Başkan Tosyalı, TÜRGEV,  Kent Konseyi

0
81

Bir önceki dönem Başkanı Seyfi Dingil zamanında kamuoyunu “TÜRGEV’E KIYAK” diye adlandırdığı, MÜLKİYETİ İSKENDERUN BELEDİYESİNE AİT ARSANIN ÜZERİNDEKİ BİNALARLA BİRLİKTE “yurt yapma kaydı” ile TÜRGEV’e 49 yıllığına tahsis edilmesi olayında yeni gelişmeler, yeni “ATAKLAR” var diye düşünüyorum.

Neden böyle bir kanıya kapıldım?

Hemen anlatayım.

Son belediye meclisinde gündeme alınan söz konusu arsanın maliye hazinesine devredilmesi tartışmaları, aklımda deli sorular uyandırdı.

Nedir bu “TÜRGEVE KIYAK” hatırlayalım…

Zamanın Belediye Başkanı Sayın Seyfi Dingil 06.02.2018 tarihli belediye meclisinde aldırdığı 12 sayılı Meclis Kararı ile söz konusu arsayı 49 yıllığına TÜRGEV’e tahsis ettirmişti.

O zaman CHP Belediye Meclis üyesi olan Av. Gazanfer Dik konuyu yargıya taşımıştı.

Bu başvuru sonucunda Hatay İdare mahkemesi 31.12.2018 tarihle 2018/1779 kararı ile tahsisi iptal etmişti.

Kararı inceledim.

Mahkeme esasa girmeden davayı usul yönünden iptal etmiş. 49 yılı fazla bulmuş ve kararı bozmuş.

Bunun üzerine İskenderun Belediyesi konuyu yani Hatay İdare mahkemesinin kararını Gaziantep istinaf Mahkemesine taşıyor.

Sıkı durun şimdi!

TÜRGEV 23.01.2020 de İskenderun belediyesine başvuruyor ve bu arsayı almaktan vazgeçtiğini bildiriyor.

İskenderun Belediyesi bahse konu arazi üzerindeki irtifa hakkını iptal ettiriyor ve tapuyu üzerine alıyor.

İskenderun Belediyesi Hukuk İşleri Müdürlüğü 04.02.2020 tarihinde başkanlık makamına başvurarak Gaziantep’te sunan İstinaf mahkemesindeki davadan vazgeçmek için olur istiyor.

Belediye Başkanı Sayın Tosyalı istenen oluru veriyor.

Ve tarih 04.03.2020. Söz konusu arsanın Meclisten Maliye hazinesine devredilmesi için yetki isteniyor.

Yapılan oylama sonucunda CHP’nin yetersiz muhalefetine rağmen bu yetki veriliyor.

Şimdi gelelim aklıma takılan deli sorulara…

Ak Partili bir Belediye için TÜRGEV öyle sıradan bir kuruluş değil.

Seyfi Başkan’dan istediler verdi.

Şimdi ise Fatih Başkan neden bu arsayı maliye hazinesine devrediyor?

İstinaf Mahkemesinde uğraşmak yerine, TÜRGEV’e  yapılan kıyakların, verilen arsaların Türkiye kamuoyunda yarattığı hoşnutsuzluğu da hesaba katarak yeni bir “TAKTİK ATAK ile Hukukun arkasından dolanmaya“ karar vermiş olabilir.

Bu iş gürültüsüz patırtısız nasıl yapılır? diye düşünülmüş olabilir.Belki de “Ankara’daki istişareler” sonrası bu Hukukun arkasından dolanma taktiği kararlaştırılmış olabilir.

Belki diyorum.

Elimde hiçbir bilgi yok tahmin yapıyorum.

Tek dayanağım hissiyatım ve meclis görüşmeleri sırasında Belediye Meclis üyesi Sayın Erdem  Ünlüçetinkaya’nın “SON DAKİKA” uyarısı!

Ne demişti sayın Ünlüçetinkaya?

“Arkadaşlar, bu gayrimenkul el değiştirse de üzerindeki binaları alınan ruhsatları imar durumu mutlaka değerlendirilir. Farklı bir şey yapma isteği İmar değişikliği gerektirir.”

Bu ne demek?

Maliye hazinesine devredilen bu arsayı alanlar yurt ya da benzeri bir şey yapar. Yıkıp başka bir amaçla kullanamazlar.

Maliye ya da hazine bu arsayı devraldıktan sonra kimsenin haberi olmadan satar mı?

Evet satar.

TÜRGEV bu arsaya talip olur mu?

Evet olur.

TÜRGEV’in taraf olduğu böyle bir işte herhangi bir kimse bende varım diyebilir mi?

Hayır diyemez!

O halde…

Oldu da bitti maşallah.

Elbette benimki hissiyat!

Hislerimde yanılmış olabilirim.

Ama ben yinede uyarımı yapayım.

Sürçü lisan ettiysem af ola.

KENT KONSEYİ BİR TERCİH MESELESİ

Hazırlıkları aylardır süren Kent Konseyi Genel Kurulu nihayet gerçekleşti.

Kent konseyi başkanlığına Sayın Kaymakamımız İskender Yönden’in, Genel sekreterliğine de Sayın Belediye Başkan yardımcısı Kemal Nadir Ünal’ın  önerileceklerini ve seçileceklerini duymuştum.

Doğrusu pekte inanmamıştım.

Bu konudaki görüşlerimi yazmadan önce ilgililere iki soru sormak istiyorum.

1.Türkiye’de kaç Kent Konseyi başkanı İlçe kaymakamı ya da İl Valisi?

2.Varsa bu kentlerin Belediye Başkanları Hangi partiden seçilmişler?

Evet gelelim Kent Konseyi olgusuna!

Kent konseyleri kişilerin ideolojilerine, mensup oldukları partilere, Dünyaya ve demokrasilere bakış açılarına göre değişiklik gösteren bir kavram.

Sayın Fatih Tosyalı bir tercih yaparak Sivil toplum ağırlıklı bir yürütme kurulu yerine devlet ağırlıklı bir yürütme kurulu seçebilir .

Bu seçim kağıt üzerinde mevzuata aykırı da değil.

Sayın kaymakamın Konsey Başkanı olmas ıda Mevzuata aykırı bir durum değil ama ben işin ruhunu yani kent Konseyi ruhuna farklı bakıyorum.

Başkaları da daha farklı bakabilir.

Sırf bu bakış açılarına bakarak değerlendirme yapmak  bana çok da doğru gelmiyor.

Sorun Kent Konseyi ile ilgili işin özünü nasıl algıladığımıza bağlı..

Kent Konseyi yönetmenliği  4 maddesine bakalım…

Bu maddede kent konseyinin tanımı şöyle yapılmış;

“Kent konseyi: Merkezi yönetimin, yerel yönetimin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ve sivil toplumun ortaklık anlayışıyla, hemşehrilik hukuku çerçevesinde buluştuğu; kentin kalkınma önceliklerinin, sorunlarının, vizyonlarının sürdürülebilir

kalkınma ilkeleri temelinde belirlendiği, tartışıldığı, çözümlerin geliştirildiği ortak aklın ve uzlaşmanın esas olduğu demokratik yapılar ile yönetişim mekanizmalarını,  Meclisler ve çalışma grupları: Kadın ve gençlik meclisleri başta olmak üzere kent konseyinin görev alanlarında, yönetişim anlayışına dayalı ve sürdürülebilir kalkınma içinde çeşitli toplum kesimlerinin kent yönetimine katkıda bulunmalarını, kaliteli ve yaşanabilir bir kentin yönetiminde aktif rol almalarını hedefleyen ve gönüllülük esasında oluşmuş ortak yapıları,

Yerel gündem 21 programı: Birleşmiş Milletler Rio Yeryüzü Zirvesinde 1992 yılında kabul edilen ve 21 inci yüzyılın gündemini belirleyen Gündem 21 başlıklı Eylem Planının 28 inci bölümü uyarınca, yerel yönetimlerin öncülüğünde, sivil toplumun ve diğer ortakların, birlikte kendi sorunlarını ve önceliklerini belirleyerek, kentleri için Yerel Gündem 21 olarak adlandırılan 1997 yılından itibaren uygulanan Türkiye Yerel Gündem 21 Programını,

Yönetişim: Saydamlık, hesap verebilirlilik, katılım, çalışma uyumu, yerindenlik ve etkinlik gibi kriterlere dayanan, çok aktörlü ve toplumsal ortaklıklara dayalı yönetim anlayışını” ifade eder.

Sayın Belediye Başkanı  kent yönetimi ve kent konseyi ile ilgili yukarıdaki anlayışı önceden seçtiğini düşündüğüm ilan edilen yürütme kurulu ile yerine getirmek istemiş.

Eyvallah..

Ancak

Genel kurulda “yükselen seçim” istiyoruz, “dayatma listeye hayır” nidalarına hem sayın Kaymakam Yönden’in hem de sayın Başkan Tosyalı’nın “sabaha kadar telefonlarımız susmadı. Yürütme kuruluna girmek isteyen çok insan var” şeklindeki beyanlarına bakarak ortalığın süt liman olduğunu söylemek olası değil.

Sayın Kaymakam’ın genel kurulda yaptığı “ Benim sürem 6 ay ama isterseniz 3 ayda da bırakırım” sözleri bunun da kanıtı.

Kısacası Kent Konseyi ile ilgili Sayın Tosyalı’nın tercihleri isabetli olmamış ve İskenderun gerçeğini yansıtmamıştır.

Kadük doğmuştur.

Vesayet altında doğmuştur.

Sivil bir yapı olmamıştır.
Hesap verebilir bir kurul olmamıştır.
Yeteri kadar katılımcı bir kurul olmamıştır.

Umarım faydalı olur.

Ama ben hiç sanmıyorum…
Bu Kurul zaten çok yakın ilişkileri olan Sayın Kaymakam, Sayın Belediye Başkanı ve iş dünyasının bazı kurumlarının başkanlarını daha sık bir araya gelmesine neden olur.

Başka da bir işe yaramaz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here