Pazartesi, Mayıs 4, 2026
No menu items!
Ana Sayfa Blog Sayfa 2017

HADO Seferleri İçin Geri Sayım Başladı!

0

Hatay’ın kültür, ticaret, turizm alanlarında ekonomisine büyük katkı sağlayacak olan Hatay Deniz Otobüsü (HADO) projesinde nihayet izin çıktı.

Hatay Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilmek için gün sayan projeye Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığından onay geldi.

Arsuz Madenli mevkiindeki limanın yapımını aylar öncesinde tamamlayan HBB’nin Tersaneler ve Kıyı Yapıları Genel Müdürlüğünden beklediği yazının onaylandığı bildirildi.

HBB Başkanı Doç. Dr. Lütfü Savaş işletme izin belgesinin onaylanmasının ardından yaptığı değerlendirmede, karardan memnuniyet duyduklarını belirtti. Sosyal medya hesaplarından HBB çalışanları ve emeği geçen herkese teşekkür eden Savaş, “Akdeniz sularında HADO ile Türk bayrağının dalgalanacağı günler yaklaşıyor. Hatay artık çıtayı yükseltmektedir, insanımızın daha fazla umut beslemesine ve konforunu arttırmasına neden olacak bu limandan bir an önce açılmak istiyoruz” dedi.

Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Dairesi Başkanlığı tarafından Hat İzni alınmasına dair UKOME Kurul Kararının çıkarılması için gerekli çalışmaların da başlatıldığını bildiren Savaş, “Hat izni işlemlerinin tamamlanması için Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürlüğü’ne başvuruda bulunulacak, inşallah o izni de aldıktan sonra, elbette pandemi kurallarını da göz önüne alarak HADO seferlerini başlatacağız” diye konuştu.

 

CHP Hatay Milletvekili Suzan Şahin: “Afganlı Kız Kardeşlerimizin Acısını Yüreğimizde Hissediyoruz”

0
CHP Hatay Milletvekili Av. Suzan ŞAHİN, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla Afganlı hemcinslerinin yaşadığı acıya ortak olup, üzüntüsünü dile getirdi. Şahin, paylaşımında şu sözlere ver yerdi: “Afganistan’da yaşanan insanlık dramının en ağır sonuçlarını kadınlar yaşıyor. Kadınların eğitim, çalışma hakları askıya alınırken, Afganlı kadınların can güvenliği de yok. Gazeteci, belediye başkanı, sivil toplum çalışanı tüm kadınlar her an öldürülme korkusu ile yaşıyorlar. Burka giymeyi reddettiği için öldürülen, Taliban rejimi altında yaşamaktansa intihar eden kadınlar, askerlere ganimet olarak sunulan kız çocukları durumun vahametini ortaya koyuyor. Afganlı kız kardeşlerimizin acısını yüreğimizde hissediyor, tüm dünya kadınlarını Afgan kadınların yaşadığı zulüm ve baskıya dur demeye çağırıyoruz.”

SMMM Halil İbrahim Bakaçhan Hastalığına Yenildi

0

İskenderun’da mali müşavir olarak görev yapan  Halil İbrahim Bakaçhan 6 yıldır kanser hastalığına karşı verdiği yaşam mücadelesini kaybetti.

Mali müşavir Halil İbrahim Bakaçhan’ cenazesi bugün  ikindi namazını müteakip İskenderun kaptan Mehmet Paşa camisinden kaldırılacak.

“Çöp Toplamak Sorumluluğumuz Olmasa Da, Çevreyi Kirletmemek Bizim Sorumluluğumuz”

0

Amanoslar Çevre Derneği Başkanı Sabri ÖZKAN, ormanlık alanlarda gelişigüzel atılan çöplerin yangına sebebiyet verdiğini belirtti ve “Çöp toplamak sorumluluğumuz olmasa da, çevreyi kirletmemek bizim sorumluluğumuz” dedi.

Dörtyol Doğa ve Çevre Koruma Platformu bileşenlerinden AÇED adına yapılan yazılı açıklamada Başkan Sabri Özkan; “Bir süredir ülkemizde yaşanan yangın felaketleri ile içimiz yanmaktadır, kasıtlı çıkan yangınların yanında piknikte toplamayıp bıraktığımız çöpler, araçtan attığımız izmaritler de yangına sebebiyet vermektedir. Çöp toplamak görevimiz değildir, fakat yerlere çöp atmamak bizim sorumluluğumuzdadır. En büyük görev anne, babalara ve öğretmenlere düşmektedir. Çevreyi temiz tutma alışkanlığı aileden gelen bir eğitimdir. Çocuk anne ve babasından gördüğünü yapar. Elindeki çöpü yere atmak yerine çöp kovası bulana kadar elinde tutan insan eğitimli insandır.

Amanoslar Çevre Derneği (AÇED) olarak muhtelif yerlerde 300-400 kişiyle kamp yapıyoruz. Kampa katılanlara ilk ilan ettiğimiz, etrafa çöp atmamanın erdemlik olduğudur. Kamp alanından ayrılırken üyelerimizle birlikte etrafta  çöp varsa toplayıp götürüyoruz. Orada bırakmıyoruz. Kaldığımız alanın temiz kalmasını sağlıyoruz.” açıklamalarında bulundu.

Lütfü SAVAŞ’tan Erzin Ve Dörtyol Esnafına Ziyaret

0

Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Lütfü Savaş, Hatay’ın 15 ilçesinde gerçekleştirdiği esnaf ve vatandaş ziyaretlerini sürdürüyor.

Her fırsatta halkla iç içe olan Başkan Lütfü SAVAŞ, Erzin ve Dörtyol ilçelerine ziyaret gerçekleştirerek esnafların sorunlarını yerinde dinledi ve vatandaşlar ile istişare ederek yapılan hizmetler hakkında bilgiler verdi.

İlk olarak Erzin ilçesindeki STK’lara giderek bölgenin nabzını tutan Savaş, Erzin Şoförler ve Otomobilciler Odası, Esnaf ve Sanatkârlar Odası, Ziraat Odası, Sulama Kooperatifi ve Ticaret Sanayi Odasının yetkililerini ziyaret ederek Erzin’e yapılacak projeler hakkında istişarelerde bulundu. Erzin merkezde yaptığı ziyaretler sırasında esnaflarla birebir sohbet ederek sorun ve taleplerini yerinde dinleyen Savaş, bölge esnafını kapı kapı dolaşarak işlerinde bol kazançlar ve kolaylıklar getirmesini temenni etti.

Yoğun geçen esnaf ziyareti sonrasında Dörtyol Kuzuculu Mahalle sakinleri ile bir araya gelen Başkan Savaş, Dörtyol ilçesine yapılacak olan hizmetlerin başında içme suyu hatlarının yenileneceği proje hakkında bilgiler verdi.

Konuşması sırasında Hatay’da gerçekleşen elektrik kesintilerine de değinen Savaş, yaklaşık bir saat elektriklerin kesilmesi ile su depolarında oluşan problemlere dikkat çekerek bu sorunların çözüm bulması gerektiğini belirtti.

HBB Başkanı Savaş’ın gerçekleştirdiği ziyaret ve ilgiden dolayı memnuniyetlerini dile getiren vatandaşlar Doç. Dr. Lütfü Savaş’a yapmış olduğu hizmetlerden dolayı teşekkür etti.

Sayın Savaş ve Sayın Özel Arasında Siyasette Yeni Yöntemler

0
1 Mayıs Yaklaşırken, İşçilerin Sorunları da Artıyor

Serzeniş” Karşısında “Yazılı Talep

(BEN YAPTIM SIRA SENDE!)

AK Parti Hatay Milletvekili Abdulkadir Özel, dün sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile HADO projesinin izinlerinin alındığını belirtti.

Buraya kadar gayet güzel…

Ancak Sayın Özel’in paylaşımında dikkatimi çeken bazı hususlar var. Bunlardan ilki Sayın özel’in kullandığı yöntem ve üslup

Sayın Özel Siyasette “Videodan izleyip yazılı talep de bulunma” yöntemi geliştirmiş.

Sayın Özel, Başkan Savaş’ın HADO konusundaki serzenişlerini Sayın Savaş’ın yayınladığı bir videodan izlediğini beyan ediyor.

Bu serzenişleri izledikten sonra HBB’ye yazı ile müracaat ederek Başkan Savaş’ın ve HBB’nin Ankara’da “takılan” işlerini soruyor.

Aldığı yanıt üzerine Ankara’da girişimler yapıyor ve Ulaştırma Bakanlığı’ndan “HADO iznini” alıyor.

BU YÖNTEM VE USUL DOĞRU MUDUR?

Bölgemin bir Milletvekili, bir Büyükşehir Belediye başkanının “Serzenişlerinden” sosyal medyadan gördüğü bir videodan haberdar olması ne kadar doğrudur?

Ya da Başkan Sayın Savaş video yayınlayıp serzenişte bulunmak yerine direkt AK Parti milletvekillerini arasa, davet etse ya da brifing verse daha doğru olmaz mıydı?

Bura da tarafların siyaset anlayışları ve ülkedeki gergin siyasetten ne kadar etkilendikleri konusu çok önemli.

Gerginlik siyaseti herkesi etkiledi.

Ama görünen o ki Sayın Özel kendine has bir yöntem bularak HBB’nin bu gerginlikte sıkışan projelerinin önünü açmak için “Yazılı Bir Talep” yöntemi bulmuş.

Mealen demiş ki: “Ey Lütfü Savaş, Ankara’nın senin yolunu tıkandığını söylüyorsun. Hangi konuda neyin tıkandı? Ver bakalım” demiş.

Yanıtı alır almaz soluğu Ankara’da almış.

HADO konusundaki “tıkanıklığını” açmış.

Bu da iyi bir şey…

“Yazılı talep” veya “yüz yüze talep” ayrıntıları çok da önemli değil.

Maksat üzüm yemekse, bağcıyı dövmeden de mümkün.

Sayın Özel’in paylaşımlarının ikinci bölümü daha da önemli.

Bu kez Sayın Özel HBB’den ve Sayın Başkan Savaş’tan “sosyal medya” üzerinden taleplerde bulunmuş.

Ve Sayın Savaş’a daha önceden üzerinde mutabakata vardıkları bazı konuları hatırlatmış ve demiş ki:”

 “Bu vesileyle bizler de Hatay Büyükşehir Belediyesi’nden daha önce sözlerini verdiği, kamuoyuna vad ettiği ve birlikte gerçekleştirdiğimiz toplantılarda yapacağını taahhüt ettiği;

1- Orman tahsis izinlerini aldığım ve hemşerilerimiz tarafından acilen talep edilen Serinyol-Madenli yolunun yapılması.

2-Yakın zamanda tamamlanacak olan Arsuz Devlet Hastanesinin yolunun yapılması.

3-İçme suyu probleminin başlıca sebeplerinden biri olan (DSİ tarafından tüm eksikleri tamamlanmış ve 185 milyon TL’ye mal olmuş) İskenderun Arıtma Tesisinin devreye alınması.

4-İskenderun TOKİ Konutları’nda Yüklenici firmanın açtığı kuyulardan verilen suyun HATSU tarafından devralınarak, konut sakinlerinin aboneliklerinin derhal yapılması ve inşaatına başlanacak konutlar için de Düğünyurdu mevkine planlanan içme suyu terfi istasyonunun bir an önce başlaması.

5-Daha önce satışı Hatay Büyükşehir Belediye Meclisi kararıyla iki kez iptal edilen Antakya Fuar Alanı’nın satışından derhal vazgeçilerek, anılan taşınmazın, (Belediye Başkanının kamuoyuna duyurduğu sözünü tutarak) Vakıflar Genel Müdürlüğü ile Vakıf Han takas işleminde kullanılması.

6-Geçtiğimiz iki ay boyunca dolaştığımız mahalle ve yaylalarımızda en çok şikayet edilen hususlar olan ve Hatay Büyükşehir Belediyesinin görevi olan yol, içme suyu ve altyapı eksikliklerinin tamamlanması.

Hususlarında gerekli adımların bir an önce atılmasını hemşerilerimiz adına beklediğimizi de beyan etmiş olalım.”

Yani mealen demiş ki:

“Ey Savaş ben senin işlerini Ankara’da “tıkanmaktan” kurtardım.

Şimdi sıra sende…

Yap şu işler artık!

Öyle ya da böyle Hatay’ın sorunların çözülmesi önemli.

Yalnız bunun “sosyal medya“yazılı talep” gibi argümanlarla değil de yüz yüze yapılması daha şık olur diye düşünenlerdenim.

Sayın valinin koordinesinde bölge Milletvekilleri ile zaten var olan bu koordinasyonun güçlenmesinde ve tarafların (iktidar ve muhalefet) olarak daha sık bir araya gelmesinde yarar var.

Örnek olarak yat limanının HADO’ya tahsis edilmesi gösterilebilir.

Hadi bakalım sırada hangi sorununuzun çözümü için Güç Birliği yapmak var ona bakalım.

Sayın Savaş’ın Sosyal Medyadan da olsa Sayın Özel’e Teşekkür etmesi oldukça önemli.

Umarım Sayın Savaş, bu teşekkürü Sayın Özel’e Yüz yüze veya Telefonla da yapmıştır.

Ve yine umarım ki “Siyasette ki bu ılıman iklim” bozulmadan Sayın Savaş Sayın Özel’in “Top Sende Başkan” şeklindeki mesajının gereğini yapar.

HBB Başkanı Lütfü SAVAŞ’tan Hatay Milletvekili Abdulkadir ÖZEL’e Teşekkür Mesajı

0

Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı  Lütfü SAVAŞ, HADO işletme izin belgesinin Ulaştırma ve Alt Yapı Bakanlığı tarafından verilmesinden dolayı  AKP Hatay Milletvekili Abdulkadir ÖZEL’e teşekkür etti.

Başkan Savaş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi: “Sayın Özel’e ve başta çalışma arkadaşlarım olmak üzere emeği geçen herkese Hatay halkı adına teşekkür ediyorum.”

Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü SAVAŞ; “Şu anda Büyükşehir Belediyemiz, seferlerin başlayabilmesi için hat izni başvuru çalışmalarını sürdürmektedir” açıklamasında bulundu.

Aralarında zaman zaman sert tartışmaların yaşandığı Savaş ve Özel’in HADO konusuyla birlikte, aralarında bir yumuşamanın yaşandığı gözlendi.

Samandağ’da Kenevir Operasyonu: 1 Gözaltı

0

Hatay’ın Samandağ ilçesinde, kenevir ektiği tespit edilen bir şahsın evine baskın düzenlendi.

Samandağ İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerince Deniz Mahallesinde bir adrese yapılan baskında, boyları 50 cm ile 250 cm arasında değişen 11 kök Hint Keneviri ele geçirildi.

Adreste bulunan M.A.M. isimli şahıs ise gözaltına alındı.

 

Kaymakam Yönden’den Körfez Gazetesine 72. Yaş Ziyareti!

0

72. yaş gününü kutlayan Körfez Gazetesinin bugünkü ilk ziyaretçisi İskenderun Kaymakamı İskender Yönden oldu.

 Gazetemizi ziyaret eden ve yeni yaşın da başarılar dileyen Kaymakam Yönden daha sonra komşumuz olan bir çay ocağında esnaf ve mahalle sakinleri ile bir araya geldi.

İmtiyaz sahibi Erdal Yılmaz’ın da katıldığı bu çay ocağı ziyaretinde Kaymakam Yönden aşı konusundaki görüşlerini vatandaşlarla paylaşarak aşı olunması açık konusunda Kemal’e yer verilmemesini istedi.

Hatay İyi Parti İl İkinci Başkanı Ahmet Cerrahoğlu Gazetemiz Körfez’i Ziyaret Etti!

0

Hatay iyi Parti il ikinci başkanı Ahmet Cerrahoğlu gazetemizi ziyaret ederek 72 yaş günümüzü kutladı.

Gazetemiz imtiyaz sahibi Erdal Yılmaz’a 72. yaş günü hediyesi olarak Asi’nin çocukları adlı kitabı hediye eden Cerrahoğlu “Körfez gazetesinin 72 yaş gününü kutluyor daha nice başarılı yıllar geçirmesini temenni ediyorum” dedi.

Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Körfez Gazetesi imtiyaz sahibi Erdal Yılmaz da Cerrah oğluna ve iyi Parti’ye siyaset hayatında başarılar diledi.

Doğa Olaylarının Afet Yaratmaması İçin Gerekli Önlemler Alınmalı

0

Hatay Barosu Yönetim Kurulu; 17 Ağustos 1999 tarihinde yaşanan Gölcük merkezli Marmara Depreminin üzerinden 22 yıl geçtiğini belirterek, zaman kaybetmeden gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini söyledi.

“Doğal yaşamın gerçeklerini uzun uzun konuşmak yerine doğa olaylarının bir afet yaratmaması için gerekli önlemler üzerinde konuşmalı ve zaman kaybetmeden gerekli tedbirleri almalıyız” diyen Hatay Barosu Yönetim Kurulu, yaptığı açıklamada; “Marmara Bölgesi başta olmak üzere 16 milyon insanımız bu depremin sonuçlarını yakından hissetti. Aradan geçen 22 yılda Bingöl, Van, Elazığ-Sivrice gibi büyük depremlerin yanı sıra Çanakkale, Manisa, Muğla-Bodrum, İzmir, Adıyaman, Denizli, Tekirdağ, Bingöl ve Malatya gibi illerimizde yaşanan depremlerde çeşitli ölçeklerde can ve mal kayıpları yaşandı. Bu depremlerden sonra da bundan sonraki depremlerde benzer sonuçları yaşamamak için alınması gereken önlemler yine hatırlandı, ihmal varlığı ifade edildi. Tüm bu afetlerde gördük ki doğayı hiçe sayan, beton ve rant üzerine kurulan politika insanların can ve mal güvenliğini sağlamamakta, aksine yıkımlara sebebiyet vermektedir.

Hatay Barosu Yönetim Kurulundan yapılan açıklamalara şu şekilde devam edildi:  “Asli görevi sağlıklı, güvenli ve yaşanabilir kentler kurmak ve yaşanabilir bir çevre oluşturmak olan devlet eliyle, ormanları, kıyıları, doğal kaynakları hiçe sayan, kentlerin tarihini, kültürünü yok eden, toplumu ve kentleri kimliksizleştiren rant projeleri hayata geçirilmektedir.

Deprem konusunda olduğu gibi orman yangınları, heyelan, sel, tsunami, küresel iklim değişikliğinin yarattığı etkiler gibi tehlike unsurlarına karşı yerel düzeydeki sınırlı ve çoğunlukla afet sonrası çabaların dışında, ülke genelinde, sistematik bir ‘risk yönetim sistemi’ inşa edilmemiş, ülkemizin ‘afet gerçekliği’ imar, tarım, madencilik, enerji, sanayi gibi ana sektörlerde karar süreçlerinde göz ardı edilmiş/edilmeye devam etmektedir.

Deprem yine olacak, Yağmur yine yağacak, biliyoruz. Günlük rutinimiz içerisinde yer almasa da deprem ve diğer tüm doğal olaylar hayatımızın bir parçası. Onları afet haline getiren ihmal ve sorumsuz politikalardır. Alınmayan önlemler, hayata ve doğaya kast etmesine rağmen cezalandırılmayan eylemlerdir. Bu gerçeği kabul edip, doğal yaşamın gerçeklerini uzun uzun konuşmak yerine doğa olaylarının bir afet yaratmaması için gerekli önlemler üzerinde konuşmalı ve zaman kaybetmeden gerekli tedbirleri almalıyız.

Rant ve talan üzerine kurulan yönetim anlayışından vazgeçilerek doğal olayların sonuçlarını önleme çalışmalarının bilimsel metotlarla sürdürülmesi, “can ve mal güvenliği” kavramının siyaset üstü bir statüye kavuşturularak bir devlet politikası haline getirilmesi elzemdir.

Bu vesile ile 17 Ağustos ve o günden bu yana yaşanan acıları unutmadığımızı, unutturmayacağımızı belirtmek istiyoruz.

İnsanlığın uygarlık birikimi ve onurunun, yaşanan karanlık sürecin ve tüm olumsuzlukların üstesinden geleceği inancı ile kaybolan tüm değerlerimiz ve canlarımız anısı önünde saygı ile eğiliyoruz.” Dedi.

 

 Narenciyede Avantajlı Bir Döneme Giriliyor! Üreticinin Yüzü Gülecek!

0

Dörtyol ve Erzin Ticaret ve Sanayi Odalarının öncülüğünde bölgenin en önemli tarım geliri olan narenciyenin sorunları hakkında bir çalıştay yapıldı.

Çalıştaya Dörtyol Kaymakamı Ali Murat Kayhan, Dörtyol Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ercan Yıldırım, Erzin Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Muhteşem Vural, Erzin Ziraat Odası Başkanı Ahmet Keskin, Dörtyol Ziraat Odası gönüllü danışmanı Mevlüt Coşkun, Dörtyol İlçe Tarım Müdürü Soner Kıymacı, hatay Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi Hamdi Tanju Katipoğlu, Zirai İlaç Bayileri, Narenciye Üretici Birlikleri, Paketleme Tesis temsilcileri, sulama kooperatifleri ve basın kuruluşlarının temsilcileri katıldı.

Dörtyol Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ercan Yıldırım’ın yaptığı açılış konuşmasının ardından bir açıklama yapan Dörtyol Kaymakamı Ali Murat Kayhan, üretime yönelik yapılan her çalışmanın yanında yer almaya hazır olduklarını belirtti ve dünya pazarlarına açılmadan ürettiğimiz ürünlerin gerçek değerini asla bulamayacağını söyledi.

Çalıştay sonunda tarımsal üretimde gübre pestisit sulama ve benzeri girdi fiyatları, gelen zamlar her zaman Üreticiler için ana problem olarak ön plana çıkmıştır. Kaliteli ve yüksek miktarda tarımsal üretim belli kural ve kaidelere uygun tarım uygulamaları sayesinde olur.

Dörtyol-Erzin Turunçgil üreticileri ve sektöre hizmet eden resmî ve özel çalışan teknik personelin bilgi ve becerileri gayet iyi durumdadır. Çünkü turunçgil üretimi bölgemizde uzun yıllardan beri yapıldığından paydaşların hepsi yeterli tecrübeye erişmiştir.

Bölgemizin turunçgil ürünleri (özellikle Satsuma Mandarin) yurt içinde ve yurt dışında tanınmakta ve tercih edilmektedir.

Yaşanan pandemi sürecinde de turunçgil ürünleri ve C vitamininin önemi bir kez daha ön plana çıkmıştır. 2020 sezonunda görülen olumsuz iklim olayları nedeniyle rekoltenin düşmesi ve pandemi etkisiyle geçen yıl fiyatlar beklentinin üzerinde oluştu. Bu yıl ise rekoltenin geçen yıla göre daha fazla olacağı hesaplandığından ürün fiyatlarının yüksek olmayacağı öngörülmektedir.

Bölgemizin üretim potansiyeli ve piyasa koşulları analiz edildiğinde şu noktalar ortaya öne çıkmaktadır.

Öncelikle Dörtyol-Erzin havzası ülkemizin en kaliteli Satsuma mandarininin ve lezzetli portakalların üretim merkezidir ve üretimden kaynaklanan bir sorunu yoktur.

Yurtdışına ihracat potansiyelimiz oldukça yüksektir. Tarım ilçe müdürlüklerimizin başarılı yönlendirmeleri sayesinde Akdeniz Meyve Sineği (AMS) sorunu bu yıl öngörülmemektedir. Bilindiği gibi Akdeniz Meyve Sineği turunçgillerin en tehlikeli ana zararlısıdır. Diğer hastalık ve zararlılarla bulaşık bir meyveyi satabilirsiniz ama Sinek vuruklu meyveyi hiç kimseye satamayız.

Bunun yanısıra turunçgil üretiminde ve sonrasında karşılaşabileceğimiz en büyük problem Pestisit (Kimyasal ilaç) kalıntısıdır. Ürünümün kaliteli bile olsa; üründe tespit edilecek olan ilaç kalıntısı veya Meyve Sineği zararı ürünün heba olmasına sebep olabilir. Akdeniz Meyve Sineği Mücadelesi, Doğru ilaçlama ve gübreleme programları ürünümüzün kalitesini arttıracak ve Pazar değerini yükseltecektir şeklindeki tespitler kamuoyu ile paylaşıldı.

“Gazi Ve Şehitlerimize Çok Şey Borçluyuz!”

0

Türkiye Gazi ve Şehit Aileleri Vakfı Hatay Şube Başkanı Ahmet Ayaz Beyzade Fm Tv’ye konuk oldu.

Serkan Uğraş’ın sunduğu “Haftanın Dosyası” programında konuşan Türkiye Gazi ve Şehit Aileleri Vakfı Hatay Şube Başkanı Ahmet Ayaz: “Gazilerimizin taleplerini çözmek için çalışmalarımızı görüşmelerimizi sürdürüyoruz” dedi.

ŞEHİT VE GAZİLERİMİZE NE KADAR MİNNET DUYSAK AZDIR

Şehitler ve gaziler bizim kutsalımızdır diyen Başkan Ahmet Ayaz, “Onlara çok şey borçluyuz. Tüm insanımız milletimiz bu konuya özen gösteriyor saygı gösteriyor bu konuda hassas olmamız, onları unutmamak önemli. Çünkü bugün burada bu konuşmayı yapabiliyorsak ve akşam istediğimiz saatte uyuyabiliyorsak bunu şehitlerimize ve gazilerimize borçluyuz. 

Bir insanın normal şartlarda gece kalkıp su içmesi 3,5 saniyesini alır, ama iki ayağı veya bir ayağı  protezli olan gazimiz sadece su içmek için 15 dakikasını ayırmak durumda. O yüzden ne kadar minnet duysak azdır” diye konuştu.

HATAY’A BİR MÜJDEMİZ OLACAK

Ayaz, konuşmasının sonunda bir müjdeden bahsederek, “Türkiye Gazi ve Şehit Aileleri Vakfı Genel merkezimizin Hatay gazi ve şehit ailelerimiz için bir projesi var, tamamlandığında yakın süreçte bunu duyuracağız” ifadelerini kullandı.

Ağrılarına Şifayı Osteopati Yönteminde Buldu

0

Almanya’da ikamet eden ve geçmeyen ağrıları nedeniyle İskenderun Gelişim Hastanesi’ne başvuran Ayşe Sülkü, Uzman Fizyoterapist Osteopat Mehmet Ali Yılmaz’ın uyguladığı osteopati yöntemiyle eski sağlığına kavuştu.

“Ağrılarım osteopati uygulamasından sonra son buldu”

Osteopati tedavisinin ardından, ağrılarının sona erdiğini ifade eden Ayşe Sülkü, “Birkaç yıldan bu yana, ağrılarım dolayısıyla hareket edemez durumdaydım. Almanya’dan geldiğimde ağrılarım için birçok polikliniğe başvurdum, fakat ağır ağrıkesiciler kullanmama rağmen ağrılarım bir türlü geçmiyordu. Osteopatiyi araştırdım ve denemek istedim. Mehmet Ali Bey’in uyguladığı tedavi yöntemiyle ilk seansta bile çok rahatladım. Osteopatinin başarılı sonucu, beni çok mutlu etti. Mehmet Ali Bey’e çok teşekkür ederim” dedi.

“Osteopati elle uygulanan bütüncül bir yaklaşımdır”

Osteopatinin ağrılar üzerinde etkili bir yöntem olduğunu belirten Fizyoterapist Osteopat Mehmet Ali Yılmaz, “Oturup kalkarken; kürek kemiğine ve başına doğru yansıyan ağrılar nedeniyle bize başvuran hastamızda tespit ettiğimiz mekanik kitlenmelerden dolayı, ayak parmağından, kafatasına kadar değerlendirme yapıposteopati yöntemini uygulayarak, rahatlamasını sağladık. Hastanın geçmişte yaşadığı travmalar, özellikle trafik kazası öyküsü, doğum esnasında pöç kırığının oluşması ve bacak kırığı öyküsünden sonra, bunun mekaniğe yansımasını tek tek değerlendirdik. Bu bölgedeki kısıtlı bulduğumuz bağlantılı yapılarıyumuşak tekniklerle gevşettik. Hasta ilk seansta bile farkı görmüş oldu.Osteopati, elle uygulanan bütüncül bir yaklaşımdır. İlgili uzman hekimlerimiz tarafından ameliyat seviyesine gelmediği belirlenen hastalarımızın ağrılarının, azaltılması ya da giderilmesinde osteopatiyi öneriyoruz” dedi.

“Manuel terapi ile ağrılara son verilebilir”

Osteopatinin; kas ve iskelet sistemi hastalıkları başta olmak üzere, birçok rahatsızlıklarda uygulandığını ifade eden Mehmet Ali Yılmaz, “Osteopati; sadece elle uygulanabilen, anatomiyi, fizyolojiyi ve biyomekaniği esas alan bütüncül bir tedavi yöntemidir. Osteopatinin amacı; hareket kısıtlılığını tespit edip serbestleştirerek, normal dolaşımı sağlayıp, vücudun kendi kendine iyileşme potansiyelini açığa çıkarmaktır. Eğer vücudun herhangi bir bölgesinde hareket kısıtlılığı var ise, vücut adaptasyon olarak hareket kabiliyeti daha az olan farklı bir noktaya yüklenmek zorunda kalır. Bu yüklenme sonucunda; ağrı, sızı, kas spazmı gibi durumlardan dolayı hasta, soğuk uygulama, ağrı kesici, kas gevşetici gibi yollara başvurabilir. Ancak ağrının esas kaynağı olan hareket kısıtlılığı giderilmediği için de hasta, ağrıyı tekrar tekrar yaşayabilir ve bu durum yıllarca sürebilir. Osteopat olarak, organlarla hareket sistemi arasındaki ilişkiyi, kafa ve kuyruk sokumu arasındaki hareket kabiliyetini, dolaşım sistemini göz önünde bulundurarak, ağrıya asıl sebep olan hareket kısıtlılığını tespit edip çözerek, kişinin sağlıklı iyileşmesini hedefleriz. Osteopatinin tedavi süresi, hastalığın boyutuna göre değişmekle beraber, tek seans da olabildiği gibi, ortalama dört-beş seansa kadar sürebilmektedir” açıklamasında bulundu.

Yayladağı’ndan Avrupa’ya Yöresel Ürün İhracı

0

Hatay’ın Yayladağı ilçesi, Almanya’da yaşayan aslen Yayladağılı olan bir başkanı ağırladı. UIDWürttemberg Bölge Kadın Kolları Başkanı Hatice ŞAHİN, memleketi Hatay’ın, Yayladağı ilçesi Belediye Başkanı Mehmet YALÇIN ve Yayladağı Kadın Kooperatifi Başkanı Damla Hatice YALÇIN’ı ziyaret etme fırsatı buldu ve bazı konuları istişare ettiler.

Yöresel ürünlerini üreterek, internet yoluyla satışa sunduklarını anlatan ve Yayladağı çileğinden ürettikleri çilek reçelini de Türkiye yanı sıra Almanya’ya paketler halinde göndermeye başladıklarını anlatan Damla Hatice YALÇIN, ileriki zamanda nar ekşisi, yöresel tuzlu yoğurt, sumak gibi daha birçok ürünü de yurtdışında yaşayan vatandaşlarımıza ulaştırmayı arzu ettiklerini söyledi.

Aslen Yayladağılı olan ama Almanya’da yaşayan Hatice ŞAHİN şu açıklamalarda bulundu: “Yayladağı Kadın Kooperatifimizi tebrik ediyoruz. Girişimci kadınlarımızın emeklerine sağlık. En kısa zamanda yöresel ürünleriyle buluşmayı diliyoruz”

‘Güvenli İş, Güvenli Gelecek’ Projesi Eğitimleri OSB Salonunda Başladı

0

İskenderun Ticaret ve Sanayi Odasının da ortağı olduğu “Güvenli İş Güvenli Gelecek (SafeJob, SafeFuture) isimli AB Hibe projesinde İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimleri başladı.

İş Sağlığı ve Güvenliğinin Geliştirilmesi Programı kapsamında İskenderun Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, İskenderun Organize Sanayi Bölgesi Başkanlığı, İskenderun Ticaret ve Sanayi Odası ile  Özçelik-İş Sendikası  İskenderun Şubesi ortaklığında yürütülen Güvenli İş Güvenli Gelecek (SafeJob, SafeFuture) isimli AB Hibe projesinde İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimleri  İskenderun Organize Sanayi Bölgesinde başladı.

Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren Ekinciler A.Ş. çalışanlarının bulunduğu 30 kişilik ilk grup  OSB eğitim salonunda eğitime katıldı.

Eğitimciler içerisinde İskenderun Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Mehmet Hakan DEMİR ve İskenderun Mesleki ve teknik Anadolu Lisesi Öğretmeni Nasreddin TAÇYILDIZ yer aldı. Sanal gerçeklik ortamı teknolojisi kullanılarak uygulamaların yapılacağı eğitimler 4 gün sürecek. Bir çok farklı işletmeden katılımcılar ile toplam 10 grup halinde yapılacak eğitimler Eylül Ayı sonuna kadar devam edecek.

Eğitim açılış konuşmasını yapan İskenderun Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Yusuf YILDIRIM tüm katılımcılara başarılar dileyerek projenin iş sağlığı ve güvenliği kültürünün yaygınlaşmasında bölgemize katkı sağlayacağına inandıklarını belirtti.

Proje Koordinatörü Kerem DEVECİ proje hakkında bilgilendirme konuşması gerçekleştirdi.

Rahim Ağzı Kanserini Büyük Oranda Önleyen HPV Aşısı, TBMM Gündemine Taşındı

0

Hatay-Samandağlı HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları Oruç, rahim ağzı kanserini büyük oranda önleyen HPV aşısını TBMM gündemine taşıdı. Oruç; yüzde 99’una HPV enfeksiyonunun sebep olduğu ve dünyada her yıl 250 bin kadının hayatını kaybetmesine neden olan rahim ağzı kanserinin, HPV aşısı ile büyük oranda önlenebildiğini belirtti.

 

Türkiye’de aşılama takviminde yer almayan HPV aşısını, önergeyle Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya sordu.

Human Papilloma Virüsünün (HPV), deriyi ve mukozaları enfekte eden, yaklaşık 200 farklı çeşidi olan, yaygın şekilde zannedilenin aksine kadınlara olduğu gibi erkeklere de bulaşan ve dünyada en sık görülen cinsel yolla bulaşıcı hastalıklardan biri olduğunu söyleyen Milletvekili Oruç, rahim ağzı kanserinin yüzde 99’unun HPV enfeksiyonu sebebiyle oluştuğunu bildirdi.

Aşının Tek Dozu 600 TL

Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, her yıl dünyada 500 bin kadına rahim ağzı kanseri tanısı konulduğunu ve her yıl yaklaşık 250 bin kadının rahim ağzı kanserinden yaşamını yitirdiğini belirten Milletvekili Oruç, önergesinde şunlara yer verdi: “Buna karşın HPV enfeksiyonunun ve buna bağlı olarak rahim ağzı kanserinin aşı ile büyük oranda önlenebileceği bilimsel olarak ortaya konulmuştur. 2006 ile 2020 yılları arasında bu aşı 100’den fazla ülkenin ulusal aşı programındadır. Aşılama bu kanser türünün önlenmesinde en etkin yöntemse de Türkiye HPV aşısını ulusal aşılama programına almamıştır. Türkiye’de bu aşıyı yaptırmak isteyen kişiler üç doz kullanımı gerekli olan bu aşının tek dozu için yaklaşık 600 TL ödemek zorunda kalmaktalar. Oysa HPV aşısı ulusal aşı programına alınmasıyla binlerce kadının hayatı kurtulabilecekken, aşıyı Sağlık Bakanlığı aşılama takvimine almayarak yaşam hakkı ve sağlık hakkı ihlallerine sebep olmaktadır. HPV aşısının sigorta kapsamına alınması ve herkesin aşıya ücretsiz erişebilmesinin sağlanması elzemdir. Bu sayede aynı zamanda bir halk sağlığı sorunu olan HPV aşısının uygulanma sayısı artırılarak, toplumda koruma sağlanması virüsün genel bulaşıcılığını da azaltacaktır.

Bu bağlamda; HPV aşısı neden halen aşılama takvimine dahil edilmemiştir? Bu konuda çalışmalarınız var mıdır? HPV aşısının sigorta kapsamına alınarak ulusal aşı programına eklenmesi ile ücretsiz erişimi sağlanacak mıdır? Son beş yılda rahim ağzı kanseri teşhisi konulan kadın sayısı yıllar bazında kaçtır? Son beş yılda rahim ağzı kanseri nedeni ile hayatını kaybeden kadınların sayısı kaçtır?

 

Asi Nehri’ndeki Katı Atık Ve Su Sümbüller Temizleniyor

0

Hatay Büyükşehir Belediyesi, Asi Nehri’nde ki katı atık ve su sümbüllerini tekneler ile temizlemeye başladı.

Hatay Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı ekipleri, 98 kilometresi Hatay sınırlarında olan, Altınözü, Antakya, Defne ilçelerinden geçtikten sonra Samandağ ilçesinden Akdeniz’e dökülen Asi Nehri’nde temizlik çalışmalarının kapsamını genişletti.

“ATIKLARI DÜZENLİ OLARAK TEKNE İLE TEMİZLİYORUZ”

Temizlik çalışmaları ile ilgili bilgi veren HBB Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı yetkilileri, dünyanın beşinci Avrupa’nın ikinci, Türkiye’nin ise ilk ve en büyük membranlıKüçükdalyan-Narlıca Atık Su Arıtma Tesisi ile Asi’nin atık sulardan arındırıldığını hatırlattı.

Sistem ile atık suların yarattığı su kirliliğinin önüne geçildiğini belirten yetkililer, çevre ve doğal kaynakların korunması ve su kalitesinin iyileştirilmesi için tüm güçleri ile çalıştıklarını belirtti.

Asi Nehri’nin bir bölümündeki suların tarım sulamasında kullanıldığını kaydeden HBB yetkilileri ekosistemin sürdürülebilirliği ve vatandaşların daha sağlıklı bir çevrede yaşayabilmesi amacıyla nehrin şehir merkezinde kalan kısımlarında yüzeyde biriken atıkları düzenli olarak tekne ile temizlediklerini anlattı.

SU SÜMBÜLLERİ ÇOK HIZLI YAYILIYOR

Yetkililer açıklamasında, “ Suriye’de yaşanan savaş sonrası göç dalgası ile nüfus artışı yaşanması, nehiri besleyen kolların yazın tarımsal sulamada kullanılması ve yağışların yeterli olmaması nedeniyle Asi Nehri’ne gelen su miktarında azalma oldu. Çöp ve benzeri atıklarla nehirde kirlilik oluştu. Asi Nehri, gübre kullanımından ötürü azot ve fosfor gibi organik maddelerce zenginleşmektedir.  Su ortamında durgun ve yavaş akan sularda artış gösteren, menşei Güney Amerika olan su sümbülleri yaşadığı ortamda işgalci ve çok hızlı çoğalan bir tür olduğundan, toplanmadığında nehir su sümbülü ile kaplanmaktadır” dedi.

Yetkililer Asi Nehri’nde katı atıkların ve su sümbüllerinin toplanması için 15 Ağustos’ta başlattığı temizlik çalışmalarının aralık ayı sonuna kadar devam edeceğini sözlerine ekledi.

Mehmet Çardak Kaleminden;”Halk Dalkavukluğu”

0

Sevgili okurlarım! Elbette ister tek tek bireylerin olsun, ister bir bütün olarak toplumun olsun, davranış değişiklikleri, yaşadıkları ekonomik, sosyal, siyasal atmosferden bağımsız düşünülemez. Halk dalkavukluğu;  yönetimlerin iktidarlarını tehlikede gördükleri her dönem başvurdukları, kitlelerin en geri yanlarını okşama, en ilkel güdülerini harekete geçirme, deyim yerindeyse aşağılık komplekslerini içi boş bir özgüvenle doldurma çabasıdır diyebiliriz.

Halk dalkavukluğunun temelinde cehaletin övülmesi, adeta bir fazilete dönüştürülmesi vardır. Elbette tarihi yeni değildir. Kitlelerin adam yerine konmaya başlandığı kısmi demokrasilerden günümüze egemen gücün az veya çok hep kullandığı bir yöntem olmuştur. Ama kuşkusuz zirvesine her zaman faşist ve totaliter rejimlerde ulaşmıştır. Son yıllarda ülkemizin de bu popülist yaklaşımın, siyasetin temel propaganda biçimi haline geldiğini görüyoruz.

Bizde halk dalkavukluğunun temel argümanı Batı hayranlığı yerine Batı düşmanlığının ikame edilmesi olmuştur. .Mesela:  ‘Almanya bizi kıskanıyor’ argümanı aslında her şeyi anlatmaktadır. Hep başkalarına imrenerek, başkalarını kıskanarak yaşamış bir insanın artık kendisine imrendiğini ve hatta kendisinin kıskanıldığını düşünmesini bir düşünün. Böyle bir tatminin yarattığı ‘gurur’ şartlarında yaşayan insanların başlarını pencereden dışarıya uzatıp, sokağın çıplak gerçekliğini görmek isteyeceğini düşünebilir miyiz?

Mesela: Bu insanlara Almanya’nın yıllık ihracatının, Türkiye’nin de içinde bulunduğu 57 Müslüman ülkenin (1 milyar 600 milyon nüfusa tekabül eder) toplam ihracatının iki katı olduğunu söyleseniz, sizi duyar mı? Maalesef son 200 yıldır aşağılık kompleksinin çölünde kavrulmuş bu insanlar, gölgesine sığındıkları devasa binaların, köprülerin bedelini merak eder mi sanıyorsunuz?

Halk dalkavukluğunun bir başka davranış biçimi ise cehaletin ödüllendirilmesidir. Örneğin: Hiçbir ekonomi ya da iktisat eğitimi almamış bir kişinin (bir güreşçinin) bir kamu bankasının yönetim kuruluna atanması sadece ‘liyakat’ açısından tartışılırsa bence mesele çok da doğru anlaşılmış olmayacaktır. İktidara yakın sayısız ekonomist vardır. İsteseler pekâlâ kendi politikalarına hizmet eden, alanlarında uzman birini de atayabilirlerdi. Ama kitlelere verilmek istenen mesaj farklıdır. Cehaletin ve sadakatin ödüllendirilmesi ve cesaretlendirilmesi hedeflenmektedir.

Bu tür ödüllendirmeler, yoksul ve eğitimsiz insanların iktidarda kendilerinin olduğu, ülkeyi kendilerinin yönettiği hissini vererek gaflet uykusunu sürdürmelerine hizmet etmeyi amaçlar.  Yıllarca sürdürülen diploma tartışmasını hatırlayınız. Bu tartışmaların toplumun eğitimsiz kesimlerine verdiği subliminal mesajlar, onların kendilerini iktidara yakın hissetmelerini sağlarken, toplumun eğitimli kesimlerinde hayal kırıklığı, umutsuzluk giderek derinleşmektedir.

Her yıl iyi yetişmiş binlerce gencin ülkede gelecek görmeyerek yurtdışına gitmesi, ülkede adeta bir beyin göçü trajedisinin yaşanması iktidar sahiplerinin pek de umurunda görünmemektedir.

Sözün özü, cehaletle mücadele edilip bilgiyi yaygınlaştırmak,  bilgiyi özendirmek ve ödüllendirmek yerine cehalet adeta kutsanarak gaflete dönüştürülmüştür. Son 20 yılın özeti budur. Eskilerin ‘arif’ dediği, günümüz diline ‘kendini bilen’ olarak çevirebileceğimiz insandan fersah fersah uzaktayız artık. Cehaletten eğitimle uyanmak mümkün olabilirdi belki. Ama gafletten ancak trajediyle uyanabiliriz.

Türkiye, gaflet uykusuna düşenler ülkesidir! Bu gaflet uykusuna düşenler hayattan yeterli bir şekilde zevk alamazlar. Sonuç olarak,  her insan hayatta gaflete düşme ihtimaline sahiptir.

Gafiller, çevresindeki gerçekleri göremeyen, anlayamayan ya da geleceğini, ilerisini düşünmeyen ve önemsemeyenlerdir. Gaflet uykusuna düşenleri, 28 Temmuz tarihinde başlayan ve başta Akdeniz ve Ege kıyılarındaki iller olmak üzere farklı illerimizde meydana gelen yangın afetleri ile ülkemizin birçok bölgesinde meydana gelen sel afetleri ve Türkiye’yi tehdit eden Afgan göç dalgası da uyandırmadıysa,  trajediye hazır olun!

Vekil ÖZEL : “Hado İçin Ulaştırma Ve Altyapı Bakanlığı’ndan İzinleri Aldık! Şimdi HBB’nin Verdiği Sözleri Tutma Zamanı”

0

AK Parti Hatay Milletvekili Abdulkadir ÖZEL; “Hatay Büyükşehir Belediyesi Deniz Otobüsü İşletmesi (HADO) için Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımız’dan talep edilen izinleri, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı tarafından sosyal medyada paylaşılan bir video ile öğrenmiştim.” diyerek şu açıklamalarda bulundu.

“Bu paylaşımdan sonra 26.07.2021 tarihinde Hatay Büyükşehir Belediyesine resmî yazıyla müracaat edip, ilgili bakanlıklarda bekleyen evraklarını talep ettim.

Aynı gün tarafımıza verilen cevap ile Hatay Büyükşehir Belediyesi’nin 08.07.2021 tarihinde Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Altyapı Genel Müdürlüğü ile Tersaneler ve Kıyı Yapıları Genel Müdürlüğüne izin için müracaat ettiğini öğrendim.

İlgili Bakanlık ve genel müdürlükler nezdinde yaptığımız girişimler sonrasında HADO’nun seyrü sefer için gerekli eksiklikleri tamamlanmadığını öğrendik. Girişimlerimiz sonucunda Hatay Büyükşehir Belediyesine bu eksikliklerin yolcu güvenliği açısından tamamlatılması taahhüdüyle gerekli izinlerin verilmesini temin ettik.

Böylelikle Hatay Büyükşehir Belediyesi’nin 26 Temmuz 2021’de haberdar olduğumuz Bakanlık izin başvurularını, hemşerilerimiz adına takip ederek 17 Ağustos 2021 tarihi itibariyle olumlu sonuçlandırmış olduk.

Daha önce Arsuz Madenli Yat Limanı’ndaki yeri nasıl tahsis ettiysek bugün de gereken izinleri almış olduk.

Hatay’ımız için atılacak her hayırlı adımın, yapılacak her güzel işin yanında ve takipçisi olduğumuzu ifade ediyor, siz değerli hemşerilerime saygılarımı sevgilerimi sunuyorum. Hayırlı olsun.”

“Bu vesileyle bizler de Hatay Büyükşehir Belediyesi’nden daha önce sözlerini verdiği, kamuoyuna vadettiği ve birlikte gerçekleştirdiğimiz toplantılarda yapacağını taahhüt ettiği;

1- Orman tahsis izinlerini aldığım ve hemşerilerimiz tarafından acilen talep edilen Serinyol-Madenli yolunun yapılması.

2-Yakın zamanda tamamlanacak olan Arsuz Devlet Hastanesinin yolunun yapılması.

3-İçme suyu probleminin başlıca sebeplerinden biri olan (DSİ tarafından tüm eksikleri tamamlanmış ve 185 milyon TL’ye mal olmuş) İskenderun Arıtma Tesisinin devreye alınması.

4-İskenderun TOKİ Konutları’nda Yüklenici firmanın açtığı kuyulardan verilen suyun HATSU tarafından devralınarak, konut sakinlerinin aboneliklerinin derhal yapılması ve inşaatına başlanacak konutlar için de Düğünyurdu mevkine planlanan içme suyu terfi istasyonunun bir an önce başlaması.

5-Daha önce satışı Hatay Büyükşehir Belediye Meclisi kararıyla iki kez iptal edilen Antakya Fuar Alanı’nın satışından derhal vazgeçilerek, anılan taşınmazın, (Belediye Başkanının kamuoyuna duyurduğu sözünü tutarak) Vakıflar Genel Müdürlüğü ile Vakıf Han takas işleminde kullanılması.

6-Geçtiğimiz iki ay boyunca dolaştığımız mahalle ve yaylalarımızda en çok şikayet edilen hususlar olan ve Hatay Büyükşehir Belediyesinin görevi olan yol, içme suyu ve altyapı eksikliklerinin tamamlanması.

Hususlarında gerekli adımların bir an önce atılmasını hemşerilerimiz adına beklediğimizi de beyan etmiş olalım.” Açıklamalarında bulundu.