Hatay Büyükşehir Belediyesi, il genelinde sürdürdüğü toplu taşıma rehabilitasyon çalışmalarının bir tanesini daha tamamladı.
Vatandaşların güvenli, modern ve konforlu araçlarla toplu taşıma hizmetinden yararlanmasını isteyen HBB, Samandağ’daki dönüşüm çalışmalarında sona geldi.
Yeni Sistem 20 Eylül’de Başlıyor
İlçe merkezindeki 14 hattın dönüşüm çalışmalarının tamamlandığını belirten HBB yetkilileri, yeni sistemle ulaşımın 20 Eylül Pazartesi günü başlayacağını bildirdi.
Dönüşüm ile birlikte araçlarda nakit ödeme sistemin tamamen kaldırılacağını bunun yerine elektronik ödeme sistemi(Hatay Kart) ile biniş ücreti ödeneceğini de ifade eden yetkililer, vatandaşların mağduriyet yaşamaması için Hatay Kart’larını temin etmelerini önemle belirtti.
Yeni sistemle birlikte artık Samandağlı vatandaşlar, Hatay Kart kullanımı ile aktarma indirimlerinden yararlanabilecek ve konforlu ulaşımın yanında ekonomik seyahat imkânı da elde etmiş olacak.
Vatandaşlar, Android ve IOS tabanlı akıllı cep telefonlarının yanı sıra internet tarayıcılarından da girilebilecek uygulama sayesinde banka kartı ile karta bakiye yükleme, bakiye sorgulama, akıllı durak, hat hareket saatleri, otobüsün nerede olduğu ve güncel bayiler gibi hizmetlere kolayca erişebilecek.
Yetkililer yaptığı açıklamada Hatay Kart ile ilgili yapılacak tüm işlemlere www.hataykart.com adresinden ulaşabileceğini ifade etti.
Antakya Gazeteciler Cemiyeti toplantı salonunda yaklaşık 1 saat süren toplantıda konuşan Antakya Gazeteciler Cemiyet Başkanı Ahmet Abdullahoğlu Anadolu basınının son nefesini verdiğini söyleyerek şöyle konuştu;
“Sayın genel başkanım hoş geldiniz şeref verdiniz. Yerel basının Anadolu basınının can çekiştiği bir ortamda Türkiye’ deki basın sektörünün tek örgütlü, tek yürek halinde hareket eden Türkiye Gazeteciler Federasyonunun Genel Başkanını Antakya’da ağırlamaktan son derece mutluyuz. Böyle bir ortamda Genel Başkanımızın bizleri onurlandırmaları gelip sorunlarımızı bizzat yerinde izlemelerinden dolayı kendilerine sizin adınıza teşekkür ediyorum.
Gerçekten Anadolu basını, yerel basın şu an can çekişiyor demeyeceğim son nefesini veriyor. Zaten son çıkarılan yasalarla Anadolu basını tamamen ölüme terk edilmiş vaziyette. Diğer yandaş Candaş Yandaş Devletin bütçesinden alınan reklamlarla yaşayanlar maalesef bu mesleği tamamen berbat haline getirdiler. Ama Türkiye Gazeteciler Federasyonu asla böyle bir şey yapmadı. Daima gazetecinin emekçinin, sahada çalışanın haber peşinde koşanın, Türkiye’nin Kuvay-ı Milliye ruhuyla hareket eden Yerel Basının daima yanında yer aldı. Ben bu duygu ve düşüncelerle sayın Genel Başkanı Antakya’da ağırlamaktan sizin adınıza teşekkür ediyorum hoş geldiniz diyorum ve Türkiye Gazeteciler Federasyonu inanıyorum ki istedikleri kadar bizi parçalamaya çalışsınlar güçleri yetmeyecek biz er geç bu Yerel Basını Anadolu basınını eski günlerine kavuşturacağımız inancındayım. Hoş geldiniz bir kez daha sayın Genel Başkanım.”
ANADOLU BASINININ BİTİRİLMESİ İÇİN HER TÜRLÜ ÇABA SARFEDİLİYOR
Antakya Gazeteciler Cemiyet Başkanı Ahmet Abdullahoğlu’nun açıklamasından sonra konuşan Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı Yılmaz Karaca Anadolu basınını bitirmek için birilerinin düğmeye bastığını söyleyerek şöyle konuştu:
“Antakya Gazeteciler Cemiyetinin değerli başkanı Türkiye Gazeteciler Federasyonu’nun değerli Genel Sekreter yardımcısı değerli meslektaşlarım hepinizi saygıyla selamlıyorum. Gerçekten Ahmet başkanın dediği gibi Anadolu basını yanıyor. Anadolu basını yok oluyor diye haykırıyoruz ama maalesef duyan yok. Artı bunu duymazken bir de tasarruf tedbirleri çıkarıp abone ücretlerine göz dikiliyor. Bayramlarda dini ve milli bayramlarda verilen ilanlara göz dikiliyor. Yani bu şunu gösteriyor. Artık Anadolu basınını bitirmek için düğmeye basıldığını gösteriyor. Bunun aksisini kimse iddia edemez. Bu gün Türkiye’de bir iletişim dairesi başkanlığı var. Basınla iletişimle ilgilenmesi gereken iletişim dairesi başkanlığı maalesef basınla en küçük bir ilgisi alakası yok. Basın kartı sorunlarımız var. Müracaat ediyoruz, müracaat günümüz bitiyor iki yıl bekliyoruz, bir iki yıl daha bekliyoruz kartımızı alamıyoruz. Meslek değiştiriyoruz, gazete değiştiriyoruz, televizyon değiştiriyoruz kartımızı değiştirmek istiyoruz bir bekleme süresinden daha fazla bekliyoruz. Yani Anadolu basınının bitmesi için her türlü çaba sarf ediliyor. Biz Türkiye Gazeteciler Federasyonu olarak çalışmalarımızı devam ettiriyoruz. Mecliste bir yasa hazırlanarak Radyolara, televizyonlara, gazetelere, internet sitelerine bir destek paketinin verilmesi gerektiğini söyledik, söylemeye de devam ediyoruz. Maalesef bu meclise kadar geldi ama iktidarın oylarıyla kabul edilmedi. Değerli arkadaşlarım tabi ki gazetelerimizin, televizyonlarımızın, radyoların sorunları var. Bizim en büyük şu anda başımızın derdi yasası olmadığı için internet sitesi gazeteciliği. Bu internet sitesi gazeteciliğini çok iyi yapan arkadaşlarımız var, meslektaşlarımız var. Onları tenzih ediyorum. Onların başarılı çalışmalarından dolayı gurur duyuyoruz. Ancak bu işi hiç gazetecilikle ilgisi olmayan kişilerin yapması, iki yüz liraya, üç yüz liraya alan satın alarak bir ajansa abone olarak bu işi yürütmeye çalışan bazı kendini bilmezler maalesef siyasetçiyi, belediye başkanını, iş adamını tehdit etmektedir. Bunun için bir an önce internet yasasının çıkması gerekir. Eğer çıkmadığı sürece mesleğimiz her geçen gün biraz daha yara alacaktır. Temenni ediyoruz ki son günlerde Sayın Cumhurbaşkanı ve mecliste bu konuda tartışmalar başladı. Gerek sosyal medya, gerek internet gazeteciliği, gerek dijital yayınla ilgili inşallah bunlara bir yasa çıkararak kimin yapıp yapmadığı ortaya çıksın. Değerli arkadaşlarım insanlar bir alan alarak internet gazeteciliği yapıyor. Ne vergi mükellefi, ne bir bürosu var, ne bir çalışanı var. Hiçbir şeyi yok. Sadece elindeki cep telefonu ile insanları tehdit ediyor. Tabi ki gazetelerimizin, televizyonlarımızın, radyolarımızın, internet sitelerimizin sahiplerinin sorunları çok fazla. Bunu biliyoruz. Ancak bu sorunların fazlalığından dolayı mesleğimizde en çok mağdur olan kişiler çalışanlar. Çalışan değerli arkadaşlarımızın büyük bir çoğunluğu Anadolu’da asgari ücret almaktan bile mahrumlar. Bu nedenle biz gazetelerin, televizyonların, radyoların sahiplerine destek paketi hazırlanırken mutlaka çalışanlara da bir destek paketinin verilmesi gerektiğini karşılıksız bir destek verilmesini de savunuyoruz. Ve ne yazık ki çok acı ki son 4-5 yıl içerisinde Türkiye’de 10 binin üzerinde bilfiil çalışan gazeteci arkadaşlarımız işsiz. Bunlara iletişim mezunlarını falan katmıyoruz. Her yıl 7-8 bin iletişim mezunu mezun oluyor. Tabi ki iş bulamadığı için başka dallara başka işyerlerine istihdam edilmek için çaba sarf ediyor. Tabi biz Türkiye Gazeteciler Federasyonu olarak bu tabi yaz dönemi arkadaşlarımızın belli bir kısmı tatilde. Ankara’da başlattığımız bu programımızda sizlerle sohbet etmek muhabbet etmek ve sorunlarımızı tartışmak için geldik. Bu gün Hatay onuncu ilimiz. Bundan sonra da devam edeceğiz Antalya’ya kadar ve 12 günde 25 ilimizi gezerek sorunların tartışılması ve sizlerin sorunlarının dinlenmesi olayını devam ettireceğiz. Ben beni dinlediğiniz için çok teşekkür ediyorum.”
Daha sonra Antakya Gazeteciler cemiyeti Başkanı Genel Başkan Yılmaz Karaca’ya Cemiyetin flamasını, Genel Başkan Yılmaz Karaca’da Başkan Ahmet Abdullahoğlu’na Federasyonunun flamasını takdim ettiler.
Savaş, HBB’nin tarımsal projeleri ve 10 Aralık’ta başlayacak EXPO 2021 Hatay hakkında bazı açıklamalarda bulundu.
Kentteki bitki biyoçeşitliliğini gelecek nesillere aktarmak için başlattıkları projenin detaylarını anlatan Savaş, “Bu projedeki amacımız bitki türlerimizin güncel durumlarını belirlemek, koruma altına almak ve gelecek nesillere aktarmak. Bunun için Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi, Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü ve Doğa Koruma ve Milli Parklar Hatay Şube Müdürlüğü ile birlikte hareket ediyoruz” dedi.
Tohumların Bir Kısmı Gen Bankasına Teslim Edilecek
Bu amaç doğrultusunda nesli tehlike altında olan tohumları topladıklarını söyleyen Savaş, “Topladığımız tohumların bir kısmını Ege’deki gen bankasına teslim edip diğer kısmını da sera ortamında yetiştireceğiz. Böylelikle tohumlarımızı gelecek nesillere taşıyacağız” ifadelerini kullandı.
Savaş, geçen aylarda başlattıkları akuaponik ve hidroponik sistemi bir kez daha anlattı.
Akuaponik ve hidroponik sistemle üretilen ürünlerin klasik tarım yöntemlerine göre 3’te 1 kısa zamanda üretildiğini aktaran Savaş, “Akuaponik ve hidroponik sistemle topraksız tarım yapıyoruz. Bu sistem sayesinde yılda 2 yerine 8-10 defa mahsul alınabiliyor. Toprak olmadığı için virüs, bakteri, mantar ve parazit olmuyor. Bu sistemi kadınlarımıza öğreterek yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Çünkü gelecek yıllarda teknoloji ve güvenilir gıda çok önemli hale gelecek” dedi.
Başkan Lütfü Savaş son olarak 10 Aralık’ta başlayacak EXPO 2021 Hatay hakkında da konuştu.
Pandemi koşullarına göre organizasyonun açılışını 10 Aralık’ta yapacaklarını belirten Savaş, “Bitki zenginliğimizi EXPO ile tüm dünyaya duyurmak istiyoruz. Avrupa’da 12 bin civarında bitki varken ülkemizde 12 bin çeşit bitkiye sahibiz. Bunların da 3 bin tanesi şehrimizde yer almaktadır. Ve bu endemik türlerden 50 tanesi dünyada sadece Hatay’da bulunmaktadır” dedi ve tıbbi aromatik ve endemik bitkiler için 2 ayrı müze yaptıklarını da anlattı.
Lütfü Savaş, dev organizasyonun şehrin turizm ve ticaretine de katkı sunacağını belirterek EXPO ile bölgedeki barışa katkı sunmak istediklerini açıkladı.
CHP Hatay Milletvekili Suzan Şahin yolsuzluklar, usulsüzlükler ve borçlarla anıldığını belirtiği Türk Hava Kurumu için AKP hükümetini eleştirerek, AKP’nin kararı ile kurumun saf dışı bırakıldığını söyledi. Şahin, kurum hakkındaki şaibe ve çelişkilerin giderilmesi için meclise önerge verdi.
Cumhuriyet Halk Partisi Ege ve Akdeniz bölgelerinde çıkan orman yangınlarına hava müdahalesinin yapılamaması konusunda Türk Hava Kurumu uçaklarını yeniden gündeme getirdi. CHP Hatay Milletvekili Suzan Şahin, Türk Hava Kurumu hakkında Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığına soru önergesi verdi.
Önergelerde, Türkiye’nin 2010 yılında yedi adet CL-125 tipi söndürme uçağı ile orman yangınlarına müdahale konusunda dünyanın önemli ülkeleri arasında iken kurumun zarar ettiği gerekçesiyle 2013 yılında şubelerini kapatılmaya başladığını belirten Şahin şunları hatırlattı:
THK : Rüşvet, Yolsuzluk, Zimmet
“Türkiye genelinde 800 şubesi varken şube sayısı 600’e indirilmiştir. 2009-2014 yılları arasında kuruma başkanlık yapan Osman Yıldırım, 2014 yılında yolsuzluk, zimmet, rüşvet iddiaları üzerine başlatılan soruşturma kapsamında oğlu ile birlikte tutuklandı. Paravan şirket kurmak, oğlu Emre Yıldırım’a “danışmalık ücreti” adı altında 1 milyon liralık rüşvet vermek, THK’ya bağlı 6 farklı şirketten maaş almak, bir yıla yakın cezaevinde kalan Osman Yıldırım’a yöneltilen suçlamalar arasındaydı. Türk Hava Kurumu’nda yapılan yolsuzluklar, İçişleri Bakanlığı denetçileri tarafından yapılan incelemelerde de tespit edildi. 2019 yılında kuruma kayyum atanmasıyla birlikte kurumun 11 adet M-18 A/B Dromader uçağı ve depoda bulunan formlu/formsuz malzemeleri satışa çıkarılmış, 2021 başında ise kurumun taşınmazları üzerinde fiili haciz ve muhafaza işlemleri mahkeme kararıyla kaldırılmıştır.”
Şartname Değişti THK Saf Dışı Kaldı
“THK, uçak ve helikopterleri AKP iktidarının kararı ile 2019 yılı itibariyle kullanılmamaya başlandı. Türk Hava Kurumu işlevsizleştirilirken, alanında uzmanı olduğu yangın söndürme ihalelerinden Türk Hava Kurumu ihale şartnamesinde yapılan bir değişiklik ile saf dışı edilmiş, yeni ihale şartnamesine göre yangın söndürme uçakları için 5 bin litre su taşıma özelliği şart koşulurken THK’nın elinde olan yangın söndürme uçakları 4 bin 900 litre kapasiteli olduğu için ihalelere katılamaz hale getirilmiştir, kurumun bünyesinde görev yapan deneyimli pilotlar işten çıkarılarak uçaklar hangarda çürümeye terk edilmiştir. 2020 yılında da kurumun 10 taşınmazı satışa çıkarılmış, 2021 yılında bu sayıya 44 taşınmaz daha eklenmiştir.”
CHP’li Suzan Şahin’den 41 Soru
CHP Hatay Milletvekili Av.Suzan Şahin, orman yangınlarına Türk Hava Kurumu uçaklarının neden kullanılmadığı konusunda şaibeli ve çelişkili bir durum olduğunu vurgularken, kamuya bu durumun bir an önce açıklanması gerektiğini belirterek önergelerinde şu soruları yöneltti:
2002-2021 yılları arasında çıkan orman yangını sayısı nedir? Bölgelere ve illere göre dağılımı nedir?
2002-2021 yılları arasında çıkan orman yangını çıkan orman yangınları sonrasında ne kadarlık alan hasar görmüştür?
2002-2021 yılları arasında çıkan orman yangını çıkan orman yangınları sonrasında ne kadarlık alan yeniden orman haline getirilmiş, ne kadarı amaç dışı kullanıma açılarak orman vasfından çıkarılmıştır?
2007 yılında Muğla Bodrum Güvercinlik’te gerçekleşen yangın sonrasında yeşillendirileceği açıklanan bölgeye 3 lüks otel yapılmış, bölgede yer alan La Blanche Island isimli otel 2012’de, Titanic Deluxe Bodrum 2016’da, Lujo Bodrum Hotel 2018’de açılmıştır. Benzeri örneklerin bir daha yaşanmayacağı ve orman yangını sonucunda kaybettiğimiz ormanlık alanların imara ya da amaç dışı kullanıma açılmayacağı konusunda taahhüdünüz var mıdır?
Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından Temmuz ayından bu yana yapılan sıcak hava dalgaları ve orman yangınları konusunda yapılan uyarılar ormanları korumakla mesul olan kurumlar tarafından neden dikkate alınmamıştır?
2013 yılında şube kapatmalarla yıpratılan, Merkez Denetleme Kurulu’nun talebinin aksine 2019 yılından bu yana kayyum heyeti tarafından yönetilen Türk Hava Kurumu’na ait CL-215 model yangın söndürme uçakları neden kızağa çekilmiştir? İhtiyaç anından gerekli hizmeti sunamayan kurumlar hakkında herhangi bir işlem yapılacak mıdır?
Yangınlara müdahalelerin nasıl kontrol edildiğine, sahada olan ve olmayan bakanlık ve kurumların nasıl roller üstlendiğine dair kamuoyuna şeffaf ve net bir açıklama neden yapılamamıştır?
Bakanlığınız, AFAD ve diğer kurumlar tarafından yapılan açıklamaların birbiriyle çelişmesi, kronolojik tutarsızlıklar ve koordinasyon eksikliği konusunda Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından kontrol altına alındı dediği Gündoğmuş yangının Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yaptığı paylaşımda devam edenler arasında gösterilmesi örneğinde olduğu gibi ortaya çıkan bilgi kirliliği halkı daha çok panik ve korkuya sevk etmiyor mu? Bakanlığınız şeffaf ve güvenilir bilginin ulaştırılmasından birinci derece sorumlu değil midir?
Koordinasyonun ve şeffaf bilgi paylaşımın olmaması, evleri, çiftlikleri, yazlıkları, sokakları hızla ilerleyen yangın tarafından tehdit edilen bölge sakinlerinin daha da yalnız hissetmesine neden olmuyor mu?
Yerel yönetimlerle özellikle orman yangınlarının yoğun olduğu Adana, Antalya, Mersin ve Muğla illerindeki yerel yöneticilerle neden etkin bir işbirliği kurulamamıştır?
Orman yangınları ile mücadele çerçevesinde oluşturulan komisyonlara yerel yönetimler neden dahil edilmemiştir? Koordinasyonun birlikte yapılması ve yerel yönetimlerle işbirliği yapılması yangınların söndürülmesi konusunda süreci hızlandırmaz mı?
“Orman teşkilatı yerleşim yerlerini korumaktan birinci derece sorumluluk belediyelerdedir” açıklamanız Anayasa’nın 169’uncu maddesinde belirtilen “Devlet, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz.” Ve Orman Kanununun 69’uncu maddesinde ifade edilen “Orman idaresi, orman yangınlarını önlemek ve söndürmek maksadıyla her türlü hizmeti yapar veya yaptırır.” çelişmiyor mu? Anayasa ve mevzuata aykırı açıklamanız bir görev ihmali değil midir?
Anayasa’mıza göre milli servet olarak belirlenen ormanlarımız yanarken ve Türkiye’nin canını yakan orman yangınları henüz söndürülmemişken TBMM’nden geçen Turizmi Teşvik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun ile orman alanlarında yapılaşma tasarrufunun Turizm ve Kültür Bakanlığı’na devredilmesi orman alanlarının yapılaşmaya açılması yönünden yeni riskleri doğurmayacak mıdır?
Orman Genel Müdürlüğü tarafından Haziran 2021 tarihinde yayımlanan rapora göre orman yangınlarının 1960’dan bu yana arttığı, 1960’lı yıllarda yıllık ortalama 577 orman yangını çıkarken, bu sayının 2010’lu yıllarda 2 bin 631’e yükseldiği belirtilirken bu uyarılar neden ciddiye alınmamıştır? Bilim insanları tarafından dikkat çekilen ve yapılan araştırmalarla ortaya koyulan sıcaklık artışlarının belli bir seviyede tutularak iklim krizini kontrol altına almaya hedefleyen Paris Anlaşması neden onaylanmamıştır?
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yapılan ihalede 1986 yılından beri çalıştığı ve konusunda uzman Türk Hava Kurumu yerine başka bir firmayı tercih etmiştir? İhalenin verildiği firmaya hangi kriterlere göre yangın söndürme ihalesi verilmiştir?
BORDO GRUP’un sahibi olan Erkan Adakoğlu ve Erkan Adakoğlu’nun yangın söndürme ihalesini alıp sonra kendisine EAB Uluslararası Havacılık’ı devrettiği Ekrem Çevik’in doğrudan yahut dolaylı, kendilerinin ya da akrabalarının AKP ve AKP’ye yakın kurumlar ile ilişkileri var mıdır?
Türkiye’nin birçok ilinde yangınlar sürerken ısrarla Türk Hava Kurumu’nun “Acil durum” çerçevesinde göreve çağrılmamasının sebebi nedir?
Yangın söndürme ihalesini alan EAB Uluslararası Havacılık’ın yetersizliği açık ve net biçimde İzmir yangınında ortaya çıkmıştır. Bu yangından sonra, bu firma ile yapılan sözleşme yürürlükte kalacak mıdır, yoksa sözleşmenin iptali düşünülmekte midir?
Bakanlığınızın ukdesinde söndürme uçak ve helikopterleri bulunmakta mıdır? Bulunmaktaysa adeti nedir?
Türk Hava Kurumu bünyesinde bulunan söndürme uçak ve helikopteri sayısı nedir?
Orman Genel Müdürlüğü tarafından 5 adet yangın söndürme uçağı kiralama ihalesinde kiralanacak üç uçağın 10 ton su taşıma kapasiteli, iki uçağın ise 5 ton su taşıma kapasiteli olması şartının öngörüldüğü ve Türk Hava Kurumu uçaklarının su taşıma kapasitesinin 4900 litre olması nedeniyle ihale dışında bırakıldığı iddiaları doğru mudur? Türk Hava Kurumu bünyesinde bulunan uçakların hangarlarda çürümeye terk edildiği iddiaları doğru mudur?
Ormanlık alanları yangınlara sebep olabilecek risklerin tespiti ve yangınların önlenmesi açısından sürekli izlenmekte midir? Yapılan düzenli çalışmalar nelerdir?
Orman yangınlarıyla ilgili olarak iklim değişikliği, kuraklık, ani sıcaklık değişimleri gibi riskler dikkate alınmakta mıdır? Bu konuda yapılan çalışmalar nelerdir?
Türkiye’nin birçok yerinde çıkan orman yangınları sonucunda yanan hayvanlar, doğal varlıklar, yerleşim yerlerinin tahribatı sonucunda ortaya çıkan zararlar nasıl karşılanacaktır?
2007 yılında Muğla Bodrum Güvercinlik’te gerçekleşen yangın sonrasında yeşillendirileceği açıklanan bölgeye 3 lüks otel yapılmış, bölgede yer alan La Blanche Island isimli otel 2012’de, Titanic Deluxe Bodrum 2016’da, Lujo Bodrum Hotel 2018’de açılmıştır. Benzeri örneklerin bir daha yaşanmayacağı ve orman yangını sonucunda kaybettiğimiz ormanlık alanların imara ya da amaç dışı kullanıma açılmayacağı konusunda taahhüdünüz var mıdır?
Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından Temmuz ayından bu yana yapılan sıcak hava dalgaları ve orman yangınları konusunda yapılan uyarılar ormanları korumakla mesul olan kurumlar tarafından neden dikkate alınmamıştır?
2013 tarihli Afet ve Acil Durum Müdahale Hizmetleri Yönetmeliğine dayandırılarak hazırlanan ve bilim insanlarının tüm çağrılarına rağmen ülkemizde artan sel ve yangın felaketlerine rağmen Türkiye Afet Müdahale Planı neden güncellenmemiştir?
Yangınlara müdahalelerin nasıl kontrol edildiğine, sahada olan ve olmayan bakanlık ve kurumların nasıl roller üstlendiğine dair kamuoyuna şeffaf ve net bir açıklama neden yapılamamıştır?
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın, AFAD ve diğer kurumlar tarafından yapılan açıklamaların birbiriyle çelişmesi, kronolojik tutarsızlıklar ve koordinasyon eksikliği konusunda Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından kontrol altına alındı dediği Gündoğmuş yangının Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yaptığı paylaşımda devam edenler arasında gösterilmesi örneğinde olduğu gibi ortaya çıkan bilgi kirliliği halkı daha çok panik ve korkuya sevk etmiyor mu? Hükümet şeffaf ve güvenilir bilginin ulaştırılmasından birinci derece sorumlu değil midir?
Koordinasyonun ve şeffaf bilgi paylaşımın olmaması, evleri, çiftlikleri, yazlıkları, sokakları hızla ilerleyen yangın tarafından tehdit edilen bölge sakinlerinin daha da yalnız hissetmesine neden olmuyor mu?
Yerel yönetimlerle özellikle orman yangınlarının yoğun olduğu Adana, Antalya, Mersin ve Muğla illerindeki yerel yöneticilerle neden etkin bir işbirliği kurulamamıştır?
Orman yangınları ile mücadele çerçevesinde oluşturulan komisyonlara yerel yönetimler neden dahil edilmemiştir? Koordinasyonun birlikte yapılması ve yerel yönetimlerle işbirliği yapılması yangınların söndürülmesi konusunda süreci hızlandırmaz mı?
Tarım ve Orman Bakanınızın “Orman teşkilatı yerleşim yerlerini korumaktan birinci derece sorumluluk belediyelerdedir” açıklaması Anayasa’nın 169’uncu maddesinde belirtilen “Devlet, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz.” ve Orman Kanunu’nun 69’uncu maddesinde ifade edilen “Orman idaresi, orman yangınlarını önlemek ve söndürmek maksadıyla her türlü hizmeti yapar veya yaptırır.” çelişmiyor mu? Anayasa ve mevzuata aykırı açıklamanız bir görev ihmali değil midir?
Anayasa’mıza göre milli servet olarak belirlenen ormanlarımız yanarken ve Türkiye’nin canını yakan orman yangınları henüz söndürülmemişken TBMM’nden geçen Turizmi Teşvik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun ile orman alanlarında yapılaşma tasarrufunun Turizm ve Kültür Bakanlığı’na devredilmesi orman alanlarının yapılaşmaya açılması yönünden yeni riskleri doğurmayacak mıdır?
TOKİ’nin yangınlar sürerken “yöresel mimariye uygun yapacağımız köy evlerinin projesini hazırladık” metniyle proje görselleri paylaşması, Gündoğmuş Belediye Başkanı Mehmet Özeren’in “çok eski evi olan vatandaşlar, keşke bizim de evimiz yansaydı diyecekler diye düşünüyorum” açıklaması, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “yangını elimle söndürecek halim yok” beyanı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk temasını çay yardımıyla sonlandırması hükümetin ve yetkili mercilerin krizin vahametinden kopuk ve krizin yarattığı hayati sorunlardan uzak olduğunu gösteren bir tutum değil midir?
Yangınların söndürülmesi konusunda çeşitli ülkelerden yapılan yardımların geri çevrildiği iddiaları doğru mudur? Kaç ülkeden bu konuda yardım talebi gelmiş ve bunların kaçı reddedilmiş, kaçı kabul edilmiştir? Reddedilenlerin hangi gerekçe ile reddedilmiştir?
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un yurtdışından gelen yardımlara ilişkin “ideolojik saiklerle, devletimizi aciz göstermek için yurt dışından planlandığı” açıklamasını talihsiz buluyor musunuz?
Yangınların terör örgütlerince ya da başka unsurlarca çıkarıldığı yönündeki iddialar neden aydınlatılmamıştır?
Orman Genel Müdürlüğü tarafından Haziran 2021 tarihinde yayımlanan rapora göre orman yangınlarının 1960’dan bu yana arttığı, 1960’lı yıllarda yıllık ortalama 577 orman yangını çıkarken, bu sayının 2010’lu yıllarda 2 bin 631’e yükseldiği belirtilirken bu uyarılar neden ciddiye alınmamıştır? Bilim insanları tarafından dikkat çekilen ve yapılan araştırmalarla ortaya koyulan sıcaklık artışlarının belli bir seviyede tutularak iklim krizini kontrol altına almaya hedefleyen Paris Anlaşması neden onaylanmamıştır?
Türkiye’nin birçok ilinde yangınlar sürerken ısrarla Türk Hava Kurumu’nun “Acil durum” çerçevesinde göreve çağrılmamasının sebebi nedir?
Türkiye’nin birçok yerinde çıkan orman yangınları sonucunda yanan hayvanlar, doğal varlıklar, yerleşim yerlerinin tahribatı sonucunda ortaya çıkan zararlar nasıl karşılanacaktır?
Vekil Oruç soru önergesinde şu hususları dile getirdi:
“24. Ağustos’ta Suriye’de bir enerji santralinden sızan petrol Hatay Samandağ kıyılarına ulaştı.
HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, yaşanan bu doğa felaketi karşısında alınması gereken önlemleri Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’a sordu.
24 Ağustos 2021 tarihinde Suriye’de bir enerji santralinden sızan 15 bin ton petrol Akdeniz’e kıyısı olan ülkeleri tehdit etmeye devam etmektedir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ile İskenderun Körfezi ve Mersin kıyılarında önlemler alınmaya başlandığı bilgisi kamuoyuna duyurulmuştu. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu 1 Eylül’de, yaptığı yazılı açıklama ile bakanlığa ait gemilerle, tarafımızdan yardım talep eden KKTC sularına müdahale edildiği ve henüz Türkiye ve KKTC kıyılarına ulaşan bir kirlilik olmadığı bilgisi verilmişti.
Maalesef geçtiğimiz günlerde Hatay Samandağ sahiline petrol sızıntısının ulaştığı görüntüleri basına yansımıştır. Petrol sızıntısına karşı Akdeniz bariyerle kapatılsa da bu önlemin yetersiz kaldığı uzmanlarca ifade edilmiştir. 2 Eylül 2021 tarihinde “…petrol sızıntısı maalesef Samandağ sahilimize de ulaşıyor.” denilerek Hatay Büyükşehir Belediyesi tarafından yurttaşlara denize girmemeleri uyarısında bulunulmuştur. Hatay Valisi Rahmi Doğan tarafından gerekli temizliğin yapıldığı ve tehlikeli bir durumun kalmadığı ifade edilse de rüzgar ve dalganın etkisiyle petrol kalıntısı tekrar sahile ulaşmıştır. Havaya ve kuma karışan, denizin dibine çöken petrol kalıntısı ekoloji açısından tehlike yaratmaya devam etmekte ve acilen geri dönüşümsüz zararları engellemek üzere uzmanlar tarafından müdahale edilmesi gerekmektedir.
Bu bağlamda;
1. Yaklaşık iki hafta önce yaşanan böylesi bir doğa felaketi karşısında neden zamanında ve yeterli önlemler alınmamıştır?
2. Petrolden arındırma çalışmaları nerede ve nasıl yapılmaktadır?
3. Yaşanan petrol sızıntısı felaketinin doğada yarattığı etkiler üzerine Bakanlığınızın açıklaması olacak mıdır?
4. Petrol sızıntısı felaketi karşısında Bakanlığınızın nasıl bir planlaması vardır? İlgili Bakanlıklarla ortak çalışmalarınız nelerdir?
5. Sadece yukarıdan çekilen görüntülerle tespiti yapılan petrolün temizlenmesi kuma, havaya, bölgenin ekolojik sistemine karışan petrolün temizlenmesinde yeterli midir?
6. Deniz kaplumbağaları üreme alanlarından olan Samandağ sahili için petrol sızıntısı etkilerini en aza indirmek için yapılan çalışmalar nelerdir?
7. Sahilde ve denizde sadece yüzeysel temizlik yapıldığı iddiası doğru mudur?
8. Petrol sızıntısı etkilerini bilen uzman kişiler tarafından/liderliğinde doğada petrolden arındırma çalışmalarının yapılması sağlanacak mıdır?
Adana’da ekmek kuyruğunda ‘yan bakma’ meselesi yüzünden çıkan tartışmada 15 yaşındaki çocuk 13 yaşındaki çocuğu bıçakla öldürdü
Adana’nın Yüreğir ilçesinde ekmek almak için evden ayrılan Boran Özdemir (13), mahalledeki fırının önünde sıraya girdi.
Ekmek sırasının gelmesini beklediği sırada Özdemir ile önündeki Ö.T.’nin (16) “Ne bakıyorsun” demesi üzerine iki çocuk arasında tartışma çıktı.
Tartışma kısa sürede kavgaya dönüşünce ağabeyi Ö.T.’nin sesini duyan kardeşi N.T. (15), evden aldığı bıçakla fırının önüne geldi. Çıkan arbedede N.T., Baran Özdemir’i göğsünden bıçakladı. Özdemir kanlar içerisinde yere yığılırken, Ö.T. ile kardeşi N.T. olay yerinden kaçtı.
Çevredekilerin durumu bildirmesi üzerine bölgeye çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Sağlık görevlilerinin ilk müdahalesini yaptığı Özdemir’i ambulansla Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Burada yoğun bakım ünitesinde tedavi gören Özdemir, tüm müdahalelere rağmen 4 Eylül’de hayatını kaybetti. Özdemir, Ali Hocalı Mezarlığında toprağa verildi.
Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları Oruç, önergesinde, “Ataması yapılmayan öğretmenler; 432 bin 753 öğretmenin girdiği 2020 KPSS´ye göre öğretmen adaylarının sadece 4,61´i atandığına, her sene değişen sıralama kriteri ve kontenjan anlayışı yüzünden geçmiş yıllara göre atanabilecek sıralamaya sahip öğretmenlerin, bu sene atama sayısının yetersiz olması sebebiyle kontenjan dışı kaldığına, bu durumun bazı branşlarda yüzde 30, bazı branşlarda yarı yarıya azalma yaratmış ve branşında Türkiye birincisinin dahi ataması yapılmadığına ve var olan açıkların 69 bin ücretli öğretmenle giderileceğine dikkat çekmiştir” ifadesine yer verdi.
Milletvekili Oruç, TBMM Başkanlığına verdiği ve Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını istediği önergesinde şu sorulara yer verdi:
“40 bin ek atama bekleyen atanamayan öğretmenler için somut bir adım atılacak mıdır? Ağustos 2021 itibariyle yaklaşık 30 bin öğretmen emekli olmuşken atama sayısı neden 20 binde bırakılmıştır? 432 bin 753 öğretmenin girdiği 2020 KPSS´ye göre öğretmen adaylarının sadece 4,61´i atanmıştır. KPSS´nin yarattığı bu adaletsiz durumu düzenlemek üzere çalışmalarınız var mıdır? Son 17 yılın en düşük öğretmen atama sayısı neye göre/hangi kriterle belirlenmiştir? Öğretmen açığı nedeniyle yapılan, pedagojik formasyon almamış ücretli öğretmenlerin istihdamına ilişkin çalışmalarınız var mıdır? Varsa bu çalışmalar nelerdir?”
Günal, gazetecilere yaptığı basın açıklamasında, şunları söyledi:
“18 milyon öğrenci ve 1 milyon eğitim emekçisi, bu eğitim öğretim yılına, pandemi koşullarına rağmen Milli Eğitim Bakanlığı tarafından alınmayan önlemler, birikmiş ve çözüm bekleyen sorunlarla girecektir.
Mart 2020’den bu yana okulun kapısından giremeyen ya da eğitime uzaktan da olsa erişemeyen milyonlarca öğrenci bulunmaktadır. 23.03.2020 tarihinden günümüze genel olarak uzaktan öğretim yapılmaya çalışılmıştır. Okulların kapalı kalmasının sonucunda da eğitime erişim açısından var olan eşitsizlik artarak devam etmiştir. Maddi imkanları iyi olan aileler uzaktan öğretim araçları ile çocuklarının nitelikli eğitime erişimini sağlamış, özel derslerle çocuklarına takviye kurslar aldırmışlardır. Ancak uzaktan eğitime erişim için gerekli bilişim araçları olmayan öğrenciler tüm eğitim ortamlarından uzak kalmışlardır. Çocuklarımız iyi eğitimli bir azınlık ve nitelikli eğitime erişemeyen bir çoğunluk olarak ayrıştırılmıştır.
Korona virüse istediği kuluçka zeminini sağlayacaktır.
Eğitimin geldiği vahim durum açısından özeleştiri vermek, hataları telafi etmek, önlem almak, açıkları kapamak için koca bir yaz dönemi olmasına karşın MEB yine gereken adımları atmamıştır. Bir süredir ülkemizde vakalar yükselmekte, dünyanın en çok korktuğu varyantlar yaygınlaşmaktadır.
Hal böyleyken; gerekli adımları atmadan başlatılacak bir yüz yüze eğitim dönemi, Korona virüse istediği kuluçka zeminini sağlayacaktır.
Defalarca uyarmamıza rağmen eğitim kurumlarına kalıcı, kadrolu temizlik personelleri sağlanmamıştır. Temizlik materyallerinin masrafı yine velilerin ve öğretmenlerin sırtına yüklenmiştir. Eğitim kurumlarımız bu haliyle hem eğitim emekçileri, hem de öğrenciler için salgın zamanında en tehlikeli yerler haline gelecektir. Eğitim-İş olarak söz konusu eksikliklerin yüz yüze eğitim başladığında da yakından takipçisi olacağımızı ve bu konuda kamuoyunu bilgilendirme görevimizi sürekli olarak ifa edeceğimizi ilan ediyoruz.”
İskenderun ilçesinde kesici alet ile 22 aracın lastiklerinin kesmesi üzerine inceleme başlatan İskenderun Emniyet ekipleri zanlı S. K.yı gözaltına aldı
İskenderun İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri araçlarına yapılan zararı ihbar eden vatandaşların şikayeti üzerine Dumlupınar ve Muradiye mahallelerinde çalışma yaptı. Yıldırım Beyazıt Caddesi’nde park halindeki 22 aracın lastiklerini kesici aletle kesmek sureti ile mala zarar verme olayını gerçekleştiren şahsın, yapılan araştırmalar ve güvenlik kameraları incelemesi sonucu S. K. Olduğu tespit edildi. Polis S.K’yı yakalayarak gözaltına aldı olayla ilgili soruşturmanın devam ettiği belirtildi
Memet Baydur‘un yazdığı ‘Kadın İstasyonu’ adlı oyunu sahneleyen Hataylı sanatçılar, izleyicilerden büyük alkış aldı.
Seyhanlı tiyatroseverler, Hatay Şehir Tiyatrosu sanatçılarının Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde sahnelediği oyunu keyifle izledi.
Oyunda iki kadının özgürlüğü keşfetmesinin ardından duyduğu mutluluğun hikâyesi anlatılıyor. Eserde, baba ve kocalarının kendileri için belirlediği zorunlu bir hayatın içindeyken bir istasyon lokantasında yolları tesadüfen kesişen Sevin ve Zeynep’in özlediği gerçek dünyalarına dönüşün yarattığı esenlik ustaca işleniyor.
HBB İtfaiye Dairesi Başkanlığına bağlı ekipler, rüzgarın da etkisiyle hızla yayılan yangının büyümemesi ve yerleşim yerlerini tehdit etmemesi için seferber oldu.
6 Eylül Pazartesi günü 14.33’te yangın ihbarı alan ekipler, 14.40’ta Habib-i Neccar Dağı’nda yangın söndürme çalışmalarına başladı.
HBB bölgedeki yangına 28 personel ve 8 araç ile müdahale etti. Orman İşletme Müdürlüğü de yangın söndürme çalışmalarında HBB ekiplerine havadan destek verdi.
Gece saatlerinde bölgedeki yangını kontrol altına alan ekipler soğutma çalışmalarına ivedilikle başladı.
On gün arayla aort damarı yırtılması sonucu ambulansla İskenderun Gelişim Hastanesi’ne getirilen Anne Şemsi Korkmaz ve Kızı Elmas Korkmaz, Kalp ve Damar Cerrahisi (KVC) Uzmanı Doç. Dr. Çetin Murat Songur ve Op. Dr. İsmail Körk’ün gerçekleştirdiği aort diseksiyon ameliyatıyla hayata tutundu.
72 yaşındaki Anne Şemsi Korkmaz ve 55 yaşındaki kızı Elmas Korkmaz’ın on gün arayla ameliyatını gerçekleştiren Gelişim Hastanesi KVC Ekibi, hastaları eski sağlıklarına kavuşturmanın mutluluğunu yaşadı.
Gerçekleştirdikleri ameliyat hakkında bilgiler veren KVC Uzmanı Doç. Dr. Çetin Murat Songur, “Aort damarının yırtılması nedeniyle önce kızı bize getiriliyor. Başarılı bir ameliyat sonrası hastamızı taburcu ediyoruz. Aradan on gün geçtikten sonra, aynı nedenle anne bize getiriliyor ve yine acilen ameliyata alıyoruz. Normal şartlarda bu hastaların yarısı olay anında vefat eder. Diğer yarısı hastaneye yetiştirilir ve ultra acil ameliyata alınmak zorundadır. Oldukça riskli ameliyattı. Anne kız için çok büyük bir şans” dedi.
“Son 4 Yılda 200’ün Üzerinde Aort Diseksiyon Vakası Gerçekleştirdik”
Gelişmiş teknolojilerle donatılmış KVC Merkezi’nde ameliyatları başarıyla gerçekleştirmeye devam ettiklerini belirten KVC Uzmanı Doç. Dr. Songur, “Aort diseksiyonları, dünyanın her yerinde oldukça riskli ameliyatlardır. Gelişim Hastanesi’nde son dört yılda 200’ün üzerinde sadece aort anevrizma diseksiyon ameliyatı gerçekleştirdik. Kalbe iyi gelen ekibimizle birlikte, başarılı ameliyatlara imza atmanın gururunu yaşıyoruz” açıklamasında bulundu.
“Anne – Kız hayata tekrar döndük”
Ameliyat sonrası kontrol muayenesinde sağlığına kavuştuğu için mutluluğunu dile getiren Elmas Korkmaz, “Aniden göğüs ve sırt ağrılarım olmuştu. Ambulansla Gelişim Hastanesi’ne getirilmiş ve acilen ameliyata alınmışım. Ameliyatın ardından toparlandım ve aynı sıkıntılar annemde baş göstermişti. O da benden on gün sonra ameliyata alındı. Allaha çok şükür ikimizde sağlığımıza kavuştuk. Gerek ameliyat öncesi, gerek ameliyat sonrası ilgi ve alakalarını esirgemeyen Gelişim Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Ekibine, sağlık personeline teşekkür ederim” dedi.
Başkan Gül yaptığı açıklamada “İskenderunspor’umuzu üst liglere çıkarma çabasıyla gönülleri fetheden kıymetli başkanımız Hakan BOLAT’a, nazik ziyaretinden dolayı teşekkürlerimi sunar, özverili çalışmalarında başarılar dilerim” dedi.
Hatay’ın oranı yüz binde 108,30 olarak paylaşıldı.
Bakan’ın açıklamasına göre, ilimiz Hatay’da haftada yüzbinde 108,3 vaka yaşanırken; günlük 246 vaka, haftalık 1729 vaka, aylık ise 7306 vaka anlamı taşıyor. Hatay, son hafta verileriyle, Türkiye’de en az koronavirüs vakası yaşanan iller sıralamasında 13.lükten 23.lüğe geriledi.
Antakya’ya bağlı Ballıöz Mahallesi’nde henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Yangını gören çevredeki vatandaşlar hemen itfaiye ve polis ekiplerine haber verdi. Rüzgarın etkisi ile yayılan yangına, 3 helikopter, 5 arazöz, 1 dozer ve 25 işçi ile müdahale ediliyor.
Hatay Tabip Odası açıklamasında, pandeminin başından itibaren canla başla çalışan Aile Hekimliği çalışanlarının, 30 Haziran 2021 tarihinde Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliği ile karşı karşıya kaldıkları kaydedildi ve şöyle denildi:
“Aile Hekimliği sisteminde bugüne kadar yapılan değişikliklerin hiçbiri, ne toplum sağlığını öncelemiş ne de çalışanların memnuniyeti önemsemiştir. Sistemde var olan aşılar, mobil sağlık hizmetleri, çocuk, bebek ve gebe izlemleri ve birçok işe ek olarak Kovid-19 aşı uygulamaları da eklenince, hem aile hekimleri hem de aile sağlığı çalışanları, tükenmişlik ve çaresizlik içerisine girmiştir. Buna rağmen burada bir başarı hikâyesi ve çabası varsa, o da kesinlikle sağlık emekçilerinin kendi başarıları ve çabalarıdır.
Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği değişikliğiyle, aile hekimliği çalışanlarının statüsü, il sağlık müdürlüklerine bağlı işçi noktasına getirilmiş ve kölelik sistemine taşınmıştır. Aynı zamanda, başta pandemi sürecinde olduğu gibi, toplum sağlığını ve sağlık çalışanlarının haklarını savunan, kamuoyunu bilgilendiren, görüş ve önerilerini, taleplerini basın ve sosyal medya aracılığıyla üç kez dile getiren aile sağlığı merkezi (ASM) sağlık çalışanlarının sözleşmeleri feshedileceği yönetmelikte yer almıştır
Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliği, bir an önce geri çekilmeli ve günün koşullarına göre sağlık emek ve meslek örgütlerinin de görüşü alınarak yeniden düzenlenmelidir. Koşullara bağlı olarak, ASM çalışanları arasında eşitsiz ve adaletsiz yapılan yetersiz ödemeler derhal düzeltilmeli, her ASM çalışanına hiçbir koşul getirmeden, eşit ve adaletli, emeğini karşılayacak miktarlarda ilave ödemeler yapılmalıdır. Bunun için ASM çalışanlarının meşru mücadelesinde yanlarında olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz.”
MHP Hatay Milletvekili Lütfi Kaşıkçı Milliyetçi Hareket Partisi Dörtyol İlçe Teşkilatı,ile birlikte Üçkoz, Bağrıaçık, Taşlıufacık, Sırapınar ve Küşne yaylalarını ziyaret etti
Vekil Kaşıkçı özellikle yayla yollarının durumundan dolayı ciddi şikayetler aldıklarını belirterek, güzergah boyunca kendi tespitlerinin de vatandaşları teyit ettiğini belirterek, Hatay büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş’a çağrıda bulunarak on binlerce hemşehrimizin kullandığı yaylalara ulaşımın güvenli ve konforlu hale getirilmesini çektiği kısa videoyla dile getirdi.
Acı haber, görevde bulunduğu İzmit Seka Devlet Hastanesi sosyal medya hesabından, “Hastane Nöroloji Hekimlerimizden Uzm. Dr. Mahmut Gür vefat etmiştir. Hekimimize Allah’tan rahmet, kederli Ailesine ve sağlık camiasına başsağlığı dileriz” sözleri ile duyuruldu.
Görüşmede Suriye savaşının bölgeye ve dünyaya yansımalarından EXPO 2021 Hatay’a kadar birçok konu ele alındı.
BAŞKAN SAVAŞ SURİYE SAVAŞININ YANSIMALARINI ANLATTI
Hatay’ın Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Avrupa’nın ortasında yer alan 13 medeniyete ev sahipliği yapmış bir kent olduğunu söyleyen Savaş, “Yaklaşık 10 yıldır, resmi rakamlara göre 500 bin ancak 900 bin-1 milyon arasında olduğu tahmin edilen Suriyeli nüfus ile birlikte yaşıyoruz. Hızlı nüfus artışları bizi ekonomik ve sosyolojik olarak çok yordu. Belki şu ana kadar büyük bir problem yaşanmadı ancak gelecek kuşaklarda böyle olmayabilir” dedi.
SAVAŞ: BM RAPORUNDA SINIRLARIMIZIN RADİKAL UNSURLAR İLE DOLU OLDUĞUNA DİKKAT ÇEKİLİYOR
Türkiye sınırlarının Birleşmiş Milletler raporuna göre dünyanın birçok bölgesinden gelen radikal grupları barındırdığını da açıklayan Savaş, “Maalesef sınırlarımız terör ithal eden bir bölge oldu. Gerekli tedbirler alınmazsa yakında terör ihraç eden bir bölge de olabiliriz. Bu sorun, hem şehrimizi hem de ülkemizi istikrarsızlığa itebilir. Bugün buradaki virüs yarın her yere yayılacaktır. Orta Doğu’daki bu sorun hemen çözülmezse yarın Avrupa ve Amerika’ya da sıçrayacaktır” diyerek herkesin sorunların çözümünde elini taşın altına koyması gerektiğini söyledi.
Başkan Lütfü Savaş aynı zamanda Avrupa Birliğine de çağrıda bulundu.
BAŞKAN SAVAŞ AB’YE SESLENDİ
AB’nin siyasi ve ekonomik olarak güçlü bir yapıya sahip olduğunu aktaran Lütfü Savaş, “Hatay halkı yıllardır kendi kaynaklarıyla sığınmacılara bakıyor. İnsanlarımız artık yoruldu. Büyük devletlerin Suriye’deki durumu çözme şansı zor. Tebessüm eden ve sıcak bir el uzatan AB, bölgedeki çözümün lokomotifi olabilir” diyerek AB’nin bölgeye sadece ekonomik olarak değil siyasi olarak da destek olması gerektiğini söyledi.
BÜYÜKELÇİ SELİGO: SORUNLARIN FARKINDAYIZ
Büyükelçi Seligo da, bölgede yaşanan problemlerin farkında olduklarını, bazılarının eğitimle azaltılabileceğine inandığını söyledi. EXPO 2021 HATAY organizasyonunda ülkesinin gastronomisi ile yer almak istediğini anlatan Seligo, EXPO alanıdan etkilendiğini vurguladı. Seligo, EXPO’ya daha farklı nasıl katkı sunacaklarına dair çalışma yapacaklarını vurguladı.
Büyükelçiye ilgileri nedeniyle teşekkür eden Başkan Savaş, EXPO 2021 Hatay’ın 10 Aralık’ta kapılarını ziyaretçilerine açacağını belirterek pandemi sebebiyle tarihte bir değişiklik yaşanıp yaşanmayacağını zamanın göstereceğini ifade etti.
Ziyaretin sonunda Başkan Lütfü Savaş konuğuna Hatay’a özgü hediyeler takdim etti.