Pazar, Mayıs 3, 2026
No menu items!
Ana Sayfa Blog Sayfa 2030

Payas ilçesinde Korona Virüs patladı

0
Payas ilçesinde 10 Gün içinde Korona Virüs Patlaması Yaşanıyor.
İlçede Çeşitli Mahallelerde 28 Ev Karantinaya Alınırken 135 Kişi Koronaya Yakalandı.
Temas Kuranlar ile Sayı 240 Buldu

Yükseliş Akedemi Kurs Merkezi hizmete açıldı.

0

Yükseliş Koleji alanında uzman kadrosuyla Yükseliş Akademi’nin açılışını yapmanın gururunu yaşıyor.

Yükseliş Koleji ve Yükseliş Akademi Kurucusu Nuri Üysen “Yükseliş Kolejinin Kuruluşunun ilk gününden itibaren, her öğrencinin iyi bir eğitimi hak ettiğine inandık. Tarafsızlığı ilke edinen ve bizimle aynı eğitim tutkusunu paylaşan öğretmenlerimizle, hedeflerine ulaşmak isteyen binlerce öğrencinin pusulası olduk. İskenderun’da eğitim faaliyetlerimizi bir adım daha ilerleterek sadece Yükseliş Koleji öğrencileri değil tüm İskenderun’da eğitim gören öğrencilerimize Yükseliş Akademi Kurs merkezinde eğitim şansı verdik” dedi.

Yükseliş Koleji Genel Müdürü Aykut Davut Öktem ise Yeni nesil sorularla sınava hazırlık, sınav kaygılarını giderme, eksik konuları tespit etme, okul başarısını artırmak, sınav başarısını yükseltme, meslek seçiminde rehberlik, zamanı doğru yönetme ve veli bilgilendirmesi yaptıklarını belirtirken Yükseliş Akademi kurs merkezinde Pandemi sürecine küçük gruplarla 9,10,11,12 ve TYT-AYT sınava hazırlık, her öğrenci için rehberlik, eğitim danışmanlığı, öğrenci koçluğu sunduklarını söyledi.

CHP’li 11 büyükşehir belediye başkanından ortak açıklama: “Uçakları aktif hale getirmeye hazırız”

0

CHP ‘li 11 büyükşehir belediye başkanı ortak açıklama yaparak, Türk Hava Kurumu (THK)’nun elindeki yangın söndürme uçaklarını aktif hale getirmeye hazır olduklarını belirttiler.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak ve Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfi Savaş çevrim içi toplantıyla orman yangınlarını değerlendirdi.

“THK İLE İŞ BİRLİĞİ YAPILACAK”

Belediye başkanları, toplantı sonunda ortak basın bildirisine imza attı. 11 büyükşehir belediye başkanı, orman yangınlarıyla ilgili ortak açıklamada, “Ülkemize büyük hizmetleri olmuş olan bu kurumumuzdaki yangın söndürme uçaklarının tüm bakım ve işletme giderlerini, 11 büyükşehir belediye başkanı olarak karşılamaya hazır olduğumuzun altını çizeriz. Yetkili kurumlar tarafından izin verilmesi halinde 11 Büyükşehir Belediyesi tarafından tekrar aktif hale getirilecek olan yangın söndürme uçaklarını gerektiği her an koordinasyon halinde Tarım ve Orman Bakanlığı’nın kullanımına sunacağımızı da beyan ederiz. THK ile iş birliği yapılarak, elindeki envanterin belediyelerimiz tarafından kullanımı da sürekli hale getirilecektir” denildi.

“İMAR GİRİŞİMLERİ ENGELLENECEK”

“‘Sen yaptın, ben yaptım’ kavgasına girmeden, toplumumuzun her bir ferdini derinden üzen yangınlarla mücadelede, siyasi saiklerle yapılan ayrımcılıkların bir an evvel ortadan kaldırılması gerekmektedir” denilen açıklamada, “Yanan alanlara yönelik daha önce örnekleri olduğu gibi, yapılacak tüm imar girişimlerinden kamuoyunu haberdar edecek ve bu yönde atılacak adımların hukuk yoluyla engellemesi için mücadelemizi sürdüreceğiz” ifadesi yer aldı.

“BİLİM KURULU OLUŞTURULACAK”

Alanında uzman kişilerin yer aldığı ‘Bilim Kurulu’ oluşturacağı belirtilen açıklamada, “11 büyükşehir belediye başkanı olarak milletimiz adına takipçisi olacağımız bir beklentimiz daha var. Büyük miktarda orman alanlarımızı kaybettiğimiz yangınlarla mücadelede, sorumluluk sahibi kişi ve kurumların herhangi bir ihmalinin olup olmadığının sağlıklı bir şekilde tespiti gerekmektedir. Bu vesile ile ülkemizde derin bir acıya neden olan bu yangınlarla ilgili bir soruşturma açılmasını ve sonucunun kamuoyuna şeffaf bir şekilde açıklanmasını talep ediyoruz” denildi.

DSİ’nin  Yayladağı   Şakşak Mahallesinde yapacağı göletin temeli atıldı.

0
Devlet Su İşleri Hatay’a yönelik yatırımlar kapsamında Yayladağı ilçesine bağlı Şakşak Mahallesindeki göletin temeli atıldı.
Göletin temel atma törenine AK Parti İl Başkanı Adem Yeşildal, Milletvekilleri Sabahat Özgürsoy Çelik, Hacı Bayram Türkoğlu, Abdulkadir Özel, Hüseyin Şanverdi, Belediye Başkanları, AK Parti İlçe Başkanları ve Teşkilat üyeleri ve çok sayıda vatandaşlar katıldı.
Temelden yüksekliği 44,14 metre ve kil çekirdekli kaya dolgu gövde tipindeki 738 metre iletim hattı bulunan Şakşak Göleti ile 1060 dekar zirai arazinin cazibe ve terfi ile sulaması yapılabilecek. Şakşak Göleti, Yayladağılı çiftçilere cansuyu olacak. Gölet, Şakşak Mahallesi’nin 3 kilometre kuzeyinde, Cingilli Deresi üzerinde inşa edilecek. Talvegden 35.75 metre yüksekliğinde ve 184 metre kret uzunluğunda yapılan gölet ile Yayladağı İlçesi’ne bağlı Şakşak, Yeniceköy ve Olgunlar Mahallelerine ait 1.060 dekarlık tarım arazisi suyla buluşacak.

YEŞİLDAL: GÖLETİN KAZANDIRILMASINDA EMEĞİ GEÇENLERE TEŞEKKÜR EDERİM

35 Milyon TL maliyetle yapımı tamamlanacak olan gölet, çiftçilere yılda 5 Milyon TL zirai gelir imkanı sağlayacak. 4500 metreküp depolama hacmi ile öne çıkan dev göletin temel atma töreninde konuşan AK Parti Hatay İl Başkanı Adem Yeşildal, “Şakşak, Olgunlar, Yenice, Kösrelik Mahallelerimizin Verimli Topraklarını, Su İle Buluşturacak Olan Şakşak Göleti, Çiftçilerimize, Şehrimize hayırlı ve uğurlu olsun. Şakşak Göleti’nin Şehrimize Kazandırılmasında Emeği Geçen Başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Tarım ve Orman Bakanımız Dr. Bekir Pakdemirli, DSİ yetkilileri olmak üzere, emeği geçen herkese teşekkürler” ifadelerini kullandı.

VEKİL ÇELİK: YAYLADAĞI’MIZA HAYIRLI OLSUN

Yayladağı Şakşak Göleti temel atma töreninde konuşan AK Parti Hatay Milletvekili Sabahat Özgürsoy Çelik, “Şakşak göletimizin temelini attık şükürler olsun. Şakşak göletimize emeği geçen Bakanlığımıza, kurumlarımıza, mühendisinden işçisine herkese teşekkür ediyor, göletimizin Yayladağı’mız için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bu gölet ile civar mahallelerimizin de sulama problemi sona erecek. Başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere göletin hayata geçirilmesinde büyük emekleri olan DSİ’ye de bu hizmeti için teşekkür ediyorum” dedi.
Temel atma töreninin ardından göletin inşaatının hızla tamamlanarak hizmete girmesi amaçlanıyor

İskenderun’da uyuşturucu operasyonlarında 182 kişi 3 tüfek, 2 tabanca ve çeşitli uyuşturucular ele geçirildi

0

 

Hatay’ın İskenderun ilçesinde uyuşturucu satıcı ve kullanıcılarına yapılan operasyonda 182 kişi 3 av tüfeği, 2 tabanca ile çeşitli uyuşturucu maddeleriyle birlikte yakalandı.

Hatay Valiliğinden yapılan açıklamada, İskenderun İlçe Emniyet Müdürlüğü görevlilerince 13.07.2021 ile 25.07.2021 tarihleri arasında uyuşturucu satıcılarına ve kullanıcılarına yönelik yapılan çalışmalarda 182 şahıs yakalanarak haklarında adli işlem yapıldığı belirtildi.

Operasyonda yakalanan 1 şahıstan 1 adet hassas terazi, 2 şahıstan 3 adet av tüfeği ve 5 adet kartuş, 2 şahıstan 2 adet tabanca ve 23 adet fişek, 1 şahıstan 7 adet muhtelif silah parçası,1 şahıstan 1 adet projektör ve ısı aparatı ele geçirildi.

Bu arada, Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan 31 şahıs yakalanarak adli mercilere intikal ettirilirken, şahıslardan 15’i tutuklanarak cezaevine teslim edildikleri ifade edildi.

Hatay Valiliği yakalanan şahıslarda 3067,70 gram sentetik kannabinoid, 4443 adet captagon, 35,10 gram metamfetamin, 292,69 gram esrar, 28 adet dişi hint keneviri, 4,60 gram eroin, 11 gram kenevir tohumu, 63 adet özel reçeteye tabi uyuşturucu hap, 4 adet extacy, 911,70 gram amg uyuşturucu maddesi ele geçirildiğini açıklamasında yer verdi.

HBB İtfaiyecilerinden Muğla’ya Destek

0

Adana, Mersin, Osmaniye ve Kilis’teki yangınlarda canhıraş mücadele eden Hatay Büyükşehir Belediyesinin kahraman itfaiyecileri, şimdi de Muğla’daki yangınlara müdahale etmek için harekete geçti.

Adana’nın Karaisalı ve Kahyalı; Mersin’in Aydıncık, Silifke, Boğsak ve Taşucu bölgelerindeki yangın söndürme çalışmalarını tamamlayan ekipler, 5 itfaiye arazözü, 2 öncü pick-up ve 19 personel ile Muğla’da devam eden orman yangınları için yola çıktı.

Yangınların bir an önce kontrol altına alınması için Muğla’daki diğer ekiplere omuz verecek olan HBB itfaiye erleri, farklı şehirlerde devam eden yangınlardan etkilenen vatandaşlara bir kez daha geçmiş olsun dileklerini iletti.

Jandarma’dan Orman Yangınlarına Karşı Havadan Orman Arazilerine Kontrol!

0

Hatay İl Jandarma Komutanlığı, Orman yangınlarına karşı Jandarma Genel Komutanlığına  ait Sikorsky genel maksat helikopteriyle havadan kontrol ve keşif faaliyeti gerçekleştirdiği bildirildi.

 Hatay Valiliği tarafından, orman yangınlarına ilişkin yapılan kontrolle ilgili şu açıklama yapıldı:

“Hatay İl Jandarma Komutanlığı tarafından, ilimizde meydana gelebilecek orman yangınlarını önlemek ve muhtemel yangınların süratle tespit edilmesi maksadıyla 31.07.2021 günü 17.00 – 18.15 saatleri arasında İskenderun, Payas, Dörtyol ve Erzin ilçeleri ile 01.08.2021 günü 16.45 – 17.53 saatleri arasında Antakya, Kırıkhan ve Hassa ilçelerinin ormanlık arazilerini kapsayacak şekilde, İlçe Jandarma ve Karakol Komutanları ile Orman İşletme Müdürlüklerinden ikişer Yangın Söndürme Ekibi görevlisinden oluşan beş personelin katılımıyla İskenderun’da konuşlu ve Jandarma Genel Komutanlığına  ait Sikorsky genel maksat helikopteriyle havadan kontrol ve keşif faaliyeti gerçekleştirilmiştir.”

Asayiş Operasyonu: 13 kişi bir tabancayla yakalandı

0

Hatay Valiliğinden yapılan açıklamaya göre, Kamu düzeninin sağlanması için suç ve suçlularla mücadele kapsamında birden fazla kişi tarafından birlikte yağma, kasten adam öldürme, hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali, 6136 SKM, tehdit ve hakaret suçlarından haklarında adli makamlarca kesinleşmiş hapis cezası bulunan ve aranan şahısların yakalanmasına yönelik 03.08.2021 günü saat 05:30 sıralarında 13 adreste eş zamanlı olarak İskenderun İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerince yapılan operasyonda; İ.Ç., E.K., F.S., H.D., H.D., O.G., R.Ö., A.B., C.B., N.A., E.K., Y.A., M.S.Ö. isimli 13 şahıs yakalanmıştır. İkametlerde yapılan aramalarda 1 adet ruhsatsız tabanca, 2 adet şarjör ve 3 adet mermi ile ele geçirildikleri bildirildi.

ARİAD Geleneksel Eğitime Destek Konserleri Devam Ediyor Sıra “SAKİLER”‘de

0

Arsuz İş İnsanları Derneği (ARİAD) her yıl geleneksel olarak düzenledikleri Eğitime Destek Konserlerine hız kesmeden devam ediyor.

Arsuz İş İnsanları Derneği’nin eğitime destek amaçlı düzenleyecekleri konserde Sakiler grubu 31 Ağustos Salı günü Arsuz MiraBar’da sahne alacak.
Arsuz da gerçekleştirilecek olan konser ile ilgili açıklamalarda bulunan Arsuz İş İnsanları Derneği Başkanı Adnan Ağır, ‘’Geleceğimiz olan genç öğrencilerimiz için 4. Eğitime destek konserimiz 31 Ağustos 2021 Salı günü Arsuz MirajBar’da gerçekleşecek.  Eğitime destek konserimizde Sakiler grubu sizlerle olacak.


Her yıl 40 üniversite öğrencimize kişi başı 1750 Lira burs imkanı sağlarken, bu yıl ise burs ücretini kişi başı 2000 Lira olarak belirledik. Burs sıralamasını düzenlerken şeffaf bir şekilde önceliğimizi maddi durumu çok kötü olan, anne veya baba vefat etmiş ya da ayrılmış, durumu kötü kendi imkanları ile okuyan, ailesi üzerinde herhangi bir mal varlığı olmayan öğrencilerimizi değerlendiriyoruz. Bu yolculukta desteklerini bizden esirgemeyen siz değerli eğitim gönüllülerine sonsuz teşekkürlerimizi borç biliyor, ‘Sen Ben Yok, Biz Varız’ İlkesiyle hareket edip gençlerimizin geleceğine yön verme arzusuyla çalışmalarımıza devam edeceğiz.’’ Dedi.

Dörtyol’da STK lar grafit ocağına karşı Doğa ve Çevre Koruma Platformu oluşturdu.

0

 

Kuzuculu Mahallesi Bülke Mevkiinde yapılmak istenen alçı grafit ocağına karşı bir araya gelen Dörtyol’daki Sivil Toplum kuruluşları, Dörtyol Doğa ve Çevre Koruma Platformu oluşturdu.
Önceki gün Kuzuculu Mahallesinde bir araya gelen Dörtyol’daki sivil toplum kuruluşlarının oluşturduğu Dörtyol Doğa ve Çevre Koruma Platformu Kuzuculu Mahallesi Bülke mevkiinde yapılmak istenen alçı ve grafit ocağı ile ilgili görüş alışverişinde bulunarak, çevrenin korunması adına izlenmesi gereken yol haritasını belirledi.


Toplantı sonrasında Dörtyol Doğa ve Çevre Koruma Platformu bileşenlerinden Ülküocakları Dörtyol Şubesi bir açıklama yapılarak ; “Alçı ve Grafit Ocağına Karşıyız ! İlk toplantısını Dörtyol Ticaret Odasında, ikinci toplantısını Kuzuculu meydanında yaptığımız birlik ve beraberliğin ve Dörtyol’un çıkarlarının ön planda olduğu, adına “Dörtyol Doğa ve Çevre Koruma Platformu” dediğimiz ilçemizin neredeyse tüm sivil toplum kuruluşlarının yer aldığı bir birlikteliğe imza attık. Aslında daha süreç yeni başladı ama biz şimdiden kazandık. Çünkü hiçbir siyasi fikir, dünya görüşü farklılıkları gözetmeksizin tamamen doğa için, insan için ve Dörtyol için bir araya gelmiştik.
Tüm katılımcıların bu konudaki görüşü aynı idi. İnsan sağlığına, hayvan sağlığına ve bitki sağlığına zarar verecek bir maden ocağı ilçemizin Kuzuculu Mahallesi’ne yakın bir mesafeye kurulacaktı. Yani geleceğimiz söz konusu idi. Uçuşan tozları soluyacak olan canlılar, akan kireç artıklarının sulamaya vereceği zarar, kesilecek olan ağaçlar, çıkarılan malzemenin her gün kamyonlarla şehrin içinden taşınacak olması ve sayamadığım daha neler neler…
Ülkemizde yaşanan orman yangınlarını çok büyük üzüntü ile seyrediyoruz. Yanan her ağaç, her canlı canımızdan can alıyor sanki. Sürekli kendimize elimizden ne gelir acaba diye soruyoruz. İşte ilçemizde de bu ağaçlar, bu canlılar yok olmasın diye elimizden gelen şeyler var. Beraber bir tavır koymak!
Toplantılarda güzel kararlar alıyoruz. İnşallah ortak paydada verilen kararlara nizami şekilde uyacağız ve ilçemizi tertemiz tutmak adına, geleceğimiz adına elimizden geleni yapacağız.
Tüm hemşerilerimizden ricamız ilçemiz Dörtyol adına bir olmak, birlik olmak ve herşeyden önce sağlığımızı korumak.” denildi.
Önümüzdeki günlerde Dörtyol Doğa ve Çevre Koruma Platformu açık alçı ve grafit ocağına neden karşı olduklarına dair kapsamlı bir açıklamada bulunacak.

Prof. Dr. Garip Turunç’un Kaleminden harika bir analiz:”GÖRME DUYUSUNU YİTİRİNCE”…

0

 

Prof. Dr. Garip Turunç Yazdı

GÖRME DUYUSUNU YİTİRİNCE…

 

Görememek, gözlerini kapatmak yahut bir engel olarak körlüğün yanına, görme eylemini hiç tadamamanın sonucu bu duyunun bir nesil sonra tamamen yitirilişini de eklemek gerekebilir ileriki zamanlarda. Görmek doğal ve istemsiz olduğu kadar bir arzu, bir merak, bir ilgi eylemidir çünkü. Daha iyi görebilmek için yaklaşılabilir, daha geniş görebilmek için uzaklaşılabilir; görmek istememek ise bir akıl oyunudur; bir tercih, bir ret mekanizması olarak da işler/işletilir. Gözlerini yumanların, yumulmasına izin verenlerin bambaşka hesapları vardır. Görmeyi istemediği şeyleri unutur(ulur) ve onların yerine hayal ettiği, kurgu bir dünya oturtur(ulur). Başta romantizm, hatta saflık/temizlik derecesinde iyi niyet taşıdığı düşünebilecek bu tavır aslında tamamen muhafazakarlıkla ilintilidir. Böyle travmatik bir kör, gözlerinin olmadığına, onların bir hastalık çukurundan ibaret yaradılış hatası diye adlandırılması gerektiğine inanır. Gözü olanın, görenin tedavi edilmesi kaçınılmazdır. Tedavi ise bellidir: Gözlerinin çıkartılması.

 

Bu tür körler, gören birini alayla karşılayacak, onu cehaletle, delilikle suçlayacaklardır. Gerçeğin yeniden tanımlanmasının aralarında kimseye faydası yoktur ve zaten gerçek tanımlanamaz; onlara göre gerçek hissedildiği, mistik öğeler barındırdığı ölçüde geçerlidir. Maddesel bir karşılığının olması onu var etmez. Görmedikçe geliştirdiklerini savundukları diğer duyuları, inançlarıyla hayatta kalmayı başarabilmişlerdir – yeni bir gerçek tanımı onlar için lüzumsuz, tehlikeli, günah ve haramdır.

 

Öte yandan gören kişi bu tür travmatik körlerin arasında kendi üstünlüğünün kibrine kapılabilir; körlere görmenin güzelliğini, avantajlarını anlatmaya çalışırken krallığının tadını çıkartır. Başta bir eğitim, yardım olarak başlayan bu yakınlaşma gitgide bir otorite kurma, itaat ortamı doğuracaktır. Körlerin aydınlanması için verilen savaşta gözleri gören hükmetmenin heyecanına kapılacak, körlerin kör kalmasını, körlerin körlüğünden utanmasını öğrenmelerini yeterli, iktidarı adına da doğru bir hamle sayacaktır. Fark edemediği şey, travmatik körlerin yıllara uzanan dayanışması, ortak bir lisan geliştirmiş olma şansları ve varlıklarını böyle koruma inatlarıdır.

 

Kör, görmediği için mutsuz değildir. Gören, körler görmediği için mutsuzdur. Bu çetrefil, sosyolojik bir çatışmanın fitilini ateşler hep: Müdahale hakkının nereden edinildiği ve sonuçlarına birilerinin katlanıp katlanmayacağı. Sürekli gerçeğin yeniden tanımlanması tartışılacak ve her iki taraf da kendi düzenini sürdürmek, kalıcılığını görüşte kanıtlamak uğraşı verecektir: Aydınlanmanın ütopyasında liderliğini ilan eden ile karanlığa gömülmenin zavallılığında cahilliğiyle övünenin kapışması.

 

KÖRLER VADİSİ

 

İngiliz yazarı Herbert George Wells (1866 – 1946) bilimkurgu hayranlarının, özellikle de klasik severlerin çok iyi bildikleri bir isim. Yazarın “Körler Ülkesi” (Çeviren : Evrim Öncül, Yayın evi : Kolektif Kitap, 2015) eseri, romandan çok uzun bir hikaye; yıllardır dünyayla hiçbir bağı kalmamış, çağdaş insandan mesafeli, bir vadiye gömülmüş tuhaf bir kabilenin ve rastlantı sonucu oraya düşen şehirli bir dağcı Nunez’in ilişkisi üzerine yazılmış, çarpıcı bir kitap. Kabile nesillerdir kör, gözleri körelmiş/sonuçta da tüm yaşam koşulları, inançlar, sabitler körlük üzerine inşa edilmiş. Çocuklardan yaşlılara kadar vadide yaşayan herkesin kör olduğu bir ülkede “Körler ülkesinde tek gözlü insan kraldır,” düşüncesiyle hareket eden dağcı Nunez görmenin erdemi, zevkleriyle bütünleşmiş.

Bu biz insanların kendimizden zayıf olanı ezmek isteme güdüsünün çok güzel bir aktarımı olmuş. Geçmişten günümüze güçlü olanın zayıf olana hükmedeceği algısı sanırım hiçbir zaman değişmemiş, gelecekte de farklı bir durum beklemek biraz saflık olur. İnsanlık var oldukça, bu da bizimle beraber var olacak. Peki, Körler Ülkesi vatandaşları için durum nasıl? İnsanlar görmenin ne demek olduğunu bilmemek gibi, kör olduklarının farkında da değiller. Onlar körlük diye bir olmadığını savunurlar.  Hiçbir zaman sahibi olmadıkları bir olguyu haliyle bilmiyorlar, ama kavramak için de herhangi bir girişimde bulunmuyorlar. Üstelik sadece kendi doğruları var ve bu doğrulardan başka duydukları her şey kendileri için deli saçmasından ibaret. “Cahile laf anlatmak deliye hendek atlatmaktan daha zordur.” sözü zannedersem cuk oturur. Sadece kendi doğrularının var olduğuna inanan bir toplum var Nunez’in karşısında. Onlar körlük diye bir olmadığını savunurlar.  Bu Nunez’in uydurduğu saçma bir kelimedir. Nunez, işe yaramaz biridir. Yürümeyi bile bilmeyen bir yaratılış ucubesidir. Nunez, gördüğü için onlardan üstün olduğunu sansa da hisleri, duyuları o kadar gelişmiştir ki Nunez onlara ayak uyduramaz. Şıfacı Nunez’in hastalığının gözlerinin fazla kabarık olmasına ve göz kapaklarının açılıp kapanmasına bağlar, gözleri ameliyatla alınırsa Nunez, normal bir insan olacaktır… Nunez yenilgiyi kabul eder. Kör olmaktansa kaçmayı tercih eder….

 

Kendi gerçekliğimize ne kadar inanır ve bağlanırsak ; tek doğru kabul edersek o zaman yaşamı sadece kendi yaşamımızdan ibaret zannetmeye başlarız. Gerçeklik ya da gerçek nedir ? Anlayamadığımız yaşamları yanlışlamaya hakkımız var mı ? Gerçeklik sadece bir algı ve yanılgıdır… Bize anlamsız gelen bir şey başkası için çok anlamlı olabilir… Aslında her şey yaşamı anlamdırmakla ilgilidir… Dünyadaki bütün kargaşaların asıl nedeni de biribirimizi anlamadan, bir diğerinin yaşam tarzına ve inancına saldırı değil midir ? H.G. Wells bilim kurgunun babaları arasında bir yazar olarak bu ayrıtıya kısacık bir öyküde değinmiş. Ama inanın ben, H. G. Wells’in Körler Ülkesi’ni okurken bunun bir bilimkurgu türü ürünü olmadığı hissine kapıldım; bahsedilen vadi çok tanıdık geldi bana/karanlık ile aydınlık arasında debelenen uzaktaki ülkemi düşündüm.

 

TÜRKİYE : KARANLIK İLE AYDINLIK ARASINDA

 

Türkiye’de bugün yaşanan karanlık ile aydılık arasında savaşımlı bir ara dönem; yeni yollar kullanarak varlığını altın çağını ileride değil geçmişin karanlık dehlizlerinde aramakta olan eski ve eskinin iç gücünü zayıflatan yeni arasındaki çatışma ve aslında her yönde endişe uyandıran bir süreç.

 

Çözümsüz bir siyaset karşısında, doğal olarak ‘yeni’ denebilecek bir hareketlenme ihtiyacı doğuyor. Çünkü Türkiye’de artık herkes sosyal dokunun; dünya ile uyumsuzluğun; ideolojik altyapının ve siyasi yönetim sisteminin anakronik bir hale geldiğini; ‘bunun böyle gitmeyeceğinin’ farkında. Değişim isteyenler de istemeyenler de, bir biçimde değişimin kaçınılmaz olduğunu düşünüyor.

 

Bilirsiniz, kimileri yaşamı bir gündüzgece çelişkisi, aydınlık ile karanlığın karşılıklı birbirleriyle mücadelesi olarak görür. Bu didişmede, insanlar bütün iyilikleri bütün olumlulukları gündüzün tarafına yüklemiştir. Öyle ya! Yaşam aydınlıktır, umuttur, berekettir. Gece ise yokluktur, ölümdür, umutsuzluktur.

 

Bu durumda gündüz ile gecenin dinmeyen savaşımını iyi ile kötünün savaşımı olarak nitelemek de mümkündür.

 

Albert Einstein’ın, “Karanlık diye bir şey yoktur. Karanlık ışığın yokluğudur” özdeyişine uygun olarak bir ışık parçası, küçük bir sızıntı aranır. Aydınlığa kavuşacak bir çıkış yolu ilk akla gelendir.

 

Buradaki anahtar kelime “uyum” dur. Eğer ilk şok atlatıldıktan sonra karanlığa uyum sağlanır ve o ortamı eski aydınlığına kavuşturacak yollar aranmazsa durum fenadır.

 

Aslında en kötüsü ortamın yıllardır yavaş yavaş karartılmış olmasıdır. Reostalı bir aydınlanma aracıyla yapılabildiği gibi, ışığın feri gittikçe soldurulmaktaysa kişi o karanlığı zaten kabullenmiştir. Artık aydınlığa çıkmayı en azından bir süreliğine düşünemeyecektir bile.

 

Ülkemizde durum budur. Tencereye atılan kurbağa örneğinin başka bir metaforik anlatımı, ışığın yavaşça ve düzenli olarak kısılmasıyla olanıdır. Ülkemiz insanının yarıya yakını görme duyularını yitirmiş, H. G. Wells’in Körler Vadisi’nin karanlığına bir şekilde razı edilmiştir.

 

Öyle ki, ışığa kavuştuğunda gözlerini kırpıştırıp, elini alnına götürüp siper ederek aydınlığı inkar edecek düzeye getirilmiştir. Hatta belki ışık saçan her cihazı, ampül hariç(!)kırmayı bile deneyecek kıvama erişmiştir.

 

Baksanıza, aylardır yer altından seslenen, kitabın ortasından konuşan Sedat Peker, hiç kimsenin kolaylıkla yalanlayamadığı ve Türkiye gibi bir ülke için dahi ‘ağır’ sayılacak ithamlarda bulunuyor, yurttaşlarımızın uyanması için adeta yakalarından tutup silkeliyor, Venezuela’dan gele uyuşturucu gemilerini, Türkiye’yi sarsan suikastların perde arkasını, intihar süsü verilmiş cinayetleri, FETÖ borsasıyla cökülen işadamlarını, AKP tarafından korunup kollanan SADAT’ın aslında ne dolaplar çevirdiğini, yasadışı petrol ticaretini, dindar nesil ayağına yatan ’10 bin dolarlık çantacı gazetecileri, AKP gençlik kolları tarafından dağıtılan kalaşnikofları, devletin zirvesine kadar sızan küresel karaparacıları, bunların rüşvetle nasıl serbest brakıldığını, karanlık oligarkları, yatırımcı ayağıyla Türk vatandışlığı verilen ithal mafyayı, ABD’yi dolandıran hırıstiyan Mormon tarıkatıyla bile, Türkiye’den toprak talep eden sokırım diasporasıyla bile antin kuntin işler tutuğunu, siyasi imam nikahlarını, fuhuş şantajlarını, politik pezevenkliklerini anatıyor… Top patlasa nafile, insanlarımız hâlâ gözlerini yumup ayakta uyurgezer gibi dolaşıyor.

 

Eminim hatırlayacaktır bu sevgili kardeşlerimiz ; “Bir Millet Uyanıyor” adıyla efsane filim vardı. Birinci dünya savaşı ve çanakkale savaşında yaşananlar, şehitler, geri kalanların evlerine dönmesi konu ediliyor; Millet olma şuurunu anlatıyordu. 1932’de çekilmişti. 1966’da tekrar çekilde. Bana sorasanız, sırf bu kardeşlerimizin hatırı için üçüncü defa çekmekte fayda var. Ama bu defa “Bir millet uyanmıyor” adıyla olmalı!

 

NASIL ÇIKACAĞIZ BU HOYRAT İKLİMDEN ?

 

Eğer durum böyle ise sorular şöyle mi gelmelidir? Aynı odada yani karanlıkta beraberce oturulup, en uzun gecenin sonlanması beklenecek midir? Aydınlığı unutmuş insanlara mum ışığı ile bir geçiş süreci mi yaşatılmalıdır? Yoksa lamba pat diye açılmalı mıdır?

 

Eğer orada zaten ışık düzeneğini idare edecek bir anahtar varsa, tabii ki ona basılacaktır. Bundan doğal ne olabilir ki! Yok, anahtarı da kırmışlarsa o zaman karanlığa razı olmayanların arasından “öncü”ler işi devralmalıdır.

 

Artık yöntemleri nasıl olacaksa… Yeni bir anahtar yapmadan ya da aydınlığa giden kapıyı açmadan önce, karanlığa razı edilmişlerin gözünü bir süreliğine bağlıyacaklar mı, yoksa onları yavaşça mı dışarı çıkaracaklar bilinmez ama öncüler olmaksızın bu iş olmayacak…

 

Çünkü düzenin siyasal oluşumları/aktörleri karanlıkta hep beraber oturmaya ve bunu sürdürmeye razı gibi görünüyor. O zaman, böylesi bir demokrasi mücadelesinin, eşitlikçi toplum isteğinin öznesi kim olacaktır? Mücadele sınıf ölçeğinde mi verilecektir? Yani halka içinde bulunduğu karanlığın nedeni bu temelde mi anlatılacaktır?

 

Anahtara basacak, kapıyı açacak olan öncüler ister kent soylu liderlikler, ister örgütlü birlikteliklerin temsilcileri olsun, ülkemizi ve insanımızı ilgilendiren ve etkileyen her şeyi yeniden düşünmek, çözümlemek ve karanlığı delmede yapacağımız değerlendirmeler ışığında “çağdaş uygarlık” doğrultusunda kesintiye uğratılmak istenen yürüyüşümüze her alanda devam etmek bize düşen tarihsel bir sorumluluktur.

 

Bu anlayış ve çerçevede, bir tek çıkış üzerinden dayatıyor tercih: Ortak bir tasavvur içersinde yeni, demokratik ortak paydalar yaratılarak kimsenin ötekileştirilmediği, kendi kendisini de ötekileştirmeye gerek duymayacağı, iktidarın hegemonik karakter taşımadığı, insan haklarını önde tutan, özgürlükçü, kapsayıcı bir eşitlikçi toplumun yaratılmasıdır. Bu sadece herkesin kendisi olarak katılabileceği ve aidiyet duyacağı bir tasavvur yaratmakla kalmayacak, toplumun büyük bir bölümünün mağduriyet üzerinden siyaset üretmesine ve çatışmaların yaşanmasına da engel olacaktır. Hedef beyazlaşarak yeni zenciler yaratmak değil, beyaz-zenci ayırımının olmadığı bir toplumun hayata geçirilmesidir.

 

Yüzyıl önce bu coğrafyada bağımsızlığını, özgürlüğünü gerçekleştirmek ve onurlu varoluşunu sürdürmek için yola çıkanların çocukları olduğumuzu hiçbir zaman unutmayalım. Biz nasıl bu toprakların esenliği ve geleceği için hayatını bu uğurda feda edenleri saygı, sevgi ve özlemle düşünüyorsak, bizleri de sonraki kuşakların saygın biçimde hatırlayabilmeleri her şeyden önce bugün neler yaptığımıza ve yapabileceğimize bağlı değil midir? Zamanın ve tarihin aynasında kendimize bakarken yapacağımız sorgulama, yüzleşme ve değerlendirme, insan ve yurttaş olarak gerçekleştirebileceğimiz olanakları da göz önüne koyabilecektir.

 

Umutsuzluktan umut, baskılardan özgürlük ve bağımsızlık, karanlıklardan aydınlıklar yaratmak elimizdedir. Bu noktada hem geçmişe hem de geleceğe insan ve yurttaş olarak borçlu olduğumuzu da unutmamak gerekir. Bu ülkeyi biz hem atalarımızdan miras hem de çocuklarımızdan ödünç aldık. Şair Nâzım Hikmet, “Davet” adlı şiirinde şöyle yazar:

“Dörtnala gelip Uzak Asya’dan/Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan/bu memleket, bizim. / Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak/ve ipek bir halıya benzeyen toprak,/bu cehennem, bu cennet bizim. / Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,/yok edin insanın insana kulluğunu,/bu davet bizim… / Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür/ve bir orman gibi kardeşçesine,/bu hasret bizim…”

Özgürlüğün ağaç, kardeşliğin orman ile anlatıldığı bu şiirde vurgulanan, insanın insana kulluğu sona ermediği için

bizim ormanlarımız gözlerimizin önünde bir haftadır yanıyor. Kötülükle sınanan ve kötü yönetilen bir ülkede, artık gerçekleri görüp kurallar ve kurumlara dayalı modern hukuk devletine, politikalarda rasyonalizme yönelmenin zamanı çoktan geldi…

 

Samuel Ayomide Adekugbe Bordo Beyazlı kulübe imzayı attı!

0

Samuel Ayomide Adekugbe Bordo Beyazlı kulube imzayı attı!

Atakaş Hatayspor’un yeni transferi Samuel Ayomide Adekugbe, Bordo Beyazlı renkle bağlayan imzayı İstanbul’a attı.

Atakaş Htaayspor Kulübünün inter net sitesinden yapılan açıklamada transferle ilgili şu açıklama yapıldı:

“Daha önce Onursal Başkanımız Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Lütfü Savaş ile zoom görüşmesi yapan yeni transferimiz Samuel Ayomide Adekugbe ile imza töreni düzenledik.

İstanbul’da kamp yaptığımız otelde düzenlenen imza törenine Futbol Şube Sorumlumuz Ender Yardımcı ve Teknik Direktörümüz Ömer Erdoğan katıldı. Evine hoş geldin Samuel.

Türkiye Değişim Partisi Hatay İl Kongresi Yapıldı

0

Türkiye Değişim Partisi Hatay il kongresi 01/08/2021 tarihinde yapıldığı bildirildi.

 TDP Hatay İl Başkanı Mehmet Daroğlu konu ile ilgili yaptığı basın açıklamasında şu görüşleri komu oyu ile paylaştı:

TDP Türkiyede olduğu gibi Hatayda da çalışmalarını hızlandırmaktadır .TDP ülkemizin en demokratik partisi olacaktır Ülkemizin iç ve dış sorunlarını en iyi şekilde çözmek için halkımızın istek ve teveccühleri ile kurulmuş bir partidir tarıma önem veren tarımı sanayi ile taçlandıran üreten ekonomiden yana olan ithal değil ihraç eden halkımızın mutlu   gençlerimizin umutlu çözüm odaklı çaresi olabilecek bir parti olacaktır

Ülkemizin potansiyelleri yüksektir vatandaşlarımızın mutlu olacağı ve milli gelirden pay alabileceği ihtiyaç sahibi her ailenin aç ve açıkta kalmayacağı adalet ve hukuk sisteminin en iyi şekilde uygulanacağı vatandaşlarımıza çare olacağı vatanımızın bölünmez bütünlüğü Hudut birliği Atatürk ilkeleri ve inançlara saygılı sosyal hukuk devleti anlayışıyla eğitim ve sağlık hizmetlerinin parasız olabileceği katılımcı bir sistem amaçlamaktadır

TPD Hatay teşkilâtımızın ilçe başkan ve yönetim kurullarının halkımızın yanındadır çözüm odaklı çareler üretmek üzere hazırdır halkımıza ilgilerinden dolayı teşekkür ediyor ve her zaman yanında olduğumuz çalışmalar içerisinde olacağız bunları teşkilatımız ve halkımızla başaracağız Genel Başkanımız Sayın Mustafa SARIGÜL liderliğinde bunu başaracağız halkımıza selam ve sevgilerimizi sunarak teşkilatımıza başarılar dileriz

Hatay Barosu, Konya’da ki Katliamı Kınadı!

0

Hatay Barosu, geçtiğimiz hafta sonunda Konya ilimizde gerçekleşen saldırıda aynı aileden 7 kişinin öldürülmesi olayının vahim olduğunu duyurdu ve saldırının, esasen insanlığa ve yaşama yapılmış olduğu değerlendirmesinde bulundu.


Hatay Baro Başkanlığı tarafından yayınlanan toplu öldürme olayına kınama mesajında şöyle denildi:
“12 Mayıs 2021 tarihinde, Konya’nın Meram ilçesine bağlı Hasanköy Mahallesi’nde saldırıya uğrayan Dedeoğulları Ailesinden 7 kişi, evlerine düzenlenen saldırı sonucu katledilerek, evleri ateşe verildi. Olay vahimdir. Bu saldırı, insanlığa, yaşama yapılmıştır. Bu katliamı sadece kınamanın yeterli olmadığını biliyoruz. Ülkemiz, her yönü ile yangın yerine dönmüştür. Bu katliam, yüreğimizde çok derin yaralar açmıştır.
Siyasetçilerin hamaseti, ötekileştirici ayrıştırıcı dili bırakıp, ülkenin huzur ve barışı için ivedilikle ellerini taşın altına koymaları gerekmektedir.
Katillerin, azmettirenlerin, yardım edenlerin bir an önce yakalanarak adalete teslim edileceğine, hukuken mümkün olan en ağır cezaların uygulanacağına inanıyoruz. Katledilen ailenin, önceki günlerde can güvenliklerinin tehlikede olması sebebiyle yetkili makamlardan yardım istedikleri basına yansımıştır. Bu durumun gerçekliği araştırılmalı, ihmal söz konusu ise ihmali olanlar derhal görevden alınarak yargılanmalı ve cezalandırılmalıdır.
Rapor hazırlamak ve araştırma yapmak için olay yerine hareket eden Türkiye Barolar Birliği İnsan Hakları Merkezi ve Konya Barosu’nun paylaşacağı veriler sonrasında, tüm iddialar ile ilgili ayrıntılı bir basın açıklaması yapacağımızı, süreci takip ettiğimizi belirtmek isteriz.

Necmettin Çalışkan:”Yaşanan Huzursuzlukların Peş Peşe Gelmesi Asla Tesadüf Değildir!”

0
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Yılmaz Bayat partisinin Hatay İl Divan toplantısına katıldı. Antakya’da Selim Demirli Konferans Salonu’nda yoğun katılımla düzenlenen programa Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Yılmaz Bayat, Saadet Partisi Genel İdare Kurulu Üyesi (GİK) Doç. Dr. Necmettin Çalışkan, Saadet Partisi Hatay İl Başkanı Mustafa Ege, İlçe Başkanları ile çok sayıda partili katıldı.

ÇALIŞKAN: “TÜM BUNLARIN PEŞ PEŞE YAŞANMASI ASLA TESADÜF DEĞİLDİR”

Saadet Partisi Hatay İl Başkanı Mustafa Eğe’nin açılış konuşmasının ardından bir konuşma yapan Saadet Partisi GİK Üyesi Doç. Dr. Necmettin Çalışkan, ülkemizin çok hassas bir süreçten geçtiğini belirterek, “Pandemi bitti bitecek derken, ülkemiz bir yandan sel felaketi içerisinde bir yandan da orman yangınları ile karşı karşıya kaldı. Bunun yanında ise birden bire sınır kapıları açılarak Amerika’nın ani bir karar ile Afganistan’dan çekildiğini ve Amerika’nın çekilmesiyle beraber sınır kapılarımızın adeta açılarak günlerce binlerce Afganların ülkemize girişleri var. Bunlar devam ederken 10 yıldan bu yana ülkemizde bulunan Suriyelilere karşı ciddi bir tahrik operasyonu ve Suriyelilere karşı bir savaş başlatıldı. Bu kışkırtmanın bu halkı bir birine düşürmenin ülkede yeni bir huzursuzluk planları yapanların yeni bir tezgâhı, umuyoruz ki halkımız buna düşmeyecektir.  İnsanlar bu oyuna gelmeyeceklerdir. Tüm bunların peş peşe yaşanması asla tesadüf değildir.” Dedi.

BAYAT: ÜLKEYİ İŞGAL ETTİKLERİ ZAMAN SAĞCI MISIN, SOLCU MUSUN DİYE BAKMAZLAR

Daha sonra konuşmasını gerçekleştiren Genel Başkan Yardımcısı Yılmaz Bayat, hem dünya olarak hem de İslam alemi olarak sıkıntılı bir sürecin içerisinde olduğumuzu dile getirerek, “Bulunduğumuz coğrafya dünyanın en problemli coğrafyası bu topraklarda güçlü olmamız lazım bunun için bir  ve beraber olmamız lazım. Bizi birbirimize düşürmek istiyorlar, bunun önünde durmamız gerekiyor. İnsanları kutuplaştırmamak lazım. Ülkeyi işgal ettikleri zaman sağcı mısın, solcu musun diye bakmazlar. Bunun için güçlü olmanın birinci şartı, halkın bir ve beraber olmasıdır. Aşırı uçlardan bu ülkeye fayda gelmiyor. Biz de Saadet Partisi olarak aşırılıktan uzak duran bir partiyiz. Bizler üzerimize düşen görevi yerine getirirsek, Türkiye’nin problemleri de Dünya’nın problemleri de çözülür. Dünya’nın problemini çözecek düşünceye, fikre, ideale sahip Dünya’da yegane parti var, o da Saadet Partisi” İfadelerini kullandı.

 Asi Nehri’nde su yüzeyinde yüzlerce ölü balık görüldü.

0

 Antakya ilçesinde bulunan Asi Nehrinde su yüzeyinde yüzlerce ölü balık görüldü. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri sudan ve balıklardan numune alarak inceleme başlattı.

Lübnan’daki Bekaa Vadisi’nin doğu kısmından doğan ve Türkiye’ye uzanarak Hatay’dan Akdeniz’e dökülen Asi Nehri’ndeki balıklar su yüzüne çıktı.

 Tedirginlik duyan vatandaşlar, balık ölümlerinin nedenlerinin belirlenmesini ve önlem alınmasını istedi. Nehre balık tutmaya gelen Mustafa Tecimen, “Burada 5,10 çeşit balık var. Hakiki kefal, sazan, sarı benekli gibi çok çeşit balığımız var. Buna bir önlem alınsın” dedi.İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, sudan ve ölü  balıklardan numune alarak inceleme başlattı.

Özçelik-İş Sendikasından Toplu istifa!

0

İşçilerin, TİS’lerin yıllardır kendilerine sorulmadan ve kayıplarını karşılanmadan imzalanmasına tepki olarak istifa ettikleri öğrenildi.

Üyesi oldukları Özçelik-İş sendikasında sendikal demokrasinin olmadığını, işyeri temsilciliğinin işletilmediğini, sendika şubenin kendilerinin sorunlarıyla ilgilenmediğini belirten işçiler, toplu istifanın ardından sendika şubenin ve genel merkezin kendilerini arayıp sorduğunu ve yeniden sendikaya dönmeleri konusunda ikna etmeye çalıştığını söyledi.

İspanyol sermayeli Befesa Silvermet, İskenderun Organize Sanayi bölgesinde faaliyet yürütüyor. Befesa, çelik tozundan çinko çıkarıyor ve geri dönüşümü konusunda hizmet veriyor.

Özçelik-İş’in uzun zamandır yetkili olduğu ve toplu sözleşme imzaladığı Befesa Silvermet’te işçilerin sendikadan topluca istifa etmesi üzerine Özçelik-İş sendikası işçileri hatırlamaya başladı. İşçileri arayan, işçilere istedikleri gibi bir TİS ve kendi temsilcilerini kendilerinin belirlemesi sözü veren Özçelik-İş sendikası işçileri ikna edemedi.

İKİ SENE NE ARAYAN NE SORAN VARDI

Sendikalarında istifa etmelerinin nedenini sorduğumuz işçiler, “TİS döneminde ne kadar zam istersiniz diye bize sormuyorlardı, ne istediniz dediğimizde ise bize doğru dürüst cevap vermiyorlardı. Kafalarına göre gelip imza atıp gidiyorlardı. Bir tek TİS imza töreni yapılıyordu, hayırlı uğurlu olsun şeklinde. Ondan sonra iki sene ne arayan var ne soran var.  Kimse bir sonraki TİS dönemine kadar işyerine uğramıyor. ‘Bir derdiniz var mı, bir sonunuz var mı’ diyen yok. İnsan üyesinin bir düğününe, bir cenazesine gelmez mi. Bayramlaşmaya bir Allah’ın kulu yönetici gelmez mi? İlgisizlik, kafalarına göre sözleşme imzalama, sendikanın varlığını hissetmeme biz işçilerin sendikadan istifa etmesine neden oldu” dedi.

SENDİKA İŞÇİLERİ İKNA TURUNA BAŞLADI

İşçiler, kendi iç örgütlenmesini sağlayarak topluca istifa etmelerinin ardından kıymete bindi. Daha önce işyerine gelmeyen, işçileri aramayan sendika yönetimi işçileri ikna turlarına başladı. Sadece Özçelik-İş İskenderun Şube Başkanı ve yöneticileri işçileri değil, Özçelik-İş Sendikası Teşkilatlandırmadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Recep Akyel’in de  İskenderun’a gelerek patron temsilcileri ile görüştüğü öğrenildi.

İşçilerle toplu şekilde bir araya gelemeyen Akyel’in her vardiya/bölümden ikişer işçi temsilcisi ile bir araya gelme çabası da olumsuz sonuçlandı. Akyel, daha sonra belli başlı işçileri arayarak görüşmek istedi. İşçiler, toplu olarak Akyel ile görüşmezken, sadece birkaç işçinin görüşmeyi kabul ettiği öğrenildi. Akyel, görüştüğü işçilere demokratik bir sendika vaadinde bulundu. İstedikleri gibi bir TİS imzalanacağını, işyeri temsilcilerini işçilerin kendilerinin belirleyeceğini, genel merkezin buna kefil olduğunu söyledi.

HER SÖZLEŞME DÖNEMİ HAYAL KIRIKLIĞI OLDU

İşçiler, uzun süredir sendikaları Özçelik-İş’ten memnun olmadıklarını, her sözleşme sürecinde “bu sefer kayıplarımız karşılanır” beklentisine girdiklerini ancak her sözleşme sonrası hayal kırıklığı yaşadıklarını vurguladı. Sendikalarının hiçbir toplu sözleşme döneminde kendileri ile birlikte TİS taslağını hazırlamadığını, kendilerinin ne zam istediğini sormadığını belirten işçiler, “ ‘Biz ne kadar zam talep ediyoruz’ diye sorduğumuzda bile cevap alamıyorduk. Aldığımız zammı imzalanan sözleşmenin ardından öğrenebiliyorduk. İşyerinde bizim bir sorunumuz yok, tek sıkıntı ücretlerimizin çok düşük olması. Sendikanın ilgisizliği ve düşük ücretlerimizin yükseltilmesi için bir çaba içinde olmaması en son bizi toplu istifa noktasına getirdi. Biz işçiler ile sendika şube yönetimi arasında makas her geçen gün açılıyordu, biz de en son bir nokta koymaya karar verdik” dedi.

İŞÇİLER TALEPLERİ İÇİN MÜCADELE EDECEK

İşçiler bundan sonra ne yapacaklarını ve nasıl ilerleyeceklerini tartışıyor. Bu konuda henüz bir karar vermemiş olan işçilerin net oldukları konu ise ‘ne yapacaklarsa birlikte yapmak, birliklerini bozmadan ilerlemek’. İşçiler, bu süreçte aynı zamanda “Bize nasıl bir sendika lazım, mücadeleci, sınıf sendikacılığı nasıl olur” konularına da kafa yorduklarını aktardı. Son dönem sendikal bürokrasiye tepkilerin arttığını söyleyen işçiler, kendilerinin attığı bu adımın sendika bürokrasisi, sarı sendika yöneticileri açısından uyarıcı olmasını istiyor. Sorunun ve çözümünde parçası olacaklarını belirten işçiler, öncelikle işyerindeki örgütlenmelerini ve birliklerini sağlamlaştıracaklarını daha sonra nasıl ilerleyeceklerini hep birlikte karar vereceklerini söylüyorlar.

Hatay HDP; “AKP-MHP iktidarının Kürtlere yönelik düşmanlaştırıcı politikaları, bu katliama zemin hazırlamıştır.

0
Konya’da geçtiğimiz hafta sonunda yaşanan saldırıda bir ailenin 7 ferdinin öldürülmesi olayına HDP Hatay İl Yönetimi büyük tepki gösterdi.
Öldürülen aile bireylerinin, 12 Mayıs 2021 tarihinde de ırkçı saldırıya uğradıkları hatırlatılan HDP Hatay il açıklamasında şöyle denildi:
“12 Mayıs 2021 tarihinde, Konya’nın Meram ilçesine bağlı Hasanköy Mahallesi’nde, Kürt oldukları için ırkçı saldırıya uğrayan Dedeoğulları Ailesinden 7 kişi, önceki gün akşam saatlerinde evlerine düzenlenen saldırı sonucu katledilerek evleri ateşe verildi.
AKP-MHP iktidarının Kürtlere yönelik düşmanlaştırıcı politikaları, bu katliama zemin hazırlamıştır.
Halklar arası barış ve eşitliğe her zamankinden daha fazla ihtiyacımız olan bugünlerde, bu gidişattan rahatsız olan tüm güçleri birlikte hareket etmeye, mücadeleyi ortaklaştımaya ve güçlendirmeye çağırıyoruz. Ailenin yakınlarına ve halklarımıza başsağlığı diliyoruz.”

Almanya Başbakanı MERKEL’in özel yapım aracını, HatayYASİN EREN ŞAHİN satın aldı.

0
Almanya Başbakanı Angela Merkel’in özel yapım aracını, gurbetteki Hatay-Antakyalı hemşerimiz Yasin Eren Şahin satın aldı. Sürpriz gelişmeyi, aracı satın alan Yasin Eren’in babası Ali Şahin duyurdu.
Almanya’nın Hechingen kentinde Gasthof Mohren Otel’in sahibi olan, Turizmci-İş İnsanı Ali Şahin, oğlunun bu müjdesinden gururlandığını kaydetti ve şu mesajı verdi:
“Canım oğlum, Allah kaza bela vermesin. Almanya Başbakanı Bayan Merkel’lin özel yapım aracını satın alan Türk genci oğlum Yasin Eren Şahin’i tebrik ediyorum.”

Cihat Açıkalın: “Yanan Ormanların İmara Açılmasına İzin Verilmemeli!”

0

Hatay Barosu Yönetim Kurulu Başkanı S. Cihat Açıkalın, yanan ormanların imara açılmasına izin verilmemesi gerektiğini söyledi.


Başkan Açıkalın, gazetecilere yaptığı açıklamada, şunları söyledi:
“Ekosistemimiz için vaz geçilmezimiz olan ormanlar yanıyor- yakılıyor, yeterli önlem alınmıyor. Bir günde 27 yangının olduğunu bakanlık açıkladı. Ormanlar sadece ülkemiz insanlarının değil tüm dünya insanlarının en önemli yaşam destek kaynaklarındandır ve etkin korunmayı hak eder. Her ne kadar yasalar bu sorumluluğu belirli bir kuruma vermiş olsa da tüm kurumlar ve insanlar aynı sorumluluğu hissetmek ve paylaşmak zorundadır. Sayısız türe yuva olan ormanlar, gezegendeki tüm canlıların yaşamının devam edebilmesi için büyük öneme sahip. Tüm canlıların özgür ve adil yaşayacağı bir dünya için hep birlikte çalışmaya, yaşamı ve umudu savunmaya şimdi daha çok ihtiyacımız var. Yangınların çıkmasında sorumluluğu bulunanlar etkin ve hızlı bir soruşturma ile tespit edilerek yargı önüne çıkarılmalı, bilgi kirliliğinin önüne geçilmelidir. Yangınların kontrol altına alınmasında ihmali olan, Gereğini yapmayan yetkiler yargılanmalı, istifa etmeliler. Yanan ormanların imara açılmasına izin verilmemeli, soğutma işleminden sonra yeniden orman vasfına sahip olması için çalışmalar başlatılmalıdır.”