Pazar, Mayıs 10, 2026
No menu items!
Ana Sayfa Blog Sayfa 1966

Hassa’da Silah Kaçakçılığına Yönelik Operasyon

0

Hassa‘da silah kaçakçılarına yönelik yapılan operasyonda; 3 tüfek, 2 sis bombası ile 3 kasatura yakalandı.

Hatay Valiliğinden yapılan açıklamada, KOM Şube Müdürlüğü ekiplerince Silah ve Muhimmat Kaçakçılığı Suçları kapsamında yapılan çalışmada Hassa’da bulunan bir ikamette yapılan aramada ahşap sandık içerisinde gizlenmiş;  1 adet AK-47 Marka Tüfek,  1410 adet 7.62 mm Fişek, 6 adet AK-47 Şarjörü, 2 adet Sis Bombası, İkamet içerisinde; 3 adet Kasatura,  1 adet Ruhsatsız Av Tüfeği ile 2 adet Polis Yeleği ele geçirilirken olayla ilgili Ö.T. ve M.A.T. adli kişiler makamlara sevk edilmek üzere gözaltına alındıkları belirtildi.

 

Hatay’da Tarihi Eser Kaçakçılığı Operasyonu

0

Hatay Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğü; Genç Roma, Bizans ve Osmanlı Dönemlerine ait toplam 28 parça tarihi eser yakalandığı bildirildi.

Hatay Valiliğinden yapılan açıklamada, KOM Şube Müdürlüğü ekiplerinin Tarihi Eser Kaçakçılığı suçları kapsamında yaptığı çalışmada Kırıkhan’da bulunan ikamet ve eklentilerinde yapılan aramada Genç Roma, Bizans ve Osmanlı Dönemlerine ait olduğu değerlendirilen; 7 adet Sütun Parçası, 4 adet Sütun Kaidesi, 5 adet Sıkıştırma Taşı, 1 adet Kanallı Blok Taşı, 2 adet Mezar Taşı, 5 adet Ezme Taşı ve 4 adet Dinlendirme Haznesi ele geçirilirken, Müze Müdürlüğüne teslim edilirken olayla ilgili A.V.’ye 2863 SKM’den adli işlem yapıldığı belirtildi.

 

İskenderun’da Kaçakçılık Operasyonu!

0

İskenderun‘da 2300 adet gümrük kaçağı sigara yakalandı.

Hatay Valiliğinden yapılan açıklamada, İskenderun Kom Grup Amirliğince gümrük kaçağı sigara kaçakçılığı yapan şahıslara yönelik yapılan çalışmalarda 19… plaka sayılı araçta yapılan aramada M.F.’den; 2300 Adet Gümrük Kaçağı Sigara ele geçirilerek,  Şahsa 5607 SKM’den adli işlem yapıldığı belirtildi.

ARANAN UYUŞTURUCU TACİRİ TUTUKLANDI

Bu arada, açıklamanın devamında 14.10.2021 günü İskenderun NSM Grup Amirliği ekiplerince hakkında TCK 188-Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti suçundan aranması olan G.E. çıkartıldığı adli makamlarca tutuklanarak cezaevine gönderildiği kaydedildi.

 

Arsuz Belediyesinde Taciz İddiasında Detaylar Belli Oluyor

0

Arsuz Belediyesinde staj eğitimi gören genç kız, belediye personeli İ.G isimli şahıs tarafından önce mesaj yoluyla daha sonrasında fiziki olarak taciz görmesinin ardından polise şikayette bulundu.

Lise öğrencisi genç kız baskılara dayanamayıp şikayetini geri çekti fakat olay kamu davasına döndüğü için dosya kapatılamadı. Soruşturma sürüyor.

 

HATAY’da günde 440 kişi korona oluyor

0
Sağlık Bakanlığı resmi verilerine göre Hatay’da günlük korona pozitif vaka sayısı 440
Haftalık pozitif vaka sayısı 3080 Aylık pozitif vaka sayısı 13.200
HATAY’da korona  vakalar artıyor, Hatay en az Korona vakası yaşanan iller arasında 29.sıraya geriledi

Skandal! Arsuz Belediyesinde Taciz İddiası!

0

Arsuz Belediyesinde staj eğitimi gören bir lise öğrencisine belediye personeli İ.G adlı şahısın tacizde bulunduğu iddia edildi! Tacize uğrayan genç kız polise şikayette bulundu.

Arsuz’da deprem etkisi yaratan olay sonrasında taraflar sessizliğini korurken yaşanan olay ile ilgili adli ve idari soruşturma açıldı.

Arsuz Belediye Başkanı Dr. Asaf Güven: “Taciz iddiası idaremize intikal eder etmez konu ile ilgili disiplin soruşturması başlatılmıştır. Gerek şahsımın gerekse belediyemizin bu tür taciz iddialarına herhangi bir duyarsızlığı veya müsamahası söz konusu değildir ve asla olamaz. Hala sürmekte olan adli ve kurumsal kovuşturma sürecinin sonunda bu anlamda işlenmiş bir suç sabit görülürse failin kanunlarımızda ve iç hukukumuzda belirtilen en ağır yaptırımlarla cezalandırılacağından hiç kimsenin kuşkusu olmasın.” dedi.

 

 

 

Başkan Yılmaz Bilim Şenliklerinde Öğrencilere Eşlik Etti

0

TÜBİTAK tarafından Türkiye’de desteklenen 53 projeden biri olan ve üç gün süren Bilim Şenlikleri, “Herod Bilim ile Aydınlanıyor” projesiyle ve Antakya Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirildi. 

 

Bilim şenliğine katılım sağlayan 18.300 öğrenci ve binlerce aile, şenlik alanında kurulan 25 atölyede bilim ve sanatla buluştu. Antakya Belediyesi ev sahipliğinde; TÜBİTAK, Hatay Bilim ve Sanat Merkezi, Antakya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü iş birlikleriyle hayata geçirilen Bilim Şenlikleri “Herod Bilim ile Aydınlanıyor” projesi sona erdi. Bilim Şenliklerinin son gününde Antakya Belediye Başkanı İzzettin Yılmaz, öğrencilerle bir araya gelerek etkinlerde öğrencilere eşlik etti. 

 

Başkan Yılmaz şenliklere akredite ile kayıt yaptıran 18.300 öğrencinin ve binlerce ailenin katıldığını, bireysel olarak da katılım sağlayan yüzlerce öğrencinin bulunduğunu ifade etti. Antakya’da ilk kez bu kadar büyük çaplı bir bilim şenliği düzenlendiğini ifade eden Başkan Yılmaz konuşmasının devamında: “Bilim, teknoloji, sanat ve eğlencenin bir arada olduğu şenliklerimize yoğun katılım gösteren tüm misafirlerimize teşekkürlerimi sunuyorum. Antakya‘mızı bilimin ışığı ile aydınlatmaya devam edeceğiz.” dedi. 

 

Başkan Yılmaz şenlik alanında öğrenciler ile birlikte güneş gözlemi yaptı, kimyasal deney ve arttırılmış gerçeklik gibi uygulamaları denedi, atölyeler hakkında bilgi aldı.

 

Arsuz’da Muhtarlar Bir Araya Geldi

0

Arsuz‘da mahalle muhtarları ile istişare toplantısı yapıldı. İlçenin genel durumu, mahallelerin sorun ve ihtiyaçları hakkında istişarede bulunmak amacıyla Arsuz Kaymakamlık Toplantı Salonunda Kaymakam Gökpınar başkanlığında düzenlenen toplantıya, Belediye Başkanı Dr. Asaf Güven, kurum amirleri, muhtarla ve ilgili müdürler katıldı.

Muhtarların taleplerini tek tek dinleyerek, ilgili kurumlarla çözülmesi için istişarede bulunan Kaymakam Gökpınar ve Belediye Başkanı Güven, çözülebilecek talepler için kurumlara talimat verirken, ilçeyi aşan hususların ise raporlanıp Hatay Valiliği kanalıyla ilgili yerlere iletileceğini ifade edildi.

 

“Türkiye Genelinde 1500 Sınıf Kapandı”

0

Hatay Gazeteciler Cemiyeti’nde açıklamalarda bulunan Eğitim-Sen Merkez Kadın Sekreteri Simge Yardım, Milli Eğitim Bakanlığı’nın okullardaki KOVİD-19 sürecini şeffaf olarak paylaşmadığını söyledi.

Bir dizi temaslarda bulunmak için Hatay’a gelen Eğitim-Sen Merkez Kadın Sekreteri Simge Yardım, okullardaki karantina ve kovid süreçlerinin şubelerden kendilerine ulaştığını ifade etti.

Yardım, Türkiye genelinde 1500 sınıfın kapandığını söyledi.

Yardım ayrıca, Hatay ve diğer illerde de sınıf mevcudunun fazla olduğunu ve 40’ın üzerinde olduğunu bazı illerde 50-60’a varan sınıf mevcudu olduğunu gördük” dedi. Şubelerimizden aldığımız verileri bizler paylaşıyoruz diyen Yardım, “Covid’den vefat eden öğrenci ve öğretmenler var” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Garip Turunç’un Kaleminden: Meşrutiyet Krizinde Pirus Zaferine Koşmak

0

 

Türkiye’deki kriz çok yanlı ama sonuç olarak temelde bir meşrutiyet krizinden söz edebiliriz.

Bu terim Alman felsefe profesörü, sosyolog ve siyaset bilimci Jurgen Habermas’ın. Söz konusu “meşruiyet” (legitimacy) yasallık anlamında değil. Yani bir yönetim yasalara uygun olarak oluşmuş, gelişmiş ve çalışıyor da olabilir; ama yine de toplum ve ülke bir meşruiyet krizine girebilir. Devlet, hükümet ve genel olarak bürokrasi ve yönetim yasal ve anayasal olarak meşru sayılırken, aynı anda yapması gerekenleri pratikte yapamıyor olabilir; ya da toplumun önemli bir kesiminde “yapamıyor” algısı doğabilir. Yani yurttaşlara gereken güveni veremeyebilir ve dolayısıyla gereken saygıyı da elde edemeyebilir. Bu meşruiyet krizi, bir güven krizinin ileri aşamasıdır.

 

Bu krizin bir ayağında devlet hesabına çalışanların doğru dürüst verimli olmamaları bulunur. Başka bir ayağında kurumların yolsuzluklarla kamuoyunda rahatsızlık yaratmaları var. [Son günlerde muhalef lideri Kılıçdaroğlu’nun ; “Bu ülkenin bürokratlarına sesleniyorum ; halkımızı da şahit olmaya davet ediyorum.” videoda şu ifadeleri kullandı: “Açıkça söylüyorum; vazife namına mafyatik düzene hizmet edemezsiniz. Kanun dışı işleri emir olarak telaki edemezsiniz. Siz Erdoğan ailesinin değil, bu devletin şerefli memurlarsınız… Size kanun dışı her ne yaptırılıyorsa Pazartesi itibariyle durun. Bu illegal paralel sistemlerden elinizi eteğinizi çekin…”] Üçüncü ayağında da yöneticilere karşı güvensizlik: Devletin ve/veya hükümetin etkili ve sonuç alıcı olmadığına inanç yaygınlaşır, yönetim hakkı sorgulanır. Sorgulanıyor da…

 

Türkiye, “Artık yönetemiyorsunuz, gidin” diyen toplum ile “Biliyoruz ama gitmiyoruz”, Ne yapacağız ne edeceğiz, iktidarı vermeyeceğiz”,Ülkenin yönetimine talip olduklarını söylemekten vazgeçmelerinin kendileri için daha iyi olacağını da hatırlatmak istiyoruz”diyen iktidar arasında sıkıştı. “Saray aparatlarının” su taşıma girişimine rağmen çark dönmüyor. “Her şey iyi olacak. Ekonomi kanatlanıp uçacak” deyip 2018 yılında “Tek Adam Sistemi” ne başladığı gün 4.53 lira olan dolar kuru, bu sabah 9.29 liraya kadar yükselerk tarihi zirvesini yeniledi. Dolara yatırım yapanlar servetlerini ikiye katladılar. Halkımız ise aynı oranda fakirleşti; toplum dertli, insanlar sıkıntıda, herkes kaygılı. Başta gençler, bu ülkenin insanları gelecekten umutsuz. Milyonların ortak derdi: aş, iş, sağlık. Ama farklı grupların başka yakıcı sorunları da var. İşlerine iade edilmeyen, haklarını alamayan, Korona bahanesiyle katmerli sömürülen, en küçük iş güvenliği kalmamış işçiler; Gırtlağına kadar borca batmış, kredilerini ödemek için üretim araçlarını, traktörlerini satan, yokluğun pençesinde kıvranan tarımcılar, köylüler, bir bir kepenk indiren, günü siftahsız geçiren esnaf; İşsiz gençler, yurtlara, eğitime ulaşamayan çocuklar, ne yapacaklarını şaşırmış veliler; üniversitelerin ilköğretim düzeyine indirgenmesine, iktidarın folluğu, ilahiyat fakültelerinde tarikatların cemaatlerin rekabet alanına dönüşmesine isyan eden öğrenciler, gerçek bilim ve düşün insanı akademisyenler; Eşit yurttaşlık, eşit hak talebiyle canları ve onurları için mücadele eden, oyları iradeleri hiçe sayılıp seçtikleri milletvekilleri, başkanları, siyasetçileri zindanlara atılan Kürtler; İktidarın hoşuna gitmeyecek bir söz söyleseler kendilerini ya hapishanede ya kapıda bulan, yetmedi saldırıya uğrayan medya mensupları, düşünce ve ifade özgürlüğü tehdit altındaki muhalif sanatçılar, aydınlar….

 

Daha kötüsü, toplum içindeki kutuplaşmadır; çünkü hükümetten yana “güvenli” kesim ile “güvensiz” kesim arasında, her devlette var olması gereken asgari müşterekleri yok etmektedir. Yurttaşları birbirine bağlamaya yarayan karşılıklı güven yerine, kuşku, dışlama, ötekileştirme yaşanmaktadır.

 

Türkiye, “durumdan memnun olanlar” ve “bu böyle gitmez, dur demek lazım diyenler” olarak ikiye bölünmüş durumda. Bu bölünmenin niceliksel hesabı doğrusu çok önem taşımıyor. Duruma itirazların niteliği, hadi eski dilden yazalım Osmanlı’ya pek meraklı olanlar da anlasın, keyfiyeti; taşıdığı ya da taşıyabileceği kararlılığı, radikalliğiyle ölçülmelidir. Tarih böyle yazdığı için söylüyorum; keyfim böyle istediği, işime böylesi geldiği için değil.

 

“DAHA DİBE VURMADIK, GÖR BAK DAHA BAŞIMIZA NELER GELECEK”

 

“Bu gidişi dur demek lazım” diyenler arasındaki ciddi, esası ilgilendiren bir başka bölünmeden de söz etmek gerekir. Bu bölünme de “iyimserlerle” “kötümserler”arasındadır. Kimimiz, “durum iyi değil, daha da kötüye gidecek, daha dibe vurmadık” derken, kimimiz de “daha kötüsü ne olabilir, işte diktatörlüğün kuyusunda, koyusundayız, bakın ana muhalefet partisinin lideri bile ‘Türkiye’de bir diktatörlüğün hüküm sürdüğünü’ adıyla sanıyla söylemiş, daha ne olsun” demekteyiz. İyimserliğimiz durumun kötülüğüne dair bu nesnel saptamadan kaynaklanıyor.

 

“Daha dibe vurmadık, gör bak daha başımıza neler gelecek” diyenlerin bir kesiminin, Samuel Beckett’in hiç gelmeyecek Godot’yu bekler gibi bir halleri var. Tümüyle haksız oldukları söylenemez; çünkü tarih de gösterdi ki “dibin dibi” her zaman vardır ama kuşkusuz tarih ilerlemenin de tarihidir; biz o tarihin aynıyla yinelenemeyeceğini, Batı’nın diktatörlerine değil daha çok Doğu’nun despotlarına özenenleri bir tür hayal kırıklığının beklediğini söylersek pek mi determinist, pek mi iyimser sayılmalıyız.

 

Sayılalım; gerçekçiler için bunun çok da fazla bir anlamı olmaz. Onların yani bizlerin eskimeyen düsturu; “insanlığın önüne ancak çözüme bağlayabileceği sorunları koyacağına” dair usta sözüdür. Der ki usta; “Her zaman görülecektir ki, sorunun kendisi, ancak onu çözüme bağlayacak maddi koşulların mevcut olduğu ya da gelişmekte bulunduğu yerde ortaya çıkar.” Orada mıyız, bilemiyoruz. Bu ünlü tezin gerçekle ilişkisi iyimserliğimizin kaynağıdır. Ama bu kadar da değildir…

 

Seyredenlerin yüzünü kızartarak sona ermekte olan bir hikâyedir tanık olduğumuz. İçinde bulunduğumuz günlerde, ‘büyük hikaye‘sini çoktan yitirmiş, yavaş yavaş bitişin inkarı ve öfkesinden, depresyon ve kabullenmeye doğru geçiş yapan ara rejimin gündelik anlatısının da dikişlerinin tutmamasına şahit oluyoruz. Hiç bitmez gördükleri iktidarlarının tükenişinin muktedirlerin kafasında yarattığı büyük kafa karışıklığı, kendisini her gün yeni bir nafile çırpınış olarak gösteriyor. Geminin su alması yetmediği gibi, güverteden denize atlayan tayfa da her geçen alabora riskini artırıyor. Türkiye’nin cumhuriyet ve demokrasi hikayesinde dilbilgisine aykırı olarak konulmuş iki virgül gibi göz ağrıtan ara rejimin, tek umudunu – ömrünü hiç değilse 2023’e kadar uzatıp o arada yeni bir ‘Allah’ın lütfu’ndan medet umarken – kendisini kovalayanın ayağının mucizevi şekilde takılmasına bağlamış gibi gözüküyor.

 

Toplum ise, muhalefet seçilmişini tanımayan AKP ara rejimin B, C, D, E gidiş planına karşı tedirgin. Ortalıkta “siyasal cinayetler” lafı dolaşmaya başladı bu son günlerde. Çünkü iktidarın, kaybedeceği bir seçime gidip gitmeyeceği tartışılmaya başlandı. Haklı bir kaygı. Fakat bu kaygıdan, AKP’nin hızla eriyen tabanını çıkarmak lazım! Meşruiyetini çoktan yitiren, kontrolünü tamamen kaybetmekte olan AKP’ye halkın desteği de hızla bitiyor. Şu an itibariyle anket sonuçları, iktidar için eve dönüş yolculuğunun başladığını net olarak ortaya koymaktadır. Aşırı acıklı hikayenin son kısmı, yolun sonuna gelen iktidar, alternatifleri tasarlayacak fikri enerjiden dahi yoksun.

 

Polis devleti, üniforma gücü, SADAT bağlantılı çete desteği nereye kadar? [Sedat Peker “Eskiden Sedat’çılar vardı, şimdi Sadat’çılar var” diyor. Alt anlamı şu bu sözlerin: “Bir zamanlar bizden isteniyordu korkutucu eylemler, şimdi başkasından bekleniyor.”] Evet, muhasebe yerine, yıllardır gösterilen sopa var. Ancak meşruiyet bitti, maçta bitti, uzatmalı dakikalar oynatılıyor, “Kontrollü işler derken”, kontrolün kaybolmasının üzerinden de bir hayli zaman geçti. Taban eriyor, AKP çatırdıyor. Halkın desteği olmadan iktidarda kalınmıyor! Pirus zaferine koşarak yeni bedeller ödemeden anlaşılsa ne iyi olacak.

 

PİRUS ZAFERİNE KOŞMAK

 

Yıkıp, zevkimize göre döşeyelim şiarı, kurumları etkisizleştirip ehlileştirirken, o kurumların temsil ettiği ülkeyi ve ülkeyi temsil eden cumhurbaşkanını da itibarsızlaştırmış olunur. Medyadan sivil topluma her alanda iştahla yürütülen ‘fetih’ operasyonlarının sebep olduğu kaybı, huzursuzluk, umutsuzluk, göç dalgası ve uluslararası alandaki prestij kaybı Erdoğan’ın ödemeyi göze aldığı bedeldir. Temsil ettiği ülke daha itibarsız, mutsuz, yoksul fakat ‘zararsız’dır.

 

Erdoğan’ın kendi lütfuna mazhar olmayan tüm pınarları kurutmaya, “İktidara talip olmamanız sizin açınızdan daha iyi olur” demekle muhaliflerini ayıklamaktan muhalefetten arınmaya evirilen siyaseti işitilmemesi mümkün olmayan, bir ‘kalan sağlar bizim (olacak)’ çığlığına doğru, aşırı hassaslaşmış bir tehdit algısının doğurduğu ürkeklikle, bir savunma güdüsüyle giriştiği iddia edilebilir. Arkasında bıraktığı enkazın yerine kalıcı bir yapı inşa edecek enerji ve ufka sahip olup olmadığı da – en hafif tabirle – şüphelidir. Fakat, sıkça duyduğumuz ‘kültürel iktidar olamadık’ hayıflanması, ‘kültürel üstünlüğü’ hasbelkader koruyabilmiş kesimlerin derin bir nefes alabilmesinden çok, yeni hırçınlık nöbetlerine hazırlanmaları gerektiğine delalet eder. Yıkımın tadını almış ve faydasını görmüş kaba kuvvet, elindeki balyozu bırakmayacaktır.

 

Rivayet odur ki, Antik Çağda yaşamış Epiros Kralı Pirus (M.Ö. 319-272), Akdeniz’in yükselen gücü Roma’ya kafa tutar, ordularını bozguna uğratır, fakat kazandığı son zafer öyle kayıplar pahasına olmuştur ki, savaşı devam ettiremeyecek noktaya gelmiştir – Pirus zaferi tabiri bu ‘ibretlik serüvene’ atfen astarı yüzünden pahalıya gelen, ‘çok büyük zayiat pahasına kazanılan zafer’ manasında kullanılagelmiştir. Pirus’un Romalıları dize getirdiği Asculum savaşından sonra ‘böyle bir zafer daha kazanırsam evime yalnız dönmem gerekecek’ dediği söylenir – bir anlamda şartların zorlaşmasıyla ihtirasını dizginlemiş, çılgınca bir taarruz fikrinden vazgeçmiş, akl-ı selim galebe çalmıştır.

 

Pirus, ismini vereceği felaketi kucağında bulmuştur. Erdoğan’ın farkı, Pirus zaferine koşmasıdır.

 

Dava, kaykılıp duran bir koltuğu rahat edilebilecek bir tabureye çevirmekten ibarettir. Türkiye, uysal bir tabureye dönüşene kadar huzura ermeyecektir.

 

Bu algıyı yaşayanlar arasında başta Cumhurbaşkanı olduğu için de gerek “Daha neler olacak neler, bunlar iyi günleriniz” gerek “Ülkenin yönetimine talip olduklarını söylemekten vazgeçmelerinin kendileri için iyi olacağını hatırlatmak istiyoruz” cümleleri, uysal bir tabureye varmak için biraz paniğin, biraz çaresizliğin, biraz da oyunun kuralları dışında oynamaya mecbur kalma riski ile karşılaşmanın tezahürü herhalde, çünkü siyasi partilerin varlık nedenini ortadan kaldıran bu satırlarda meşru hukuk devletinin koşullarını yaratacak ciddi ve resmi siyasi söylem olarak yorumlanabilir kelimeler yok!

Otoriter liderler kendileri için hep hayat boyu iktidar saadeti isterler, saptamasına uygun bir söz..

MEŞRU HUKUK DEVLETİNİN KOŞULLARINI YARATMAK

Doğal hukuk anlayışına göre hukuki olanla meşru olan arasındaki fark önemlidir. Fransız Littre Sözlüğü, bunu şöyle açıklamakta: “Kanuna uygun olan hukukidir. Hakkaniyete uygun olan meşrudur.” Hukuki olan bir hükümet, doğal hukukun esas ve ilkelerini ihlal ettiği oranda meşru olmaktan çıkabilir. Bu durum Ortaçağ’da “tirani” olarak adlandırılmıştır.

 

Doğal hukuk düşüncesi insanların doğuştan vazgeçilmez, devredilmez hak ve özgürlüklerle dünyaya geldiğini; eşit ve özgür olduklarını belirtir. Devlet sistemine adalet ve faziletin egemen olması gerektiğini kabul eder. Bu düşünceye göre devlet amaç değil, aksine bireyin hak ve özgürlüklerini en iyi şekilde kullanabileceği ortamı hazırlayan ve bunu hukuk güvencesi altına alan bir araçtır. Yani devlet kutsal değildir ve demokrasinin kahramanı bireydir.

 

Siyasi iktidarın kanuniliği ile meşruluğu birbirinden faklıdır. Kanuni bir iktidardan kastedilen, mevcut anayasa ve hukuk kurallarına bağlı olarak seçimle ortaya çıkan meşru iktidardır. Ancak başlangıçta meşru olan bir iktidar daha sonra meşruiyetini kaybedebilir. Bu nedenle meşruiyet sorunu iktidarın kaynağıyla olduğu kadar iktidarın kullanılmasıyla ilgilidir. Son yıllarda, bilhassa bu son günlerde ülkemizde yaşan siyaset tartışmaları bunun en bariz örneğidir.

 

Meşruluk kavramıyla “temel mutabakat” (consensus) kavramı arasında yakın bir ilişki bulunmakta. Bir siyasal sistemin meşruluğu konusundaki mutabakat oranı düştüğünde, birden çok meşruluk inancı arasında çatışma başladığında toplumsal barış bozulur ve kriz durumu ortaya çıkar -ülkemizde yaşanan budur. Kuşkusuz bu mutabakat farklılıklarımızla bir arada barış içinde yaşamamızı sağlayacak çoğulcu, çoklu, özgürlükçü olma niteliklerine dayalı bir demokraside ve meşru hukukun (doğal hukukun) hak ve özgürlüklerimizi güvence altında tutacağı ilke ve değerlerde olacak.

 

Türkiye günden güne daha gergin bir atmosfere giriyor, tehlikeli eğik düzlemde kayıyor. Belirsiz bir geleceğe doğru ilerlemeye devam ediyoruz ! Parti-devlet rejimi tükenirken, yarattığı tahribatın büyüklüğünü, ortaya çıkardığı karakterler üzerinden okumak mümkün. Kifayetsiz, hadsiz, hukuksuz, saygısız, hoyrat, sapına kadar erkek, köküne kadar yerli-milli tiplemelerin haybeden hürmet gördüğü, yirmi yıl önce yazılan kötü komedi karakterlerinin gerçek insana dönüştüğü düşük bütçeli bir distopya (zorba ve baskıcı bir yönetim altında, temel hak ve özgürlükleri kısıtlanmış ya da tamamen elinden alınmış) Türkiye.

 

İyileştirebilir miyiz diye dertlenenlerin başarılı olup olmayacağı meçhul ama siyasetçiler ve entelektüeller yeniden ayağa kaldırılacak olan meşru hukuk devletinin asgari koşullarını yaratamazlarsa gelecek kuşaklara ihanet etmiş olurlar.

 

Ertuğrul Ekici, Görevine Başladı

0
Geçici görevle vekaleten Dörtyol İlçe Emniyet Müdürlüğüne atanan Ertuğrul Ekici, tekrar aslen görev yaptığı Payas İlçe Emniyet Müdürlüğü görevine başladı.

“İnsanlar Mutsuz, Huzursuz ve Dertli”

0

CHP Antakya İlçe Başkanı Ümit Kutlu, esnaf ve mahalle ziyaretlerini sürdürüyor.

İlçe örgütü olarak mahalle muhtarları, esnaf ve vatandaşlarla sık sık bir araya gelen Başkan Kutlu, geçtiğimiz günlerde öncelikli olarak merkez bölgesi mahalle başkanları ile bir araya geldi. Başkan Kutlu yaptığı paylaşımda “Başkanlarımız ile birlikte Gerçekleştireceğimiz Projeleri ve Çalışmaları istişare ettik. Antakya’mızda umudu birlikte büyüteceğiz.” dedi.

“RABBİM ESNAFIMIZIN YARDIMCISI OLSUN”

Başkan Kutlu, esnaf ziyaretleri kapsamında Antakya yeni sanayide Atasoy sitesi esnafları, Ata taksi durağında taksici esnafı, Antakya oto galericiler sitesi dernek başkanı Behçet Özdemir, Oto galericiler Koperatif başkanı Naim Dalyan, yönetim kurulu üyesi Şahap Kaynak’la bir araya geldi. Ziyaretlerde Sektörde yaşanan problemleri ve çözüm önerilerini istişare ettiklerini ifade etti.

Ayrıca mahalle ziyaretleri ile vatandaşın sorunlarını da dinleyen Başkan Kutlu, Küçükdalyan mahalle sakinleriyle bir araya geldi. Mahalle Muhtarı ve partililerin de iştirak ettiği ziyarette vatandaşlar ekonomik buhrandan dolayı sorunların gittikçe arttığını söyleyip, geçim sıkıntısı ve işsizlikten dert yandı.

Arsuz Denizinde Hortumlar Oluştu!

0
Arsuz Denizinde Aynı Anda Hortumlar Oluştu
Sabah saatlerinde denizde ikisi büyük, biri küçük 3 hortum oluştu. Arsuz ilçesindeki vatandaşlar denizdeki 3 hortumu endişeyle izledi. Denizde aynı anda çıkan 3 hortum karaya ulaşmadan kayboldu.

“Samandağ Halkına Bu Zulüm Neden?”

0

 

Kısa adı BASK olan Bağımsız Kamu Görevlileri Sendikaları Konfederasyonu Hatay İl Temsilcisi Abdullah Gül: “Samandağ Devlet Hastanesinde EKG çekim işleminin bayan hastalara hasta haklarına aykırı olmasına rağmen erkek personele çektirilmesi Samandağ halkına yapılan zulüm ve kanunsuzluktur.” dedi.

Gül Açıklamasında:

“Yıllardan bu yana barış ve kardeşlikle anılan kentimiz birlik ve beraberliğimizle her daim tüm dünyaya örnek olmuştur. Son dönemde Samandağ Devlet Hastanesindeki yapılan uygulama bu birlik ve beraberliğimizi için adeta büyük bir tehlike oluşturmaktadır. Devlet hastanesi sağlık bakim hizmetleri Müdürünün aldığı karar ve bu kararı kendisine defalarca iletmemize rağmen sesiz kalan il sağlık Müdürü nün amacı ne.

Samandağ Devlet hastanesinde EKG çekimlerinin erkek personel görevlendirilmesi ne mesleki ahlaka nede insani ahlaka sığmaktadır. Kamera kayıtları incelendiğinde bu zulüm tüm çıplaklığı ile ortaya çıkacaktır. Bu tür bir uygulamanın Türkiye’nin hiçbir yerinde ne eşi ne de benzeri var. İnsanların ar duygularını hiçe sayan, mahrumiyet haklarını yok sayan bu uygulama toplumsal bir patlamaya neden olacaktır. Yapılan bu uygulamayı ve sonuçlarını defalarca İl Sağlık Müdürü ile paylaşmamıza rağmen hiç bir önlem almaması da manidardır. Bu uygulamanın amacını biz çözemedik.

Bayan hastaların defalarca bayan hemşirenin EKG çekme taleplerine rağmen ısrarla erkek personele çektirilmeli vicdanları yaralamakta hatta hastaların hasta hakları yönetmenliğini hiçe saymaktır. Şimdi buradan sağlık hizmetleri müdiresine “Siz olsanız bayan hemşire varken erkek personele EKG çektirir misiniz?” sorusunu soruyoruz cevabı duyar gibiyiz. Asla. İl sağlık müdürü sizleri de inançlara saygılı biri olarak biliyoruz. Peki sizlere defalarca iletmemize ve yazmamıza rağmen neden müdahale etmiyorsunuz. Bu zulme neden dur demiyorsunuz. Bu millet ve sayın Cumhurbaşkanımız sizleri bu makamlara güler yüzlü bir şekilde hizmet edesiniz diye oturttu. Zulüm edesiniz diye değil.” dedi.

Gül Konuşmasını Şu Cümlelerle Sonlandırdı:

“Sayın valimiz, cumhurbaşkanımızı temsilen acilen bu zulme dur diyerek kaotik bir ortamın oluşmasının önüne geçecek ve hatta bu sorumlular hakkında gerekli cezai müeyyideleri yapacağımdan zerre şüphemiz yoktur diyerek il sağlık müdürü ve Samandağ devlet hastanesi sağlık hizmetleri müdiresini kamu vicdanın takdirine sunuyoruz. Sağlık hizmetlerinde yönetici din dil ırk ayrımı gözetmeksizin herkese eşit hizmet eder der bu yöneticiler halkımıza bu şekilde hizmet verdirerek görevi kötüye de kullanmıştır “dedi.

Üç Ameliyattan Sonra Yürümeye Başladı

0

 

Geçirdiği iş kazası sonucu diz altından bacağı kopan 23 yaşındaki Mustafa Hammadi, İskenderun Gelişim Hastanesi Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Murat Uçak’ın gerçekleştirdiği ameliyat sonrası eski sağlığına kavuştu. Bacağına kızgın demir düşmesinden sonra bacağındaki damarlar dağlanan Mustafa Hammadi, 3’lü kombine ameliyatın ardından desteksiz tek başına yürümeye başladı.

“Mustafa’nın Eski Sağlığına Kavuşmasından Mutluyuz”

Hammadi’nin bacağına uyguladıkları ameliyatlar hakkında bilgi veren Op. Dr. Murat Uçak, “Bacağına kızgın demir düşen hastamıza üç defa kombine ameliyat uyguladık ve bacağını kurtardık. Ameliyatlardan yaklaşık üç ay sonra hastamızın desteksiz tek başına yürümeye başlaması, bizleri çok mutlu etti” dedi.

“Oğlum Eskisi Gibi Yürüyebiliyor”

Oğlunun tekrar eski sağlığına kavuşmasından büyük mutluluk duyan Baba Mahmud Hammadi ise, “Oğlum, geçirdiği kaza sonrasında ilk ambulans ile başka bir hastaneye götürüldü. Orada bacağını tekrar yerine dikemeyeceklerini kopan yere güdük yapacaklarını söylediler. Daha sonra diğer hastanelerden de kabul edilmedik. Ardında Doktorumuz Murat Uçak’a ulaştık ve ameliyat için elinden geleni yapacağını söyleyince ona güvendik.  Şu an oğlum çok sağlıklı kendi başına yürüyor. Murat Uçak ‘a ve ekibine çok teşekkür ediyorum” açıklamasında bulundu.

Başkan Savaş Mozaik Çalışmalarını İnceledi

0

Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Lütfü Savaş, EXPO 2021 Hatay’da sergilenecek olan “Ortak Varoluş” mozaiğinin yapıldığı atölyedeki çalışmaları yerinde inceledi.

Lütfü Savaş’a ziyaretinde eşi Prof. Dr. Nazan Savaş ile mozaiğin yaratıcıları akademisyenler Doç. Dr. Banu Özdilek ve Arkeolog Dr. H. Onur Tıbıkoğlu eşlik etti. Bin 600 metrekare büyüklüğünde, doğal taşlardan yapılan ve dünyanın en büyük taban mozaiği olma yolunda Guinness Rekorlar Kitabına başvurusu yapılan mozaiğin çalışmalarını yakından inceleyen Lütfü Savaş akademisyenlerden mozaik hakkında bilgiler aldı.

LÜTFÜ SAVAŞ: ŞAHANE BİR MOZAİK OLUYOR

“Ortak Varoluş” mozaiğinin EXPO alanına zenginlik katacağını ifade eden Başkan Savaş, “Müthiş bir tablo ile karşı karşıyayız. Hatay’ın geçmişten bugüne kadar tasvirinin yapıldığı, geçmiş önemli olayları ve Hatay’ın özelliklerini tanımlayan mozaiğimizi üniversitemiz ile birlikte yapıyoruz. Taban taş mozaiğinin büyük bir kısmı bitmek üzere. İnşallah yakın zamanda bütünü bitecek ve EXPO alanımızda bin 600 metrekarelik dev taban mozaiğimiz ortaya çıkacak” dedi.

Savaş konuşmasının devamında şu sözleri söyledi: “Hatay’ı tamamıyla anlatarak tasvir eden, engin tarihini, kültürel geçmişini ve medeniyet birikimini anlatan şahane bir mozaik oluyor. Emeği geçen arkadaşlara teşekkür ediyorum. Mozaik tamamlanıp baktığınızda Hatay’ın şanlı geçmişiyle karşı karşıya kalacağız. Ve o şanlı geçmişin seyrine doyamayacağız. Mozaiğimiz için Guinness Rekorlar Kitabı’na başvurduk.”

ÖZDİLEK: PLANLADIĞIMIZ ZAMANIN ÖTESİNDE ÇALIŞIYORUZ

Mozaik çalışmaları hakkında konuşan Arkeolog Doç. Dr. Banu Özdilek “Ortak Varoluş mozaiği  bin 600 metrekare alana uygulanacak. Ve dünyanın doğal taşlar ile yapılmış en büyük taban mozaiği olacak. EXPO 2021’in açılışına için planladığımız zamanın ötesinde çalışıyoruz. Hatay’ın farklı bölgelerinde çalışmalar yürütülüyor. Ve onlarca paftayı birleştiriyoruz” diye konuştu.

TIBIKOĞLU: KEYİFLİ VE HEYECANLIYIZ

Çalışmaların oldukça verimli ve keyifli geçtiğini ifade eden Arkeolog Dr. H. Onur Tıbıkoğlu, “Hatay’daki mozaik sektörünün atölyeleri hep birlikte bu varoluşu tekrar gerçekleştirmek için çalışıyor. Tasarımın temel değerleri içinde olan bir birliktelik sergiliyoruz. Hatay Büyükşehir Belediyesinin ve Lütfü Hocamızın önemli destekleri ve üniversitemizin katkılarıyla bu projeyi gerçekleştiriyoruz. 10 Aralık’ta EXPO’daki şenliğe bir katkı sunmak için Ortak Varoluş çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bu konuda keyifli ve heyecanlıyız” dedi.

 

Özgürlük Adası’nda İstişare Toplantısı

0

İskenderun Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Okan Belli, Oda ve Borsa Meclis Başkanlarının katılımı düzenlenen istişare toplantısına katıldı.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, Oda ve Borsa Meclis Başkanları ile Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nda düzenlenen istişare toplantısına katıldı.​ İTSO Meclis Başkanı Okan Belli de toplantıda yer aldı.

Toplantıda, sektörler ve illerde yaşanan sıkıntıları ve çözüm önerileri istişare edildi.

 

Ak Parti il BaşkanıYeşildal: Suç Duyurusunda Bulanacağız!

0

 

AK Parti Hatay İl Başkanı Adem Yeşildal, gerçekleştirilen Hatay Büyükşehir Belediyesi meclis toplantısını vekaleten yöneten Murat Hayzaran Cumhur İttifakının önergesini gündeme almayarak ve oylatmayarak suç işlediğini bildirdi.

Yeşildal, gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bu önergemiz Büyükşehir başkanının satmaya çalıştığı ve İdare mahkemesi tarafından yürütmesinin durdurulduğu başta Fuar alanı olmak üzere şehrin değerlerine sahip çıkma önergesiydi. Geçen ay aynı uygulamayı yapan Fedai Yücedal hakkında Hatay Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur. Hukuksuzluğun talimatını veren ve bu talimat doğrultusunda hukuksuzluk yapan kim olursa olsun suç duyurusunda bulunacağız ve yargıya hesap vermesini sağlayacağız” dedi.

Başkan  Savaş: “Hatay Halkı Bu Kadar Birikimlerini Dünya İle Paylaşmak İstiyor”

0

 

Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Lütfü Savaş, bir televizyon programının canlı yayın konuğu oldu ve “”Hatay Halkı Bu Kadar Birikimlerini Dünya İle Paylaşmak İstiyor”dedi.

 

EXPO’da gelinen son durum hakkında bilgi veren Lütfü Savaş, “ Botanik EXPO’sunu Medeniyetler Bahçesi adı altında yapıyoruz. İskenderun-Arsuz bölgesinde uluslararası katılımcılar ve gastronomi olacak. Antakya-Defne bölgesi de daha çok botanik, tarih, kültür, eğitim, ticaret ve kırsal kalkınma gibi birçok ögeyi kapsıyor. Şu anda İskenderun-Arsuz bölgesinin yüzde 100’ünü bitirmiş durumdayız. Ülkelerin illeri ve şehirler bahçelerini kurmaya başladılar” dedi.

 

“Hatay Çok Önemli Bir Organizasyona Hazırlık Yapıyor “

 

Aralık ayına kadar çalışmaları bitirmeyi planladıklarını belirten Başkan Savaş, “ Hatay çok önemli bir organizasyona hazırlık yapıyor. Hatay olarak müthiş bir kültürümüz var. Tarihi geçmişimiz ve coğrafi zenginliğimiz var. Ayrıca Amanoslar ve Habibi-i Neccar Dağlarımız var. Sadece Hatay’da 50 civarında endemik çeşitliliğimiz var. Başka yerde olmayan çiçek ve bitkileri Hatay’da bulmanız mümkün. Türkiye’nin yaklaşık 12 bin bitkisinin 3 bin tanesi Hatay’da” diye konuştu.

 

“Bütün Değerlerimizi Dünya Vitrinine Çıkarmak İstiyoruz”

 

Savaş konuşmasının devamında şu sözlere yer verdi: “Kısal kalkınmadaki insanlarımızın göçünü önlemek ve oradaki ekonomik seviyeyi yükseltmek adına da kırsal kalkınma projesi yaptık. EXPO zamanında ve daha sonraki zamanlarda da bütün değerlerimizi dünya vitrinine çıkarmak istiyoruz. Hatay’ın bulunduğu ligi Süper Lig’e çıkarmak istiyoruz. Hatay artık ticarette, turizmde, sanatta, müzikte, kültürel faaliyetlerde ve ekonomi gibi her alanda en üst ligde olsun istiyoruz. 10 yıla yakındır savaşın gölgesindeyiz ama Hatay halkı bu kadar birikimlerini dünya ile paylaşmak istiyor. Üstündeki tozu atıp markalaşmasını tamamlamak ve Süper Lig’de oynamak istiyor”

“Bu Şehrin Hakkını Vermek, İnsanlarımızın Ekonomik Ve Refah Seviyesini Üste Çıkarmak İçin Elimizden Geleni Yapıyoruz”

 

Hatay Deniz Otobüsü (HADO) projesi hakkında bilgi veren Başkan Savaş, “ Biz sadece karada ve havada değil denizde de insanlarımızın egemen olmasını istiyoruz. Türk bayrağı bandıralı gemilerin Akdeniz’de daha fazla görünmesi lazım. Her şeyi bitirdik, izinlerimizi de aldık. Deniz ulaşımının açılmasını bekliyoruz. Açıldıktan sonra inşallah Hatay halkı ve Hatay’a yakın insanlarımız Kıbrıs’a gidip gelirken erzaklarını daha rahat götürebilecekler ve güvenli bir yolculukla seyahat etme imkânı bulacaklar. Çok da ekonomik bir şekilde seyahatlerini yapmış olacaklar” dedi.

 

Havayolu, karayolu, demiryolu ve deniz yolundan faydalanmak istediklerini vurgulayan Savaş, “ Sadece Kıbrıs’ı değil Beyrut belki de İsrail’e kadar yatay bir şekilde seyahat yapma şansını bulacağız. Gerçekten de çok zengin bir geçmişe sahip bir şehrimiz var. Bu şehrin hakkını vermek ve insanlarımızın ekonomik ve refah seviyesini üste çıkartmak için elimizden geleni yapıyoruz. İnşallah da başaracağız” dedi.

 

Savaş: Hatay Türkiye’nın Lezzet Köşesi

 

Hatay’ın bir lezzet şehri olduğunu belirterek herkesi Hatay’a davet eden Savaş, “ 13 ayrı medeniyet ve 27 ayrı kültüre sahip bir şehiriz. Bu kadar kültürün, medeniyetin yaşadığı ve bu kadar ticaretin olduğu bereketli toprakların tam ortasında olan ilk tarımın yapıldığı ve hac yolunun geçtiği noktadayız. İpek Yolu’nun Akdeniz’e açılan noktası ve aynı zamanda yüzyıllar önce ilk olimpiyatların yapıldığı birçok kültürün geldiği şehiriz. Bu medeniyetlerin yüzyılladır bıraktıkları 600’ün üzerinde yemeğimiz ve tatlılarımız var. Herkesin Hatay’ı görmelerini ve Hatay’ı doya doya yaşamasını istiyoruz. Hem Doğu’nun kraliçesi hem de Akdeniz’in lezzet köşesinde tüm Hatay’ın damak zevki ile tanışmak isteyen herkesi şehrimize bekliyoruz” dedi.

 

“Atakaş Hatayspor’un Önümüzdeki Yıl Avrupa’da Top Koşturmasını İstiyorum”

 

Programın sonunda Atakaş Hatayspor başarısı hakkında düşüncelerini paylaşan HBB Başkanı Lütfü Savaş, “ Atakaş Hatayspor’un Onursal Başkanı ve yılladır sahip çıkanı olarak Atakaş Hatayspor’un önümüzdeki yıl Avrupa’da top koşturmasını istiyorum. Şu anda dördüncü sıradayız. Hak ediyoruz ve hak ettiğimiz şekilde de sonuçlar aldık. Ben sadece bizim takımımıza değil tüm takımlara başarılar diliyorum. Hak edenlerin de en üst noktalarda bu ligi bitirmelerini temenni ediyorum. Ben yaklaşık 13 yıldır Atakaş Hatayspor’umuza gönülden destek veriyorum. Atakaş Hatayspor hepimizin sevdası. 5 buçuk yıldır da 3. Lig’e düşerken Süper Lig’e çıkardık. 2 yıldır Süper Lig’deyiz. Hatayspor inşallah düşmeyecek. Hatayspor bu sene Avrupa’yı hak ediyorsa orada top koşturacak seviyeye gelecek” açıklamalarında bulundu.