Cumartesi, Mayıs 2, 2026
No menu items!
Ana Sayfa Blog Sayfa 2026

Samandağı’nda Suriyeli Genç Rip Akıntısına Kapıldı!

0

Hatay Samandağı‘na bağlı kapısuyu Çevlik mahallesinde Saat 19.12 saatlerinde 20 yaşında Suriyeli genç rip akıntısına kapıldı.

Suriye’nin gencin Çığlık sesini duyan vatandaşlar durumu, Hatay büyükşehir belediyesine bağlı Çevlik itfaiyesi ve Cankurtaran Tim ekiplerine bildirildi. HBB ye bağlı Cankurtaran tim ekipleri Suriyeli genci kurtararak sahile çıkardı. Suriyeli gencin İlk müdahalesi Samandağ acil 112 sağlık ekipleri tarafından yapıldı. Daha sonra sağlık ekipleri tarafından Samandağ devlet Hastanesi’ne götürüldü.

SON DAKİKA! Belen Soğukoluk Yaylasında Yangın!

0

Hatay’ın Belen ilçesi Soğukoluk yaylasında yangın çıktı.Yangına heryerden müdahale ediliyor.

Hatay Belen Soğukoluk Yaylası mevkinde yerleşim yerine yakın olan yangına müdahale havadan ve karadan sürüyor.

“Vakit, tatil vakti değildir. TBMM Göreve!”

0

TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Türkiye İşçi Partili Milletvekilleri; Ahmet Şık, Saliha Sera Kadıgil Sütlü ve Barış Atay Mengüllüoğlu, Ege ve Akdeniz Bölgelerinde yaşanan orman yangınlarıyla ilgili olarak, “Vakit, tatil vakti değildir! TBMM’nin göreve başlaması için acil çağrı yapıyoruz” dedi. 

TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Türkiye İşçi Partili Milletvekilleri; Ahmet Şık, Saliha Sera Kadıgil Sütlü ve Barış Atay Mengüllüoğlu ile Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, Ege ve Akdeniz’de çıkan yangınların hala devam ettiğini belirterek iktidarın, Türkiye’nin yaşadığı her krizi kendisi için fırsata çevirme girişimlerinin acı bir örneği ile karşı karşıya olduklarını söyledi. Yangınlara karşı canla başla mücadele eden tüm yurttaşlara, itfaiye ekiplerine ve belediyelere minnettar olduklarını ifade eden Erkan Baş, konuşmasında şu sözlere yer verdi: “Merkez Yürütme Kurulumuz ve Milletvekillerimiz, İstanbul ve Ankara’da eş zamanlı toplanıp bir durum değerlendirmesi yapmıştır. İçinden geçtiğimiz günler, normal günler değildir ve hiçbirimizin hayatını olağan biçimde sürdürmeye hakkı yoktur.
Savaş koşullarında kurulmuş TBMM ve halkın oylarıyla seçilmiş milletvekilleri, yaşadığımız bu olağanüstü durum karşısında sorumluluklarını yerine getirmelidir. Ülkemizin ve halkımızın kaderi, bir kişinin iki dudağı arasına terk edilemez. Bir metrekare dahi toprağımızın yanmaması, tek bir canlının dahi hayatını kaybetmemesi ve gereken yasal, idari tedbirlerin alınması için TBMM bir gün daha kaybetmeden harekete geçmelidir. Vakit, tatil vakti değildir, TBMM’nin göreve başlaması için acil çağrı yapıyoruz. Vicdan sahibi tüm Milletvekillerinin bu çağrıya kulak vereceğine inanıyoruz.”

TİP Genel Başkanı ve Türkiye İşçi Partili Milletvekilleri, devam eden orman yangınları karşısında hemen önlem alınması, orman yangınları karşısında derhal adım atılması gereken başlıklara yönelik önerileri şu şekilde sıraladı:

–Sorumlu Bakanlıklar, Genel Kurul’da ve akabinde yargı önünde hesap vermelidir.

–Orman alanlarındaki tüm maden ruhsatları iptal edilmelidir.

-Tüm turizm ruhsatları, yapılaşma, imar planları iptal edilmelidir.

– Yangın söndürme işleri, uçakları, helikopterlerinin özelleştirilmesi ya da orman yangınlarına ilişkin asli ve alt işlerin özel sektöre devri yasaklanmalıdır.

-Hava araçları dahil, yangın söndürme envanteri için gerekli bütçe ayrılmalıdır.
-Ülkemizde ve tüm dünyada yaşanan yangınların baş sorumlusu olan İklim Krizi ile mücadele için fosil yakıta dayalı enerji politikalarından derhal vazgeçilmeli, Paris İklim Anlaşması onaylanmalıdır.

-Yangınlarla mücadele eden emekçiler için yapılan altı boş “hakkınızı ödeyemeyiz” söylemine son verilmeli, günlerdir canla başla mücadele eden emekçilerin hakları derhal yasal düzenlemelerle teslim edilmelidir. Orman işçilerinin hakları verilmeli, itfaiyeciler ayrı meslek grubunda tanımlanmalı, 3600 ek gösterge hakları verilmelidir.

Emekçilere kadro, lojman gibi iyileştirici düzenlemeler getirilmelidir.

– İtfaiye emekçilerinin yıllardır talep ettiği gibi yangın müdahalesi sırasında hayatlarını kaybetmeleri halinde şehit, yaralanmaları halinde gazi sayılmalıdır.

-Meclis Dışişleri Komisyonu ve dostluk grupları dış yardımlar için katkı sağlamalı, uluslar arası dayanışma saray rejiminin kibrine ve ırkçı yaklaşımlarına kurban edilmemelidir.

Açıklamanın sonunda ise  şu mesaja yer verildi:

“Memleketin geleceğine dair sorumluluk hisseden tüm siyasi partilere, sendikalara, meslek örgütlerine, demokratik kitle örgütlerine ve yurttaşlarımıza, birlikte mücadele çağrısı yapıyoruz. Sorumluluk, hepimizindir. Parti Vekillerimiz ve Merkez Yöneticilerimiz, yangın ve sellerden zarar gören Antalya, Muğla, Van başta olmak üzere, pek çok kentte varlıklarını sürdürecek, kurtarma ve destek faaliyetlerine belediyelerle eşgüdümlü şekilde dahil olmaya devam edecektir. Yaşadığımız bu felaket karşısında yurttaşlarımızı yalnız ve çaresiz bırakmamak için, bu yaşadıklarımızın hesabını sormak için elimizden gelen her şeyi yapacağımızı ilan ediyor, halkımızı bu seferberliğe katılmaya çağırıyoruz.” 

Çocuklarına İşe gitmeden simit almaya cıktı Trafik kazasında hayatını kaybetti

0
Arsuz Gökmeydan Mahallesi’nde Ali G.isimli şahıs aracıyla , sabah 5.30 sularında 3 çocuk annesi Sezen Kaplan’a çarptı.
Kaza yerinde hayatını kaybettiği öğrenilen Sezen Kaplan’ın İskenderun’daki işyerine gitmeden önce çocuklarının kahvaltısı için ekmek ve simit almak için fırına gittiği belirtildi.
Otomobiliyle çarparak Sezen Kaplan’ın olay yerinde hayatını kaybetmesine neden olan Ali G’nin olay yerinden evine gittiği ve evde babası Necmettin G’nin telefonundan polisi aradığı öğrenildi.

Hatay İl Milli Eğitim Müdürü Karahan MEB da Genel Müdür oldu

0

2014 yılında Hatay İl Milli Eğitim Müdürlüğü görevine atanan ve yedi yıldır bu görevini sürdüren  Kemal Karahan 06 Ağustos 2021 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı Destek Hizmetleri Genel Müdürlüğüne atandı

.
Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un istifasının ardından göreve getirilen Prof. Dr. Mahmut Özer, bakanlık bünyesinde hızlı bir yenilenmeye gitti. Bu yenilenme süreci içerisinde  Kemal Karahan’da Hatay İl Milli Eğitim Müdürlüğü görevinden Milli Eğitim Bakanlığı Destek Hizmetleri Genel Müdürlüğü görevine getirdi.

Kemal KARAHAN kimdir?

1964 yılında Hatay Dörtyol’da doğdu. İlköğrenimini Çaylı Yavuz Selim İlkokulu ve Dörtyol Merkez Ortaokulu’nda, lise öğrenimini Dörtyol Deneme Lisesi’nde, yükseköğrenimini ise Atatürk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde tamamladı.1986 yılında Siirt (Batman) Beşiri Lisesi’nde Edebiyat Öğretmeni olarak göreve başladı.
Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı okul ve kurumlarda öğretmenlik ve çeşitli kademelerde yöneticilik yaptı.
1997-2000 yılları arasında T.C. Kazakistan Büyükelçiliği Eğitim Müşavirliği Kültür Merkezi’nde Türkçe Öğretmeni olarak görev aldı.
2003-2007 yılları arasında Dörtyol Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü, 2007-2011 yılları arasında Dörtyol İlçe Milli Eğitim Müdür Vekilliği görevinde bulundu.
Ulusal Ajans AB Eğitim Projesi (Almanya, Fransa, İtalya, Estonya), AB-Merkezi Finans İhale Birimi destekli AB Projesi ve SODES Projesi gibi çeşitli proje çalışmalarında bulundu.
2011-2014 yılları arasında Dörtyol Atatürk Anadolu Lisesi Müdürlüğü yaptı.
20 Haziran 2014 tarihinde Hatay İl Milli Eğitim Müdürü olarak görevlendirildi.
04.11.2017 tarihinde Hatay İl Milli Eğitim Müdürü olarak atandı.
06.08.2021 tarihi itibariyle de Milli Eğitim Bakanlığı Destek Hizmetleri Genel Müdürü olarak görevlendirildi.
Evli ve üç çocuk babasıdır.

 

Arsuz’un Su Kapasitesi Güçlendiriliyor

0

Hatay Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü(HATSU), su iletim seviyesini daha da güçlendirmek için açtığı yeni içme suyu sondaj kuyusunda deneme çalışmaları gerçekleştirdi.

Arsuz ilçesine bağlı Gözcüler, Çetillik ve merkez mahallelerin içme suyu kapasitesini arttırmak adına sondaj çalışmasının yapıldığını açıklayan HATSU Genel Müdürlüğü, yapılan ölçüm çalışmalarının ardından açılan kuyusundan saniyede 28 litre su elde edildiğini aktardı.

Mahalle sakinlerinin güçlü suyu kavuşacağını vurgulayan HATSU, sondaj açma sürecinin tamamlandığını bağlantı ve hijyen çalışmalarının ardından suyun verileceğini belirterek, temiz ve sürekli su iletme adına ihtiyaç duyulan bölgelerde sondaj çalışmalarının süreceğini vurguladı.

Uzman Dr. Serkan Gökpınar Uyardı: “Klima Hasta Etmesin!”

0

Klimaların bilinçsiz kullanıldığında solunum yolu hastalıklarına sebep olabileceğini ifade eden İskenderun Gelişim Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Serkan Gökpınar, klimaların zararından korunabilmek adına klimalı ortamın sıklıkla havalandırılması gerektiğini belirtti.

Klima Kullanırken Nelere Dikkat Edilmeli?

Klimaların sebep olabileceği hastalıklar ve korunma yöntemleri hakkında bilgilendirmede bulunan Op. Dr. Serkan Gökpınar, “Sürekli, klimadan yayılan soğuk ve kuru havaya maruz kalmak; baş ve boyun ağrılarına, boğaz ağrısına, ses kısıklığına sebep olabilmektedir. Bunu önlemek için; klima ısı derecesinin 23-24 derecenin altına düşürülmemesi, terli bir şekilde klima karşısına oturulmaması, klimalı ortamlarında havalandırılması gerekmektedir. Özellikle kronik hastalıklara yol açmaması için klima bakımı ve filtre temizliği muhakkak yılda en az iki defa yapılmalıdır” dedi.

Dekoratif el sanatları ve mandala sanatçısı  Visem Parlar Sergi açıyor

0

 

 

 

Visem Parlar, 8 Ağustos 2021 Pazar günü saat: 18.30 ’da ilk kişisel sergisini İskender Sayek Kültür Evi’nde gerçekleştirecek.

Dekoratif el sanatları ve mandala sanatıyla uğraşan Visem Parlar, 1982 yılınÖne çıkan görsel belirleda Arsuz İlçesi Hüyük Köyü’nde doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Arsuz’da tamamlayan Visem Parlar Mustafa Kemal Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü mezunu.

Anadolu’nun değişik illerinde öğretmenlik yapan Visem Parlar, Altınözü İlçesinde sınıf öğretmenliği görevini sürdürüyor. Sanata olan ilgisi ve yatkınlığıyla dekoratif obje ve tablolar yapmaktadır.
İlk kişisel sergisini kendi doğduğu Arsuz’da sergileyecek olan Visem Parlar’ın en büyük hayali amatör olarak başladığı sanatı tüm dünyaya tanıtmak.

TEZHİP Sanatının Kraliçesi: Selva PEKMEZ

0

İrfan O. Hatipoğlu

Antakya sokaklarına dolaştığınızda, değişik kadim kültürlerin izlerini rastlarsanız, sakın şaşırmayın. Çünkü Antakya’nın yaşam bulduğu, serpilip geliştiği topraklar dünya uygarlıklarının yeşerdiği mümbit alanlardır. Dar sokaklarda, tarihin bir döneminde yükselmiş, sonra kaybolup gitmiş sanatlar ile uğraşan insanları bir köşeye saklanmış ya da sokak arasında kısılıp kalmış dar bir dükkânda rastlaya bilirsiniz. Selva Pekez’ de bunlardan biri… Yeniden yaşam verdiği TEZHİP sanatı da böyle bir uğraş.

Düşünün; Antakya’nın en güzel kadınların biri, başını öne eğmiş, oya örer gibi sessizce göz nurunu akıtmakta, Tezhip sanatına gönül vermiş, yaşatmaya çalışıyor.

Tezhip, Arapça kökenli bir sözcük olup, “altınlamak” anlamına gelir. Günümüzde daha çok dini bir nitelik taşıyan tezhip, kitap bezeme sanatlarına verilen genel addır. Tezhip daha çok hatların etrafının süslenmesi için yapılır. Başta hat sanatlarının süsleyicisi olan tezhip, günümüzde pano şeklinde de kullanılmaktadır. Tezhip çoğu zaman simetrik desenlerden oluşan bir tasarıma sahiptir. Tezhip sanatıyla uğraşan erkeklere “müzehhip”, kadınlara ise “müzehhibe” adı verilir.

Selva Pekmez; unutulmaya yüz tutmuş, kaybolup gitmekte olan bu sanatın ucundan yakalamış. Bırakmıyor. Özveriyle sarılmış. Yoğun emek harcadığı, göz nuru akıttığı Tezhip sanatına… Bu çabası ona bir kahramana dönüştürmüş. Neden derseniz? Ürettiği eserleri satamıyor. Değer bilmezler “Halep işi” alış veriş yapmak isteyerek, kendisini yıldırmış. Yormuş. Yalnızca bu olsa… Üniversitede çalışıyorum diye, kendisini bilmez “değeri kendinden menkul” müderris efendilerin saldırıları…

Antakyalı sanatseverler, iş insanları, yerel yöneticiler olarak Selva Pekez’i sahip çıkmak ve Tezhip sanatının yaşamasına katkı sunmak birinci öncelikleri aramızda olmalı. Çünkü Selva ve benzeri sanatlarla uğraşan insanlarımızı vahşi kapitalizmin kollarına atarak yok olup gitmesine göz yumarsak, tarih “Antakyalı” olmanın yüklediği sorumluğu yerine getirmediğimiz için bizleri yargılar.

Buna izin ve fırsat vermeyelim.

İskenderun Belediyesinden Akıl Ve Zekâ Oyunları Kursu

0

İskenderun Belediyesi’nin, Uzman eğitmenler gözetiminde verdiği Akıl ve Zekâ oyunları kursları devam ediyor.

 Görsel zihin faaliyetleri, strateji ve turnuva ile eğlence üzerine farklı kategorilerde oyunların yer aldığı eğitimler İskenderun Belediyesi Mustafa Kemal Mahallesi Kültür Merkezinde verilirken, kursa katılımın yoğun olduğu dikkat çekti.

Özellikle çocukların sosyalleşerek nitelikli vakit geçirebilmesi için çalıştıklarını ifade eden Belediye Başkanı Fatih Tosyalı, yaptığı değerlendirmede, nitelikli bireylerin yetişmesinin önemli olduğuna dikkat çekerek, her alanda eğitimi önemsediklerini kaydetti.

Başkan Tosyalı,“İskenderun’da çocuklarımız eğlenerek öğreniyor.Belediyemiz tarafından Mustafa Kemal Mahallesin Kültür Evimizde ücretsiz düzenlenen Akıl ve Zeka Oyunları kurslarına katılan öğrencilerimiz, eğlenceli oyunlarla hem öğreniyor, hem de dikkat ve konsantrasyon becerisi kazanıyor” şeklinde konuştu.

Ruhiye Erdener Toprağa Verildi!

0
Nuri Erdener ile Hasan Erdener, Ahmet Suphi Erdener, İbrahim Erdener ve Ercan Vehbi Erdener’in Anneleri Ruhiye Erdener, bir süredir mücadele ettiği rahatsızlığına yenik düşerek Hakk’ın rahmetine kavuştu.
Merhume Ruhiye Erdener’in cenazesi, bugün öğle namazına müteakip, Belen Tosyalı Camisinde kılınan Cenaze Namazı sonrasında Belen Mezarlığında toprağa verildi.
Erdener’in cenaze törenine, Ak Parti Hatay Milletvekili Abdülkadir Özel, Ak Parti İskenderun İlçe Başkanı Abdülkerim Güven, MHP İskenderun İlçe Başkanı Turan Bozkurt, siyasi parti temsilcileri ve sevenleri katıldı.
Belen’de Aile Mezarlığında toprağa verilen Merhume Ruhiye Erdener için Taziyelerin Arsuz yolu Başak Sitesinde alınacağı öğrenildi.
Ruhiye Erdener’e Allah’tan rahmet, başta Köşe Yazarımız Nuri Erdener olmak üzere tüm Erdener Ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz. Mekanı Cennet olsun

İskenderun Belediyesinden Okul Bahçelerine Asfalt Desteği!

0

İskenderun Belediye Başkanı Fatih Tosyalı, eğitime her zaman destek olmaya devam edeceklerini belirtti.İskenderun Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü ekipleri kent genelinde sıcak asfalt çalışmalarını sürdürüyor.

Yapılmakta olan çalışmalar hakkında bilgiler veren Başkan Tosyalı,“Fen İşleri Müdürlüğü ekiplerimiz öğrencilerimiz daha güzel daha kaliteli ortamlarda eğitim almasını için çalışmalarını sürdürüyor. Geçtiğimiz yılda bir çok okulun eksiklerini giderip bahçelerini düzenlemiştik.En büyük yatırım insana olan yatırımdır.Belediye olarak gençler daha iyi ortamlarda okusunlar istiyoruz.” diye konuştu.

DENİZCİLER İMAM HATİP ORTAOKULU ÇEVRESİ ASFALTLANDI

Bu çerçevede Denizciler İmam Hatip Ortaokulu çevresi asfaltlandığını belirten Başkan Tosyalı,” Çocuklarımıza yakışır, ailelerimizin hiçbir endişe duymadan sağlıklı bir ortamda çocuklarının eğitim görebileceği mekanlar oluşturmaya gayret ediyoruz. Belediye olarak  özellikle okul yolları ve çevresinde ihtiyaç olarak bölgelerde ekiplerce asfaltla kaplanmaya devam edecek” şeklinde konuştu.

Prof Dr Garip Turunç hocadan müthiş bir yazı:GÜCÜ YETEN ZORBANIN ZORBALIĞI

0

 

Prof Dr Garip Turunç yazdı:

 Fransa Bordeaux Devlet üniversitesi

  GÜCÜ YETEN ZORBANIN ZORBALIĞI

Atilla, bir Hun imparatorudur. Ancak bizim tarih kitapları Atilla’nın Hunların başına geçmiş bir Türk olduğunu övünçle yazarlar. Batılılar uydurmuş da biz onlardan mı ithal etmişizdir Atilla’nın Türklüğünü; yoksa biz mi sahip çıkarak inandırmışızdır Batı’yı Atilla’nın Hunları yöneten bir Türk olduğuna, doğrusu bilmiyorum. Ama bildiğim ve emin olduğum tek gerçek, her Batılının bilinçaltında Türk sözünün önce Atilla’yı çağrıştırdığıdır. Atilla deyince de Avrupa’yı kasıp kavuran, yangın yerine çeviren bir yağmacı barbarı anımsarlar.

Nitekim bizdeki tarih kitaplarının “ordu”, Fransa’dakilerin “güruh” ya da “çapulcu sürüsü” anlamına gelen “Hordes” sözcüğüyle andığı Atilla’nın yağmacı kuvvetleri Paris kapılarına dayandığında takvimler 451 yılını gösteriyordu. Başkent yarı yarıya boşalmış, ahali menkul değerlerini yüklenip kaçmıştı.  Avrupa’yı yakıp yıkan Atilla, Paris’e tereyağına giren kılıç gibi girip çıkabilirdi, ama bir süre sonra kuşatmayı kaldırıp gitti. Sonradan azize ve Paris’in koruyucusu ilan edilen Genéviève, varsıllığı, dindarlığı ve 29 yaşına karşın bakireliğiyle tanınan bir rahibe/hanımdı. Resmi mucize tarihi, zaten Bakire Genéviève diye anılan soylu kadının iki gün, iki gece duaya durup Tanrı’ya yakarışlarıyla Atilla’nın Paris’i istilasını önlediğini anlatır. St Genéviéve’in bir heykeli bugün Paris’teki Tournelle köprüsünün üstünde bulunmaktadır.

Tarihte pek çok devlet kurmuş, hukuk düzeni oturtmuş, yerleşik uygarlık yaratmış Türk boyları vardır. Yaşadığımız çağda Türkçü tanımına parmak kaldıran bir kesimin, üstelik Hun İmparatorluğu diye bilinen, ömrü zaten devlet olmaya yetmeyen, yağma ve talandan başka hiçbir becerisi olmayan göçebe haramilerin önderi Atilla’yı rol modeli olarak yüceltmesi; ancak zorbalık eğilimiyle açıklanabilir.

Macaristan’da barbar Kral Rugas’ın yerine geçen Atilla’nın ilk işi, öz kardeşi ve rakibi Bleda’yı temizlemek olmuştur. Çevresine akın akın toplanan harami ordusuyla Balkanlar’a saldırmış, haraç veren topluluklara dokunmayıp haraç vermeyi kabul etmeyen halkları yağmalamıştır. Örneğin Doğu Roma’nın imparatoru II. Theodosius’tan iki kez haraç alıp Konstantinopolis’in yönetimindeki Balkan topraklarına ilişmemiştir. 50 bin (Birçok kaynakta bu sayı 500 bine kadar çıkmaktadır) askerden oluşan Hun ordusu ile, Paris yolunda bulunan Metz kentini yağmalamış, haraç ödeyen Troyes kentini rahat bırakmıştır. İtalya’da Aquilleo, Milano, Podova bölgelerini talan edip Papa Birinci Leo’nun verdiği haracı cebe atınca, Macaristan’daki inine dönmüş, döner dönmez ölmüş, öldükten hemen sonra da kurduğu sözümona imparatorluk darmadağın olmuştur. Daha sonra da, Avrupa’da “Rönesans-yeniden doğuş, yeniden ışık” adını alacak olan bir dönem başlamıştır.

AVRUPA’DAKİ “RÖNESANS VE AYDINLANMA” DÖNEMİ

Avrupa Hun İmparatoru Attila, 453 ilkbaharında öldüğünde “Batı Roma” Türk boyunduruğu altına alınmıştı. 1453 ilkbaharına gelindiğindeyse “Doğu Roma” tarihe karıştı. Roma’nın son başkenti İstanbul Türklerin olmuştu. Eski dünya toprakları Orta Çağ boyunca Türk soylu hükumdarların elinde şekillendi. Türkler, Sibirya’dan Kuzey Afrika’ya uzanan devasa bir kara parçasını kontrolleri altına aldılar. Orta Çağ bir anlamda, Asya’nın derinliklerinden çıkan bu atlı savaşçıların çağı olmuştu. Türkler tarafından başlatılan ve yine onlar tarafından son verilen bir çağ…

450 yılları İtalya’da başlayan, sonradan “Rönesans-yeniden doğuş, yeniden ışık” adını alacak olan bir değişim Avrupa’ya yayılıyordu. Ortaçağın temel kültürü olan Katolik kilisesinin hegemonyası sorgulanıyor, sonra da çatlamaya başlıyordu. Vatikan ve papalık, öğretisini “engizisyon mahkemeleri ve aforoz” ile baskı yoluyla sürdürürken, özgür düşünce yanlıları karşı çıkıyor, yeni bir kültür ortamı gelişiyordu. Eğitim dili olan Latince yerine yerel diller kullanılmaya başlanıyordu.

 

1450 yıllarında Avrupa’da 50’den fazla üniversite vardı. İtalya´nın Bologna şehir´inde kurulan ilk üniversitede (1190 yılı) ve birçok Avrupa kentinde açılan üniversitelerde matematik, tıp, hukuk, felsefe eğitimi yapılıyor, teokratik eğitim yerini laik eğitime bırakıyordu. Ünlü Galile, Pisa Üniversitesi’nde matematik profesörüydü. Kopernik astronomisi yolunda “dünyanın güneş çevresinde döndüğünü” açıkladığı için engizisyonda yargılanmıştı.

 

Ama ne yapılırsa yapılsın, “teokratik dönem” bitiyor, “hümanizma” Avrupa’ya yayılıyordu. “Hümanizma”, özgür insan aklının, özgür insan iradesinin dünya yaşamına, bilimlere ve sanata egemen olmasıydı. Gutenberg tarafından hareketli baskı sistemiyle matbaanın ortaya çıkması, birçok kitabın elyazmasından baskıya geçmesine yol açmış, pek çok kitap basılarak kültür yaşamına girmişti.

 

Bu gelişmeler bütünüyle dikkate alındığı zaman, Avrupa’nın “dünya yaşamının insan aklıyla, insan iradesiyle yürütülmesi” olan Aydınlanma’nın ne önemli bir insanlık devrimi olduğu anlaşılacaktır. Rönesans sanatı insanı yeniden keşfetmiş, kiliselerden çıkan sanat yapıtları günlük yaşama uzanarak kendini yeniden yaratmıştır. Fatih Sultan Mehmet’in İtalyan ressam Bellini’ye yaptırdığı portresi, Rönesansın etkilerinin bir örneğidir. Avrupa’daki bu “Rönesans ve Aydınlanma” değişimi sonraki yıllarda da sürecek, 1792 yılında Büyük Fransız İhtilali’ne ve Cumhuriyetçi demokrasilerin oluşumlarına yol açacaktır.

 

YA OSMANLI İMPARATORLUĞU ?

 

Osmanlı İmparatorluğu bu gelişmelerden habersiz değildi. Ancak dini kullanan çevrelerin, softaların, yobazların her yeniliğe “kâfir icadı” diye karşı çıkmaları, “din elden gidiyor” diye askeri ve halkı tahrik etmeleri sonucu olarak hiçbir yenilik hareketi yapılamadı. Yeniliklere niyetlenen padişahları “dinsiz” diye damgaladılar, bu işlere girişen vezirler, bu çevrelerin “istemezük” isyanları ile idamlara sürüklendi. Varsın Osmanlı çok zeki ve akıllı kimselerle hızlı biçimde ilerlemesin ve gelişmesin; yeter ki – gücün güce yettiği – kendi rejimleri sürsün! Önemli olan Osmanlının ve toplumun gelişmesi ve kalkınması değil, saltanatlarının “bekası”!

 

Batı’nın bilimi kurumlarda (üniversitelerde) üretmeye başlamasıyla İslâm’ın bireysel bilme girişimini bile engellemesi aynı yüzyılda gerçekleşti. 13. Yüzyıl, aynı zamanda bir İslâm imparatorluğu olan, bilimi, felsefeyi ve düşünmeyi aklın din dışı faaliyeti olarak gören Osmanlı’nın Gazâlî teolojisini devraldığı dönemdir. Her soruya bir yanıtı, her şeye bir açıklaması olan kutsal kitap orada dururken düşünmek, araştırmak gibi yorucu etkinliklere, insan aklını karıştıran fikirlere ihtiyaç yoktur.

 

Osmanlı ülkesine matbaa 1730’lara kadar giremedi. Macar asıllı İbrahim Müteferrika matbaa kurdu ise de ancak Kuran basımının yasaklanması koşulu ile kitap basabildi. Müslümanların kutsal kitabı olan “Kuran”, sadece Arapçası okunarak ibadete girebildi. Türkçeye çevrilmesi, Atatürk’ün önerisi ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kararıyla, Avrupa’dan 400 yıl sonra gerçekleşmiştir. Bu yüzyıllar süren gecikme, “Yenilenme-Özgürleşme-Akılcılaşma” sürecini Osmanlı İmparatorluğu’na sokmamıştır. Batı ile arasındaki açığı kapatma iddiasıyla yola çıkan Cumhuriyet, bu yüz yılını bilim bilgisini anlama çabasıyla geçirdi. Bu süreç, ancak Atatürk Cumhuriyeti ile ulusal kültürümüze girebilmiş, “Rönesans ve Aydınlanma” yeni kültürün temeli olmuştur. Düşünce dünyamızda uygarlık işçisi olark bilinen Server Tanilli’nin aydınlanmacı bilgeliği, ataklığı, direngenliğiyle, Atatürk’ün yaktığı meşalesini bir saniye olsun elinden bırakmadan, toplumu aydınlatma görevini yerine getirmiştir. Yazdığı onlarca düşünce kitabı, o meşaleden beyinlere hangi kıvılcımların sıçradığını gösteriyor:

İnsanlığı nasıl bir gelecek bekliyor?   Devlet ve Demokrasi   Nasıl bir eğitim istiyoruz?  Nasıl bir demokrasi istiyoruz?  Yüzyılların Gerçeği ve Mirası,  Yaratıcı aklın sentezi  Değişimin Diyalektiği ve Devrim  Voltaire ve Aydınlanma  Diderot  Çağdaşımız Victor Hugo İslam çağımıza yanıt verebilir mi? 

Ancak, tam yol alıyoruz derken biz yine gücün güce yettiği başa döndük.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ’İNDE DE DEĞİŞMİŞMEYEN GÜCÜN GÜCE YETTİĞİ SİSTEM

Hiçbir Türk devlet ve toplum yapısında, gözeneksiz sınıflaşmalar olmamıştır. Evet, sınıflar vardır, ancak birleşik kaplar sistemi içinde alışveriştedirler. Selçuklu’dan Osmanlı’ya, en alt sınıflardan yola çıkıp en üst rütbelere erişilebilir; en üst rütbelerden en aşağılara düşülebilir, bir günde paşalık alınır, bir günde verilir, iki saatte servet sahibi olunur, iki saatte yitirilir, bu arada ve özellikle Osmanlı’da kelle de gidebilir!… Yavuz Sultan Selim, doğal yollardan iktidara gelmedi. Fatih Sultan Mehmet ile babası arasında da problem vardı. Modernleşme dönemlerine kadar, bütün padişahlar, öz be öz kardeşlerine kıydı. Her birinin iktidar sahibi olarak hüküm sürmesi, Attilla’nın yaptığı kardeşlerini öldürtmesi sayesindeydi. Gerekçe de bulmuşlardı: Devlet-i ebed müddet (sonsuza kadar sürecek “türk devleti”).

Gücün güce yettiği, hakkın güç tarafından belirlendiği bu sistem, Türkiye Cumhuriyeti’nde değişmiş midir? Hayır. Hiç yoktan var olanlarla, çok varken hiç olanların halef selefliğine çok alışık ve idmanlı bir ülkedir, Türkiye.

Bozkır belleğinde taşıdığımız ve kuşaktan kuşağa aktardığımız ikinci kural ise “güçlü haklıdır” prensibinin kabulüne sıkı sıkıya bağlı, içgüdüsel bir yaklaşımdır: Gücü yeten zorbanın zorbalığı, saygındır!

Bu zorbalık eğilimi, bal tutan parmağını yalar diye başlayıp suyun başını tutanın en çok içmesini, iktidarı ele geçirenin yurdu talan edip halkı soymasını ve daha pek çok yolsuzluğu, ahlaksızlığı normalleştiriyor. [Aylardır mafya-çete-siyaset-yargı-gazeteci tayfasının adeta iç içe geçtiği, kimin elinin kimin cebinde olduğu belli olmayan tiksindirici bir kirliliği tartış(tık)ıyoruz ama değişen hiçbir şey ol(madı)muyor… “Kara paracı” bir iş insanıyla aynı fotoğraf karesinde yer almak için yarışanlar, otelinde beleş tatil yapan yargıçlar, siyasetçiler, gazeteciler, bürokratlar sanki hiçbir şey olmamış gibi kaldıkları yerden yollarına devam ediyorlar.] Toplumun topluma karşı işlenen suç, haksızlık, baskı ve zulmü “tepedeki tepeler” mantığıyla mazur görmesini sağlıyor.

Yangını uçaktan izleyen bir Cumhurbaşkanı, felaket bölgesine onlarca -yoksa yüzlerce mi? –  lüks araçtan oluşan konvoyla fetih girişi yapan bir Cumhurbaşkanı, göz göre göre yanan ormanlarda yanan canlıları sıradan bir sonuç gibi gören, “Bütün bu canlıların sahiplerine hemen ödemelerini yapacağız. Büyükbaşsa büyükbaş, koyun, beyaz et… Hepsinin ödemelerini yapacağız” diyebilen bir Cumhurbaşkanı, yetmezmiş gibi yangınzedelerin üzerine çay paketleri fırlatan bir Cumhurbaşkanı… Diğer yanda -aslında aynı taraftalar- aracından inmeden polise “Sen benim kim olduğumu biliyor musun”/“Sen beni nasıl tanımazsın” minvalinde çemkiren, adını bile duymadığımız, neyle iştigal eder, temsil adına mecliste ne yapmıştır, ne işe yaramıştır vs. bilmediğimiz bir muhalefet vekili… Belli ki vekilliği sadece statüsü ve maddi kazançları için istemiş ve elde etmiş olan yüzlercesinden biri…

Sonuçta Türkiye’nin hali, teşbihte hata olmaz, Thomas Hobbes’un (1588-1679) betimlediği ‘doğa durumu’ betimlemesini hatırlatıyor insana. Sokakta tartaklananlar, saldırıya uğrayan Halk TV yayını, yolu kesip kimlik soran ahali, plakasını beğenmedikleri aracın sürücüsünü linç etmeye kalkan yerel kalabalıklar, her gün öldürülen kadınlar, dehşet verici ‘cezasızlık’ eğiliminin neredeyse genel kural haline gelişi…

Toplumsal piramitte yukarıdan aşağı, büyükten küçüğe yayılan zorbalık, elbette ki assırlardır Atilla’lı yanlış rol modelleriyle başlayıp süren bir kültür, daha doğrusu bir cehalet birikimi.

Her şeyin hiçbir şey anlamına geldiği bir dönemeçte, bakalım kimin gücü kime yetecek ve hangi muktedirin zorbalık hakkına teslim olacağız.

 

İskenderun’da Zabıta Ekipleri Denetimlerini Sürdürüyor

0

Vatandaşlarımızın daha sağlıklı ve kaliteli bir hizmet almasını sağlamak amacıyla çalışmalarını sürdüren İskenderun Belediyesi Zabıta Ekipleri kent genelinde denetimlerine devam ediyor.

Belediye Başkanı Fatih Tosyalı’nın talimatları ile çalışmaları yoğunlaştıran zabıta ekipleri, İş yeri Ruhsat Denetimi ve Hijyen ve Temizlik Denetimi gerçekleştirdi.

İlçe genelinde iş yerlerinde maske, mesafe, hijyen ve ayrıca fiyat listesi denetimi yapan ekipler, gıda üretimi ve satışı yapan iş yerlerine yönelik denetim faaliyetlerine de düzenli olarak devam ediyor.

Yapılmakta olan denetimler hakkında bilgiler veren Başkan Tosyalı,“Zabıta Müdürlüğü ekiplerimiz kent genelinde farklı noktalarda faaliyet ve denetimlerini sürdürüyor. Vatandaşlarımızın sağlığı ve huzurunun korunması için zabıta ekiplerimizin rutin kontrolleri aralıksız devam edecek” dedi.

Başkan Fatih Tosyalı:”Dezenfeksiyon Çalışmalarımız Devam Ediyor “

0

İskenderun Belediyesi koronavirüse karşı etkili bir şekilde sürdürülen önlem faaliyetlerine devam ediyor.

Bu kapsamda, ilçe genelinde koronavirüs testi pozitif çıkan vatandaşların evlerinde ,resmi kurumlarda ve toplu kullanım alanlarında dezenfekte çalışmaları titizlikle sürüyor.

TEMİZLİK MASKE MESAFE KURALLARINA UYALIM

Yapılmakta olan çalışmalar hakkında bilgiler veren Belediye Başkanı Fatih Tosyalı, “İskenderun Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğümüz tarafından oluşturulan dezenfekte ekipleri aralıksız olarak çalışmalarını sürdürüyor“diye konuştu.

BİRLİKTE BAŞARACAĞIZ

Başkan Tosyalı,“Tedbiri elden bırakmayalım.Kent genelinde dezenfeksiyon ve ilaçlama  çalışmaları farklı bölgelerde titizlikle devam ediyor. Halkımızın sağlıklı bir ortamda hayatına devam edebilmesi için dezenfekte işlemlerimizi sürdüreceğiz” diye konuştu.

İskenderun Spor, Bolu Karpalas’taki kamp çalışmalarına son ediyor.

0
TFF 3. Lig 2. gurubunda Mücadele eden Turuncu Mavili ekip İskenderun Spor, yeni sezon öncesi Bolu Karpalas’taki kamp çalışmaları son sürat devam ediyor.

Teknik Direktör Ümit Karan nezaretinde günde çift idman yaparak hazırlanan Turuncu Mavililer aynı zamanda da özel karşılaşmalar serisini de sürdürüyor. İskenderun Spor, Soma Spor ile oynadığı özel karşılaşmada 1-1 berabere kaldı.

Dörtyol Esnaf Spor Kulübü Kongresini yaptı

0
Dörtyol Esnaf Spor Kulübü pandemi nedeniyle ertelemiş olduğu olağan kongresini dün gerçekleştirdi.
Dörtyol Esnaf Spor Kulübünün Petek Pastanesinde kahvaltılı olarak gerçekleştirdiği kongresine Dörtyol Belediye Başkanı Fadıl Keskin, Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Ahmet Bölükbaşı, Dörtyol Gazeteciler Cemiyet Başkanı Sedat İskenderoğlu, kulübün yönetim kurulu ve üyeleri ile çok sayıda davetli iştirak etti.
Açılış kongresini yapan Dörtyol Esnaf Spor Kulübü Başkanı Uğur Karabulut gençleri kötü alışkanlıklardan uzaklaştırmak, sağlıklı bireyler yetiştirerek topluma kazandırmak, sporu özendirmek ve sevdirmek adına yürüttükleri çalışmalardan bahsederek, kulüp olarak destek ve teşvike ihtiyaçları olduğunu belirtti ve 9 Ocak Kurtuluş Stadının bakım ve onarım çalışmalarının bir an evvel yapılması talebinde bulundu.
Dörtyol Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Ahmet Bölükbaşı sporu önemsediklerini ve spor kulüplerini oda olarak sürekli desteklediklerini belirterek yeni oluşan yönetime başarı temennilerini iletti.
Dörtyol Belediye Başkanı Fadıl Keskin’de 9 Ocak Kurtuluş Stadının olduğu alanda bir imar uygulaması yapıldığını, bu uygulamanın nihayete erdiğinde eğer stad orada kalır ise bakım onarım ve daha kullanışlı hale getirilmesi için belediye olarak gereğini yapacaklarını söyledi. Diğer taraftan farklı stad arayışları içerisinde olduklarını da ifade ederek Dörtyol’da Karabulut ailesinin tüm fertleriyle spora önemli katkıları olduğunu, tüm aile üyelerine teşekkür ettiğini ve kongrenin hayırlı olmasını temenni ettiğini belirtti.

Milyonfest ertelendi. Tartışmalar Bitmedi

0
Arsuz’da ertelenen Milyonfest etkinlikleri ile ilgili tartışmalar sürüyor.
Bazı vatandaşlar Arsuz‘da dün başlayan milyonfestin koronavirüs ve yangın gerekçe gösterilerek ileri tarihe ertelenmesine tepki gösterdi.
Mağdur olduklarını dile getiren müzikseverler, tepki oluşmaması için ileri tarihi ertelendiği acıklamalarının inandırıcı olmadığını savunarak satılan bilet ücretlerinin geri iade edilmesini istedi.

MMK ‘nın Dörtyol’da Park Yaptırdığı Dostluk Parkı Açıldı

0
Dörtyol Belediyesi ve MMK Metalurji A.Ş tarafından yapılan Dostluk Parkı’nın açılışı gerçekleştirildi.
Dörtyol Belediye Başkanı Fadıl Keskin, MMK Metalurji A.Ş. Ceo’su Denis Kvasov, Hatay Büyükşehir Belediyesi Bölge Sorumlusu Tansel Demirel,’in  katılımı ile gerçekleştirilen açılış Saygı duruşu ve İstikal Marşının okunmasının ardından Belediye Başkanı  Fadıl Keskin ve MMK Metalurji Ceo’su  Denis Kvasov’un konuşmaları ile gerçekleştirildi.
Belediye Başkanı Fadıl Keskin Başta MMK Metalurji A.Ş Ceo’su  Denis Kvasov, Hatay Büyükşehir Belediye Baskanı Lütfü Savaş ve Hatay Büyükşehir Belediyesi Bölge Sorumlusu Sayın Tansel Demirel olmak üzere emeği geçen herkese teşekkürlerini iletti.

Dörtyol Sahilinde Plaj Voleybolu Turnuvası düzenlenecek.

0
Dörtyol Belediyesinin katkılarıyla 13 – 14 ve 15 Ağustos 2021 tarihlerinde Dörttaş Sahilinde Plaj Voleybolu Turnuvası düzenlenecek.
Plaj Voleybolu Turnuvası için başvurular 12 Ağustos 2021 tarihine kadar 0553 806 09 07 nolu telefona ve dortyolbach.volley instagram adresinden yapılabilecek.
Üç kategoride gerçekleştirilecek olan turnuvada Erkekler, Miks ve Veteranlar (40 yaş üstü) ayrı ayrı mücadele edecek. Turnuva sonunda her gurupta ilk üçe girmeyi başaran takımlara ödüller verilecek.
Turnuva boyunca müsabakalar arasında canlı performanslar ile müzik dinletisi ve sürprizlerin de olacağı belirtiliyor.