ve HATSU veznelerinden yapılabileceğini açıkladı.

Eğitim Sen İskenderun şubesi Geçtiğimiz öğretim yılını değerlendiren raporunu kamuoyu ile paylaştı.

0

Eğitim Sen İskenderun şubesi  “2020-2021 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILINDA EĞİTİMİN DURUMU” isimli çalışmasını kamuoyu ile paylaştı.

Eğitim Sen İskenderun şube başkanı Mustafa Ünsal imzası ile açıklanan rapor şöyle:

 Covid-19 pandemisinin gölgesinde başlayan 2020-2021 eğitim öğretim yılı 18 Haziran Cuma günü karnelerin dağıtılmasıyla sona erdi. Covid-19’un pandemi olarak ilan edildiği Mart 2020’den bu yana, dünyanın pek çok ülkesinde sağlık ile birlikte eğitim sorunları öncelikli olarak ele alınmış ve öğrencilerin pandemi sürecinden en az etkilenmesi için tedbir arayışına girilmiştir.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO verilerine göre 31 Mayıs 2021 itibarıyla 210 ülkenin 116’sında okullar tamamen açık, 58’inde kısmen açık, 13’ünde ara tatil, 23’ünde ise kapalıdır. Başka bir ifade ile 210 ülkenin %55’inde okullar tamamen açık, %28’inde kısmen açık, %6’sında ara tatil, %11’inde ise kapalıdır.

UNESCO’nun verilerine göre Covid-19 pandemisi dünyada 1,6 milyardan fazla çocuğun eğitimini etkilemiştir. Bu sayı dünya üzerindeki çocukların yüzde 90’ını ifade etmektedir. Salgından dolayı 10 milyona yakın çocuğun okulu bırakma riski ortaya çıkmıştır. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve UNICEF’e göre Covid-19 salgını sonucunda milyonlarca çocuğun çocuk işçiliğine itilmesi riski artmıştır.

Türkiye’de bir tarafta hem tablete, hem bilgisayara hem de akıllı telefona erişen öğrenciler, diğer tarafta herhangi bir cihaza sahip olmadığı için akşam babasının ya da annesinin eve gelmesini bekleyen ve onun cep telefonundan internete girmeye çalışan hatta evinde televizyonu olmayan olsa dahi kalabalık hanede yaşadığı için televizyon önceliği olmayan öğrenciler bulunmaktadır.

Türkiye 2020-2021 eğitim öğretim yılında iş günü itibariyle okulları en uzun süre kapatan ülkeler arasındadır. Covid-19 salgını tedbirleri kapsamında, TRT EBA, EBA ve canlı dersler kullanılarak uzaktan eğitim yoluyla başlayan 2020-2021 eğitim öğretim döneminde, 15 Şubat’tan itibaren kademeli yüz yüze eğitime geçiş yapılmıştır. 1 Mart’tan itibaren kimi yerde yüz yüze ve kimi yerde uzaktan eğitim şeklinde faaliyetlere devam edilmiş, alınan tam kapanma tedbirleri kapsamında ise 29 Nisan-17 Mayıs arasında uzaktan eğitim uygulanmıştır.

Okul öncesi, özel eğitim merkezleri ile 8 ve 12. sınıfların destekleme ve yetiştirme kurslarında, 17 Mayıs’tan itibaren yüz yüze eğitime geçilmiş, diğer kademelerde ise 1 Haziran Salı gününe kadar uzaktan eğitime devam edilmiştir. Tüm ilkokullar ve okul bünyesindeki ana sınıflarında haftada 2 gün, köy ve seyrek nüfuslu yerleşim yerlerindeki okullarda ise haftanın 5 günü tam zamanlı yüz yüze eğitim ise 1 Haziran itibarıyla başlatılmıştır. Covid-19 ile mücadele sürecinde hazirana ilişkin kademeli normalleşme kapsamında, Türkiye genelinde ortaokul ve liselerde 8 Haziran’da yüz yüze eğitime geçilmiştir.

MEB, pandemi nedeniyle okulların kapatıldığı dönem için, yaz döneminde belirli bir süre telafi eğitimi yapılacağını, öğrencilere uzaktan eğitim sürecinde kapsanan konulardan not verilmeyeceğini açıklamıştır. Telafi eğitimi için öğretmenlerin yaz döneminde çalışmalarına hukuki zemin oluşturmak için 15/04/2020 Tarih 7243 Sayılı Kanunun 24 üncü Maddesi ile “İlçe, il veya ülke genelinde genel hayatı etkileyen salgın hastalık, doğal afet, elverişsiz hava koşulları gibi nedenlerle eğitim ve öğretim faaliyetinin iki haftadan fazla süreyle yapılamaması halinde uygulanacak telafi programlarının ders yılı içerisinde tamamlanamadığı durumlarda yaz tatilinde yapılacak eğitim ve öğretim faaliyetleri nedeniyle Milli Eğitim Bakanlığınca öğretmenlerin izinleri kısaltılabilir. Bu durumda öğretmenlerin izinleri bir aydan az olamaz.” hükmü getirilmiştir.

Örgün eğitimin bütün kademelerinde yer alan öğrencilerimiz 16 ay boyunca akademik, sosyal, psikolojik, fiziksel kayıplar yaşamanın yanı sıra ciddi düzeyde öğrenme ve beceri kayıpları yaşamıştır. MEB’in öğrencilerimizin yaşadığı kayıpları “Telafide ben de varım” sloganı ile telafi etmesi mümkün görünmemektedir.

UZAKTAN EĞİTİM EĞİTİME ERİŞİMDEKİ EŞİTSİZLİK VE ADALETSİZLİKLERİ DERİNLEŞTİRMİŞTİR

 

Türkiye’de yıllardır temel bir sorun olan bölgeler, iller,  ilçeler, mahalleler hatta okullarda ve okul içindeki şubeler arasında yüz yüze eğitime erişimde bile hem nitelik hem de nicelik olarak ciddi farklılıklar olduğu bilinmektedir. Salgın süreci ile birlikte eğitimde var olan mevcut eşitsizlikler ve adaletsizlikler daha da derinleşmiştir.

Pandemi riskine karşı uzaktan eğitime geçilmesi ile kamusal bir hizmet olan ve her çocuğun eşit bir şekilde faydalanması gereken eğitim hakkına ulaşmak güçleşmiştir. Özellikle düşük gelirli ve yoksul aile çocukları ile mevsimlik tarım işçiliği yapan çocuklar normal koşullarda bile eğitim olanaklarından yeterince yararlanamazken, uzaktan eğitim ile birlikte her çocuğun ulaşabileceği bilgisayar, internet gibi teknolojik araçlarının olmaması, çocukların eğitim sisteminden dışlanmalarına yol açmıştır. Örgün eğitimin her kademesinde öğrencilerimiz akademik, sosyal, psikolojik, fiziksel kayıplar yaşamanın yanı sıra ciddi düzeyde öğrenme ve beceri kayıpları yaşamıştır.

Pandeminin ilk aylarında uzaktan eğitimden kopan çocukların sayısı 6 milyon civarındayken MEB Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü’nün son açıklamasına göre, 21 Eylül 2020- 30 Nisan 2021 tarihleri arasında ancak 12 milyon 805 bin öğrenci EBA’yı etkin biçimde kullanmıştır. Zorunlu eğitime kayıtlı öğrenci sayısı 18 milyon 241 bin 881’dir. Bu veriden özel okul öğrencileri çıkarıldığında, 4 milyonu aşkın öğrencinin hem uzaktan eğitimden, hem de yüz yüze eğitimden uzak kaldığını söylemek mümkündür. Uzaktan eğitime katılan öğrencilerin yüzde 60’ının dersleri yalnızca cep telefonundan izleyebilmesi ve öğrencilerinin derslere katılım sürekliliğine ilişkin bilgi bulunmaması eğitime erişemeyen öğrenci sayısının çok daha yüksek olması ihtimalini güçlendirmektedir.

Yüz yüze eğitime kıyasla çok daha sınırlı olan uzaktan eğitimde ve canlı derslerde, örgün eğitimde uygulanan müfredatın bire bir aynısının verilmesinde neden ısrar edildiğini anlamak mümkün değildir. Eğitim müfredatında herhangi bir seyreltme ve azaltma yoluna gidilmemiş, yüz yüze eğitime göre hazırlanan müfredatın sınırlı süre içinde verilmesi mümkün olmamıştır. Müfredatla paralel olarak ders kitapları da uzaktan eğitime uygun olmadığından canlı derslerde normal ders kitaplarının kullanılması ciddi sorunları beraberinde getirmiştir. Etkileşimli kitapların yokluğu, uzaktan eğitime uygun basılı ve dijital materyallerin yetersizliği gibi sorunlar süreci daha da zorlaştıran etkenler olmayı sürdürmüştür.

Gerek canlı derslerin planlamasında, gerekse EBA TV yayınlarında çocukların sosyal-toplumsal gelişimine, bireysel ilgi ve yeteneklerine yönelik çalışmalara yeterince yer verilmemiştir. Spor, sanat, müzik ve beden dersleri yok sayılmıştır. Okuldan uzak kalan öğrencilerin sosyalleşme ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik çalışmaların yetersizliği, pedagog desteği sağlanmaması, gelişim çağındaki çocukların bu süreçte zarar görmesine neden olmuştur.

Eğitim Sen, uzaktan eğitimi kriz dönemlerinin “acil uzaktan eğitimi” olarak geçici ve görece destekleyici bir öğretim yaklaşımı olarak görmekte ve değerlendirmektedir. Sendikamızın eğitime dair temel yaklaşımı “yüz yüze eğitimin esas olduğu”, acil uzaktan eğitimin ise kriz durumlarında, acil durumlarda öğrencileri uzaktan destekleyecek ve güçlendirecek bir öğretim yaklaşımı olduğu yönündedir. 2020-2021 eğitim öğretim yılı boyunca yaptığımız çalışmalar ve araştırmamızın bulguları da bu görüşümüzü desteklemektedir.

2020-2021 eğitim öğretim yılının ikinci yarısında eğitim kademelerine göre yaptığımız ve kamuoyu ile ayrıntılarını paylaştığımız bütün araştırmalar, Türkiye’de ilköğretim ve ortaöğretim düzeyinde sürdürülmekte olan uzaktan eğitimin yeterli ve etkili biçimde sürdürülemediğini, öğretmenlerin uzaktan eğitime ilişkin yargılarının oldukça olumsuz olduğunu göstermiştir.

 

 

Uzaktan öğretme sürecinde ortaya çıkan kayıplar her öğrencide farklı düzeyde yaşanmıştır. Yoksul ailelerimizin çocuklarında, mülteci çocuklarda,özel eğitime ihtiyaç duyan çocuklarımızda öğrenme ve beceri kayıpları çok daha yüksektir. Her bölge, il ve ekonomik düzeye göre, tüm okullarda ayrı ayrı çalışma ekipleriyle bu kayıpların düzeyinin tespit edilmesi ve bilimsel veriler ışığında kapsamlı, uzun vadeli bir telafi programının hazırlanması gerekmektedir.

 

 ‘UZAKTAN EĞİTİM’ SÜRECİNDE EĞİTİM EMEKÇİLERİNİN YAŞADIĞI SORUNLAR

 

Pandeminin başlangıcından bu yana geçen sürede MEB alınması gereken tedbirler konusunda eğitim emekçilerinin ve eğitim bileşenlerinin talep ve önerilerine kulaklarını tıkamıştır. Okullarda görev yapan tüm çalışanların risk altında olduğu, bu nedenle kadrolu, sözleşmeli, ücretli öğretmen, memur, hizmetli ayrımı olmaksızın tüm eğitim camiasının derhal aşılama çalışmasına başlanması yönündeki çağrılarımız karşılık bulmamış, futbolculardan ve turizm çalışanlarının aşılanmasına gösterilen özen eğitim emekçilerine gösterilmemiştir. Bu duyarsızlığın bedelini çok sayıda eğitim ve bilim emekçisi hayatını kaybederek ödemiştir. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği İSİG Meclisi, pandemi süresince en az 157 öğretmen ve idari personelin yaşamını yitirdiğini açıklamıştır. Özellikle eğitim emekçilerinin aşılama sürecinin gecikmesi, çok sayıda meslektaşımızın hayatını kaybetmesine neden olmuştur.

Türkiye’de uzaktan eğitim süreci, eğitim ve bilim emekçilerinin emeği ve yoğun çabası eşliğinde hayata geçirilmiştir. Eğitim ve bilim emekçileri, evlerini fiilen okul haline getirmiş, bilgisayar, internet erişimi, öğretim materyalleri gibi araçlar bireysel çabalarla sağlanmış veya satın alınmıştır. Yasalarla tanımlanmış sekiz saatlik çalışma süresi öğrencileri ve velileri desteklemek üzere daha uzun saatlere, akşam saatlerine ve hafta sonlarına kadar uzamıştır.

Okul çağında çocukları olan eğitim ve bilim emekçileri evde sessiz bir yer bulmak için büyük özverilerde bulunarak çalışmalarını sürdürmüştür. Bu çabalara karşın, özellikle kadın emekçilerin yoğun ev içi emeği, eğitim alanının genel görünmezliği durumunun uzantısı olarak daha da görünmez kılınmıştır.

Eğitim ve bilim emekçilerinin evdeki emek süreci ve karşılaştığı güçlükler hakkında bir çalışma yapmayan MEB, bu görünmezlik algısıyla öğretmenlere eğitim ve deneyimlerinin dışında kalan işler vermek gibi uygulamalara girişmiştir. Öğretmenlerimiz hafta içi uzaktan eğitim derslerini gündüz saatlerinde işlemekle birlikte, bir yandan saat 18.00’den sonra ve cumartesi günleri uzaktan eğitim dersleri için yoğun hazırlık ve ders uygulaması yapmak zorunda kalmıştır. Gece saatlerine veya hafta sonu günlerine canlı dersler konulmakta, öğretmenlerin kişisel yaşamı ihlal edilmekte, tatil günleri yok sayılmaktadır. Esnek çalışma, kuralsız çalışmaya döndürülmüştür.

Kamuda evden çalışma, dönüşümlü çalışma, uzaktan çalışma vb. gibi uygulamaların başlaması, eğitim ve bilim emekçileri açısından önemli tehditleri de beraberinde getirmiştir. Eğitim emekçileri bazı illerde pandemi gerekçesiyle ‘geçici görevlendirme’ ile zaman zaman polis kontrol noktalarında ateş ölçmek ya da kalabalık yerlerde bilgilendirme broşürleri dağıtmak için görevlendirilmiştir. Farklı illerde, eğitim emekçilerinin filyasyon ekiplerinde ya da çağrı merkezlerinde çalışmak için görevlendirildiği görülmüştür. Bu tür uygulamaların çoğu sendikamızın ve kamuoyunun tepkisi üzerine iptal edilmiştir.

Pandemi sürecinde eğitim alanında hayata geçirilmeye çalışılan esnek çalışma ve angarya uygulamaları salgın sürecinde sadece çalışma biçimlerinin değil, iş ve görev tanımlarının da ihtiyaca göre esnekleştirilmeye çalışıldığını göstermiştir. Milli Eğitim Bakanlığı, eğitimde esnek çalışma uygulamalarının (evden çalışma, telafi çalışması vb.) kalıcı hale getirilmesi için hazırlıklar yapmayı sürdürmektedir.

Pandemi sürecinde seyreltilmiş sınıflarda yüz yüze eğitim kararı alınmasına rağmen gerekli öğretmen ve yardımcı personel atamalarının yapılmamış olması, hem öğrencileri hem de eğitim emekçilerini mağdur etmiştir. Bazı okullarda yeterli sayıda öğretmen bulunmadığından, ücretli öğretmenler görevlendirilmediğinden, tek sınıf öğretmenine birden fazla sınıf tanımlanmıştır. Okulların büyük bölümünde yeterli yardımcı personel olmaması eğitim öğretim hizmetlerinin aksamasına neden olmuştur. Okullarda, işyerlerinde, il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerinde çalışan eğitim emekçileri sağlıksız ortamlarda çalışmak zorunda bırakılmıştır.

Yüz yüze eğitime kıyasla çok daha sınırlı olan uzaktan eğitimde ve canlı derslerde, örgün eğitimde uygulanan müfredatın aynısı verilmeye çalışılmış; müfredatta bir seyreltme ve azaltma yoluna gidilmemiştir. Müfredatla paralel olarak ders kitapları da uzaktan eğitime uygun olmadığından canlı derslerde normal ders kitaplarının kullanılması sorun yaratmıştır. Uzaktan eğitime uygun basılı ve dijital materyallerin yetersizliği gibi sorunlar öğretmenlerin işini zorlaştıran başlıca etkenler olmuştur.

Öğretmenlere hem uzaktan eğitimi uygulamak, hem de uzaktan eğitimde kullanılacak materyal geliştirme konusunda yeterince destek sağlanmamış olması, 2020-2021 eğitim öğretim yılının büyük ölçüde kayıp bir dönem olmasına neden olmuştur. Bu kayıp dönemin nasıl telafi edileceği ya da telafi edilip edilemeyeceği konusunda hiç de iç açıcı bir tablo bulunmamaktadır.

 

2020-2021 eğitim öğretim yılında eğitim alanında yaşanan gelişmeler, MEB’in eğitimin yapısal sorunlarına yönelik somut ve çözüme dayalı politikalar geliştirmek için gerekli adımları atmaktan geri durduğunu göstermiştir.

Kamusal eğitim,bir bütün olarak devletin ekonomik ve demokratik talepleri karşılamasını, eğitim hizmetinin herkes için eşit, parasız, nitelikli ve ulaşılabilir olmasını ifade eden bir kavramdır. Bir ülkede herkesin eşit koşullarda yararlanabileceği bir eğitim hakkından bahsedebilmek için eğitimin fiziksel ve ekonomik yönden de erişilebilir olması gerekir. Eğitime erişim hakkını düzenleyen her türlü ulusal/uluslararası yasa/sözleşme, devletlere bu hakkın ayrım yapılmaksızın sağlanması yükümlülüğünü getirmektedir.

Sahil Güvenlik Komutanlığından Vali Doğan’a 39. Yıl Ziyareti

0

Hatay Valisi  Rahmi Doğan,  Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın 39. kuruluş yıldönümü dolayısıyla İskenderun Sahil Güvenlik Grup Komutanı Sg. Kd. Bnb. Oğuz Emre Çiçek’i ve beraberindeki heyeti makamında kabul etti.

 

Valilik Makamında gerçekleşen kabulde Vali Doğan, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın 39. kuruluş yıldönümünü kutladı.

Vali Doğan, yasa dışı göç ve kaçakçılıkla mücadele, yasa dışı su ürünleri avcılığı ve deniz kirliliği ile mücadele, stratejik öneme haiz tesislerin korunması, arama kurtarma gibi kritik görevleri de ifa ederek mavi vatanımızın en büyük güvencesinden biri olan Sahil Güvenlik Komutanlığı mensuplarına görevlerinde başarılar diledi.

İskenderun Sahil Güvenlik Grup Komutanı Sg. Kd. Bnb. Oğuz Emre Çiçek ise nazik kabullerinden ve iyi dileklerinden dolayı Vali Doğan’a teşekkür etti.

HBB Fen İşleri Daire Başkanlığı ekipleri, hafta sonu Arsuz, Belen ve İskenderun’da yoğun mesai harcadı.

0

 

 

 

 

Hatay Büyükşehir Belediyesi, altyapı ve üstyapı sorunlarını ortadan kaldırmak için il genelinde yürüttüğü çalışmalara devam ediyor.

HBB Fen İşleri Daire Başkanlığı ekipleri, hafta sonu Arsuz, Belen ve İskenderun’da yoğun mesai harcadı.

HBB ekipleri, Arsuz’da 4, Belen’de 2 ve İskenderun’da 6 farklı mahallede, toplam 12 noktada çalışmalarını eş zamanlı gerçekleştirdi.

 

Büz döşemeden yol bakım ve onarıma, reglajdan dere temizliğine kadar farklı çalışmalar yürüten HBB ekipleri, koordineli çalışmalara devam edeceklerini ifade etti.

Fırat:”Altın 1,5 ayın en düşüğünde “

0

İskenderun kuyumcular odası başkanı yaptığı değerlendirmede altın 1.5 ayın en düşük seviyesinde işlem görüyor dedi

Fırat Açıklamasında şu değerlendirmelerde bulundu:

“Altın fiyatları, geçen hafta Mart 2020’den bu yana en büyük düşüş ile Mayıs ayındaki tüm kazançlarını silerken 30 Nisan’dan bu yana en düşük seviyede bulunuyor. Gram altın ise 500 TL sınırında. Ons altın günlük ve haftalık periyodda ortalamaların altında seyrediyor. Görünüm zayıf ve uzun pozisyonlar riskli olabilir. 1760 seviyesi yakın destek olarak izleniyor. 22 haftalık ortalamaya denk gelen 1793 seviyesi altında kısa pozisyonlar korunabilir. Bu seviyenin üzerine yükseliş gerçekleşmeden alım yönlü pozisyonlara temkinli yaklaşmakta fayda var. Yukarı yönlü hareketlerde 1775 direnci geçilemediği sürece sarı metalde satış baskısının artması beklenebilir. Bu durumda 1755 ve 1732 seviyeleri test edilmek istenebilir. Alımların kuvvetlenmesi durumunda ise 1775 noktasının ardından 1798 seviyesi direnç noktası olarak karşımıza çıkabilir. Yorumlamış olduğum altın piyasa değerlendirmesi tahminler üzerinedir. Altının açılışı 502 TL çeyrek altın 830 TL den işlem görüyor.”