
15 Temmuz’un ilk yıldönümünü idrak ettik. Devletimiz bu günün yıldönümünde, artık unutulan Cumhuriyet Bayramı, 23 Nisan Bayramı, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı etkinliklerinin tavan yaptığı yıllarda görülmeyen muhteşemlikteki etkinlikleri icra etti. Ne yazık ki bu kutlamalarda bile kutuplaştık. Bu durumu gördükten sonra hala “Dış güçler bizi bölmek istiyor!” diyerek başkasına kızmaya hakkımız olmadığını gördüm. Çünkü ne yazık ki kendi mutfağımız temiz değil!
15 Temmuz’un ilk yıldönümünde duyduğum en güzel ifadelerden biri TOBB Genel Başkanı RifatHisarcıklıoğlu’na ait. Bu ifade TÜRK-İŞ, TESK, MEMUR-SEN, HAK-İŞ, TZOB,TİSK ve KAMU-SEN’in de dâhil olduğu STK’lar adına idi. Bu STK’ların da katılımı ayrıca muhteşemdi. Adı geçen STK’lar adına söylenenlere bakalım. Bunlardan ilki şöyle:
“15 Temmuz, İstiklal Harbi’nden bu yana ülkemizin karşılaştığı en büyük tehlikeydi. O gece FETÖ, devleti ele geçirmeye, milleti tahakküm altına almaya kalkıştı. Darbe girişiminin asıl amacı, ülkemizi tarihimizde görülmemiş bir kaosa sürüklemek, kardeş kavgası başlatmak ve Türkiye’yi iç savaş ortamına sokmaktı. Darbe teşebbüsünün nihai amacı, Türkiye Cumhuriyeti’ni bir daha ayağa kalkamayacak duruma düşürmekti.”
Bu ifadeden anlaşılacağına göre, 15 Temmuz çok ciddi bir tehditti ama bir İstiklal Harbi dönemi kadar değildir. O halde “15 Temmuz’u Unutmayacak, unutturmayacak” isek, İstiklal Harbi’ni, 19 Mayıs’ı, 23 Nisan’ı, Cumhuriyet Bayramını da “unutmayalım, unutturmayalım!”
Ancak bu milli günlerle ilgili AKP iktidarının “mesafeli” olduğu izlenimi veren tutumu ile 15 Temmuz konusunda, diğer milli günlerle kıyaslanamayacak abartılı etkinlikleri kıyaslanmadan edilememektedir. Bu farklı tutumlar “çifte standart” olarak nitelendirilmekte ve milli günler açısından bir kutuplaşmaya sebebiyet vermektedir. Unutulmasın ki, 15 Temmuz, bir hain darbe girişiminden son anda kurtulma hareketidir. Ama asla bir “İstiklal Harbi” değildir.
Ekonominin de bu saldırıdan olumsuz etkilendiğini kaydeden Hisarcıklıoğlu, 15 Temmuz’da Türkiye demokrasisinin, hiçbir kaba kuvvete teslim olmayacak kadar güçlü olduğunun herkese gösterildiğini, dünyaya örnek olacak bir tavır olduğunu” ifadeyle sözlerini şöyle sürdürdü:
“Daha darbe girişiminin üzerinden bir yıl geçmeden ekonomide %5’lik büyümeyi yakaladık. İstihdam rekorları kırdık. Bu yılın ilk altı ayında tam 1 milyon 200 bin insanımıza yeni istihdam sağladık. İhracatımızı rekor düzeyde arttırmaya başladık. Yabancı yatırımcıların güvenini yeniden kazandık. Çok açık ifade ediyoruz ki, Türkiye dünyanın en zor stres testinden başarı ile çıkmıştır. Emin olun bizim son bir yılda yaşadıklarımızı başka bir ülke yaşasaydı bir daha ayağa kalkamazdı ama biz dimdik ayaktayız. Böyle bir coğrafyada, en zor koşullar altında hiç kimsenin yapamayacağını yaptık ama rehavete kapılmayacağız. Yapacak daha çok işimiz, büyük hedeflerimiz var!”
Bu sözlere şapka çıkartılır. Çünkü 15 Temmuz badiresinden sonra Türkiye’nin gerilim altında gelişmesine devam etmesini açıkladığı gibi, çıtayı yükselten hedefler göstermektedir. Bunu da yurt içinde ve dışında kutuplaşmayı arttıracak ifadelerden sakınarak yapmaktadır.
Keşke Cumhurbaşkanı, başbakan gibi Türkiye’yi yönetenler ve AnamuhalefetPartisi Genel Başkanı da benzer ifadeleri kullanabilseydi. Keşke iktidar 15 Temmuz’un “kahramanlığın” soyunmasa, ana muhalefet de 15 Temmuz’un ne olduğunu daha iyi anlayabilseydi!
Son Söz: Son söz Hisarcıklıoğlu’nun: “Ayağımızdaki prangayı çözdük, şimdi koşma zamanı! (…) Büyümede, istihdamda, ihracatta yeni rekorlar kırmalıyız. Vatandaşlarımızın refah seviyesini daha da arttırmalı, demokratik kazanımlarımızı güçlendirerek ileriye taşımalıyız. Bütün bunlar için ortak akılla ve istişare içinde, yeni bir reform süreci başlatmalıyız.
Yurt dışındaki dostlarımıza da sesleniyoruz. Aldığı yaraları saran milletimiz, bu büyük demokrasi sınavının birinci yılında bütün dostlarını yanında görmeyi arzulamaktadır. Dostlarımızı gerçeklere kulak vermeye, buna göre tavır almaya davet ediyoruz.”
15 Temmuz ‘Birleştirici’ Yapılmalıdır
Bitsin Bu Hasret Diye Ağlayanlar CHP’ye Dil Uzatamaz

Anayasa komisyonunda konuşan CHP Hatay milletvekili Serkan Topal, TBMM içtüzük değişikliğine ilişkin olarak AKP ve MHP’ye uyarılarda bulundu.
Milletvekili Topal, “Şimdi, yıl 2002, gazete manşetleri “adalet” diye yazıyor. Yıl 2002, gazete manşetleri “kalkınma” diye yazıyor. Yıl 2002, “Barış, huzur, refah, işsizlik bitecek, bir daha OHAL olmayacak.” diye gazeteler manşet atıyordu. Hatta yorumcular o dönemlerde Türkiye’nin dünyada bir numara olacağını iddia ediyorlardı. Neye göre iddia ediyorlardı? O dönem gelen iktidarın verdiği sözlere göre iddia ediyorlardı. Özellikle en önemli noktalardan bir tanesi, “Terör bitecek.” diyorlardı. Oysa zaten 2002 yılında terör bitmişti. Üç beş yıl geçiyor, ondan sonra terör yükseliyor” diyerek başladığı konuşmasında FETÖ sürecine değinerek, “Şimdi, 2010 yılına kadar bütün iktidarın milletvekilleri kürsüde, televizyonlarda “Hoca Efendi, Hoca Efendi” diye, “Bitsin bu hasret, gelsin.” diye ağlayanlar da oluyordu. 2010 yılında bir referandum süreci… İç Tüzük’e nasıl gelindi, ben onu anlatmaya çalışıyorum Sayın Başkan. Şimdi, ben İç Tüzük’ü anlatacağım ama… sürekli sözümü kesiyorsunuz, Şimdi, Sayın Başkan, burada dahi millî iradeyi gasbetmeye çalışıyorsunuz. Bu gündem nasıl geldi? Ben tarihi anlatmaya çalışıyorum. Bırakın da millî irade sonucunda seçilen milletvekilinin burada konuşma hakkını da gasbetmeyin lütfen. FETÖ’yle iç içe olan insanlar, FETÖ’ye dalkavukluk yapan insanlar, zamanında neredeyse her yerini öpen insanlar, şimdi utanmadan, ahlaksız bir şekilde çıkıp, “Efendim, CHP FETÖ’yle iş birliği yapıyor.” Haddinize değil! Terbiyesizliktir, ahlaksızlıktır bu! Yalancılıktır bu! Siz neden rahatsız oluyorsunuz? Eğer terör örgütünü lanetliyorsak, terör örgütüne yardım ve yataklık yapanı lanetliyorsak ve birileri bundan rahatsız oluyorsa neden rahatsız oluyor? İç Tüzük’e gelmeden önce neler yaşandı Türkiye’de, benim bunları tutanaklara geçirmem lazım. Sayın Başkan, lütfen, kimse de bundan rahatsız olmasın” dedi.
Ben Halkın Noteriyim, Doğruların Noteriyim
CHP Milletvekili Topal, “İşleyen demokratik bir Parlamento mu istiyoruz, yoksa sipariş üzerine kanun yetiştirme telaşı içerisinde tek sesli bir noter mi istiyorsunuz? Ama maalesef, o tek sesli noter üyelerinin şu anki tek işi, mevcut olan ana muhalefetin sesini kısmaktan da öte sadece noterlik yapıyorlar değerli arkadaşlar, bu konuda da hem Başkanımızı hem de yanındaki üyeleri kınıyorum, bir kez daha kınıyorum” dedi. İstanbul Milletvekili Markar Eseyan’ın ‘Sensin noter! Saygılı konuş!’ demesi üzerine CHP Milletvekili Topal, ‘ben halkın noteriyim, ben doğruların noteriyim’ Bakın, biz doğruların yanındayız” dedi.
Muhalefetin Susturulduğu Yerde Demokrasiden Bahsedilemez
Konuşmasına içtüzük hakkındaki görüşlerini açıklayarak devam eden Topal, “İç Tüzük, Meclisimizin çalışma düzenini ve işleyişini belirleyen ana hukuki bir metin olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Bu Parlamentonun çalışma kılavuzu, yol göstericisidir ve o nedenledir ki üzerinde yapılacak değişiklikler aklıselimle düzenlenmeli ve ileride demokrasimizi açmaza sokacak bir netice vermemesine özen gösterilmelidir, iktidardan beklentimiz odur.
Genel tanım noktasında bir uzlaşı olmakla beraber, nasıl bir Meclis istendiğine bağlı olarak nasıl bir İç Tüzük sorusuna verilen farklı yaklaşımları barındıran cevaplar çerçevesinde başlıyor asıl sorun aslında burada. Genel Kurul, komisyonlar, Başkanlık Divanı, Danışma Kurulu, siyasi parti gruplarının Meclis çalışmaları, milletvekillerinin yasama sürecine katılımları, kanun teklifi ve önerge verme hususları, konuşma süreleri gibi yasa yapım ve denetim süreçlerinin tamamı İç Tüzük’le tanzim edilmiş.
İşleyen demokratik bir Parlamento mu istiyoruz, yoksa az önce de belirttiğim gibi gerçekten el kaldırıp indirilen bir Parlamento mu? Aslında, bu değişiklik teklifinin üzerine kurulduğu asıl tartışmanın, tamamen muhalefetin sesini kısma olduğunu düşünüyorum. Teklifin gerekçesinin hemen ilk satırlarında dört yıldır uygulanan bir İç Tüzük’ten bahsediliyor. Oysa, İç Tüzük’te yaklaşık 14 defa değişiklik yapılmış ve kapsamlı bir şekilde yapılmış. Esasen, bugün İç Tüzük tartışmalarının alevlendirilmesinin ana unsuru, maalesef -bir daha altını çizerek söylemek istiyorum- iktidar farklı seslere, aykırı seslere tahammül edemiyor.
Oysa demokratik bir hukuk devletinde, yasama organı üyelerinin, yasama faaliyetinin asli unsuru olan milletvekillerinin görüşlerini ifade etmelerinin engellenmeye çalışılması hiçbir şekilde, hiçbir demokratik devlette, hiçbir sosyal hukuk devletinde kabul edilemez, teklif edilmesi dahi kabul edilemez. Bu yüzden de zaten teklifin birçok bakımdan Anayasa’mıza aykırı olduğunu burada birçok hukukçu arkadaşımız da ifade etti, ben de bir kez daha ifade etmek istiyorum.
Çağdaş demokrasilerde, gelişmiş demokrasilerde yasa yapıcıların siyasi tercihlerin ve kararların oluşumu sürecinde mümkün olan maksimum ölçüde görüşlerini ifade edebilmeleri, iktidar ve muhalefet partileriyle milletvekillerinin seçmen önündeki sorumluluklarının en tabii sonucudur. Yasama işlevi yerine getirilirken muhalefet milletvekillerinin susturulmaya çalışıldığı yerde demokrasiden asla bahsedilemez.
Benden başka herkes yanlış biliyor anlayışıyla ülke yönetilemez. Eğer öyle bir anlayışla ülke yönetmeye kalkarsanız, bu ülkeye geçmişte iktidarların ve iktidarınızın yaşattığı acıların bir benzerini yaşatırsınız ve maalesef, özellikle son dört beş yıl içerisinde bu acıları yaşıyoruz. Hatta çok uzağa gitmeye bile gerek yok.
Bakın, az önce de ifade ettim, bir kez daha ifade ediyorum: 2010 tarihinde Anayasa değişikliğinde, değişikliklerin görüşmeleri esnasında Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri olarak biz tam ve anlaşılır bir şekilde ifade etmemize rağmen maalesef olanak vermediniz. Vermemekle birlikte bizim düşüncelerimize kulaklarınızı tıkadınız ve maalesef, FETÖ darbe girişimine zemin hazırlayan en önemli tarih 2010 tarihiydi. İşte o gün bu görüşmeler gibi ana muhalefetin sesine kulak vermiş olsaydınız o gün o zemin hazırlanmayacaktı.
Elbette ki Parlamento yasa yapacak, vatandaşın yararına olacak çağcıl düzenlemeleri kanun marifetiyle hayata geçirecek. Buna bu çatı altında kimsenin itirazı olacağını kıymetlendirmiyorum. Parlamento bunu yaparken, milletvekilleri diledikleri kadar konuşacak, işi yokuşa sürecek de asla demiyorum, elbette kurallar içerisinde yapılmalı. Bunların düzenli bir şekilde yapılması gerektiğini zaten hepimiz çok iyi biliyoruz ve bunu destekliyoruz. Ancak, mevcut hâliyle bile muhalefet milletvekillerinin meramını anlatmakta zorluk çektiği bir İç Tüzük gerçeği varken kalkıp bunun daha gerisinde bir düzenlemenin arkasında durmak demokrasi inancıyla bağdaşmaz.
Parlamentodaki Temsil Gücü Aritmetik Olarak Azalan Bir Muhalefet Partisi Neden Bu İçtüzük Değişikliğine Evet Der?
Hele -bunu sataşmak mahiyetinde asla söylemiyorum- teklifte imzası olan ve bir süredir her geçen seçimde Parlamentodaki temsil gücü aritmetik olarak azalan bir muhalefet partisinin bu teklife imza atmış olmasını anlamak gerçekten zor. Şimdi, bir siyasal parti olarak kendi milletvekillerinin kürsüde memleket meseleleriyle ilgili daha fazla söz sahibi olması hakkından neden, niçin vazgeçerler.
Şimdi şunu anlatmaya çalışıyorum Sayın Başkan: Bir hata yapıyorsunuz. 2010 yılındaki hatayı 15 Nisanda yaptınız ve şu anda sizler de, sizlerle birlikte imzası olanlar da, destek verenlerin hepsi de hata yapıyor. Bu yüzden gece eve gittiğimizde lütfen 2010’u düşünün, 15 Temmuzu düşünün, 15 Temmuza nasıl gelindi, onu düşünün.
1,5 Milyon Nüfuslu Hatay’ın Sorununu 3 Dakikada Nasıl Anlatayım
Eğer gerçekten mesele vatansa, eğer gerçekten mesele milletse, eğer gerçekten mesele bayraksa –samimi bir şekilde söylüyorum- ilk önce ben ölmeye hazırım, ilk önce savaşmaya ben hazırım, ilk önce ben ve partim, ben ve bütün milletvekili arkadaşlarım. Bizim bilmediğimiz bir şey varsa lütfen söyleyin. Mesele neyse biz de destek verelim ama biz hâlâ anlamış değiliz. Tek bir sorun var: Burada muhalefetin sesini kısmak, kısmanın dışında ne var? Şimdi, ben Hatay’la ilgili bir sorunu bir dönem boyunca sadece bir defa mı çıkıp anlatabileceğim? 1,5 milyon nüfuslu Hatay’ın sorununu ben üç dakikada mı anlatacağım? Şimdi, ben size soruyorum Sayın Başkanım, sayın milletvekili arkadaşlarım, az önce itiraz eden değerli milletvekili arkadaşım, ben size şunu söylüyorum: 1,5 milyon nüfuslu, hatta genç işsizlik oranının yüzde 24 olduğu, 400 bin Suriyelinin olduğu Hatay’ın sorununu üç dakika da ben nasıl anlatabilirim, ben bunu nasıl anlatabilirim? Ben Hatay’ın sorununu burada üç dakikada –ben size soruyorum- nasıl anlatabilirim? Soruyorum
Konuşmasını bitirirken oyun teorisi örneği veren Topal “John Nash’ın Oyun Teorisi’ndeki eşler arası çatışma yaklaşımını iktidar-muhalefet çatışmasına benzetiyorum. Yani eşler çatışmasında her bir eşin birisinin futbol maçına ya da diğerinin operaya gitme şeklinde iki seçeneğe sahip olması fakat kadının operaya, erkeğin ise futbol maçına gitmek istemesi söz konusu olunca arada bir çatışma oluyor. Şimdi, her ikisi için de iyi olan sonuç, kesinlikle değişimli olarak birlikte aynı yere gitmeleri hem aileleri için hem çocukları için nasıl yarar sağlayacaksa burada da hem muhalefetin hem iktidarın mutlaka aynı anda aynı soruna birlikte çözüm üretebilmelerinin milletin yararına olacağı kanaatindeyim” dedi.
Gökten “20 Temmuz bir KKTC destanıdır…”
KKTC Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Fahri Konsolosu Gökhan Gökten 20 Temmuz’u Kıbrıs Türk Halkı’nın Rumların baskısından, zulmünden, cinayetlerinden kurtulduğu gün ve bir destan olduğunu söyledi.
KKTC Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Fahri Konsolosu Gökhan Gökten bir kutlama mesajı yayımlayarak “20 Temmuz, çocukları bile gözünü kırpmadan öldüren cani EOKA’cılardan kurtarıldığı gündür. 20 Temmuz, Şanlı Türk Ordusu’nun kendi kanından, canından olan Halkı yeniden normal yaşama yönelttiği gündür. 20 Temmuz, hayatını canilikle geçiren bir terör örgütünün yok edilmeye başlandığı gündür” dedi.
BARIŞ VE ÖZGÜRLÜK BAYRAMIDIR
O günden bu güne kadar Rum Kesiminin Barışçıl yaklaşmaması, toplumlararası görüşmeleri daima çıkmaza soktuğuna işaret eden KKTC Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Fahri Konsolosu Gökhan Gökten şunları kaydetti: “Sadece Rum Halkını düşünerek hareket eden ve Türk Halkı’nın haklarını kabul etmek istemeyen Rumlara rağmen Kıbrıslı Türkler Türkiye Cumhuriyeti’nin sonsuz güvencesi altında güvenle yaşamlarını sürdürecektir. 20 Temmuz, Barış ve Özgürlük Bayramıdır. Bu dava uğruna bugüne kadar canını veren tüm Şehitlerimize Rahmet diliyor, gazilerimize saygı ve minnetlerimizi sunuyoruz. 20 Temmuz tüm halkımıza kutlu olsun.”
“Dünya Rekoru için Türkiye’yi Hatay’a davet ediyoruz…”

SARI ZEYBEKLER KOMİTESİ BAŞKANI NEVZAT KURT :
“Dünya Rekoru için 29 Ekim’de Türkiye’yi Hatay’a davet ediyoruz…”
29 Ekim’de Atatürk portresi ve K. Atatürk imzası yaparak Dünya Rekoru kırmak için düğmeye basan İskenderun Sarı Zeybekler Komitesi, Park Forbes AVM’de bulunan El Rise Steak House Cafe’de üyeleriyle kahvaltılı tanışma ve kaynaşma toplantısı düzenledi.
Katılımın yoğun olduğu toplantıda, dünya rekorunun kırılabilmesi için yol haritası belirlenirken üyeler arasında görev dağılımı da yapıldı..
Toplantıda bir konuşma yapan Sarı Zeybekler Komitesi Başkanı Nevzat Kurt tek hedeflerinin 29 Ekim’de İskenderun Anıt Alanında yapılacak etkinlikle kırılması hedeflenen 6002 Gönüllü ile Dünya Rekoru’nu İskenderun’a hediye etmek olduğunu ifade ederek şunları söyledi:
“Bizler Sarı Zeybekler Komitesi olarak vizyonumuz; Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ilke ve devrimlerinin izinde gitmek ve bu doğrultuda sosyal projelere imza atmaktır.
Kuruluş felsefemiz 6002 gönüllü ile Atatürk Portresi ve K. Atatürk imzası yaparak dünya rekoru kırma denemesi için kurduğumuz komite, 30’u Genç Sarı Zeybek, 110’da yetişkinlerden oluşan toplam 140 gönüllüden oluşacak… Tamamen gönüllülük esasına yönelik oluşturduğumuz bu komitemizde her kesimden, her görüşten insanlar olduğu gibi, 29 Ekim’de kitleler halinde İskenderun’a gelerek dünya rekoru denememize destek olacak Atatürk Sevdalıları da bulunmaktadır.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün adını dünyaya bir kez daha duyurmak adına yaptığımız bu etkinlikte komitemize üye olan arkadaşlarımızdan tek bir şey istedik… Herkes siyasi kimliğini, ideolojisini, partisini, kurumunu, sivil toplum örgütünü bu etkinlik çalışmalarında bir kenara bırakarak hareket etmeleri konusunda uyardık. Bütün katılımcılarımız da bu uyarımıza olumlu olarak yanıt vererek aramızda olmayı kabul ettiler…
Biz herhangi bir partinin, kurumun, kuruluşun ve sivil toplum örgününün uzantısı, arka bahçesi veya devamı değiliz. Bizler bu oluşumların üstünde ve tek amaçları MUSTAFA KEMAL ATATÜRK olan bir komiteyiz. Bizim önümüzde veya bizleri yönlendiren herhangi bir üst akıl olmadığı gibi, alınan her karar demokratik seçimle komitemiz üyelerinin oy birliği ile alınmaktadır.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda yapmayı planladığımız bu dünya rekoru etkinliğine sadece Hatay halkını değil, tüm Türkiye’yi aramızda görmek istiyor ve bu gurur gününe davet ediyoruz…”
“Bürokrasi, Başkan Culha ile aşıldı”

Arsuz’u temiz, çevre dostu ve maliyet avantajlı enerjiye kavuşturacak olan doğalgaz projesi temel atma töreni görkemli bir törenle gerçekleşti. Arsuz Belediye Başkanı Nazım Culha’nın yoğun çabaları ve uğraşları sonucu yapılan temel atma töreninde, Arsuzlulara hem altyapının başlayacağı, hem de elektriklerin yer altına alınacağı müjdesi de verildi. İlçeye doğalgaz kazandıracak olan devlet yatırımının Karaağaç Mahallesi’nde gerçekleşen temel atma törenine Arsuz Kaymakamı Musa Sarı, Arsuz Belediye Başkanı Nazım Culha ve eşi Selda Culha, HATSU Genel Müdürü Mehmet Çaparali, AKSAGAZ Hatay – Osmaniye Bölge Müdürü Metin Ceyhan, İlçe Emniyet Müdürü Halil Karabacak, İlçe Müftüsü Mustafa Dönmez, CHP Arsuz İlçe Başkanı Faik Çekin, Arsuz Kent Konseyi Başkanı Prof. Dr. İskender Sayek, İGC Başkanı Veysel Cıncık, işadamları, STK temsilcileri, muhtarlar, meclis üyeleri, oda ve dernek başkanları, mülki amirler, vatandaşlar ve basın mensupları katıldı.
Bir dakikalık saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından, törenin açılış konuşmasını AKSAGAZ Hatay – Osmaniye Bölge Müdürü Metin Ceyhan yaptı.
AKSAGAZ’ın 2017 yılı planlamasında Arsuz’un yer almadığını belirterek, Belediye Başkanı Nazım Culha’nın baskıları ve girişimi sonucu Arsuz’un Şubat ayında doğalgaz kapsamına alındığını ifade eden Ceyhan, “Arsuz’da yapılacak olan yatırım projemiz kapsamında 1 adet yüksek basınç düşürme istasyonu ve ölçüm istasyonu ile 5 adet orta basınç düşürme istasyonu(şehir içi basınç düşürme istasyonu) kurulacak olup, 21,5 km. çelik şebeke, 953 km. polietilen şebeke, 309 km. servis hattı(konut bağlantı hattı) döşenecektir. Yatırımın toplam maliyeti 91,3 milyon liranın üzerindedir. Karaağaç Mahallemizin yatırım bedeli 28, 4 milyon lira, bu yatırımın yaklaşık 4 milyon lirası 2017 yılında hayata geçireceğiz. Bunu şuradan açıklamam gerekiyor; Lisans kapsamına Arsuz’u bu yıl aldık. Normalde 2017 yılı bütçesinde Arsuz yoktu. Arsuz Belediye Başkanımız Sayın Nazım Culha’nın büyük baskıları sonucu ek bütçe çıkarmak zorunda kaldık. Nazım beyin çabalarına bizzat şahidim, defalarca Ankara’ya gitti geldi. Enerjisa’ya, Botaş’a… Ciddi bir çabası ve emeği oldu. Çünkü bürokrasiyi aşmak kolay değil. Bunu Nazım Beyin sayesinde aştık. Kendisine bir kez daha teşekkür ediyorum. Ekonomik, çağdaş ve konforlu olan doğalgaz sayesinde bir yıllık tüp harcamalarınıza eşdeğer bedelle yapılan tesisatın bedelini 1,5 senede kendini amorti etmiş olacaksınız. Bugün kazmayı vurduktan sonra kesintisiz bir şekilde çalışmalarımıza devam edeceğiz. Büyük ihtimalle Ekim sonu kasım başı gibi gaz akışını sağlayacağız. Bu nedenle Karaağaç Mahallemizde özellikle bu bölge kış gelmeden doğal gaz kullanabilecekler” dedi.
“İlçeyi doğalgaza kavuşturmanın gururunu yaşıyoruz”
Arsuz’a değer katacak ve halkın yaşam kalitesini yükseltecek her türlü projeyi sorumluluk alanında olsun olmasın ilçeye kazandırmak için büyük bir özveriyle çalıştıklarını ifade eden Arsuz Belediye Başkanı Nazım Culha, “Arsuz Belediyesi olarak, göreve başladığımız günden itibaren rutin belediyecilik hizmetleri ve halkı denizle buluşturmanın yanısıra kent meydanları, semt pazarları, nikah salonları, kültür merkezleri, parklar, sosyal yaşam alanları, sosyal tesisler gibi pek çok hizmetle birlikte, kültürel ve sosyal faaliyetlerle de ilçenin geleceğine yön verecek projeleri hayata geçirdik. Bugün de büyük bir azimle verdiğimiz mücadele sonucu ilçemizi doğalgaza kavuşturacak olmanın ve ilk hamleyi sizlerle birlikte yapmanın büyük mutluluğunu ve haklı gururunu yaşıyoruz. Göreve başladığımız gün itibariyle Osmaniye ve Hatay illerini kapsayan doğalgaz projesi içerisinde Arsuz yoktu. Yaklaşık 3 yıl süren bir uğraştan sonra 9 şubat 2017 tarihinde Arsuz bu proje kapsamına alındı. Doğalgaz projesi bir devlet projesidir. Bu mücadeleyi verirken bu konuda başta Enerji Bakanlığı Müsteşarı, EPDK Başkanı Sayın Mustafa Yılmaz, BOTAŞ Genel Müdürü Burhan Özcan, AKSAGAZ Genel Müdürü Alper Konyalı ve bunların yanı sıra bu projenin kahramanı Bölge Müdürümüz Metin Ceyhan’a katkılarından dolayı çok teşekkür ederim. Bu projenin gerçekleşmesinde çok büyük emeği ve katkıları vardır. 9 Şubattan sonra Bölge Müdürlüğümüz hızlı bir şekilde Karaağaç’tan başlayıp, Konacık’a kadar doğalgaz projesini çizmeye başladılar. Sınırlarımızın başlangıcı olan İkem’den başlayıp Kocacık’a kadar imarlı alanların hepsi bir bütün projelendirildi ve bugünde bu projenin uygulaması başlayacaktır. Dolayısıyla etap etap uygulamalar devam edecektir. Doğalgaz gerçekten bir yaşam konforudur, temiz bir enerjidir, çevre dostudur ve bu güzel projeyi ilçemize kazandırmanın gurunu yaşıyoruz. Bizler bambaşka bir belediyecik anlayışıyla güzel Arsuzumuza değer katacak ve hemşerilerimizin yaşam kalitesini yükseltecek her türlü projeyi sorumluluk alanımız olup olmadığına bakmaksızın gece – gündüz demeden, içten, samimi ve büyük bir özveriyle ilçemize kazandırmaya çalışıyoruz. Çünkü, Arsuz bunları hak ediyor ve her şeyin en iyine layıktır” şeklinde konuştu.
“Söz verirsek, mutlaka yaparız”
Doğalgaz ve elektriğin yeraltına alma çalışmaları ile birlikte altyapının da başlaması ve bu çalışmaların tek bir kazı çalışmasıyla gerçekleştirilmesini hedeflediklerini söyleyen Başkan Culha, “Göreve başladığımızda yine ilçemizde elektrik sorunu vardı. Yine huzurunuzda eski Toroslar Tedaş, şimdiki Enerjisa’ya teşekkür ediyorum. Can suyu dediğimiz bir çok notada, enerjinin aksadığı bir çok noktalarda taleplerimiz doğrultusunda trafo tesisi yaptılar ve şebeke revizyonuna gittiler. Hali hazırda bizim 5 tane köyden gelen Kurbağı, Haymaseki, Tülek, Haymaseki, Tatarlı mahallelerimizin bir bütün elektrik şebekesi yapılmaktadır. Proje dahilinde ihalesi yapılıp şu anda başlayan Nardüzü ve Karaağaç Mahallemizi kapsayacak olan bölgedeki yüksek gerilim şebekesinin hepsi yeraltına alınacaktır. Bu bağlamda da alçak gerilim şebekesinin hepsi revize edilecek, yenilenecek ve ihtiyaç duyulan 11 adet trafo merkezleri ilave edilecektir. İnşallah bu işlemler bittikten sonra bu bölgede de elektrik sorunu yaşanmayacaktır. Bunlarla ilgili de kapı aşındırdık ve bu devlet yatırımları ilçemize geldi. Doğalgaz ve elektrik ile birlikte altyapı da başlarsa halkımızı sadece bir defa yoracağız. Eş zamanlı olarak bu projeleri tamamlayıp, üst yapıya başlamayı hedefliyoruz. Önce siz değerli hemşerilerimin desteği, daha sonra öncelik sıralamasıyla Arsuz’a kent kimliği kazandıracak gerçekçi dev projeleri bir bir hayata geçirmeye ve hizmet üretmeye devam edeceğiz. Çünkü, biz söz verirsek mutlaka yaparız” diyerek, halka hizmet etme aşkını bir kez daha ortaya koydu.
“Güzel yatırım, daha güzel yatırımlara vesile olacak”
Mülki amir olarak halk adına verilen sözlerin takipçisi olacağını ifade eden Arsuz Kaymakamı Musa Sarı da, “İhtiyaçlar sınırsızdır. İnsanoğlu her zaman daha fazlasını ister. Bu insanın da, doğanın da tabiatında vardır. Bir zamanlar gaz lambalarının tulumbayla, tankerlerle taşınan dönemlerin yaşandığı ülkemizde bugün elektrik ve su sıradan bir şey olduğu gibi, doğalgaz da bir zamanlar lüks gelirken, şu anda elektrik, ekmek, su gibi doğal bir ihtiyaç haline geldi. Ben her konuşmamda şunu ifade ediyorum; iklimi gibi insanı da sıcak olan Arsuzumuzun halkı her zaman hizmetin en güzeline, en iyisine layık. Bizler idareciler olarak, çiçeği burnunda olan ilçemize bu hizmetleri en hızlı ve seri şekilde halkımıza ulaştırılması adına çalışmak gerektiği anlayışıyla hareket ediyoruz. “DEDİ
Toroslar EDAŞ Hatay’da 98 kilometrelik yeni kablo döşedi
Toroslar EDAŞ Hatay’da kesintisiz ve sürdürülebilir elektrik hizmeti kapsamında 2017 yılının haziran ayında bakım, onarım çalışmaları ile yatırımlarına devam etti
Toroslar EDAŞ, Hatay’da sürdürülebilir ve kesintisiz enerji sağlanabilmesi amacıyla, elektrik şebekelerinin yenilenmesi için bakım, yenileme ve yatırım çalışmalarını sürdürüyor. Daha aydınlık bir Hatay için Kırıkhan, Hassa, Dörtyol, Erzin, Payas, Belen, İskenderun, Arsuz, Reyhanlı, Altınözü, Antakya, Defne, Samandağ, Yayladağı’nda 2017’nin haziran ayında 3951 aydınlatma armatürünün bakımını gerçekleştiren Toroslar EDAŞ ekipleri, kentte 5 kilometrelik hattı elden geçirdi. Adı geçen ilçelerde 5 elektrik panosunun yanı sıra, 14 trafo ve 75 dağıtım merkezinin bakımı yapıldı.
Toroslar EDAŞ, Haziran 2017’de yeni yatırımlara da hız verdi. Hatay’da 98 kilometrelik yeni kablo döşeyen Toroslar EDAŞ ekipleri, kentte 1000 yeni aydınlatma armatürü, 235 elektrik panosu, 34 trafo ve 2 dağıtım merkezinin montajını tamamladı.
Toroslar EDAŞ’ın Hatay’daki bakım ve yatırım çalışmaları devam edecek.
Ergen Çalıştayı
Hatay İl Sağlık Müdürlüğü ve TAP Vakfı işbirliği ile “Ergen Sağlığı ve Ergenin Gelişim Dinamikleri Çalıştayı” gerçekleştirildi. Gönüllü Genç Sağlık Liderleri Projesi (GGSL Projesi) kapsamında, Hatay İl Sağlık Müdürlüğü ile TAP Vakfı işbirliği ile gerçekleşen çalıştay üç gün sürdü. Proje kapsamında görev alan sağlık personelinden oluşan gençlik çalışanları ile okul psikolojik danışmanlarını ‘ergenlere yönelik üreme sağlığı ve danışmanlık konusunda’ daha donanımlı, güçlü ve yapıcı bir noktaya taşımak amacıyla yapılan çalıştayda, GGSL Projesi’nde aktif görev yürüten gençlik çalışanlarının ve psikolojik danışmanların;
-Cinselliğe yaklaşımlarını ve cinsellikle ilgili değerlerini fark etmelerini sağlayarak, bilgilendirme-danışmanlık süreçlerinde objektif bir duruş sergilemelerini,
-Toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı, cinsel haklara saygılı, özel hayatın sınırlarını koruyabilen bir eğitim-danışmanlık ortamı oluşturmalarını,
-Yetişkinden çocuğa yönelen cinsel şiddeti önleyici ve çocuğu koruyucu yöntemler geliştirmelerini,
-Cinsellik kavramına ve ergenin cinsel gelişim sürecine bütünsel bir perspektifle yaklaşarak öğrencilerin, ebeveynlerin ve öğretmenlerin bilgilendirilmesi yönünde adım atmalarını destekleyecek çalışmalar yapıldı.
Üreme sağlığı, cinsel eğitim ve danışmanlık sürecinde çocuklarla/ergenlerle nasıl konuşulması, nasıl bir terminoloji kullanılması gerektiği konusunda da bilgi paylaşımı yapılan çalıştayın “Nasıl Cevap Verelim?” oturumunda ise 4-12. sınıf kademelerinden en sık gelen sorular paylaşıldı, çocukların gelişim dönemi özellikleri, ihtiyaç ve beklentileri dikkate alınarak sorulara nasıl cevap verilmesi gerektiği tartışıldı. –
İTSO’ ya TEŞEKKÜR BELGESİ

Maliye’den İTSO’ya Yapılandırma sürecindeki desteklerinden dolayı Teşekkür Belgesi verildi
Hatay Vergi Dairesi Başkanlığı, 6736 sayılı bazı alacakların yeniden yapılandırmasına ilişkin kanunun sürecinde taksit hatırlatma kampanyasına desteklerinden dolayı İskenderun Ticaret ve Sanayi Odası’na Teşekkür belgesi takdim etti.
Sahil Vergi Dairesi Müdürü Mehmet Özbey, Akdeniz Vergi Dairesi Müdür yardımcısı Belman,Gökçek ve Asım Gündüz Vergi Dairesi Müdür yardımcısı UmmahanDirisağlıkİTSO’ya teşekkür ziyaretinde bulundular.
Vergi Daireleri Müdürleri, üzerinde, ‘6736 sayılı bazı alacakların yeniden yapılandırılmasına ilişkin Kanunun 2017 Mayıs ayında yapılan taksit hatırlatma kampanyasına yaptığınız katkılar için teşekkür eder, çalışmalarınızda başarılar dilerim. Nazmi Erol Hatay Vergi Dairesi Başkanı’ yazılı ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı başlıklı teşekkür belgesini İTSO Başkanı Levent Hakkı Yılmaz’a takdim ettiler.
Sahil Vergi Dairesi müdürü Mehmet Özbey, İTSO Yönetimine ve personeline yapılandırma sürecinde gösterdikleri gayretlerden dolayı teşekkürlerini iletti.
İTSOBaşkanı Levent Hakkı Yılmaz, Belge için teşekkür ederek; “Şehrimizin ekonomisine değer katan, istihdam sağlayan şirketlerimiz, Kobilerimiz ve tüm esnaflarımız için borçların yeniden yapılandırılması önemli bir fırsattı. Biz de İTSO olarak yapılandırma sürecinde tüm üyelerimize yardımcı olduk. Yönetim kurulum adına Hatay Vergi Dairesi Başkanımız Nazmi Erol’a da ayrıcateşekkür ediyorum” dedi.
İskenderun Vergi Dairesi müdürlerinin ziyaretinde, İTSO Başkanı Levent Hakkı Yılmaz, İTSO Meclis Başkanı Servet Ugutmen, İTSO Başkan yardımcısı Muhsin Yeter, İTSO Muhasip üye Necat Özkaya, İTSO yönetim kurulu üyeleri Bülent Seküçoğlu, M.Ali Bulut ve İTSO Genel sekreteri Figen Gül Dönmez de yer aldı.
Haber tarihi : 20.07.2017
MUHTARLAR BULUŞUYOR

Cumhurbaşkanımızın Muhtarlarımıza yönelik yaptığı rutin toplantılar ile İçişleri Bakanlığı’nın talimatları doğrultusunda tertip edilen Muhtarlarla Buluşma Toplantısı İlçemizde düzenli olarak gerçekleştirilmekte olup, bu toplantılar ile İlçemizde ki sorun ve ihtiyaçlar belirlenerek çözüm odaklı görüşmeler yapılmaktadır.
20 Temmuz 2017 Perşembe günü saat: 10.00’da İskenderun Maliye Sarayı toplantı salonu’nda İlçemiz Kaymakamı Sayın Recep Soytürk başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda; İlçe Emniyet Müdürü Zeki Balcı, İlçe Jandarma Komutan Vekili J.Astsubay Kıdemli Başçavuş Medet Sönmez, Hatay Büyükşehir Belediyesi 2.Bölge Koordinatörü Ahmet Serhat Beydilli, İskenderun Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Ömer Çolak, Park ve Bahçeler Müdürü Gülen Ayin Selçuk, İlçe Yazı İşleri Müdürü Mehmet Gök, İlçe Nüfus Müdürü Pınar Açıkgöz, Toroslar Elektrik Dağıtım A.Ş. İskenderun Operasyon Müdürü Mehmet Ali Tunç, AKSA Gaz Dağıtım A.Ş. Bölge İşletme Şefi hazır bulundu.
Vatandaşlarımızın sorun ve ihtiyaçlarının belirlenerek, çözüme kavuşturulması noktasında kararlılık ve hassasiyetle hareket ettiklerini, bu doğrultuda kıymetli mahalle muhtarlarımızın da sunacağı fikir ve önerilerin önem taşıdığını ifade ederek sözlerine başlayan Kaymakam Soytürk, istişare toplantılarının kentimize ve kıymetli İskenderun halkına hayırlı olması konusunda iyi dilek ve temennilerini dile getirdi.
Kaymakam Soytürk, vatandaşlarımızın daha mutlu, huzurlu, müreffeh ve esenlik içerisinde yaşamasının teminini sağlamak amacıyla asayiş ve huzur başta olmak üzere, eğitim, sağlık, kültür, ulaşım, toplumsal kalkınma, nüfus ve vatandaşlık işlemleri vb. konularda istişarede bulunmak suretiyle eksiklerin giderilmesi noktasında çözüm odaklı çalışmaların el birliğiyle yapılabileceğini belirtti.
Muhtarlık idaresinin, idari yapımızın en küçük birimi ve temel yapısı olduğuna da dikkat çeken Kaymakam Soytürk, İlçemizde kamu hizmetlerinin işleyişinin optimum hale getirilmesi hedef edinilerek, bu hedef doğrultusunda muhtarlarımızca mahallelerine hakim olmaları, mahalle sakinlerinin sorun ve ihtiyaçlarına duyarlılık göstererek yerinde tespit edilmesini sağlamaları, özellikle Suriyelilerin nüfus kayıt sistemine entegrasyonunun sağlanması konusunda hassasiyet göstermelerini istedi.
Kaymakam Soytürk, muhtarlarımızın istek ve önerilerini dikkatle dinleyerek, çözüme kavuşturulması bakımından ilgili mevzuatın hükümlerini incelemek ve kurum yetkililerinin de görüşünü almak suretiyle istişare de bulundu.
Kaymakam Soytürk, toplantının sona ermesinin müteakibinde katılımlarından ve çalışmalarından dolayı muhtarlarımıza ve ilgili kurum yetkililerine teşekkür etti.
Bu tür toplantılar vesilesiyle kentin idarecileri ve muhtarlarının buluşması sağlandığından memnuniyetlerini ifade eden mahalle muhtarlarımız ise, İskenderun’un sorun ve ihtiyaçlarının çözüme kavuşturulması noktasında kendilerine gösterilen ilgi ve alaka ile istek ve önerilerine gösterilen duyarlılıktan dolayı Kaymakam Soytürk’e teşekkür etti.
Sürgün kararı derhal geri çekilsin
Ses Hatay Şube Eşbaşkanı Özgünel, üyeleri Adem Altınöz’ün Gaziantep’e sürgün edilmesini protesto etti
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri (SES) Hatay Şube Eşbaşkanı Özden Özgünel, dün sendika binasında düzenlediği toplantı ile üyeleri Adem Altınöz’ün Gaziantep’e sürgün edilmesini protesto etti, hukuksuz olduğunu savunduğu sürgün kararının derhal geri çekilmesinin gerekliliğine vurgu yaptı.
Üyeleri, Hatay Aile ve Sosyal Politikalar Müdürlüğü’nde görevli Adem Altınöz’ün, ‘Hatay ilinde çalışması uygun olmayacağı’ gerekçesiyle Hatay Aileve Sosyal Politikalar Müdürlüğü’nün teklifi ve Bakanlık kararıyla Gaziantep Aile ve Sosyal Politikalar Müdürlüğü’ne sürgün edildiğini söyleyen Özgünel, sürgün kararına yönelik hukuki hiçbir gerekçe belirtilmezken, dilekçe ile yapılan başvurulara da yanıt verilmediğini ifade etti ve şunları dile getirdi: “Sürgün; insanca yaşama ve çalışma hakkına müdahaledir. Kısacası egemenlerin iktidarlarını korumak amacıyla, kendilerinden olmayanlara uyguladığı bir ceza yöntemidir. Bu sürgün hukuksuzdur, bu sürgünü kabul etmiyoruz. Bu baskıcı tutum Hatay Aile ve Sosyal Politikalar Müdürlüğü’nün üyelerimize yönelik ilk uygulaması değildir. Yine 12-13 Ekim’de Sendika Genel Merkez Yürütme Kurulumuzun aldığı grev kararı nedeniyle Aile ve Sosyal Politikalar Müdürlüğü tarafından içerisinde üyemiz Adem Altınöz’ün de bulunduğu 24 üyemiz hakkında inceleme başlatılmış, iş bırakma eylemi gerekçe gösterilerek, iş bırakan üyelerimize gerek ulusal gerekse de uluslararası hukuk çiğnenerek 1/30 maaş kesim cezası verilmiştir. Kamu görevlilerinin, sendikalarının aldığı kararlar doğrultusunda toplu eylem hakkına sahip oldukları; uluslararası sözleşmelerde, insan hakları sözleşmelerinde, Anayasa ve mahkeme kararlarında hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde tanınmaktadır. İç hukuk ve uluslararası hukukta güvence altına alınan demokratik hakkın kullanılması suç olarak değerlendirilemeyeceği için itiraz davaları açılmış ve hukuki süreç sendikamız tarafından takip edilmektedir. Buradan Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’ne, Valiliğe ve ses siyasi iktidarı temsil eden diğer yetkililere sesleniyoruz. Üyelerimiz üzerinde uygulanan keyfi, antidemokratik ve hukuksuz uygulamalara derhal son vermelidir. Üyemiz Adem Altınöz’e hiçbir gerekçe sunulmadan verilen sürgün kararı derhal geri çekilmelidir. Soruşturma, sürgün ve cezalandırma, görevden almalara karşı bugüne kadar sürdürdüğümüz örgütsel ve hukuksal mücadelemiz bundan sonra da aynı kararlılıkla sürecektir. SES, sendikal özgürlükler, demokrasi ve adalet mücadelesi üzerindeki abluka kaldırılıp sürgünler durduruluncaya, cezalar geri çekilinceye kadar ısrarla mücadelesini sürdürecektir!” -Mehmet ÖZGÜN-
KAYMAKAM SOYTÜRK’E HAYIRLI OLSUN ZİYARETİ

İskenderun Belediye Başkanı Seyfi Dingil ve belediye meclis üyeleri İskenderun’a yeni atanan Kaymakam Recep Soytürk’e hayırlı olsun ziyaretinde bulundular.
HER ZAMAN İLETİŞİM HALİNDE OLACAĞIZ
İskenderun Kaymakamı Recep Soytürk’e yeni görevlerinde başarılar dileyen İskenderun Belediye Başkanı Seyfi Dingil,” İskenderun’a hoş geldiniz. İnşallah sizlerle birlikte çok güzel projelerin ve hizmetlerin altına imzamızı atacağız. Sizinle birlikte İskenderun’umuzu bir adım daha ileriye taşıyacağımıza canı gönülden inanıyorum. Halka hizmet noktasında sürekli iletişim halinde olacağız. İskenderun’umuza tekrar hoş geldiniz diyor başarılı çalışmalarınızın devamını diliyoruz” diye konuştu.
AMACIMIZ HALKIMIZA EN İYİ HİZMETİ VERMEKTİR
Ziyaretlerinden dolayı duyduğu memnuniyeti dile getiren İskenderun Kaymakamı Recep Soytürk ise “İskenderun’da görev yapacak olmaktan dolayı çok mutluyum. İnşallah bundan sonra da daha büyük hizmetler için birlikte çalışacağız. Devletin vermiş olduğu hizmetleri hep birlikte yürüteceğiz. Her yönü ile güzel bir şehirde sizlerle birlikte görev yapacak olmaktan çok mutluyum. Hepimizin amacı halkımıza en iyi hizmeti vermektir” dedi.
Yapılan konuşmaların ardından ziyaret sohbet ortamında devam ederken Kaymakam Soytürk, Belediye Başkanı Seyfi Dingil ve meclis üyeleri ile fikir alışverişinde bulundu
.
“2017 yılının ikinci üç ayında 541 adet proje üzerinde çalışılıyor”

İl Koordinasyon Kurulu Toplantısı Yapıldı
İl Koordinasyon Kurulu 2017 Yılı 3. Dönem Değerlendirme Toplantısı, Vali Yardımcısı Nursal Çakıroğlu başkanlığında Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı Toplantı Salonu’nda yapıldı.
Vali Yardımcısı Çakıroğlu toplantı öncesi yaptığı konuşmada ilimizde 2017 yılının ikinci üç ayında 541 adet proje üzerinde çalışıldığını belirtti.
Projelerin 389 adedinin genel ve özel bütçeli kuruluşlarca, 152 adedinin ise Hatay Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerinin imkânlarınca yürütüldüğünü dile getiren Çakıroğlu, ‘’Projelerin toplam bedeli 4 milyar 991 milyon 511 bin TL’dir. 2017 yılı ödenekleri ise 1 milyar 408 milyon 602 bin TL olup, 2017 Haziran ayı sonu itibariyle bu ödenekten 413 milyon 112 bin TL harcama yapılmış ve %29 nakdi gerçekleşme sağlanmıştır.’’ dedi.
Genel ve özel bütçeli kuruluşlarca üzerinde çalışılan 389 adet projenin toplam bedelinin 4 milyar 286 milyon 796 bin TL olduğunu belirten Çakıroğlu, ‘’2017 yılı ödenekleri ise 650 milyon 971 bin TL olup 2017 Haziran ayı sonu itibariyle bu ödenekten 228 milyon 979 bin TL harcama yapılmış ve %35 nakdi gerçekleşme sağlanmıştır. Mahalli idarelerimizce yürütülen 152 adet projenin toplam bedeli 704 milyon 714 bin TL’dir. 2017 yılı ödenekleri ise 757 milyon 631 bin TL’dir. 2017 yılı Haziran ayı sonu itibarıyla bu ödenekten 184 milyon 133 bin TL harcama yapılmış %24 nakdi gerçekleşme sağlanmıştır.’’ dedi.
Genel ve özel bütçeli kuruluşlarımızın 2017 yılı yatırımları için harcadığı ödenek büyüklüğüne göre, Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğünün 50 milyon 490 bin TL ile birinci sırada olduğunu dile getiren Çakıroğlu, ‘’Devlet Su İşleri 6. Bölge Müdürlüğü 42 milyon 403 bin TL ile ikinci sırada ve Karayolları 5. Bölge Müdürlüğü 38 milyon 481 bin TL ile üçüncü sırada yer almıştır. Genel ve özel bütçeli kuruluşlarımız ile Mahalli İdarelerimizin temel sektörlerde gerçekleştirdiği yatırımlarda nakdi gerçekleşmenin en çok % 57 ile Sanayi Sektöründe olduğu görülmüştür. Bunu % 38 oranla Eğitim Sektörü ve % 31 oranla da kanalizasyon, harita -kadastro, imar planı ve içme suyu gibi kalemlerden oluşan Diğer Kamu Hizmetleri Sektörü izlemiştir.’’ dedi.
İlimizde 2017 yılı ikinci döneminde yürütülen 541 adet projeden 64 adedinin tamamlanarak hizmete alındığını ifade eden Çakıroğlu, ‘’ Projelerin 469 adedi devam etmektedir. Devam eden projelerden 259 adedi imalat sürecinde, 148 adedi ihale, 12 adedi sözleşme, 19 adedi proje, 31 adedi planlama aşamasındadır. 8 adet projeye de çeşitli nedenlerle başlanılamamıştır.’’ dedi.
Vali Yardımcısı Nursal Çakıroğlu’nun yanı sıra Mustafa Kemal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Kaya, İskenderun Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Türkay Dereli, ilçe kaymakamları, ilçe belediye başkanları, kurum müdürlerinin de katıldığı toplantıda yatırımcı kuruluşlar, kendi alanları ile ilgili olarak sürdürülen projeler hakkında katılımcılara bilgiler verdi.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.
İSKENDERUN BELEDİYE BAŞKANI SEYFİ DİNGİL FUTBOLCULARI YALNIZ BIRAKMIYOR

İskenderun Belediyesi’nin düzenlediği 15 Temmuz kurumlararası futbol turnuvasında grup maçları heyecanı devam ediyor. Güvenlik Ekip takımının galibiyet sevincine ortak olan İskenderun Belediye Başkanı Seyfi Dingil sporcularla birlikte hatıra fotoğrafı çektirdi . Belediye Başkanı Seyfi Dingil’in kendilerine gösterdikleri yakın ilgi ve alakadan dolayı teşekkür ettiler.
İskenderun Belediyesine ait sahil kısmındaki Spor Kompleksinde yapılan karşılaşmalarda alınan sonuçlar şöyle.
İskenderun Teknik Üniversitesi 6 -İskenderun Gazeteciler Cemiyeti 0. Türk Telekom 2- TCDD 1., İskenderun Barosu 11- Özel Palmiye hastahanesi 0.
MKÜ’de tercih günleri

Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi (MKÜ), dünden başlamak üzere 26 Temmuz tarihine kadar üniversite adaylarına tercih için kapılarını açtı. Konuya ilişkin yapılan bilgilendirmeye göre, Mustafa Kemal Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nde 19-26 Temmuz tarihlerinde oluşturulan tercih masalarından adaylara her gün 13.30 ile 17.00 saatleri arası tercih süreciyle ilgili ‘ücretsiz’ rehberlik hizmeti veriliyor.
Adaylar, üniversitedeki eğitim öğretim faaliyetlerini ve kampüs yaşamını yakından görme fırsatı bulurken, aynı zamanda alanlarında uzman akademisyenler tarafından hem akademik programlar hem de meslek-kariyer planları hakkında bilgi sahibi olabilecek.
TEHLİKE SAÇAN METRUK BİNALAR YIKILIYOR

İskenderun’da can ve mal güvenliği açısından tehlike arz eden ve aynı zamanda görüntü kirliği oluşturan yapılar İskenderun Belediyesi tarafından tek tek yıkılıyor.
İskenderun Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü ekipleri Numune Mahallesinde bulunan çocuk parkının yanında tehlike arz eden, art niyetli kişilerin barınağı haline gelen metruk bir binanın yıkım işlemi gerçekleştirdi.
Çoğunlukla madde bağımlılarının mesken edindiği metruk binaların artık ilçede yerinin olmadığını kaydeden İskenderun Belediye Başkanı Seyfi Dingil,”Mahalle sakinlerinden gelen talep ve şikâyetler doğrultusunda yasal çerçevede incelenerek, yıkım çalışmasının altyapısı hazırlanıyor. Fen İşleri Müdürlüğü ekipleri son olarak Numune Mahallesi’nde bulunan metruk bir binanın yıkımını tamamladı” dedi.
Can ve mal güvenliğini tehdit eden bu tür yapıların, özellikle sosyal riskleri de barındırdığını vurgulayan Başkan Seyfi Dingil,” Görüntü kirliliği yaratmasının yanı sıra sosyal risklere de yol açan binaların yıkım çalışmalarını gerçekleştiriyoruz. Sahipleri tarafından terk edilmiş ya da kullanılmayan bu binalar, zamanla madde bağımlıları tarafından mesken tutuluyor. Metruk yapıların bulunduğu mahallelerdeki aileler, kendi çocukları için haklı olarak endişe etmeye başlıyor. İlçenin farklı mahallelerindeki bu metruk yapılara, belirlediğimiz program çerçevesinde müdahale ediyoruz” diye konuştu.
ÇİÇEK VE BİTKİLENDİRME ÇALIŞMALARI DEVAM EDİYOR
İskenderun Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen çalışmalar devam ediyor.
Ekipler kent genelinde bitkilendirme, çiçeklendirme ve ağaç dikim çalışmaları yapıyor.
İskenderun Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü, şehrin tamamındaki parklarda, refüjlerde ve sosyal alanlarda bakım çalışmalarını şehrin geneline yayarak sürdürüyor.
Yapılan çalışmalar hakkında bilgiler veren İskenderun Belediye Başkanı Seyfi Dingil,”bitkilendirme ve ağaçlandırma çalışmaları ilçedeki tüm parklarda, yeşil alanlarda, kaldırımlarda, refüjler ve kavşaklarda devam ediyor. Sahil bandı üzerinde ise mevsimlik bitki ve ağaç dikimi yapan ekiplerimiz bir yanda da bakım ve onarım çalışmalarını sürdürüyor.
İskenderun’un her bir noktasında çalışmaların sürdüğünü ifade eden İskenderun Belediye Başkanı Seyfi Dingil,”Park ve Bahçeler Müdürlüğü ekiplerimiz, kenttin güzel bir görünüme sahip olması noktasında gerçekleştirdiği yenileme, bakım ve düzenleme çalışmaları ile faaliyetlerini sürdürüyor. Peyzaj çalışması, bitkilendirme ve çiçeklendirme çalışması gerçekleştirin park Park ve Bahçeler Müdürlüğü, kenttin her yönüyle güzel bir görüntüye kavuşmasını sağlıyor” diye konuştu.
Pompalı Dehşeti: 3 Ölü
İskenderun ilçesinde çıkarıldığı iş yerine gelerek eski patronu ile tartıştığı iddia edilen şahsın pompalı tüfekle rastgele ateş açması sonucu 3 kişi öldü.
Edinilen bilgiye göre olay, Numune Mahallesi 187. Sokak’ta bir fırında meydana geldi. Daha önce çalıştığı fırına alacağı bulunduğu iddiasıyla gelen Emre G. (20), pompalı tüfekle eski işyerinde rastgele ateş açtı. Açılan ateş sonucu Mehmet Yorgun (39), Hakan Köşker (37) ve Sinan K. çeşitli yerlerinden ağır yaralandı. Fırında çalışan yaralı işçiler, olay yerine çağrılan 112 Acil Servis ekipleri tarafından İskenderun Devlet Hastanesine kaldırıldı. Durumu ağır olan Mehmet Yorgun sevk edildiği özel bir hastanede, Hakan Köşker ise Devlet Hastanesinde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Yaralı olan Sinan K.’nın ise tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadığı öğrenildi.
Olay yerinde geniş güvenlik önlemi alan polis, saldırgan Emre G.’yi olayda kullandığı pompalı tüfekle birlikte yakalayarak gözaltına aldı. Mahalle sakinleri, silah sesleri duyduklarını ve çok korktuklarını belirtiler. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Canlı Bomba, Eylem Yapmadan Yakalandı

Hatay’ın Yayladağı İlçesi Güveççi Mahallesi kırsalında yakalanan Suriyeli canlı bomba K.A. ile ona yardım eden 6 şüpheli tutuklandı.
CANLI BOMBANIN ÜZERİNDE 5 KİLO TNT ELE GEÇİRİLDİ
Yayladağı İlçesi Güveççi Mahallesi kırsalında 4 Temmuz’da Kışlak Karakol Komutanlığı ekiplerinin gerçekleştirdiği operasyonda Suriyeli canlı bomba K.A. bomba yakalandı. Terör örgütü DEAŞ’lı canlı bombanın üzerinde 5 kilo 250 gram TNT ile 20 metre fitil ve 9 fünye ele geçirildi.
CANLI BOMBAYLA BAĞLANTILI 6 KİŞİ YAKALANDI
Yayladağı İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde sorgusu devam eden canlı bombayla bağlantısı olduğu tespit edilen 6 kişi de yakalandı. Emniyet Müdürlüğü’nde sorguları tamamlanan bombacı ile 6 kişi sevk edildikleri nöbetçi mahkemece tutuklandı.
FİLM; Kidnap

Vizyon tarihi 4 Ağustos 2017 (1s 35dk)
Yönetmen Luis Prieto
Oyuncular: Halle Berry, Dana Gourrier, Christopher Berry devamı
Tür Gerilim
Ülke ABD
Özet ve Detaylar
Kidnap oğlu kaçırılan bir annenin hikayesini anlatıyor. Annesiyle parka yaptığı yolculuk için çok heyecanlı olan Frankie parkta oynamaya başlar. Sık sık annesiyle iletişim kuran çocuk bir anda ortadan kaybolunca annesi için gerilimli dakikalar başlayacaktır. Genç kadın oğlunu bulmak için her şeyi yapmaya kararlıdır…
Başrollerinde Halle Berry, Robert Walker Branchaud ve Sage Correa’nın yer aldığı aksiyon-gerilim filminin yönetmen koltuğunda Luis Prieto oturuyor. Filmin kadrosunda Chris McGinn, Lew Temple, Dana Gourrier, Christopher Berry, Justin Lebrun, Malea Rose ve Ritchie Montgomery de yer alıyor. Filmin senaryosu ise Knate Lee’ye ait.
KİTAP;Sahipsiz

Assassin’s Creed Suikastçının İnancı 5
Oliver Bowden
Epsilon Yayınları
Kategoriler
Edebiyat / Aksiyon – Macera
Katkıda Bulunanlar
Çevirmen Erhan Gülşen, Hasan Düzcan
Editör Erhan Gülşen, Hasan Düzcan, Eren Abaka
Kitabın Tanımı
Hakikat Kanla Yazılacak!
“Ben kılıç kullanmakta ustayım. Ve ben öldu¨rme işinde yetenekliyim.
Bu yeteneğimden zevk almıyorum. Bu işte sadece iyiyim, o kadar.”
1735 Londra
Haytham Kenway kılıç tutabilecek yaşa geldiğinde beri silah eğitimi alıyordu. Ailesiyle birlikte yaşadığı ev saldırıya uğradığında -babası öldu¨ru¨lmu¨ş ve kız kardeşi silahlı adamlarca kaçırılmıştı- Haytham yuvasını yapabileceği tek şekilde savundu: Öldu¨rerek.
Artık bir ailesi olmadığından, gizemli bir eğitmen tarafından alınıp eğitildi ve ölu¨mcu¨l bir katile dönu¨ştu¨. Öç alma isteği onu tu¨kettiğinde, Haytham intikam almak için araştırmaya başladı. Artık kimseye gu¨venmiyor ve bugu¨ne kadar bildiği her şeyi sorguluyordu.
Assasinler ve Tapınakçılar arasında yu¨zlerce yıldır devam eden savaşın ortasına su¨ru¨klendiğinde etrafı komplo ve ihanetle sarıldı.
Ama o öldu¨rmek için doğmuş ve eğitilmişti, karşısına kim çıkarsa çıksın durmayacaktı.









