Cumartesi, Mayıs 2, 2026
No menu items!
Ana Sayfa Blog Sayfa 2021

Yayman Müjdeyi Verdi;“Samandağ Çevre Yolu İhalesi Yapıldı, 27 Km’lik Yol 1 Yılda Bitecek”

0

TBMM Dijital Mecralar Komisyon Başkanı ve Hatay AK Parti Milletvekili Hüseyin Yayman, Karayolları Bölge Müdürü Mehmet Fidan ve yerel partililerle birlikte samandağ çevre yolunda incelemelerde bulunurken yol ihalesinin 4 Ağustos’ta gerçekleştiğini, yer teslimi ile birlikte müteahhit firmanın işe acilen başlayarak 27 km’lik samandağ çevre yolunu 1 yıl içinde tamamlayacağını bildirdi.

Karayolları Genel Müdürlüğünden alınan bilgilere göre 04.08.2021 tarihinde ihalesi yapılmıştır. Sözleşmenin imzalanmasıyla birlikte yer teslimi yapılarak çalışmalara çok hızlı biçimde başlanılacaktır.

Vekil Özel, Kick Boks Şampiyonunu Tebrik Etti

0
Hatay AK Parti Milletvekili Abdulkadir Özel, önceki gün Kick Boks kategorisinde Avrupa birinciliği elde eden Hataylı sporcuyu tebrik etti.
Milletvekili Özel’in, ofisinde kabul ettiği sporcu ile ilgili ziyaret paylaşımı şöyle:
“Türkiye Açık Kick Boks Avrupa Şampiyonası’nda müzikli formda Avrupa birincisi, +91 kiloda Avrupa ikincisi olan İskenderun Fatih Sultan Mehmet Anadolu İmam Hatip Lisesi Öğrencisi Milli Sporcumuz Hüseyin Kardaş‘ı ve Okul Müdürümüz Celal Uyanık ile Hocası Mustafa Cuma Uğurlu’yu iletişim ofisimizde ağırladık. Genç kardeşimizi ve emeği geçenleri tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum.”

Antakya Belediyesi çalışanlarına “Cinsiyet Eşitliği ve Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele”semineri

0

 

 

Antakya Belediyesi Mahfeli Toplantı Salonu’nda, Hatay Valiliği Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünce “Cinsiyet Eşitliği ve Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele” konularında belediyemiz çalışanlarına eğitim programı düzenlendi. 

 

Hatay Valiliği Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünce düzenlenen seminerde Sosyal Hizmetler Müdürlüğü Psikoloğu Rabia Özbek, Cinsiyet Eşitliği ve Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele’de kadına şiddet durumunda kadınların sahip oldukları hakları, başvurmaları gereken yerleri, şiddetin önlenmesi ve ailenin korunması yasasının içerdiği maddeler anlatıldı. 

 

Antakya Belediyesinden yapılan açıklamada, “Şiddetin her türlüsüyle mücadelemiz kararlılıkla sürecektir!” mesajı verildi. 

 

Antakya Belediyesi personelinin büyük ilgisini gören seminer, hanımların yönelttiği sorulara verilen cevaplarla son buldu.

Samandağ-Çevlik Bisiklet yolu Dünya Basınında

0

 

Hatay Valiliği, Samandağ-Çevlik sahil yolundaki Bisiklet yolunun Dünya Basınında yer aldığını belirtti.

 

Hatay Valiliğinden yapılan “Bisiklet yolumuz  dünya basınında” başlıklı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“26 kilometrelik Samandağ  Çevlik -Arsuz -Kale sahil yolu bisiklet parkurumuz Dünya’nın önemli Bisiklet dergilerinden Veloplan’da “Bisiklet yolunu  kaydet” başlığı ile okurlarına aktarıldı.Avrupalı bisiklet tutkunlarına yeni rota seçeneği olarak sunuldu.”

 

Gümrük Kaçağı Makaron ile Tütün yakalandı

0

 

 

 Antakya Reyhanlı karayolu üzerinde durdurulan bir kamyonda gümrük kaçağı 3.050 adet makaron ile 100 kilo tütün ele geçirildi.

Hatay Valiliğinden yapılan açıklamada,  KOM Şube Müdürlüğü ekiplerinin kaçakçılık suçları kapsamında yapmış olduğu çalışmalarda Antakya-Reyhanlı yolu üzerinde  durdurulan 01…. plakalı araçta (kamyon) yapılan aramada; 3.050.000 Adet Gümrük Kaçağı Makaron ile 100 Paket Gümrük Kaçağı Tütün (100 kg)  ele geçirilirken,  D.T. ve M.T. isimli şüpheli  şahıslar yakalanarak haklarında 5607 SKM suçundan adli işlem yapıldığı bildirildi.

Necati Gündüz ‘ün Kaleminden KERBELA….

0

 

 

Necati Gündüz yazdı

KERBELA.

Herşeyin farkında olmak çok ağır bir yüktür. Bazı çok bilmiş sapkınlar söyleniyor ‘’imam hüseyinin (as) kerbela da ne işi vardı ?’’ diye.  yezidin bile aklına gelmeyen bu söylem. (çünkü yezit te hz. hüseyinin haklı olduğunu biliyordu) zamane yezitlerinin diline pelesenk olmuş şimdilerde.

İmam Hüseyin (a.s) Aşura günü, hücceti (Hüccet: (ilahi görevi gereği) Bir şeyi ispat eden delil)tamamlamak için düşman ordusunun karşısında yer aldı ve kılıcına dayanarak yüksek bir sesle şöyle buyurdu:

“Allah aşkına söyleyin! Beni tanıyor musunuz?”

Düşman ordusu: “Evet! Sen Peygamber’in kızının oğlu ve O’nun torunusun.”

İmam (a.s): “Allah aşkına söyleyin! Acaba Resulullah’ın benim dedem olduğunu biliyor musunuz?”

Düşman ordusu: “Evet, biliyoruz.”

İmam (a.s): “Allah aşkına söyleyin! Peygamber’in kızı Fatıma’nın benim annem olduğunu biliyor musunuz?”

Düşman ordusu: “Evet, biliyoruz.”

İmam Hüseyin (a.s): “Allah aşkına söyleyin! Ali b. Ebî Talib’in benim babam olduğunu biliyor musunuz?”

Düşman ordusu: “Evet, biliyoruz.”

İmam (a.s): “Allah aşkına söyleyin! İslam’a ilk iman eden kadın olan Huveylid kızı Hatice’nin benim büyük annem olduğunu biliyor musunuz?”

Düşman ordusu: Evet, biliyoruz.

İmam (a.s): “Allah aşkına söyleyin! Şehitler efendisi Hamza’nın, babamın amcası olduğunu biliyor musunuz?”

Düşman ordusu: “Evet, biliyoruz.”

İmam (a.s): “Allah aşkına söyleyin! Belime bağladığım bu kılıcın Resulullah (s.a.a)’in kılıcı olduğunu biliyor muzunuz?”

Düşman ordusu: “Evet, biliyoruz.”

İmam (a.s): “Allah aşkına söyleyin! Başımdaki bu imamenin Resulullah (s.a.a)’in imamesi olduğunu biliyor musunuz?”

Düşman ordusu: “Evet, biliyoruz.”

İmam (a.s): “Allah aşkına söyleyin! İlk iman eden şahsın babam Ali olduğunu,ilimde herkesten daha bilgili, hilim ve sabırda herkesten daha halim ve sabırlı olduğunu ve bütün erkek ve kadınların mevlası ve önderi olduğunu biliyor musunuz?”

Düşman ordusu: “Evet, biliyoruz.”   İmam (a.s): “Bunları bildiğinize göre, o halde neden benim kanımı dökmeyi helal biliyorsunuz? Oysaki kıyamet günü Kevser havuzu babamın elinde olacaktır; susuz deveyi sudan alıkoydukları gibi o da bir grup kimseyi Kevser suyundan alıkoyacaktır; o gün Hamd bayrağı da O’nun elinde olacaktır.”

Düşman ordusu: “Biz bunların hepsini biliyoruz, bununla birlikte (Yezid’e biat etmedikçe) susuzluktan ölene kadar senden el çekmeyeceğiz.”

Evet, karınları haramla dolu olanlara Peygamber ve İmamdan bile olsa bu öğütler fayda vermez. İmam hüseyinin (as) kerbelada ne işi vardı diyenler, bunların ardılları torunlarıdır.

İşte kerbelanın gerekçesi tam da budur. Peygamber sav. in aramızdan ayrılışı ile ters yüz edilmeye başlanan indirilen dinin terkedilmesi ve hz. hüseyinin dedesinin dinine ve vasiyetlerine sahip çıkması ve bunu hatırlatması ile, Allahı ve peygamberi bunun karşısında kıyam ettiğine dair şahit tutmak içindir. bunları yaptıkları için de küfür ordusunu ve sahiplerini yaptıklarından dolayı kendi nefislerine şahit tutmak içindir. ve o küfürlerinden dolayı havuzun başından susuz ayrılmaları içindir. Virani nin güzel şiiri ile bitirelim….

Gözlerimde kanlı yaşlar

Ağlar Hüseyin aşkına

Şu Kerbelâ ciğerimi

Dağlar Hüseyin aşkına

 

Sevenler dost Muhammedi

Şefaat kanı Ahmedi

Yürekten edip feryadı

Söyler Hüseyin aşkına

 

onu seven alır berat

Muhibleri geçer sırat

Kızıl kan olmuştur Fırat

Çağlar Hüseyin aşkına

 

Salât ona selam ona

Feryat eder Fatma ana

Âşıklar yasından kara

Bağlar Hüseyin aşkına

 

Yine yarem oldu beter

Hasreti burnumda tüter

Muharrem matemi tutar

Aylar Hüseyin aşkına

Anı sevmek yüce devlet

Görürüm cemalin elbet

VİRANİ Yezid’e lanet

Eyler Hüseyin aşkına.

 

Yüce rabbim ehlibeyt’in musibetlerini anıp hüzünlenen ve düşmanlarını yeren herkesten dünyada ve ahirette razı olsun.

Prof. Dr. Garip Turunç’un Kaleminden; “Din Referansli Vicdani Ve Ahlaki Perişanlığımız”

0

Prof. Dr. Garip Turunç

Felsefe tarihinde ahlakın köken ve kaynağına dair çok farklı görüşlerin öne sürüldüğü biliniyor. Bazı düşünürlere göre ahlakın kaynağı insan ve duyguları, bazılarına göre akıl, bazılarına göre ise din ve ilahi buyruktur. Ahlak ve ahlaki duyarlılığın daha ziyade yadırgama ve ayıplamanın yaşandığı yerde belirginleşmesi ve çoğu zaman din ile aynı zeminde kendini göstermesi dikkate alındığında, dinin ahlak konusunda en temel kaynak olduğu yönünde bir tez öne sürülebilir. Ancak şahsi kanaatime göre ahlak meselesi ancak akıl, fikir, vicdan ve tercihin mevcut olduğu yerde konuşulabilir. Zira ahlak ve ahlakilik diğer canlıların aksine insanla alakalı bir meseledir. Dolayısıyla ahlakın temel konusu “insanın ne olduğu” konusuyla çok yakından ilişkilidir.

Alman filozof Kant der ki; “saf pratik akıl (irade) kendiliğinden kayıtsız şartsız ahlaki ilkeyi/yükümlülüğü (kategorik imperatif) üretebilir ve ona tabi olabilir”. İnsan aklı ve vicdanı kayıtsız şartsız ahlaki ilkeyi kendiliğinden üretmediği ve ona uymadığı sürece birtakım kurnazlıklar ve şahsi çıkarlar eşliğinde sahte ahlaki imajlar ve illüzyonlar oluşturabilir. Bir ahlaki eylemi salt ahlaki imaj ya da illüzyon olmaktan çıkarabilecek şey, her şeyden önce insan iradesinin hiçbir kayıt ve şart tanımaksızın salt ahlaki olanı istemesidir. Bununla birlikte en masum ahlaki ilkelerin beşeri kurnazlıklar ve dizginlenemez tutkular neticesinde çıkar/fayda ahlakına dönüştürülmesi, birtakım kişisel isteklerin ahlakilik kisvesiyle meşrulaştırılması ve sonunda ahlakın bir tür manipülasyon aracına dönüşmesi de her zaman mümkün ve muhtemeldir. Örneğin, şayet mümin insanın Allah’la ilişkisinde ve O’nun buyruklarına uyma gayretinde temel veya belirleyici unsur, azap endişesi ve mükâfat beklentisi ise, burada söz konusu olan din referanslı ahlakın ancak sonuç odaklı, yani çıkarcı ve faydacı bir ahlak olduğuna hükmedilebilir. Bu tür bir ahlak, Tanrı’yı kandırma teşebbüsü olarak “kurnazlık ahlakı” diye de tanımlanabilir.

Son aylarda toplumsal yarayı sembolleştiren olayı izlemişinizdir; Üç Ak Parti milletvekili hem bedelli askerlik yapmış hem de milletvekilliği maaşı almış. Bu hukuksuz bir uygulama. Hukuksuzluğu bilinerek yapılan bir uygulama. Ama hukuksuzluğa yönelik bir “meşrulaştırma” mekanizması var ki, bu da son dönem muhafazakarın içini rahatlatma aracı olarak devreye sokuluyor. “Tamam aldık ama ne yaptık bir sorun bakalım. Biz o paraları TSK Güçlendirme Vakfı’na bağışladık.” Ne oldu, bir hukuksuzluk icra edildi ama vicdanlar yıkandı.

Benzeri bir işlemin kimi bürokratların devletteki görevleri sebebiyle aldıkları maaş dışında kimi yönetim kurullarındaki temsilleri sebebiyle aldıkları huzur hakkında da gerçekleştiği açıklandı bu ara. Evet, sevgili bürokratımız yönetim kurulundaki temsilden bir ücret almıştı almasına ama bunu “Hayır işlerinde kullanmıştı.”

Bu bir savunma dili. Belli ki kamuoyunda bu işte bir ahlaki sorun var kanaati uyanmasından endişe ediliyor. Belli ki insanlar hele şu salgın döneminde işsizlikten, ya da işyerinin çalışamıyor olmasından dolayı kıvranırken, evine ekmek götürme güçlüğü yaşarken, böyle ballı maaşlar alınmasının doğuracağı rahatsızlıktan endişe ediliyor.

İşin daha vahim tarafı var. Burada gündeme gelen rakamlar, evet, asgari ücretin açlık sınırının altında olduğu bir ülkede gene de insanların öfkesini çekecek boyutta ama, diyelim milyarlık ihalelerde böyle bir mekanizma işliyorsa, yani “Sana şu ballı ihaleyi verelim, şu arsanın emsalini şu kadar artıralım, şu arsaya inşaat izni verelim, şu yapının kuralsızlığını görmezden gelelim, ama sen de şu vakfa şu binayı yap, şu vakfa şu kadar öğrenci bursu ver, şuraya şu camiyi yap” gibi al-verler devreye giriyorsa, yani toplumun kul hakkından birilerine rant aktarıyor ve cami yaptırarak bu rantın “iç acısı” giderilmeye çalışılıyorsa, burada dinin de kullanıldığı çok kötü bir işlem vardır, hele bu işlemin başındakiler başkalarına kazandırırken kendilerine de aldıkları payı, “hayır işleri” ile kamufle ediyorlarsa, ahlaksızlık içinde ahlaksızlığa imza atıyorlar demektir.

Hayatla, ahlakla kurulan bu madde-leştirici ilişki Varlık’ı ve ahlaki değerler sistemini değersiz-leştirerek dışımıza itiyor. İslami erkle özdeş olduğu düşünülen bir iktidarı ayakta tuttuğu müddetçe politik söz ve fiilleri ahlakın, hukukun ve insan haklarının kriterlerine tabi tutmaya gerek olmadığı imajı yayılıyor.

Bu imajı dini inanç dünyası değil “kuvvet arzusu”, “statü aşkı” ve “bu statüye ilişkin geniş imtiyazlar isteği” pekiştirmektedir. Bu anlamıyla Türkiye’deki İslamcılık ilk defa psödo-seküler ve rant temelli kapitalist modele, ahbap çavuş, eş-dost (crony) kapitalizmine yatkın hale getirilmiştir.

TÜRKİYEDEKİ İSLAMCILIK DİNİ İNANÇ DEĞİL RANT TEMELLİ BİR KAPİTALİST MODEL

İnsanlar yaşadıkları toplumda siyasal, kültürel ve toplumsal konularda farklı tercihlerde ve farklı görüşlerde olabilirler ama inanan insanları bağlayan bir tek ilke vardır, o da ahlakilik ve doğruluk. Ancak son 20 yıllık Türkiye fotoğrafına baktığımızda dindarların müthiş bir savrulmanın yaşandığını görüyoruz.

Neden mi ?

Kanımca İslamcılar iktidarın sunduğu geniş dünyevî nimetler karşısında ruhen çok donanımsız yakalandılar. Daha doğrusu nefis karşısında tasavvufî ya da irfanî geleneğe dayalı erdem ve ruhsal fazilet merkezli korunma sistemleri yetersizdi. Üstelik manipüle edebilecekleri finans kapitalin büyüklüğü karşısında adeta şoka girdiler. Halk tabiriyle ne oldum delisi oldular ve züccaciye dükkânına giren fil misali, yıktılar kadim değerleri eylediler viran.

Güç, kuvvet, ihtiras, kibir, makam, mansıp, şöhret, para, zenginlik, yatlar, katlar, lüks tüketim, lüks dekorasyon, saraylar, yazlıklar, kışlıklar, arabalar [Pudra şekerinden kokaine terfi eden AK Parti Genel Merkez çalışanı çılgın genci saymıyorum bile…], uçaklar gibi büyük hazlar, büyük zevkler karşısında ayakta durabilecek gücü gösteremeyip, materyalist dünyanın nimetlerine kapandılar.

Aslında devletin bu sınırsız imkânları sağlayan bir enstrüman olma işlevini değiştirme vaadinde bulundular ve iktidara geldiler. Fakat devletin enstrümanları onları değiştirdi. Özel sektör-devlet ve rant kaynaşmasını, derin devlet-medya ortaklığını, devletin emeksiz ve haksız kazanç kapısı olmasını (ve de rüşvet kapısı olmasını) bitirmeleri bekleniyordu [Hatırlayalım AKP 3 Y ile (Yolsuzluk, Yoksulluk ve Yasaklar) iktidara geldi]. Ama kamu kaynaklarıyla zenginleşme, ballı ihaleler, “çökme”ler, üç beş’li maaşlar, talan ekonomisi, eş-dost, akraba kayırmaya dayalı kapalı devre sistem/iktidar onları bitirdi.

Nefis ve Enaniyet (Bencillik) galip geldi. Ene büyük bir gayya ve girdap oldu onlar için. Kibirle “Siz kim oluyorsunuz” çığırtkanlığı başladı. Şarkın dingin irfanî teyakkuz yaklaşımının yerine geleneksel baskıcılığını ve otoriterliğini “siyaset etme biçimi” olarak benimsediler. Devlet ekonomik rantın en büyük kaynağı olarak görüldü.

Bu nedenle devletin istek ve arzular dünyasını kışkırtan cazibedârlığı karşısında çabucak yenik düştüler ve gittikçe halktan uzaklaşan devlet kurgusuyla seçkinler sınıfına girmekte tereddüt etmediler.

Türk tipi İslamcılığın kendi kendini kandırdığı da oldu. Şimdi biz bu “finans havuzlarını” helal-haram her yöntemle oluşturmazsak bu paracıklar kâfirlerin elinde dolaşacak, düşmana yarayacağına bize yarasın, geleceği de düşünmeliyiz öyle değil mi, din adına kullanırız gibi tümüyle sağdan yanaşan mafya ve şeytanî mantığın kötücül oyununa geldiler.[Son olarak ne görüyoruz? İslamcı-muhafazakâr AKP’nin mafya şefleriyle samimi ilişkiler içinde olduğunu görüyoruz. Buna benzer hikâyelerin devamı da geliyor. Anayasa profesörünün “uyuşturucu baronu” ile ilişkileri çıkıyor, çıkıyor da çıkıyor.] Demek ki, bu basit tağutî (sınırı aşma) akla karşı çıkacak kadar irfanî donanımları yoktu.

AKP iktidarıyla İslamcılık toplumun bir kesimde entelektüel ve kültürel ağırlığını kaybedip gittikçe maddeci lümpen bir ideolojiye dönüşmeye başladı. Neo-liberal düzenle yoğun işbirliği ve tüketim ideolojisini egemen kılmaları İslamcı kültürü AVM ve Rezidans kültürüne, hiçbir şey üretmeden ihale rantlarını yemeye itti. Herkes ikbal (yüksek bir makama ya da iyi bir duruma erişme) peşine düştü. Dünyayı Türkiye’den ibaret sanıyorlar. Türkiye’de iktidar olmanın her şeye yeteceğini düşünüyor ve kapalı devre bir sistem kuruyorlar. Bu türden bir İslamcılığın ne Doğuda ne Batıda dostu olmaz.

Türkiye’nin ve genel olarak Müslüman toplumların sorunları hukuksuzluk, yolsuzluk, kuralsızlık, yoksulluk ve eğitimsizliktir; insana yatırım yapmamaları ve bunlara bağlı olarak gelişen demokrasi problemleridir. İslam dünyasının sorunları İslamcılıkla çözülmediği gibi daha da derinleşmiştir.

Türkiye’de daha başka bir patoloji yaşandı. AKP iktidarı altında kapitalist süper tüketim nesnelerinin dolaşımını içeren maddi süreçler, İslam dinini kullanan yeni bir hayat tarzı üretti. Bu maddeci ideoloji İslamcı meta fetişizmine dönüştü, çünkü çarpık bir muhafazakâr bilincin neo-liberal haz ve tüketim düzeniyle bağdaşmasını sağladı. En genel anlamda, Türk tipi İslamcı düşünceyi belirleyen dünyevîlik ve maddeciliktir artık.

Aslında Tanrı ve vahiy değil Politik olan kutsanıyor. Emre itaat ve otorite yüceltiliyor. Politiğin Kutsanması yoluyla hukuk ve sivil toplum iktidarın yürütme erkine tabi kılınıyor. Bu sistem kuşkusuz varlığı politik tecrübenin elde ettikleriyle sınırlayan ve Tanrı tasavvurunu müsemması olmayan bir isimle hayattan izole eden statü ve madde merkezli bir sistemdir. Mümkün varlıkla Vâcib Varlık arasındaki ilişkiyi koparan söz-merkezci (logo-centric) bir tasavvurdur. Hep kartezien ikilik üreten bir tasavvur.

TÜRKİYE’NIN BU AHLAKİ SİSTEMİNİ DEĞERSİZ-LEŞMEKTEN KURTULMASI GEREKİYOR

Nasıl mı ?

İtalyan yazar ve romancı İtalio Calvino’nun Citta İnvisibili (“Görünmez Şehirler”) adlı eserinde Marko Polo’ya söylettirdikleri belki az da olsa işimize yarar:

“Cehennem gelecekte olan bir şey değildir. Eğer cehennem diye bir şey varsa, o halihazırda buradadır. Biz onu birlikteliğimizden yarattık ve onu her gün yaşıyoruz. Ondan çekilen acıdan kurtulmanın iki yolu var: Cehennemi kabul edip, onu görmeyecek kadar onun parçası olmak; ikincisi daha risklidir ve sürekli uyanık olmayı gerektiriyor: Cehennemin orta yerinde kimin ve neyin cehennem olmadığını ara, öğren ve katlanmalarına yardımcı ol, onlara alan aç.”

Evet, Sevgili hemşerilerim/okurlarım, uzaktaki güzel ülkemin güzel insanları; İngiliz şairi John Donne’un 400 küsur yıl önce dediği gibi; hiçbirimiz bir ada değiliz tek başımıza, bütün ya da insan da değiliz. Ve çanlar şimdi bizim için çok daha şiddetli çalıyor!

Ya dünyanın yeni koşulları içinde daha çok, çok daha fazla yaşama yollarını bulacağız ve insan kalacağız ya da insanlığımızdan olacağız. Ya ‘yeni normal’ denilen ucubenin, paylaşımcı, dayanışmacı, kamucu, komünal toplumsal formlara dönüşmesi için çabalayıp insan olarak varlığımızı sürdüreceğiz ya da bizi insanlığımızdan edecek dehşet senaryolarının gerçekleşmesini öylece seyredeceğiz.

Ya eski doğrularımızı cilalayacağız ya da demokrat, aydın, solcu, milliyetçi, İslamcı vb. kimliğimizin tozunu kaldırıp altındaki kötülükle hesaplaşacak, daha derinden bakacağız.

Ya ezberlerimizi havalandırıp tekrar kullanmaya başlayacağız ya da yeniden öğrenmeye heves edeceğiz.

Ya düşmanlıklarımızı “ama”lar “fakatlar” ile süsleyeceğiz ya da vicdanımızla düşünmeye koyulacağız.

Ya yine bildiğimiz yolları yürüyecek ve çıkmaza varacağız ya da başka yollar arayacağız.

20’nci yüzyılın en önemli yazarlardan İsviçreli Harmann Hesse’in dediği gibi ; “Değiştirebileceğimiz ve değiştirmemiz gereken şey bizleriz, biz kendimimiz, bizim sabırsızlığımız, mânevi alandaki benciliğimiz, incinip kırılmalarımız, sevgi ve hoşgörü noksanlarımızdır. Bunun dışında dünyayı değiştirmeye yönelik her görüş en iyi niyetlerle de yola çıkıyor olsa yararsızdır bence”.

Hayat sadece seyirci kalarak, tribünden bakarak yaşayacağımız bir şey değil. Sadece bir ömrümüz var; ne kadar süreceğini hiç bilmediğimiz, bilmeyeceğimiz. İçinde olduğumuz etkilendiğiniz, etkilediğimiz, etkilenenleri gördüğünüz, bedel ödediğimiz ya da bedel ödeyenleri gördüğünüz, şahit olduğunuz bir ömür yaşıyoruz, yaşayacağız. Uzunluğu kısalığı bir yana, nasıl yaşadığımız önemli. Şikâyet etmek yerine yapmaya, yıkmak yerine onarmaya başladığımızda bir şey değişir.

Gözyaşlarımızı ve sevinçlerimizi sadece “bizden” olanlara sakladığımızda bir şey değişmez. Birbirimizin yokluğuna hevesle bakıp, güldüğümüzde bir şey değişmez. Bencillik yerine dayanışmayı, düşmanlık yerine kardeşliği ektiğimizde her şey değişir.

Kendi acımızla herkesin hemhal olmasını beklerken başkasının acısına yüz çevirdiğimizde hiçbir şey değişmez. Adaleti sadece kendimiz için istediğimizde bir şey değişmez. “Beter olsun” demek yerine “ne derdi var” dediğimizde bir şey değişir. “Gebersin” yerine “yaşasın” dediğimizde her şey değişir.

Sonuçta, hiçbir yerden hiçbir kurtarıcı gelip bize adaleti, sağlığı, huzuru, mutluluğu bahşetmeyecek. Ya biz uğraşarak, didinerek, dayanışarak alacağız ya da her şey eskisi gibi olacak.

HBB Başkanı Savaş Yayladağılı Hemşehrileri İle Buluştu

0

Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Lütfü Savaş, Yayladağılı hemşehrileri ile bir araya geldi.

Yeşiltepe, Aydınbahçe, Gözlüce, Yayıkdamlar, Yeditepe ve Leylekli mahallelerinde davul ve zurnalarla karşılanan Lütfü Savaş’ı mahalle sakinleri bağrına bastı.

Ziyaretlerinde Başkan Lütfü Savaş’a CHP Yayladağı İlçe Başkanı Hayrettin Hançar ile eski ilçe başkanı Nevzat Gonca da eşlik etti.

Başkan Lütfü Savaş, mahalle ziyaretlerinin ardından Yayladağı Belediye Başkanı Mehmet Yalçın ile birlikte, hizmetlerde çözüm ortağı olarak gördüğü Yayladağılı mahalle muhtarları ile buluştu.

SAVAŞ: GEÇMİŞTE OLDUĞU GİBİ GELECEKTE DE EŞİT VE İHTİYACA DÖNÜK HİZMET ÜRETECEĞİZ

Muhtarlarla olan buluşmasında, HBB ve HATSU’nun geçmişte olduğu gelecekte de eşit ve ihtiyaca dönük hizmet üreteceğini söyleyen Savaş, “Yayladağı’na 28 kilometre beton asfalt yapmayı düşünüyorduk. Bunu 40 kilometreye çıkardık. En geç sonbaharda bu 40 kilometrelik asfaltı sereceğiz. Su sıkıntısı olan mahalle ve köylerimizde sorunları çözmek için palan ve projelerimiz hazır” ifadelerini kullandı.

HATSU, Suriyelilere Kasıtlı Su Verilmediği İddialarını Yalanladı

0

 Hatay Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi bazı basın yayın organlarında yayınlanan “Yayladağı’nda Suriyeliler’in bulunduğu barınma kamplarına verilen suyu kasıtlı olarak kesildiği iddialarını sert bir dille yalanladı.

HATSU’dan yapılan yazılı açıklamada, haberlerin gerçeklikle ilgisi bulunmadığı  “Çamur at izi kalsın anlayışı” ile yayınlandığı savunuldu. Haberlerin habercilik ilkeleri ile asla bağdaşmadığı, ilgili birimlerden hiçbir bilgi ve belge talep edilmeden yazılan metinlerdeki iddiaların kabullenilemeyeceği ifade edilen HATSU açıklamasında şöyle denildi:

“İnsanın temel ihtiyacı olan “SU” üzerinden yapılan kirli bir siyasi algı yürütülmeye çalışılmaktadır.   

Abone numarası 25460036 ile 25460050 olan ‘Yayladağı Geçici Barınma Merkezi’nde 06 Temmuz 2021 ile 05 Ağustos 2021 tarihleri arasında 5 bin 97 metreküp su tüketimi gerçekleşmiştir.

Ayrıca, hiçbir din, dil, ırk ve renk ayrımı yapmadan hizmetlerini “İnsan” odaklı sürdüren HATSU, suyun iletim durumunu ve kontrolünü düzenli olarak sağlamaktadır.  

Yağışların yeterli düzeyde gerçekleşmemesiyle meydana gelen kuraklığın ülkemizin en önemli sorunlarından biri olduğunu unutmamak gerekir. İlimizde ani artış gösteren nüfusa bağlı olarak su tüketiminin de 3 kat arttığını hatırlatır, tüm bunlara rağmen söz konusu bölgeye bireylerin ihtiyacını karşılayacak düzeyde su iletiminin yapıldığını ifade etmek isteriz.

Su seviyesinin düşük olmasından kaynaklı suyun dönüşümlü verildiği süreçte dahi hiçbir ayrım yapmadan hem Yayladağı halkına hem de kamptaki misafirlere tankerlerle destekte bulunulduğunu önemle belirtiriz.

Hatay ve Su Kanalizasyon İdaresi, hayatın olmazsa olmazlarından olan suyun teminini, dağıtımını ve diğer altyapı hizmetlerini yaparken “insan sağlığını, hayatını; doğayı ve doğadaki canlıları koruma” anlayışı dışında hiçbir anlayışı kabul etmediğimizin bir kez daha altını çizer, kamuoyuna saygılarımızla bildiririz.”

“Glutatyon Tedavisi İle Hücreleriniz Yenilensin!”

0

İskenderun Palmiye Hastanesi Medikal Estetik ve Tamamlayıcı Tıp Uzmanı Başhekim Dr. Ömer Suha Caymaz, yaşlanma karşıtı (antiaging) etkisinin yanı sıra vücuttaki hücreleri yenileyen glutatyon tedavisinin, birçok hastalığı tedavisini tamamlayıcı özellikte bir uygulama olduğunu ifade etti.

Glutatyon Tedavisi Ne İşe Yarar?

Glutatyon tedavisinin vücuda sağladığı faydalardan söz eden Dr. Ömer Suha Caymaz, “En önemli antioksidanlardan olan glutatyon; insan vücudunda biriken zararlı maddeleri etkisiz hale getirerek, vücudun korunmasını, temizlenmesini sağlar. Bağışıklık sistemini güçlendirici özelliğe sahip olan glutatyon tedavisi, yaşlılık belirtilerini yavaşlatır ve bunun yanında vücudun hastalıklara direnci arttırır. Bir destek tedavisi olan glutatyon tedavisi; kas performansını arttırır, sigaranın vücuda verdiği zararları azaltır, meyve ve sebzedeki kimyasal kirleri, et ve sütteki hormonların, antibiyotiklerin zararlarını azaltır. Glutatyon tedavisi, mükemmel bir detoks ustasıdır” açıklamasında bulundu.

Glutatyon Tedavisi Nasıl Uygulanır?

Glutatyon tedavisinin uygulama şekli hakkında bilgiler veren Dr. Ömer Suha Caymaz, “Haftada bir defa olmak üzere, ortalama altı seans yapılmasını önerdiğimiz glutatyon tedavisi, damar yolundan uygulanmakta ve ortalama 45 dakika sürmektedir. Kişiye özgü yüksek doz C vitamini tedavisi de glutatyon tedavisinin etkisini arttırmak için yapılmaktadır” dedi.

Arsuz Belediyesi Spor Şenlikleri Başladı!

0

Arsuz Belediyesi tarafından gerçekleştirilen Spor Şenlikleri kapsamında, çeşitli dallarda turnuvalar başladı.

Arsuz Belediyesi tarafından düzenlenen ve çeşitli branşlarda gerçekleştirilecek olan Spor Şenlikleri, Arsuz Belediye Başkanı Dr. Asaf Güven’in ‘Gelişim Ligleri Futbol Zafer Kupası’ maçlarının başlama vuruşunu gerçekleştirerek başladı. Spor Şenlikleri 4 farklı branşta gerçekleştirilecek. 07 Ağustos günü başlayan, 12 futbol kulübünün, 18 yaş altı yaklaşık bin futbolcusunun katıldığı Gelişim Ligleri Futbol Zafer Turnuvası 29 Ağustos Pazar günü son bulacak. Arsuz Gözcüler plajında düzenlenecek olan Motofest 13-14-15 Ağustos günleri gerçekleştirilecek. 20-21-22 Ağustos tarihlerinde, Karaağaç halk Plajında Plaj Futbolu, Gülcihan Halk Plajında Plaj Voleybolu sporcuları sahne alacak.

Sporun sağlık açısından da önemli olduğunu belirten Arsuz Belediye Başkanı Dr. Asaf Güven, “ Pandemi sebebi ile geçen yıl gerçekleştiremediğimiz Spor Şenliklerimizi bu sene getirilen kısıtlamaların kaldırılması ile birlikte tekrar gerçekleştiriyoruz. Özellikle pandemi sürecinde spor aktivitelerinden uzak kalan çocuklarımızı düşündük. Bu yıl futbol alanında gerçekleştirdiğimiz zafer kupası müsabakalarını özellikle 18 yaş altı gelişim ligleri olarak belirledik. Tabi sadece futbol değil, plaj futbolu, plaj voleybolu ve motor yarışları yani Motofest’te spor şenliklerimiz dahilinde start alacak. Sakatlıkların yaşanmadığı iyi bir turnuva olmasını temenni ediyor, Turnuvalara katılan tüm sporculara başarılar diliyorum,” dedi.

İskenderun Otobanda Seyir Halindeki Kamyon Alev Aldı!

0
İskenderun Modern Evler Mahallesi üstündeki otobanda seyir halindeki bir kamyon yandı.
Henüz bilinmeyen nedenden dolayı yanan araç kısa sürede alevlere teslim oldu.

Arsuz Yukarı Kepirce’de Trafonun Patlaması Sonucu Yangın Çıktı!

0

Arsuz Yukarı Kepirce mevkinde kırsal alanda bulunan Trafonun patlaması sonucu Yangın çıktı.

Yangın Ormanlık alana ulaşmadan Orman Müdürlüğü ekipleri tarafından havadan ve karadan hızlı müdahale ile büyümeden söndürüldü.

TCDD Arsuz  Eğitim ve Dinlenme Tesisinin astığı “Covit-19  nedeniyle girmek yasaktır”afişine suç duyurusu 

0

Arsuz’lu Avukat  Necati Yıldız Arsuz´daki TCDD Eğitim ve Dinlenme Tesisinin, yurttaşların tesise almaması ve yapılan itirazlar üzerine Covid-19´u gerekçe göstermesi üzerine savcılığa suç duyurusunda bulundu.

 

 

Av Yıldız ayrıca Arsuz Belediyesine başvurarak TCDD´nin engellerinin belediye tarafından  kaldırmasını istedi

“Kamp müdürünün keyfi olarak böyle bir yasak getirmesi, Anayasaya ve kanunlara aykırıdır.

Kamp girişine “Covit-19 tedbirlerinden dolayı kamp sakini harici giriş-çıkış yasaktır” yazısı asıldığını belirten Yıldız, suç duyurusunda, “Kamp müdürünün böyle bir karar alması mümkün değildir. Bu hem görev ve yetki gaspıdır ve hem de kanuna aykırıdır. Salgın hastalık ile mücadele kapsamında müeyyideler ancak kanun ile düzenlenir. Uygulama ve denetim yetkisi de Hatay İl Hıfzıssıhha Kuruluna aittir” ifadesine yer verdi. Yıldız, “Kamp müdürünün keyfi olarak böyle bir yasak getirmesi, Anayasaya ve kanunlara aykırıdır. Anayasa ve yasalara göre kıyılar tüm halkın kullanımına açık olmalı” görüşünü de ifade etti.
Arsuzlu avukat Necati Yıldız, Arsuz TCDD Kamu Sosyal Tesisi Müdürü Ali K. hakkında, ´görevi kötüye kullanmak, anayasaya ve Kıyı Kanununa muhalefet etmek´ iddiasıyla İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu. Avukat Yıldız, Arsuz Belediyesine yaptığı başvurada da, Arsuz´daki TCDD Eğitim ve Dinlenme Tesisinin etrafındaki giriş-çıkış, sağ-sol, ön-arka ve dört tarafındaki duvar, çit, tel örgü ve diğer tüm engellerin kaldırılması talep etti.

Savcılığa suç duyurusu

Arsuzlu avukat Necati Yıldız, TCDD Kamu Sosyal Tesisi Müdürü hakkında, ´görevi kötüye kullanmak, anayasaya ve Kıyı Kanununa muhalefet etmek´ iddiasıyla İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığına, 30 Temmuz 2021 tarihinde yaptığı suç duyurusunda, müdür hakkında kamu davası açılıp, cezalandırılmasını istedi.

“Covid yasağı müdürün değil, hıfsıssıhha kurulunun”

Yıldız, İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği suç duyurusunda, Gözcüler mahallesinde oturduğunu ve evinin tesisin karşısında yer aldığını belirterek, şunlara yer verdi: ”

“… evim Arsuz TCDD (Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları) Eğitim ve Dinlenme Tesisinin karşısında yer almaktadır. Uzun yıllardır evimin karşısındaki bu yerden sahile inerek yürüyüş yaparım ve denize girerim. Zaman zaman da ailemle beraber burdan denize gireriz. Yakın zamana kadar herhangi bir sorun yaşamadık. 23.07.2021 günü sahilde yürüyüş yapmak ve denize girmek için her zamanki gibi kapıdan giriş yaptığım esnada kapıda görevli bekçi memuru beni durdurarak içeri giriş yapamayacağımı söyledi. Ben de sebebini sordum yeni bir müdür geldiğini ve bu şekilde talimat verdiğini söyledi. Ben de müdür ile görüşmek istediğimi söyledim. Ardından müdür geldi ve kendisine sormam üzerine ´evet emri ben verdim, içeri vatandaşın, halkın girmesi yasaktır´ dedi. Ben de avukat olduğumu bu yasağı hangi kanuna dayanarak verdiğini sordum. Buranın tapusunun TCDD´na ait olduğunu ve istediği gibi karar verebileceğini söyledi. Ben de tapusu olsun olmasın, Anayasa ve Kıyı Kanuna göre denize 100 metre mesafedeki yerlerin kamusal alan olduğu ve halkın kullanımına açık olduğunu ifade ettim. 29.07.2021 günü itibari ile kapıya birkaç tane kağıt astırmıştır. Kağıtta aynen şunlar yazmaktadır; ´Covit-19 tedbirlerinden dolayı kamp sakini harici giriş-çıkış yasaktır´. Kamp müdürünün böyle bir karar alması mümkün değildir. Bu hem görev ve yetki gaspıdır ve hem de kanuna aykırıdır. Salgın hastalık ile mücadele kapsamında müeyyideler ancak kanun ile düzenlenir. Uygulama ve denetim yetkisi de Hatay İl Hıfzıssıhha Kuruluna aittir.”

“Kamp müdürünün keyfi yasak getirmesi kanunlara aykırı”

Yıldız, suç duyurusuna şöyle devam etti: “Kamp müdürünün keyfi olarak böyle bir yasak getirmesi Anayasaya ve kanunlara aykırıdır. Anayasa ve yasalara göre kıyılar tüm halkın kullanımına açık olmalı. Kıyı Kanununun 4. ve 5. maddesinde denize 50 metreden yakın yerler herkesin kullanımına açıktır deniliyor. Kanunun 5. maddesinde ´Kıyılar devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Kıyılar, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır. Kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. Kıyı, herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık olup, buralarda hiçbir yapı yapılamaz; duvar, çit, parmaklık, tel örgü, hendek, kazık ve benzeri engeller oluşturulamaz´ denilmekte. Buna göre vatandaş istediği otel, işletme veya kamu tesisinden içeri girip oranın ücretli hizmetlerinden faydalanmadan (yemek, şezlong, duş, şemsiye ve tuvalet gibi) dilediği gibi özgürce girebilir, yürüyüş yapabilir veya denize girebilir. Açıkladığım sebeplerden dolayı sanık hakkında kamu davası açılmasını ve ardından cezalandırılmasını saygılarımla arz ve talep ederim.”

Belediyeden, TCDD´nin engellerini kaldırmasını istedi

Avukat Yıldız, Arsuz Belediyesine verdiği dilekçede ise Arsuz TCDD Eğitim Ve Dinlenme Tesisinin etrafındaki (giriş, çıkış, sağ, sol, ön, arka ve dört tarafındaki) duvar, çit, tel örgü ve diğer tüm engellerin kaldırılması talep etti. Tesis müdürünün ´görevi kötüye kullanmak, anayasaya, Kıyı Kanunu ve İmar Kanununa´ muhalefet ettiğini belirten avukat Yıldız, 30 Temmuz´da verdiği dilekçesinde şunlara yer verdi: “Kıyı Kanununa göre denize 100 metre mesafedeki yerler kamusal alandır. Halkın kullanımına açık olan yerlerdir. Anayasa ve yasalara göre kıyılar tüm halkın kullanımına açık olmalı. Kıyı Kanununun 4. ve 5. maddesinde de denize 50 metreden yakın yerler herkesin kullanımına açıktır deniliyor. Kanunun 5. maddesinde, ´Kıyılar devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Kıyılar, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır. Kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. Kıyı, herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık olup, buralarda hiçbir yapı yapılamaz; duvar, çit, parmaklık, tel örgü, hendek, kazık ve benzeri engeller oluşturulamaz´ denilmekte. Buna göre vatandaş istediği otel, işletme veya kamu tesisinden içeri girip oranın ücretli hizmetlerinden faydalanmadan (yemek, şezlong, duş, şemsiye ve tuvalet gibi) dilediği gibi özgürce girebilir, yürüyüş yapabilir veya denize girebilir. Arsuz TCDD Eğitim ve Dinlenme Tesisi müdürü Ali K. vermiş olduğu kanunsuz emir ile halkın tesisten içeri girmesine yasak getirmiştir. Bu nedenle müdür aleyhinde İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundum. Bu dilekçem ile de Arsuz TCDD Eğitim ve Dinlenme Tesisi etrafındaki tüm duvar, tel örgü ve çitlerin kaldırılmasını talep ediyorum. Söz konusu dinlenme tesisi belediyenin yaklaşık olarak 50 metre yakınındadır. Bu engellerin tarafınızdan görülmemiş olması mümkün değildir. Anayasaya, Kıyı Kanuna ve İmar Kanununa aykırı bu engellerin kaldırılmasına, aksi takdirde görevi kötüye kullanmaktan aleyhinize de suç duyurusunda bulunacağımı saygılarımla bildiririm.”

AGC’den Basın Yayın Daire Başkanı Nida Yılmaz’a Ziyaret!

0

AGC’den Basın Yayın Daire Başkanı Nida Yılmaz’a ziyaret

Antakya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ahmet Abdullahoğlu ile yönetim kurulu üyeleri, Hatay Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın Daire Başkanlığına atanan Nida Yılmaz’a  nezaket ziyaretinde bulundu.

Nida Yılmaz’ın Basın Yayın Dairesi Başkanlığına atanmasından sonra Antakya Gazeteciler Cemiyeti’ne yaptığı ziyaret nedeniyle Başkan Ahmet Abdullahoğlu, Yönetim Kurulu üyeleriyle birlikte iadeyi ziyarette bulunarak, yeniden bu göreve atanmasından dolayı bir kez daha tebrik ederek başarılar dilediler.

 

TES 2nolu şube Başkanı Yanık:”Sıra  Mutfaktaki yangının söndürülmesine Geldi”

0
Dört bir yanında çıkan yangınların söndürüldüğünü sıranın  Mutfaktaki yangının söndürülmesine geldiğini söyledi.
Başkan Yanık açıklamasını söyle sürdürdü
“Ülkemiz, haftalardır Anadolunun dört bir yanında çıkan, yüreklerimizi parçalayan yangınlarla mücadele ediyordu. Şükürler olsun ki yetkililerin yaptığı açıklamalara göre hemen hemen tüm yangınlar söndürüldü. Milletimize, Devletimize geçmiş olsun.
Şimdi sıra ceplerde ki, cüzdanlarda ki yangınları söndürmeye geldi.
Temmuz ayında açıklanan TUİK  verilerine göre yaklaşık olarak son 2 yılın en yüksek enflasyon oranı çıktı.
Bu yıl 6. Yapılacak olan toplu görüşmelerde yaklaşık 6 milyon memur ve emeklisinin maaşlarına yapılacak olan zam oranı belirlenecek, bu oranlar bizlerin, ailelerimizin ve bizim alım gücümüzden  etkilenen küçük esnafın 2 yıllık kaderini belirleyecektir.
Memura ve memur emeklisine yapılacak zam teklifini açıklayacak olan Kamu İşveren Heyetinden makul ve kabul edilebilir bir teklif bekliyoruz.
Sendikaların ortak talepleri arasında yer alan; maaş ve aylıklara oransal zammın yanında, seyyanen zam ve refah payı verilmesi, 3600 ek gösterge, sözleşmelilerin kadroya geçirilmesi ile derece kademe ilerlemesinin önündeki engellerin kaldırılması gibi ciddi tekliflerimiz mutlaka karşılık bulmalıdır. Bunlar bizlerin asgari yaşam standartlarında yaşaması için mutlak gereklidir.
Bu yıl ki yapılacak zam oranları sendikaların istekleri doğrultusunda olmazsa memur ve memur emeklisi gelecek 2 yılda açlık sınırının altında yaşamaya mahkum edilecektir.
Sunuda söylemekte fayda var, memur ve memur emeklisinin alım gücünün düşmesinin bedelini sadece bizler değil küçük esnafa fazlasıyla ödemektedir. Ekonomik verilere göre 6 milyon kişiye yapılacak ciddi bir zam durgun olan piyasanın canlanmasında vesile olacaktır.
Çizdiğimiz tablo açıktır, bu tablonun yok sayılmasının ekonomik ve siyasi bedelinin olacağı aşikardır.
Bu çerçevede bu yıl ki memur sendikalarının taleplerinin yerine getirilmesi değerlendirmeye, tercihe tabi olmayıp ciddi bir zorunluluktur. Sorumluk sahibi olan herkesin bu uyarıları dikkate alması vicdanı bir sorumluluktur.”

 

Kamu  işçilerini  ilgilendiren zam görüşmesi sonuçlandı

0

Kamu işçisinin zam görüşmelerinde anlaşma sağlandı. Konuyla ilgili Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin ve sendikalar ortak açıklama yaptı.

Bakan Bilgin, kamu işçisinin maaşına yüzde 17 zam yapıldığını açıkladı. Bilgin, “Birinci altı ay yüzde 12, ikinci altı ay yüzde 5 + enflasyon farkı” ifadelerini kullandı.

Bilgin ayrıca, en düşük ücret alan kamu işçisine 500 TL iyileştirme yapıldığını açıkladı.

Bakan Bilgin’in açıklamaları şöyle:

“Yaklaşık 700 bin civarında kamu işcisi için toplu sözleşme sürecindeyiz, bu sürecin sonuna geldiğimiz için mutluyum.

Toplu sözleşme imzasını bugün buraya onun için geldik. DİSK‘in kamu ile toplu iş sözleşmesi yok, o yüzden bugün burada değil.

Türkiye’ye saldırarak kuşatmak isteyenlere Türkiye’nin her zaman verebileceği bir cevap var. Elbette sorunlar var ama Türkiye bölgesel bir güç olmuştur her zaman.

Ekonomide de sorunlar var. Her şeye rağmen Türkiye büyümeyi artıran bir ülke. Önemli olan refahın toplumla paylaşılması. Bu paylaşma süreçlerinin en önemli süreçleri toplu sözleşmelerdir. Bu toplu pazarlığın bugün geldiği aşamada ümit ediyorum çalışanlarımızı ve kamuoyunu tatmin edecek bir aşamaya geldiğimizi düşünüyorum.

Çalışanlarımızı enflasyona ezdirmeyeceğiz. Bu sözleşme bence oldukça Türkiye’nin toplum barışına hizmet edecek bir sözleşme. Taşerondan geçen işçilerin çoğunluğunun oluşturduğu çok düşük ücretli bir grup vardı 315 bin kişiydi . Bunların ücretlerine biz aylık 500 lira bir düzeltme 4.100 lira civarında bir düzeltme yaptık. Seyyanen yapılan en yüksek zam olduğunun altını çizmek isterim.

Bundan sonra da toplam işçilerimize yaptığımız pazarlık sonunda vardığımız artış oranında ayrıca bundan faydalanacaklar.

Kamu işçileri birinci 6 ayda için yüzde 12 , ikinci 6 için yüzde 5 olmak üzere ve enflasyon farkı da tabi yüzde 20’lik ortalama zam aldılar. Kamu aylık ücreti ortalama 5 bin 835 liraya ulaştı.

Yüzde 34,62 oranında en düşük ücretli işçilerimiz bu TİS’ten istifade edecek, tüm işçilere yansıyan oran yüzde 27,10.”

Sendikalar ne istemişti?

Türk-İş ve Hak-İş’in en düşük brüt ücretin 4 bin 800 liraya yükseltilmesi, 2021-2022 döneminde ilk 6 ay yüzde 20, diğer 6 ay için enflasyon artı yüzde 3 refah payı talebine hükümet, brüt ücreti 3 bin 577-3 bin 750 lira arası olanlara 100 lira, brüt ücreti 3 bin 750-4 bin lira arası olanlara 60 lira seyyanen zam ile yılın ilk 6 ayı yüzde 9, ikinci 6 ay yüzde 5 artı enflasyon farkı teklifiyle karşılık vermişti.

Başkan Savaş’tan HADO müjdesi”Akdeniz’in açık sularına bir adım daha yaklaştık”

0
HBB Başkanı Lütfü Savaş HADO projesinde önemli yeni bir adım atıldığını sosyal medya hesabından açıkladı
Başkan Savaş’ın açıklaması Şöyle:
“Hatay Deniz Otobüsü işletmesi için hazırladığımız”Risk Değerlendirmesi ve Acil Müdahale Planı“, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından uygun bulundu.Akdeniz‘in açık sularına bir adım daha yaklaştık”

Şehit Astsubay Gedik Şehadetinin 4.yılında anıldı

0

Jandarma Astsubay Kıdemli Başçavuş Ferhat Gedik  Maçka ilçesi kırsalında 11 Ağustos 2017’de Eren Bülbül’ü korurken şehadetinin dördüncü yılında anılıyor

. Şehit Jandarma Astsubay Kıdemli Başçavuş Ferhat Gedik’in mezarı, şehadetinin 4. yılında akrabaları ve vatandaşlar tarafından da ziyaret edildi.

 

Anne Gedik şehit Askerler için  oğlunun, sevdiği dolma ve yaprak sarması yemeği hazırlatıyor

Bu arada Bugün Jandarma Astsubay Kıdemli Başçavuş Ferhat Gedik’in annesi Hatice Gedik, Sınırdaki askerlere gönderilmek üzere şehit oğlunun, sevdiği dolma ve yaprak sarması yemeği hazırlatıyor. Şehidin sevdiği yemek yarın askerlerle sınıra götürülecek.

 

İskenderun İlçe Jandarma Merkez Karakol Komutanı Teğmen Göknur Toker beraberindeki askerler, Türkiye Gazi ve Şehit Aileleri Vakfı Hatay Şube Başkanı Ahmet Ayaz ile birlikte anne Hatice Gedik, şehidin mezarı başına gitti. Burada Kur’an’dan dualar okundu, çiçekler bırakıldı.

 

Mezarı başında Şehit Ferhat Gedik’in annesi Hatice Gedik, Eren Bülbül’ü korumak için 41 yaşında 41 kurşun yedi, doğum gününde toprağa girdiğini söyledi.

CHP Genel Sekreteri Sayek Böke Perşembe Günü Kırıkhan’da

0
Vekil Selin Sayek Böke'den Sadece Hafta Sonu Sokağa Çıkma Yasağına Tepki

CHP Hatay İl Başkanı Ramiz Parlar CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke‘nin 12 Eylül Perşembe günkü Hatay Programını açıkladı
Buna Göre Sayek Böken’nin Perşembe programı şöyle:

11.00 Kırıkhan ilçe binasında partililerle buluşma, basın açıklaması
12.00 Kırıkhan Muhtarlar Derneği ziyareti
13.00 Kırıkhan Mahalle Muhtarları Derneği ziyareti
14.00 da Kırıkhan çarşı esnafı ziyareti
16.00 Hassa 15 Kasım Gürhan Ergüneş parkında Partililer, Muhtarlar, Sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile toplantı
17.30 Hassa Çarşı Esnafı ziyareti