Pazar, Mayıs 3, 2026
No menu items!
Ana Sayfa Blog Sayfa 2035

Ünlü Oyuncu Sevcan Yaşar Karlısu HBB Su Sporları Merkezinde Sörf Yaptı

0

 

 

 Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz dizisi ile ünlenen ve daha sonra çeşitli dizilerde rol alan tamamı Hatay’da çekilen İki İyi Çocuk filminde başrol üstlenen oyuncu Sevcan Yaşar da Karlısu Doğa ve Su Sporları Merkezini ziyaret ederek su kayağı yaptı.

 

Yaşar: herkesin gelip görmesi ve su kayağını deneyimlemesi lazım

 

Hatay’ı çok sevdiğini ve fırsat buldukça şehre geldiğini anlatan Yaşar, tesisin varlığını öğrendikten sonra su kayağını deneyimlemek istediğini belirtti. Yaşar, “Antakya’ya 10 dakika mesafede olan Karlusu Doğa ve Su Sporları Merkezindeyiz. Su kayağı yaparak çok eğlendim. Buradaki ekip şahane. Burada bana kısa sürede çok güzel eğitimler verdiler ve iki tur attım. Burası 10 yaşından 60 yaşına kadar herkesin faydalanabileceği çok güzel bir tesis. Herkesin mutlaka gelip görmesi ve su kayağını deneyimlemesi lazım” dedi.

 

Coronavirüs’lü hasta sayısı Hatay’da hızla yükselmeye devam ediyor yeni oran on binde 27.07

0

26 Haziran-2 Temmuz süreciyle birlikte coronavirüs vaka sayısı en düşük illerin başını çektiği Hatay Sağlık Bakanlığının paylaştığı verilerle hızlı artışı ile  dikkat çekti.

Hatay 1 Temmuz normalleşme sürecine yüz binde 4.88’lik yüzdeyle Türkiye’de en az coronavirüs vaka sayısıyla gündeme geldi.

Bu süreçte coronavirüsle mücadele konusunda illere göre aşılamada kat ettiği yolu gösteren haritada ise Hatay 60,02’lik oranla turuncu renkte gösterildi.

Bakan Koca’ın paylaştığı 100 bin kişide haftalık vaka sayısının hızla artışı dikkat çekiyor. 3-9 Temmuz haftasında yüz binde 6,21’e, 10-16 Temmuz haftasında 17.71, 17-23 Temmuz haftalık vaka sayısı ise 100 bin kişide 27.07’ye yükseldi.

Suriye Uyruklu 2 Göçmen Kaçakçı Tutuklandı!

0

Hatay’ın Antakya’ya bağlı Kisecik mahallesinde 26 Suriyeliyi organize bir şekilde Türkiye’ye geçiren 4 Suriyeli göçmen kaçakçıdan ikisi tutuklandı.

Hatay Valiliği tarafından yapılan açıklamaya göre, Antakya İlçe Jandarma Komutanlığınca ikamet adresi Kisecik mahallesi olan E.Ö. isimli şahsın bağ evinde, Suriye uyruklu göçmen bulunduğu bilgisi üzerine harekete geçildi. 27.07.2021 tarihinde yapılan aramada Türkiye’ye yasadışı yollarla girdiği belirlenen 26 Suriye uyruklu göçmen, E.Ö. , A.K. , T.Z. ve M.A. isimli organizatörler ile birlikte yakalanarak gözaltına alındıkları belirtildi.

Soruşturma işlemlerinin tamamlanmasıyla birlikte adliyeye sevk edilen organizatörlerden T.Z. ve M.A. isimli şahıslar adli kontrol şartıyla  serbest bırakılırken, E.Ö. ile A.K. tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Vali Doğan, LGS’de Türkiye 1.’Leri Arasına Giren Muazzez Göksu Özer’i Tebrik Etti

0

Hatay Valisi Rahmi Doğan, 500 tam puanla LGS’de Türkiye 1. leri arasına girerek bizleri gururlandıran Muazzez Göksu Özer’i Valilik İskenderun Çalışma Ofisinde kabul ederek tebrik etti.

Kabule, Hatay Milli Eğitim Müdürü Kemal Karahan, öğrencimizin ailesi ve öğretmenleri katıldı.

DOĞAKA bu proje ile işsiz olan en az 12 kadını kesme gül yetiştiricisi yapmayı hedefliyor.

0
Doğu Akdeniz Kalkınma Ajansı (DOĞAKA), “Süs Bitkileri Sektöründe Kırsal Alanda Kadın İstihdamı Projesi” başlıklı projeyi destekliyor. Sera kurulum çalışmaları devam eden projenin Kasım 2021 ayında tamamlanması bekleniyor.
DOĞAKA’dan yapılan açıklamada “Ajansımız, 2020 Yılı Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı (SOGEP) kapsamında S.S. Değirmenocağı Rahime Hatun Kadın Tarımsal Kalkınma Kooperatifi tarafından yürütülen, TR63/20/SOGEP8002/0002 referans numaralı ve “Süs Bitkileri Sektöründe Kırsal Alanda Kadın İstihdamı Projesi” başlıklı projeyi desteklemektedir.
Proje kapsamında, 4 dekarlık alanda, kesme gül yetiştiriciliği konusunda, üstten ve yandan havalandırmalı yay çatılı örnek bir plastik sera kurulacaktır. Böylelikle kooperatife üye ve işsiz olan en az 12 kadının kesme gül yetiştiricisi olması hedeflenmektedir. Proje ile ilin kesme çiçek serası üretim kapasitesi %40 oranında artırılarak ilin kesme gül ihtiyacının bir kısmı karşılanacaktır.
Sera kurulum çalışmaları devam eden projenin Kasım 2021 ayında tamamlanması beklenmektedir.” Denildi.

İskenderunspor HataySpor ‘dan sol kanat oyuncusu Osman Şahin’i kiraladı

0
İskenderun Spor Kulüp Başkanı Hakan Bolat, Hatay Spor‘lu Osman Şahin’in transferinde destek olan Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş’a teşekkür etti.
İskenderun Spor kulüp Başkanı Hakan Bolat yaptığı açıklamada, “Hatay Spor Futbolcusu Osman Şahin ‘le 1 yıllık anlaşma Sağlanmıştır . Bu Transferin gerçekleşmesinde bize büyük fedakarlık yapan Sayın Lütfü Savaş’a Teşekkür Ederiz” dedi.
23 yaşındaki Osman Şahin sol kanatta görev yapıyor

Payas ilçesinde Seyir halindeyki TIR’ın  dorsesi ikiye ayrıldı

0
Payas ilçesinde, seyir halindeki rulo sac yüklü TIR’ın  dorsesi  ikiye bölündü. Kazada şans eseri kimse yaralanmadı.
Kaza,  Payas E5 karayolunda meydana geldi. Alınan bilgiye göre, 25 ton ağırlında tek parça rulo sac yüküyle seyir halinde olan TIR’ın  dorsesi çöktü ve ikiye bölündü.
Durumu fark eden vatandaşlar olayı polis ekiplerine bildirdi.

Soğukoluk’ta aracıyla Şarampole Yuvarlanan Avukatın Hayati Tehlikesi Olduğu Öğrenildi!

0

İskenderun Soğukoluk yaylasında bir araç şarampole yuvarlandı. Araç içindeki Avukat Cansu Tekirdağ’ın yaralandığı öğrenildi.

Bulunduğu yerden çıkarılan yaralı hastaneye kaldırılırken hayati tehlikesinin olduğu öğrenildi.

Arsuz Belediyesine Bağlı Temizlik Ekipleri Yoğun Mesaide

0

Arsuz Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü ekipleri, daha temiz bir Arsuz için yoğun mesai harcıyor ve saat gözetmeksizin çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor.

Normalleşme sürecinin başlaması ve uzun bayram tatili ile birlikte yazlık tatil bölgesi olan Arsuz’a vatandaşların akın etmesi kaçınılmaz oldu. Bu durum, gürültü ve çevre kirliliğini beraberinde getirdi.  Nüfusun üç, dört katına çıktığı ilçede gürültü ve çevre kirliliğinin artmaması, önüne geçilmesi adına alınan Arsuz Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü ekipleri mesai saatleri gözetmeksizin temizlik çalışmalarını sürdürdü.

Arsuz Belediye Başkanı Dr. Asaf Güven:

“Mesai Saati Gözetmeksizin Çalışmalarımızı Sürdürüyoruz”

Yaşadığımız bu zorlu pandemi sürecinde getirilen kısıtlamaların kaldırılması ve normalleşme sürecine girilmesinin ardından Arsuz, ziyaretçi akınına uğradı.

Yapılan temizlik çalışmalarına ara vermeden devam edildiğini belirten Arsuz Belediye Başkanı Dr. Asaf Güven; “Temiz ve sağlıklı bir ilçe olma hedefi ve amacıyla, özellikle yaz aylarında nüfusun da artmasıyla ve huzuru için sadece temizlik anlamında değil, tüm alanlarda mesai saati gözetmeksizin çalışmalarımızı sürdürüyoruz ve her zaman olduğu gibi sürdüreceğiz,” dedi.

 

Vali Doğan’dan İskenderun Cem evine ziyaret

0

 

Hatay Valisi Rahmi Doğan, İskenderun cemevini ziyaret eder Ğadir Hum Bayramını kutladığı belirtildi.

Hatay Valiliğinden verilen bilgiye göre, Hatay Valisi Rahmi Doğan’ın AKP Hatay Milletvekili Abdulkadir Özel ve beraberindeki heyet ile birlikte İskenderun Cemevi’ni ziyaret ederek, Alevi Kültür Dernekleri İskenderun Şube Başkanı Kemal Soysüren ve dernek üyeleri ile bir süre sohbet ederek Ğadir-i Hum Bayramlarını kutladıkları ifade edildi.

CHP Hassa İlçe Başkanı Göçer Haydarlar göletine su verilmesi nedeniyle çiftçilerin ürünlerinin kuruduğunu iddia etti

0
CHP Hassa İlçe Başkanı Murat Göçer sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Hassa’da yapılan  Haydarlar Göletine su verildiği için çiftçilerin mahsullerinin  kuruduğunu iddia ederek “Buradan yetkililere sesleniyoruz icraatınızı gelin görün .
Bu çiftçilerin haline bir bakın .”dedi
Başkan Göçer’in paylaşımı şöyle.
“Üreten insanın aç kaldığı bir hikaye anlatalım size .
Burası Haydarlar Göleti için kurutulan mısır tarlaları .
Hani bu eşsiz , yanıp tutuşulan , hatta bazılarının çocukluk hayali olan gölet.
Onca gübre, mazot , ekipmana gelen zamlara rağmen ülkesi için bin bir emekle üreten çiftçilerimizin tarla sularını kesip henüz şuan hiçbir fonksiyonu olmayan Haydarlar Göletine su verildiği için halkımızın mahsulü kurudu.
Bu gölet çiftçimizin borçlarını ödeyecekse sözümüz yok ama ödemeyecekse bu zararı kim ödeyecek ?
Buradan yetkililere sesleniyoruz icraatınızı gelin görün . Bu çiftçilerin haline bir bakın .”

Toroslar EDAŞ Hatay’da Başarılı Çalışmalara İmza Attı

0

Sektöre öncü teknolojileri ve insan odaklı çalışma anlayışıyla hareket eden Toroslar EDAŞ, Hatay’da kesintisiz elektrik dağıtımı kapsamında 2021 yılının ilk 6 ayında bakım, onarım ve yatırım hizmetlerini hız kesmeden sürdürdü.

Elektrik dağıtımını dijitalleşme odaklı projeler ve yatırımlar ile gerçekleştiren Toroslar EDAŞ, Hatay’da yılın ilk 6 ayında müşteri ve çözüm odaklı yaklaşımı sayesinde başarılı çalışmalara imza attı.

Toroslar EDAŞ, Hatay’da hizmet verdiği 9.037 trafo ve 20.975 kilometre uzunluğunda hatta sürdürülebilir ve kesintisiz enerji sağlanabilmesi amacıyla bakım, yenileme ve yatırım çalışmalarını sürdürdü.

Daha aydınlık bir Hatay için İskenderun, Kırıkhan, Hassa, Dörtyol, Erzin, Payas, Belen, Kumlu, Arsuz, Reyhanlı, Altınözü, Antakya, Defne, Samandağ, Yayladağı’nda 6.347 aydınlatma armatürünün bakımını gerçekleştiren Toroslar EDAŞ ekipleri, bölgede 10 pano ile 238 trafo ve 56 dağıtım merkezini de elden geçirdi. Ayrıca kentte 527 Km’lik hattın bakımı tamamlandı.

Toroslar EDAŞ, sektörün değişen dinamiklerine odaklanarak faaliyetlerini insan, çözüm ve inovasyon odağında sürdürmeye devam ediyor. Hatay’da hizmet verdiği 800 binden fazla müşterisine daha iyi hizmet vermek amacıyla toplam 135 kilometrelik yeni yer altı hattı tesis eden Toroslar EDAŞ ekipleri, kentte 2.557 yeni aydınlatma armatürünün montajını da tamamladı. Ayrıca yeni 83 elektrik panosu ve 39 trafo merkezi montajı da tamamlandı.

Söz konusu bakım, onarım ve yatırım rakamları ile Toroslar EDAŞ 2021 yılının ilk 6 ayında koymuş olduğu hedefleri başarıyla gerçekleştirdi.

Müşteri odaklı yaklaşımla 7/24 hizmet sunan Toroslar EDAŞ, www.toroslaredas.com.tr, Toroslar 186 Mobil Uygulaması ve 186 numaralı Müşteri Hattı’ndan tüm müşterilerinin soru ve sorunlarını dinleyerek çözüm bulmaya devam ediyor.

Toroslar EDAŞ’ın Hatay’da bakım ve yatırım çalışmaları hız kesmeden sürecek.

 Vekil  Hatimoğulları Oruç, Tarım Bakanına sordu:”Milleyha Kuş Cenneti, Mahalli Sulak Alan olarak neden halen ilan edilmemiştir?”

0
HDP’nin Samandağlı olan Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları Oruç,  TBMM Başkanlığı’na bir önerge verdi.
Hatimoğulları, Milleyha Kuş Cenneti’nde yapılan tahribatı ve bölgenin “sulak alan” ilan edilip edilmeyeceğini Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli‘ye   sordu.
Milletvekili Tülay Hatimoğulları Oruç’un, önergesi ve soruları şöyle:
“24 Temmuz’da, Hatay Samandağ’da yer alan Milleyha Kuş Cenneti’nde, gölün kenarına hendekler kazılarak kanallar açıldığı fark edilmiştir. Gölün suyunun, açılan kanallara dolduğu görülmüş ve sulak alanın zamanla susuz kalarak kuruyacağı endişesi oluşmuştur.
25 Temmuz’da, tarafımca yerinde gözlemlenen bölgede, kamuoyunun endişelerinin haklı gerekçeleri çarpıcı bir şekilde görülmüştür. 282 farklı kuş türünün kaydedildiği, kuşların göç yollarında su ihtiyaçlarını giderdikleri ve ilkbaharda su tutan çok önemli tuzcul bitkilerin bulunduğu, binlerce yıllık bir sulak çayır ekosistemi olan bu alanda kamyon ve dozerle bitki örtüsünün üstünün toprakla doldurulmuş, moloz yığınlarının atılmış olduğunu gördük.
Konuya dikkat çeken bizlerin, doğa savunucularının ve bölge halkının tepkisi, kamuoyunda istenen etkiyi yaratmıştır. İlgili yerel yönetimlerin kanalları kapatmış ve inceleme başlatmış olması ise sevindiricidir. Ancak henüz Mayıs ayında suyu azalan bölgede, gönüllülerin suyu arttırma çalışmaları yapmış olduğu bu alanın, sürekli molozların atıldığı korunmasız bir alan olduğu gerçeğini değiştirecek adımlar acilen atılmalıdır. Alandaki tarım arazisine dönüştürme faaliyetleri, organik-inorganik atık dökmek ve yasak avcılık sonucunda meydana gelen insan kaynaklı olumsuz etkiler, alandaki ekosistem tahribatı, geri dönüşümsüz bir hal almadan acilen önlenmelidir. Bunu sağlamak için de alanın Bakanlığınız tarafınca ‘resmi olarak sulak alan’ olarak ilan edilmesi gerekmektedir.
Bu bağlamda;
1. Milleyha Kuş Cenneti, Mahalli Sulak Alan olarak neden halen ilan edilmemiştir? Bölgenin sulak alan olarak ilan edilmesi için tarafınızca adım atılacak mıdır?
2. Milleyha sulak alanında/çevresinde yapılması planlanan bir imar girişimi mi vardır?
3. Milleyha sulak alanının korunmasını sağlamak üzere çalışmalarınız var mıdır? Varsa nelerdir?
4. Alanda kanalları açanlar, molozları ve bitki örtüsüne toprak yığını dökenler tespit edilmiş midir? Kamuoyuna bu konuda bilgi verilecek midir?”

Hatay’da Kaçak Su Kullanan 3263 Kişinin Su Saati Mühürlendi!

0

Hatay Büyükşehir Belediyesi, HATSU tarafından su kayıplarını önlemek, kaçak su kullananları tespit etmek amacıyla yaptığı çalışmalarda 7 aylık sürede 3263 kişinin kaçak su kullandığını belirledi.  Ekipler kaçak su kullanan 3263 kişinin su saatini mühürleyip sularını kesti.

HATSU’dan Açıklama

HATSU yetkilileri “Su kullanımındaki haksızlığı önleme ile su iletiminin sağlıklı şekilde gerçekleşmesi için kaçak ve usulsüz su kullanımına karşı çalışmalarımızı sürdürüyoruz. 01.01.2021-26.07.2021 tarihleri arasında 3263 adet kaçak su kullanımına müdahale ederek yasal işlem gerçekleştirdik.” şeklinde açıklamada bulundu.

İskenderun’da Temizlik İşleri Müdürlüğü Ekipleri Dezenfekte Çalışmalarına Devam Ediyor

0

“Ekiplerimiz vatandaşlarımızın sağlıklı bir ortamda yaşamlarını sürdürebilmeleri amacıyla çöp konteynerlerini yıkama ve dezenfekte çalışmalarına aralıksız devam ediyor” açıklamasında bulunan İskenderun Belediye Başkanı Fatih Tosyalı, konuşmasına; “Temizlik İşleri Müdürlüğü ekiplerimiz, özellikle Kurban Bayramı sonrası çöp konteynerlerinin yıkama ve dezenfekte çalışmalarına sıklıkla devam ediyor” şeklinde sürdürdü.

Daha Sağlıklı Bir Ortam İçin Temizlik İşleri Müdürlüğü Ekipleri Sahada

Başkan Fatih Tosyalı, çevre temizliği ve halk sağlığı açısından temizliğin en hassas konu olduğuna dikkat çekerken, “Tüm cadde ve sokaklarımızda temizlik çalışmalarımız devam ederken, periyodik olarak gerçekleştirilen ilaçlama ve temizlik işlerine ara vermedik. Temizlik çalışmalarımız kapsamında ENVİTEC ekipleri ile birlikte sürdürdüğümüz çöp konteyneri yıkama ve dezenfektesi sayesinde; çöp konteynerlerinin yerinde, hızlı ve etkin bir şekilde temizliği yapılarak, görüntü kirliliği ve koku oluşumu engellenirken, aynı zamanda larva ve sinek oluşumunun da önüne geçilmiş olunuyor” açıklamasında bulundu.

Eğitim Sen Başkanı Özgür Tıraş, yüz yüze eğitim önlemlerinin alınmasını istedi…

0
Hatay Eğitim Sen Şube Başkanı Özgür Tıraş, yüz yüze eğitime başlanabilmesi için gerekli tüm önlemlerin şimdiden alınmasını istedi.

KAYIP NESİL İSTEMİYORUZ!

Eğitim Sen Başkanı Tıraş, “Kayıp nesil istemiyoruz” mesajı verdi.
Açıklama yapan Tıraş’ın mesajı şöyle:
“Dünyada okulların en çok kapalı olduğu ülkeler arasında üst sıralardayız. Vakalar günden güne artıyor. 6 Eylül’de yüz yüze eğitimin başlaması için tüm önlemler bir an önce alınmalıdır. Kamusal eğitim bir ayrıcalık değil, haktır.”

Antakya’da Özel Bir Aracın Motor Bölümünde Yangın Çıktı!

0

Antakya Habibi Neccar Sosyal Tesisleri bölgesinde bir aracın bilinmeyen bir sebeple motor bölümünde yangın çıktı.

Çevredeki vatandaşların ve İtfaiyenin müdahalesi ile büyümeden söndürülen yangında herhangi bir yaralanma yaşanmadı.

İslamcılığı Saray Rejimiyle Birleştiren Restorasyon’nun Sonuna Doğru Giderken…

0

Yaklaşık iki asırdır yeni bir modernite oluşturmaya gayret edilen tarihimizde Tanzimat, Osmanlı olmaktan vazgeçmeden, modernliğin yeni normlarına adapte olmanın, bu topraklara has bir modernliğin Osmanlılık içinde aranmasının hikâyesiydi.

Siyasi langajda birinci “Restorasyon” olarak adlandırılan bu ilk modernlik tarzı, bir yandan 1789 Fransız İhtilali’nin estirdiği özgürlük ve insan hakları rüzgârlarının Osmanlı diyarlarına ulaşması, bir yandan da imparatorluğun erime, hatta ortadan kalkma korkusu, Bab-ı Ali’yi arayışlara yöneltmesiydi. Gerek “Islahat Fermanı” gerekse “Tanzimat Fermanı” işte bu arayışların ürünüydü. Bu reformlar “Kadim değerler”i savunanlar ile “Modernite” yanlıları arasında bugüne kadar süregelen ayrışmanın tohumlarını attı. Bu tarihî süreçte siyasetin gerçekte liberal bir anlayıştan ziyade “yeni”nin, kendisiyle rekabet edemeyeceği varsayılan, “eski”yi tedricen ortadan kaldıracağı varsayımıyla, yasaklayıcı modernleştirmeciliğin doğuracağı tepkilerden kaçınma isteminden kaynaklandığını belirtmek doğru olur. Buna karşın bu yaklaşım neticede bir değil çok sayıda “modernlik” olabileceği ve geleneğin de kendisini modernlikle bağdaştırarak yeni modernlikler yaratılmasına katkıda bulunabileceğinin anlaşılmasına yardımcı olmuştur.

İkinci “Restorasyon”, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıydı. Birinci Dünya Savaşı’nın ardından imparatorlukların dağılma sürecine girmesinin tetiklediği travma, ancak “ulus devlet” ile aşılabilirdi. İttihat ve Terakki cemiyetinin başını çektiği Türkçü siyaset arayışı, Tanzimat dönemiyle mukayese edildiğinde açık bir karşı devrimdi. Osmanlı sözcüğünü kullanarak Osmanlı’yı yıkmanın, egemenliği sadece hakim milletin etnik kimliğine oturtarak dışlayıcı bir vatandaşlık üretmenin başlangıç yıllarıdır o dönem… Bu tarihî dönem içerisinde İttihatçı mantığın da kendine uygun bir modernlik tasavvuruna ihtiyacı oldu ve bunu elitist bir bilimselcilikte buldu. Cumhuriyet döneminde laikliğin ‘bilimsel’ bir yaklaşım olarak görülmesi de, Türklüğün tarihini ‘bilim’e dayama çabaları da hep modernlik adına yapılmış ve devletçiliği dokunulmaz hale getirdi. Ne var ki bu anlayış Batı’dakinin tam aksi yönde gidilmesini, kamusal alanın daralmasını, devlete biat eden, ne söyleyeceğini, nasıl davranacağını devletten öğrenen bir ‘vatandaş’ın yaratılmasını ifade etti. Söz konusu ideolojik tavrın doğal sonucu devletçilik adı altında elitizmin siyasete egemen olmasıydı. Bu sürecin devamı mümkün gözükmüyordu; “Yeni Dünya Düzeni” Türkiye’yi daha çoğulcu bir sisteme zorluyordu ve CHP’nin yönetimde kalması garanti değildi. Çok partili sisteme dayanan ‘demokrasi’ rejimine geçilmesi gerekiyordu.

ÇOĞULCU BİR MODERNLİK ANLAYIŞI

Türk siyasetinin liberalleşmesini öngören “Dörtlü Takrir” (Celal Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan ve Fuat Köprülü’nün CHP’den ayrılıp Demokrat Parti’yi kurmalarını tetikleyen önerge) üçüncü “Restorasyon”un harcını oluşturdu. Mustafa Kemal-İsmet İnönü çizgisinin kurumsallaşması ve siyaset üstü konumunun sabitleşmesi gerekiyordu. Ordu bu işleve sahiplendi; böylece bir askeri vesayet rejimine geçildi… Çok partili sisteme dayanan ‘demokrasi’ rejimin dış yüzüydü sadece… Rejim, bütün önemli konularda askeri vesayetin tahakkümü altındaydı. Dolayısıyla, 1950 sonrası Türk modernleşmesi, her ne kadar Tanzimat sonrası “Osmanlı modernliği”’ne benzerse de, çoğulculuk ortamında sahneye konulmuş yasakçı/baskıcı/otoriter bir modernleşme özelliklerini taşıyordu. Özal dönemi öncesi Türk modernleşmesinin temel sorunu yukarıdan aşağıya yapılmaya çalışılmasıydı. 1983’ten sonra (28 Şubat süreci benzeri parantezler bir kenara bırakılırsa) bir yumuşama gözlendiği, kitlelerin bu alandaki tercihlerinin de göz önüne alındığı, farklı modernlikler olabileceğinin kabullenildiği doğrudur; ama gerçek anlamıyla yukarıdan aşağıya impoze edilmiş, çoğulcu bir modernlik anlayışının son otuz beş yıla ait bir gelişme olduğunun vurgulanması gerekir.

Dördüncü “Restorasyon”, demokrasi ve artan özgürleşme mecraları sayesinde son tarihî dönemde, sessiz devrim ve Kemalist Cumhuriyet’in laik ulusu azınlık seviyesine çekilmek zorunda kalmasıydı. Daha da önemlisi Türkiye bir yeniden uluslaşma sürecini yaşaması, inançlarına saygı duyulmamış İslami kitlelerin haklarına kavuşturulması, Müslümanlığın merkeze alındığı yeni millet anlayışı ile kendi milletiyle ve kendi hâkim tek parti (AKP) rejimi oluşmasıydı. İlk etapta birçok kişi, modernlik konusunda, AKP olgusunu nasıl değerlendirmek gerektiğini bilemiyordu. Çünkü onların beklentisi, özgürlük ve eşitlik türü ideallerin ancak sekülerleşen toplumlarda olabileceği görüşündeydi. Dışarda ve içerde birçok ‘laik’ kimlik sahibi, Hıristiyanlığın modernliğe daha yatkın olduğunu, Müslümanlığın bunu beceremeyeceğini düşünüyorlardı. Oysa itiraf etmek gerek ki, Türkiye’de tam da bu beklenmeyen, ihtimal verilmeyen süreç gerçekleşti – mevcut iktidarın ilk iki döneminde. AKP, AB’nin ipine sarıldı, toplumun geniş kesimlerini kucakladı, askeri ve yargısal darbe girişimlerini, toplumun desteğiyle def etti. Ancak bu değişim dinamiğinin karşısında kültürel serbestlikle siyasi/İslami/muhafazakârlığı birleştiren bir cephe bulunuyordu. Halen varlığını gösteren söz konusu cephe liberal değerleri savunmuyor… Çünkü bireyselliğe değil, otoriter laiklikte buluşan bir İslamcılığa dayanıyor. İslamcılık ise farklı tonlarda da olsa ‘modernizm’e karşı radikal bir tepki. Ama tam da bu nedenle modern bir ideolojidir.

Bu son yıllarda Tayyip Erdoğan ve ekibi referanslarını bu dinî ideolojiden almaya özen göstermekte. Dolayısıyla onların kendi eylemlerini, yaptıklarını, yapmak istediklerini bu referans çerçevesi içinde anlamlandırıp, siyaset perspektiflerini artık ‘muhafazakâr demokratlık’ değil, İslamcılık düşüncesi belirliyor ve giderek daha net bir şekilde Avrupa Birliği ve değerlerinden uzaklaşıyorlar.

‘MUHAFAZAKÂR DEMOKRAT’IN ‘U’ DÖNÜŞÜ

Dahası da var: Artık dini olmayanın, dahası dindar olmayanın veya dini inancını iktidar seçkinleri gibi tanımlamayan, gündelik hayatını bu şekilde düzenlemeyen herkesin, ‘bu ülkenin çocuğu’ sayılmayacağı, dışlanacağı, ‘Batı taklitçisi şebekeler’, ‘hainler’, ‘işbirlikçiler’, ‘FETÖ’cüler’, ‘içerdeki düşmanlar’ olarak tanımlanacağı, bir devrin başında olduğunu hisseden vatandaşların sayısı gün geçtikçe artmakta. İktidarın, demokratik yönetim tarzından uzaklaşarak otoriterleşmeyi kendine kılavuz edinmeye kalkışması da Türkiye’de her alanda bir geriye gidiş olduğunu bariz bir şekilde gösteriyor. Oysa yakın zamana kadar, Türkiye, geniş bir kesimde dünya için beklenmedik bir lütuf, İslam’ın demokrasi ve kapitalizmle bir arada olduğu hareketli bir örnek, bir model olarak görülüyordu.

İktidarın uzunca bir süre “İslamcı gömleğini çıkardığını” ve merkezine AB üyeliğini koyduğunu ilan ederek ‘muhafazakâr demokrat’ diye kendini tanımlayıp mutlak güç sahibi olma yolunda belli bir mesafe aldıktan sonra tekrar İslamcılık siyasetine soyunması, laikçi çevrelerin dindar/muhafazakâr siyaset ve siyasetçilere karşı önyargılarını doğrular bir hal alıyor. Ve, Türkiye, ne yazık ki olgunlaşmamış demokrasi ile, ABD destekli15 Temmuz 2016 darbe girişimini “Allah’ın lütfu” olarak gören iktidar,parlamenter sistem yıkıp, yerine eşi benzeri olmayan “Türk tipi başkanlık sistemi”/ bir saray rejimi restorasyonuyla garip bir modernlik serüveninden geçmeye devam ediyor.

Ancak bugün bu bile yetmiyor!Yetmiyor, çünkü 2023 seçimi ya da olası bir erken seçimde Erdoğan’ın iktidarını sürdüremeyeceğine dair işaretler gittikçe çoğalıyor – ekonomik ve siyasi işaretler, rejimin ortalığa saçılan mafyokratik ilişkileri, hatta gençlerin ve kadınların sosyokültürel itirazları – ama iktidarı demokratik yollarla devretme fikrinden çok uzak olduğunun işaretlerini her gün gösteriyor.

YOLUN SONU GÖRÜNÜRKEN İKTİDAR KOLTUĞUNU BIRAK(AMA)MA ÇIĞLIKLARI

Cumhurbaşkanı Erdoğan son bir ay içinde iki – üç kez, iktidarı Millet İttifakı’nın alma olasılığını gündeme getirdi. İlki “İktidarı alırlarsa, olmaz ya…” diye dillendirildi. En son bizzat kendisi tarafından bu endişe, “Bunlar iktidara gelirlerse uçakları satacaklarını söylüyorlar…” olarak söze döküldü. Geçen hafta Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Memleketi bunlara teslim etmeyiz” dedi. Bu söz demokrasi karşıtıdır. Hukuka aykırıdır.

Millet sandıkta karar verdikten sonra bu kutsal karara kimse karşı çıkamaz. Siyasal iktidar da kazanan partiye veya partilere devredilir. Bunun tersi “Ben seçimleri tanımıyorum”, “Ben iktidarı devretmiyorum” demektir ki, bunun anayasa hukukundaki adı “siyasal darbe”dir. Böylesi bir durum ülkeyi kaosa götürür.

İktidar değişikliğine karar verecek olan halkın verdiği oylarda ifadesini bulan milli iradedir. Dolayısıyla iktidarı yeni bir partiye veya partilere “teslim” edecek olan halktır. O zaman geldiğinde hiç kimse, hiçbir güç, milli iradenin gerçekleşmesini engelleyemez. Serbest seçimlerde ifadesini bulan demokratik yarış, kazanmak kadar kaybetmesini de bilmeyi gerektirir. Ülkeyi yalnız kendilerinin yönetebileceğini düşünmek, demokratik rejime inançsızlık ifadesidir.

Türkiye devleti, 98 yıllık bir cumhuriyettir. Üç kez askeri darbe veya müdahalelerle kesintiye uğrasa da 76 yıldan beri çok partili demokratik rejimi yürütmeye çalışıyor.

14 Mayıs 1950’de yapılan dürüst seçimleri DP kazandı. Ve 27 yıllık tek parti CHP, siyasal iktidarı barış içinde DP’ye devretti. İşte bu nedenle de Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, bütün dünyada demokrasi kahramanı olarak kabul edildi.

Halk yönetimi demek olan cumhuriyet ve halk iktidarı demek olan demokrasi, halkın belirli aralarla yaptığı seçimlerle ortaya çıkan milli iradenin yaptığı tercihlerle işlerlik kazanır. Bu seçimlerle halk, hangi parti veya partilerin iktidar, hangilerinin muhalefet olarak görev yapacağını, bu görevlerin yasama ve yürütme organlarında kimler tarafından yerine getirileceğini belirler.

Halen 2017 yılında yapılan anayasa değişikliğiyle yürürlüğe konulan ve başka hiçbir demokratik ülkede benzeri bulunmayan, erkler arası denge ve denetim mekanizmalarından yoksun bir alaturka başkanlık sisteminin uygulandığı bir dönemden geçiyoruz. Bu bir fetret dönemidir. “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” olarak adlandırdıkları bu sistemin kaldırılması ve yeniden parlamenter sisteme dönüş için gerekli anayasa değişikliğini yapacak bir parlamento aritmetiğinin ortaya çıkması, sonra da ortak akılla gerekli restorasyonları yapması,önümüzdeki seçimlerden beklenen en önemli sonuçtur.

Türkiye Cumhuriyeti’nin bir an önce demokrasinin ve istişarenin, yani aklın – bilimin egemen olduğu bir sisteme geçmesi için vakit gelmiş, geçmektedir.

BU ÜLKE KİMSENİN MÜLKÜ DEĞİLDİR

İktidar bir ganimet değil, bir emanettir.

Ülke kimsenin mülkü değildir, şehit kanlarıyla kazanılmış vatandır.

Toplum, kimsenin cemaati değil, kadınlarımızın ve gençlerimizin mücadesiyle, Kuvayı Milliye savaşını vererek akılla, vicdanla kurtulmuş millettir.

Hiç kimse yanlış hesaplarla yanlış işlere girişmesin.

Atatürk Cumhuriyeti nasıl kuruldu ise yoluna öyle devam edecek, demokrasi ile güçlenecektir.

Atatürk Cumhuriyeti’nin yarattığı “uygar bilinç”, bu ülkeyi hiçbir yanlış hevese bırakmayacaktır.

Bilelim ve bildirelim…

 

Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Göksel Bayar Gelişim’de

0

İskenderun Gelişim Hastanesi hekim kadrosunu güçlendirmeye devam ediyor.

Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Göksel Bayar, uzman ve akademik kadrosunu güçlendirmeye devam eden İskenderun Gelişim Hastanesi’nde hasta kabulüne başladı.Alanında gerçekleştirdiği uygulamalar hakkında bilgiler veren Doç. Dr. Göksel Bayar, “Üroloji Kliniğimizde; böbrek, prostat, mesane, cinsel sorun, infertilite (kısırlık), kadınlarda, erkeklerde ve çocuklarda idrar kaçırma problemi gibi rahatsızlıkların tanı ve tedavilerini gerçekleştirmekteyiz. Ayrıca; endoskopik taş cerrahisi (Perkütan Nefrolitotomi, RIRS, Üreteroskopi), laparoskopik böbrek ameliyatlarını son teknolojik yöntemlerle uyguluyoruz. İskenderun Gelişim Hastanesi ailesine katıldığım için çok mutluyum” açıklamasında bulundu.

Doç. Dr. Göksel Bayar Kimdir?

Doç. Dr. Göksel Bayar, 2003 yılında Diyarbakır Cumhuriyet Fen Lisesi’nden sonra, İstanbul (Çapa) Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. 2014 yılında Şişli Etfal Üroloji Kliniği’nde asistanlığa başlayan Doç. Dr. Bayar, 2015’te Şırnak İdil Devlet Hastanesi’nde mecburi hizmet görevini yerine getirdi. 2017 yılı Temmuz ayında yapılan Avrupa Üroloji Board sınavını geçerek FEBU unvanı almaya hak kazanan Doç. Dr. Göksel Bayar, 2017 yılı Temmuz ayında Avusturya Salzburg’da yapılan Masterclass toplantısında Türkiye’yi temsiletti. 2017 yılında Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 2018 yılında Sancaktepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 2019 yılında Mardin Devlet Hastanesi’nde üroloji uzmanı olarak görev yapan Doç. Dr. Göksel Bayar, 2020 Kasım ayında Doçentlik unvanı almaya hak kazandı. Evli ve iki çocuk babası Doç. Dr. Göksel Bayar, İskenderun Gelişim Hastanesi’nde Üroloji Uzmanı olarak görevine başladı.

Başkan Tosyalı:”Dekoratif Kaldırım Yenileme Çalışmalarımız Devam Ediyor”

0

İskenderun Belediyesi şehrin muhtelif yerlerinde hayata geçirdiği yayalaştırma ve kaldırım çalışmalarına devam ediyor.

İskenderun’da çalışmaların her geçen gün artarak devam edeceğinin altını çizen İskenderun Belediye Başkanı Fatih Tosyalı, kent genelinde yürütülen kaldırım yenileme çalışmalarının bir kısmının tamamlandığını kalan kısımlarda ise çalışmaların devam ettiğini söyledi.

KALDIRIM YENİLEMESİ YAPILIYOR

Şehri modern bir görünüme kavuşturmak için çalıştıklarını ifade eden Başkan Fatih Tosyalı, “Şehrimizin daha modern olması için ekiplerimiz gece-gündüz çalışmalarına devam ediyor. Bu kapsam da Denizciler Mahallemizde ve kentimizin farklı noktalarında ekiplerimiz tarafından dekoratif kaldırım yenileme çalışmaları sürdürülüyor. Çalışmalar tamamlandığında şehrimiz daha modern bir hale gelecek” dedi.