Pazartesi, Mart 23, 2026
No menu items!
Ana Sayfa Blog Sayfa 49

Hatay’da Sağlık hizmeti halen konteynerde

0

 

Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası (AHESEN) Genel Başkanı Dr. Ahmet Kandemir, 6 Şubat depremlerinden en ağır etkilenen Hatay ve Kahramanmaraş’ta birinci basamak sağlık hizmetlerinin hâlâ olağanüstü koşullarda yürütüldüğünü belirterek, sağlık çalışanlarının hem fiziki yetersizlikler hem de keyfi idari uygulamalarla karşı karşıya bırakıldığını söyledi.

 

AHESEN Genel Başkanı Dr. Ahmet Kandemir, Hatay’da yaklaşık 100 Aile Sağlığı Merkezi’nin konteynerlerde hizmet verdiğini, bunun da 280 aile hekimliği biriminin geçici yapılarda çalışmak zorunda kaldığı anlamına geldiğini açıkladı. Ayrıca kentte 21 aile hekimliği biriminin hâlâ boş olduğunu belirten Kandemir, “Depremin üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen Hatay’da sağlık hizmetinin konteynerlerde sürdürülmesi ciddi bir planlama ve yönetim sorunudur” dedi.

 

HATAY’DA HUKUKSUZ DENETİMLER VE KEYFİ CEZALAR İDDİASI

Dr. Kandemir, Hatay’ın bazı ilçelerinde aile hekimlerinin hukuksuz denetimler ve keyfi cezalarla karşı karşıya kaldığını ifade etti. Zaten zor koşullarda görev yapan sağlık çalışanlarının bu uygulamalarla psikolojik olarak yıpratıldığını vurgulayan Kandemir, bazı ilçe sağlık müdürlerinin kişisel tutumları nedeniyle hekimlere soruşturma ve kınama cezaları verildiğini söyledi.

AHESEN’e ulaşan örneklerde; bir günlük istirahat raporu nedeniyle hem raporu yazan hekime hem de raporu alan hekime işlem yapılmaya çalışıldığı, mesai sonrası yapılan denetimlerin mesai içinde yapılmış gibi tutanak altına alındığı ve denetim evrakı sunulamamasına rağmen hekimlere ceza verildiği belirtildi. Kandemir, “Bu makamlar kimsenin egosunu tatmin edeceği yerler değildir. Bu keyfi uygulamalar halk sağlığını da tehdit etmektedir” ifadelerini kullandı.

“TEŞEKKÜR BEKLEYEN HEKİMLERE KINAMA VERİLİYOR”

Depremin 3. yılında, konteynerlerde hizmet veren sağlık çalışanlarının takdir edilmesi gerekirken cezalandırıldığını dile getiren Kandemir, yaşananların İl Sağlık Müdürlüğü’ne iletilmesine rağmen ilçe düzeyindeki uygulamaların sürdüğünü belirterek, “Bu tabloyu kamuoyunun vicdanına bırakıyoruz” dedi.

 

Kahramanmaraş’ta da 10’dan fazla Aile Sağlığı Merkezi’nin hâlâ konteynerlerde hizmet verdiği bildirildi. Yanlış planlama, eksik kadro ve gelir kayıplarının sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliğini tehdit ettiğini ifade eden Kandemir, kentte yaklaşık 60 aile hekimliği biriminde hemşire, 30 birimde ise hekim bulunmadığını açıkladı.

“SAĞLIK SİSTEMİ ÇALIŞANINI KORUYARAK AYAKTA KALIR”

AHESEN Genel Başkanı Dr. Ahmet Kandemir, deprem bölgesinde birinci basamak sağlık hizmetlerinin alarm verdiğini belirterek, merkezi ve yerel sağlık yönetimlerini hukuka, liyakate ve insani çalışma koşullarına uygun hareket etmeye çağırdı. Kandemir, “Depremin yükünü omuzlayan aile hekimleri, ebe ve hemşireler değil; bu süreci yönetemeyen anlayış sorgulanmalıdır. Sağlık sistemi ancak çalışanını koruyarak ayakta kalır” dedi.

ASM’ler hala Konteynerlerde

0

6 Şubat depremlerinin 3.yılında Adıyaman, Maraş ve Hatay’ı ziyaret eden Birlik ve Dayanışma Sendikası bölgedeki birinci derece sağlık hizmetlerinin yaşadığı sorunları raporladı.

Sendika Genel Başkanı Dr. Ahmet Mehlepçi, ASM’lerin hala konteynerlerde çok eksik koşullarda hizmet verdiğini, Bakanlığın kendilerinden olmayan hastaları bulmalarını istediğini söyledi.

Dr. Ahmet Mehlepçi, “Sağlık Bakanlığının Aile Sağlık Merkezi doktor ve çalışanlarından bir yıldır gelmeyen hastaları bulmalarını istediğini” söyledi. Aile Hekimliği Yönetmeliği gereği gelmeyen hastalar üzerinden maaş kesintisi yapılması, çalışanları bu hastalara ulaşmak için çaba harcamaya zorlandığını belirten Mehlepçi, “Bu durum çalışanların dayanma gücünü tamamen tüketmiştir. Neredeyse tamamı kaderine terk edilmiş hissiyle çalışmaktadır” dedi.

Tavan akıyor, taban su alıyor

Hala ASM binaları yapılamadığı için konteynerlerde süren sağlık hizmetine değinen Mehlepçi,“ Çatıdan su alırken çalışanların ellerini yıkayacak lavaboları ve WC’leri yok” diye konuştu.

8 kişi 21 metrekarelik alanda

Maraş’ta ise yaklaşık üç yıldır bazı ASM’lerde iki hekim, paravanı ve bölmesi olmayan tek bir konteynerde hasta baktığını kaydeden Mehlepçi, “Konteynerlerde elektrik çarpması, elektrik tesisatına bağlı yangın riski gibi ciddi tehlikeler mevcuttur. Çalışanlar bu riskli durumlara artık alıştıklarını ifade etmektedir. Oysa konteyner yapılar, en fazla 1–2 kişinin geçici olarak kalabileceği, yoğun insan sirkülasyonu olmayan alanlar için tasarlanmıştır” dedi.

Kayıtlı olmayan hastalara da hizmet veriliyor

“Aile sağlığı merkezleri nüfus tabanlı çalışmasına rağmen, deprem sonrası nüfusun sürekli hareket hâlinde olması nedeniyle kendilerine kayıtlı olmayan hastalara da hizmet vermek zorunda kalmışlardır” diyen Mehlepçi çalışanların iş yükünün arttığını söyledi.

‘Kolon kanseri için kit yok, aşı yapılamıyor’

Aile planlaması malzemelerinden HPV taraması için uygun oda ve ekipman eksikliğine değin birçok eksikliği aktaran Mehlepçi, kolon kanseri için kit gönderilmediğini belirtti. Hatay’ın birinci basamak sağlık hizmetleri açısından deprem bölgesindeki ‘en vahim’ durumda bırakılmış illerden biri olduğuna dikkat çeken Mehlepçi, özellikle Keskincik’te, yaklaşık üç yıldır çocukların aşılarının yapılamadığı ve bölgede aile hekimi bulunmadığı yönünde mutlaka araştırılması gereken ciddi iddiaların bulunduğunu aktardı.

Mehlepçi son olarak şunları kaydetti: “Hatay, birinci basamak sağlık hizmetleri açısından göz ardı edilen, çalışanlarının cezalandırıldığı ve halkın temel sağlık hizmetlerine erişimde ciddi mağduriyet yaşadığı bir il hâline gelmiştir. Bu durum hem sağlık çalışanları hem de bölge halkı için sürdürülemez boyuttadır.”

O görüntü, , o çığlıklar hala kulağımda

0
6 Şubat depremlerinin üçüncü yılı... Eskişehir’e yerleşen depremzede Ayla İnan: 'Ben o geceyi her gün yaşıyorum'
Eskişehir Yıldıztepe Kooperatifi’nde çalışan Çolak ve İnan çifti yeniden hayata tutunmaya çalışıyor. Depremden sonra 42 yıl yaşadığı Hatay’ın sokaklarında kaybolduğunu söyleyen Ertan İnan, evlerinin yan yattığını ve hırsızların da eşyalarını çaldığını anlattı.

Ayla İnan hâlâ kabuslar gördüğünü ve kendisini sallanıyor gibi hissettiğini söyledi.

Hatay’dan Eskişehir’e yerleşen Ertan ve Ayla İnan çifti ile depremde yakınlarını kaybeden Eda Çolak, depremin üçüncü yıl dönümünde yaşadıklarını anlattı.

“HATAY KÜLTÜREL DOKUSUNU DA KAYBETTİ”

Çolak, yaptığı açıklamada, depremden 14 saat önce Eskişehir’e geldiğini bildirdi. Enkaz altında kalan yakınları olduğunu belirten Çolak, Hatay’a gittiğinde kendisini annesiz, vatansız kalmış gibi hissettiğini ifade etti.

Hatay’da gördüğü manzara karşısında annesiz kalmış gibi hissettiğini anlatan Çolak, Hatay’ın sadece fiziksel mekanlarını değil, kültürel dokusunu da kaybettiğini söyledi. Çolak, doğduğu büyüdüğü mahallelerin artık olmadığını, tekrar aynı dokunun olmayacağını ifade etti. Tarihi dokunun bir daha yakalanamayacağını vurgulayan Çolak, yakınlarının hala Hatay’da yaşadığını söyledi.

Ailesinin deprem sonrası tamamen açıkta kaldığını anlatan Çolak, ilk günlerde hiçbir şey yapamadıklarını, yakınlarını iki hafta sonra Eskişehir’e çağırdığını, geldiklerinde üzerlerinde is olduğunu, ısınma sorunu yaşadıklarını ve yıkanamadıklarını anlattı. Çolak, çocukları okullarını bitirdiğinde tekrar Hatay’a döneceğini söyledi.

“ESKİŞEHİR HALKINA TEŞEKKÜRLERİMİ İLETMEK İSTİYORUM”

Ertan İnan ise 42 yıl Hatay’da yaşadığını ve memleketinden ayrı olmanın acı verdiğini ifade etti. Eskişehir’in kendilerine kucak açtığını, yabancı hissetmediklerini belirten İnan, sevdiklerinin ve evlerinin Hatay’da kaldığını, yan yatan evlerine de hırsız girdiğini anlattı.

İnan, Eskişehir’de yabancı hissetmediklerini belirterek, “Yaralarımızı daha çabuk sarmamıza vesile oldu. Eskişehir halkına buradan teşekkürlerimi iletmek istiyorum” diye konuştu.

Hatay’da birçok yerin rezerv alanı ilan edildiğini söyleyen Ertan İnan, insanların ayrıldığını, komşulukların kaybolduğunu belirtti. 42 yıl yaşadığı yerde kaybolduğunu ifade eden İnan, yıkımın çok büyük olduğunu, insanların çok uzak yerlere gitmek zorunda kaldığını söyledi.

“BEN O GECEYİ HER GÜN YAŞIYORUM”

Depremin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen o geceyi her gün yaşadığını söyleyen Ayla İnan ise hala sallanıyor gibi hissettiğini, çığlıkların kulaklarından gitmediğini anlattı.

Çocuklarının Hatay’a dönmek istemediğini ifade eden İnan, koşulların kötü olduğunu, eski sıcaklığın kalmadığını söyledi. İnan, “Ben o geceyi her gün yaşıyorum. Daha atlatamadım, her gün hala sallanıyor gibiyim ve o çığlıklar hala kulaklarımda. Herkes birbirini arıyordu. O kadar zor bir şey ki, anlatması imkansız. Çok zor. Yıl dönümü yaklaştıkça daha da çok geriliyorum. O görüntü, o ses, o çığlıklar hiç kulağımdan gitmiyor. Zaten haftanın her günü rüyamda benim, hiç geçmiyor. Üç yıldır ben hep bunları yaşıyorum” dedi.

Kendisine Yozgat’ta yeni bir hayat kurdu.

0

Asrın felaketi 6 Şubat depremlerini Hatay’da yaşayan Önal Burç, kendisine Yozgat‘ta yeni bir hayat kurdu.

6 Şubat depremleri sırasında memleketi Hatay’da yaşayan Önal Burç, depremin ardından Yozgat’ın Sorgun ilçesine göç etti. 34 yaşındaki Burç, Hatay’daki işini Sorgun’da devam ettirmenin yanı sıra Sorgun halkının misafirperverliği sayesinde moral buldu. 4 yıllık evli olan Burç’un depremler sırasında hamile olan eşi, ilk bebeğini Sorgun’da dünyaya getirdi. 2 buçuk yaşında ve 6 aylık erkek bebekleri olan Önal Burç, tanıdıklarının yardımıyla Sorgun’da açtığı iş yerinde yeniden memleketine döneceği günlerin hayalini kuruyor.

“Burada hayatımıza devam etmeye çalışıyoruz”

Depremlerden sonra yaşadığı süreci anlatan Önal Burç, “Yozgat Sorgun’a göç etmek zorunda kaldık. Kendi ayaklarımızın üstünde durmaya ve eski yaralarımızı sarmaya çalışıyoruz. Yeniden ayakta durmaya çalışıyoruz. Maddi kayıplarımızı saymıyoruz, manevi kayıplarımız çok oldu. Yaralarımız daha taze. Benim yaşadığım yer biraz dağ eteğiydi, biz enkaz altında kalmadık ama kalan eş, dost, akrabalarımız vardı. Her şeye rağmen hayat devam ediyor. Eski çalıştığımız toptancılar ve eş dost vesilesiyle iş kurmaya çalıştık. Burada kendi halimizde yeni baştan hayatımıza devam etmeye çalışıyoruz” dedi.

“Çocuklarım Sorgun’da doğdu”

Vatandaşlardan gördüğü desteğin önemine değinen Burç, “Sorgun’daki manevi destek çok iyiydi. Allah birliğimizi dirliğimizi bozmasın. Sorgun halkı kendi acılarıymış, kendi yaralarıymış gibi paylaşımda bulundu. Deprem zamanı eşim hamileydi, çocuğum Sorgun’da doğdu. Burada kalmaya heves ettik. Hatay’da durumlar çok kötü. Yaralar geçmesine rağmen acılar var. Doğma büyüme Hataylıyım. Oraya dönmek isterim” dedi.

“Enkazları görünce insan bir çift çorabın ne kadar değerli olduğunu anlıyor”

Depremden dersler çıkarılması gerektiğini belirten Burç, “Burada bizi bir yabancıdan çok kendi evlatları gibi kucaklamaya çalıştılar. Geçmişten kültürümüzden gelen sıcaklığı bize göstermeye çalışıyorlar. Enkazları görünce insan bir çift çorabın ne kadar değerli olduğunu anlıyor. İnsan bazı şeylerin değerini elindekileri kaybettikten sonra anlayabiliyor. Bizim yaşadıklarımıza bakıp toplumun genelinin kendine çekidüzen vermesi lazım. Yaptığımız işlerde, evlerde canımızı emanet edecek şekilde bir liyakat ve düzen oluşturmamız lazım” diyerek konunun önemine dikkat çekti.

 

Başkan Öntürk’ten 6 Şubat mesajı

0

Hatay Büyükşehir Belediyesi (HBB) Başkanı Mehmet Öntürk, Asrın Felaketi 6 Şubat Depremi’nin üçüncü yıl dönümü dolayısıyla bir anma mesajı yayınladı.

 

 

HBB Başkanı Öntürk mesajında; on binlerce insanımızın hayatını kaybettiği, milyonlarca insanımızın da evsiz kaldığı, maddi ve manevi büyük yıkımlara yol açan, dünyanın en acı günlerinden birini yaşadığımız ve milletimizi tarifi imkansız bir yasa boğan 6 Şubat ve devamındaki depremlerin üçüncü yıl dönümünde acılarının ilk günkü gibi taze olduğunun altını çizerek “Unutmadık, unutmayacağız.” dedi.

Başkan Öntürk mesajını şöyle sürdürdü: “Yaşadığımız bu büyük felaket, ülkemizi ve şehrimizi derinden yaralamış; hafızalarda unutulmayacak izler bırakmıştır. 11 ilimizde yıkıma neden olan deprem, bir kez daha depremin kaçınılmaz olduğunu ancak alınan tedbirlerle acıların ve kayıpların azaltılabileceği gerçeğini hatırlatmıştır.

Bütün zor dönemlerimizde olduğu gibi Devlet – Millet el ele vererek, büyük bir milli ve manevi şuurla ortaya çıkan dayanışma neticesinde Cumhurbaşkanımız ve tüm kurumların üstün çabaları ile kısa bir süre içerisinde bu felaketin yaralarını sarmada büyük Türk Milleti fevkalade gayret göstermiştir. Depremin ilk saatlerinden itibaren ortaya konan dayanışma ruhumuz, zor zamanlarda da birbirimize nasıl sımsıkı sarıldığımızın en net ifadesidir.

Tarihin her döneminde büyük acılar yaşamasına rağmen küllerinden yeniden doğmayı başarmış bir şehrin emanetçileriyiz. Bu emanet bilinciyle; sayısız medeniyete beşiklik etmiş şehrimizi, her alanda eskisinden daha güçlü olarak ayağa kaldırmak, huzurun, mutluluğun, kardeşliğin, hoşgörünün, evrensel değerlerin merkezi hâline tekrar getirmek için var gücümüzle çalışıyoruz. Bunu da en kısa zamanda gerçekleştireceğimizden kimsenin şüphesi olmasın.

Bu duygu ve düşüncelerle depremde şehit olan Canlarımızı rahmetle anıyor, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Depremi yaşayan tüm vatandaşlarımıza bir kez daha geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

HBB Şehit aileleri ve gazilere destek

0

Hatay Büyükşehir Belediyesi, şehit ve gazilerin emaneti olan aile ve yakınlarını ziyaret ederek desteklerini sürdürüyor.

 


HBB Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığına bağlı Şehit Yakınları ve Gaziler Şube Müdürlüğü ekipleri, Antakya’da 6 Şubat depremlerinde yakınlarını kaybeden deprem şehidi ailelerine yönelik ziyaretler gerçekleştirdi.
Ziyaretlerde HBB Başkanı Mehmet Öntürk’ün selamları ve başsağlığı dilekleri iletilirken, depremde hayatını kaybeden vatandaşlar dualarla anıldı. Ailelerin talep ve ihtiyaçları yerinde dinlenerek gerekli desteklerin sağlanması için notlar alındı.
Şehit ailelerine yönelik psikososyal destek, rehberlik ve dayanışma çalışmaları kapsamında gerçekleştirilen ziyaretlerde, devletin ve HBB’nin her zaman ailelerin yanında olduğu vurgulandı.

Ziyaretler sırasında Kur’an-ı Kerim ve Türk bayrağı takdim edildi.

Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi yetkilileri, yaşanan büyük acının ancak dayanışma, birlik ve beraberlik ruhuyla aşılabileceğini belirterek, bu tür çalışmalarla toplumsal bağların güçlendirilmesine katkı sunduklarını ifade etti.

“Ölenlerin çığlıklarını duymak çok zordu”

0
Asrın felaketi Kahramanmaraş merkezli depremlere Hatay’da yakalanan aile yaralarını Çanakkale’de sardı. Art arda yaşanan depremlerde neler yaşattığını anlatan Gurbet Arslan, “Hepimiz yalın ayaktık, üşüyorduk. Çığlık sesleri, yardım isteyenler, yağmur, soğuk, çok zordu. Yani yaşamak da orada acı içinde ölenlerin çığlıklarını duymak da çok zordu” dedi.

 

. Hatay‘da yaşanan yıkım sonrası Çanakkale’de üniversitede okuyan kızının  yanına yerleşmeye karar veren Gurbet Aslan da, burada kalma sebeplerinden birinin kızı birinin ise Çanakkale’nin verdiği huzur olduğunu söyledi.

Ben hiç unutmuyorum

Art arda yaşanan depremlerde neler yaşattığını anlatan Gurbet Arslan, “İlk depremde uyuyorduk zaten, kimimiz zaten uyanamadı hiç. Uyandığımızda evden dışarı atmadık kendimizi, depremin dinmesini bekledik. Sonra çocuklarla birlikte dışarıya çıktık, zor attık kendimizi dışarıya. Hepimiz yalın ayaktık, üşüyorduk. Çığlık sesleri, yardım isteyenler, yağmur, soğuk, çok zordu. Yani yaşamak da orada acı içinde ölenlerin çığlıklarını duymak da çok zordu. Biz o deprem esnasında yardımcı olmaya çalıştık ama ellerimiz hep kan yara yapamıyorsun, kaldıramıyorsun. Yani ben hiç unutmuyorum. Selim daha 16 yaşında ve yardım edin diyor. Biz yüzünü görüyorduk mesela onun ama ona yetişemiyorsun yani ulaşamıyorsun onu çıkartamıyorsun ve tam ölmek üzere olduğunu görüyorsun bu çaresizlik tarif edilemez. Zaten öldü biz onu kurtaramadık. 15-20 yıla yakın arkadaşım çocuklarıyla, kocasıyla hiç uyanamadı mesela. Biz cesetlerini de çıkardık onların. İkinci deprem ise 18.00-18.30 civarı olmuştu. Akşamüstü olduğu için çok kayıp olmadı. Kayıp olacak insan da bina da hiçbir şey kalmamıştı. Her şey zaten yerle bir olmuştu. Tam toparlanırsın da artık ölümü yavaş yavaş kafandan silersin de tekrardan bir acı darbe yaşarsın, biz tekrar mahvolduk yani. O psikolojiye tekrar girdik” dedi.

Enkazda kalan oğlunun yerini köpekleri sayesinde buldular

Evlerindeki köpek sayesinde enkazda bir süre kalan oğlunu kurtardılarını belirten Gurbet Aslan, o anları şu sözlerle anlattı:

“Hatay’da dediğim gibi tamamıyla sıfırlandı. Biz kendimizi son anda dışarı atan insanlardan olduk, yaşayan az kalmış insanlardan öyle söyleyeyim. Evlerimizin hepsi yıkıldı. Benim oğlumu son anda babam kurtardı. Babam işletmedeydi ona bir şey olmadı. Köpekler de çok sadık. Oğlumu hiç bırakmadı. Oğlumun yerini biz öyle belirledik.”

Yaşadığın için suçluluk duygusu oluşuyor

Yaşanılan yıkımın ve şahit olunan şeyler ardından psikolojilerin ister istemez bozulduğunu, kendisinin ise buna çözüm olarak spora başladığını söyleyen Aslan, “Yıllar geçse bile insanların eskisi gibi sağlıklı olacağını düşünmüyorum. Gerçekten çok zor süreçlerden geçiyoruz. Sadece Hatay, Maraş ya da Adıyaman değil bütün ülke olarak aslında zor süreçlerden geçiyoruz. Yani çok düşünmek istemiyoruz ama artık her şeyden korkuyoruz. Kaygı içerisindeyiz, korku içerisindeyiz, çaresizlik içerisindeyiz. Hayatı nasıl devam ettireceğimizi bilemiyoruz. Ben mesela kaç gece, kaç ay aynı saatlerde hıçkırarak uyandım. Bunu bilinçaltın yapıyor sen isteyerek yapmıyorsun. O kadar hasar oluşuyor ki sende, yaşadığın için suçluluk duygusu oluşuyor, tanıdıklarını akrabalarını kaybettin acıların çok, onların ölümü senin hala hayatta kalması, psikolojimizin yerle bir olması çok doğal. Ben psikoloğa gittim, istediğim gibi verim alamıyordum. Spora başladım. Özellikle koşmak bana çok iyi geliyor. Koşarken bütün o kötü enerjiyi attığımı düşünüyorum. Daha sağlıklı insan olduğumu fark ettim” diye konuştu.

Birlikte daha kolay atlatılabiliyor

Gurbet Aslan, Çanakkale’ye yerleşme sürecini şu ifadelerle aktardı:

“İkinci depremden sonra yaklaşık bir hafta kadar daha Hatay’da kaldım. Ondan sonra ailemin bir kısmı Ankara’ya bir kısmı da Mersin’e gitmişti. Ben Mersin’e geçtim. Çanakkale’de benim kızım okuyor ve çok şükür ki bir ev tutmuştu, daha yeni tutmuştu. Çanakkale’ye gelmemdeki sebeplerden biri bu biri de burası gerçekten çok özgün, kendine has bir enerjisi ve coğrafyası olan bir şehir, çok iyi geldi burası. O yüzden burada kaldım. Birlikte daha kolay atlatılabiliyor. Herkesin bir arada olması aslında o geçiş sürecini daha kolaylaştırıyor. Ben gençlere de söylemiştim, bazı günler makarna yiyeceğiz, bazı günler et yiyeceğiz, çok sıkışık bir ortamda olacağız ama ‘Olsun, bir arada olacağız’ dediler bana. Onlar beni çok mutlu etmişti. Uzaklaştığımız için bizim için birazcık daha kolaydı orada kalanlara nazaran. Orada kalanlar çok daha kötü. Ben her gittiğimde farkı görebiliyorum.”

Ulaşamamak insanı çok tedirgin ediyordu

Çanakkale’de tek yaşayan Sevgi Toprak ailesine ulaşmayınca çok tedirgin olduğunu vurgulayarak, “Buraya 2021 senesinde geldim. Kimya öğretmenliği bölümünü kazanmıştım. 6 Şubat depremi yaşandığı gün ben Çanakkale’deydim. Annem, kardeşim ve ailem başka evlerdeydiler. Ben ilk duyduğumda ciddi bir şey olduğunu düşünmemiştim. Daha sonra sosyal medyada, haberlerde ne kadar ciddi boyutta bir deprem yaşandığını fark ettim. Şebekeler kesilmişti, kardeşime, anneme ulaşamıyordum. Sadece bir ara annem SMS’ten ‘Kızım biz iyiyiz merak etme’ diye bana ulaşabilmişti. O biraz içimi rahatlattı ama gördüğüm şeyler çok korkunçtu ve ulaşamamak insanı çok tedirgin ediyordu” ifadelerini kullandı.

Her gece 3-4’e kadar uyumak istemiyordum

Depremin kendi başına da geleceğini düşünerek uyumadığını ve sürekli hazırlıklı olduğunu belirten Toprak, “Ben burada tek başıma kalıyordum ve hani 04.17 diye bir saat var zaten Adıyaman’daki saat de o şekilde durdu ve hala üçüncü yılı olacak o şekilde. Ben her gece 3-4’e kadar uyumak istemiyordum. Yani uykum gelse de uyumamaya çalışıyordum. Sanki uyuduğumda yine o saatlerde bir şey olacakmış gibi hissediyordum. Saat 04.30’u geçince uykuya geçiyordum. Şarj aleti, fener, yiyecek bir şeyler, abur cuburlar falan alıp bunları yanımda tutup yatıyordum ve sıkı giyinip yatıyordum. Herhangi bir şey olursa hemen çantamı alıp çıkabileyim diye” şeklinde konuştu. –

3.yılda konteynerde eğitim yapılıyor!

0
Hatay Büyükşehir Belediyesi İle Ansa-Giad işbirliği ile 6 Şubat depremlerinden etkilenen vatandaşların barınma ihtiyacını karşılamak üzere oluşturulan 50 konteynerlik Geçici Yaşam Alanı’nın açılışı HBB Başkanı Lütfü Savaş’ın katılımıyla gerçekleştirildi.

Depremin üzerinden 3 yıl geçti ama... Eğitim-İş açıkladı: Öğrenciler hâlâ konteynerde eğitim görüyor!

Eğitim-İş, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılında deprem bölgesinde eğitimin durumuna ilişkin hazırladığı raporu açıkladı.

“6 Şubat’ın 3. yılında, deprem bölgesinde eğitim hala enkaz altında” başlığıyla yayımlanan raporda, aradan geçen üç yıla rağmen geçici çözümlerin sürdüğü, eşitsizliklerin derinleştiği ve öğrenciler ile eğitim emekçilerinin ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğu vurgulandı.

Raporda, 6 Şubat depremlerinde 10 ilde 35 bin 355 binanın çöktüğü, 614 bin 231 binanın ağır hasar alarak yıkıldığı ve resmi verilere göre 55 bin yurttaşın yaşamını yitirdiği hatırlatıldı. Bu yıkımın eğitim sistemini doğrudan etkilediği belirtilerek, deprem bölgesinde 107 okul binasının çöktüğü, 504 okul binasının ise hasar aldığı için yıkıldığı ifade edildi. Eğitimin birçok yerde birleştirilmiş okullar ve ikili öğretim yoluyla sürdürüldüğü kaydedildi

Öğretmenlerle yapılan araştırmaya göre katılımcıların yüzde 86’sı öğrencilerde travmatik etkilerin devam ettiğini, yoğun kaygı, korku, içe kapanma, motivasyon düşüklüğü ve devamsızlığın yaygınlaştığını belirtti. Öğretmenlerin yüzde 71’i barınma ve ders çalışma ortamlarının yetersizliği nedeniyle akademik başarının olumsuz etkilendiğini, internet erişimi, beslenme ve kalabalık sınıfların temel sorunlar arasında yer aldığını aktardı.

“OKULA DEVAMSIZLIK ORANI ARTTI”

Raporda, öğretmenlerin yüzde 88’inin LGS başarısında, yüzde 84’ünün ise YKS’de özellikle tıp ve mühendislik gibi nitelikli bölümlere yerleşme oranlarında ciddi düşüş yaşandığını ifade ettiği belirtildi.

Okula devamsızlık oranlarının arttığını söyleyen öğretmenlerin oranının yüzde 71 olduğu, açık ortaokula ve örgün eğitim dışına yönelimin belirgin biçimde arttığı kaydedildi. MESEM uygulamalarının deprem bölgesinde çocuk emeğini yaygınlaştırdığı belirtilen raporda, yalnızca Adıyaman’da 4 bin 500 öğrencinin MESEM kapsamında olduğu, örgün eğitime devam oranının yüzde 58’e kadar düştüğü ifade edildi. Öğretmenlerin yüzde 56’sı eğitim altyapısının deprem öncesi seviyeye getirilmediğini, yüzde 68’i ise okul içi dayanışma, motivasyon ve işleyişin toparlanamadığını dile getirdi.

ADIYAMAN’DA BİN 806 ÖĞRENCİNİN HALA KONTEYNER VE PREFABRİK OKULLARDA EĞİTİM GÖRÜYOR

İl bazlı değerlendirmelerde Malatya’da yıkılan ve hasarlı okul binalarının önemli bir kısmının tamamlanmadığı, birden fazla okulun aynı binaya sıkıştırıldığı, öğretmenlerin konteynerlerde yaşamaya zorlandığı ve norm kadro uygulamalarının çok sayıda öğretmeni norm fazlası durumuna düşürdüğü aktarıldı. Adıyaman’da bin 806 öğrencinin hala konteyner ve prefabrik okullarda eğitim gördüğü, fiziki ve donanımsal yetersizliklerin sürdüğü belirtildi.

“ELEKTRİK VE SU KESİNTİLERİ SAĞLIKLI EĞİTİM ORTAMINI İMKANSIZ HALE GETİRDİ

Hatay’da rezerv alan uygulamaları nedeniyle okulların birleştirildiği ya da uzaktan eğitime geçirildiği, ulaşım sorunları, elektrik ve su kesintilerinin sağlıklı eğitim ortamını imkansız hale getirdiği ifade edildi. Samandağ’da yıkılan okulların yerine yenilerinin yapılmadığı, ikili eğitimin sürdüğü ve güvenlik sorunlarının arttığı kaydedildi. Adana’da ise başka okul binalarına taşınan okullarda ikili eğitime geçildiği, ders sürelerinin 30 dakikaya düşürüldüğü ve öğrenciler arasında eşitsizlik oluştuğu vurgulandı.

DEPREM BÖLGESİNDE EĞİTİMİN SORUNLARI KADER DEĞİLDİR”

Eğitim-İş raporunda, deprem bölgesinde eğitimin hâlâ olağanüstü koşullarda sürdüğü belirtilerek, geçici uygulamalara son verilmesi, konteyner ve prefabrik okul uygulamalarının kaldırılması, eğitim emekçilerinin güvencesizliğine son verilmesi, çocuk emeğini yaygınlaştıran modellerin kaldırılması ve kamu kaynaklarının kamusal eğitime aktarılması taleplerine yer verildi. “Deprem bölgesinde eğitimin sorunları kader değildir” vurgusu yapılan raporda, sorunların üzerinin örtülemeyeceği ifade edildi.

Şehidimizi İskenderun’da toprağa verdik

0

HAKKARİ’de görevi başındayken rahatsızlanarak şehit olan Bakım Astsubay Kıdemli Başçavuş Talat Okur (49), memleketi Hatay’ın İskenderun ilçesinde toprağa verildi.

Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde 3 Şubat’ta görevi başında rahatsızlanan ve sol kolunda uyuşma hisseden Bakım Astsubay Kıdemli Başçavuş Talat Okur, kaldırıldığı Şemdinli Devlet Hastanesi’nde şehit oldu. Şehidin cenazesi hava yoluyla memleketi İskenderun ilçesine getirildi. Babaevinde helallik alınmasının ardından Talat Okur’un cenazesi, tören için Nihal Atakaş Camisi’ne getirildi. Törene şehidin annesi Emine, eşi Esra, kızı Elçin Okur, yakınları ile Hatay Valisi Mustafa Masatlı, İskenderun Kaymakamı Muhammet Önder, Milletvekili Abdulkadir Özel, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Öntürk, İskenderun Belediye Başkanı Mehmet Dönmez, askeri ve sivil erkanın yanı sıra vatandaşlar katıldı. Törende güçlükle ayakta durabilen şehidin ailesi, gözyaşı döktü. Şehit Talat Okur, kılınan namazın ardından İskenderun Şehitliği’nde toprağa verildi

Başkan Çakır :”18 transfer yaptık”

0

1’inci Lig ekiplerinden Atakaş Hatayspor’un kulüp başkanı Ethem Çakır, 2026-2027 sezonunun planlaması dahilinde kısa süre içerisinde 18 transfer yaptıklarını açıkladı.

 

Başkan Ethem Çakır, teknik direktör Bekir İrtegün ve yönetim kurulu üyeleri, Hatayspor Osman Çalğın Tesisleri’nde basın mensuplarıyla bir araya geldi. Burada basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Çakır; “Biz Atakaş Hatayspor’un AKUT yönetimiyiz. Biz yönetime geldiğimizde kulübün 1 aylık gideri 39 milyon TL idi. Milyon euroluk transferler, yüksek meblağlı ödemeler vardı. Bu mali krizden çıkmak için küçülmeye gitmemiz gerektiğini daha önce de bildirdik. Atakaş Hatayspor’un o dönem 79 personeli vardı. Aylık gideri 2,5 milyon TL idi. Biz burada sayıyı 38’e düşürdük. Şu anki personel giderimiz 1 milyon 241 bin TL’dir. Hatayspor’un aylık maliyeti 7 milyon TL’ye düştü. Atakaş Hatayspor enkazdan çıktı, Mersin’e bu sebeple gittik. Mersin’de her maçta 610 bin TL gider varken şu an İskenderun Sarıseki Fuat Tosyalı Stadyumu’nda 80 bin TL giderimiz var. Federasyondan transfer yasağımız bulunuyordu. Ateşten gömleği giydik. 4 ay içinde TFF Başkanımız İbrahim Ethem Hacıosmanoğlu ile 5 kere görüştük. 2 iş insanı dışında hiç kimseden destek alamadık. Serdar Özyurt ve Recep Atakaş dışında destek alamadık. Toplamda 18 futbolcuyu transfer ettik. 18 futbolcunun maliyeti ayda 900 bin TL, toplamda 4 milyon TL’dir. Ligde kalmak için kalan 15 maçta 11 galibiyete ihtiyacımız var” dedi.

3.yılda 360 bin 455 kişi konteynerlerde!

0

Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı, Kahramanmaraş ve Hatay Depremleri Yeniden İmar ve Gelişme Raporu-2026’yı yayınladı. Rapor depremin üzerinden 3 yıl geçmesine karşın yaraların hâlâ sarılamadığını ortaya koydu.

İŞSİZLİK YÜKSEK

Rapora göre, 2024 yılında bölge genelinde istihdam oranı ve işgücüne katılım oranının Türkiye geneline göre düşük, işsizlik oranının ise yüksek olduğu gözlendi. Türkiye genelinde işgücüne katılım oranı yüzde 54.2 ve istihdam oranı yüzde 49.5 iken bölgede işgücüne katılım oranı yüzde 49.2, istihdam oranı ise 44.2 oldu. İşgücüne katılımın en düşük olduğu iller sırasıyla yüzde 44.1 ve yüzde 45.5 ile Diyarbakır ve Elazığ. Diğer yandan

Kilis ve Hatay’da işsizlik oranı yüzde 12.5 ve yüzde 12 ile 2024 yılında Türkiye ortalaması olan yüzde 8.7’nin üzerinde seyretti.

Rapordaki verilere göre 2024 itibariyle bölgedeki işsiz sayısı 491 bin. Adana’daki işsiz sayısı 105 bin. Hatay’da 70 bin. Depremden etkilenen illerdeki kayıt dışı istihdam oranı da oldukça yüksek. Yüzde 37.1.

GELİR DÜŞÜK

Bölgenin fert başına milli gelir seviyesi 2024 yılında bir önceki yıla göre yükseliş göstermekle birlikte Türkiye ortalamasının altında kalmaya devam etti. Depremlerden etkilenen 11 ilin ortalama kişi başı GSYH’sı 2023 yılı itibarıyla 7 bin 51 dolar iken 2024 yılında 9 bin 303 dolar olarak hesaplandı.

YURTTAŞ KONTEYNERLERDE

Raporda “aktif kullanılan konteyner sayısı” başlıklı tabloda veriler paylaşıldı. Buna göre, 26 Ocak 2026 tarihi itibariyle toplam 360 bin 455 kişi konteynerlerde barınıyor. Kentlerde 223 bin 72, kırsalda ise 137 bin 383 kişi konteynerlerde yaşıyor. Kentlerde 70 bin 182, kırsalda da 56 bin 401 konteyner bulunuyor. Konteyner kent sayısı da 242.

EN FAZLA HATAY’DA

Konteynerlerde yaşayanların en fazla olduğu yer 156 bin 973 kişi ile Hatay. Malatya’da 67 bin 664, Kahramanmaraş’ta 55 bin 264 kişi konteynerlerde barınıyor. Adana’da 609, Adıyaman’da 42 bin 456, Diyarbakır’da bin 305, Elazığ’da 6 bin 23, Gaziantep’te 21 bin 985, Kilis’te bin 889, Osmaniye’de 3 bin 223, Şanlıurfa’da da 3 bin 84 kişi konteynerlerde yaşıyor.

39 MİLYAR LİRA TAZMİNAT

Rapora göre, deprem öncesinde zorunlu deprem sigortası kapsamındaki Doğal Afet Sigortaları Kurumu poliçe sayısı 1 milyon 143 bin 249. 2025 yılı sonu itibarıyla deprem bölgesindeki 519 bin 650 dosyaya toplam 39 milyar TL tutarında tazminat ödendi.

410 BİN 335 HAK SAHİBİ

Rapora göre, 30 Mayıs 2023 tarihinde başlatılan hak sahipliği süreci; 18 il, 179 ilçe, 8 bin 474 mahalle ve 2 bin 472 köyü kapsayacak şekilde, ek süreler dahil olmak üzere öngörülen 90 günlük yasal sürenin tamamlanmasıyla sonuçlandırıldı. Süreç sonunda, 18 il genelinde konutlar için yaklaşık 359 bin 157, işyerleri için 39 bin 121 ve ahırlar için 12 bin 57 olmak üzere toplam 410 bin 335 hak sahibi kabul edildi.

Rapora göre, bugüne kadar gerçekleştirilen kura törenleri sonucunda toplam 433 bin 667 konut ile 21 bin 690 işyerinin kurası tamamlandı. Hak sahiplerine teslim sürecinin devam ettiği belirtildi.

Adalet ve konut sorunu derinleşti”

0

 

 

 

ANKARA – TBMM Genel Kurulu’nda 6 Şubat depremlerinin tüm sonuçlarının araştırılması amacıyla verilen öneri üzerine CHP Grubu adına konuşan CHP Adana Milletvekili, TBMM Başkanlık Divanı Üyesi ve Jeoloji Yüksek Mühendisi Dr. Müzeyyen Şevkin, insan yaşamının istatistiki bir veri ya da sayı olmadığını vurguladı. Türkiye’de afet politikaları nedeniyle insan hayatının değersizleştirildiğini belirten Şevkin, “İnsanların yaşadığı acılar görmezden geliniyor; ülkenin canı, geleceği, emeği ve kaynakları yok ediliyor” dedi.

 

 

“DEPREMLERİN EKONOMİK MALİYETİ KATLANARAK ARTIYOR”

Dr. Şevkin, 1999 Marmara depremlerinin ülke ekonomisine maliyetinin yaklaşık 17 milyar dolar olduğunu hatırlatarak, 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin maliyetinin Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından 103,6 milyar dolar olarak açıklandığını, TBMM’de kurulan deprem komisyonu raporlarında ise bu rakamın 148 milyar dolara ulaştığının ifade edildiğini söyledi. Hazırlanan raporların Meclis’te yasal karşılık bulmamasını eleştiren Şevkin, bunun büyük bir kayıp olduğunun altını çizdi.

“DEPREMZEDELER HÂLÂ ADALET VE KONUT BEKLİYOR”

Afetlerin yol açtığı kayıpların yalnızca ekonomik boyutla sınırlı olmadığını vurgulayan Şevkin, deprem davalarının beklenen adaleti sağlamadığını, mağduriyetlerin hâlâ sürdüğünü söyledi. İktidarın 6 Şubat depremleri sonrası bir yıl içinde 650 bin konut teslim etme vaadine karşın, üçüncü yılın sonunda ancak 455 bin kalıcı konutun teslim edilebildiğini belirten Şevkin; geçici teslimler, kiracıların hak kaybı, enflasyon ve artan inşaat maliyetleri nedeniyle binlerce yurttaşın hâlâ konutuna kavuşamadığını ifade etti.

“HASAR TESPİTLERİ VE REZERV ALAN UYGULAMALARI YENİ MAĞDURİYETLER YARATTI”

Sağlıksız hasar tespitleri nedeniyle binlerce kişinin hak sahipliği için mahkemelerde süründüğünü söyleyen Şevkin, davaların uzaması nedeniyle ciddi hak kayıpları yaşandığını belirtti. Rezerv alan uygulamalarının deprem bölgesinde yaşayan yurttaşlar için adeta bir kâbusa dönüştüğünü ifade eden Dr. Şevkin, kalıcı afet konutlarının üstyapı çalışmalarının büyük oranda tamamlanmadığını söyledi. Adana’daki afet konutlarını örnek gösteren Şevkin, bu yapıların dahi hasar aldığını vurguladı.

“BİLİMSEL, KAMUSAL VE KATILIMCI BİR AFET YÖNETİMİ ŞART”

Konuşmasının sonunda çözüm önerilerini sıralayan Dr. Müzeyyen Şevkin, ulusal afet yönetiminin kamusal bir anlayışla, bilimsel ve teknik ilkelere dayalı olarak yeniden yapılandırılması gerektiğini belirtti. Dr. Şevkin, afet risk azaltma kanununun acilen çıkarılması, sakınım bantlarının imar planlarına işlenmesi, deprem vergilerinin gerçek anlamda afet risk azaltma fonu olarak kullanılması gerektiğini vurguladı. Yerel yönetimler, meslek odaları ve sivil toplumun sürece katılımının önemine dikkat çeken Dr. Şevkin, Afet, Acil Durum ve İklim Değişikliği Bakanlığı kurulması ve “afet suçu”nun Türk Ceza Kanunu’na girmesi çağrısında bulundu.

“İmar barışı gibi uygulamalarla riskli yapıları meşrulaştıran anlayıştan vazgeçilmelidir” diyen Dr. Şevkin, sözlerini “Suçu birbirimize atarak değil, el ele vererek bu ülkeyi afetlerden kurtarabiliriz. Birlikte başaracağız” ifadeleriyle tamamladı.

“Hatay hâlâ afet koşullarında”

0

 

CHP Hatay Milletvekili Mehmet Güzelmansur, 6 Şubat depremlerinin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen Hatay’da yaşamın hâlâ normale dönmediğini vurgulayarak, kentin afet sonrası koşullarının tüm yönleriyle araştırılması amacıyla TBMM’ye Meclis Araştırma önergesi verdi.

 

Güzelmansur, depremin en ağır yıkımı yaşattığı illerin başında Hatay’ın geldiğini hatırlatarak, kalıcı konut ve iş yeri üretiminin büyük ölçüde tamamlanamadığını, ticaretin ve üretimin sağlıklı biçimde yapılamadığını ifade etti. Çok sayıda esnafın ve vatandaşın hâlen geçici barınma ve prefabrik iş alanlarında, son derece sınırlı imkânlarla yaşam mücadelesi verdiğini belirtti.

Özellikle Antakya merkezinde binlerce iş yerinin ya tamamen yıkıldığını ya da kullanılamaz hâle geldiğini söyleyen Güzelmansur, deprem sonrası yapılan zarar tespitlerine rağmen işletmelerin uğradığı kayıplarının telafi edilmediğine dikkat çekti. Elektrik, iletişim ve internet altyapısındaki yetersizliklerin üretimi durma noktasına getirdiğini; plansız ve uzun süreli elektrik kesintilerinin yalnızca ekonomik hayatı değil, insani yaşam koşullarını da ağır biçimde etkilediğini vurguladı.

Bu koşullar altında gelir elde edemeyen esnafın ve mükelleflerin vergi, SGK ve BAĞ-KUR primlerini ödemesinin fiilen mümkün olmadığını belirten Güzelmansur, Hatay’daki yurttaşların olağan koşullardaki illerle aynı mali rejime tabi tutulmasının sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmadığını söyledi. Tahsilat odaklı uygulamaların, banka hesaplarına konulan blokelerin ve yaptırımların esnafı daha da derin bir borç sarmalına sürüklediğini ifade etti.

 Umut ve Dayanışma Sörfle Büyüyor 

0

6 Şubat depremlerinin ardından Hatay’da iyileşme yalnızca yeniden inşa ile sınırlı kalmadı. Turkish Philanthropy Funds (TPF) desteğiyle hayata geçen Hatay Sörf Merkezi, çocuklar ve gençler için sörfü bir sporun ötesine taşıyarak bedensel, zihinsel ve ruhsal güçlenmenin alanına dönüştürdü. 

6 Şubat 2023’te yaşanan depremler, Hatay’da hayatın her alanını derinden etkiledi. Bu büyük yıkımın ardından iyileşmenin yalnızca fiziki değil; bedensel, zihinsel ve ruhsal olarak da mümkün olabileceğine inanan bir yolculuk başladı.

Çocuk ve gençlerin dalga sörfü aracılığıyla güçlenmelerini, potansiyellerini keşfetmelerini ve yaşamla yeniden bağ kurmalarını hedefleyen Hatay Sörf Merkezi, Turkish Philanthropy Funds (TPF)’in partnerliği ve uzun vadeli desteğiyle; Yeni Arayışlar Girişimi Platformu Derneği, Mellow Turkey ve Hayata Destek ortaklığında, dalgaların dönüştürücü gücünü gençlerin hayatına ve kentin yeniden ayağa kalkma sürecine entegre etmeyi amaçladı.

Bir yardım ziyaretinden kalıcı bir iyileşme alanına 

Bu yolculuk, Mayıs 2023’te merkezin kurucularından Deniz Toprak’ın deprem yardımları kapsamında Hatay’a gidişiyle başladı. Samandağ’ın dalgaları ve gençleri, bu hikâyenin yönünü belirledi. Sahra Hastanesi önünde gerçekleştirilen ilk eğitimlerde Hataylı gençler hayatlarında ilk kez sörf tahtasına çıktı. Bu ilk temas, zamanla kalıcı ve kapsayıcı bir iyileşme alanına dönüştü.

Kısa sürede ortaya çıkan potansiyel, Hataylı gençlerin ulusal ve uluslararası başarılarıyla görünür hale geldi. Bugüne kadar TPF’in desteğiyle yürütülen çalışmalar kapsamında iki bini aşkın çocuk sörfle tanıştı; yirmi bir genç eğitmenlik programına aktif olarak devam ediyor. Sekiz genç uluslararası sertifikalı sörf eğitmeni olmaya hak kazanırken, iki genç sporcu milli takımı temsilen Avrupa Sörf Şampiyonası’na katıldı. Hataylı sporcular, 2025 Türkiye Dalga Sörfü Şampiyonası’nda farklı kategorilerde dereceler elde etti.

TPF desteğiyle güçlenen bir model 

Hatay Sörf Merkezi, sörfü yalnızca bir spor dalı olarak değil; akademik destekten sanata, spordan uluslararası deneyimlere uzanan bütüncül bir güçlenme modeli olarak ele alıyor. Merkezde yürütülen tüm çalışmalar; çocuk güvenliği, toplumsal cinsiyet eşitliği, kapsayıcılık, sağlık, güvenlik ve hesap verebilirlik ilkeleri doğrultusunda yürütülüyor.

Turkish Philanthropy Funds (TPF) tarafından sağlanan sürdürülebilir destek sayesinde Hatay Sörf Merkezi, Samandağ’ın yalnızca bir spor alanı olarak değil; gençler için umut, liderlik ve yerel kalkınma odağı olarak konumlanmasına katkı sunmayı sürdürüyor. Merkez, Hatay’ın dalga sörfü için güçlü bir potansiyele sahip olduğuna, Hataylı gençlerin ise bu alanda liderlik üstlenebilecek yetkinlikte bireyler olarak yetişebileceğine inanıyor.

6 Şubat depremlerinin yıldönümünde, yaşamını yitirenler saygıyla anılırken; Hatay Sörf Merkezi etrafında şekillenen bu dayanışma modelinin, kentte umudu, birlikte iyileşmeyi ve geleceğe tutunma iradesini güçlendirdiği bir kez daha görülüyor. Merkez, önümüzdeki dönemde yürüttüğü çalışmaların kapsamını genişleterek daha fazla çocuk ve gence ulaşmayı, sörf aracılığıyla oluşturduğu bu bütüncül güçlenme modelinin etkisini Hatay genelinde ve benzer afetlerden etkilenen bölgelerde büyütmeyi hedefliyor.

Resim fırçası beni hayata bağladı

0

Hatay depremine resim yaparken yakalanan ve asrın felaketinde komşularını kaybeden, felaketin ardından Eskişehir’de göç eden 50 yaşındaki ressam Ayten Cömert, “Depreme resim yaparken yakalandım. O resim fırçası beni hayata bağladı diyebilirim” dedi.

Bölgedeki yıkımdan dolayı başka illere taşınan vatandaşlar, yeni düzenlerini kurdular. Diğer iller gibi Eskişehir’e de göç eden depremzedeler burada hayatlarını sürdürüyor. Onlardan biri olan 50 yaşındaki 3 çocuk annesi Ayten Cömert, Hatay’ın Antakya ilçesinde saat 04.17’de resim yaparken asrın felaketine yakalandı. Depremde oturduğu site enkaza dönen Cömert’in komşularının çoğu ikinci sarsıntıda hayatını kaybetti.

Resim yapmak depremzede için daha anlamlı

Depremden 1 yıl sonra eşini de kaybeden Ayten Cömert o anları anlatırken yaşadığı acı ve korku gözlerinden net bir şekilde okunuyor. Enkazdan yaptığı tabloları çıkaran Cömert, sarsıntı da zarar gören resimlerini halen saklıyor. Deprem anında tuttuğu fırçadan dolayı ailesini erkenden uyandırarak evlerini terk etmelerine vesile oldu. Resim yapmanın kendisi için depremden sonra ayrı bir anlamı olduğuna değinen Cömert, duygu ve düşüncelerini tuvale dökmeye devam ediyor.

“Resim yaparken yakalandık ve gerçekten çok kötüydü”

Konuyla alakalı konuşan depremzede Ayten Cömert, “Depreme resim yaparken yakalandım. O sırada sergiye hazırlanıyorduk, büyük bir tuval yapıyordum. Konusu şuydu; harman kaldıran bir kadın, çok güzel ve büyük bir resimdi. O an, ‘Hocam kızmadan tablodaki kadının yüzünü bir düzelteyim,’ dedim. Vallahi, ‘Sabaha kadar uyuyamasam da olur’ diyordum çünkü ertesi gün çok yoğun çalışacaktık, sergi çalışmalarına başlamıştık. Yoğun bir şekilde çalışıyorduk ve vaktimiz kısıtlıydı. Biz enkaz altında kalmadık ama ev çok fena haldeydi yani sağ çıktık diyelim. Ama ablam burada, o enkazdan çıktı. Zaten bütün mahallemiz yıkıldı. Oturduğum yerin tamamı gitti; sadece bizim binamız ve yanındaki bahçeli ev ayakta kaldı. Oturduğumuz site dört binalıktı; üç binası yıkıldı, bizimki daha sağlam yapılmış. İçime bir şey mi doğdu nedir, bir türlü yatamadım, uyuyamadım. Gençler de ayaktaydı, ‘Çocuklar, bir kahve yapın,’ dedim. Üst komşumuzun oğlu da bizdeydi, ‘Aaa Ayten Teyze, uyumamışsın’ dediler. ‘Yok, uyumadım’ dedim, çünkü elimde bir iş vardı, bunu bitirmem lazımdı. Uykum gelse de o gün uyumayı düşünmüyordum ama içimde garip hisler vardı tabii ki. Evet, resim yaparken, kahve içerken yakalandık ve gerçekten çok kötüydü. Eşimi depremden sonra kaybettim. Ailesinden kayıplar olunca o da hastalandı; rahmetli zaten hastaydı, 1 yıl sonra vefat etti. Eşim öleli 2 yıl oldu. Sitemizin dışındaki binalarda, apartmanlarda çok ölüm oldu. Belki bir gün önceden selamlaşıp merhabalaşmışımdır o insanlarla. O betonların altından sadece seslenebiliyorsun, ‘Abi, hocam’ diye sesler geliyordu. Çocukları geliyor; ‘Baba, baba kurtarın’ diye bağırıyorlardı. O çok beyefendi bir adamdı, çok üzüldüm. 8-10 yaşlarında ufak çocuklar vardı, başlarını okşadım, ailece hepsi öldü” dedi.

“Bundan sonraki hayatımda tek gayem resim yapmak”

Depreme uyanık yakalanmasına vesile olan resim ve tuttuğu fırça hakkında da konuşan ressam Ayten Cömert, “Yani her fırçayı tuttuğumda o günü hatırlıyorum. Zaten çok kötü günler yaşadım. Resim, mutsuz ve hüzünlü hayatıma bir güzellik getirdi. Zaten resim yapmayı çok seviyorum; bu şekilde üzerimdeki yükü atmaya çalıştım ve benim için iyi oldu. Kimin emeği geçmişse sağ olsun. Ayşe Ünlüce hanımefendi sergimizin açılışını yaptı, çok güzel anlar yaşadık. Bizi destekleyen herkese çok teşekkürler; harika bir sergimiz oldu, satış da yaptık. Tabii ki satışlarımızın gelirini öğrencilere vakfettim; Hatay’dan gelen üniversite öğrencilerine bağışladım. O resim fırçası beni hayata bağladı diyebilirim. Bundan sonrası için zaten tek gayem bu; çocuklarım büyüdü, en küçüğü 25 yaşında olan ikizlerim, abileri daha da büyük. Bundan sonraki hayatımda tek gayem resim yapmak ve öğrencilerimize, gençlerimize destek vermek” diye konuştu.

Mehmetçiklerin emeklerini unutmuyor.

0
HATAY'DA DEPREMDE İKİ KIZ EVLADINI KAYBEDEN 55 YAŞINDAKİ ACILI ANNE SELMA SÖNMEZ, ASKERLERİNDE YARDIMIYLA KENDİSİ ENKAZ ALTINDAN SAĞ ÇIKARTILIRKEN EVLATLARI FEYZA SÖNMEZ İLE HATİCE NUR SÖNMEZ ENKAZ ALTINDA KALARAK HAYATLARINI KAYBETTİ. ASKERLERİN YARDIMIYLA ENKAZ ÇIKTIKTAN SONRA EVLATLARININ CANSIZ BEDENİNE 5'İNCİ GÜN ULAŞAN SÖNMEZ, DEVLET YOK DİYENLER İÇİN DEVLETİN VAR OLDUĞUNU İLİKLERİNE KADAR BEN O GÜN HİSSETTİĞİNİ SÖYLEDİ. (İLAYDA KORKMAZ/HATAY-İHA) Hatay'da depremde iki kız evladını kaybeden ve kendisi enkazdan 8 saat sonra kurtarılan 55 yaşındaki acılı anne Selma Sönmez, deprem enkazından kızlarını kurtarmak için son ana kadar mücadele eden Mehmetçiklerin emeklerini depremin üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen unutmuyor. Acılı anne Sönmez, "Devlet yoktu diyen, sesimizi duyan yoktu diyen insanları ben hiç anlayamıyorum. O kadar acı günler yaşadık ki bizi hiçbir zaman için gerçekten bırakmadılar" dedi.

Hatay’da depremde iki kız evladını kaybeden ve kendisi enkazdan 8 saat sonra kurtarılan 55 yaşındaki acılı anne Selma Sönmez, deprem enkazından kızlarını kurtarmak için son ana kadar mücadele eden Mehmetçiklerin emeklerini depremin üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen unutmuyor. Acılı anne Sönmez, “Devlet yoktu diyen, sesimizi duyan yoktu diyen insanları ben hiç anlayamıyorum. O kadar acı günler yaşadık ki bizi hiçbir zaman için gerçekten bırakmadılar” dedi.

i. Asrın felaketine Antakya ilçesi Narlıca Mahallesi’nde yaşayan 55 yaşındaki Selma Sönmez ve ailesi, asrın felaketine evlerinde uyurken yakalandılar. Enkazdan 8 saat sonra kurtarılan Sönmez’in 21 yaşındaki kızı Feyza ve 27 yaşında kızı Hatice Nur enkaz altında kalarak can verdiler. Acılı anne Sönmez, iki evladını ve aynı bina enkazında bulunan 8 kişiyi kurtarmak için canla, başla mücadele eden Mehmetçiğin mücadelesini depremin üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen unutamıyor. Evlatlarının cansız bedenlerini bulana kadar Mehmetçiğin enkaz başından ayrılmadığını ifade eden anne Sönmez, devlet yok diyenler için devletin var olduğunu iliklerine kadar hissettiğini söyledi.

HATAY’DA DEPREMDE İKİ KIZ EVLADINI KAYBEDEN 55 YAŞINDAKİ ACILI ANNE SELMA SÖNMEZ, ASKERLERİNDE YARDIMIYLA KENDİSİ ENKAZ ALTINDAN SAĞ ÇIKARTILIRKEN EVLATLARI FEYZA SÖNMEZ İLE HATİCE NUR SÖNMEZ ENKAZ ALTINDA KALARAK HAYATLARINI KAYBETTİ. ASKERLERİN YARDIMIYLA ENKAZ ÇIKTIKTAN SONRA EVLATLARININ CANSIZ BEDENİNE 5’İNCİ GÜN ULAŞAN SÖNMEZ, DEVLET YOK DİYENLER İÇİN DEVLETİN VAR OLDUĞUNU İLİKLERİNE KADAR BEN O GÜN HİSSETTİĞİNİ SÖYLEDİ. (ARŞİV/HATAY-İHA)
 

“Enkazdan oğlum beni çıkardıktan sonra ikimize daha sonrasında askerler yetişti ve binanın enkazına ilk yetişen askerlerimizdi”

Depremde iki evladı can veren acılı anne Selma Sönmez, yıkım anında ve kurtarılma anında yaşadıklarını anlatarak “Depremi Narlıca Mahallesi’nde 4 katlı aile apartmanında yaşandık. İki bekar kızım kendi odalarında yatıyorlardı ve biz de kendi odamızdaydık. O sırada depremi hissettik ama yataktan kalkamadık, üçüncü kat eşimle beraber üstümüzdeydi. Betonların altında sadece nefes almaya çalışıyorduk. Eşimle beraber hayatın son bulduğunu o anda hissettik. Şehadet ve tekbir getiriyorduk. Daha sonra oğlum bize yetişti. Rabb’im o gün o kadar çok hikmetini gösterdi ki, enkazın içerisinden telefonumuzu bulabildik. Eşim oğluma, ‘Oğlum biz enkazdayız, bize yetiş’ dedi. Oğlum duvarları küçük yerde bulduğu taş parçasıyla kırmaya çalışıyordu. Dediğim gibi Rabb’imin hikmetiyle bir baktım ki kendi dışarıda gördüm, yarım saat daha kalsam ayaklarım ampute olabilirdi. Enkazdan oğlum bizi çıkardıktan sonra binanın enkazına ilk yetişen askerlerimizdi. Enkazda kalan çocuklarım, yeğenlerim ve kayınbiraderim hepsi enkazdalardı. Canlarımız önce rabbimizin sonra da işte askerlerimizin sayesinde enkazdan kurtarıldılar. Hiç bizden ayrılmadılar, bizi öğleye doğru çıkardılar. En son beşinci günü kızlarımı çıkarttılar” dedi.

“Devlet yok diyenler için devletimizin var olduğunu iliklerimize kadar o gün hissettim

 

Depremde enkaz altında kalan 21 yaşındaki ve 27 yaşındaki evlatlarını başta olmak üzere binanın enkazında olan 9 kişiyi kurtarmak için canla başla veren Mehmetçiğin mücadelesini anlatan Sönmez, “Feyza sağlık personeliydi eğitim araştırma hastanesinde, 21 yaşındaydı en küçük kızımdı. Diğer kızım da 27 yaşındaydı ve okul öncesi öğretmeniydi. Onlar beşinci günü cenazelerini aldık. Devlet yok diyenler için devletimizin var olduğunu iliklerimize kadar ben o gün hissettim. Oğlumla beraber onun arkadaşları olan askerler zaten oradaydı. Biz çıktığımızda askerler hep gelmişlerdi. Devlet yoktu diyen, sesimizi duyan yoktu diyen insanları ben hiç anlayamıyorum. O kadar acı günler yaşadık ki bizi hiçbir zaman için gerçekten bırakmadılar. Allah devletimizi her zaman için var etsin. Mehmetçiğimizin ayağına taş değmesin. Her gün akşam hava kararınca çalışmalar sona eriyordu, ben sabah olsun istiyordum çalışmalar yeniden başlasın diye. Çalışmalar yapılsın da çocuklarım kurtarılsın istiyordum. Geliyordum askerlere sarılıyordum. ‘Canlarım, çocuklarımı kurtaracaksınız değil mi’ dediğimde ‘Tabii ki teyzeciğim sen merak etme, biz kurtaracağız çocuklarını sen hiç merak etme’ diyorlardı. Mehmetçiğimizin mücadelesinde evlatlarım gibi kendilerine sarılıyordum. Çocuklarım beşinci günde cansız bedenleriyle enkazdan kurtarıldılar, onlar benden çok üzüldüler ve daha çok ağladılar. Çünkü benim orada çırpınışlarımı görüyorlardı, bir annenin feryadını görüyorlardı ” ifadelerini kullandı.

Emanet aldığı otomobil yandı

0
HATAY'IN ANTAKYA İLÇESİNDE EMANET ALDIĞI OTOMOBİL, ANİDEN ALEVLERE TESLİM OLUNCA NE YAPAĞINI BİLEMEYEN ŞOFÖRÜN PANİK ANLARI KAMERAYA YANSIDI. (İHA/HATAY-İHA) Hatay'ın Antakya ilçesinde emanet aldığı otomobil, aniden alevlere teslim olunca ne yapağını bilemeyen vatandaşın panik anları kameraya yansıdı.

HATAY (İHA) –  Antakya ilçesinde emanet aldığı otomobil, aniden alevlere teslim olunca ne yapağını bilemeyen vatandaşın panik anları kameraya yansıdı.

HATAY’IN ANTAKYA İLÇESİNDE EMANET ALDIĞI OTOMOBİL, ANİDEN ALEVLERE TESLİM OLUNCA NE YAPAĞINI BİLEMEYEN ŞOFÖRÜN PANİK ANLARI KAMERAYA YANSIDI. (İHA/HATAY-İHA)
Hatay’ın Antakya ilçesinde emanet aldığı otomobil, aniden alevlere teslim olunca ne yapağını bilemeyen vatandaşın panik anları kameraya yansıdı.

Yangın, Antakya ilçesi Akevler Mahallesi’nde yaşandı. Park halinde olan otomobil, bilinmeyen bir nedenden dolayı yanmaya başladı. Kısa sürede yangın büyüyerek otomobil adeta alev topuna döndü. Alevlere teslim olan otomobili gören şoförün 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirilmesi üzerine olay yerine itfaiye ekipleri sevk edildi. Kısa sürede bölgeye gelen Hatay Büyükşehir Belediyesine itfaiye ekipleri, yangına müdahale ederek söndürdü. Emanet aldığı otomobil yanınca ne yapacağını şaşıran şoförün panik anları kameraya yansırken otomobil kullanılamaz hale geldi.

HBB şehrin yeniden inşasına destek

0
HATAY BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ, ASRIN FELAKETİNİN YARALARININ SARILDIĞI KENTTE İHYA VE İNŞA SÜRECİNE VERDİĞİ KATKILARLA ŞEHRİN YENİDEN İNŞASINA DESTEK SAĞLADI. BAŞKAN MEHMET ÖNTÜRK, DEPREMDE HATAY'IN YÜZDE 85'İNİN YIKILDIĞINA DİKKAT ÇEKEREK KENTİN İLERLEYEN YILLARDA TURİZM ŞEHRİ OLACAĞINI İFADE ETTİ. (İLAYDA KORKMAZ/HATAY-İHA) Hatay Büyükşehir Belediyesi, asrın felaketinin yaralarının sarıldığı kentte ihya ve inşa sürecine verdiği katkılarla şehrin yeniden inşasına destek sağladı. Başkan Mehmet Öntürk, depremde Hatay'ın yüzde 85'inin yıkıldığına dikkat çekerek kentin ilerleyen yıllarda turizm şehri olacağını ifade etti.

Hatay Büyükşehir Belediyesi, asrın felaketinin yaralarının sarıldığı kentte ihya ve inşa sürecine verdiği katkılarla şehrin yeniden inşasına destek sağladı.

 

HATAY BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ, ASRIN FELAKETİNİN YARALARININ SARILDIĞI KENTTE İHYA VE İNŞA SÜRECİNE VERDİĞİ KATKILARLA ŞEHRİN YENİDEN İNŞASINA DESTEK SAĞLADI. BAŞKAN MEHMET ÖNTÜRK, DEPREMDE HATAY’IN YÜZDE 85’İNİN YIKILDIĞINA DİKKAT ÇEKEREK KENTİN İLERLEYEN YILLARDA TURİZM ŞEHRİ OLACAĞINI İFADE ETTİ. (İLAYDA KORKMAZ/HATAY-İHA)
Hatay Büyükşehir Belediyesi, asrın felaketinin yaralarının sarıldığı kentte ihya ve inşa sürecine verdiği katkılarla şehrin yeniden inşasına destek sağladı. Başkan Mehmet Öntürk, depremde Hatay’ın yüzde 85’inin yıkıldığına dikkat çekerek kentin ilerleyen yıllarda turizm şehri olacağını ifade etti.

Başkan Mehmet Öntürk, depremde Hatay’ın yüzde 85’inin yıkıldığına dikkat çekerek kentin ilerleyen yıllarda turizm şehri olacağını ifade etti.
6 Şubat 2023 tarihinde yaşanan Kahramanmaraş merkezli depremlerde Hatay yerle bir olmuş ve kent adeta haritadan silinmişti. Depremin yaralarının sarılması için kısa sürede çalışmaları başlatan devlet kurumları kentin yeniden hayat bulması için; alt yapı, üst yapı, şehircilik, ulaşım ağı ve turizm yatırımlarına başlamıştı. Depremin 3.yıl dönümünde kentte 194 bin bağımsız bölüm, Hatay Büyükşehir Belediyesi (HBB) şehrin yeniden hayat buluşunda yürüttüğü belediyecilik çalışmalarıyla ön plana çıkıyor. HBB Başkanı Mehmet Öntürk, kentte yürütülen çalışmalardan bahsederek Hatay’ın önümüzdeki yıllarda tarihi, turizmi ve kültürüyle dünyaca tanınan bir şehir olacağını söyledi.
Başkan Öntürk, yüzde 85’i yıkılmış olan Antakya’nın yeniden inşa edildiğine dikkat çekerek “2024 Mart ayında seçimle göreve geldik. Başta Cumhurbaşkanımız, Bakanlarımız, Valimiz, STK’lar, ilçe belediyelerimiz ve bizler entegre şeklinde çalışıldı. Hamd olsun, yüzde 85’i yıkılmış olan şehrimizde; binalarıyla, konutlarımızla, alt yapımızla, üst yapımızla müthiş işler yapıldı ve yapılmaya da devam ediyor. İnşallah yaza doğru çok ciddi canlı bir hayat şehrimizde başlayacak ve Hatay merak edilen bir olacak. Şehrimiz, tüm dünyanın merak ettiği bir il olacak. Memleketimizi terk eden Hataylı hemşerilerimizde inşallah bir an önce şehrine gelecek. Şehrimizde; esnafıyla, parkıyla, bakkalıyla, bahçesiyle konutlarıyla, sosyal donatı alanlarıyla, kütüphanesiyle çok canlı bir hayat başlayacak” dedi.

“Hatay’ımızda; tarihi, deniz, kültürel, dağ turizmi anlamında çok güzel turizm alanı oluşturacağız”

Depremin yaralarının sarıldığı Hatay’ın büyükşehir belediyesinin yürüttüğü çalışmalarla birlikte tarihi, kültürü, turizmi ve gastronomisiyle ön plana çıkacak bir şehir olacağına dikkat çeken Başkan Öntürk, “Hatay’ımız sadece bir tarih şehri değil aynı zamanda bir deniz şehri ve deniz turizminin olduğu bir kent ve aynı zamanda gastronomi kenti. Amanos dağlarıyla beraber dağ turizminin olduğu bir şehir. Tüm bu çalışmaları başlattık, kısa süre içerisinde inşallah belediyemizin de ortağı olduğu bir turizm ihalesinde Arsuz bölgemizde çıkacağız. Hatay Büyükşehir Belediyesi olarak da deniz turizmine öncelik edeceğiz ve 50 bin metre kare tarihi alanda yeniden yapılanma alanı ilan ettiriyoruz. Bu planlarımızla beraber Hatay’ımızın; tarihi, deniz, kültürel, dağ turizmi anlamında çok güzel turizm alanı oluşturacağız. Hatay kadim bir şehir, çok farklı bir şehir oluyor ve farklarıyla ön plana çıkacak. Kısa süre içerisinde bu gelişmeleri tüm Türkiye ve yurt dışı görecek” dedi.

Yabancı Basın inşa çalışmalarını izledi

0
CUMHURBAŞKANLIĞI İLETİŞİM BAŞKANLIĞI ULUSLARARASI MEDYA KOORDİNATÖRLÜĞÜ TARAFINDAN DÜZENLENEN PROGRAMLA HATAY'A GELEN 11 ÜLKEDEN 32 ULUSLARARASI BASIN MENSUBU 6 ŞUBAT 2023 DEPREMLERİNİN ARDINDAN KENTTE YÜRÜTÜLEN İHYA VE İNŞA ÇALIŞMALARINI YERİNDE İNCELEDİ. (CEMAL KILINÇ/HATAY-İHA) Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Uluslararası Medya Koordinatörlüğü'nce düzenlenen programla Hatay'a gelen 11 ülkeden 32 basın mensubu, 6 Şubat depremlerinin ardından kentte yürütülen ihya ve inşa çalışmalarını yerinde inceledi. Güney Koreli basın mensubu Jaehoon Chu, "Muazzam bir çaba sarf edildiğini ve harika bir sonuç çıktığını gözlemliyorum" dedi.

HATAY (İHA) – Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Uluslararası Medya Koordinatörlüğü’nce düzenlenen programla Hatay‘a gelen 11 ülkeden 32 basın mensubu, 6 Şubat depremlerinin ardından kentte yürütülen ihya ve inşa çalışmalarını yerinde inceledi. Güney Koreli basın mensubu Jaehoon Chu, “Muazzam bir çaba sarf edildiğini ve harika bir sonuç çıktığını gözlemliyorum” dedi.

CUMHURBAŞKANLIĞI İLETİŞİM BAŞKANLIĞI ULUSLARARASI MEDYA KOORDİNATÖRLÜĞÜ TARAFINDAN DÜZENLENEN PROGRAMLA HATAY’A GELEN 11 ÜLKEDEN 32 ULUSLARARASI BASIN MENSUBU 6 ŞUBAT 2023 DEPREMLERİNİN ARDINDAN KENTTE YÜRÜTÜLEN İHYA VE İNŞA ÇALIŞMALARINI YERİNDE İNCELEDİ. (CEMAL KILINÇ/HATAY-İHA)
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Uluslararası Medya Koordinatörlüğü’nce düzenlenen programla Hatay’a gelen 11 ülkeden 32 basın mensubu, 6 Şubat depremlerinin ardından kentte yürütülen ihya ve inşa çalışmalarını yerinde inceledi. Güney Koreli basın mensubu Jaehoon Chu, “Muazzam bir çaba sarf edildiğini ve harika bir sonuç çıktığını gözlemliyorum” dedi.

6 Şubat 2023 depremleri sonrası bölgeye gelerek yaşanan felakete bizzat tanıklık etmiş olan basın mensupları, Hatay’da depremlerin ardından yürütülen ihya ve inşa çalışmalarını yerinde inceledi. Heyet, ilk olarak Hatay Valiliği’nde düzenlenen bilgilendirme toplantısına katıldı. ABD, Almanya, Çin, Güney Kore, İtalya, Macaristan, Yunanistan, Bosna Hersek, Bulgaristan, Mısır ve Azerbaycan olmak üzere 11 ülkeden 32 basın mensubuna Vali Mustafa Masatlı, kentte yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verdi. Valilikteki program sonrası basın mensupları, Antakya kent merkezinde Habib-i Neccar Camii, Hatay Tarihi Meclis Binası ve Kurtuluş Caddesi’ni gezdi. Programa davet edilen gazeteciler, deprem sonrası üç yıllık yeniden inşa ve toparlanma sürecinin sonuçlarını karşılaştırmalı değerlendirme imkanı buldu.
Güney Koreli basın mensubu Jaehoon Chu, depremin ardından muazzam bir çaba sarf edildiğini ifade ederek, “Depremin meydana geldiği gün burada değildim fakat meslektaşlarım buradaydı. Bize yaşanan yıkımı ve facianın boyutlarını anlattılar. Daha sonra biz de ziyaret etme imkanı bulduk ve birçok çabanın sarf edildiğini gözlemledik. 3 yılda yapılan çalışmaları, kat edilen mesafeyi tekrar gözlemlemek için buradayız. Muazzam bir çaba sarf edildiğini görüyorum. Buradaki bütün evlerin, iş yerlerinin yıkıldığını duymuştum. Burada büyük bir yıkım ve facia yaşanmış fakat bu binaların inşa edildiğini görüyorum. Muazzam bir çaba sarf edildiğini ve harika bir sonuç çıktığını gözlemliyorum” ifadelerini kullandı.

2 adet cep telefonu çalanlar yakalandı

0
SAHA ARAŞTIRMASI VE GÜVENLİK KAMERASI İNCELEMELERİ SONUCU ŞÜPHELİLERİN KİMLİKLERİ BELİRLENDİ. (/HATAY-İHA) Hatay'da otoyolda park alanındaki bir araçtan 2 adet cep telefonu çalan suç makinaları, jandarma ekiplerinin telefon sinyallerini takip etmeleriyle yakalandılar.

HATAY (İHA) – Hatay’da otoyolda park alanındaki bir araçtan 2 adet cep telefonu çalan suç makinaları, jandarma ekiplerinin telefon sinyallerini takip etmeleriyle yakalandılar.

SAHA ARAŞTIRMASI VE GÜVENLİK KAMERASI İNCELEMELERİ SONUCU ŞÜPHELİLERİN KİMLİKLERİ BELİRLENDİ. (/HATAY-İHA)
Hatay’da otoyolda park alanındaki bir araçtan 2 adet cep telefonu çalan suç makinaları, jandarma ekiplerinin telefon sinyallerini takip etmeleriyle yakalandılar.

İl Jandarma Komutanlığına bağlı Otoyol Jandarma ekipleri, Erzin ilçesi O-53 Otoyolu gişeler çıkışındaki park alanında mola veren bir araçtan 2 cep telefonunun çalındığı ihbarı üzerine çalışma başlattı. Ekipler, çalınan telefonların konum sinyallerini takip ederek şüphelilerin aracını tespit etti. “Dur” ihtarına uymayarak kaçan zanlılar, aracı Adana’nın Ceyhan ilçesinde sakladı. Saha araştırması ve güvenlik kamerası incelemeleri sonucu şüphelilerin kimlikleri belirlendi. Yakalanan M.G.’nin 61, C.G.’nin 64 ve M.E.’nin 8 ayrı hırsızlık suçundan kaydı bulunduğu tespit edildi. Adana’da düzenlenen eş zamanlı operasyonla yakalanan 3 zanlı, çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak ceza infaz kurumuna teslim edildi. Olayın diğer şüphelisi B.G.’nin yakalanması için çalışmalar sürüyor.
(Nİ-VK-CC-Y)