HATAY'DA HAPİS CEZASIYLA ARANAN 4 KİŞİ YAKALANDI (NECATİ İVGİN/HATAY-İHA)
Hatay'ın İskenderun ilçesinde, aranan şahıslara yönelik gerçekleştirilen çalışmalarda 4 kişi yakalandı.
HATAY (İHA) – İskenderun ilçesinde, aranan şahıslara yönelik gerçekleştirilen çalışmalarda 4 kişi yakalandı.
HATAY’DA HAPİS CEZASIYLA ARANAN 4 KİŞİ YAKALANDI (NECATİ İVGİN/HATAY-İHA) Hatay’ın İskenderun ilçesinde, aranan şahıslara yönelik gerçekleştirilen çalışmalarda 4 kişi yakalandı.
İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince yürütülen çalışmalar kapsamında; birden fazla kişiyle silahla tehdit suçundan 2 yıl 4 ay 10 gün kesinleşmiş hapis cezası bulunan G.G., konut dokunulmazlığını ihlal suçundan 6 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan H.A., kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ve kredi kurumları çalışanı olarak tanıtmak suretiyle dolandırıcılık suçundan 3 yıl 5 ay 20 gün kesinleşmiş hapis cezası bulunan B.K. ile işyeri ve kurumdan hırsızlık olayının şüphelisi A.T., İskenderun ilçesinde yakalanarak gözaltına alındı.
Emniyetteki işlemlerinin ardından adli makamlara sevk edilen şüphelilerden A.T. adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, diğer 3 şahıs tutuklanarak cezaevine teslim edildi.
İSKENDERUN'DA UYUŞTURUCU OPERASYONU: 2 TUTUKLAMA (NECATİ İVGİN/HATAY-İHA)
Hatay'da polis ekipleri tarafından ikamete yapılan operasyonda uyuşturucu madde ele geçirilirken 2 kişi mahkemece tutuklandı.
HATAY (İHA) – Hatay’da polis ekipleri tarafından ikamete yapılan operasyonda uyuşturucu madde ele geçirilirken 2 kişi mahkemece tutuklandı.
İSKENDERUN’DA UYUŞTURUCU OPERASYONU: 2 TUTUKLAMA (NECATİ İVGİN/HATAY-İHA) Hatay’da polis ekipleri tarafından ikamete yapılan operasyonda uyuşturucu madde ele geçirilirken 2 kişi mahkemece tutuklandı.
Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından uyuşturucu madde kullanımının ve ticaretinin önlenmesine yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında İskenderun ilçesinde bir ikamete operasyon düzenlendi. İkamette yapılan aramada; 34 gram sentetik kannabinoid, 18 adet Captagon hap, 7,45 gram sentetik kannabinoid ham maddesi, aseton maddesi ile uyuşturucu ticaretinden elde edildiği değerlendirilen 750 TL nakit para ele geçirildi.
Operasyon kapsamında 4 kişi hakkında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak, 2 kişi hakkında ise uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçlarından işlem yapıldı. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden 2’si tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Asi Nehri’nin daha güvenli ve düzenli bir yapıya kavuşturulması amacıyla yürütülen ıslah çalışmaları kapsamında, toplam 14 milyar 350 milyon TL tutarında yatırım hayata geçiriliyor
Proje çerçevesinde Asi Nehri boyunca 8 bin 170 metre uzunluğunda çift taraflı ıslah çalışması yürütülerek, taşkın riskinin azaltılması hedefleniyor. Çalışmalarla birlikte nehir yatağının daha güvenli, kontrollü ve düzenli bir yapıya kavuşturulması, kent merkezinde olası taşkınlara karşı koruma sağlanması ve aynı zamanda estetik bir nehir görünümünün oluşturulması amaçlanıyor. Projenin tamamlanmasıyla birlikte kent merkezinde su taşkınlarına karşı koruma kapasitesinin artırılması, altyapı güvenliğinin güçlendirilmesi ve kentsel çevre kalitesinin yükseltilmesi öngörülüyor. Yürütülen yatırımın, kentin uzun vadeli şehircilik ve afet risklerini azaltmaya yönelik altyapı planlamaları kapsamında önemli bir adım olduğu belirtilirken, Asi Nehri ıslah projesinin kentin geleceğine yönelik güvenli ve sürdürülebilir bir çevre altyapısı oluşturması hedefleniyor. (DHA)
Samandağ ilçesinde jandarma ekiplerince düzenlenen operasyonda uyuşturucu madde, kaçak alkol ve ruhsatsız silahlar ele geçirildi. Operasyonda gözaltına alınan 5 şüpheliden 1’i tutuklandı.
Samandağ Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Samandağ İlçe Jandarma Komutanlığı ekiplerince Cemal Gürsel Mahallesi’nde belirlenen 5 adrese baskın yapıldı. Yapılar aramalarda 4 kilo 800 gram esrar,103 adet captagon hap,150 gram kenevir tohumu, 51 kök kenevir bitkisi, 650 litre kaçak alkol,1 adet hassas terazi, 2 adet ruhsatsız av tüfeği ele geçirildi. Operasyon kapsamında gözaltına alınan şüphelilerden M.A.S., A.H., H.H. ve D.H., çıkarıldıkları mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. M.A.H. ise tutuklandı. (DHA)
Reyhanlı ilçesinde yol kenarına bırakılan valiz, endişe yarattı. Çevre güvenliği sağlandıktan sonra bomba imha ekibinde görevli özel kıyafetli polisin yaptığı kontrolde valizin boş olduğu belirlendi.
Olay, gece yarısı Reyhanlı ilçesi Bağlar Mahallesi Zeytindalı Caddesi’nde meydana geldi. Yol kenarında sahipsiz bir valiz gören vatandaşlar, 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak durumu bildirdi. İhbar üzerine bölgeye sevk edilen polis ekipleri, güvenlik şeridi çekerek caddeyi yaya ve araç trafiğine kapattı. Olay yerine gelen bomba imha ekibinde görevli polisin, özel kıyafet ile yaklaşarak kontrol ettiği valizin boş olduğu belirlendi. Çalışmaların ardından cadde, yeniden trafiğe açıldı. (
İnsan Hakları Derneği İskenderun Şubesi, 6 Şubat depremlerinin yıldönümü dolayısıyla “depremden karelerin yer aldığı fotoğraf sergisi açtı.
Sergi, Hacıbektaş-ı Veli Anadolu Kültür Vakfı İskenderun Şubesi Cemevi Salonu’nda düzenlenirken, açılış törenine depremde yakınlarını kaybeden aileler ile İHD üyeleri katıldı.
Açılışta konuşan İHD İskenderun Şubesi Eş Başkanı Ayten Kılınç, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılında acıların hâlâ taze olduğunu vurgulayarak, “Hepimizin çok büyük kayıplar yaşadığı, derin travmalarla karşı karşıya kaldığı bir depremin üçüncü yılındayız. Kaybettiğimiz tüm canları saygıyla anıyoruz” dedi.
Kılınç, serginin taşıdığı anlamı vurgulayarak, “Bu fotoğraflar hafızamızdaki acıların ve dinmeyen öfkemizin tanımıdır. Unutmamak ve unutturmamak zorundayız. Çünkü bu öfke, hesap sorulana kadar bizimle kalmalı. Fotoğrafları görmek ve yaşananları yeniden hatırlamak acı verse de bu bir zorunluluk olmalı, izlemek, duymak ve görmek canımızı acıtıyor ama buna mecburuz” diye konuştu.
Suriye’de etnik ve mezhepsel ayrım yapmadıklarını ve barıştan, diyalogdan yana olduklarını kaydeden Özel, sağlanan yeni mutabakattan memnuniyet duyduklarını söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suudi Arabistan gezisini değerlendiren Özel, “Ümit ederim bu konuda bir ilerleme sağlarlar. Ümit ederim ajandasında vardır. Kaşıkçı cinayetinden beri aradaki ilişkilerin bozulması, ikili vizenin kaldırılması ve transit vize açısından da sadece 4 günlük vize vermesini ve böylelikle de transit bir yolculuğun, ticaretin mümkün olmamasını sağlıyor. Çünkü Suriye’de ve diğer ülkelerde geçen zaman Suudi Arabistan ve diğer ülkelere gidilmesini ve dönülmesini bu sürede imkansız hale getiriyor. Eskiden olduğu gibi ikili vize uygulaması ve en az vizenin 10 günlük olmasına ihtiyaç vardır. Bunu da ticaret açısından, ihracat açısından son derece kıymetli buluyoruz. Hem Türkiye’ye hem Suriye’ye barış, kardeşlik, huzur ve el ele kalkınma diliyoruz. Bu sürece girildiği anda Türkiye’deki sığınmacıların da ülkesine dönmelerin imkanları genişleyecektir.”dedi
İYİ Parti Hatay Milletvekili Ayhan Şefik Çirkin, 6 Şubat depremlerinden en çok etkilenen illerden Hatay’da depremzedelerin konut, elektrik, su sorunlarının devam ettiğini vurgulayarak, özel kanunlar çıkarılması gerektiğini belirtti. Hükümete çağrıda bulunan Çirkin, “Hatay Milli Güvenlik Kurulu’nun gündemine bugün değilse ne zaman gelecek? Demografik yapısı belli, bu bozuldu. Hatay’ın sıkıntıları belli siyasi açıdan. Yani savaş mı çıkması lazım, Hatay’ın Milli Güvenlik Kurulu özel gündemine girmesi için” dedi. Hatay’da henüz teslim edilen dükkan bulunmadığını söyleyen Çirkin, “Bir dükkanın maliyeti 90 milyon lira. Bu 90 milyona nasıl çıkıyor? 90 milyona 3-4 tane apartman dikilir. Efendim üç katlıymış, işte çelik konstrüksiyonmuş. Bunu neden yaparsanız yapın, akıl eren maliyetler değil. Yani bir yandan deprem ve bir yandan da soygun yapılıyor” ifadelerini kullandı.
Lavc59.13.101
Şefik Çirkin, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılı dolayısıyla ANKA Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, 27 Aralık’ta düzenlenen törende, konutların tamamen bitirildiğinin söylendiğini hatırlattı.
Çirkin, “Törende söylendiği gibi konutlar tamamen bitmiş falan değil. Daha inşaatlar devam ediyor. Biz kalıcı konutlarla ilgili hükümete İYİ Parti olarak çok eleştiri getirmiyoruz çünkü darbe ağır ve bu konutların yapımı da çok sürecekti. Bu belliydi. Burada kabahat, hükümetin başta bir yıl sonra da 3 yıl gibi uçuk kaçık süreler vermesiydi” şeklinde konuştu.
“Hatay’da elektrik tüketimi azalmış ama arızanın haddi hesabı yok”
Asıl sorunların kaçırıldığını vurgulayan Çirkin, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Orada bir elektrik sorunu var. Bu bitmek bilmiyor. Elektrik sorunu su sorununa yol açıyor. Elektrik sorunu haberleşme sorununa yol açıyor. İnternet kesiliyor. Doğal gaz da henüz tam anlamıyla konutlara sirayet etmediği için ısınmaya etki ediyor. Dolayısıyla elektrik sorunu başlı başına yaşam kalitesini son derece düşürüyor. 3 yıl aşkın bir süreç geçmiş, Hatay’da elektrik tüketimi azalmış. Çünkü yüzbinlerce insan Hatay’ı terk etmiş, belli bölgelerde yoğunlaşmış, konutlar bir konteynere düşmüş, 5-10-20 metrekareye ve elektrik gereksinimi azalmış. Buna rağmen arızanın haddi hesabı yok.
Şu kış gününde tarımsal sulamada da elektrik kullanılmadığını dolayısıyla kullanımda muazzam bir kapasite düşüklüğünü göz önüne alırsak bu elektriklerin bu kadar kesilmesine akıl erdirmek mümkün değil.
Enerji Bakanı geldi gitti, 3 yıl sonra bu işe el attığını ifade ediyorlar ve enerji şirketlerini ikaz ettiğini söylüyorlar. Ekonomik sorun var.”
Deprem bölgesinde konutların bitip bitmediğiyle ilgili tartışmaları ve eleştirileri hatırlatan Ayhan Şefik Çirkin, “Burada lüzumsuz muhalefet de yanlış. Orada hummalı bir gayret var konutlar için. Bunu da görmek lazım. Çevre Bakanı’nın çok önemli gayretleri var. Ancak Hataylı’nın derdi konut değil ki sadece. Hataylı geçinemiyor. Hataylı aç” diye konuştu.
Sorunları anlatmaya devam eden ü Şefik Çirkin, sözlerini şöyle sürdürdü:
“SGK Bağ-Kur primini ödemeyen çiftçiye kredi verilmiyor, desteklemeleri ödenmiyor. Böyle saçma bir şey şey olabilir mi? Bu rezalet. Orası deprem bölgesi. ‘Basit usul’deki birçok işletme, bakkalı, kırtasiyecisi deftere tabi oluyor. Yani Maliye Bakanı Sayın Şimşek’in vatandaşın sinekten yağ çıkarmak misali boğazına çöktüğü genelgeler, kurallar, kanunlar Hatay’da da deprem bölgesinde de birebir uygulanıyor.
Mücbir sebep ayrı bir hikaye. Borçlar öteleniyor, öteleniyor, öteleniyor, faizi ile öteleniyor ve katlanıyor. Şimdi bu parayı nasıl ödeyecek?”
“Sanayi Bakanlığı daha bir dükkan teslim etmemiş”
Kentte yapılan dükkanların fiyatlarının yüksekliğine işaret eden Ayhan Şefik Çirkin, şunları kaydetti:
“Sanayi Bakanlığı daha bir dükkan teslim etmemiş. Yani çok ilginç, çok yüksek paralara dükkanlar yapılıyor. Bir dükkanın maliyetinin 90 milyon liraya çıkması söz konusu. Bundan hiç bahseden yok, başka bir yerde de duymuyorum. Yani 90 milyon liraya çıkan bir dükkan… Vatandaş bunu nasıl ödeyecek? Ayrıca bu 90 milyona nasıl çıkıyor? 90 milyona 3-4 tane apartman dikilir. Efendim üç katlıymış, çelik konstrüksiyonmuş… Yani bunu neden yaparsanız yapın, akıl eren maliyetler değil. Yani bir yandan deprem ve bir yandan da soygun yapılıyor. Hükümetin başarılı olduğu konular var elbette. Ama bir idaresizlik ve bir plansızlık söz konusu.”
“Hükümet eşya verecekti, bu söz de tutulmadı. Bari ticareti kolaylaştırın”
Vatandaşların evlerine yerleşmeye başladığını ancak o evlerde elektriği, suyu, doğal gazı, evi döşeyecek ekonomik imkanı bulamadığını anlatan Çirkin, sözlerine şöyle devam etti:
“Bir evde çamaşır makinası, buzdolabı, bulaşık makinası, yaşam alanı kurmak için bir miktar para gerekiyor, bir masraf yapması gerekiyor. Vatandaşta bu yok, Hataylı’da bu yok. Hükümet eşya verecekti, bu söz de tutulmadı. Bunun karşılığında bari ticareti kolaylaştırın. Yani Hatay insanı direniyor, mücadele ediyor. Elinden geleni yapıyor.”
Hatay’ın depremi yaşayan 11 ilden en fazla zarar gören ve kayıp yaşayan il olduğunu vurgulayan Ayhan Şefik Çirkin, “Hatay korkunç bir tahribat görmüş. Bu sorunlar olduğu gibi yerinde duruyor. Hükümete konutlar için gecikse de teşekkür ediyoruz ama hiç kusura bakmasınlar, Hatay’da yaşam kalitesi çok düşük ve yaşam şartları çok zor” diye konuştu.
Hatay’ın ticaretini, ekonomisini düzeltmek için kentin çiftçisine, esnafına özel kanunlar çıkarılması gerektiğini vurgulayan Çirkin, hükümete şu çağrıda bulundu:
“Ben milletvekili olduğumda Meclis’te yaptığım ilk konuşmada, kürsüye ilk çıktığımda Hatay’ın siyasi konumundan da dolayı Milli Güvenlik Kurulu özel gündemine alınmasını istemiştim, Hatay pozitif Ayrımcılık yapılması için.
Bir kere Hatay’ı şöyle değerlendirmek lazım: Hatay Fransız’dan kurtulmadı. Biz öyle bakıyoruz olaya. Hatay bağımsız bir devlet olarak parlamento kararıyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne katıldı. Yani bir devletin bir başka devlete katılması dünyada ilktir ve Batı bunu hala hazmedememiştir. Hatay üzerine özel çalışmalar yapmaktadır. Şimdi hâl böyleyken Hatay insanına özel bir ihtimam gösterilmesi ve Hatay’a çok özel bir şekilde bakılması gerekirken, Milli Güvenlik Kurulu buna önemli bir çare olacaktı. Israrla bunu istedik ama hükümet bundan kaçtı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 23 Temmuz Konteyner Kent’i ziyaret etti. Burada vatandaşlarla sohbet eden Özel daha sonra kentteki bir düğün salonunda, rezerv alanlarla ilgili vatandaşların katılımıyla düzenlenen toplantıya katıldı. Vatandaşları dinleyen Özel, rezerv alanlarda mağduriyetler yaşandığını kaydetti. Özel, “Maalesef burada devlet adına karar verenler ‘Sorun çözeyim’ derken sorun ürettiler. Elbette şunu anlayabilirsiniz. Bir yere yapının yapılması sakıncalıysa, bir daha yıkılacaksa o yapı oraya yapılmamalıdır. Yapı yapılacak yer aranırken en iyi yer bulunmalıdır ve orada birisinin arsası, tarlası, evi varsa genel kamunun menfaati için orası kamulaştırılacaksa bu da yapılmalıdır ama burada bir tane kural var. Devlet, hak yemez ve kimsenin hakkını birbirine geçirmez. Devletin yaptığı bu işte bir kere en büyük sorun, o soru işareti, şüphe var ya. Diyor ki ‘Beni orada oturtmadılar, alın teriyle çalışıp kazandığım ya da babamdan, anamın ak sütü gibi helal miras kalan evimde ben oturmuyorum, orada başkasının ışığı yanıyor.’ Burada bir haksızlık var diyorsa insanlar, buna dönüp bakmak lazım. Bana iletilen bütün raporlar, okuduklarım ve bugün de dahil dinlediklerimin hepsinde bir özensizlik, bir vurdumduymazlık ve meseleyi ‘Biz dediğimizi yaparız, sen git derdini anlat’ noktasında bir yaklaşım var. Bu, devlet adamlığı yaklaşımı, devletin doğru ve adil yönetim yaklaşımı değildir. Öncelikle bunu söylemek isterim” dedi.
‘HAKKANİYETLİ BİR KOMİSYON OLUŞTURULMALI’
Vatandaşlarda rezerv alan üzerinden rant sağlandığına yönelik inanış olduğunu vurgulayan Özel, “Arazilerin, zeytinliklerin zorla elden gittiği, ifade edildiği gibi 6-7-8 milyonluk yere 3 milyon değer biçildiği, kişinin 130 metrekarelik evi alınıp, hem de alan artırılıp hem de daire sayısı 3 katına çıkarılıp, kişiye çok daha küçük bir metrekarelik evin verildiği bir yöntem, yöntem değildir. Buna karşı yükselen itirazların haklılık payı çok yüksektir ve bunların dinlenmesi, mutlaka çözülmesi lazım. İktidara çağrımızdır, bu sorunların tamamı uzlaşmayla çözülmelidir. Hataylıların bu yükü daha fazla taşıyacak dermanı kalmamıştır. Eğer gerçekten samimiyetle meseleye yaklaşacak olurlarsa biz bu konuda milletvekillerimizle, belediye başkanlarımızla, uzman kadrolarımızla katkı vermeye hazırız. Gelsinler, itirazların dinleneceği, hukukçuların olduğu, her partiden milletvekillerinin olduğu, her partinin görevlendirildiği, harita mühendislerinin, şehir plancılarının olduğu hakkaniyetli bir itiraz ve haklı görülen itirazla hakkın iadesine yönelik bir komisyon oluştursunlar. Bu konuda mahkemeler bir yoldur ancak uzun yoldur, zor yoldur ve gönül kırıklıklarını çözen bir yol değildir. Şehrin en para eden yerinde evin vardı, şimdi dağın başındasın. Bu evin metrekaresi ile o evin metrekaresi eşit olsa bile bu eşit değildir. Her eşitlik adil değildir. Burada çok değerli bir arsanız 8’de 1’i seninken, daha çok daha değersiz bir arsanın 8’de birini, hatta 16’da 1’ini sana veriyorsa, ‘Biz anlaştık’ olmaz. Buradan ilan ediyorum. Bir evin, amiyane deyimle şerefiye değeri dahi, kim ne mağduriyete uğradığını söylüyorsa, CHP’nin adalet getireceği iktidarında hak yerini bulacaktır. Size söz veriyorum” diye konuştu
Kırıkhan ilçesinde otomobille çarpışan motosikletteki Abdusselam Y. ve oğlu Abdulbaki Y. yaralandı.
Kaza, saat 10.20 sıralarında Kurtlusoğuksu mevkisinde meydana geldi. Kavşaktan dönüş yapan Mustafa Ç. yönetimindeki 01 AIZ 680 plakalı otomobil ile Abdusselam Y.’nin kullandığı 31 ANJ 501 plakalı motosiklet çarpıştı. Çarpışmanın etkisiyle motosikletteki Abdusselam Y. ile arkasındaki oğlu Abdulbaki Y. yola savruldu. Çevredekilerin ihbarıyla kaza yerine sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Sağlık görevlilerinin ilk müdahalesinin ardından yaralılar ambulansla Kırıkhan Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Abdulbaki Y.’nin hayati tehlikeyi atlatamadığı belirtildi. Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.
Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Erasmus+ Programı kapsamında, Belen Kaymakamlığı’nı temsilen 2 İngilizce öğretmeni ve 2 üniversite öğrencisi, 11–18 Ocak 2026 tarihleri arasında Romanya’nın Vatra Dornei kentinde gerçekleştirilen “Season 3 – Spring Roots” projesini başarıyla tamamladı.
Türkiye, Romanya, İtalya, İspanya, Polonya, Letonya ve Litvanya’dan toplam 30 katılımcının yer aldığı projede; dijital kültür, yeşil farkındalık ve kültürel gençlik çalışmaları alanlarında atölye ve uygulamalı faaliyetler gerçekleştirildi. Eğitim sürecinde yaratıcılık, takım çalışması ve etkili iletişim becerileri üzerine çalışmalar yapıldı.
Proje kapsamında Vatra Dornei’de bir okula ziyaret gerçekleştirilerek öğrencilere dijital güvenlik ve kültürel çeşitlilik konularında etkinlikler düzenlendi. Program sonunda katılımcılar tarafından çevre bilinci, dijital güvenlik ve kültürel çeşitlilik temalarını içeren bir dijital kart oyunu geliştirildi. Eğitimi başarıyla tamamlayan katılımcılara Avrupa genelinde geçerliliğe sahip Youthpass sertifikaları verildi.
Belen Kaymakamı Onur Şan, projeye ilişkin yaptığı değerlendirmede, projenin gençlik çalışmalarında dijital ve yeşil becerilerin gelişimine önemli katkı sağladığını belirterek, Proje Koordinatörü Yeliz Sevim’e, ev sahibi kurum CPDIS’e ve projede yer alan katılımcılara teşekkür etti.
6 Şubat depremlerinin 3. yıl dönümü öncesinde Hatay Büyükşehir Belediyesi (HBB), Narlıca Deprem Şehitliği’nde kapsamlı bir çalışma gerçekleştirdi.
HBB, 6 Şubat günü vatandaşların yoğun bir şekilde ziyaret edeceği Narlıca Deprem Şehitliği’nde daha güvenli ve sağlıklı bir ortam sağlamak amacıyla bakım, onarım ve düzenleme çalışmaları yaptı.
Temizlikten Peyzaja Birçok Çalışma Yapıldı
Büyükşehir ekipleri; çevre temizliği, budama, yabani ot temizliği, mevsimlik çiçek ekimi, ağaçlandırma ve bordür bakım onarımı çalışmalarıyla mezarlıkta genel bir peyzaj düzenlemesi gerçekleştirdi.
Ekipler ayrıca şehitlik içerisindeki ana yollara asfalt serimi yaparken ara yollarda da düzenleme çalışmaları yaptı. Aydınlatma direklerinin bakım onarımı yapılarak adalara da daha kolay ulaşım sağlanması amacıyla yön levhaları monte etti.
MEBİS Veri Tabanı Güncellendi
Vatandaşların ziyaret edeceği mezarla ilgili bilgilere pratik bir şekilde ulaşabilmesi için Mezarlık Bilgi Sistemi’nin (MEBİS) veri tabanı güncellendi.
HBB, ilaçlama çalışmalarıyla şehitliği dezenfekte edip 4 bin adet Türk Bayrağını şehit mezarlarına dikerek 6 Şubat için hazır hale getirdi.
Yeniden Refah Partili Başkan Kadir Yeşilova, artan enflasyon ve derinleşen ekonomik kriz nedeniyle ticaret hayatının neredeyse durma noktasına geldiğini belirterek, hükümeti acil ve kalıcı önlemler almaya çağırdı. Esnafın ayakta kalmakta zorlandığını vurgulayan Yeşilova, mevcut ekonomik tablonun hem üretimi hem de toplumsal refahı tehdit ettiğini söyledi.
TİCARET ÇARKLARI DURUYOR
Payas’ta küçük esnaf ve orta ölçekli işletmelerin ciddi bir çıkmazın içine sürüklendiğini ifade eden Yeşilova, artan maliyetler karşısında satışların hızla düştüğünü belirtti. “Elektrik, kira, yakıt ve hammadde fiyatları kontrolsüz şekilde artıyor. Buna karşın vatandaşın alım gücü her geçen gün daha da düşüyor. Bu şartlarda ticaretin canlı kalması mümkün değildir” dedi.
ESNAF KEPENK KAPATMA NOKTASINDA
Birçok esnafın borçla ayakta durmaya çalıştığını dile getiren Yeşilova, iflas riskinin giderek arttığına dikkat çekti. “Payas’ta esnafımız borçla dönüyor, iş yapamaz hale geliyor. Giderler katlanırken gelirler eriyor. Acil tedbir alınmazsa iflaslar ve işsizlik kaçınılmaz olacaktır” ifadelerini kullandı.
YANLIŞ POLİTİKALAR HALKI YOKSULLAŞTIRIYOR
Mevcut ekonomik anlayışın çözüm üretmekten uzak olduğunu savunan Yeşilova, günü kurtarmaya yönelik politikaların toplumu daha da yoksullaştırdığını söyledi. Yeniden Refah Partisi’nin adil ekonomik düzen vizyonuna vurgu yapan Yeşilova, “Faizsiz üretim modeli, güçlü sosyal destekler ve gerçekçi istihdam politikalarıyla bu kriz aşılabilir. Biz buna inanıyoruz” dedi.
YETKİLİLERE AÇIK ÇAĞRI
Açıklamasının sonunda hükümete seslenen Yeşilova, “Esnafın, çiftçinin ve dar gelirli vatandaşın sesi artık duyulmalıdır. Vergiler düşürülmeli, alım gücü artırılmalı ve acil ekonomik destek paketleri hayata geçirilmelidir. Aksi halde bu dar boğaz, toplumun tüm kesimlerini daha ağır sonuçlarla karşı karşıya bırakacaktır” diye konuştu.
Yeniden Refah Partisi Antakya İlçe Başkanı Mehmet Tanrıcı, deprem sonrası toparlanma süreciyle birlikte derinleşen ekonomik kriz ve enflasyonun Antakya halkı üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, yaşanan sorunların temelinde adalet sistemindeki bozulmanın yattığını söyledi.
TOPARLANMA ÇABASI KRİZLE AYNI ANDA YAŞANIYOR
Antakya’da bir yandan depremin yaralarını sarma mücadelesi verildiğini, diğer yandan ise 2020–2023 döneminden bu yana şiddetini artıran enflasyon ve ekonomik krizin hayatı daha da zorlaştırdığını belirten Tanrıcı, bu iki sürecin aynı anda yaşanmasının halk üzerindeki yükü katladığını ifade etti.
“ANTAKYA HALKI KRİZİ DAHA DERİN HİSSEDİYOR”
Türkiye genelinde yaşanan ekonomik sorunların Antakya’da çok daha ağır hissedildiğini vurgulayan Tanrıcı, “Zaten birikimlerini depremde kaybetmiş bir şehirde, yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı sıradan bir ilde yaşayan vatandaşlara kıyasla çok daha yıkıcı sonuçlar doğuruyor” dedi.
“EKONOMİ SONUÇTUR, ANA PROBLEM ADALETTİR”
Kendi değerlendirmesini net bir dille ortaya koyan Tanrıcı, Türkiye’nin ana probleminin ekonomi olmadığını söyledi. “Ekonomi bu zincirin son halkasıdır, domino taşının en sondaki parçasıdır” diyen Tanrıcı, asıl sorunun adalet sisteminde yaşanan bozulma olduğunu vurguladı.
ADALET BOZULURSA HER ŞEY ÇÖKER
Adalet terazisinin şaşmasının tüm kurumları etkilediğini belirten Tanrıcı, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Eğer bir ülkede adalet tesis edilemezse; eğitim bozulur, sağlık bozulur, ekonomi bozulur. Yapanın yaptığının yanına kâr kaldığı bir düzen, ahlaki çöküşü beraberinde getirir. Bu da kültürel ve toplumsal çözülmeye yol açar.”
Yeniden Refah Partisi olarak adaletin yeniden tesis edilmesini tüm politikalarının merkezine aldıklarını vurgulayan Mehmet Tanrıcı, “Antakya’nın da Türkiye’nin de gerçek toparlanması, adalet terazisi yeniden dengelendiğinde mümkün olacaktır” ifadeleriyle açıklamasını tamamladı.
Hatay Valiliği, Hatay Büyükşehir Belediyesi (HBB), Hatay Medeniyetler Korosu iş birliğiyle 6 Şubat 2023’te yaşanan depremlerin üçüncü yıl dönümünde, hayatını kaybeden vatandaşları anmak amacıyla özel bir konser düzenleyecek.
Anma konseri, 6 Şubat Cuma günü saat 18.00’de, Antakya Anıt Meydanı’nda gerçekleşecek. Farklı kültürleri ve dilleri bir araya getiren eserleriyle tanınan Hatay Medeniyetler Korosu, bu anlamlı etkinlikte deprem şehitlerini ağıtla anacak.
Etkinlikle ilgili açıklamada bulunan koro yetkilileri, “Depremde kaybettiğimiz canlarımızı bir kez daha saygı ve rahmetle anıyor, yaşadıklarımızdan doğan umudu ve dayanışmayı büyütmek için bir araya geliyoruz.” ifadelerine yer verdi.
Anma konserine tüm vatandaşlar davet edildi.
Başkan Özgün, Genel Başkan Özel’i Defne Belediyesinde ağırlamaktan büyük mutluluk duyduklarını belirterek, gerçekleştirilen görüşmede kentin bugünü ve yarınına dair kapsamlı değerlendirmelerde bulunulduğunu ifade etti.
Halil İbrahim Özgün açıklamasında, “Şehrimizin bugünü ve yarını üzerine kıymetli bir görüşme gerçekleştirdik. Hatay’ımız ve Defne’miz için yürüttüğümüz çalışmalar ile geleceğe dair hedeflerimizi değerlendirdik. Sayın Genel Başkanımıza nazik ziyaretleri ve şehrimize gösterdiği hassasiyet için teşekkür ediyorum” ifadelerine yer verdi. Başkanı Özgün , Özgür Özel’e Defne yazılı işlenmiş tabak hediye etti.
Defne ilçesi Harbiye Mahallesi’nde TOKİ mağduru bir yurttaş CHP Genel Başkanı Özgür Özel‘e “Mecburen imza attırıyorlar. Neyin karşılığı imza attım AFAD’a gittim. ‘İmza attım’ dedim oradaki görevliye. ‘Neye imza attığımı bilmiyorum. Belki canımı alacaksınız’ dedim. Dedi ki ‘Oku.’ ‘Ben bunları okursam yarım günde bitirmem. İnce ince harflerle yazmışlar.’ Gittik baktık TOKİ’ye. Allah Allah… TOKİ dedikleri… Mutfak su sızdırıyor. Yatak odasının kapısı yok. Aralara macun doldurmamışlar. Banyonun kapısı sıvasız, berbat işçilik sıfır. Binlerce insan mağdur. Bu konuda sizden istirhamımız binlerce insan mağdur. Bizimle olun, yardımcı olun. Neye imza attığımızı bilelim” dedi.
6 Şubat depremlerinin üçüncü yıl dönümü dolayısıyla depremden etkilenen illere yaptığı ziyaretlerini sürdüren CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Hatay’ın Defne ilçesi Harbiye Mahallesi’nde bir TOKİ mağduruyla sohbet etti. 47 yıllık esnaf olduğunu söyleyen yurttaş şunları söyledi:
“Verilen anahtarla gittik baktık daireye. Mecburen imza attırıyorlar. Neyin karşılığı imza attım AFAD’a gittim. ‘İmza attım’ dedim oradaki görevliye. ‘Neye imza attığımı bilmiyorum. Belki canımı alacaksınız’ dedim. Dedi ki ‘Oku.’ ‘Ben bunları okursam yarım günde bitirmem. İnce ince harflerle yazmışlar.’ İki ay verdiler. Gittik TOKİ’ye anahtar teslim etti. Bir arkadaşla beraber getirdiler. Gittik baktık TOKİ’ye. Allah Allah… TOKİ dedikleri… Mutfak su sızdırıyor. Yatak odasının kapısı yok. Aralara macun doldurmamışlar. Banyonun kapısı sıvasız, berbat işçilik sıfır. Ben kaynakçıyım 47 yıllık esnafım.”
“NEYE İMZA ATTIĞIMIZI BİLELİM”
Özel’in “Evin kaç lira masrafı var” sorusunu sorması üzerine de vatandaş, “Vallahi Başkanım üç ay sigortalı maaşımı alırsam bitiremem. Ben gideceğim oraya. Çocuklarımın her biri ayrı bir ilde. Oğlum Kıbrıs’ta. Kızım Antalya’da. Küçük kızım Muğla’da üniversite yüksek lisansı yapıyor. ‘Baba kalacak yerim yok. Ben gideceğim yüksek lisans yapacağım’ dedi. ‘Baş tacı gidebilirsin’ dedim. Oradaki görevliye ‘Kardeşim ben çocuklarımı getireceğim’ dedi. ‘Bekle 15 gün.’ Bekledik. Gittik geçen gün ‘Bekle 10 gün.’ Dedim bak ‘Ben CİMER’e mi, Valiye mi, Kaymakamlığa mı şikayet edeyim?’ Bu konuda sizden istirhamımız binlerce insan mağdur. Bizimle olun, yardımcı olun. Neye imza attığımızı bilelim” diye konuştu.
Boy Uzatma Egzersizleri: Daha Uzun Görünmekten Çok Daha Fazlası
Boy konusu, birçok insanın hayatının bir döneminde aklını kurcalayan başlıklardan biridir. Kimisi estetik nedenlerle, kimisi duruşunu düzeltmek için çözüm arar. İşte bu noktada boy uzatma egzersizleri, sihirli bir vaat sunmadan ama vücut dengesini iyileştirerek önemli katkılar sağlar.
Egzersizle kemik uzunluğunu aniden artırmak mümkün değildir. Ancak omurgayı rahatlatan, kasları esneten ve duruşu iyileştiren çalışmalar sayesinde kişi hem daha dik hem de daha uzun bir silüete kavuşabilir.
Boy Algısı Aslında Duruşla Başlar
Gün boyu öne eğik oturmak, telefona bakarken boynu aşağıya düşürmek ve hareketsiz kalmak, omurgada kapanmaya yol açar. Bu durum zamanla kişinin olduğundan daha kısa görünmesine neden olur.
Boy uzatma egzersizleri, omurgayı yukarı doğru uzatan ve gövdeyi açan hareketlerden oluşur. Bu çalışmalar düzenli yapıldığında, vücut doğal hizasına yaklaşır ve boy algısı belirgin şekilde değişir.
Omurga Üzerindeki Baskıyı Azaltmak
Omurga gün içinde sürekli yük taşır. Özellikle bel ve sırt bölgesindeki diskler, uzun süreli oturma sonrası sıkışır. Bu sıkışma gün sonunda boyda milimetrik kısalmalara yol açabilir.
Boy uzatma egzersizleri, omurgayı rahatlatan esneme çalışmaları içerir. Bu hareketler, omurga üzerindeki baskıyı azaltarak kişinin daha rahat hareket etmesini sağlar.
Esneklik ve Güç Birlikte Çalışır
Sadece esnemek yeterli değildir. Boy uzatma egzersizleri, omurgayı destekleyen kasları da aktive eder. Karın, sırt ve kalça çevresindeki kasların güçlü olması, vücudun dik duruşunu korumasını kolaylaştırır.
Esnek ama zayıf bir yapı, kısa sürede tekrar kapanır. Güçlü ama esnek olmayan bir yapı ise sertleşir. Bu nedenle denge, bu çalışmaların merkezinde yer alır.
Günlük Hayata Katkıları
Bu egzersizler sadece görünümü etkilemez. Daha rahat nefes almak, boyun ve sırt gerginliğinin azalması ve hareket kabiliyetinin artması da sürecin doğal sonuçlarıdır.
Özellikle masa başında çalışan kişiler, düzenli yapılan boy uzatma egzersizleri sayesinde gün sonunda daha az yorgunluk hisseder.
Ev Ortamında Uygulanabilir
Bu çalışmaların en güzel tarafı, karmaşık ekipmanlara ihtiyaç duymamasıdır. Evde, ofiste ya da kısa molalarda bile uygulanabilir. Süre çok uzun olmak zorunda değildir; önemli olan düzenli tekrar etmektir.
Kısa ama bilinçli yapılan hareketler, haftalar içinde fark edilir değişimler yaratır.
Süreklilik Gerçek Değişimi Getirir
Boy uzatma egzersizleri anlık değil, zaman içinde etki gösterir. Duruşun yavaş yavaş düzelmesi, omuzların açılması ve baş pozisyonunun dengelenmesi sürecin ilerlediğini gösterir.
Aynaya bakıldığında yalnızca boy değil, genel vücut dengesi de değişir. Bu değişim, kişinin kendini daha rahat ve özgüvenli hissetmesini sağlar.
Boy uzatma egzersizleri, estetik beklentilerin ötesinde omurga sağlığını destekleyen bir yaklaşımdır. Vücut dengesini korumak, hareket kabiliyetini artırmak ve daha dik bir duruş kazanmak için bu çalışmalar güçlü bir temel sunar.
ISO 9001 belgesi, bir kuruluşun kalite yönetim sistemini uluslararası standartlara uygun şekilde kurduğunu ve yönettiğini gösteren bir belgelendirme sistemidir. Bu belge, işletmenin sunduğu ürün veya hizmetin tesadüflere bağlı kalmadan, planlı ve kontrollü süreçler üzerinden yürütüldüğünü ortaya koyar. ISO 9001, yalnızca kalite kontrolü değil; süreç yönetimi, kayıt düzeni, müşteri odaklılık ve sürekli gelişim kültürünü kapsayan bütünsel bir yönetim yaklaşımı sunar.
ISO 9001 belgesi bulunan bir işletme, iş süreçlerini tanımlar, görev ve sorumlulukları netleştirir, ölçülebilir hedefler belirler ve bu hedeflere ulaşma performansını düzenli olarak takip eder. Bu yapı, işletmenin kurumsal disiplin kazanmasını ve sistematik bir yönetim anlayışı geliştirmesini sağlar.
ISO 9001 Standardı Ne Amaçlar?
ISO 9001 standardı, kuruluşun kaliteyi rastlantısal değil, planlı bir sistem üzerinden yönetmesini amaçlar. İşletme, süreçlerini analiz eder, riskli alanları belirler, hataları önleyici adımlar atar ve faaliyetlerini ölçülebilir hale getirir.
Bu sistem, kaliteyi yalnızca son kontrolde değil, sürecin her aşamasında yönetir. Ürün veya hizmet üretimi sırasında ortaya çıkabilecek aksaklıklar erken aşamada tespit edilir. Süreçler kayıt altına alınır, görevler netleştirilir ve organizasyon içinde düzenli bir işleyiş sağlanır.
ISO 9001 Belgesi İşletmeye Ne Kazandırır?
ISO 9001 belgesi, işletmenin yönetim disiplinini güçlendirir. Süreçler yazılı hale gelir, görev tanımları netleşir ve iletişim düzenli bir yapıya kavuşur. Bu sayede çalışanlar neyi, nasıl ve hangi sırayla yapacağını bilir.
Sistemli bir yapı sayesinde hatalı üretim oranı düşer, tekrar eden problemler kontrol altına alınır ve kaynak kullanımı daha verimli hale gelir. Müşteri şikâyetleri analiz edilir, düzeltici adımlar planlanır ve hizmet kalitesi istikrarlı bir seviyede korunur.
ISO 9001 aynı zamanda kurumsal güvenilirliği artırır. İşletme, süreçlerini kontrol altında tuttuğunu ve kaliteyi sistemli şekilde yönettiğini belgeleyerek iş ortakları ve müşterileri nezdinde güçlü bir imaj oluşturur.
ISO 9001 Belgesi Kimler İçin Uygundur?
ISO 9001 belgesi, faaliyet alanı ne olursa olsun tüm kuruluşlar için uygulanabilir bir yönetim standardıdır. Üretim yapan firmalar, hizmet sektörü işletmeleri, eğitim kurumları, sağlık kuruluşları, lojistik firmaları ve teknoloji şirketleri bu sistemi kurarak kalite yönetimini güçlendirir.
Standardın temel yaklaşımı, süreç yönetimi ve müşteri memnuniyetidir. Bu nedenle ISO 9001, kurumsal yapı kurmak ve işleyişi düzenlemek isteyen her ölçekte işletme için önemli bir referans niteliği taşır.
ISO 9001 Belgesi Nasıl Alınır?
ISO 9001 belgesi alma süreci, işletmenin mevcut işleyişini analiz etmesiyle başlar. Kuruluş, iş süreçlerini tanımlar, prosedürler oluşturur, kayıt sistemini kurar ve kalite yönetim yapısını oluşturur.
Bu aşamada kalite politikası belirlenir, hedefler oluşturulur ve görev dağılımları netleştirilir. İç denetim mekanizması kurulur ve yönetim gözden geçirme süreci uygulanır. Uygulama klasörleri, sistemin sahada aktif olarak yürütüldüğünü gösteren temel dokümanlar arasında yer alır.
Hazırlık tamamlandığında denetim aşamasına geçilir. Denetimde işletmenin kurduğu sistemin standardın gerekleriyle uyumlu şekilde uygulandığı değerlendirilir. Süreçler, kayıtlar ve uygulamalar incelenir. Uygunluk sağlandığında belgelendirme gerçekleştirilir.
Denetimler ve Sistem Sürekliliği
ISO 9001 belgesi, yalnızca ilk belgelendirme ile sınırlı kalmaz. Belge belirli bir geçerlilik dönemi kapsamında düzenlenir ve bu sürede sistemin aktif şekilde yürütülmesi düzenli ara denetimlerle takip edilir.
Denetimler sırasında kayıt düzeni, iç denetim sonuçları, düzeltici faaliyetler ve yönetim gözden geçirme süreçleri incelenir. Bu yapı, kalite yönetim sisteminin sürekliliğini sağlar.
Belge yenileme süreci, sıfırdan bir sistem kurmak anlamına gelmez. Mevcut yapının korunması, kayıtların güncel tutulması ve uygulamaların devam etmesi esas alınır. Bu yaklaşım, kalite yönetiminin kalıcı hale gelmesini destekler.
ISO 9001 ile Kurumsal Disiplin
ISO 9001 belgesi, işletmenin çalışma biçimini düzenler. Süreçlerin yazılı hale gelmesi, kayıt kültürünün oluşması ve yönetimin performansı takip etmesi kurumsal yapıyı güçlendirir.
Bu sistem, işletmenin yalnızca bugünkü performansını değil, gelecekteki gelişimini de planlı bir zemine taşır. ISO 9001, kaliteyi sürdürülebilir bir yönetim anlayışı haline getirir ve işletmenin istikrarlı büyümesini destekleyen önemli bir yönetim aracıdır.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin 3’üncü yıl dönümünde Hatay’a geldi. İlk olarak Defne Belediyesi’ni ziyaret eden Özel, daha sonra Narlıca Mahallesi’ndeki deprem şehitliğini ziyaret etti. Depremde hayatını kaybedenlerin mezarına karanfil bırakan Özgür Özel daha sonra dua okudu.