Salı, Mayıs 5, 2026
No menu items!
Ana Sayfa Blog Sayfa 2009

Vali Rahmi Doğan’dan Afrin Koordinatörü Nadir Örten’e Taziye Ziyareti

0

 

Hatay Valisi Rahmi Doğan, trafik kazası sonucu kızını kaybeden Hatay İl Emniyet Müdür Yardımcısı ve Afrin Koordinatör Emniyet Müdürü Nadir Örten’e taziye ziyaretinde bulundu.

Antakya ilçesine bağlı Ekinci mahallesinde gerçekleşen taziye ziyaretinde, trafik kazası sonucu kızları Zehra Nur Örten’in vefatı dolayısıyla Hatay İl Emniyet Müdür Yardımcısı ve Afrin Koordinatör Emniyet Müdürü Nadir Örten ve acılı ailesiyle bir araya gelerek acılarını paylaşan Vali Rahmi Doğan, sabır ve başsağlığı dileğinde bulundu.

Taziye ziyaretinde Vali Rahmi Doğan’a, İl Emniyet Müdürü Vedat Yavuz’da eşlik etti.

Nutuk Yıldızı gösterisi Hataylılar ile buluştu!

0

 

Hatay Büyükşehir Belediyesi, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 99. yıl dönümü kutlamaları dolayısıyla anlamlı etkinliğe imza attı.

UNESCO Hatay Gastronomi Evi’nde gerçekleşen etkinliğe Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Lütfü Savaş’ın eşi Prof. Dr. Nazan Savaş ve birçok vatandaş katıldı.

Hatay Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul 1881 Kültür ve Sanat Platformu işbirliği ile düzenlenen etkinlikte, Kurtuluş Savaşı ve milli mücadele yıllarının anlatıldığı Nutuk Yıldızı Gösterisi gerçekleşti.

İstanbul 1881 Kültür ve Sanat Platformu Genel Müdürü Alp Armutlu’nun sunumuyla anlatılan gösteri Hataylılar tarafından ilgi ile izlendi.

Gösteride düşüncelerini paylaşan Prof. Dr. Nazan Savaş şunları söyledi.

“ Alp Bey Atatürk’ümüzün Nutuk’unu okuyarak ve oradaki önemli bulduğu stratejileri Atatürk’ün nasıl uygulamaya döktüğünü anlatan Umudun Yolu kitabını da yazmış. Bugün burada bizlere Nutuk’a ne kadar sahip çıkmamız gerektiğini de gösterecek. Burada bulunduğu için kendisine teşekkür ediyoruz.”

Aşılamada “Mavi” Kategoriye Ulaşan Hatay’da Hiç Aşı Olmayan 250 Bin kişi var

0
Hambolat Verem Haftası'nda Tüberkülozun Bilinmeyenlerini Açıkladı

İlk doz (Kovid-19) aşılanma oranında yüzde 75’i geçerek “mavi” kategoriye ulaşan Hatay’da yeni hedef, aşı hakkı olmasına rağmen bu imkandan faydalanmayan 250 bin kişiye ulaşarak yüzde 100’ü yakalamak.

İl Sağlık Müdürü Mustafa Hambolat, uzun süredir bekledikleri aşılama oranını yakaladıklarını söyledi.

Hatay’da 1 milyon 150 bin civarında kişinin aşı olması gereken kategoride bulunduğunu aktaran Hambolat, “Bunun 900 bin kadarı 1. doz aşısını yaptırdı. İlimizde şu an aşı hakkı olmasına rağmen 250 bin bandında insan henüz hiç aşılanmamış vaziyette.

Hambolat, şöyle devam etti:

“Geç de olsa maviye dönmekten memnunuz fakat bizim için yeterli değil. Aşılanma oranında yüzde 75’i geçmek bizim için ilk hedefti. Bundan sonraki hedef yüzde 100 tam aşılı bir Hatay oluşturmak. Şu an için 1. doz aşılama oranında yüzde 75’in üzerine geçtik. 2. doz aşı noktasında da yüzde 54 bandındayız. Birkaç güne kalmadan inşallah halkımızın teveccühü, çalışanlarımızın da gayretiyle 2. doz barajında da yüzde 55’i aşmış ve yüzde 65 barajını hedeflemiş olacağız.”

HATAY’DA HASTALARIN YÜZDE 54’Ü HİÇ AŞILANMAMIŞ

Hastanelerde Kovid-19 nedeniyle serviste ve yoğun bakımda yatan hastalarla ilgili de bilgi veren Hambolat, “Hastanelerimizde Kovid-19 nedeniyle yatan hastaların yüzde 54’ü hiç aşılanmamış, yüzde 44 bandında eksik aşılı dediğimiz 1 doz yaptırıp diğerini yaptırmayan var. Yüzde 2’si de tam aşılılardan oluşuyor. Bu rakamlar aslında aşıya önem gösterilmesi gerektiğinin göstergesi.” ifadelerini kullandı.

Suriye’den gelen petrol sızıntısı, Kuzey Kıbrıs’a ilerliyor

0

 

Kıbrıs makamları, Suriye’nin Akdeniz kıyısındaki bir enerji santralinden yayılan ve kısa süre içinde adayı etkileyebilecek petrol sızıntısını takip ediyor.

Suriye resmi medyası, geçen hafta Baniyas petrol rafinerisinin içindeki santralden sızıntı olduğunu duyurmuştu.

Uydu görüntüleri, sızıntının Suriye kıyıları boyunca kuzeye doğru yayıldığını ve sonra, doğuya Kıbrıs’a doğru harekete geçtiğini gösteriyor.

Modellemeler, sızıntının Türk kesimindeki Karpaz Körfezine ulaşacağını gösteriyor. DHA’ya konuşan İskenderun Teknik Üniversitesi (İSTE) Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cemal Turan yarın ve Perşembe günü şiddetli rüzgarın da etkisiyle sızıntının Mersin ve İskenderun Körfezi‘ni tehdit edebileceği bulundu.

Kıbrıs Türk yönetiminin başbakanı Ersan Saner, sızıntının zarar vermemesi için tüm önlemlerin alındığını ve Türkiye’den de yardım geldiğini belirtti.

Hatay Barosu: Avukatlar, Savcılar ve Hakimler üzerindeki her türlü baskı doğrudan Hukuk Devletinin ortadan kalkmasına yol açar !

0

 

Hatay Barosu Yönetim Kurulu, Avukatların, Savcıların ve Hakimlerin üzerindeki her türlü baskının doğrudan Hukuk Devletinin ortadan kalkmasına yol açacağına vurgu yaptı.

Yeni Adli yılının başlaması dolayısıyla Basın açıklaması yapan Hatay Barosu Yönetim Kurulu, her adli yıl açılışında dile getirilen yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusu ne yazık ki bu adli yıl açılışında da önemini koruduğuna dikkat çekilerek şu görüşlere yer verildi:

“2021-2022 adli yılı geçen sene olduğu gibi COVİD-19 salgının etkisiyle başladı. Pandemi gölgesinde başlayan Adli yıl, yanında adli, idari ve hukuksal alanda birçok krizi de beraberinde getirdi.

Yine geçtiğimiz yıllarda neredeyse tüm Baro’ların karşı olmasına rağmen çoklu baro sistemi olarak adlandırılan, bunun yanında Baroların delege sistemini de değiştiren yasa değişikliği, yapılan şiddetli tartışmaların gölgesinde yürürlüğe girmiştir.

Baroların bağımsızlığına ve eşitliğine gölge düşürür nitelikte olan delege yapısındaki değişiklikler Anayasamızda vücut bulan temsilde eşitlik ilkesine açıkça aykırılık teşkil etmektedir. Bu kapsamda çoklu baro sistemi olarak adlandırılan düzenlemenin yapılmaması adına diğer Barolarla birlikte hukuki zeminde ciddi bir mücadele ve gayret gösterildi. Ancak tüm gayret ve çabalara rağmen ne yazık ki bu değişiklikler meclisin onayından geçerek yasalaştı. Geçen zaman gösterdi ki çoklu baro, konunun muhatapları avukatlar tarafından benimsenmeyen, ülkedeki hukuksuz ortamı düzeltmeye yönelik hiçbir iddia ve eylem içermeyen bir oluşum olarak kalmıştır. Baro’lar dinlenmeden, söylem ve eylemleri görülmeden yapılan değişiklikten dönülmesi için halen geç kalınmış değildir.

Avukatlar olarak bizler, yargının üç kurucu unsurundan biri olan savunmayı temsil etmekteyiz. Yargı sisteminden avukat çıkartıldığında sırasıyla savunma hakkını, adil yargılanma hakkını, hukuk devleti ilkesini en nihayetinde de adaleti yok etmiş oluruz. Dolayısıyla avukatlar olarak mesleğimizin kutsallığına ve adalete hizmet ettiğimize inancımız tamdır. Ancak günümüzdeki toplumsal algıya baktığımızda avukatlık mesleğinin hak ettiği değeri ve itibarı görmediğini, avukata güven ve saygının gitgide yitirildiğini gözlemlemekteyiz. Meslek onuruna ve saygınlığına aykırı bu algının düzeltilmesi ve avukatlara hak ettikleri saygınlığın tekrar kazandırılması için gerekli tedbirlerin alınması, mesleğin icrasına yönelik gerekli iyileştirmelerin yapılması oldukça elzemdir. Buna karşın son dönemde yapılan düzenlemelerin mesleğin icrasını iyileştirmekten ziyade daha da zorlaştırdığını görmekteyiz. Hâlbuki avukatların kısıtlanması, savunma hakkının kısıtlanması manasına gelmektedir.

Meslektaşlarımız bir yandan ekonomik zorluklarla mücadele ederken öte yandan da mesleğini icra ederken şiddete uğramakta, tutuklanmakta, hatta öldürülmektedirler. Karakollarda, adliye binalarında, cezaevlerinde yani yaşamın her alanında görevimizi yapmamız engellenmekte, avukatlar takip ettikleri davalar nedeniyle müvekkilleriyle özdeşleştirilerek saldırılara uğramakta, yer yer soruşturma ve kovuşturmalara maruz kalmaktadırlar. Bu sorunların iyileştirilmesi gerekmektedir.

HUKUK FAKÜLTELERİNİN ARTMASI YARGININ MEKANİZMASINI TÜMÜNDEN TEHDİT EDİYOR

Avukatlar, savcılar ve hâkimler üzerindeki her türlü baskı doğrudan hukuk devletinin ortadan kalkmasına yol açar. Avukatlar ve barolara karşı, mesleki faaliyetleri nedeni ile yönelen baskı ve her türlü sindirme girişiminin, esasen halka, halkın adil yargılanma hakkına ve demokratik hukuk devletine yönelik olduğunu ve mücadelemizin şahsi değil toplumsal olduğunu hatırlatmak istiyoruz. Yürütmenin, yargının tüm kurucu unsurları üzerindeki baskı ve yönlendirmesi ivedilikle ve mutlaka sonlandırılmalıdır.

Tüm bunların yanı sıra, başta avukatlık olmak üzere yargının mekanizmasının tümünü tehdit eden başka bir unsur da, hızla artan hukuk fakülteleri dolayısıyla gittikçe kalitesi düşen hukuk eğitimi… Bizler hızla artan Hukuk fakültelerinin sayısının azaltılmasını talep eder iken her gün yeni bir fakülte açılmaktadır. Türkiye’nin ekonomisiyle ters orantılı bu artış sonucunda genç meslektaşlarımız ofis açamamakta, işçi avukatların sayısı artmakta, birçok meslektaşımız asgari ücretin de altında ücretlerle çalışmak zorunda kalmaktadır. Bu kriz sarmalından çıkmanın tek yolu hukuk fakültelerinin sayısı hızla azaltılması ve kontenjanların da düşürülmesidir.

Vatandaşların kendilerini hukuki güvenliği içerisinde hissettikleri ülkeleri, diğerlerinden ayıran en temel etmenin, bağımsız ve tarafsız bir yargının varlığı olduğunu gözlemlemekteyiz. Vatandaşların kendilerini hukuki güvenlik içerisinde hissetmelerinin yegâne koşulu bağımsız ve tarafsız bir yargı sisteminin varlığıdır.

Bu husus ülkemiz açısından değerlendirildiğinde; yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusunda daha çok yol almamız gerektiği bir gerçeklik olarak karşımızda durmaktadır. Her adli yıl açılışında dile getirilen yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusu ne yazık ki bu adli yıl açılışında da önemini korumaktadır. Beklentimiz bu konuda bir an önce adımların atılması ve ülkemizin hak ettiği şekliyle bağımsız ve tarafsız bir yargı sistemine kavuşturulmasıdır.

KADIN CİYANETLERİ VE ÇOCUK İSTİSMARLARI OLAĞAN BİR HALE GELDİ

Ülkemizde Kadın cinayetleri ve her türlü şiddet vakıaları, çocuk istismarları artık hayatın olağan bir parçası haline gelmiş durumdadır. Kadına karşı şiddeti önleme konusunda büyük bir öneme sahip olan İstanbul Sözleşmesinin uygulanabilirliğini sağlamak yerine hiçbir haklı gerekçe olmadan sözleşmeden çıkılarak büyük bir hataya düşülmüştür. Buradan bir kez daha sesleniyoruz; kadına karşı şiddeti önlemek istiyorsanız 6284 sayılı Kanunu ve İstanbul Sözleşmesini eksiksiz uygulayın.

Hukukun Üstünlüğünün, Hukuk Devletinin, Adil Yargılanmanın ve Toplumsal Barışın güvencesi Barolar ve yargının kurucu üyesi biz avukatların, geçmişte olduğu gibi bugün de mücadeleyi birlikte sürdürme azim ve kararlılığıyla zor günlerin aşılacağına inancımız tamdır.

1 EYLÜL DÜNYA BARIŞ GÜNÜNÜ KUTLUYORUZ

Korkudan uzak, huzur ve güvenlik içinde ve onurlu bir şekilde yaşamak, insanların en temel amaçlarından biridir. Bu nedenle; savaşsız bir Dünya’da, barış içinde yaşamak bir haktır. Bu vesile ile Adli Yıl açılış tarihine denk gelen 1 Eylül Dünya Barış Gününü de kutluyoruz.

Kadınların ve çocukların korkusuzca ve özgürce sokaklarda dolaştığı, yaşanabilir bir çevre ile doğal ve kültürel mirasın korunduğu; inançlara, farklı kimliklere ve kültürlere saygı duyulan, hukuk güvenliği ilkesinin tesis edildiği; yargısının tarafsız ve bağımsız olduğu, insan haklarının yanında birlikte aynı dünyayı paylaştığımız bütün canlıların haklarına da saygı duyulan, evrensel hukuk ilkelerine bağlı demokratik bir hukuk devleti özlemi ile yeni adli yılın tüm ülkemize demokrasi, adalet, eşitlik ve özgürlük getirmesini; mesleğimizin hak ettiği itibarı yeniden kazanmasını dileriz.”

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel Erzin’de partililere seslendi:”cumhurbaşkanlığı seciminisiz kazanırsınız. “

0

 

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Hatay’ın Erzin ilçesinde partililerle buluştu.

Dün Akşam saatlerinde adana Havaalanından alınarak Erzin’e getirilen Özel,CHP Erzin ilce örgütünün düzenlediği akşam yemeğine katılarak CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun selamını getirdiğini söyledi.

Özel şunları kaydetti:”Seçimin ertesi günü partide birbirimizi yemeyeceksek yarın sabah herkes yataktan cumhurbaşkanı adayı olarak kalkacak. Genci yaşlısı seçime kadar başka bir gündemimiz yok. Bu seçimi tek başına ne Kemal Kılıçdaroğlu kazabilir ne Meral Akşener. Ne Ekrem İmamoğlu ne Mansur Yavaş. Ne Lütfü Savaş ne Özgür Özel ne de herhangi birisi. Bu seçimi kazanırsa siz kazanırsınız. Buna inanıyorsanız beni değil ayağa kalkın kendinizi alkışlayın.”Özel daha sonra partililerle sohbet edip fotoğraf çektirdi.Programa Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, CHP milletvekilleri ve partililer katıldı.

Erzin’de Trafik Kazası 2 Yaralı

0
Erzin ilçesi Tem Otoyolu Üzerinde TIR ile Otomobilin Karıştığı Trafik Kazasında 2 Kişi Yaralandı
TIR’da Sıkışan Yaralıyı Kaza Yerine Çağrılan Hatay Büyük Şehir Belediyesi Erzin itfaiye Ekipleri Çıkardı.
Yaralılar Kaza Yerinde Bekleyen Sağlık Ekipleri Dörtyol Devlet Hastanesine kaldırıldı

Turuncu Mavili futbolcular aşırı sıcaklara rağmen harıl harıl çalışıyor…

0

 

TFF 3. Ligi 2. Grubunda zirve hesapları yapan takımlar arasında yer alan  İskenderun Spor, pazar günü saat 16.00 da Aksaray Dağılgan stadında oynayacağı 68 Aksaray Belediye Spor maçı hazırlıklarını sürdürüyor.
Havaların aşırı derecede sıcak olmasına rağmen, Payas ilçe stadında Teknik Direktör Ümit Karan nezaretinde çalışan İskenderun Spor’un futbolcuları ligin ilk haftasında 68 Aksaray Belediye Spor maçında Turuncu Mavili formayı kapabilmek için savaşırcasına hazırlanmaları çalışmaları dikkatlerden kaçmadı.

İskenderun Spor’un yeni sezon öncesi renklerine bağladığı Buğra Aslan ile Yusuf Kızıltaş’ta takım arkadaşları ile birlikte çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.

İçişleri Bakanlığından bir PCR Testi genelgesi daha

0

 

İçişleri Bakanlığı 81 İl Valiliğine PCR Testi konulu yeni bir genelge daha gönderdi.

Genelgeye göre; başta öğretmenler olmak üzere eğitim personeli, kantin çalışanları ile öğrenci servislerinin şoför ve rehber personeli gibi öğrencilerle bir araya gelecek görevlilerden aşı olmamış ya da daha önce hastalık geçirmemiş olanlardan, haftada iki kez PCR testi ile taranmaları istenecek.

PCR testi sonuçları okul idareleri tarafından gerekli işlemler yapılmak üzere kayıt altında tutulacak.

Aşıya karşı tereddüt içerisinde olan kesimlerin kaygı ve tereddütlerini gidermeye yönelik bilgilendirme ve rehberlik faaliyetlerine ağırlık verilecek.

6 Eylül Pazartesi gününden itibaren aşı süreci tamamlanmayan veya hastalığı geçirmemiş kişiler; konser, sinema ve tiyatro gibi vatandaşların toplu olarak bulunduğu faaliyetlere katılımında ya da uçak, otobüs, tren veya diğer toplu ulaşım araçlarıyla gerçekleştirecekleri şehirlerarası seyahatleri için negatif sonuçlu PCR testinin zorunlu olduğu, yine Milli Eğitim Bakanlığı’nca 24 Ağustos 2021 tarihinde yayımlanan ‘Kovid-19 Salgınında Okullarda Alınması Gereken Önlemler Rehberi’nde öğrencilerle bir araya gelmesi zorunlu olan aşı olmamış öğretmen ve okul çalışanlarından haftada iki kez PCR testi istenilecek.

Bu çerçevede; başta öğretmenler olmak üzere eğitim personeli, kantin çalışanları ile öğrenci servislerinin şoför ve rehber personeli gibi öğrencilerle bir araya gelecek kişilerin, görevlilerin aşılı, geçirilmiş hastalık durumunda (Kovid-19 hastalığı sonrası bilimsel olarak bağışık kabul edilen süreye göre) olmamaları halinde; bu kişilerden haftada iki kez PCR testi ile taranmaları istenilecek. Sonuçlar okul idaresi tarafından gerekli işlemler yapılmak üzere kayıt altında tutulacak.

PCR negatif test zorunluluğu istenilen alanlara (okul, sinema, tiyatro, konser vb.) girmek isteyen ya da şehirlerarası toplu taşıma araçlarını (uçak, tren, otobüs vb.) kullanacak olan kişiler; aşılama süreçlerinin tamamlanmış veya hastalığı geçirmiş kişi durumunda olup olmadığını Hayat Eve Sığar (HES) uygulaması üzerinden kontrol ederek PCR negatif test raporu almaları gerekip gerekmediğini öğrenebilecek.

PCR UYGULAMASI 18 YAŞ VE ÜZERİ İÇİN GEÇERLİ OLACAK

Aşı süreci tamamlanmayan veya hastalığı geçirmemiş kişilerden, belirli alanlara girişte (okul, sinema, tiyatro, konser vb.) ya da şehirlerarası toplu taşıma araçlarını (uçak, tren, otobüs vb.) kullanma sırasında istenilecek PCR negatif test sonucu 18 yaş ve üzeri vatandaşlar için uygulanacak.

Prof.Turan: “Suriye’de oluşan Petrol sızıntısı Körfezi de tehdit edebilir!”

0

 

İskenderun Teknik Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cemal Turan, Suriye’nin kuzeybatısında, Akdeniz kıyısında yer alan Banyas kentindeki bir rafineride geçen hafta başında oluşan petrol sızıntısının hızla doğu Akdeniz açık sularında yayıldığını kaydetti.

Prof. Dr. Cemal Turan, uydu verilerinin, mevcut akıntı sistemi ve meteorolojik veriler kullanılarak yaptıkları değerlendirmelere göre; oluşan petrol sızıntısının doğu Akdeniz mevcut kuzey-kuzeybatı yönlü küçük Asya Akıntı sistemi ve çarşamba ve perşembe günleri güney-güneybatıdan esecek 3 ila 5 kuvvetindeki rüzgar ile kötü ihtimalle Mersin ve İskenderun Körfezlerini de tehdit edebileceğinin altını çizdi.

Prof. Dr. Cemal Turan, Petrolün kıyısal alanlara ulaşması durumunda kıyısal ekosistemi olumsuz yönde etkileyeceği ön görüldüğüne işaret ederek “Bu petrol sızıntısı İskenderun Körfezine ulaşması durumunda mevcut akıntılar göz önüne alındığında Körfezinde ilk olarak Karataş ve Yumurtalık bölgelerinde bulunan Akyatan lagünlerini etkiler. Petrol sızıntısı birçok sucul canlıya ev sahipliği yapan Körfezimizin kıyısal alanlarında bir çevre felaketine neden olabilir. Bu nedenle yetkililerin açık sularda müdahale etmesi çok önemlidir, zaten yetkililer bu yönde çalışmalara başlamıştır. Bunun için elimizde yeterince deniz pedlerinin mevcudiyeti önemlidir ve ayrıca yangın riskine karşıda gerekli önlemler alınmalıdır” diye konuştu.

Erzin Belediyesinden Zafer bayramı konseri.Gece yolcuları grubunu 3000 kişi izledi

0
Erzin Belediye Başkanlığı 30 Ağustos zafer bayramını  ‘GECE YOLCULARI müzik grubunun konseri ile  süsledi. Yaklaşık 3 bin kişinin izlediği konser gecenin ilerleyen saatlerine kadar devem etti.
Belediye Başkanı Ökkeş Elmasoğlu Konser öncesi yaptığı konuşmada şunları dile getirdi; “42 yaşında genç bir belediye başkanı olarak sizlerle bu güzel anları yaşamaktan son derce mutluyum. Gün birlik olma vakti. Ayırımcılık yapmakla bir yere varılamaz. Erzin‘de tüm güzellikleri hep beraber yaşamak için ekibimle bu yola çıktım. Vatanımıza, devletimize, bayrağımıza ve en önemlisi de birbirimize sahip olalım. İşte yanı başımızda bir Suriye var ve Suriyeli insanlar perişan. Diğer yanda Afganistan, bunları düşünürekten hareket etmeliyiz. Aramıza nifak sokmak isteyenlere fırsat vermemeliyiz. Bu duygu ve düşüncelerle 30 Ağustos Zafer Bayramımızın 99. Yılı kutlu olsun. Hepinize saygılar sunarım” ifadesini kullandı.
Konuşmanın ardından, birbirinden güzel parçalarla dinleyicileri coşturan ‘Gece Yolcuları’ sanatçıları konser bitiminde Belediye Başkanı Elmasoğlu ve beraberinde Hatay  Milletvekili Suzan Şahin ile birlikte ellerinde bayraklarla sahneye çıktı.
Belediye Başkanı Elmasoğlu ‘Gece Yolcuları’ solistine plaket vermesinin ardından konser sona erdi.

Av. Salim Özek geçirdiği ani kalp krizi sonrası hayatını kaybetti.

0

Antakyalı Avukat Hatay barosu üyesi Av. Salim Özek bu sabah geçirdiği ani kalp krizi sonrası hayatını kaybetti.

Hukuk fakültesi ve Eğitim fakültesi mezunu olan hem Avukatlık hem öğretmenlik yapan Av. Salim Özek’in cenazesi dün öğleden sonra saat 15.30’da Mezarlık kompleksinden kaldırılarak Antakya şehir mezarlığında toprağa verildi.

 

5 Temmuz İskenderun spor futbolcusu Hukuk fakültesini kazandı

0

Gecen sezon BAL ligine oynayan 5 Temmuz İskenderun spor forması giyen futbolcu Mehmet Tüfekçi‘nin hukuk fakültesi kazandığı bildirildi

Konu ile ilgili kulüpten yapılan açıklamada şu görüşlere yer verildi

“Geçtiğimiz sezon formamızı terleten futbolcumuz Mehmet Tüfekçi, Üniversite sınavı tercih sonuçlarına göre Konya Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazanmıştır. Sporcumuzu tebrik ediyor bundan sonraki yaşamında başarılar diliyoruz.”

Başkan Tosyalı sevindirmeye devam ediyor.20 engelliye, akülü tekerlekli sandalye…

0
 İskenderun  Belediye Başkanı Fatih Tosyalı, sosyal belediyecilik anlayışıyla engelli vatandaşların önündeki engelleri kaldırmak üzere akülü sandalye dağıtma kampanyasını sürdürüyor.
Belediye Başkanı Tosyalı, İskenderun Kaymakamı İskender Yönden, AK Parti Hatay Milletvekili Abdulkadir Özel ve CHP Hatay Milletvekili Suzan Şahin ile birlikte belediye binası önündeki açık alanda düzenlenen programda, engellilere akülü tekerlekli araç desteğinde bulundu.
Belediye Başkanı Fatih Tosyalı, engelli vatandaşların her türlü sorunlarıyla yakından ilgilendiklerini belirterek “Engelli kardeşlerimizin hayatını kolaylaştırmak adına, belediyemizden talepte bulunan ihtiyaç sahibi 20 vatandaşımıza daha akülü tekerlekli sandalye hediye ettik İhtiyaç sahibi olan vatandaşlarımıza desteklerimizi sürdürmeye devam edeceğiz” diye konuştu.
Düzenlenen tören sonrasında, engelli vatandaşlar ve aile bireyleri de Başkan Tosyalı’ya teşekkür ettiler.

Doğu Akdeniz Kalkınma Ajansı Yönetim Kurulu Toplantısı Hatay’da  yapıldı

0
Doğu Akdeniz Kalkınma Ajansı’nın 99. Yönetim Kurulu Toplantısı, Hatay Valisi Rahmi Doğan’ın başkanlığı ve ev sahipliğinde, Kahramanmaraş Valisi Ömer Faruk Coşkun, Osmaniye Valisi Dr.Erdinç Yılmaz, Antakya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hikmet Çinçin, Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Şahin Balcıoğlu, Osmaniye Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Devrim Murat Aksoy, Osmaniye İl Genel Meclis Başkanı Mehmet Ali Gizlice, DOĞAKA Genel Sekreter Vekili Oğuz Alibekiroğlu ile ilgili Ajans personelinin katılımıyla 31 Ağustos 2021 Salı günü Hatay ilinde düzenlendi.
Toplantının açılış konuşmasını yapan Hatay Valisi ve DOĞAKA Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi DOĞAN, “Bilindiği üzere Kalkınma Ajanslarının Yönetim Kurulu Başkanlığı, faaliyet bölgesinde yer alan illerin Valileri tarafından dönüşümlü olarak yürütülmektedir. 25 Temmuz 2021 tarihi itibarıyla Doğu Akdeniz Kalkınma Ajansı Yönetim Kurulu Başkanlığı şahsım tarafından yürütülmeye başlanmıştır. Bu vesile ile önceki dönemde Kurul Başkanlığını yürüten Osmaniye Valisi Sn. Dr.Erdinç Yılmaz’a ve şahsında değerli Yönetim Kurulu Üyelerine hizmetlerinden ötürü teşekkür ediyorum. Ajansımız faaliyetlerine 2021 Yılı Çalışma Programı çerçevesinde devam etmektedir. Destek programları kapsamında ilan edilen Turizmin Geliştirilmesi Finansman Desteği Programı ile Seracılığın Geliştirilmesi Finansman Desteği Programı kapsamında değerlendirme süreci tamamlanmıştır. Toplam 7,5 Milyon TL destek bütçesinin olduğu Turizmin Geliştirilmesi Finansman Desteği Programına Hatay ilinden 5, Kahramanmaraş ilinden 5 ve Osmaniye ilinden 2 olmak üzere toplam 12 adet proje başvurusu alınmıştır. Bu projelerde toplam bütçe 15,2 Milyon TL, Ajansımızdan talep edilen finansman desteği miktarı ise 7,6 Milyon TL’dir. Toplam 7,5 Milyon TL destek bütçesinin olduğu Seracılığın Geliştirilmesi Finansman Desteği Programına ise Hatay ilinden 6 ve Kahramanmaraş ilinden 2 olmak üzere toplam 8 adet proje başvurusu yapılmıştır. Bu projelerde toplam bütçe 7 Milyon TL, Ajansımızdan talep edilen finansman desteği miktarı ise 3,5 Milyon TL’dir. Özel sektörde yatırım yapacak gerçek ve tüzel kişilerin yatırım amaçlı olarak kullanacakları kredinin kar payı ya da faiz giderlerinin Ajansımız tarafından karşılanacağı bu programların değerlendirme sonuçları bugünkü toplantıda ele alınarak Yönetim Kurulu onayının ardından başarılı projeler kamuoyu ile paylaşılacaktır. Finansman desteği uygulamalarına yeni programlarla devam edilecektir” dedi.
Hatay Valisi ve DOĞAKA Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi Doğan, sözlerinin devamında, “Bakanlığımız koordinasyonunda Ajansımız tarafından uygulanmakta olan 2021 Yılı Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı (SOGEP) kapsamında Hatay ilinden 1, Kahramanmaraş ilinden 1 ve Osmaniye ilinden 2 olmak üzere toplam 4 başvuru kabul edilmiştir. Bu projelerde toplam bütçe 7,2 Milyon TL, uygun görülen destek miktarı ise 4,9 Milyon TL’dir. Sözleşme imzalanmasını müteakip projelerin uygulanması aşamasına geçilecektir. Tanıtım çalışmaları kapsamında, 09-12 Eylül 2021 tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenecek World Food İstanbul 2021 Uluslararası Gıda Fuarı’na firmalarımızın katılımları planlanmaktadır. Bunun yanı sıra, 06-10 Ekim 2021 tarihleri arasında yine İstanbul’da düzenlenecek Craft İstanbul El Sanatları Fuarı’nda da bölgemize özgü el sanatlarının tanıtımları gerçekleştirilecektir. Program ve proje bazlı faaliyetlerin yanı sıra Ajansımız araştırma ve analiz çalışmalarına devam edilmektedir. Bu kapsamda özel sektör yatırımcılarına sunulmak üzere; mobilya sektörü atıklarından palet imalat tesisi, kedi ve köpek yaş mama üretim tesisi, havuç suyu konsantresi üretim tesisi, beş yıldızlı otel ve salça üretim tesisi konularında ön fizibilite çalışmaları ile hazırlanmıştır. Ayrıca Ajansımız tarafından 2022 yılı Çalışma Programı hazırlıkları başlatılmıştır. Çalışma Programı ile ajans hedefleri doğrultusunda gelecek yıl gerçekleştirilecek faaliyetlerin ve uygulanacak destek programlarının çerçevesi belirlenecektir. Bunların dışında 2021 Yılı Çalışma Programı çerçevesinde proje izleme ve değerlendirme faaliyetleri ile yatırım destek ve tanıtım faaliyetlerine devam edilmektedir” dedi.
Açılış konuşmasının ardından, DOĞAKA 99. Yönetim Kurulu Toplantısı gündem maddelerinin görüşülmesinin ardından sona ermiştir.

Antakya Kavaslı Battı-Çıktı’da 3 araç çarpıştı.

0
Antakya Kavaslı Mıntıkasında bulunan Battı-Çıktı’da 3 araç çarpıştı.
3 aracın tünelin içinde kaldığı kazada tek teselli can kaybı olmadı, araçlarda maddi hasar oluştu.
Yaşanan kazadan dolayı uzun süre “Battı-Çıktı” tüneli trafiğe kapalı kaldı ve bölgede araç kuyrukları oluştu.

CHP’li 11 Büyük şehir Belediyesinin kurduğu orman bilim kurulu ilk toplantısını yaptı

0

 

Cumhuriyet Halk Partili 11 büyükşehir belediye başkanının kararıyla oluşturulan “Orman Bilim Kurulu” Sosyal Demokrat Belediyeler Derneği’nin sekretaryasında ilk kez çevrim içi olarak 26 Ağustos 2021 tarihinde bir araya geldi.

Orman ekolojisinden iklime çevre hukukundan şehir planlamaya kadar farklı alanlardan 13 uzman ve akademisyenden oluşan Bilim Kurulu, ormanların korunması ve yaşatılmasına yönelik çalışmalarında yerel yönetimlere danışmanlık yapacak.

Türkiye’nin Akdeniz ve Ege bölgelerinde etkili olan büyük orman yangınlarının ardından aralarında Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Lütfü Savaş’ın da yer aldığı CHP’li 11 büyükşehir belediye başkanının ortak kararıyla kurulan Orman Bilim Kurulu ilk toplantısını çevrim içi yaptı.

Orman ekolojisinden iklime çevre hukukundan şehir planlamaya kadar ilgili konularda 13 uzman ve akademisyenden oluşan Bilim Kurulu, Sosyal Demokrat Belediyeler Derneği (SODEM) sekretaryasında CHP’li büyükşehir belediyelerinin koordinasyon yetkilileriyle 26 Ağustos 2021 tarihinde bir araya geldi. Bundan sonra izlenecek yol haritasına dair görüş alışverişinde bulunulan toplantıda, Eylül ayının ikinci yarısında yüz yüze ikinci kez bir araya gelme ve ana konuları değerlendirme kararı alındı.

İklimden Krizinden Ormancılık Politikasına

Ormanların korunması ve yaşatılmasına yönelik çalışmalarında yerel yönetimlere danışmanlık yapacak Bilim Kurulu, yanan alanlardan ağaçlandırma tekniklerine, iklim krizini dikkate alan ormancılıktan yenilikçi bir ormancılık politikasına kadar pek çok alanda çalışma yürütecek. Bu şekilde 11 büyükşehir belediyesinin ortak politikasını oluşturacak bilimsel görüşler ortaya çıkacak.

Her mecra ve fırsatta orman yangınlarıyla bilimin çerçevesinde mücadele edilmesi gerektiğini ifade eden Lütfü Savaş, son olarak Türk ordusunun envanterinde bulunan A400M tipi kargo uçaklarının yapılabilecek küçük değişikliklerle orman yangınlarında kullanılabileceğini belirtmişti.

Orman Bilim Kurulu Kimlerden Oluşuyor?

Orman Bilim Kurulu’nun ilk toplantısına Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Çağatay Tavşanoğlu,  İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Orman Fakültesi’nden Prof. Dr. Ünal Akkemik ve Prof. Dr. Doğanay Tolunay, Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, 9 Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknoloji Enstitüsü’nden Prof. Dr. Songül Nihayet Bizsel, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Burçin Yenisey Kaynaş, Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman Fakültesi’nden Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu,  Leibniz Hayvanat Bahçesi ve Yaban Hayatı Araştırma Enstitüsü’nden Dr. Deniz Mengüllüoğlu, Şehir Plancısı Erhan Demirdizen, Birleşmiş Milletler Çevre Hukuku ve Gıda Hakkı Özel Raportörü Prof. Dr. Hilal Elver, Afet ve Risk Yönetimi Uzmanı Erdem Ergin,  Avrupa İklim Eylem Ağı (Climate Action Network (CAN) Europe) Türkiye İklim ve Enerji Politikaları Koordinatörü Özlem Katısöz, Uluslarası Sürdürülebilir Kentler Birliği (ICLEI-Local Governments for Sustainability) Küresel Politika ve Destek Yöneticisi Yunus Arıkan katıldı

Prof.Dr.Garip Turunc Yazdı.ANOMİK HALİMİZ AHVALİMİZ

0

                

Prof.Dr.Garip Turunc Yazdı.

 

ANOMİK HALİMİZ AHVALİMİZ

 

Öğrencilik ve akademik hayatımı geçirdiğim Bordeaux Üniversitrsi’nde 1887’de çalışmaya başlayan, sosyolojinin kurucu babaları Emile Durkheim tarafından kullanılan anomi kavramı toplumsal bir hastalık olarak kural tanımazlığı ifade eder. Başka bir ifadeyle, toplumsal yapıdaki normlar ve kuralların işlevini yitirmesiyle ortaya çıkan başıbozukluk, dengesizlik ve karmaşa durumu anomiye tekabül eder. Usulsüz imar, ihale gibi sorunlardan kaçak yapı ve kaçak elektrik kullanımına, devletten maaşın kesilmemesi veya maaş bağlanması için resmen boşanıp fiilen/dinen(!) evli yaşamaktan, zekâtı vergi borcuna sayma kurnazlığına değin sayısız kuralsızlık birer anomi göstergesidir. Bireysel davranışları tanzim edici sosyal ahlak normlarının alt üst olmasını ve davranışlar üzerinde müessir kuralların bulunmamasını ifade eden anomi halinde toplumsal dokular gevşer, maşeri vicdan derinden yaralanır, doğru-yanlış konusunda ahlâkî rehberlik kaybolur ve nihayet yön yitimi kaçınılmaz olur.

 

Son yıllarda akademik alanda yapılan araştırmalar, “Nüfusumuzun yüzde 85’i kuralsızlık ortalamasını aşan tavırlar ve anlayışlar içinde” ifadesi vahim vaziyeti yeterince açıklıyor. Belli ki toplum olarak kuralsızlığı kural gibi algılamaya teşne halde yaşıyoruz. Hemen her birimiz her türlü kuralın esnetilebileceğine veya arkasından dolanılabileceğine dair güçlü bir inanç taşıyoruz. Kural esnetmeyi ve çok kere de kuralı bertaraf etmeyi normal bir davranış olarak görüyoruz. Hâl böyle olunca, memleketteki her on kişiden yedisi memuriyet veya bir mevki için torpil gerektiğini, her on kişiden altısı amaca giden yolda her şeyin mubah olduğunu ve yine her on kişiden beşi zamana ve mekâna göre ahlâkî normların pekâlâ değiştiğini rahatlıkla söyleyebiliyor.

 

Tanzimat’tan beri parçalanmış bir zamanın yaşandığına atıfla modernleşme sürecinin yarattığı sancıların psikolojik izdüşümlerine dikkat çeken Tanpınar’ın söylediği gibi her daim içimizden ikiye bölünmüş halde yaşıyoruz, yaptığımızın çoğuna tam inanmıyoruz; çünkü bizim için başka türlüsünün de daima mevcut olduğunu düşünüyoruz. Bundan dolayı da kendimize birkaç farklı meşruiyet ölçütü oluşturuyoruz. Böylece kendi kendimize verdiğimiz veya başka birinden istimdatla elde ettiğimiz cevaz fetvasıyla yolumuzu bulmayı başarırız. Hele bir de iktidar paylaşımı mensubiyetimiz varsa, bu durumda üçüncü bir kapımız olur. Üç ayrı meşruiyet ölçütü ve bir o kadar da çıkış kapısı bulunan kişinin “güvenilir insan” profili çizmesi mümkün değildir. Çünkü böyle bir insan üç ayrı kişilik, üç ayrı doğru, üç ayrı çıkış yoluna sahiptir. Kendimize bol seçenekli meşruiyet ölçütleri oluşturmamızın asla güven telkin etmeyen, her an farklı ölçütler arasında sörf yapabilen, dolayısıyla ne zaman ne yapacağı kestirilemeyen bir insan tipi ürettiği izahtan varestedir. Hastalığın tedavi yeri politika değil, simgesel/toplumsal genlerdedir. Politika – uslup/nefred dili – en hasta tarafımızdır.

 

NEFRET DİLİYLE BESLENEN TOPLUMSAL AHLAKÎ HASTA TARAFIMIZ

 

Partili Cumhurbaşkanlığı amorf sistemi, yurttaşlarımız arasında saygı, sevgi gelenek, ülküdaşlık, dayanışma kavramlarıyla birlikte toplumsal ahlakı da yok ediyor…  Halkımızı yandaşlar ve karşıtlar diye bölüyor. Politikaları belirleyen şey temel haklar değil, dini, ideolojik talepler ile ekonomik çıkar oluyor. Politik güç hemen her zaman iktidarı destekleyen grubun lehine, karşı olanın aleyhine işleyerek “biz” ve “onlar” ayrımını canlı tutuluyor.

Şeytanlaştırma tek taraflı işleyen bir mekanizma değil. Bütün taraflar, birbirlerini şeytanlaştırıyor. Yankı odalarına hapsolma durumu var. Herkes kendi tarafının sesini dinlemeye meraklı. Herkes Türkiye’nin kendi dünyasından ibaret olduğunu düşünüyor. Karşı tarafı ikna etmek, karşı tarafa oy verenlere seslenmek, karşı tarafta yer alanlarla sağlıklı diyalog kurmak gibi arayışlar yok. Ana muhalefet partisinin liderine yönelik sergilenen apaçık bir nezaketsizlik karşısında hepimiz ortaklaşıp “Bu bir nezaketsizliktir” diyemiyoruz.

Geçtiğimiz hafta içinde CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun Çorum ziyareti sırasında yaşanan, ülke adına hepimizi endişelendirmesi gereken olayı izlemişsinizdir. Olay şöyle cereyan ediyor… Kılıçdaroğlu, sokakta gezdiği sırada yanında çocukları da bulunan bir kadına selam veriyor, “Nasılsınız, iyi misiniz?” diye soruyor. Kılıçdaroğlu’na sert bir tavır sergileyen kadın “Çocuğuma dokunma” diyerek bu insani tavra tepki gösteriyor. Hele de kadının Kılıçdaroğlu’nun arkasından “Hadi yürü, yürü” diye bağırması var ki insan olarak hepimizi utandıran bir durum.

Bir başka örnek. Birkaç ay önce, Halk Ekranı adlı YouTube kanalında, pek eğlenceli bir sokak röportajı yayınında Ak Partili vatandaşlara soruyorlar:

 

“Kılıçdaroğlu yüzümüzü Avrupa’ya dönmeliyiz dedi. Ne diyorsunuz?”

 

Ne diyecekler, Kılıçdaroğlu adını duyar duymaz otomatik bant kaydı başlıyor dönmeye. Kılıçdaroğlu’nun saçmaladığından, ne dediğini ve ne yaptığını bilmediğinden giriyor, bir dediğinin öbürünü tutmadığından çıkıyorlar. Bugün başka, yarın başka konuşan da Kılıçdaroğlu’ymuş, öğreniyoruz bu arada.

 

Son anonsları kaçırmış. AB artık dost, düşman değil. Listeler Beştepe’de güncellendi ama haber herkese ulaşmadı demek.

 

Tabii turpun büyüğü yine arkadan geliyor.

 

Muhabir arkadaş, soruyu düzeltiyor:

 

“Pardon, Kılıçdaroğlu değil Erdoğan söylemiş onu!”

 

İstifini hiç bozmadan, hemen ağız değiştiriyor AK Partili vatandaş. “Erdoğan söylediyse vardır bir bildiği, doğrudur”la başlıyor, yüzümüzü niye AB’ye dönmemiz gerektiğini bir güzel izah ediyor.

 

Bir küs bir barışık ilerleyen dalgalı, fırtınalı aşk serüvenleri böyledir.

 

Gerçeğe hep kalın bir sis bulutunun ardından baktırırlar. Sular bir türlü durulmaz. Kafalar daima dumanlı ve karışıktır, mevzu asla netlik kazanmaz. Görüş mesafesi, burnunuzun dibini bile göstermez.

 

Sıtkı sıyırana dek, bir buhrandan öbürüne sürükler durur oynak aşklar.

 

Toplumu anomi hastalığına yakalatmış durumda.

 

Nihayetinde siyasette oluşan atmosfere baktığımızda, bizzat bilgiden ve vizyondan yoksun siyasetçiler tarafından toplumun bir kirliliğe maruz bırakıldığını görüyoruz. Dolayısıyla ortaya çıkan manzara, cehaletle cehaletin alışverişi şeklinde cereyan etmektedir.

CEHALETLE CEHALETİN ALIŞVERİŞİ’NDEN KAYNAKLANAN ÇÜRÜME

Ne geleneksel aklı, ne de modern aklı gereği gibi davranıyoruz. Gerçek anlamlarını yitirmiş absürd sözcüklerle konuşmaya devam ediyoruz. Algı kurbanları olarak, birbirimizle çatışıyoruz, algılarımızı yönetenlerle değil. Medya uyuşturucuları, hizip, cemaat, parti/mezhep uyuşturucuları tarafından zihinlerimiz malûl hale getirildiği için, bütün yalanlara kolaylıkla inanabiliyoruz. Herkes bize yalan söylemeye cesaret edebiliyor. Algılarımızı, bilincimizi İslami anlamda temizleyemediğimiz, arındıramadığımız için, zihinsel durumumuz bağımsızlığını yitirmiş, her tür yanlış yönlendirilmeye açık hale gelmiştir.

 

Piyasaya, tüketime, hiçliğe, hazza, modaya, narsizme, ahlaksızlığa/edepsizliğe köleliğin özgürlük sayıldığı bir dünyada yaşıyoruz. Kendimizi İslami bir topluma nispet ediyoruz, ancak, İslam hiçbir şekilde hukuka, siyasal/ekonomik/toplumsal düzene yansıtılamıyor. Her durumda siyaset tarihle birlikte hareket eder. Bağımsız bir siyasal irade ortaya koyamayan toplumumuz, bu nedenle bugünün korkunç tarihinin kötülüklerine bağımlı hale gelmiştir. Etkin siyaset üretemeyen toplumumuz, sonu belirsiz siyasal süreçlerle ve stratejik belirsizliklerle sınanıyor. Toplumumuzda adalet ilkesinin yerini maalesef koltuk istikrar ihtiyacı almıştır. İzlemişsinizdir; birkaç gün önce, 17-25 Aralık 2013’te patlayan Cumhuriyet tarihinin resmi en büyük yolsuzluk ve rüşvet olayının, dört bakandan önemli bir ismi dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın gündeme bomba gibi düşen “itirafları”nda; orada bir yerlerde “Ne yaptıksa birlikte yaptık” diyerek tarihe not düşen sancılı bir adam var. Soru şu: Yaşanan süreç içinde acaba daha kaç kişi “Ne yaptıysak birlikte yaptık” diyordur, diyecektir?… Eski Bakan Bayraktar, ‘Hakkımdaki iddialar doğru’ diyor ama bir şey daha söylüyor; ‘Bende para yok’ diyor. Peki o dönem para alanlar, evinden para çıkanlar, ayakkabı kutusundan çıkan paralar, ‘Oğlum sıfırlayabilir misin’ diyenler yargılandı mı? Hayır.

Toplumumuz adalete yabancılaştığı gibi, toplumsal bünye de, büyük çelişkilerle yaralanıyor. Sahip olanlarla, olmayanlar arasındaki mesafe büyüyor. Sahip olanların kibri yüzünden, görgüsüzlükleri, kabalıkları yüzünden kendilerine ulaşamıyoruz. Paranın gözü kör olsun.. Görmemiş, doğru dürüst tüccar bile olamamış insanlar, din ile siyaset tüccarlığını yüceltip ülkeye egemen olunca, belki onlar dibi görmezler, para ve zenginlik içinde yüzüp dururlar ama bu millet, çoğunluk olarak dibi boylar, millet demek ülke demek olduğuna göre… Anımsayın, o dönem halk, seçmenleri “çalıyorlar ama çalışıyorlar” diyerek durumu kabullenmişti. Ama şimdi?!

Tuhaf zamanlar yaşıyor ülke; eskiden, “Ahlâklı olmak için dine ihtiyaç yok” diyen seküler çevrelere karşı dinsiz bir ahlâkın olamayacağını savunulurdu. Gariptir ki şimdi de, “Dindar olmak için ahlâka ihtiyaç yok” anlamına gelen bir “müslümanlık” anlayışına; iyi müslüman olmayı kılık kıyafete, modern hayata, formel ibadetlere, bazen de siyasi aidiyetlere indirgeyen zihniyete karşı ahlâksız dindarlık olamayacağını savunmak durumunda kaldık.

 

Ahlak, bilindiği gibi, doğruluk, dürüstlük ve erdemin bütünlüğüdür. Bu değerlerin, ülke yönetiminden başlayarak aşırı derecede aşınması sonucu oluşan ortamın toplumsal yaralar açması kaçınılmazdır. Hukukta yaşanan olumsuzlukların, demokratik duyarlılık yokluğunun ve iç denetim eksikliğinin beslediği ahlak yıkımı, düşünce yaşamından ekonomiye, basın-yayından üniversiteye, toplumsal yapının tamamını bir ahtapot gibi sarıyor. Özellikle kamu ihaleleri, kamuya ait doğal kaynakların ve tesislerin yağma edilircesine satışı, kamuda işe almalarda sergilenen yandaş yaklaşımı, son zamanlarda yeni boyutlar kazanıyor.

 

İktidarın çevresinde kümelenen kimi üst düzey bürokratın “ dört-beş yerden” maaş almalarının, bu maaşların yasa ve yönetmeliklere uygunluğundan ve yüksekliğinden bağımsız olarak, ahlaki açıdan onaylanır hiçbir yönü yoktur ve olamaz. İktidar bu konuda da tam bir duyarsızlık gösteriyor; daha doğrusu, başta basın-yayın olmak üzere toplumun ses çıkarması gereken kesimleri çok büyük ölçüde iktidara bağımlı kılındığından, meslek kuruluşları ve sendikalar ise zayıflatıldıklarından, duyarsız kalabiliyor. Daha da ahlak dışı olan ve siyasal ekonomi açısından asla gözden uzak tutulmaması gereken yüksek çoklu yüksek maaşların yoksul halkın ödediği vergilerden karşılanıyor olmasıdır. Özetle, ahlaksızlık, siyaseti, toplumu de çürütüyor!

 

“Hocam, annem babam beni tüp bebek olarak dünyaya getirmişler ve bunun masrafını karşılamak için de bankadan kredi çekmişler; şimdi ben caiz miyim? Hocam, ben sevdiğime dua ediyorum, o da kendi sevdiğine dua ediyor; kimin duası kabul olur? Hocam, evde temizlik yaparken elektrik süpürgesiyle karıncaları çekiyorum, bunun günahı var mı?” gibi beyin yakan sorulara TV ekranlarından cevap verip tüm milleti ve memleketi karanlıklardan aydınlığa çıkaran profösör “hocalar”ın din söylemlerini siyasi iktidar seviyor. Üstelik böyle hocaları öyle bir seviyor ki içlerinden “televangelik vaizlik”te üstün başarı gösterenleri ödül üstüne ödülle de taltif ediyor. Mesela, zikri geçen soruların tümüne tek tek cevap veren “hocamız”ı, televizyon vaizliği ve gazete köşe yazarlığı baki kalmak üzere, “İslam Bilim ve Teknoloji” isimli bir üniversitenin rektör koltuğuyla taltif ediyor; ama yetmez, YÖK üyeliğiyle de taltif ediyor; fakat bu da yetmez, ikinci kez YÖK üyeliğiyle taltif ediyor… Böylece hâkim siyasi irade İlahiyat fakültelerinin YÖK nezdindeki temsilini, “Hocam, tüp bebek olarak dünyaya gelmişim; ben caiz miyim?” gibi çok ciddi teolojik/ontolojik soruların altında kalkma dirayetine sahip bir ilim/bilim deryasına devretmekle millet ve memlekete büyük hizmet ediyor…

 

Neyse, işin muhabbet tarafı bir yana, bu “televangelik vaiz hocamız” nedense yukurda söz ettiğim kamu ahlakını çürüten hırsızlıktan, yolsuzluktan, bakanlık koltuğunda devleti kendi özel şirketinin en yağlı müşterisi yapmak gibi ahlaksızlıklardan bir kez bile söz etmez…

 

Ancak, hiç unutulmasın ki, ahlaki değerleri ıskalayan toplumlar, sıradanlaşmaktan ve savrulmaktan kurtulamazlar.

 

Dörtyol Esnaf Spor, yeni sezon öncesi Teknik Direktör Cafer Bilir ile anlaştı.

0
Hatay Amatör Küme takımlarından Dörtyol Esnaf Spor, yeni sezon öncesi Teknik Direktör Cafer Bilir ile anlaştı.
Dörtyol Esnaf Spor Kulüp Başkanı Uğur Karabulut yaptığı açıklamada “Dörtyol Esnafsporumuz yeni sezonda Duayen hoca Cafer Bilir ile prensipte anlaştı. Yeni Yönetimiyle yeni sezonda hedeflerinin mutlak üst ligler olduğunu belirten Başkan Uğur Karabulut güçlü bir alt yapımız var alt yapıdan gelen oyuncularımızla ve yapacağımız transferlerle yeni sezonda hem gelişen hemde zirveye oynayan bir takım yapacağız bu hafta belirlediğimiz bazı arkadaşlarla görüşüp takımımıza kazandıracağız” dedi.

Psikolog Sevgi Kirmit, yazdı okula uyum sürecinde çocuğunuza  nasıl yardımcı olursunuz ?

0

 

İskenderun Palmiye Hastanesi  calışanı Uzman Psikolog Sevgi Kirmit, koronavirüs salgın sürecinin devam ettiği yeni eğitim öğretim yılında, yüz yüze eğitime başlayacak öğrencilerin süreci sağlıklı geçirebilmeleri için ailelere önemli tavsiyelerde bulundu.

Yüz yüze eğitim dönemi dolayısıyla ailelere önerilerde bulunan Uzman Psikolog Sevgi Kirmit, “Okulların uzun bir aradan sonra yeniden yüz yüze eğitime geçecek olması, çocuklarımızın okula uyumlanmayla ilgili sıkıntılarının ortaya çıkmasına neden olabilir. En başta günlük rutinlerinde de değişiklikler olmakla beraber özellikle sorumluluk almada güçlük yaşayan, ayrılmakta zorlanan veya sosyal kaygı yaşayan çocuğumuzun bu dönemdeki tavır ve davranışlarına özellikle dikkat etmeliyiz. Okul sonrasında gelen duygusal ve davranışsal mesajları iyi okumalıyız. O gün mutsuz ve sinirli; sadece kötü bir olay mı yaşadı yoksa yansıtamadığı duyguları size yansıtarak mı regüle olmaya çalışıyor? Yani olumsuz olarak gördüğünüz davranışların altında yatan bir ihtiyaç mı var? Bunları anlamak ve bazen çıkmasına da izin vermek gerekir. Sonuçta çocuğumuzun fiziksel ve ruhsal sağlığının akademik/bilişsel becerilerde zemini oluşturduğunu daima göz önünde bulundurmalıyız. Okul bize çocuğumuzun başarısından ziyade onu tanımak adına da farklı bir fırsat sunar.

Anne ve babalar içgüdüseldir, objektif bakma konusunda her zaman yeterli olamayabilir. Bizim dışımızda çocuğumuzu gören başka gözlerin olması ona ulaşma konusunda bize daha çok yardımcı olabilir. Sadece öğretmenler değil, okulun güvenlik görevlisi, servis elemanı, yardımcı öğretmeni, aşçısı, temizlik elemanı bile size çocuğunuzla ilgili birçok bilgi sunar. Her düşüncenin ve davranışın kıymetli olduğunu bildiğim bu süreçte çocuklarımıza güvenli ellerde anlaşılabileceği mesajı sık sık verilmelidir çünkü biz ebeveynler hangi koşulda olursak olalım çocuklarımızın karşısında değil daima yanındayız” dedi.