Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki protokol neticesinde hayata geçirilen, “Romanların Yoğun Olarak Yaşadığı Yerlerde Sosyal İçermenin Desteklenmesi Operasyonu” (SİROMA) projesi kapsamında, kentimizde ilk olma özelliğini taşıyan Roman Festivali düzenlendi.
Festivalin gerçekleştiği Emek Mahallesi’ndeki semt pazarında toplanan Roman vatandaşlar, burada açılan sepet işleme, taş mozaik süsleme ve ebru sanatı stantlarını gezdi. Çocuklar burada ebru sanatı yapıp, oluşturulan eğlence parkurlarında vakit geçirdi. Roman vatandaşlardan oluşan müzik grubunun sahne almasıyla da vatandaşlar oynayarak müziğe eşlik etti.
Hatay Milli Eğitim Müdürü Kemal Karahan, yaptığı açıklamada, proje kapsamında Türkiye’deki 12 kentin pilot il olarak seçildiğini ve bunların içerisinde Hatay’ın da bulunduğunu aktardı. Kendilerinin de projenin eğitim ayağında yer aldıklarını belirten Karahan, “Roman vatandaşlarımızın en büyük sorunu meslek sorunuydu, bu alanda kurslar verdik. Örneğin sabun yapımı kursları verdik, bunların da ötesinde bağımlılıkla mücadeleyle ilgili eğitici çalışmalarda bulunduk. Uzun sürede inşallah bunun meyvelerini alacağız. Buradan tüm Roman vatandaşlarımızı eğitime önem vermelerini istiyoruz ve çocuklarını okula göndermeye devam etmelerini istiyoruz” dedi.
Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdür Yardımcısı Sebahattin Büyüktelli de SİROMA projesinin Roman vatandaşların topluma daha sağlıklı uyum sağlaması için gerçekleştirildiğini söyledi. Projenin 2015 yılında başladığını ve eylül ayında sona ereceğini aktaran Büyüktelli, “Roman vatandaşlarımızın istihdam, sağlık ve sosyal hizmet alanında topluma daha çok katılımının sağlaması amaçlanan projeye, teknik olarak Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı destek vermekte” dedi.
Roman Festivali düzenlendi
ANTAKYA BELEDİYESİ 17 ADET BÜFEYİ AYRI AYRI KİRAYA VERECEK
Antakya Belediyesi şehir esnafını kalkındırma noktasında önemli çalışmalara devam ediyor. Bu kapsamda 15 Temmuz Milli İrade Parkı (Eski DSİ Parkı) yanında inşa edilen “Turizm Kültür ve Sanat Sokağı” yöresel ürünlerin satışına yönelik hazırlanan dükkanlar ile sahiplerini bekliyor. Şehrin yeni cazibe merkezi haline gelmek üzere hazırlanan sokak Antakya’nın turizmine de büyük katkı sağlayacak.
Antakya Belediyesi, Antakya’nın yeni cazibe merkezi haline gelecek olan 15 Temmuz Milli İrade Parkı (Eski DSİ) ile şehir Stadyumu arasındaki “Turizm, Kültür ve Sanat Sokağında” bulunan mülkiyeti Antakya Belediyesi’ne ait toplam 17 adet büfenin, 2886 sayılı kanunun 45. Maddesi uyarınca açık teklif usulü ile 3 yıllık sürelerle ayrı ayrı kiraya verileceğini bildirdi.
Kiralama ihalesinin 4 Temmuz 2017 Salı günü saat 10.00 da başlayacağı, Antakya Belediyesi Encümen Toplantı Salonu’nda (Ana Hizmet Binası) yapılacağı vurgulandı.
İsteklilerin, ihaleye ilişkin şartnameyi Antakya Belediyesi Emlak ve İstimlak Müdürlüğü’nden ve www.antakya.bel.tr adresinden bedelsiz görebileceği ve ihaleye girebilecekleri belirtilirken, taşınmaz mal kira şartnamesini Antakya Belediyesi Emlak ve İstimlak Müdürlüğü’nden 100,00TL. (Yüz Türk Lirası) ücret karşılığında satın alabilecekleri ifade edildi.
OP. DR. ESEN ÇAĞŞAR YENİDEN GELİŞİM’DE
Özel İskenderun Gelişim Hastanesi, uzman kadrosunu güçlendirmeye devam ediyor
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Esen Çağşar, Özel İskenderun Gelişim Hastanesi’nde hasta kabulüne başladı.
Kısa bir süreliğine İstanbul’da görevini yürüten İskenderun’un tanınmış uzmanlarından Op. Dr. Esen Çağşar, tekrar Özel İskenderun Gelişim Hastanesi bünyesinde hizmet vermeye devam edeceği için mutlu olduğunu dile getirdi.
Op. Dr. Esen ÇAĞŞAR kimdir?
Op. Dr. Esen Çağşar, 1970’te İskenderun’da doğdu. 1993 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. 1999 yılında İzmir Ege Doğumevi ve Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden uzmanlığını aldı. 1999-2010 yılları arasında İskenderun Doğum Evi Hastanesi’nde çalıştı. 2010- 2015 Özel İskenderun Gelişim Hastanesi’nde görevine devam etti. 2016- 2017 İstanbul Medical Park Hastanesi’ndeki görevinin ardından tekrar, Özel İskenderun Gelişim Hastanesi ailesine katıldı.
Patates Çiftçinin Yüzünü Güldürdü
Hatay’ın Reyhanlı İlçesi’nde hasadına başlanan patates, çiftçinin yüzünü güldürdü.
Reyhanlı Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Başkan Yardımcısı Mahmut İri, üreticinin geçen yıl zarar etmesi nedeniyle, bu yıl ekim alanlarının azaldığını söyledi. Mahmut İri, geçen yıl 20-30 kuruş olan kilo fiyatının bu yıl 80-90 kuruşa yükseldiğini belirterek “Reyhanlı’da 18 bin dekar alanda patates hasadı devam ediyor. Dekar başına ortalama 4 ton ürün alınıyor” dedi. İri, şöyle devam etti: “Ürün fiyat ve rekolte açısından daha iyi durumda. İç piyasanın yanı sıra başta körfez ülkeleri olmak üzere Rusya ve Gürcistan’a ihraç ediliyor. Patates geçen yıla göre bu yıl üreticisinin yüzünü güldürdü. Gelecek sezon için daha da umutluyuz.”
FİLM; The Bye Bye Man
Vizyon tarihi 7 Temmuz 2017 (1s 37dk)
Yönetmen Stacy Title
Oyuncular: Douglas Smith, Lucien Laviscount, Doug Jones devamı
Tür Korku, Gerilim
Ülke ABD
Özet ve Detaylar
Wisconsin’de üç üniversite öğrencisinin eski bir eve yerleşir. Bu dakikadan sonra başlayan olaylar zinciri, akla hayale gelmeyen aksiyonların başlangıcıdır. Önemli olan bu korkunç olaylara sebep olan şeyin ne olduğundan ziyade, kim olduğudur.The Bye Bye Man’in varlığından bir kere haberdar olmak, onun lanetiyle baş başa kalmak için yeterlidir. Varlığına inanan herkese sahip olan The Bye Bye Man’den birazcık da olsa korunabilmenin tek yolu, ondan bahsetmemek, onu düşünmemek ve ondan korkmamaktır…
Yönetmenliğini Stacy Title’ın yaptığı ve senaristliğini Robert Damon Schneck ile Jonathan Penner ikilisinin kaleme aldığı filmin başrolünde ise Douglas Smith, Lucien Laviscount ve Cressida Bonas yer alıyor.
KİTAP;Kara Nehir
Coal River
Ellen Marie Wiseman
Arkadya Yayınları
Kategoriler
Edebiyat / Roman
Katkıda Bulunanlar
Çevirmen Dilek Parsadan
Editör Dilek Parsadan, Yasemin Büte
Kitabın Tanımı
İs kokan çocukların sessiz çığlığını duyabiliyor musunuz?
İçimdeki çocuğun umudunu kırarsam bir daha ayağa kalkamam biliyorum. Renklerin yok olduğu, is kokan bu madenci kasabasına daha çok küçükken gelmeyeceğime dair yemin etmiştim. Ama şimdi 1912 yılının haziran ayında tamamen kimsesiz ve ıssızım, dahası olmaktan korktuğum yerdeyim. Yanlarında kalmak zorunda olduğum insanların gözünde uğursuz bir sığıntıyım belki de…
Kara Nehir… Bu kasabanın adı bile tüylerimi diken diken etmeye yetiyor. Küçücük çocukların okul yerine çalışmak için maden ocağına gitmesi beni kahrediyor. Bir avuç kömür, bir lokma ekmek için o küçücük bedenlerin yok olması, annelerin döktüğü gözyaşları içimi acıtıyor. En kötüsü de ne biliyor musunuz? Baktığım her çaresiz yüzde kaybettiğim erkek kardeşimi görüyorum. Neden beni kurtarmadın diyor sanki…
Artık bundan kaçışım yok, sustuklarımı dile getirme vakti geldi. Ben, Emma Malloy, tek başına da kalsam kömür tozunu hava diye ciğerlerine çeken o küçük çocuklar için mücadele edeceğim. Belki de yıllar önce solan vicdanımın çiçekleri yeniden açar. Belki de ıssız yanım bir aşkın şefkatiyle hayat bulur, kim bilir…
Ellen Marie Wiseman’ın kaleminden dökülen Ardımda Kalanlar ve Erik Ağacı’ndan sonra şimdi de Kara Nehir ile tarihin gerçek ve bir o kadar yürek burkan yüzüyle tanışmaya hazır olun. Küçük bir cesaret kırıntısının ve umudun ne yaralar kapatacağını gözyaşlarıyla okuyacaksınız…
ADET DÜZENSİZLİKLERİNİ CİDDİYE ALIN
Kadın sağlığının konularından birisi olan adet düzensizlikleri pek çok nedene bağlı olarak ortaya çıkabiliyor. Medical Park Fatih Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum bölümünden Op. Dr. Hurşide Cevlan da kadınların en sık yaşadığı sorunlardan birinin adet düzensizliği olduğunu belirterek, konuyla ilgili önemli bilgiler verdi.
Adet, yani regl; rahim içi dokusunun gebelik gerçekleşmediğinde vücuttan dışarı düzenli olarak atılmasıdır. Adet kanamaları kadın üreme döngüsünün bir parçasıdır. Medical Park Fatih Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum bölümünden Op. Dr. Hurşide Cevlan, ergenlikte başlayan adetin menopoza kadar devam ettiğini belirterek, adet döngüsü olarak adlandırılan iki adet dönemi arasının 21 ila 35 gün arasında, ortalamada 28 gün olduğunu kaydetti. Cevlan, farklı nedenlerle ortaya çıkabilen adet düzensizlikleri hakkında şunları söyledi;
ERGENLİK VE MENOPOZA YAKLAŞTIKÇA…
Adetlerin düzene girmesi iki yılı bulabilir. Ergenlikten sonra kadınların çoğunda adetler düzenli şekilde gelmeye başlar. Adet kanaması normalde ortalama 5 gün olmak üzere, iki ila yedi gün arasında sürer. Ancak bazı kadınların adetleri düzensiz gelir. Düzensizlik adetler arasındaki sürede, kanamanın miktarında ve devam ettiği sürede gözlemlenebilir. Adet düzeni doğum kontrol yönteminin değiştirilmesi nedeniyle de bozulabilir. Ayrıca adetleri düzenleyen östrojen ve progesteron hormonlarındaki dengesizlik nedeniyle de adet düzeni bozulabilir. Hormonlardaki dengesizliğin ise birçok nedeni vardır. Adet düzensizliği ergenlikte ve menopoza yaklaşırken sık görülür. Bu zamanlarda genellikle tedaviye gerek duyulmaz.
YÜZMEYE ENGEL YOK
Adet dönemlerinde denize girmenin sakıncalı olduğuna dair yaygın inancın tıbbi bir temeli bulunmuyor. Adetliyken denize girmek mümkün. Yüzerek adetten kesilmezsiniz, kanınız pıhtılaşmaz ya da karnınız ağrımaz.
STRES BİRİNCİ NEDEN OLABİLİR
Adet düzensizliklerinin en temel nedenleri şöyledir;
Stres,
Doğum kontrol hapları,
Uterin polipleri ya da miyomları,
İltihaplı pelvik hastalığı,
Polikistik over sendromu,
Prematüre yumurtalık yetmezliği,
Aşırı kilo alma ya da kilo verme,
Aşırı egzersiz,
Rahim kanseri,
Tiroid hastalığı,
Şeker hastalığı,
Karaciğer sirozu,
Hamilelik komplikasyonları,
Östrojen takviyeleri,
Kan inceltici ilaçların kullanımı,
Doğum kontrolü için spiral kullanımı,
Anti-depresanlar,
Östrojen ya da progesteron dengesizliği,
BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ?
Adet kanamasının normal periyodunun dışında olması: Adet kanamalarının beklenenden önce olması “polimenore”, beklenilen ay döneminden sonra olması “oligomenore” olarak adlandırılır. Adet arası kanamalar ise “metroraji” (ara kanama) olarak bilinir.
Adetlerin pıhtılı olması: Adetlerin normalde fazla olması “hipermenore” olarak tarif edilir. Adetlerin pıhtılı şekilde olması da normalden fazla olduğunu yani hipermenore durumunu gösterir. Çünkü normalde adet kanı içinde pıhtı hücreleri olmadığından adet kanı pıhtılaşmaz.
Adetlerin ağır ve sancılı olarak geçmesi: Adetlerin yoğun şekilde ağrılı geçmesine “dismenore” adı verilir. Dismenorenin organik veya organik olmayan pek çok sebepleri vardır.
Adetlerin normalden uzun sürmesi: Normalde adet kanaması 2 ile 8 gün arasında sürer ve kesilir. Reglin 8 günden uzun sürmesi “menoraji” olarak tarif edilir ve normal değildir.
30 HAZİRAN TARİHTE BUGÜN
30 Haziran
Olaylar
1859-Fransız akrobat Charles Blondin, Niagara Şelalesi’ni ip üstünde geçti.
1882-Amerika Birleşik Devletleri’nin 20. başkanı James Garfield’i öldüren Charles Guiteau asılarak idam edildi.
1905-Albert Einstein Hareketli Cisimlerin Elektrodinamiği isimli makalesini yayımlayarak özel görelilik kuramını ortaya atmış oldu.
1908-Tunguska olayı gerçekleşti.
1912-Saskatchewan’da meydana gelen kasırga 28 kişinin ölümüne yol açtı.
1934-Adolf Hitler’in rakipleri olan 85 üst düzey SA elemanını SS subaylarına katlettirdiği Uzun Bıçaklar Gecesi harekatı başladı.
1936-Tüm zamanların en çok satan romanlarından Rüzgar Gibi Geçti yayımlandı.
1936-Etiyopya İmparatoru Haile Selassie, Mussolini’nin ülkesini işgal etmesi üzerine Milletler Cemiyeti’nde bir konuşma yaparak yardım talebinde bulundu.
1939-Hatay’ın Türkiye’ye katılması oy birliğiyle onaylandı.
1921-Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu (Himaye-i Etfal Cemiyeti), kuruldu.
1941-II. Dünya Savaşı: Barbarossa Harekâtı – Nazi Almanyası Ukrayna’nın Lviv kentini aldı.
1953-Chevrolet’nin Corvette modeli Flint, Michigan’daki tesislerde üretildi.
1956-İki Amerikan yolcu uçağı, Arizona’da Grand Canyon üzerinde havada çarpıştı: 128 kişi öldü.
1960-Belçika Kongosu, Belçika’dan bağımsızlığını kazandı.
1965-Samsunspor kuruldu.
1969-Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı, Batman’ın Kuzey Magrip bölgesinde petrol buldu.
1970-Türkiye’de haşhaş ekimini sınırlayan kararname, Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi.
1971-Rus uzay aracı Soyuz 11 hava depolarında meydana gelen arıza sebebiyle infilâk etti.
1985-Kaçırıldıktan sonra Beyrut’ta 17 gün tutulan yolcu uçağındaki 39 Amerikalı rehine serbest bırakıldı.
1990-Doğu Almanya ve Batı Almanya ekonomilerini birleştirme kararı aldı.
1997-Birleşik Krallık, Hong Kong’un idaresini Çin Halk Cumhuriyeti’ne bıraktı.
1997-J. K. Rowling’in kaleme aldığı Harry Potter serisinin ilk kitabı basıldı.
2002-Brezilya, FIFA Dünya Kupası’nı kazandı.
2005-İspanya’da eşcinsel evlilik yasallaştı.
Tarihte Bugün Doğanlar
1789-Horace Vernet, Ressam ve grafik sanatçısı (ö. 1863)
1906-Anthony Mann, ABD’li sinema yönetmeni ve oyuncu (ö. 1967)
1903-Dhuru Alhdimiri,Hint zoolog
1917-Susan Hayward, ABD’li sinema oyuncusu (ö. 1975)
1928-Orhan Boran, Türk radyo ve televizyon sunucusu ve aktör.
1942-Şener Kökkaya, tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu, sahne amiri, yönetmen
1942-Robert Ballard, denizbilimci
1959-Vincent D’Onofrio, oyuncu
1963-Yngwie J. Malmsteen, İsveçli gitarist
1966-Mike Tyson, ABD’li boksör
1969-Uta Rohlander, Alman atlet
1973-Devrim Saltoğlu, Türk oyuncu
1973-Şevket Çoruh, Türk oyuncu
1973-Ümit Davala, Türk futbolcu
1974-Orhan Baltacı; Doğuş adıyla tanınan Türk müzisyen.
1975-Ralf Schumacher, Alman Formula 1 pilotu.
1980-Nourdin Boukhari, Fas ve Hollanda vatandaşı futbolcu.
1982-Büşra Pekin, Türk tiyatro ve dizi oyuncusu.
1983-Katarzyna Skowronska, Polonyalı voleybolcu
1983-Ebru Polat, Türk pop sanatçısı
1985-Michael Phelps, Birleşik Amerikalı yüzücü
1985-Cody Rhodes,ABD’li güreşci
Tarihte Bugün Ölenler
350-Nepotianus, Romalı isyancı
1579-Sokullu Mehmet Paşa, Osmanlı sadrazamı (d. 1505)
1649-Simon Vouet, Fransız ressam ve dekoratör (d. 1590)
1946-Nikolay Morozov, Rus bilim adamı ve Yeni Kronoloji’nin kurucusu (d. 1854)
1948-Prens Sabahattin, siyasetçi ve düşünür (d.1877)
1966-Giuseppe Farina, İtalyan otomobil yarışçısı (d. 1906)
1967-Yavuz Abadan, Türk hukukçu (d. 1905)
1971-Viktor Patsayev, Soyuz uzay aracının kozmonotlarından biri. (d. 1933)
1971-Georgi Dobrovolski,Soyuz uzay aracının kozmonotlarından biri. (d. 1928)
1971-Vladislav Volkov,Soyuz uzay aracının kozmonotlarından biri. (d. 1935)
1995-Georgi Beregovoi, Sovyet kozmonot (d. 1921)
2001-Chet Atkins, ABD’li gitarist ve müzik yapımcısı (d. 1924)
2007-Ingmar Bergman, İsveçli film yönetmeni (d. 1918)
2007-Michelangelo Antonioni, İtalyan film yönetmeni (d. 1912)
2011-Vasfi Uçaroğlu, Türk baterist, orkestra şefi.
SİNEK SAVAŞLARINDA SON PERDE
Sinek ve Bilumum haşere ile savaşta resmen sınıfta kaldık
BŞ Belediyesi ,İlce Belediyesi, yetki, bütçe ,bakanlık görüşü derken İskenderun adeta bir sinek ve haşere cennetine döndü.
Hatırlayın en son top Hatay Büyükşehir Belediyesinde kalmıştı
Ancak Lütfü Başkan Bütçe imkanları ve stratejik plan ve performans programı gibi süslü kelimelerle şimdilik yılbaşına kadar topu tekrar ilce belediyelerine atmayı başardı.
Ancak Sayın Savaş Mazman Medya Grup Radyoları’nın canlı yayın konuğu olarak katıldığı bir programda sinek ve haşere konusunda içine düştüğümüz çaresizliği açıkça itiraf eden açıklamalarda bulundu.
Başkanın şu sözleri oldukça manidar geldi bana
“Önemli olan uçkunla mücadeleden daha çok şubat ayında ortaya çıkan larvayla mücadele etmek gerekir.
Larvayla doğru mücadele edilirse uçkunla mücadelenin pek önemi kalmaz.
Sivrisinek hiç rüzgar yoksa 5 km uçma özelliğine sahiptir.
Siz burada sinek ilacını sıksanız o çoktan uçmuş olacaktır. Esas mücadele larva meselesidir”
Yani sözün özü İskenderun bu yaz sinek ve haşereye teslim.
Gelelim Yetki meselesine
Yasa öyle acele ve baştan savma hazırlandı ki erken görüş alan sinek konusunda yetkinin öteki belediye de olduğu yönünde yazı alıp “YETKİ BENDE DEĞİL” diyebiliyor
Geldiğimiz noktada Sayın Savaş ın şu sözleri aslında her şeyin başından beri anlamsız olduğunu gözler önüne seriyor
Ne diyor Başkan
“Haşere ile mücadelede sorumluluk alanı belirsizliklerinin yılsonuna kadar çözüme kavuşturulduğunu belirten Başkan Savaş,
Sayın Valimizin kontrolünde yılsonuna kadar haşereyle mücadeleyi ilçe belediyelerimiz yapacak.
Daha sonra biz stratejik planımızı da bütçemize de performans programımıza dâhil ederiz ihalesini yaparız. ”
Oysa İskenderun Belediyesinin Aldığı Yazıda Sinekle Savaşın Büyük şehir belediyesinin yetkisinde olduğunu Ancak isterlerse ilce belediyeleri de koordineli olmak kaydıyla sinek ve haşere ile mücadele edebilecekleri.
Şimdi Başa döndük
sayın Valı nin araya girmesi ile yıl sonuna kadar mücadeleyi Seyfi başkan yapacak
Ne gerek vardı kavgaya
Onlar kavga ederken sinekler büyüdü canavara dönüştü
olan bize oldu
sayın Valinin koordinesi şubat ayında gerçekleşse idi biz sineksiz bir yaz geçirecektik
Şimdi sık ilacı boşuna
Sinekler canavar olmuş sen sıksan ne yazar sıkmasan ne yazar
Çok klasik bir laf var “Filler tepişirken cimler ezilir” derler
İki yetkili olmadığını iddia eden siyasi güc mücadele etti
En büyük siyasi güç olan Ankara kendi acizliğini ört pas edebilmek için deyim yerinde ise “kıvırdı”
Olan bize oldu
Sivri sinek mağduru Haşere Mağduru olduk
Ne demişler anlayana sivri sinek saz anlamayana davul zurna az
Umarım Seneye bu sinek yetki bütce stratejik plan performans gibi süslü kelimelerin ardına sığınmadan sinek mücadelesi yapılır
Suriyeli Türkmenlerin gerçek sorunları
Suriyeli Türkmenlerin gerçek sorunları
Merkezi Ankara’da olan, Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Dr. Emin Bozoğlan, Ramazan Bayramı’ndan önce, TBMM Mülteci Hakları Alt Komisyonu’na sunduğu raporda, Türkiye’deki Suriyeli Türkmenlerin sorunlarını anlatıyor. Raporda, Suriye’de 2011 yılında patlak veren iç savaşta en ağır bedelin Türkmenlerin ödediği vurgulanıyor.
Kendisi de aslen Bayır-Bucak Türkmenlerinden olan, Tıp eğitimini Hacettepe Üniversitesi’nde alan ve mesleğini Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduktan sonra Türkiye’de icra eden Dr. Emin Bozoğlan, Suriye Türkmen Meclisi’nce hazırlanan raporda; Suriyeli Türkmenlerin köylerinden, topraklarından sürgün edildiklerini, büyük acılar çektiklerini ve çekmeye de devam ettiklerini açıklıyor.
Raporda ayrıca, Suriye Arap Cumhuriyeti Devleti’nin hapishanelerinde muhalif oldukları gerekçesiyle tutuklanan insanlara sistematik bir şekilde işkence yapıldığı iddia ediliyor. Suriye’nin kuzeyinde, Türkmenlerin de bulunduğu köylerdeki evlere PYD/YPG militanlarının el koyduğu, Türkmen gençlerin sudan bahanelerle tutuklanıp zorla askere alındığı belirtiliyor.
Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Dr. Emin Bozoğlan; raporda, ilginç bir açıklamada daha bulunuyor. Rejimin destekçileri ile terör örgütlerinin, Türkmenleri ‘Türkiye ajanı’ olarak suçladıklarını iddia ediyor!
Açıkça itiraf etmeliyim ki, Dr. Emin Bozoğlan tarafından TBMM Mülteci Hakları Alt Komisyonu’na sunulan raporda; Türkiye’deki Suriyeli Türkmenlerin, halen Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşı oldukları gerçeği göz ardı ediliyor! Türkmenlerin terk ettikleri evler ve topraklar, Suriye Devleti’ne tek taraflı olarak bırakılmış demektir. Terk edilen Türkmen köylerindeki evlere ha PYD/YPG, ha El Kaide veya El Nusra destekçileri el koymuş, ne fark eder?
Ayrıca, Suriye’de rejimin destekçileri ile terör örgütleri, Türkmenleri ‘Türkiye ajanı’ olarak suçlasalar ne olur? Suçlamasalar ne olur? Türkiye’ye sığınan Suriyeli Türkmenler, zaten Suriye Arap Cumhuriyeti Devleti’ne muhalif ve düşman değiller midir?
Artık şu gerçeği anlamakta fayda var: Suriye; evi, toprağı, onuru ve ülkesi için mücadele edenleridir! Uluslararası teröristlere karşı, malını mülkünü ve vatanını koruyanlarındır!
TÜRKİYE’DEKİ SURİYELİLERİN DURUMU
Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Dr. Emin Bozoğlan tarafından açıklanan raporda, Türkiye’deki sığınmacıların mevcut durumundan da söz ediliyor. Rapordaki bilgilere göre; Türkiye’deki Suriyeli gençler, imkânsızlıklar içinde bir taraftan üniversite tahsili için uğraşırken bir taraftan da zorlu yaşam mücadelesi veriyorlar.
Suriye’de, 2011’de başlayan iç savaştan buyana; Türkiye’de doğan 240 bin çocuğun ‘vatansız’ olarak doğduğu ifade ediliyor. Bu sorun, savaş uzadıkça büyüyerek devam edeceğe benziyor. Türkiye’de faaliyet gösteren bazı Batı merkezli yardım kuruluşları ise, dernek çatısı altında teröre destek verdikleri gibi, Suriyeli mülteci aileleri ve çocukları suistimal ediyorlar.
Diğer bir deyişle, Türkiye hariç, dünya âlem Suriyeli sığınmacılara ve çocuklara düşman! Türkiye’deki Suriyeli sığınmacı kadınlar da dünya âleme inat, durmadan çocuk doğuruyor! Böylelikle Türkiye’deki Suriyelilerin nüfusu her geçen gün biraz daha çoğalıyor.
Suriye Türkmen Meclisi Başkanı’na sormak gerek: Çadır ya da konteyner kentlerde yaşayan Suriyeli Türkmenler, 2011’den buyana çocuktan başka ne üretiyor? Vatansız doğan bu çocukların uyruğu ne olacaktır? Bu çocuklar, ileride hangi ülkenin askeri olacaktır?
SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ’NDEN ÖNERİLER
Suriye Türkmen Meclisi’nce hazırlanan, Meclis Başkanı Dr. Emin Bozoğlan tarafından açıklanan ve TBMM kayıtlarına da geçen raporda; Türkiye’nin misafir ettiği sığınmacılarla ilgili öneriler de yer alıyor.
Örneğin; Sığınmacı kamplarında, sadece imkânı olmayanların barındırılması öneriliyor. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nden, çadır kentlerin hepsinin konteyner kente dönüştürülmesi talep ediliyor.
Ayrıca yaşlı, kimsesiz ve hastalar için bakım merkezlerinin oluşturulması isteniyor.
En önemlisi de, Türkiye lehine olacak şekilde, Suriyeli göçmenlerin, özellikle de Türkmenlerin ‘çifte vatandaş’ olmasının sağlanması veya ‘özel statü’ verilmesi öneriliyor.
Hatta Suriye’de güven sağlandığı ölçüde, Türkiye’deki sığınmacıların geri dönüşlerinin teşvik edilmesi de dillendiriliyor.
Ayrıca Türkiye’deki Suriyeli sığınmacıların; mesleklerinin icrasında ve beden gücüyle çalışanların emeklerinin T.C. vatandaşlarınca istismar edilmemesi için hukuki prosedürün işletilmesi ve etkin denetimlerin yapılması da öneriliyor.
Diğer bir ifade ile Türkiye’deki Suriyeli sığınmacıların ve çocukların, sadece Türkiye’de faaliyet gösteren bazı Batı merkezli yardım kuruluşların tarafından değil, Türkiye’deki dost ve akraba bilinen vatandaşlar tarafından da istismar edildikleri itiraf ediliyor!
Ne de olsa misafirlik bitti gayri, Türkiye’de yerleşik Türkmenler artık sadece birbirilerini değil, Suriyeli kardeşlerini de dolandırıyor. Aslında ne oluyorsa, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne vergi ödeyen Türk vatandaşlarına oluyor. Bütçe gelirlerinin önemli bir kısmı terörle mücadele ve Türkiye’deki Suriyeli sığınmacılar için harcanıyor!
GELECEĞE DAİR STRATEJİ YOK!
Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Dr. Emin Bozoğlan tarafından TBMM Mülteci Hakları Alt Komisyonu’na sunulan raporda; Türkiye’deki Suriyeli sığınmacıların, özellikle de Türkmenlerin yaşadıkları sorunlar ayrıntılı olarak açıklanıyor ama bir gerçek göz ardı ediliyor.
Türkiye’ye sığınan 3 milyondan fazla Suriyelinin, halen Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşı oldukları gerçeği göz ardı ediliyor. Suriyeli sığınmacıların, özellikle de Türkmenlerin terk ettikleri köylerin ve toprakların Suriye coğrafyasında bulunduğu gerçeği dikkate alınmıyor. Özellikle de Suriyeli Türkmenlerin köylerinden, topraklarından sürgün edildikleri iddiası gerekçelendirilmiyor.
Suriye’de 2011 yılında patlak veren iç savaştan en ağır bedelin Türkmenler tarafından ödendiği ve en büyük acıları Türkmenlerin çektikleri ve halen de çekmeye devam ettikleri yaşanan bir gerçektir. Ama Suriye Arap Cumhuriyeti Devleti, rejim muhaliflerini tutuklamayıp da ne yapacaktı? Suriye yönetimi, Suriye vatandaşı ve muhalif olan Türkmen gençleri tutuklamayıp ve askere almayıp da Türkiye’nin tatil cennetlerinden Marmaris’e, Bodrum’a ya da Antalya’ya tatile mi gönderecekti?
Suriye’nin kuzeyinde yer alan Türkmen köylerindeki evlere ha PYD/YPG’li teröristler el koymuş ha El Nusra ya da El Kaide destekçisi teröristler! Evini, toprağını terk edenler yönünden ne fark eder ki? Terk edilen köylerin, evlerin davası olur mu hiç?
Ayrıca, Suriye’deki köylerini, evlerini, bahçelerini, anıların, mezarlarını, küçük-büyük baş hayvanlarını, ormanlarını, otlaklarını, derelerini, pınarlarını, çiçeklerini, böceklerini, her türden meyve ağaçlarını terk edip, koşa koşa Türkiye’ye sığınan Suriyeli Türkmenlerin; 2011’den buyana çadır kentlerde, konteyner kentlerde verdikleri onur ve özgürlük mücadelesinden anlı, şanlı bir ‘zafer’ çıkmaz!
Köylerini, topraklarını ve vatanını terk edenlerin onur ve özgürlük mücadelesi de, başarı öyküsü de, Türkmen davası da olmaz! Çünkü Suriyeli Türkmenlerin terk ettikleri evleri ve toprakları Suriye’de, Suriyeli Türkmenler ise Türkiye’dedir! Kim ne derse desin, Suriyeli Türkmenler; Suriye Arap Cumhuriyeti’nin kuruluşundan buyana, Beşar Esad döneminde olduğu kadar, hiçbir dönemde hür ve refah içinde yaşamamıştır.
Lafı uzatmaya hiç gerek yok! Atası Atatürk olmayanlar, Atatürk’ü anlamayanlar, din ve mezhep kavgası yapanlar, barış ve vatanı için savaşmayanlar, geleceğe dair stratejisi olmayanlar ve bağımsızlığı var olmanın yegane koşulu olarak kabul etmeyenler asla özgür olamazlar ve ilelebet bağımlı olarak yaşamaya mahkûmdurlar!
Ne demiş büyük Şair: Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, Toprak, eğer uğruda ölen varsa vatandır!
Katar Üzerinden Savaş Çığırtkanlığı!
Türkiye’nin bölgesinde, kendisinden habersiz oyun kurulamayacağını iddia edenler var. Onlara göre sadece Türkiye bu oyunları bozarmış. Söyleyenler kahvede, sokakta, kırda bayırdaki insanlar da değil. Tv’lerde yorumcu, hatta moderatörler. Katar Krizi çıktıktan sonra Tv kanallarında bir kez daha yaşadık. Bitişiğimiz Suriye’de, hemen doğusunda Irak kuzeyinde, Arap Baharı ile pek çok İslam ülkesinde oyunlar oynandı ve sanki o oyunları bozabildik! Keşke bozabilseydik. Şimdi de “Türkiye istemeden olmaz!” diye kendimizi kandırıyoruz.
“Katar krizi ile 3. Dünya Harbi’nin kıvılcımı çakılıyor!” diyecek kadar da pervasızlıktalar. Pervasızlığa ilaveten konuyu “sıradanlaştırmaları” anlaşılır gibi olmadığı gibi, çok da tehlikeli.
Şurası muhakkak ki: Savaşları çıkartanlar sanıldığı gibi askerler (komutanlar) değil, komutanlığa veya askerliğe hevesli cahil siyasetçilerdir! Muhtemelen bu hercai karakterli siyasetçilerin danışmanları da savaşın ne olduğunu bilemeyen cüce akıllılardır!
Bu savaş meraklıları sadece Türkiye’ye has değil. Rusya Devlet Başkanı Putin’e de “Rusya ile ABD arasında savaş çıkarsa ABD bu savaşı kazanabilir mi?” şeklinde bir soru yöneltilmiş.
Neyse ki Rus Devlet Başkanı Putin, bu zevzekçe soruya sağduyulu şu cevabı vermiş: “Soğuk savaş, sıcak savaşa dönüşürse bundan zaferle çıkan taraf olacağını düşünmüyorum. Bence olası böyle bir savaştan kimse sağ çıkmaz!”
Putin’le aynı fikirdeyim ve “3. Dünya Harbi çıkıyor!” diyen savaş çığırtkanlarına kızıyorum! Çünkü bu zavallı beyinler savaşın, bilgisayar veya cep telefonunda oynanan oyun olmadığının farkında değiller! Gözlerimizin önündeki Suriye’yi ve Suriyelileri bile göremiyorlar!
Katar Üzerinden Türkiye mi Hedef?
Katar krizinin doğrudan Türkiye’yi ve “dünya lideri” Erdoğan’ı hedef aldığını ileri süren falcı stratejistler de var. İktidar yanlısı ekranlarda milletin aklını akıl almaz komplo teorileriyle meşgul ediyorlar. Hiç biri Strateji, Güvenlik Politikaları, İstihbarat, Dış Politika vb konularda sorumlu görevde bulunmadıkları gibi, bazılarının bu konularda eğitimi bile yok.
Adeta “koro ağızlı” bu yorumcular aslında devleti yönetenlere, dolayısıyla milli çıkarlara ve devlete verdikleri zarardan bihaberler. Görüyorlarsa bile umursadıkları yok! Genellikle “aynı lisanı” konuşan bu koronun aralarında bu konular üzerinde sorumlu mevkilerde çalışmış (diplomat, asker kökenli vb) bir uzmanın bulunmamasına dayanabilenleri de anlayabilmek mümkün değil. Milleti paranoya edecek bu yanlış kişilere “Dur!” denilmesi gerekli.
İktidara yakın olduğu imasını veren bu muhteremler, üstü kapalı Katar üzerinden Türkiye’ye döviz akıtıldığını (kara para), bunu önlemek için de Türkiye’nin hedef olduğunda ısrarcılar.
Katar, ABD’nin en büyük üssünün bulunduğu Körfez ülkesidir. Suudi Arabistan’dan sonra en yakın olduğu “zengin” ülke! 11.000 civarında askeri, uçakları vb dikkate alındığında ABD, Katar’a “Dur!” dese, Katar’ın kıpırdayacak hali kalmaz. Bunu nasıl göremezler?
Körfez Ülkeleri genelde Suudi Arabistan’ın gözünün içine bakarlar. Perde arkasında ise patron ABD’dir. Trump’ın, Obama’nın aksine İran politikasını sertleştirmesi, Suudilerin ve İsrail’in hoşuna gitti. Katar’ın hareketli Şeyhine, Suudiler ve İsrail’in istediği gibi hareket etmeyince, eski mekteplerde bazı hocaların yaramaz çocuklara yaptığı gibi “değnek” gösterildi!
Konuyu BM’ye taşıyan Mısır, Katar’ın Irak’ta kaçırılan kraliyet ailesi için teröristlere 1 milyar dolarlık fidyeyi Katar’ın ödediğinde ısrarcı. Mısır’a göre bu olay teröre açık bir destektir.
Katar’ın HAMAS ve Müslüman Kardeşlere sempati beslediği sır değil. Zaten Türkiye ile bu konularda örtüşüyor. Ama İran’la mezhep ve politika konularında doku uyuşmazlığı açık. Bu konuda İsrail’e karşı Hizbullah’a verdiği destek var. Ama Esad rejiminin ise karşısında.
Son Söz: Katar olayı biraz hanedan ve biraz da Körfez’in abisinin otoriter yanını gösterme çabası. ABD de ortalığı düzelterek bölgenin patronu imajını güçlendirecek. Yarın Körfez’in hanedan mensupları birbirine sarılıp barışır. Bize düşen itidal ve arabuluculuktur. Katar şeyhini koruyalım derken, bu oyunda Suriye’deki durumdan da beteriyle karşılaşabiliriz.
“Günde 125 ton çöp toplandı”
Halkın rahat bir bayram tatili geçirmesi için tüm önlemleri alan Arsuz Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü ve Temizlik İşleri Müdürlüğü, artan nüfus yoğunluğunu da dikkate alarak Ramazan Bayramı’nda adeta seferberlik ilan etti. Gayretli ve özverili çalışmalarıyla halka sorunsuz bir bayram yaşatan ekipler, nüfus yoğunluğu doğrultusunda çöp yoğunluğu yaşanan bölgelere anında müdahale ederek çöp yığılmalarının önüne geçti.
Arsuz Belediyesi Fen İşleri ve Temizlik İşleri Müdürü Aşkın Yetimoğlu, bayram öncesi alınan tedbirlerin bayram sürecince sıkıntı yaşanmasının önüne geçtiğine belirterek, bayram tatilini fırsat bilip vatandaşların akın ettiği Arsuz’da 4 günlük bayram tatili boyunca her gün ortalama 125 ton çöp toplandığını söyledi.
İlçede vahşi depolamaya son veren Akçalı Çöp Aktarma İstasyonu’ndan, 1. Bölge olarak adlandırılan ve ENVİTEC tarafından çöpü toplanan Karaağaç ve Nardüzü Mahalleleri hariç her gün 4 Tır çöpün, çöp bertaraf tesisine aktarıldığını da aktaran Yetimoğlu, hem tesisin önemine, hem de 4 günlük bayram tatilinde Arsuz’dan 500 ton çöpün taşındığına dikkat çekti.
Eşsiz doğal güzelliklere sahip olan ilçede turizm sezonu olması ve yoğunluk yaşanması dolayısıyla ihtiyaç duyulan mahallelere ve tespit edilen noktalara konteynır ilavesi yaptıklarını anlatan Aşkın Yetimoğlu, temiz çevre sağlanması adına hava sıcaklığındaki artış da dikkate alınarak çöp konteynerlerinin sürekli dezenfekte edilerek koku ve sinek oluşumunun da önüne geçtiklerini ifade etti.
‘Daha temiz bir Arsuz için çalışıyoruz’
‘Daha temiz bir Arsuz için el ele’ sloganıyla başlattığı çalışmalarda, sağlıklı ve yaşanabilir çevre ilkesini ön planda tuttuğunu ifade eden Arsuz Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Aşkın Yetimoğlu, “Müdürlüğümüzün çalışmaları kapsamında çöp toplamanın yanı sıra park- bahçe bakımı ve temizliği ile beraber, yol kenarlarındaki su kanallarının da temizlik çalışmalarını büyük bir titizlikle sürdürüyoruz. Temiz bir çevreye kavuşmak için vatandaşlarımızın ve esnafımızın da çalışmalarımıza destek vermesini ve çöplerini gelişi güzel bir şekilde bırakmamalarını istiyoruz. Bu kapsamda daha temiz ve sağlıklı bir çevre için yaz sezonu nedeniyle artan nüfus ve araç sayısı da dikkate alınarak Temizlik İşleri Müdürlüğümüz ilçe merkezi için çöp toplama saatleri belirlemiştik. Arsuz Uluçınar Mahallesi’nde Sami Oytun Caddesi ve Prof. Dr. İskender Sayek Caddesi’nde ikamet eden esnaf ve vatandaşlarımızdan çöplerini sabah 08.00 ile öğleden sonra 14.00 saatleri arasında ve gece 24.00’ten sonra, Karaağaç Mahallemizde de Uğur Mumcu Caddesi ve Atatürk Caddesi’nde de 20.00 – 22.00 saatleri arasında dışarıya çıkarmalarını rica etmiştik. Bu uygulamaya riayet eden vatandaşlarımıza, esnaflarımıza ve bayram tatilinde halkımızın huzurlu bir bayram geçirmesi için büyük bir özveri ile çalışan tüm personelime teşekkür ediyorum” dedi.
KENT GENELİNDE İLAÇLAMA ÇALIŞMALARI BAŞLADI
İskenderun Belediye Başkanı Seyfi Dingil, kent genelinde ilaçlama çalışmalarının başladığını belirtti.
Hatay Valiliği, Büyükşehir Belediyesi’ne sinekle mücadele kapsamında İçişleri Bakanlığı’nın yazısını son kez gönderdi.
Konu ile ilgili açıklamalarda bulunan İskenderun Belediye Başkanı Seyfi Dingil,”Kamuoyunda bildiği üzere ilaçlama konusu ile ilgili işin büyükşehirin görevi olduğuna dair mahkeme ve sayıştay kararlarını açıklamıştık. Son olarak İçişleri Bakanlığı da görevin büyükşehirde olduğunu bildirmişti. Tüm bu yazılara rağmen HBB ilaçlama işine başlamadı. Son olarak Hatay Valiliğinden belediyemize gelen yazıda belirtildiği üzere ve ilgili resmi yazılara rağmen Büyükşehir Belediyesinin ilaçlama çalışmalarına başlamaması nedeni ile belediyemiz tarafından ilaçlama çalışmalarına başlamış bulunmaktayız” dedi.
Valilikten gelen yazıda ilaçlama işinde hizmet karşılığı yapılacak harcamanın Büyükşehir Belediyesince karşılanmasının belirtildiğini ifade eden Başkan Seyfi Dingil,”Sayın Valimiz gerekli hatırlatmaları yaptı. Biz istedik ki, kanunlar hükmünde bu görevin sorumluluğunu Hatay Büyükşehir Belediyesi üstlenseydi. Sürekli ‘bütçemiz yok’ diyerek, bu önemli hizmeti ötelendi. Halkımız endişe etmesin, İskenderun Belediyesi olarak biz bu çalışmaları yapmaya başladık” diye konuştu.
Hatay Valiliği’nin, HBB’ye gönderdiği yazının son paragrafında şu ifadelere yer verildi:
“2017 yılı içinde İskenderun’da haşere ve vektörle mücadele yapılmadığından, çevre ve çevre sağlığının olumsuz etkilenmemesi için, İçişleri Bakanlığı’nın ilgi (a) emri, 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 9/C ve 9/Ç maddeleri gereğince, İskenderun’da söz konusu mücadelenin Büyükşehir Belediyesi tarafından ivedi olarak yapılmasını, 23/06/2017 tarihine kadar mücadeleye başlanmaması halinde, Büyükşehir Belediyesi ile koordine kurularak, gerekli mücadelenin İskenderun Belediyesince yapılmasını ve bu hizmet karşılığı yapılacak harcamanın Büyükşehir Belediyesince karşılanması…”
‘Zulm İle Abat Olanın Sonu Berbad Olur’
CHP Hatay milletvekili Serkan Topal, CHP İzmir milletvekili Tuncay Özkan ile birlikte İstanbul Maltepe Cezaevi’ne giderek, İstanbul milletvekili Enis Berberoğlu’nu ziyaret etti. Cezaevi çıkışında açıklamalarda bulunan Topal, “Bugün İstanbul Milletvekilimiz Enis Berberoğlu ile dertleşme imkânı bulduk. Kendisinin sağlığı ve morali gayet iyiydi, Adalet yürüyüşünü takip ettiğini belirterek bütün katılımcılara selam söyledi” dedi.
CHP milletvekili Topal, “Türkiye 12 Mart, 12 Eylül Faşist darbelerinin yarattığı ağır tahribata rağmen yeniden demokrasiye dönebilmiştir. 20 Temmuz Dinci Gerici OHAL darbesinin de üstesinden gelecektir. Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlattığı Adalet yürüyüşü toplumun tüm kesimlerinden geniş bir destek buldu. Bu da gösteriyor ki Türk insanı bu anti demokratik yönetim biçimini daha fazla taşımak istemiyor. Çok değil bundan üç beş yıl önce Türk ordusuna kumpas kuranlar bugün ya yurtdışında kaçaklar ya da ceza evlerindeler. O dönem kumpas davalarının savcısıyım diyen kişi ise bugün sarayda oturuyor. Yüksek Mahkemelerin hakim ve savcılarını belirliyor. Gelişmiş bir demokraside suç fiili olamayacak bir suçlamayla, Enis Ağabey şuan hüküm kesinleşmediği halde 14 gündür cezaevinde. Yalnız Enis Ağabey mi? İşini kaybettiği için bedenini açlığa yatıran Semih ve Nuriye hoca da cezaevinde. Bu sayıya yüzlerce tutuklu aydın yazar ve çizeri ekleyebilirsiniz. Adalet bir gün herkese lazım olacak. Bugün hukuku yok sayanlar da yarın hukuk arayacaklar. O nedenledir ki herkes için adalet parolasıyla bir yola çıktık. Unutmayın ki ‘Zulm ile abat olanın sonu berbad olur’ ” dedi.
Cezaevi çıkışında bekleyen vatandaşlarla sohbet eden CHP milletvekilleri, Adalet yürüyüşüne devam etmek için Düzce’ye doğru hareket ederken, cezaevi çıkışında ki vatandaşlar Hak, Hukuk, ADALET sloganları atıyordu.
BAŞKAN SAVAŞ, “8. DEV TESİSİ HATAY’A KAZANDIRIYORUZ”
Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Lütfü Savaş, Antakya ilçesine hizmet verecek ve Asi Nehri’ne temiz su deşarj edecek olan Küçükdalyan-Narlıca MBR (Membran Biyoreaktör) Teknolojili Atıksu Arıtma Tesisi’nde incelemelerde bulundu.
Proje maliyeti 52 milyon 820 bin 664 TL ve 1.kademede günde 21 bin 300 m3 kapasite ile çalışacak olan tesisi bizzat yerinde inceleyen Başkan Savaş, Hatay genelinde gerek Akdeniz’i ve gerek Asi
Nehri’ni daha temiz tutmak amacıyla arıtma tesisleri inşa ettiklerini hatırlattı.
Lübnan’ın Bekaa Vadisi’nde doğan, Suriye’den geçerek Hatay’ın Samandağ ilçesinde Akdeniz’e dökülen Asi Nehri’ne kent sınırları içinde atıksuları arıtarak deşarj etme amacında olduklarına vurgu yapan Başkan Savaş, tüm imkanları seferber ederek bugüne ve geleceğe kaliteli, sağlıklı ve refah içinde bir yaşam sağlama hedefiyle hayata geçirilen hizmetlerde çalışmaların devam ettiğine dikkat çekti.
Dev tesisi 8 ay içinde tamamlamayı planladıklarını aktaran Başkan Savaş, atıksuların Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği kriterlerine uygun arıtımın yanı sıra sulama suyu kriterine sahip yaklaşık yüzde 99 giderim verimi ile Asi Nehri’ne deşarjı sağlanacağını belirtti.
Başkan Savaş, Dörtyol, Erzin, Samandağ, Kırıkhan, Reyhanlı, Antakya(Serinyol), Denizciler(Bekbele) atıksu arıtma tesislerinin ardından Küçükdalyan-Narlıca MBR (Membran Biyoreaktör) Teknolojili Atıksu Arıtma Tesisi’nin Hatay’a kazandırılan 8’inci yeni dev tesis olduğunun altını çizdi.
YEŞİL ALANLARDA BAKIM ÇALIŞMALARI YAPILIYOR
İskenderun Belediye Başkanı Seyfi Dingil, kent genelindeki tüm yeşil alanlarda bakım çalışmalarının yapıldığını belirtti.
Belediye Başkanı Seyfi Dingil, özellikle yaz aylarında vatandaşlar tarafından yoğun bir şekilde kullanılan sahil bandında park bahçe müdürlüğü ekipleri tarafından yapılan çalışmaları yerinde inceledi.
DAHA YEŞİL BİR İSKENDERUN ÇALIŞIYORUZ
Yapılan çalışmalar hakkında bilgiler veren İskenderun Belediye Başkanı Seyfi Dingil,”Park ve Bahçeler Müdürlüğü ekipleri tarafından şehir genelinde bulunan tüm yeşil alanlarda bakım çalışmaları devam ediyor. Ekiplerimiz tüm park ve yeşil alanlarda bakım ve temizlik çalışmalarını sürdürüyor. Diğer yandan yeşillendirme ve çiçeklendirme çalışmaları yapılıyor. Daha temiz, daha yeşil bir İskenderun çalışıyoruz” dedi.
FARKLI BÖLGELERDE ÇALIŞMALAR SÜRECEK
Park Bahçe Müdürlüğü ekiplerinin özenle ve titizlikle çalışma yaptığını ifade eden İskenderun Belediye Başkanı Seyfi Dingil,” Ekiplerimiz ayrıca refüj, kavşaklar ve sahil kenarlarında bulunan yeşil alanlarda çiçeklendirme, sulama, yabani ot temizliği ve ağaç budama çalışmaları gerçekleştiriyor. Şehir içinde yapılan çalışmaların tamamlanmasının ardından ekiplerimiz diğer mahallelerde de benzer çalışmaları yapacaklar” diye konuştu.
Türk Kızılayından Yemen’e Yardım
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başlattığı “Umudu Ol” kampanyası kapsamında, Türk Kızılayı tarafından Yemen’e gönderilecek yardım malzemeleri İskenderun Limanı’nda bulunan “Blue Fury” adlı gemiye yükleniyor.
Türk Kızılayı Uluslararası Programlar Müdürlüğü Yardımlar Lojistik Uzmanı Hüseyin Tatar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Umudu Ol” kampanyası kapsamında, Somali’ye ramazan ayı içerisinde ilk yardım gemisini ulaştırdıklarını hatırlattı.
Yine bu kampanya kapsamında, Yemen’e gönderilmek üzere ikinci yardım gemisini yüklemeye devam ettiklerini belirten Tatar, Türk Kızılayı olarak ihtiyaç sahiplerinin yanında olduklarını söyledi.
Türk Kızılayı Uluslararası Yardımlar Lojistik Sorumlusu Adem Karakaya da yaptığı yazılı açıklamada, gemiye 10 bin ton un, ek olarak bin ton makarna ve bebek bisküvisi, 34 ton civarında kolera ilacı ve muhtelif ilaçlar, 100 adet tekerlekli sandalye, 10 konteyner sahra hastanesi ile ekipmanları, 15 bin adet terlik yüklendiğini belirterek, “Toplamda 32 milyon liralık yardım malzemesi bulunuyor. Geminin Deniz Kuvvetlerine bağlı savaş fırkateyni eşliğinde Yemen’e ulaştırılması planlanmakta.” ifadesini kullandı.
Azizler Petrus ve Pavlus Bayramı Kutlandı
HATAY’da Azizler Petrus ve Pavlus Bayramı’nın kutlamaları başladı.
Hıristiyan vatandaşlar Antakya Ortodoks Kilisesi’nde buluştu. Kilisedeki ayini Aziz İlyas Manastırı Baş Rahibi Episkopos Kostantine Kayyel yönetti. İlahiler, İncil’den bölümler ve duaların okunduğu ayinde Hıristiyan vatandaşlar mum yakarak dilekte bulundu.
Ayinde ayrıca, Aziz İlyas Manastırı Baş Rahibi Kayyel, papaz Bayram Ordulu’yu diyakonluk görevine atadı. Antakya Ortodoks Kilisesi’nde düzenlenen ayin sonrasında kilise salonunda Aziz İlyas Manastırı Baş Rahibi Kayyel tebrikleri kabul etti.
YOĞUN GÜVENLİK ÖNLEMİ ALINDI
Kilise bahçesinde düzenlenen kokteyl ile son bulan kutlamalar sırasında Hatay Emniyet Müdürlüğü kilise ve çevresinde yoğun güvenlik önlemleri aldı. Kilisenin bulunduğu sokakların girişleri polis tarafından kapatıldı. Sokağa giren vatandaşlar tek tek arandı. Çevik kuvvet ve özel harekat timleri tarafından alınan geniş güvenlik önlemler dikkat çekti.
Denizcilik ve Kabotaj Bayramının 91. Yılı kutlanacak
Kabotaj hakkının Türk Bayrağına ve Ulusuna verildiği tarih olan 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı’nın 91. yıldönümünü Hatay’ın İskenderun ilçesinde de törenle kutlanacak.
1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı kutlama etkinlikleri sabah saat: 07.00’da başlayacak, 24.00’ da sona erecek. Cumartesi Saat 19.00 Atatürk Anıtında düzenlenecek töreninde Liman Başkanlığı ve Deniz Ticaret Odası’nın Çelenklerinin ataya çelenk sunacak, saygı duruşunun ardından İstiklal Marşı eşliğindeŞanlı Bayrağımız göndere çekilecek.
Deniz Ticaret Odası Temsilcisi tarafından, günün anlam ve önemini belirten konuşmanın yapılmasının ardından Atatürk Anıtı arkasındaki İskenderun Belediyesi İskelesi’nden Şehit Denizciler Anısına Denize Çelenk bırakılarak saygı duruşunda bulunulacak.
Bayram kutlama etkinlikleri çerçevesinde Deniz Kuvvetlerine bağlı modern savaş gemileri, İskenderun Askeri Limanı’nda Saat: 10.00 – 12.00 ile 14.00 – 17.00 arasında halkın ziyaretine açılacak. İskenderun Deniz Müzesi Komutanlığı tarafından Saat: 09.00 – 17.00 arasında Deniz Müzesi halkın ziyaretine açık tutulacak. Saat 13.00’de Gençlik Hizmetleri ve Spor İlçe Müdürlüğü koordinesinde İskenderun Vali Zeki Şanal Kapalı Yüzme Havuzu’nda çeşitli kategorilerde yüzme müsabakaları yapılacak, akabinde dereceye girenlere ödülleri verilecek. Saat 16.00’da Yelken Kulübü koordinesinde Yelken Kulübü ile Deniz Üs Komutanlığı arasındaki deniz sahasında lazer ve optimist dallarında yelken gösterisi sunulacak ve yelken yarışmasında dereceye girenlere ödülleri verilecek. Saat 20.00’de Anıt Alanı’nda kurulacak standlarda halka, balık ekmek ve tatlı ikramı ile çocuklara yönelik palyaço gösterisi yapılacak, Saat 21.30’da Atatürk Anıtı ile Yelken Kulübü arasındaki deniz alanında fener alayı düzenlenecek.
“30 Haziran emekliler için özel bir gündür”
TÜED İskenderun Şube Başkanı Mustafa Uyan
“30 Haziran emekliler için özel bir gündür”
Türkiye Emekliler Derneği İskenderun Şube Başkanı Mustafa Uyan, yönetim kurulu adına açıklama yaparak, 30 Haziran tarihine vurgu yaptı. Başkan Uyan konuyla ilgili olarak “30 Haziranı emekliler için özel bir gün olarak kabul eden büyük önder Mustafa Kemal Atatürk, emeklilere hak ettikleri değerin verilmesi gerektiğini söylemiştir. Genel merkez yöneticilerimiz, Genel Başkanımız Sayın Kazım Ergün’ün başkanlığında, Anıtkabir’e, Atanın huzuruna her yıl çıkarak onu saygıyla anarlar, minnetlerini ifade ederler.
Çift haneli zam oranları verilmelidir
Atamızın büyük değer verdiği emeklilere, her iktidar ve her kesim gereken değeri vermelidir. Emekli yıllardır yüzde 4,5 veya 6’lık zamlarla adeta oyalanmaktadır. Emeklilerin maaşında eşitsizlik giderilmeli, zamlar çift haneli yüzdeyle yani en az yüzde 15, yüzde 25 olarak verilmelidir. Emekli aylığındaki maaş hesaplama sistemi kesinlikle değiştirilmeli ve emekliler arasında maaş eşitliği sağlanmalıdır. Emekli için özel ve kapsamlı projeler üretilmeli, küçük ve büyükşehir belediyeleri emekliler için çayevleri, park, plaj, dinlenme tesisleri, sosyal tesisler geliştirmelidir. TOKİ yoluyla emekliler için ucuz konut projeleri sürmeli, İskenderun, Hatay ve Osmaniye emeklileri TOKİ projelerine yeni oluşturulacak projelerle dâhil edilmelidir” diye konuştu.





