Çarşamba, Nisan 8, 2026
No menu items!
Ana Sayfa Blog Sayfa 3253

KİTAP;Paris

0

Dünyanın En Romantik Kenti
Mine G. Kırıkkanat
Kırmızı Kedi Yayınevi
Kategoriler
Gezi ve Rehber Kitapları / Gezi Rehberi
Gezi ve Rehber Kitapları / Kent Rehberleri
Kitabın Tanımı
“Büyük kentler insan gibidir. Mangal gibi yürek ister onları sevmek için. İğrençlik ve güzellikleri, cücelik ve yücelikleriyle kucaklamak gerekir. Sabahları Paris’te uyanmak heyecan vericidir. Gözünüzün kucaklamaya yetmediği koca kent, dev bir dizelin muhteşem temposuyla homurdanmaktadır. Gece düşen nabız, sabah beşe doğru güçlenir. Yattığınız yerde kıpırtısız, gözlerinizi sıkı sıkı yumup dışarıda olan biteni dinlersiniz: Binlerce metrosu, treni, arabası, otobüsü ve “Seine” üzerinde hizmete giren hızlı nehir otobüsleriyle, kentin kan dolaşımı çoktan başlamıştır.”

Mine G. Kırıkkanat dünyanın en romantik kentini, Paris’i anlatıyor. Kafelerinden kiliselerine, tarihinden siyasi geçmişine, şehre dair ne varsa paylaşıyor.

Yaşadıklarını ve gördüklerini keyifli bir dille, Paris’in havasını taşıyan kalemiyle kağıda döküyor.

İlaç kullanan hastalar Ramazan’da bu uyarılara kulak verin

0

Oruç tutmak isteyen hastaların doktor gözetiminde bu ibadetlerini yerine getirebileceğini belirten uzmanlar, özellikle bipolar bozukluğu hastalarına önemli tavsiyelerde bulunuyor. Duygu durum dengeleyen bazı ilaçların susuz kalınması halinde hayati tehlikeye yol açabileceğini belirten uzmanlar, “Susuzluğun etkisi ile lityum zehirlenmesi gibi durumlar ortaya çıkabilir. Mutlaka doktorunuza danışın” uyarısında bulundu.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi’nden Psikiyatrist Uzm. Dr. Mahir Yeşildal, içinde bulunduğumuz Ramazan’da ibadetini yerine getirmek isteyen hastaların mutlaka doktorlarına danışması gerektiğini söyledi.

Özellikle psikiyatrik tedavi gören hastaların kullandığı ilaçların susuzluk halinde önemli yan etkilerinin ortaya çıktığını belirten Uzm. Dr. Mahir Yeşildal, “Oruç tutmasını istemediğimiz hastalarımız var, bunların başında bipolar hastaları geliyor. Ancak burada bir genelleme yapamayız, bütün bipolar hastaları oruç tutmamalı gibi bir şey söyleyemeyiz. Ancak lityum gibi valproik asit gibi duygu durum dengeleyicisi gibi ilaçlar kullanan hastalar gün içerisinde susuz kaldıklarında ilacın kan seviyesi yükseliyor ve bunların terapötik indeksleri çok dar olduğu için lityum zehirlenmesi gibi durumlar ortaya çıkabiliyor. Bu hastaların çok dikkatli olması lazım” dedi.

Bipolar hastalarda ikinci olarak uyku bölünmesinden de endişe ettiklerini belirten Uzm. Dr. Mahir Yeşildal, “Çünkü bipolarda uyku düzeni çok önemlidir. 17 saat aç kalınıyor. 7-8 saatlik bir yemek yeme vakti var ve bu geceye denk geliyor. Hastayı düşünün 12’de uyudu, 2’de sahura uyandı. Sabah namazını bekledi 4’e kadar, 4’te yine uyudu ve 7’de uyanıp işe gitti. İkişer üçer saat uyumuş, uykusu bölünmüş, REM uykusunu tam alamamış bir hastadan söz ediyoruz. Bu çok tehlikeli çünkü bu hastanın manik döneme girme ihtimali çok yüksek” dedi.

Uzm.Dr. Mahir Yeşildal, bu dönemde maneviyatın arttığını, bunun da bazı hastalarda manik dönemi tetikleyebileceğini belirterek “Manik dönemde bazı hastalarda mistik ve dini uğraşılarda bir artış söz konusu oluyor. Aile kişideki bu dini artışı ramazana bağlayıp hastalığı fark edemeyebilir” uyarısında bulundu.

Mutlaka doktorunuza danışın

Psikiyatrik hastalığa sahip olan kişilerin mutlaka doktorlarına danıştıktan sonra oruç tutmalarını tavsiye eden Uzm. Dr. Mahir Yeşildal, şunları söyledi:
“Dolayısıyla en çok dikkat etmemiz gereken grup bipolar hastalar. Hiçbiri oruç tutamaz diye bir şey söz konusu değil. Bazı bipolar hastalar doktorlarıyla görüşerek ilaçlarının dozu ayarlandıktan sonra oruç tutabilirler. İkincisi şizofreni gibi psikotik durumlar, ağır akıl hastalıkları. Bunların ekseriyetle dini açıdan oruç tutmaları konusunda bir mesuliyetleri yok. Bu hastaların büyük bölümü çok miktarda ilaç kullanıyorlar. Tamamı için değil ama küçük de olsa bir kısmı doktoruna başvurarak ilaçlarının hangi saatte alınacağı belirlenerek oruç tutabilir ama mutlaka doktor kontrolünde olmaları gerekiyor.

Depresyon, panik atak, obsesif kompulsif bozukluk gibi problemlerde iki grup hasta var. Kişi oruöç tutmak istiyorsa biz bu hastaları ramazan ayı öncesinde mutlaka değerlendirmeliyiz. Kullanılan bazı antidepresanlar, bazı obsesyon kaygıları giderici ilaçların, obsesyon ve takıntıları giderici ilaçların vücudun su ve şeker metabolizması üzerine değişik etkileri olabiliyor. İlaçları düzenlendikten sonra bu hastaların oruç tutmalarında hiçbir mani yok. Bir depresyon hastasına eğer arzu ediyorsa oruç tutması onu ruhsal açıdan çok iyi gelecektir. Bir anksiyete bozukluğu hastası oruç tuttuğu için kendini çok daha iyi ve huzurlu hissedecektir. Depresyondaki bir kişiyi düşünün hiçbir işe yaramadığını düşünüyor, bu kişi sırf Allah rızası için bir ay boyunca günde 16 saat aç kalabiliyor. Bu kişideki özgüveni de artırıyor. Bak ben bunu yapabildim, bunu yapabiliyorsam günde 8 saat işyerimde de çalışabilirim. Aslında eşimle de iyi anlaşabilirim. Aslında çocuğuma da iyi bakarım gibi özgüven duygusunu aşılayabiliyor.”

Uzm. Dr. Mahir Yeşildal, “Ancak hiçbir zaman unutmamalılar ki hastalar oruç tutarak bedenlerine çok daha büyük bir zarar verebilirler ve önümüzdeki senelerin hiç birinde oruç tutma ihtimalleri olmayabilir. Dolayısıyla iyileşebilmek adına doktorlarının tavsiyesiyle oruç tutmamaları gerekiyorsa kendilerini depresif hissetmelerinin bir anlamı ya da gereği yok” tavsiyesinde bulundu.

Gümrüklerde ‘kırmızı hat’ tartışması

0

Kırmızı hat, gümrük rejimlerine tabi tutulan eşyanın kontrol yöntemlerinden biridir. Gümrüklerde eşyanın kontrolü 4 hat üzerinden yapılıyor.
Yeşil Hat’ta; Gümrüğe gelen mal belge veya fiziki kontrole tabi tutulmadan girişine izin veriliyor.
Mavi Hat’ta; Gümrük işlemleri ‘sonradan kontrole tabidir’ denilerek erteleniyor.
Sarı Hat’ta; Bir gümrük evrakı ‘sarı hat’a düştüğünde, malın fiziksel muayenesinin yapılmasına gerek duyulmaksızın sadece belge kontrolü yapılıyor.
Kırmızı Hat’ta; Yapılan risk değerlendirmelerine göre, kırmızı hata düşen mal, ayrıntılı bir incelemeye tabi tutuluyor. Gerek görüldüğü durumlarda, malın tartımı veya sayımı yapılarak mala ilişkin belgeler araştırma altına alınıyor.
Bugün itibariyle, Türk gümrüklerinde en az 200 civarındaki Gümrük Müşavirinin gümrük evrakı ‘kırmızı hat’a düşüyor!

KIRMIZI HAT MAĞDURLARI

Yurtdışına gönderilen mallarda ‘kırmızı hat’a düşme oranının artması üzerine ihracatçıların sıkıntıya girdikleri biliniyor. Gümrük denetimlerinde uygulanan ‘kırmızı hat’ nedeniyle sıkıntıların son yıllarda arttığı söyleniyor. Bu da eşya sahiplerini ve temsilcilerini gerek zaman gerekse maliyet açısından sıkıntıya sokuyor.
Uluslararası ticarette zaman çok önemli bir unsurdur. Ancak, gümrüklerde yaşanan sıkıntılar nedeniyle daha önce kısa sürede yapılan işlemler, son zamanlarda günler alıyor. İlk hareket gümrüklerinde Türkiye’nin gözbebeği, sektörlerinin ihracat şampiyonu şirketler ‘kırmızı hat’a düşüyor, ihracat ürünleri tam sayım uygulamasına tabi tutuluyor. Bu yüzden de ihracatçıların, nakliyecilerin ve Gümrük Müşavirlerinin hem zaman hem de maddi kayıpları oluyor.
Ne yazık ki gümrüklerde kaybedilen zaman dış ticaretin ve gümrüklemenin hızını, kârlılığını azaltıyor ve gümrükleme hizmetlerinin maliyetini arttırıyor. Gümrüklerde dış ticaretin önündeki tüm engellerin kaldırılıp işlemlerin kolaylaştırılması gerekirken, ihracat mallarının kontrolü daha da zorlaştırılıyor. Bu yüzden de İstanbul, İzmir, Bursa, Ankara ve Mersin Gümrük Müşavirleri Derneklerince soruna biran önce çözüm bulunması yazılı olarak talep ediliyor.

KIRMIZI HAT KRİTERLERİ

Gümrük Mevzuatı’na göre, eşyanın gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutulmasına ilişkin faaliyetler, eşya sahipleri veya Gümrük Müşavirleri tarafından dolaylı temsil yoluyla takip edilerek sonuçlandırılıyor. Mevzuatta belirtilen yetki çerçevesinde ülkemizde Gümrük Müşavirleri firmaları bünyesinde yaklaşık 50.000 kişi istihdam ediliyor.
Bununla birlikte Gümrük Müşavirleri tarafından dolaylı temsil yoluyla yapılan iş ve işlemlerde beyan temsil edilen kişinin verdiği bilgi ve belgeler çerçevesinde yapılıyor. Keza Gümrük Müşavirleri, görevleri sırasında veya görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı Devlet Memuru gibi değerlendirilerek cezalarla karşı karşıya kalıyor.
Gümrük Müşavirleri ayrıca gümrük işlemlerini takip ettikleri firmaların mali yapısını, alım ve satımlarını, sahiplerinin başka firmalarla olan ortaklık yapıları ve çalıştıkları firmaların doğruluklarını ellerinden geldiği kadar araştırmaya çalışıyor. Ancak her hâlükârda temsil edilen kişilerin verdiği bilgilerin ötesinde bir bilgiye sahip olunamayacağı muhakkaktır.
Buna rağmen, Gümrük Müşavirleri hukuki ve idari soruşturma geçirebiliyor. Öyle ki zorunlu olmamasına rağmen imalatçı faturasının beyannameye eklenmesi gibi yanlış değerlendirmeye konu örnekler bile bu tür hususlara konu olabiliyor.
Açıkçası, Gümrük Müşavirleri haklarında kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmamasına rağmen, gerek verilen kesinleşmemiş disiplin cezaları ile gerekse yine kesinleşmemiş adli dava süreçlerinden dolayı risk kriterlerine tabi tutularak belirli bir süre (1-5 yıl gibi) global bir risk kriterine tabi tutulabiliyor. Adli yargılama sonunda, en baştan itibaren ortaya atılan iddianın isabetsiz olduğunun ortaya çıkması durumunda ilgili Gümrük Müşaviri telafisi güç ve imkânsız maddi zararla birlikte itibarının ve kariyerinin etkilenmesinden dolayı manevi zarara uğruyor.
Diğer taraftan, suçluluğu mahkeme kararıyla sabit olmayan kişinin suçlu gibi değerlendirilerek muamele görmesi, Anayasa’nın 38. maddesinde ‘Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz’ şeklinde belirtilen masumiyet karinesi ilkesine aykırı olarak değerlendirilebiliyor. Zira masumiyet karinesinin masum olana en yüksek düzeyde hukuki koruma sağlama ve hukuki düzenini koruma şeklinde iki önemli işlevi bulunuyor.

MAĞDURİYET DEVAM EDİYOR!

Bu noktada, yarı kamu görevlisi olan ve ülkemizde hizmet sektöründe ciddi bir istihdam yaratan Gümrük Müşavirleri, yukarıda belirtilen hususlardan kaynaklı olarak mağdur oluyorlar.
Zira bir Gümrük Müşavirinin, dolayısıyla tüzel kişiliğinin global olarak riskli değerlendirilmesi ve beyannamelerinin yine genel olarak ‘kırmızı hat’ta işlem görmesi yükümlüler tarafından farklı değerlendiriliyor. Gümrük Müşaviri mesleğini yapamaz hale geliyor ve en fazla 2-3 ay gibi kısa bir sürede iflas ettiği ve dolayısıyla da çok sayıda şirket çalışanının işsiz kaldığı biliniyor.
Netice olarak; Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın görev ve sorumluluğu olan risk analizi çerçevesinde risklerin minimize edilerek gerekli önlemlerin alınmasında mevcut uygulanan kriterlerin çok sayıda firma ve en az 200 Gümrük Müşavirini mağdur ettiği, bu işten zarar gören ve kaybeden Gümrük Müşavirlerinin aklanmaları halinde uğradıkları maddi ve manevi kayıpların geri getirilemeyeceğinin bilinmesi önem arz ediyor.
Gümrük Müşavirinin hiçbir şekilde konuyla ilgili olmayan yükümlülerinin mağdur edilmemesinin sağlanması için Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nca daha objektif ve firmaların ticari hayatının sona ermesine sebep olmayacak daha dar ve adil risk kriterlerinin tespiti ve uygulanması gerekiyor. Hatta risk kriterlerinin ve ceza puanlarının gizli değil, şeffaf ve herkese açık olması isteniyor!

1990’larda Türkiye Nasıl Bölgesel Güç Oldu?

0

 Türkiye; soğuk savaş sonrası başta Balkanlar olmak üzere, Orta Doğu ve Kafkaslarda “Bölgesel Güç” olarak ortaya çıktı. Üstelik Haziran 1991’de 47. Hükümet ANAP-Yıldırım Akbulut) sona erdikten sonra, Mayıs 1999’da 57. Hükümet (DSP-MHP-ANAP) dâhil 9 yıl içerisinde 10 değişik hükümet kuruldu. Bunlar içerisinde ömrü birkaç aylık ve icraati dahi olmayanlar vardı. Ama Türkiye, soğuk savaş sonrası Balkanlar ve Kafkaslardaki çatışmalara rağmen bölgede parlayan bir yıldıza dönüştü. Sebebi ise devletin ortak aklının kullanılmasıydı!

Soğuk savaş sonrası Yugoslavya’nın dağılma sürecinde Bosna-Hersek krizi ve Boşnak soykırımı henüz hafızalarda yenidir. 1992-95 döneminde Balkanları ateşe veren bu Sırp saldırganlığı, 1999’da Kosova’da da kendisini göstermiştir.

Yugoslavya’nın dağılma sürecinde Türkiye’nin politikaları şöyle idi:

– Bölgede inisiyatif kullandı, barış ve istikrarı destekledi.

– Bölgesel ve uluslararası aktörlerle birlikte hareket etmeye, gerektiğinde onları çözüm odaklı yönlendirme girişimlere çekmeye çalıştı.

– Türkiye, Balkan göçmenleri açısından önemli bir moral unsuruydu.

– Balkan ülkelerindeki Türk ve Müslümanlar yalnız olmadıklarını anladılar.

– Türkiye; Bosna-Hersek krizinde proaktif, Kosova krizinde düşük profilli aktif politika izledi. Bu tür politika yıllardır görülmeyen bir politika değişikliğiydi.

– Türkiye; Balkan ülkelerini Batılı ve uluslararası örgütlere entegre etmeye çalıştı.

Türkiye’nin inisiyatifiyle 1992’de Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü (KEİÖ) kuruldu.

Bosna-Hersek krizi başlayınca İslam İşbirliği Teşkilatı ve BM’yi harekete geçirildi. 1992’de hazırladığı bir eylem planını BM Güvenlik Konseyi’ne sundu. Bu planda Sırp güçlerine karşı önce diplomatik önlemlerin alınması, işe yaramazsa askeri önlemler alınması önerildi.

Sırp saldırıları devam etti. Bunun üzerine tarafların silah tedarikinin önlenmesi için tedbir alındı. Bu bağlamda Adriyatik Denizi’nde yük gemilerinin kontrolü için kurulan çok uluslu SharpGuardHarekâtı’na daimi olarak SAT birimi destekli bir firkateyn gönderildi.

Kosova krizini başlangıçta Sırbistan’ın bir iç sorunu olarak gören Türkiye, Arnavutluk ve Sırbistan nezdinde diplomatik girişimlerde bulundu. Ancak Sırplar Kosovalılar üzerine askeri birliklerle saldırınca, BM’nin izni olmaksızın tesis edilen NATO hava gücüne bombardıman uçağı gönderdi.

1992’de Yunanistan-Güney Kıbrıs Rum kesimiyle “Stratejik Savunma Hattı” oluşturdu. Kime karşı olduğu açık bu oluşuma 1993’te Suriye, 1994’te Ermenistan, 1995’te İran katıldı. Türkiye de 1995’te İsrail ile “Askeri Eğitim İşbirliği Anlaşması” yaparak karşılık verdi.

O yıllarda Azerbaycan-Ermenistan arasında Dağlık Karabağ sorunu sebebiyle çatışma çıkmış, Rusya’da Çeçenistan krizi ve çatışmaları devam ediyordu.

Ocak 1996’da Kardak Krizi sebebiyle Yunanistan’la 1970’li yıllardan beri süren gerilimli iklim tekrar sertleşmişti. AB ise hemen her krizde Yunanistan’ın yanındaydı. Rusya da…

Bir taraftan da Türkiye’nin PKK terör örgütüyle mücadelesi vardı. Mücadele Ekim 1998’de terör elebaşısı Öcalan’ın Suriye’den gönderilmesi, Şubat 1999’da Kenya’da ABD’nin paketleyip teslim etmesiyle sonlanmaya başlamıştı.

1999 sonlarına doğru Türkiye’nin AB adaylığı için yeşil ışık yakıldı. Hemen ardından Türkiye’nin inisiyatifiyle “Ege’de Güven Artırıcı Önlemler Paketi” hazırlanarak Yunan tarafına iletildi. Ogündür, bugündür Ege’de hır çıkmıyor!

Son Söz:AKP iktidarının 1990’lı yıllarda bölgesel güç haline gelen Türkiye’yi incelemesinde yarar var. Üstelik o yıllarda tek partili iktidar da yoktu. Ama ne diğer devletlere bağırılıyor, ne de “Ver kurtul!” yapılıyordu. Bölgesel güç haline gelen Türkiye aranılan bir müttefikti. Bunu sağlayan ise kısa sürede değişen siyasi iktidarlar değil, devletin ortak aklında var olan bürokrasiydi! AKP iktidarı “Ben seçildim, o halde her şeyi en iyi bilirim!” demek ve danışmanlarla hareket etmek yerine, devlet aklına danışmayı düşünebilse…

GÜZELMANSUR, REFERANDUM SONRASI İLÇE ZİYARETLERİNDE

0

“Vatan ve demokrasi noktasında birleşenlerin söyleyecek sözü daha bitmemiştir.”
Referandum sonrası ilçelerde teşekkür ziyaretlerine başlayan CHP Hatay İl Başkanı Mehmet Güzelmansur programları kapsamında Defne ilçesinde 8 mahallede teşekkür ziyaretlerinde bulundu. Yoğun bir program izleyen Güzelmansur ‘‘ Ülkenin bölünmez bütünlüğü, demokrasi ve vatan için gerekeni yaparak Türkiye’de en fazla Hayır oyu çıkaran Defne ilçemize teşekkür ederim. Türkiye genelinde en az %50 Hayır oyunun sandıkta çıktığını dünya biliyor, YSK’nın vermiş olduğu hukuksuz karar karşısında rejim değişikliğine gidildi. YSK’nın aldığı karar ile sandıktan halkın değil, tek kişinin iradesi çıktı. Önümüzdeki seçimlerde artık %10 barajını geçmek yetmiyor, %50+1 almak gerek. Vatan ve demokrasi noktasında birleşenlerin söyleyecek sözü daha bitmemiştir. Referandum sürecinde CHP Hatay İl Örgütü tüm mahallelerde toplam 571 binden fazla insanla yüzyüze görüştü. Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye genelinde izlediği birleştirici tutum ile tüm kesimleri bir arada tuttu. Bundan sonra ki süreçte de CHP Hatay İl Örgütü Genel Başkanımızın izinde çalışmalarına devam edecek ve yenilikçi projeler ile katkı koyacaktır. Tüm Defne halkına yürekten teşekkür ederim. ’’ Dedi.

“Yenilenebilir enerji kaynaklarından maksimum düzeyde yararlanılmalı”

0

Arsuz Belediye Başkanı Nazım Culha, Elektrik Mühendisleri Odası(EMO), Antakya Çevre Koruma Derneği, Defne Kent Konseyi ve Hatay Akademik Meslek Odaları Koordinasyon Kurulu iş birliğiyle düzenlenen “Hatay Enerji Forumu 2017” toplantısına konuşmacı olarak katıldı. Hatay Muhasebeciler Odası Toplantı Salonu’nda gerçekleşen ve EMO Enerji Daimi Komisyonu Başkanı Bülent Damar, Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Enerji Birimi Koordinatörü Olgun Sakarya, Toroslar EDAŞ Bölge Müdürü Aydın Şahin’nin yanı sıra pek çok enerji kurmayını, belediye başkanları, siyasiler ve STK temsilcileri ile buluşturan forumda Başkan Culha, hem elektrik mühendisi, hem de belediye başkanı olması dolayısıyla “Yerel yönetim gözüyle enerji yatırımları” başlığı altında yaptığı konuşmasıyla fark yarattı.

“Yerel yönetimlerle dirsek teması şart”
Hatay’ın enerji üretim ve tüketim potansiyelinin ortaya konulması, mevcut sorunlarının irdelenmesi ve çözüm önerileri getirilmesi açısından Hatay Enerji Forumu 2017 toplantısını önemsediğini söyleyen Arsuz Belediye Başkanı Nazım Culha, “Hatay için çok önemsemesi gereken bir forum. Çünkü ilimiz ciddi anlamda enerji sorunu yaşamaktadır. Bizler bu forumda hem siyasetçi, hem de teknik kimliğimizle varız. Yaşamın her alanı siyasettir. Hiçbir şeyi siyasetin dışında tutamazsınız. Siyasetçiler; kişilerin, bireylerin vatandaşların daha huzurlu ve refah içerisinde yaşamaları adına siyaset yapıyorlar. Bizler de bu şiarla siyaset yapıyoruz. Bizim yerel yöneticiler olarak yaşadığımız sıkıntılar teknik elemanlardan daha fazla. Çünkü bizler seçilmiş insanlarız ve vatandaş bize oy vermiş, elektik kesildiği zaman saatin kaç olduğunu dikkate almadan bizi arayarak, tepkiyle elektriğin niçin kesildiğini sorabiliyorlar. Her ne kadar elektrik sorumluluğumuzda değil ise de vatandaşlarımızın sürdürülebilir, kaliteli enerji almaları yönünde bizler gerekli katkıyı, çabayı göstermek durumunda olduğumuzu düşünüyoruz. O sorumluluğu da büyük bir oranda taşıyoruz. Buradan yola çıkarak resmi kurumalarla istişare yapıyoruz. Yalnız, bu konu yine yatırımla çözülecek işlerdir.
Yerelde baktığınız zaman, kendi ilçem özelindeki sıkıntıları anlatacağım ama bu sıkıntıların bir bütün ilçelerimizde de yaşandığını düşünüyorum. Hızlı bir yapılaşma var ilçemizde. Ben göreve geldiğimde 81 bindi nüfusu Arsuz’un üç yıl sonra ise 85 bin nüfus oldu.. Yazın 250 binlere ulaşan bir nüfus sayımız var. 85 bin nüfusa göre yeterli olmayan enerji şebekesi veya enerji yatırımları veya trafolar 250 bin nüfusa göre hiç yeterli kalmıyor ve sıkıntılar yaşamaya başlıyoruz. Hayata geçireceğimiz projelerin karşılığı olan nüfusa gerekli enerjiyi vermek gerekiyor. Bunun içinde gerekli yatırımların yapılması gerekiyor. Mevcut şebekemiz eski, yatırımlar yetersiz. Gerek köyden gelen, gerekse beldelerden dönüşen mahallelerimizde ağaç direk tipi şebekelerimiz var. Bunların acil bir şekilde tekniğe uygun şekilde revize edilmesi, şebekenin yenilenmesi, hatta ve hatta şebekenin yer altına alınması lazım. Nüfus sayısının dikkate alınarak trafo sayısının tekrar güncellenmesi gerekiyor. Bunu yaparken il ve ilçe müdürlüklerinin yerel yönetimlerle dirsek teması içerisinde olmaları gerektiğini düşünüyorum. Enerjisa bir yıllık yapılanma dönemini atlattı. Hızlı bir dönüşüm ve çalışma içersinde.. Yatırımlarla ilgili çalışmalar çok iyi bir yere gidiyor. Ama çok eksiğimiz var. İnanılmaz sayıda problemimiz var. Bunları aşmak için zamana ihtiyaç var. İkinci bir hususta yatırımların merkezi boyutu var. Her ne kadar Enerjisa imtiyaz sahibi firma olsa da, yatırım teklifleri bir bütün merkezi hükümet tarafından onaylanmadan hayata geçirilmiyor. Enerjisa’nın bakanlık tarafından onaylanmadan bu hizmetleri alamayacakları realitesi olduğunu öğrenmiş bulunmaktayız. İlimiz genelinde ihtiyaç duyulan bütün yatırımların ilçelerdeki yerel yönetimlerle yapılarak bunların siyasilerce merkezi hükümet tarafından onaylanmasının sağlanmasıyla bu sıkıntılar çözülebilir” dedi.

Hatay’ın ciddi anlamda yenilenebilir enerji kaynağı potansiyeli olduğunu belirterek, termik santrallere karşı olduğunu bir kez daha dile getiren Arsuz Belediye Başkanı Nazım Culha, “İlimiz yenilenebilir enerji kaynakları açısından çok zengin bir bölgede bulunuyor. Öncelikli olarak bu şartları zorlamak gerekmektedir. Bu kente bu kaynakları çok iyi kullanmak lazım, ancak minimum oranda faydalanıyor. Bunu değerlendirdikten sonrada enerji ihtiyacı hasıl olursa uygun enerji çeşidi ve uygun yerlerde yine yerel yönetimlerle birlikte planlama yapılması gerekmektedir. Bu yine termik santral nitelikli değil, rüzgar santralleri, güneş santralleri, jeotermal enerji olabilir. Bu doğal zenginlikler çok iyi değerlendirilebilir. Sırf kar amacıyla Hatay’ın kalbi olan Arsuz’da Koruma Kurulu tarafından korumaya alınan, yaban hayatı koruma tarafından korumaya alınan, Turizm Bakanlığı’nın turizm bölgesi ilan ettiği bir yere termik santral kurulması mantığın bittiği noktadır. Arsuz; tarım, narenciye, zeytincilik, balıkçılık ve seracılığıyla inanılmaz hamle yapan bir ilçedir. Hem tarımı katledeceksiniz, hem denizin mavisini, doğanın yeşilini bitireceksiniz. Dolayısıyla biz bu mücadeleyi verirken santralin kurulmaması için Hatay’ın bir bütün desteğini aldık. Mersin ve Adana’dan da destek aldık. İnşallah bundan sonra burada böyle bir talep ve böyle bir direnç olmaz” şeklinde konuştu.

Cilvegözü kapısından Geçişler başladı

0

Hatay’ın Reyhanlı ilçesine sığınan Suriyeliler, ramazanı ve bayramı ülkelerinde geçirmek için Cilvegözü Sınır Kapısı’ndan çıkış yapıyor.

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, sınır kapısında sığınmacıların Türkiye’den Suriye’ye geçişleri pasaport, ön kayıt belgesi ve geçici koruma kimlik kartı/yabancı tanıtma kartıyla sağlanıyor.

Gün içinde yaklaşık bin Suriyelinin geçiş yaptığı sınır kapısında, çıkış ve girişler 23 Haziran’a kadar yapılacak. 24-27 Haziran tarihlerinde giriş çıkış işlemleri yapılmayacak, 28 Haziran Çarşamba günü ise bu işlemler normal şekilde uygulanacak.

ÇOCUK KAÇIRMA İDDİALARI YALANLADI

0

Hatay Valiliği, son günlerde sosyal medyade yer alan kapalı kasa kamyonet ile çocuk kaçırıldığı iddialarının asılsız olduğunu bildirdi.
Valiliğin internet sitesinden yapılan açıklamada, son günlerde bazı sosyal medya hesapları üzerinden “eski eşya almak bahanesi ile kapalı kasa kamyonet kullanan şahısların çocuk kaçırdığı” yönünde paylaşımlar yapıldığı bilgisi üzerine, güvenlik birimlerinin konu ile ilgili çalışma başlattıkları belirtildi. Açıklamada şunlara yer verildi:
“24 Mayıs Çarşamba günü saat 22.00 sıralarında sosyal medyada görüntüsü paylaşılan kapalı kasa araç sahibinin 155 çağrı merkezini arayarak bulunduğu adresi beyan etmesi üzerine güvenlik birimlerimiz verilen adrese intikal etmişlerdir. Söz konusu adreste olduğu görülen kapalı kasa araçtan inen araç sahibi ve eşi ile yapılan görüşmede şahıs, ailesi ile birlikte Uşak’tan halı, kilim, yorgan gibi ürünler satmak amacıyla Hatay’a geldiğini, kendi aracı ile ilgili yapılan paylaşımları görünce korktuğu için 155’i aradığını beyan etmiştir. Şahıslar ve araç hakkında yapılan inceleme ve kontrollerde herhangi bir suç ya da suç unsuruna rastlanılmamıştır.”
Açıklamada, il genelinde çocuk kaçırma veya benzeri olayların olmadığı, yapılan paylaşımların dedikodu kaynaklı uydurma haberler olduğunun anlaşıldığı kaydedildi.

Hatay’da İpek Böcekçiliği Canlandırılıyor

0

İPEK dokumacılığı ile ünlü Hatay’da unutulmaya yüz tutan ipek böcekçiliği, Defne Belediyesi tarafından açılan Koza Evleri’nde canlandırılmaya çalışılıyor.

Defne Belediyesi Koza Evi’nde yumurtalarından çıkan ipek böcekleri, taze dut yapraklarıyla besleniyor. Tüm evrimlerini burada geçiren ipek böceklerinin ördüğü kozalardan çıkarılan iplikler, dokuma makinelerinde ipek kumaşa dönüştürülüyor. Bu kumaşlardan el emeği göz nuru dökülerek şal, kravat, gömlek, elbise gibi giyim eşyalarından süs eşyalarına kadar bir çok ürün üretiliyor.

İpek böcekçiliği ve ipek dokumacılığının Hatay’ın en eski mesleklerinden biri olduğunu belirten Defne Belediye Başkanı CHP’li İbrahim Yaman şunları söyledi:

“Koza evleri istihdam alanında ciddi bir açığı kapatacak diye düşünüyoruz. Unutulmaya yüz tutmuş ipek böcekçiliğini tekrar canlandırmak, tekrar yaygınlaştırma konusunda da ciddi bir çalışma olacak. Güzel yönü tüm vatandaşlarımızın çok da büyük yatırım yapmadan, hatta kendi evinin odasında bile yapabileceği bir iş bu ve ciddi ekonomik getirisi olan bir iş. Onun için ilgi fazla. Biz bu işi başlattıktan sonra çevremizde diğer belediyeler de bu işe ilgi duydu, onlar benzer ipek böcekçiliği merkezleri kurmaya başladı. Bu konu bizi çok sevindirdi, demek ki birilerinin bu işi hatırlatması, başlatması gerekiyordu. Ben bunun gittikçe daha iyi yerlere geleceğini ve Hatay’ın tekrar eskisi gibi bir ipek merkezi olacağını düşünüyorum.” EĞİTİM MERKEZLERİ

Defne İlçesi’nde 3 yıldır hizmet veren Koza Evi aynı zamanda bir eğitim merkezi. Her yıl 25 mezun veren Koza Evi’nde kursiyerler usta öğreticiler nezaretinde ipek böceklerinin yetiştirilmesinden, kozalardan elde edilen iplerle kumaş dokumacılığına kadar mesleğin en ince ayrıntılarına kadar şeyi öğreniyorlar. Mesleği öğrendikten sonra da KOSGEB ile yapılan işbirliğiyle açılan girişimcilik kurslarına katılarak girişimcilik belgelerini alarak iş yeri sahibi oluyorlar.

EĞİTİM ALANLARA GİRİŞİMCİLİK KURSU DA VERİLİYOR

Koza Evi Sorumlusu ve Usta Öğretici Tülay Genç, “Ben uzun zamandır bu işi yapıyorum, Defne Belediyesi Hatay’da unutulmaya yüz tutmuş mesleği canlandırmak için bu merkezi açtı. İstihdam yaratmak amacıyla eğitim veriyoruz. Tüm öğrencilerimize girişimcilik eğitimini de verdik, tek amacımız bu mesleği yeniden canlandırmak. Biz çok mutlu oluyoruz, çünkü bizden sonra Hatay’da bu meslek önemsenmeye başladı” dedi. – Hatay

Hatay Enerji Forumu 2017

0

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Enerji Birimi Koordinatörü Olgun Sakarya, “Almanya 2015 yılında sadece güneşten ve rüzgardan ürettiği elektrik enerjisiyle genel elektrik ihtiyacının yüzde 19,6’sını karşılar halde. Almanya güneşten yoksun bir ülke. Rüzgar açısından da biz Almanya’dan daha iyi gibi gözüküyoruz.” dedi.

Sakarya, Antakya Çevre Koruma Derneği, Defne Kent Konseyi, Elektrik Mühendisleri Odası ve Hatay Akademik Meslek Odaları Koordinasyon Kurulu iş birliğiyle Muhasebeciler Odası Toplantı Salonu’nda düzenlenen “Hatay Enerji Forumu 2017” toplantısında yaptığı konuşmada, Hatay ve Adana bölgesinin güneş ve rüzgar potansiyeli açısından verimli bir coğrafya olduğunu söyledi.

Hatay’ın rüzgar açısından çok verimli bir bölge olduğunu ifade eden Sakarya, “Almanya 2015 yılında sadece güneşten ve rüzgardan ürettiği elektrik enerjisiyle genel elektrik ihtiyacının yüzde 19,6’sını karşılar halde. Almanya güneşten yoksun bir ülke. Rüzgar açısından da biz Almanya’dan daha iyi gibi gözüküyoruz. Biz yenilenebilir enerji kaynaklarını bir tarafa bırakıp, termik santralle uğraşma yoluna gidersek önümüzde zor günler bizi bekliyor. EMO olarak biz elektrik enerjisinin üretimi, iletimi ve dağıtımı arasındaki organik bağı ve doğal tekel konumunu göz önüne alarak bu faaliyetlerin ilgili meslek odaları, sendikalar ve tüketici örgütlerinin de temsil edildiği özerk bir kamu kurumu tarafından merkezi planlama anlayışında ve kamu hizmetine uygun şekilde yönetilmesini savunuyoruz.” diye konuştu.

EMO Enerji Daimi Komisyonu Başkanı Bülent Damar da Türkiye’nin yenilebilir enerji kaynaklarının güneş, rüzgar, su, jeotermal olduğunu belirtti.

Birçok ülkenin kömür santrallerini durdurma yoluna gittiğine değinen Damar, kömür santrallerinin dünyadaki iklim değişikliklerinin artmasına en fazla etkisi olan tesis olduğunun dünyaca kabul edildiğini söyledi.

Toroslar EDAŞ Bölge Müdürü Aydın Şahin, şirketlerinin üç yıldır kentte yoğun bir faaliyet içerisinde olduğunu belirtti.

Enerjisa olarak müşteri odaklı bir şirket olduklarına değinen Şahin, yerel yönetimler başta olmak üzere, sivil toplum örgütleri ve muhtarlarla iş birliği içerisinde olduklarını ve sürekli görüştüklerini kaydetti.

Sorunların büyük olduğunu ifade eden Şahin, ellerindeki teknolojinin yanı sıra yereldeki insanlarla da sürekli görüşmeleri gerektiğini ve sorunların çözümü için çaba gösterdiklerini söyledi.

Şahin, konuşmasında Hatay’da yaptıkları yatırımlarla ilgili de bilgi verdi.

Antakya Çevre Koruma Derneği Başkanı Selda Asker ise termik santrallerin yaşam alanlarını yok ettiğini, kurulduğu alanda havayı, suyu zehirlediğini, bunların kurulmaması için daha duyarlı davranılması gerektiğini kaydetti.

Toplantıya, Defne Belediye Başkanı İbrahim Yaman, Arsuz Belediye Başkanı Nazım Culha ile sivil toplum örgütü temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.

CUMHURİYET ANADOLU LİSESİ’NDE 120 MEZUN

0

Cumhuriyet Anadolu Lisesi Mezuniyet töreni okul bahçesinde yapıldı.
Törene Belediye Başkanı Seyfi Dingil, Milli Eğitim Müdürü Mehmet Tuğrul, İGC Başkanı Veysel Cıncık, İTSO Başkan Yardımcısı Muhsin Yeter ve aileler katıldılar.
Törende bir konuşma yapan okul müdürü Bekdemir Boğmak, şunları söyledi:
“Değerli velilerimiz, emanet olarak aldığımız değerli evlatlarınızı, bir ebeveyn olarak bütün idarecilerim, öğretmenlerim, personelim ile hizmet ederek onları en iyi şekilde yetiştirmeye gayret gösterdik. Onları bilgili, görgülü, ne istediğini bilen ve hedefleri için cesaretle hareket eden sevgi dolu gençler olarak sizlere büyük bir mutluluk içerisinde tekrar takdim ediyorum.
Değerli meslektaşlarım, bir anne ve baba şefkati ile kucaklayıp, erdem ve bilgi ile donattığınız bir nesli daha bugün buradan uğurluyoruz. Onlara gösterdiğiniz kılavuzluk ve ilgi için size teşekkür ediyorum.
Sevgili gençler, okula ilk başladığınız ilk günden bugüne değin eğitildiniz bilgi ve erdemle donatıldınız. Bugün bir mezuniyet yaşıyorsunuz. Sizden dünyadaki en güzel işi yapmanızı değiş işinizi en iyi şekilde yapmanızı istiyorum. Hızla değişen bu dünyada değişimi kavrayınız. Kavrayınız ki muasır medeniyetler seviyesine bilerli taşıyasınız.
Değerli gençler, bütün toplumların ve milletlerin güvenceleri genç nesillerdir. Elbette bizim de geleceğimiz ve güvencemiz sizlersiniz. Bu gerçeği Ulu Önder Atatürk ‘Bütün Umudum Gençliktedir’ diyerek ülkeyi ve bütün değerleri gençlere emanet ederek göstermiştir.”
Okul Aile Birliği Başkanı Nevin Çekiç de, 120 öğrencinin mezun olduğunu, okul birincisinin Radiviye Kokum, 2.sinin Yeşim Yaren Doğru ve 3.sünün Sevgi Genç olduğunu belirterek, kutladı.

GENEL BAŞKAN EMRE YILMAZ GEZİ ŞEHİTLERİ İÇİN HATAY’DA

0

Taksim’de başlayan daha sonra yurdun dört biryanına yayılan Gezi Direnişinin 4. yılı dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi Hatay İl Gençlik Kolları 3 Haziran Cumartesi Günü, CHP Gençlik Kolları Genel Başkanı Emre YILMAZ ve Gençlik Kolları MYK’sı Eren KURT’un katılımıyla, Defne Hidro Parkta Gezi Şehitlerini Anma programı düzenleyecek.
Programla ilgili açıklama yapan CHP Hatay İl Gençlik Kolları Başkanı Ümit KUTLU ‘‘3 Haziran Cumartesi günü Hidro Parkta Gezinin 4.yılında, Sayın Gençlik Kolları Genel Başkanımız Emre YILMAZ ve değerli MYK’mız Eren KURT’un katılımları ile gençlik kollarımızın hazırladığı gezinin ruhu programına ve Fevzi KURTULUŞ konserine tüm halkımız davetlidir. Programımız saat 16:00’da Abdullah Cömert’in mezarında anma programı ile başlayacak daha sonra Defne Hidro Parkta atölye çalışmaları, gezi resim sergisi ile iftarda yeryüzü sofrasıyla devam edecektir. Değerli Fevzi KURTULUŞ’un konseri ile programımızı bitireceğiz.’’ Dedi.

KIRIKHAN GÖLBAŞI GÖLÜNDE EXPO 2021 İÇİN TEMİZLİK ETKİNLİĞİ

0
DCIM100MEDIADJI_0033.JPG

05-10 Haziran tarihleri arasında kutlanan Dünya Çevre Haftası nedeniyle 4 Haziran Pazar günü saat 09:00’da Kırıkhan’a bağlı Gölbaşı gölünde Hatay Expo 2021 kapsamında 20 uzman dalgıcın katılımıyla büyük bir temizlik etkinliği yapılacak.

Kırıkhan’da göreve başladığı günden bu yana ilçenin sorunlarını çözmenin dışında gençlerimizin spora ve sosyal aktivitelere katılması ve ilçemizin var olan doğal güzelliklerini işler hale getirerek dünyaya tanıtmak amacıyla büyük gayretler gösteren ilçe Kaymakamı Mustafa Erkayıran ve Belediye Başkanı Ayhan Yavuz, geçtiğimiz günlerde Gölbaşı Gölündeki kirliliğin temizlenerek gölün daha temiz bir şekilde doğaya hizmet etmesinin sağlanması ve Gölbaşı Gölünü ön plana çıkartılarak, Gölbaşı Gölü’nün doğal su altı zenginliklerini dünyaya tanıtılması amacıyla Türkiye’nin ünlü yeraltı su altı ekibini Gölbaşı Gölünde ağırlamışlar ve Gölbaşı gölüne dalış yapıp göldeki doğal ortamı görüntüleyerek kıyı kesiminde kirlilik olduğunu ve çevre temizliğinin korunması amacıyla Gölbaşı gölünde genel bir temizliğin yapılmasının gerekliliğini ifade etmişlerdi.
Bu faaliyetler doğrultusunda yapılan çalışmalar dahilinde 4 Haziran Pazar günü Saat: 09:00 ‘da Kırıkhan Kaymakamı Mustafa Erkayıran, Belediye Başkanı Ayhan Yavuz, Ünlü Sualtı görüntüleme uzmanı Tahsin Ceylan’ın yanı sıra Profesyonel 20 dalgıç ile birçok önemli isim ve çevreci derneğin üyeleriyle birlikte Gölbaşı Gölünde sualtı ve kıyı temizliği etkinliğine katılacaklar.
Kırıkhan Kaymakamlığı, Kırıkhan Belediyesi, İSTE Denizcilik Meslek Yüksek Okulu ve Hatay Tabiatı Koruma Derneği tarafından düzenlenen etkinliğe çevrecilerin büyük bir katılım göstermesi bekleniliyor. Ayrıca, Kırıkhan Kaymakamı Mustafa Erkayıran ve Belediye Başkanı Ayhan Yavuz 4 Haziran pazar günü yapılacak etkenliğe tüm doğacıları, basın mensuplarını ve vatandaşlarımızı davet ettiler.

İSKENDERUN BELEDİYE MECLİSİ TOPLANIYOR

0

İskenderun Belediye Meclisi gündeminde bulunan konuları görüşmek üzere 02.06.2017 Cuma günü Saat 14.00’da Belediye Meclis Salonunda toplanacak.
İskenderun Belediye Başkanı Seyfi Dingil başkanlığında toplanacak olan mecliste gündemde bulunan maddeler görüşülecek.
Gündemde bulunan maddeler ise şöyle:
G Ü N D E M:
1-Bitişik Mıntıkası 1739 parsel nolu 2.105,33 m2 yüzölçümüne sahip arsanın üzerindeki3 katlı betonarme binaya intifa hakkı tesis edilmiş olup, adı geçen parselin çıplak mülkiyetinin satışı yönünde karar alınması ve Encümene satış yetkisinin verilmesi ile ilgili Emlak İstimlak Müdürlüğü teklifi.
2-O36-D-19A-1B ve O36-D-19A-1C nolu imar paftalarında yer alan kıyı dolgu alanında, bölgenin elektrik enerjisi ihtiyacını karşılamak amacıyla 10.00×5.00 metre ebatlarında sökülüp takılabilir, Mono Blok Beton Köşk trafo yerinin ve kablo güzergahı için 2 metre genişliğindeki koridorun, TEDAŞ adına kullanımı için, kullanım süresince, Toroslar Elektrik Dağıtım A.Ş. kurumu adına tahsis edilmesi ile ilgili İmar ve Şehircilik Müdürlüğü teklifi.
3-19.10.2016 tarih ve 63 sayılı Belediye Meclis Kararı ile onaylanan ücretler tarifesindeki imar çap harcı kısmına ilave olarak sanayi alanlarında “Özel kişilere ve yabancılara ait olmayan tüzel kişiliklere ait alanlarda arsa alanı 5000 m2 ve üzeri parseller için 10.000,00 TL. imar çap harcı alınır.” ibaresi eklenmesi ile ilgili gerekli kararın alınması hususundaki İmar ve Şehircilik Müdürlüğü teklifi.
4-Belediyemiz İmar ve Şehircilik Müdürlüğü, Fen İşleri Müdürlüğü, Ruhsat Denetim Müdürlüğü ve
Park Bahçe Müdürlüğü tarafından kullanılmak üzere kurulmuş olan Sabit Referans İstasyonu akti
olarak kullanılmakta olup, söz konusu istasyondaki cihazlar İlçemizde bulunan Harit
Mühendislerinin de kullanmakta olduğu cihazlar ile uyumlu olduğundan dolayı Belediyemiz
tarafından da TKGM gibi bu hizmetin ücret karşılığında isteyen Harita Mühendislerine aylık ve yıllı
olarak abonelik hizmetinin yapılabilmesi için ekte bulunan çizelgeye göre 2017 yılı ücret tarifesine
eklenmesi ile ilgili Bilgi İşlem Müdürlüğü teklifi.

TKDK HAZİRAN’DA BAŞVURU ÇAĞRI İLANINA ÇIKACAK

0

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın ilgili kuruluşu Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Hatay İl Koordinatörlüğü, tarım sektöründe ve kırsal alanda faaliyet gösteren üreticilere, özel sektöre ve potansiyel yatırımcılara destek vermek amacı ile 2017 yılı Haziran ayı içerisinde yeni proje başvuru çağrı ilanına çıkmayı planlamaktadır. Bu çerçevede yakında ilan edilecek tarih aralığında öncelikle işleme ve paketleme tesislerinin kurulumu ve modernizasyonu ile ilgili projelerin kabul edilmesi söz konusu olacaktır.

Bu çağrı ilanı kapsamında hibe desteği verilecek sektör ve alt sektörler;

103-1 Süt ve Süt Ürünlerinin İşlenmesi ve Pazarlanması
Süt İşleyen İşletmeler
Süt Toplama Merkezleri
103-2 Kırmızı Et ve Et Ürünlerinin İşlenmesi ve Pazarlanması
Kırmızı Et İşleme Tesisleri
Kırmızı Et Kesimhaneleri
Kırmızı Et Parçalama Tesisleri
103-3 Kanatlı Eti ve Et Ürünlerinin İşlenmesi ve Pazarlanması
Kanatlı Eti İşleme Tesisleri
Kanatlı Eti Kesimhaneleri
Kanatlı Eti Parçalama Tesisleri
103-4 Su Ürünlerinin İşlenmesi ve Pazarlanması
Kültür Balıkçılığı ve Su Ürünleri İşleyen İşletmeler
Su Ürünlerinin Soğutulması, İşlenmesi ve Paketlenmesi
103-5 Meyve ve Sebze Ürünlerinin İşlenmesi ve Pazarlanması
Temizleme, Sınıflandırma, Tasnif ve Paketleme Hatları
Soğuk Hava Depoları
şeklindedir.
Yukarıda belirtilen tüm yatırımlarda inşaat işleri ve makine – ekipman alımları hibe desteği kapsamındadır. Yapılması planlanan yatırımlarda uygun harcama miktarı alt sektörlere göre değişmekle beraber, azami yatırım miktarı 1 milyon avrodan 3 milyon avroya kadar olabilmektedir. Hibe oranı ise % 50 oranında olacaktır. TKDK kapsamında gerçekleştirilecek yatırımlarda KDV, ÖTV, Gelir ve Kurumlar vergisinden muafiyet bulunmaktadır.
Et Üreten ve Süt Üreten Tarımsal İşletmeler, Kırsal Turizm, Kültür Balıkçılığının Geliştirilmesi, Bitkisel Ürünler ve Arıcılık, Yerel Ürünlerin ve Mikro İşletmelerin Geliştirilmesi ile ilgili tedbirler için de, işleme tesislerinin proje kabullerinin ardından 2017 yılı içerisinde proje kabul çağrısına çıkılacaktır.

İSKENDERUN BELEDİYESİ’NİN YAZ SPOR OKULLARINA YOĞUN İLGİ

0

Her yıl İskenderun Belediyesi tarafından Spor kompleksinde organize edilen ücretsiz yaz spor okullarına kayıtlar başladı. Futbolun yanı sıra Basketbol, Voleybol, Tenis, Boks, Taekvondo, Yüzme, Masa Tenisi, Modern Dans, Jimnastik, Güreş, Paten ve Bayan Futbolu kurslarına öğrenciler yoğun ilgi gösteriyor.
Kursların açılmasından önce İskenderun Belediyesi 3 nolu gazinoda Belediye Spor Koordinatörü Levent Erköse önderliğinde aralarında bölgemizin deneyimli teknik direktörlerinin de bulunduğu hocalar ile toplantı yapıldı.
İskenderun Belediye Başkanı Seyfi Dingil’in talimatı ile bu yıl ilginin giderek artması üzerine çeşitli kurslarda toplam 43 hoca görev alacak.

AHŞAP BOYAMA SERGİSİ

0

İskenderun Belediyesi sergiler zincirine bir halka daha ekleyerek Ahşap Boyama Sergisini açtı.
İskenderun Belediyesi Sanat galerinde açılan sergiye İskenderun Belediyesi Kültür Müdürü Mehmet Söylemez, halk eğitim merkezi yöneticileri ve eğitmenleri, kursiyerler ve davetliler katıldı.
Düzenlenen sergiler hakkında bilgiler veren İskenderun Belediye Başkanı Seyfi Dingil,”İskenderun Belediyesinin açmış olduğu kurslara katılan kursiyerler yılsonu sergileri açıyor. Ahşap Boyama kurslarına katılan kursiyerlerimiz kurs boyunca öğrendiklerini tatbik etme imkanı buldular ve bu eserleri meydana getirdiler. Kültür Müdürlüğümüz bünyesinde açılan kurslarda gerçek manada insanlarımıza el becerilerin geliştirme ve meslek edindirme adına güzel hizmetler sunuluyor. Bu serginin açılmasında başta kursiyerlerimiz olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum ve kursiyerlerimizin başarılarının devamını diliyorum” dedi.
İskenderun Belediyesi Kültür Müdürü Mehmet Söylemez ise insanlarımızın el becerilerini geliştirmesi adına düzenlenen meslek edindirme kurslarının insanlara çok şeyler kattığını ifade ederek kursları başarı ile bitiren kursiyerleri tebrik etti.

ŞEHİT PAMİR’DE KALDIRIMLAR YENİLENİYOR

0

İskenderun Belediye Başkanı Seyfi Dingil, Şehit Pamir caddesinde kaldırım yenileme çalışmalarının devam ettiğini belirtti.
İskenderun Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü ekipleri kent genelinde ve vatandaşların yoğun olarak kullandığı caddelerde kaldırımların bakım, onarım ve yenileme çalışmalarını sürdürüyor.
Asfaltla modern bir görünüme kavuşan cadde ve sokaklarda da uyumlu kaldırım çalışmaları yapan İskenderun Belediyesi, parke döşeli olan bazı noktalarda vatandaşların rahat yürüyebilmeleri için kaldırım çalışmalarını sürdürüyor.
Belediye Başkanı Seyfi Dingil,”Şehit Pamir caddesinde kaldırım çalışmalarına başlayan ekipler, bir taraftan kırılmış ve kullanılamaz haldeki toprak dolgulu kaldırımların yerine yeni kaldırımlar yaparken, diğer taraftan ise kaldırım yenileme çalışmalarını sürdürüyor. Vatandaşlarımıza belediye ile ilgili her türlü hizmeti en güzel şekilde götürüyoruz” dedi.
Çalışmalarla ilgili olarak İskenderun Belediye Başkanı Seyfi Dingil, “ Önceden de belirttiğimiz gibi cadde ve sokaklar şehrin aynası konumundadır. Bizde İskenderun’umuzu daha güzel bir ilçe haline getirmek ve İskenderun halkına daha kaliteli bir yaşam şartları sunmak noktasında çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Yeni projelerle çalışmalarımıza devam edeceğiz. Bu çalışmalarda bizlere destek çıkan ve sabırla bekleyen ilçemiz halkına ve mahalle sakinlerimize teşekkürlerimi sunuyorum´´şeklinde konuştu.

SAMANDAĞ BELEDİYESİ YAYLICA İPEK EVİNDE HASAT SEVİNCİ

0

Samandağ Belediye Başkanı Mithat Nehir,Samandağ Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Hülya Nehir öncülüğünde başlatılan ve İşkur il müdürlüğü,Halk Eğitim Müdürlüğü iştirakiyle devam eden İpek kozası yetiştiriciliği ve dokuma kursları başarıyla ilerliyor. Yaylıca İpek Köyünü ziyaret eden Samandağ Belediyesi Kadın Danışma Merkezi Kurucusu ve Samandağ Kadın Dayanışma derneği Başkanı Hülya Nehir, Yaylıca mahallesinde ilk hasadı yaptıklarını ve kursun başarıyla gerçekleşmesinden dolayı mutluluğunu ifade etti.
Samandağ Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Hülya Nehir : “Mağaracık İpek evinden sonra Yaylıca İpek evindeyiz.Bu yıl ilk defa burada ipek kozası yetiştiriciliği ve dokuma kurslarını başlattık. Buradaki kadın arkadaşlarımızla kozanın,tırtılından beş evresini tamamlayana kadar çalıştık bugün hasadı gerçekleştirmiş bulunuyoruz.Hasadı gerçekleştirdikten sonra kozaları ayıklıyoruz.Kozayı temizleyip ayıkladıktan sonra boğdurma işlemi gerçekleştirilecektir. Boğdurma işleminden sonra bu işin ipe dönmesiyle ilgili iplik çekme işlemini gerçekleştireceğiz. İlk defa bu deneyimi burada yaşadık. Çok mutluyuz gururluyuz İlk defa bu bölgede denememize rağmen verim alabildik.Buradaki kadın arkadaşlarımızın başarısıyla ilgili olarak olarak da buraya gelip kadınlarımıza eşlik etmek bizlere keyif veriyor. Burada iyi başlangıç yaptık.Dilerim ki önümüzdeki dönede burası bölge kadınının önemli bir geçim kapısı olur. “dedi.

Şırnaklı Hatice ‘Kahraman Türk Askeri’ Şiiriyle İkinci Oldu

0

 

İskenderun İlçesi’ndeki Namık Kemal Ortaokulu tarafından düzenlenen ’15 Temmuz Ruhu’ konulu şiir yarışmasında Şırnaklı Hatice Eski, ‘Kahraman Türk Askeri’ adlı şiiriyle ikinci oldu.

İskenderun Namık Kemal Ortaokulu,15 Temmuz gecesi yaşanan darbe girişimi ve karşı mücadeleyi konu alan ’15 Temmuz Ruhu’ konulu okullar arası şiir yarışması düzenledi. Yurdun dört bir yanından gönderilen şiirler okul bünyesinde oluşturulan jüri tarafından değerlendirildi. Yarışmada Antakya Üçgedik Ortaokulu’ndan Kemal Can Aşkar ‘Can Vatan, Hak Canan’ adlı şiiriyle birinci,Şırnak Vali Aydın Arslan Yatılı Bölge Ortaokulu’ndan Hatice Eski ‘Kahraman Türk Askeri’ adli şiiriyle ikinci İstanbul Era Koleji’nden Ege Batu Atasavun ise ‘Halis Er Ömer’ şiiriyle üçüncü oldu.

İskenderun’a davet edilen şairlere ödülleri düzenlenen törenle verildi. Namık Kemal Ortaokulu Müdürü Ali Koç, 15 Temmuz Ruhu adlı şiir yarışması ve bu şiirlerden oluşan kitapla Türkiye’de yaşanan darbe girişimini unutturmamak istediklerini söyledi.