Çarşamba, Mayıs 6, 2026
No menu items!
Ana Sayfa Blog Sayfa 1993

Kadın Üreticiler Türkiye’nin İlk Akuaponik Serasında

0
Hatay Büyükşehir Belediyesi, SİEUGreen (Çin-Avrupa Yenilikçi Yeşil ve Akıllı Şehirler) projesi kapsamında oluşturduğu sucul yetiştiricilik (akuaponik) sistemleri hakkında eğitimler vermeye devam ediyor.
HBB Park Bahçe ve Yeşil Alanlar Daire Başkanlığı ekipleri, Üreten Eller Kadın Kooperatifi çatısı altında üretim yapan Defne ve Antakyalı kadın üreticilere yenilikçi tarım yöntemi hakkında eğitim verdi.
Eğitimde, kadın üreticilere akuaponik üretim teknikleri anlatıldı ve akuaponik sera içinde teknik incelemeler yapıldı.
AKUAPONİK SERADA EĞİTİMLER DEVAM EDECEK
Yetkililer, bin 500 metrekarelik alanıyla Türkiye’de bir ilk olan ve hidroponik sistemle donatılmış akuaponik serada yenilikçi tarım tekniklerini yaygınlaştırma eğitimleri ve tanıtımların devam ettiğini duyurdu.
Aquaponik teknikte, balık atıkları bitkiler için biyolojik gübre kaynağı olarak kullanılıyor ve bitki köklerinin de balık havuzu için doğal filtre görevini sağlamasıyla elde ediliyor.
Çevreye duyarlı ve sıfır atık projesinin en güzel örneği olan bu sistemde toprak olmadığı için ürünler mantar, bakteri ve virüsten arınmış halde üretiliyor. Ve burada üretilen sebzeler normal şartlara göre 3’te 1 zamanda büyüyor.

Gaziler Günü Törenle Kutlandı

0
Payas Belediye Başkanı Bekir Altan, 19 Eylül Gaziler Günü münasebetiyle İlçe Kaymakamlığımızda gerçekleştirilen çelenk sunma törenine katılım sağladı.
Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları başta olmak üzere tüm gazilerimizi saygı ile anıyor, vatan için canlarını ortaya koyan kahramanlarımızın, Gaziler Gününü kutluyoruz.

Su Sümbülleri Asi Nehri’ni İstila Etti

0
Lübnan‘dan başlayan, Suriye sınırını aşarak Türkiye’ye ulaşan ve ters akmasıyla bilinen Asi Nehri‘nin üzerine su sümbülleriyle kaplandı.
Samandağ yakasında su sümbülleri, hızla büyüyerek nehri istila etti. Vatandaşlar ise Hatay‘ın incisi diye adlandırılan Asi Nehri’nden bu görüntünün giderilmesini istiyor. Yaklaşık 556 kilometre uzunluğa sahip olan ve 98 kilometresi Türkiye sınırları içerisinde bulunan Asi Nehri, Samandağ ilçesi Meydan Mahallesi sahillerinden denize dökülüyor.
Fotoğraf çekilmek için gelen Mehmet Sürmeli, “Buradan geçerken fark ettim çok güzel bir görüntüsü var. Fotoğraf çekilmek için durduk güzel bir manzarası var ama canlılar için bir zarar verebilir, o yüzden temizlenmesi gerekiyor” dedi.

Zamana Karşı Bisiklet Yarışması Düzenlendi

0

İskenderun Belediyesi tarafından Avrupa Hareketlilik Haftası kapsamında zamana karşı ferdi bisiklet yarışması düzenlendi.

Kumlu’da Kamyonet Sulama Kanalına Düştü

0
Kumlu ilçesinde, tarım işçilerini taşıyan kamyonetin sulama kanalına düşmesi sonucu 4 kişi yaralandı.
Abdurrahman Geçen idaresindeki 31 D 2630 plakalı kamyonet, Güventaş Mahallesi‘nde sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu sulama kanalına düştü.
Kazada yaralanan 4 işçi, olay yerine gelen 112 Acil Servis ekiplerince kentteki hastanelere kaldırıldı.

İskenderun’da Toplu Yürüyüş Etkinliği

0

İskenderun Belediyesi tarafından Avrupa Hareketlilik Haftası kapsamında toplu yürüyüş düzenlendi.

 

Hatayspor’un Konuğu Kayserispor

0

Atakaş Hatayspor, Süper Lig’in 5. haftasında yarın sahasında Yukatel Kayserispor ile karşılaşacak.
Yeni Hatay Stadı‘nda oynanacak ve saat 19.00’da başlayacak karşılaşmayı, hakem Alper Ulusoy yönetecek.
Bordo-beyazlılar ligde oynadığı 4 maçta 2 galibiyet, birer beraberlik ve mağlubiyet ile 7 puanla 8. sırada bulunuyor.
Hatayspor’da kart cezalısı oyuncu bulunmazken sakatlığı bulunan Simon Falette‘nin ise oynayıp oynamayacağı maç saatinde belli olacak.

 

 

MMK Metalürjiden Dörtyol’a Kütüphane

0
Dörtyol ilçesine MMK Metalürji Parktan Sonra Kütüphane de Açtı
İlçeye Bağlı Ocaklı Mahallesine MMK Metalürji ve Dörtyol Belediyesi Tarafından Dostluk Parkından Sonra Kütüphane Açıldı Açılışta ilçe Kaymakamı Ali Murat Kayhan MMK Metalürji Hukuk Müşaviri Hakan Öncüoğlu Katkılarından Dolayı Teşekkür Plaketi Verdi.

Başkan Tosyalı’dan Gaziler Günü Mesajı

0

İskenderun Belediye Başkanı Fatih Tosyalı, Aziz vatanımızın bağımsızlığı ve bölünmez bütünlüğünü uğrunda şehit olmayı göze almış kahraman gazilerimizin, ülkemizin medarı iftiharı, vatanseverliğin yaşayan abideleri olduğunu belirtti.

Belediye Başkanı Fatih Tosyalı, 19 Eylül Gaziler Günü nedeniyle bir mesaj yayınladı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Gazi Mustafa Kemal Atatürk‘e ‘Gazilik’ unvanı ile ‘Mareşal’ Rütbesinin verilişinin yıl dönümünü ve ’19 Eylül Gaziler Günü’nü idrak etmenin engin duygusu içinde olduklarını belirten Başkan Tosyalı, mesajında şunları kaydetti:

“Üzerinde yaşadığımız coğrafyanın aziz milletimiz için bir vatan haline dönüşmesi, şehit ve gazilerimizin canları pahasına verdikleri ulvi mücadele ile gerçekleşmiştir.
Vatanın bölünmez bütünlüğü, halkımızın huzuru, güvenliği ve esenliği için büyük bir onurla görev yaparak gazilik mertebesine ulaşan kahramanlarımız gurur kaynağımızdır.
Cennet vatanımız bizlere şehitlerimizin ve gazilerimizin emanetidir.
Bu duygu ve düşüncelerle, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, kanlarıyla canlarıyla bu toprakları vatan yapan aziz şehitlerimizi ve aramızdan ayrılan kahraman gazilerimizi saygı, minnet ve rahmetle anıyor, tüm gazilerimize sonsuz şükranlarımı sunuyorum.”

 

Hatay Valiliği Açıklama Yaptı

0
Hatay Valiliğinden dün gece Antakya‘da yaşanan olay ile ilgili açıklama geldi.
17.09.2021 günü Altınçay Mahallesi Altınçay köprüsü mevkiisinde etrafa rastgele ateş açan 31… plakalı araçta bulunan şüpheli şahıslar Yunus Timlerinin dur ihtarına uymayarak içinde bulundukları araçla kaçmaya başlamışlardır.
Kovalamaca esnasında bahse konu şüpheli araçtan açılan ateş sonucu 4’ü polis memuru ve biri yabancı uyruklu olmak üzere 5 kişi yaralanmıştır.
Şüpheli araç Reyhanlı yolu Bozöyük köyü yakınlarında terkedilmiş halde bulunmuş olup yapılan aramalar sonucunda C.H., N.H, ve küçük yaşta olan H.H. isimli şahıslar yakalanmıştır.
Yakalanan H.H. isimli şüpheli şahsın yapılan üst aramasında 1 adet tabanca ele geçirilmiş olup Çocuk Şube Müdürlüğü ekiplerine teslim edilmiştir. Yakalanan C.H. ve N.H. isimli şahıslar mala zarar verme suçundan da arandıkları tespit edilmiş olup Asayiş Şube Müdürlüğü Gasp Büro Amirliği ekiplerince gözaltına alınmışlardır.
Ayrıca olaya karışan diğer firari şüphelilerin yakalanmasına yönelik Jandarma ekipleri ile birlikte Avsuyu Mahallesi’nde yapılan çalışmalar sonucu K.H., ve M.H. isimli şahıslar müstakil bir evin müştemilatında yakalanmışlardır. Yakalanan şüpheli şahısların yasal işlemleri yapılabilmesi için Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliğine teslim edilmiştir.

Alkışlar İskenderun Spor Başkanı Hakan Bolat’a

0
İskenderun Spor‘un 54 Yıllık geçmiş olan ve çevresi sanayi kuruluşlarıyla çevrili olmasına rağmen futbola böyle yatırım yapılmamıştı. Şirin kentimiz İskenderun‘un Turuncu-Mavili ekibi İskenderun Spor’un tarihinde ilk kez bir kulüp başkanı, tüm masraflarını kendi bütçesinden karşılayarak tribün yapması spor kamuoyu tarafından alkışlanıyor.
Tadilatı tamamlanmak üzere olan İskenderun 5 Temmuz Stadı‘nın Turuncu-Mavili ekip İskenderun Spor’un maçlarının oynanacağı günü sabırsızlıkla bekliyor.

Futbolcuların kaldığı tesisi yaşanır hale getiren ve yanına da antrenman sahası yaptırarak yine tüm masraflarını üstlenen İskenderun Spor’un kulüp Başkanı Hakan Bolat’ın gelecek günler ve haftalar sonrasında da yeni yatırımlar müjdesi verebilir. Çünkü Başkan Hakan Bolat, İskenderun’u seviyor. İskenderun Spor’u seviyor. Turuncu Mavili renkleri seviyor. Her şeyden fazla gençlere yatırım yapmayı seviyor.

 

Mehmet Ekinci Konya’ya Bölge Müdürü Olarak Atandı

0
Hatay‘da 3,5 yıl süreyle DSİ Hatay şube müdürü olarak görev yaptıktan sonra geçen yıl Adana DSİ 6.Bölge müdür yardımcılığına getirilen Mehmet Ekinci, şimdi de Konya DSİ bölge müdürlüğüne atandı.

Belen’de Trafik Kazası!

0

Belen‘de trafik kazası meydana geldi.
İki aracın karıştığı kazada devrilen aracın sürücüsü yaralandı. Yaralı sürücü ambulansla hastaneye kaldırıldı.

 

TÖB-SEN, Ruhi Su’yu Vefatının 36’ncı Yılında Anacak

0

Tüm Öğretmenler Birliği Sendikası (TÖB-SEN)  kültür-sanat alanında ses getirecek bir etkinliğe daha imza atmaya hazırlanıyor.

20 Eylül 1985’te aramızdan ayrılan Türk müziğinin en önemli isimlerinden birisi olan Ruhi Su, ölümünün 36’ıncı yılında Tüm Öğretmenler Birliği Sendikası’nda gerçekleştirilecek olan etkinlikle anılacak.

TÖB-SEN, müzisyen eğitimci Hasan Koluaçık, edebiyatçı eğitimci Sefer Azazi ile Bağımsız Yazarlar ve Şairler Derneği Hatay Şube Başkanı eğitimci-şair Musa Göçer’in katılımıyla gerçekleştireceği etkinliğin halka açık olduğunu duyurdu.

Sendika tarafından yapılan açıklamada, “Yaşamı boyunca birçok farklılık yaratan, yaşadığı döneme sadece tanık olmakla yetinmeyip halkın acılarını ve sancılarını eserlerine yansıtan halkın sanatçısı ve halk müziğinin büyük arşivcisi Ruhi Su’yu anıyoruz. 20 Eylül Pazartesi günü sendika binamızda yapacağımız ve saat 19:30’da başlayacak anma etkinliğimiz halkımıza açık ve ücretsiz olacaktır.”

 

Su Kayıplarını Önleyecek Çalışmalar Tüm Hızıyla Sürüyor

0

Hatay Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (HATSU), Reyhanlı ve Kumlu ilçelerinin içme suyu şebekelerini iyileştirecek projede çalışmalarını sürdürüyor.

Reyhanlı ve Kumlu İçme Suyu Şebekeleri İnşaatı çalışmaları ile ilçe merkezindeki mahallelerin modern bir altyapıya kavuşacağının altını çizen HATSU Genel Müdürlüğü, gayrisıhhi, eski teknoloji, ekonomik ömrünü tamamlamış, sürekli arızalanıp su kayıplarına sebep olan borularda yenileme çalışmalarının sürdüğünü vurguladı.

Uzun ömürlü muhtelif çaplarda 4 km şebekenin inşa edildiğini aktaran HATSU, Reyhanlı’ya 184 km, Kumlu’ya ise 25 km içme suyu şebekesi imalat, 5300 adet de abone bağlantı çalışması yapılacağını açıklayarak, Reyhanlı’ya 2000 m3 ve 50 m3 kapasiteli içme suyu deposu inşa edileceği bilgisini verdi.

Ayrıca Genel Müdürlük, mekanik, elektrik tesisatı ve otomasyonun da yapılacağını aktararak, sağlıklı, kayıpsız ve güçlü su iletimi için şebeke iyileştirme çalışmalarının sürdüğünü belirtti.

 

Çocuğunuz Ayrılık Anksiyetesi Yaşıyor Olabilir!

0

Eğitim öğretim yılının başlamasıyla beraber, okula yeni başlayan çocuklarda ayrılık anksiyetesi görülebileceğini ifade eden İskenderun Gelişim Hastanesi Uzman Klinik Psikoloğu Gamze Uygun Ekenel, ayrılık anksiyetesi belirtileri hakkında bilgiler verdi.
Gamze Uygun Ekenel, “Dünyayı ve ülkemizi etkileyen salgın döneminde yaşanan birçok sorunun yanında, uzun bir süre eğitime ara verilmesinin ardından okula dönüş ile ilgili birçok problemle karşılaşmaktayız. Salgın süreci boyunca evde geçirilen zamanın artmasının ardından, yüz yüze eğitime geçişle beraber çocukların ailenin güvenli ortamından kendilerine bütünüyle yabancı ve karmaşık bir yere geçişleri sancılı bir süreç haline gelmiştir. Çocuğunuz 4 yaş ve üzerindeyse, evden veya ebeveynlerinden ayrılırken yoğun bir korku, endişe yaşıyorsa ve bu durum onun günlük yaşamını olumsuz yönde etkilemeye başlamışsa çocuğunuz ayrılık anksiyetesi yaşıyor demektir” açıklamasında bulundu.

Ayrılık kaygısı yaşayan çocuklarda hangi belirtiler görülür?
Ayrılık anksiyetesi yaşayanlarda görülen belirtilerden söz eden Uzman Klinik Psikolog Gamze Uygun Ekenel, “Ayrılık anksiyetesi yaşayan çocuklar; ebeveynlerinden ayrılmak istemez ve onlara yapışık bir şekilde yaşamak isterler, aileden ayrılma durumunda, ağlama, titreme, huzursuzlaşma ve bedensel belirtiler gösterirler, okula gitmekte zorlanma, karın ağrısı, kusma gibi semptomlar gözlenir, tek başına uykuya geçişte zorlanırlar, kendi başlarına hareket kapasiteleri sınırlıdır. Bu tür sorunlar kaygı düzeyi yüksek ailelerde ve aşırı koruyucu ailelerde daha çok görülmektedir. Bu belirtilerle karşılaştığınız zaman mutlaka bir uzman desteği almanız gerekmektedir” dedi.

 

Prof. Dr. Garip Turunç Yazdı: Karanlık İle Aydınlık Arasında Bir Ara Dönem

0

 

Bilirsiniz, kimileri yaşamı bir gündüzgece çelişkisi, aydınlık ile karanlığın karşılıklı birbirleriyle mücadelesi olarak görür. Bu didişmede, insanlar bütün iyilikleri bütün olumlulukları gündüzün tarafına yüklemiştir. Öyle ya! Yaşam aydınlıktır, umuttur, berekettir. Gece ise yokluktur, ölümdür, umutsuzluktur.

Bu durumda gündüz ile gecenin dinmeyen savaşımını iyi ile kötünün savaşımı olarak nitelemek de mümkündür.

Türkiye‘de bugün yaşanan karanlık ile aydınlık arasında savaşımlı bir ara dönem; yeni yollar kullanarak tek adamlık varlığını sürdürmeye çalışan birkaç yıllık eski ve bu eskinin iç gücünü zayıflatan yeni arasındaki çatışma ve aslında her yönde endişe uyandıran bir süreç.

Çözümsüz bir siyaset karşısında, doğal olarak ‘yeni’ denebilecek bir hareketlenme ihtiyacı doğuyor. Çünkü Türkiye’de artık herkes sosyal dokunun; dünya ile uyumsuzluğun; ideolojik altyapının ve 2017’de yapılan anayasa değişikliğiyle uygulamaya konulan “Şahsım Devleti” siyasi yönetim sisteminin anakronik bir hale geldiğini (son günlerde “Hilafet” söylemleri de duyulmaya başladı); ‘bunun böyle gitmeyeceğinin’ farkında. Değişim isteyenler de istemeyenler de, bir biçimde değişimin kaçınılmaz olduğunu düşünüyor.

Ancak değişim istemeyen, Ak Parti’nin iktidar olmasını önemseyen, onun gitmesinden tedirgin olan insanlarda savunma duygusuna eşlik eden yoğun bir karamsarlık hakim. Savunma daha çok “Tamam önemli sorunlar var, yolsuzluk, adaletsizlik, adam kayırma, haksız zenginleşme, yoksullaşma, şu bu… pek çok sorun var, ama bunlar giderse kim gelecek?…” sözleriyle ifade ediliyor.

Bu yaklaşım tarzı, her türlü yanlışlığı içe sindirme gibi bir tavra yol açıyor. Aslında böyle bir tavrın, mesela muhafazakarlığın temel öğretileriyle uyuşmadığını bilmenin çaresizliği de var insanlarda. “Hani adil olunacaktı, hani temiz kalınacaktı, hani doğru yönetilecekti vs.” soruları derin bir sancı halinde birikiyor.

Sonra “Bunlar giderse kim gelecek?” Erdoğan’dan doğacak boşluk nasıl dolacak? Bir “başka Erdoğan” gelebilir mi? Aydınlığın, demokrasi’nin kapısı açılabilecek mi ? Yoksa bizi bir KAOS mu bekliyor? soruları her şeyi silip süpürüyor. Ve ülkeyi yöneten kadrolar bu çaresizlik üzerinde sörf yapıyorlar.

AYDINLIĞA KAVUŞACAK BİR ÇIKIŞ YOLU

Albert Einstein’ın, “Karanlık diye bir şey yoktur. Karanlık ışığın yokluğudur” özdeyişine uygun olarak bir ışık parçası, küçük bir sızıntı aranır. Aydınlığa kavuşacak bir çıkış yolu ilk akla gelendir.

Buradaki anahtar kelime “uyum” dur. Eğer ilk şok atlatıldıktan sonra karanlığa uyum sağlanır ve o ortamı eski aydınlığına kavuşturacak yollar aranmazsa durum fenadır.

Aslında en kötüsü ortamın yavaş yavaş karartılmış olmasıdır. Reostalı bir aydınlanma aracıyla yapılabildiği gibi, ışığın feri gittikçe soldurulmaktaysa kişi o karanlığı zaten kabullenmiştir. Artık aydınlığa çıkmayı en azından bir süreliğine düşünemeyecektir bile.

Ülkemizde durum budur. Tencereye atılan kurbağa örneğinin başka bir metaforik anlatımı, ışığın yavaşça ve düzenli olarak kısılmasıyla olanıdır. Ülkemiz insanının yarıya yakını karanlığa bir şekilde razı edilmiştir.

Öyle ki, ışığa kavuştuğunda gözlerini kırpıştırıp, elini alnına götürüp siper ederek aydınlığı inkar edecek düzeye getirilmiştir. Hatta belki ışık saçan her cihazı, ampül hariç(!)kırmayı bile deneyecek kıvama erişmiştir.

Eğer durum böyle ise sorular şöyle mi gelmelidir? Aynı odada yani karanlıkta beraberce oturulup, en uzun gecenin sonlanması beklenecek midir? Aydınlığı unutmuş insanlara mum ışığı ile bir geçiş süreci mi yaşatılmalıdır? Yoksa lamba pat diye açılmalı mıdır?

Eğer orada zaten ışık düzeneğini idare edecek bir anahtar varsa, tabii ki ona basılacaktır. Bundan doğal ne olabilir ki! Yok, anahtarı da kırmışlarsa o zaman karanlığa razı olmayanların arasından “öncü”ler işi devralmalıdır.

Artık yöntemleri nasıl olacaksa… Yeni bir anahtar yapmadan ya da aydınlığa giden kapıyı açmadan önce, karanlığa razı edilmişlerin gözünü bir süreliğine bağlıyacaklar mı, yoksa onları yavaşça mı dışarı çıkaracaklar bilinmez ama öncüler olmaksızın bu iş olmayacak…

Çünkü düzenin siyasal oluşumları karanlıkta hep beraber oturmaya razı gibi görünüyor. O zaman, böylesi bir demokrasi mücadelesinin, eşitlikçi toplum isteğinin öznesi kim olacaktır? Mücadele sınıf ölçeğinde mi verilecektir? Yani halka içinde bulunduğu karanlığın nedeni bu temelde mi anlatılacaktır?

Anahtara basacak, kapıyı açacak olan öncüler ister kent soylu liderlikler, ister örgütlü birlikteliklerin temsilcileri olsun, ülkemizi ve insanımızı ilgilendiren ve etkileyen her şeyi yeniden düşünmek, çözümlemek ve keskin yol ayırımdaki karanlığı delmede yapacağımız değerlendirmeler ışığında “çağdaş uygarlık” doğrultusunda kesintiye uğratılmak istenen yürüyüşümüze her alanda devam etmek bize düşen tarihsel bir sorumluluktur.

KESKİN YOL AYIRIMINDAKİ TÜRKİYE

Türkiye bugün eğimli bir arazide “yan yan yol alan bir otomobil gibi”: Bir taraf uçurum, öbür yan düzlük, çıkış yolu. Karşıt hale gelen (ve getirilen) taraflar şunlar: i-) Bir taraf demokrasi diğer yan otokrasi: Otoriter ve tek adamların mutlak egemenliği altına girmiş bir ülke ; ii-) Çağdaşlık ve çağdaş uygarlık değerlerine karşı “çağdışılık” 400, 500, 600 yıl öncesini isteyen cephe: Toplum yerine kalabalık ; iii-) Hukukun üstünlüğüne karşı “hukuk dışılığı savunan, çağdaş hukuksal değerlerden kaçmaya çalışan bir cephe” ; iv-) Dürüstlük ve sahtecilik: Bir tarafta adalet ve dürüstlük isteyenler, öbür tarafta “her şey mubahtır” diyen zihniyet, din bile siyasetin maşası olmuş ; v-) Kadın-erkek eşitliğinden sosyal yaşamdaki özgürlüklere destek verenler ve karşı çıkanlar ; vi-) Ve bize özel boyutunda, “Atatürkçü, demokratik Cumhuriyet felsefesine ve düzenine karşı, şeriatçı düzeni isteyen”, azınlıkta olmalarına karşın, fiilen güçlü bir konuma gelmeye çalışan bir cephe. Diğer bir deyişle, Türkiye’nin Iraklaştırılmasını, Suriyelileştirilmesini, Afganistanlaştırılmasını, Yemenleştirilmesini isteyen odaklara karşı demokratik değerleri ve Atatürkçü Türkiye Cumhuriyeti’ni savunan geniş bir kesim.
Bu coğrafyada demokrasiden uzak kalmış (veya uzaklaşmış) ülkelerde iktidarlar statükoyu koruyabilmek için çıtayı sürekli yükseltmek zorundadırlar. Diyanet İşleri Başkanı Erbaş’ın art arda yaptığı açıklamalar, AKP iktidarının “çıtayı hangi düzeye kadar çakabildiğinin bir göstergesidir”. İnanılacak gibi değil ama “somut olarak ortada duran” bir gerçek: Bahçeli’nin destek vermesi aslında “Erdoğan-Bahçeli” cephesi açısından tedirgin edici bir duruş. Her ikisi de birbirleri için kesinlikle vazgeçilemez olduklarının bir itirafı niteliğindedir. Ayrıca çıtayı daha da yükselteceklerinin sinyalidir.
“Sürdürülebilir üstünlükler kuramı”, Erdoğan-Bahçeli ikilisi tarafından, işin ucu nereye varırsa varsın inatla işletilecekmiş izlenimi vermektedir. Değişmenin yerine, gitmesini bilmeyenlerin ayakta kalmanın, kefen ve şahadet siyasetiyle iktidarını sürdürmenin bin bir yolunu arayarak diklenerek dik durmanın, kendi iktidarının bekasını koymanın gürültüsü günden güne artıyor.
Ayrıntısına girmeye gerek yok. Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’nın davranışları, sözleri ortada. Bunlara ne anlam verileceği, başlattığı gidişin nereye varacağı da belli: Başkanlık rejimi ile başkanlık sarayında devem etmek. “Size düşen efendi efendi önümüzdeki seçimlerde istediğim oyu bana verip bu keyfi kararımı yeniden yasallaştırmama imkân tanımanızdır. Sonra herkes evine gidebilir. Her şeyi bana bırakın.” demek istiyor.
Önümüzdeki seçimlerde demokrasinin, çağdaşlığın, uygarlık değerlerinin egemen olabilmesi için “herkesin”, elini taşın altına koyması gerekir. Bilinmelidir ki 84 milyonluk Türkiye, bugün kendisine giydirilmeye çalışılan deli gömleğinini yırtıp atacak olgunluğa, cesarete ve yeteneğe sahaiptir. Bağımsız, laik ve demokratik Türkiye ütopyasını hayata geçirmek için öncelikli olarak yapılması gereken şey AKP zihniyetine karşı ülkedeki tüm demokratların, Cumhuriyetçilerin, ilericilerin ve laiklerin içinde yer aldığı bir Demokrasi ve Cumhuriyet Cephesini kurmaktır.
Yüzyıl önce bu coğrafyada bağımsızlığını, özgürlüğünü gerçekleştirmek ve onurlu varoluşunu sürdürmek için yola çıkanların çocukları olduğumuzu hiçbir zaman unutmayalım. Biz nasıl bu toprakların esenliği ve geleceği için hayatını bu uğurda feda edenleri saygı, sevgi ve özlemle düşünüyorsak, bizleri de sonraki kuşakların saygın biçimde hatırlayabilmeleri her şeyden önce bugün neler yaptığımıza ve yapabileceğimize bağlı değil midir? Zamanın ve tarihin aynasında kendimize bakarken yapacağımız sorgulama, yüzleşme ve değerlendirme, insan ve yurttaş olarak gerçekleştirebileceğimiz olanakları da göz önüne koyabilecektir.

Cumhuriyetin bekçisi, takipçisi, savunucusu ve sevdalısı tüm güçlerin, en başta da Cumhuriyetin kurucusu olma iddiasındaki Cumhuriyet Halk Partisi ve onun gibi düşünen tüm vatanseverlerin, yaklaşan seçim öncesinde odaklanması gereken ana unsur da bu olmalıdır.

Umutsuzluktan umut, baskılardan özgürlük ve bağımsızlık, karanlıklardan aydınlıklar yaratmak elimizdedir. Bu noktada hem geçmişe hem de geleceğe insan ve yurttaş olarak borçlu olduğumuzu da unutmamak gerekir. Bu ülkeyi biz hem atalarımızdan miras hem de çocuklarımızdan ödünç aldık. Bu nedenle “bir ağaç gibi tek ve hür/ve bir orman gibi kardeşçesine” yaşamak için, demokrasi ve Cumhuriyet Cephesi’nin bileşenleri, bu değerli yolculuklarında bir tutum sergilemelidir.

Unutmayalım, bu ülke bizim, Türkiye hepimizin…

Şehidimiz Var…

0

Irak‘ın kuzeyindeki Avaşin bölgesinde şehit olan kahraman askerimiz Piyade Uzman Çavuş Ümit Solak‘a Allah’tan rahmet, ailesine ve yakınlarına sabır diliyoruz.

Milletimizin başı sağ olsun…

 

Arsuz Yolunda Feci Kaza! Yaralılar Var!

0
İskenderunArsuz karayolu üzerindeki köprüde meydana gelen trafik kazasında kanala uçan otomobil korkuluklara takılıp asılı kaldı.
Arsuz Karaağaç Mahallesi asri mezarlık bölgesinde bulunan köprü üzerinde iki aracın çarpışması sonucu bir araç köprü üzerinden kanala uçarken yaralılar da yerde yardım bekledi.
Karaağaç istikametinden İskenderun yönüne gelmekte olun transit ile ara yoldan çıktığı iddia edilen otomobil çarpıştı. Yaşanan şiddetli çarpışma sonrasında otomobil kanala uçtu, köprü demir korkuluklarında askıda kaldı, kamyonet ise bir başka yere savruldu. Gürültüyü duyan çevre sakinleri kazanın olduğu bölge koştu ve yaralıların kurtarılması için çaba harcadı. Bölgeye kısa sürede sağlık, itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi.
Kanala uçan ve köprü demir korkuluklarına tıkılarak askıda kalan otomobil içerisinde bulunan iki kişi kurtarılmayı bekledi. Transit içerisinde bulunan sürücünün sıkıştığı yerden kurtarılması için ise ekipler yoğun çaba harcadı.
İtfaiye ekiplerinin çabası sonucu araç içerisinde sıkışan yaralılar kurtarıldı. Kaza bölgesinde büyük bir panik yaşandı. Yaralılar ambulansla hastanelere yetiştirildi.

Eski Milli Futbolcu Gökhan Zan Kaza Atlattı!

0

Hatay’ın İskenderun ilçesinde meydana gelen trafik kazasında eski milli futbolcu Gökhan Zan’ın kullandığı araca hafif çarpıp kontrolden çıkan otomobil köprü korkuluklarını parçaladı, sürücüsü yaralandı.

Edinilen bilgilere göre kaza dün gece saatlerinde İskenderun Yelken Kulübü civarında Feyezan köprüsünde meydana geldi. Yelken Kulübü’nün karşı şeridinde seyir halindeki bir otomobil önde giden, eski milli futbolcu ve Atakaş Hatayspor’un yardımcı Antrenörü Gökhan Zan’ın kullandığı araca hafif çarpıp yanından hızla geçti. Sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu otomobil, köprünün refüjdeki korkuluk demirlerini çarparak kaza yaptı. Önü karşı şeride geçen ve refüj üzerinde duran otomobilin ön düzeni paramparça oldu, sürücüsü ise yaralandı.

Çevredekilerin 112 acil çağrı merkezine haber vermesi üzerine olay yerine sağlık ve trafik ekipleri sevk edildi. Gelen sağlık ekipleri yaralı sürücüye olay yerinde ilk müdahaleyi yaptıktan sora, tedavi altına alınmak üzere yaralı ambulansla hastaneye götürüldü.

Şans eseri aracı hafif zarar gören eski milli futbolcu ve teknik adam Gökhan Zan’ın kazayı yara almadan atlattığı gözlendi. Aracına hafif çarpan otomobilin durumunu gören Zan, çevresindekilere kazanın yaşanış şeklini büyük bir heyecanla anlattığı dikkat çekti. Trafik ekipleri de kaza yerinde çevre güvenliği önlemi alırken, kazanın meydana gelişiyle ilgili tahkikat yaptı.