Cumartesi, Mayıs 9, 2026
No menu items!
Ana Sayfa Blog Sayfa 1976

İTSO’dan Yılın Ahisi Seçilen Behzat Böke Ustaya Plaket

0

 

Türkiye’de Yılın Ahisi seçilen ve geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kaftanı giydirilen Behzat Böke’yi İskenderun Ticaret ve Sanayi Odası Yönetimi atölyesinde ziyaret etti.

Ahi Evran’ın doğumunun 850. Yılı olarak ilan edilen 2021 Ahi Evran yılında, Hatay’da ahşap oymacılığı zanaatını sanata dönüştüren ve ahşabı kilim gibi dokuyarak elinin gözünün nurunu döken Behzat Böke yılın Ahisi seçilerek, şehrimize büyük bir gurur yaşattı.

     İskenderun Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Levent Hakkı Yılmaz, İTSO Başkan Yardımcısı Muhsin Yeter, Yönetim Kurulu Üyesi Raşit Özyurt ve Genel Sekreter Figen Gül Dönmez, Behzat Böke Ustayı İskenderun Sanayi Sitesinde bulunan atölyesinde ziyaret ederek hayırlı işler diledi.

İTSO Yönetimi, Ahşabı sanata dönüştüren Behzat Böke’yi başarısından ötürü tebrik ederek, ziyaretin anısına plaket takdim ettiler.

 

Ziyaretten ötürü memnuniyetini dile getiren Yılın Ahisi Behzat Böke ise; “Bizler işimizi zanaatımızı severek yapıyoruz. Oğlum Sezer Böke başta olmak üzere tüm ustalarımız ve ekibimiz ile birlikte işimizi severek yapıyoruz. Bizlere bu onuru yaşatan herkese teşekkür ediyoruz.” dedi.

 

Arsuz ‘da Hayırsever  tarafından yaptırılan Meryem Ferhat Taziye ve Kültür evi açıldı.

0

 

Hayırsever işadamı Cevdet Çolakoğlu’nun merhum anne ve babalarının hayratına destekte bulunduğu Meryem-Ferhat Çolakoğlu Taziye ve Kültür Evi’nin açılışı Gökmeydan Mahallesinde gerçekleşti.

 Arsuz Belediyesi tarafından düzenlenen Açılış Törenine, Arsuz  Kaymakamı Hacı Hasan Gökpınar, Arsuz Belediye Başkanı Dr. Asaf Güven, Arsuz İlçe Emniyet Müdürü Hasan Gün, İlçe Jandarma Komutanı Barkın Eryılmaz, hayırsever İş İnsanı Cevdet Çolakoğlu ve Ailesi, Belediye Meclis Üyeleri, Mahalle Muhtarları, Siyasi Parti ve STK Temsilcileri ile bölge halkı katılım sağladı.

Anne ve babalarının çok zor ekonomik koşullarda 12’i kardeşi okutarak bugünlere getirdiklerini anlatan hayırsever iş insanı Cevdet Çolakoğlu yaptığı konuşmada, Meryem-Ferhat Çolakoğlu hayratına yapımını üstlendikleri Taziye ve Kültür Evi için emeği geçen herkese teşekkür etti.

Arsa ve proje temininin Arsuz Belediyesince yapıldığını ve tüm masrafların hayırsever Cevdet Çolakoğlu tarafından karşılandığını belirten Başkan Asaf Güven, yaptığı konuşmada; imkânı olan tüm vatandaşların benzer duygularla girişimlerde bulunmasını temenni etti. Başkan Güven, mahalle sakinlerinin birbirlerinin acılı günlerinde bir arada olmalarını ve acılarını paylaşmalarına vesile olacak Taziye Evi’nin aynı zamanda kültürel etkinliklere de ev sahipliği yapacağını söyledi.

Merhum Ferhat Çolakoğlu’nun, Başkan Güven’in de gençlik yıllarındaki eğitim hayatına katkısı olduğunu aktaran Başkan Güven, projede emeği geçen herkese şükranlarını sunarak Taziye ve Kültür Evi’nin ilçeye hayırlı olmasını diledi.

Gerçekleştirilen protokol konuşmaları ve plaket sunumunun akabinde açılış kurdelesi kesilerek misafirler Taziye ve Kültür Merkezi içerisinde faaliyet gösterecek olan el sanatları kursiyerlerinin stantlarını gezdi.

Backlink Nedir? Ne İşe Yarar?

0

Backlink Nedir? Ne İşe Yarar?

SEO’ya dair en çok merak edilen konulardan birisi de “backlink nedir ve nasıl yapılır?”sorusudur. Minzo, backlink hakkında en çok merak edilen soruları yanıtlıyor. İşte detaylar…

 

Backlink Nedir? Ne İşe Yarar?
Backlink, bir internet sitesinin başka bir internet sitesinde referans gösterilmesi işlemidir. Bir X sitesi, daha geniş bir kitleye hitap edebilmek için Y sitesinde yönlendirme linki bulunan bir içerik yayımladığında backlink işlemi gerçekleşmiş olur. Backlink çalışması yapılırken, anahtar kelimelere uygulanan belli etiketler bulunur. Bu etiketler no-follow ve do-follow olarak bilinir.

 

Backlinkin Faydaları Nelerdir?
Backlink çalışması ilgili web sitesinin kendi sektörüne uygun anahtar kelimelerde hedeflediği başarıya ulaşmasını sağlar. Arama motorlarında üst sıraya çıkmayı sağlayan backlink çalışmasında, dikkat edilmesi gereken belli başlı detaylar bulunur. Bu detaylara dikkat edilmesi durumunda SEO’da başarılı bir sonuç elde etmek mümkündür. En çok merak edilen sorulardan birisi “backlinkin faydaları nelerdir?” konusudur.  Backlink çalışması, arama motorlarında en üst sırada yer almayı sağlayarak, web sitelerinin prestijlerini artırmalarını sağlar. Bir diğer önemli nokta da, web sitesinin trafiğini artırarak daha fazla ziyaretçinin siteye uğramasını sağlar.

Backlink Nasıl Yapılır?
Backlink çalışması yapmanın birçok yolu vardır. Bunlardan bazılarını şu şekilde sıralamak mümkündür:
– Sitelerden tanıtım yazısı almak.
– Blog, forum ya da sözlük gibi platformlardan yorum yazarak ilgili siteye link yönlendirmesi yapmak.
– Blog sayfaları açıp, backlink çalışması yapılacak siteye yönlendirme linki vermek.
– Blog sayfası yönetenlerden inceleme yazısı yazmalarını isteyip, backlink çalışması yapılacak siteye bağlantı linki eklemelerini sağlamak.
SEO uzmanları, en değerli backlink çalışmasının dışarıdan aldığı organik linkler olduğuna dikkat çekmektedir. Tanıtım yazısı almak, dış bağlantı olduğu için trafiğin artışında da daha etkili olabilmektedir. Diğer yöntemlerin Google tarafından spam olarak algılanmasına sebep olabileceği unutulmamalıdır.

 

Backlink Türleri Nelerdir?
Backlink türlerini; dofollow, nofollow ve footer olarak sıralamak mümkündür. Dofollow linkler “güven ileten link” olarak tanınır. Dofollow etiketiyle yapılan çalışmalar, linke herhangi bir ekleme yapmaz ve PageRank değerini artırır. Link verilecek olan web sitesinin güvenilirliği konusunda şüphe olması durumunda nofollow linkler tercih edilir. Nofollow etiketi eklenen linkler, arama motorlarına bu linkin güvenilir olmadığından takip edilmemesi gerektiği bilgisini verir. Nofollow linkler takip edilemediği için PageRank değerini olumlu & olumsuz etkilemiyordu. Fakat Google bu özelliği değiştirdiğini açıkladı. Böylelikle nofollow etikete sahip olan linkler de site kalitesini artırmakta faydalı olabilmektedir. Bir diğer backlink türü de footer yöntemidir. Bu link yöntemi sayfanın en alt kısmında yer alan reklamlar için tercih edilir. Etkili bir backlink çalışması olduğu bilinen bu yöntemin doğru kullanılmaması durumunda zararının faydasından daha çok olduğu bilinmektedir. Backlink alanında diğer yöntemlere kıyasla footer daha az tercih edilmektedir. Kalıcı bağlantı sağlamadığı bilinir.

Backlink alacak olan web siteleri, öncelikle bir çalışma planı belirlemelidir. Backlinkin etkili olabilmesi için düzenli aralıklarla çalışmaların yapılması ve bağlantı linki verilecek sitelerin kaliteli olması gerekmektedir. Tanıtım yazısı yayınlanacak olan web sitesinin domain puanının yüksek olması da, hem Google tarafından içeriğin dikkate alınması hem de backlink çalışması yapılan site trafiğinin artmasında oldukça önemli bir detaydır.

 

Detaylı bilgi için: https://www.minzo.com.tr/

 

 

Leyla Aydemir’in Öldürülmesiyle İlgili Dava Sonuçlandı!

0

SON DAKİKA

Ağrı’da Leyla Aydemir‘in öldürülmesi ile ilgili davada tutuksuz yargılanan amcası ve akrabalarının da aralarında olduğu 7 sanık beraat etti. (TRT)

 

İskenderun Limanında nar ekşisi şişelerinin içerisine zulalanan 200 kilogram uyuşturucu hap ele geçirildi

0

İskenderun İlçe Emniyet Müdürlüğü ile Gümrük Muhafaza ekiplerinin operasyonunda 200 kilo uyuşturucu ele geçirildi

İskenderun Limanında İlçe Emniyet Müdürlüğü ile Gümrük Muhafaza ekiplerince bir konteynerde yapılan aramada nar ekşisi şişelerinin içerisine prezervatif kullanılarak zulalanan yaklaşık 200 kilogram uyuşturucu hap ele geçirildi

Değişik şehirlerde yaşayan şair ve yazarlar Antakya’da buluştu.

0

Türkiye’nin değişik şehirlerinde yaşayan şair ve yazarlar Antakya’da buluştu.

Gezi ve incelemeler kapsamında kentin en köklü ve en eski mahalleleri arasında yer alan Affan Mahallesini ziyaret eden konuklar, Mahallenin Derneği Affan-Der’de bir araya gelerek, hem kitaplarını imzaladılar hem de Dernek Başkanı Kemal Arıbaş’tan mahalle ile ilgili bilgi aldı.
Şair ve yazarlar, daha sonra Şair Ali Yüce’nin anısına Affan Mahallesinde bulunan ve şiirine ilham olan en dar sokağa da sembolik bir “Şair Ali Yüce Sokağı” tabelası çaktılar.
Günün sonunda ise yakın tarihte vefat eden Hatay Yenigün Tiyatro Topluluğu Yönetmeni Yusuf Recepoğlu’nu Aalen-Antakya kültür derneğinde şiirlerle andılar.
Hatay’da gördükleri konukseverliğe teşekkür eden konuklar, birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, üç semavi dininin mensuplarının karşılıklı hoşgörü içerisinde bir arada yaşadığı, kardeşliğin en güzel örneğini yaşatan kadim şehir Hatay’da, Antakya’da bulunmaktan son derece mutlu olduklarını ve olumlu izlenimlerle ayrılacaklarını söylediler.
Geziye katılan şair ve yazarların isimleri şöyle: Ali Esmeray, Turan Özbudak, Servet Kocakaya, Aysel Menteş, Demet Akyürek, Kadriye Türken, Yaşar Uğurlu, İrfan Hatipoğlu

Vali Doğan: Hatay’ın kardeşliğini kültürünü yöresel yemeklerini tatmak için Hatay’a gelmek lazım!

0

Törenin açılışında konuşan Hatay Valisi Rahmi Doğan, “Hatay’ın kardeşliğini kültürünü yöresel yemeklerini tatmak için Hatay’a gelmek lazım” vurgusu yaparak sözlerine şöyle devam etti:

“Hatay medeniyetler şehri. Hatay tarihine bakıldığında insanları hoşgörü içerisinde yaşayan kadim bir şehir. Arkamdaki ekrana baktığınızda medeniyetlerin izlerini görmek onların eserlerini görmek onların ilimize bırakmış olduklarını görmekteyiz. Sayın Başkan ifade etti Suriye’deki savaştan dolayı binlerce Suriyeliye ev sahipliği yapıyoruz. Hoşgörünün şehrinde bunu görmek mümkün. Hoşgörünün bu şehrini Ortadoğu’nun problemlerine çözüm olarak önermek ve Hatay’ı Ortadoğu sorununun  çözüldüğü bir mekan olarak görmek de mümkün. Hatay denince akla Tarih geliyor kültür geliyor sanat geliyor ama en önemlisi gastronomi geliyor.

Dünyadaki 27 gastronomi şehrinden bir tanesi olan Hatay farklı kültürlerin farklı inançların bir arada yaşamasından dolayı çok büyük zenginliği var. Sayın Başkan da ifade etti burası sadece Hatay’ın çok çok küçük bir özeti. Asıl Hatay’ı görmek Hatay’ı yakından tanımak Hatay’ın kardeşliğini kültürünü yöresel yemeklerini tatmak için Hatay’a gelmek lazım. Biz hafta sonlarında Hatay’da görüyoruz ki insanlar oraya akın akın geliyor. Hepinizi Hatay’a bekliyoruz. Meşhur yemeklerimizi Hatay’da ikram etmek Hatay’ı orada tanıtmak bize de büyük keyif verir.”

Aha sonra tanıtım günlerinin açılış  kordelası kesilerek etkinlik alanında yer alan stantlar ziyaret edildi.

Necati Gündüz yazdı:”SÖMÜRÜ.”

0

 

Necati Gündüz Hoca yazdı

 

SÖMÜRÜ.

İslam aleminde bulunan ve kuran dışı hezeyanlarını din diye dayatan, aynı mezhepten olsa bile farklı meşrepten olanı tekfir eden, düşman gören, tarikat ve cemaatlerin hepsi, islamın değersizleştirilmesi, ortadan kaldırılması, bölünüp parçalanması için uğraşan, bu yönde planlanmış bütün projelerin, sistemlerin, kulu ve maşalarıdır.

Müslümanlar; Yazdıkları hadislerle Kur’anın hükümlerine kendilerine göre uyduran, böylece Peygamberin  islamını ortadan kaldıran, Buhari, Müslim , Tirmizi , Ebu Davut , İbni Mace, Gazali gibi  hadis yazarlarının,  iran , özbekistan , Afganistan gibi ülkelerden  gelmelerini sorgulamadığı ve bu kişilerin gerçek kimliklerini araştırmadığı müddetçe, dünya silah sanayisinin ürettiği silahların yüzde 55 ini satın almaya devam edip birbirini öldürmeye devam edecek ve asla içinde bulunduğu kan revan ve acılardan kendini kurtaramayacaktır. Ve saf halkın omuzlarında yükselen, tarikat ve cemaatlerin bir eli yağda bir eli balda milyarlık araç ve malikanelerindeki yaşamı daha da katlanarak devam edecektir. Siyasal iktidarların bunların oy potansiyelinden ve toplantılarında cahil müritlerine pompaladıkları yalan yanlış siyasi yönlendirmelerinden yararlanmaları ve bu yüzden onlara dokunmamaları onların istedikleri gibi at oynatmalarının yegane sebebidir.

En azılı ve acımasız sömürü türü, din sömürüsüdür. Çünkü bu sömürü türü, insanın hem aklını hem inancını hem ahiretini hemde parasını sömürmektedir. Dolayısı ile en vahşi emperyalizmden de pespaye ve acımasız bir sömürü türüdür. Dikkat ederseniz göreceksiniz ki dine dayalı yönetim şekli ile yönetilen aşağı yukarı bütün islam ülkelerinin en büyük dostları aynı inançtan olmamalarına rağmen emperyalist ülkeler olagelmiştir. Aynı mezhepten olmalarına rağmen farklı meşrepten olanı tekfir eden zihniyet aynı inançtan olmayan güçlerle kanka oluyor.  Çünkü ikisi aynı kaynaktan beslenmektedir, sömürüden.

Ülkemiz; ulusun, egemenliğini kendi elinde tuttuğu ve bunu belirli süreler için seçtiği milletvekilleri aracılığıyla kullandığı devlet biçimi İle yönetildiği müddetçe bu tür tehlikeler hiç bu kadar ayyuka çıkmamıştı. Ülke insanının nedeni hepimizce bilinen ve çoğunlukla yukarıda söylediğimiz insanın aklının  sömürülmesi pratiği sonucu 70 yıldır sağcı politikalar ve politikacılarla yönetildi durdu. Türk milleti zekidir diyen mustafa kemal Atatürk’ün iltifatına rağmen bir türlü akıllı olup hem sağı hemde solu bu ülkeye hizmet için yarıştıramadı gitti. Bunun neticesinde özellikle son yirmi yıldır özellikle orduya ve devletin temel taşı kurumlarına yapılan kumpas ve saldırılar sonucu yukarıda sözünü ettiğimiz sömürü düzencileri azdıkça azdı ve şimdilerde başta Atatürk olmak üzere bütün cumhuriyet değerlerine aymazca bir saldırı halindeler. Hatta sözüm ona bir cami çalışanı (imam değil, imamın ayakkabı kiri olamaz) milyonlarca Atatürk hayranı ve sevenini kendi sıfatına benzeterek hakaret etmiştir. Aldığı her maaşın her kuruşu  kendine ve yedirdiği herkese haram zıkkım olsun inşallah.

Biri demişki dışarıya beyin göçü var, eee ne yapsınlar? biri Amerikaya gitti Nobel aldı, biri  almanya ya gitti aşı buldu, biri Belçika ya gitti bakan oldu bu beyinler. Burada kalsalardı muhtemelen ya hırsız bir siyasetçi yada imam falan olurlardı.

Bu ülkenin güçlü ve saygın bir devlet olması için Atatürk ve cumhuriyet ilkelerine sarılması şarttır. Müslüman olabilmek içinde tarikatlara değil kur’an a sarılmaları lazımdır.

Zaman bozulduğu zaman, alçaklar efendi olur. Hz. Ali (kv)

Karaağaç Uğur Mumcu caddesinde açılan yeni yol asfaltlandı

0
DCIM100MEDIADJI_0051.JPG

 

Hatay Büyükşehir Belediyesi tarafından il genelinde yapılan beton asfalt çalışmaları sayesinde ulaşım sorunları ortadan kalkıyor.

DCIM100MEDIADJI_0051.JPG

Hatay Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Dairesi Başkanlığı ekipleri, şehir içi ulaşımın daha güvenli ve akıcı hale gelmesi için açılan yeni yollarda beton asfalt ve genişletme çalışmalarını sürdürüyor.

Hatay Büyükşehir Belediyesi ekipleri, Arsuz Karaağaç Mahallesi’ndeki Uğur Mumcu ile Ortayol caddelerini birbirine bağlayan yolun beton asfalt serimini tamamladı.

Gidiş-geliş olmak üzere toplamda 1 kilometre uzunluğunda döşenen beton asfalt sonrası çizgilerin çizilmesi ile beraber yol daha modern bir hale geldi.

 

Arsuz’da huzur operasyonu yakalanan 26 kişiden 9’u tutuklandı

0

 

Hatay’ın Arsuz ilçesinde huzur için yapılan operasyonda yakalanan 26 kişiden 9’u tutuklandı.

Hatay Valiliğinden yapılan açıklamaya göre,  Arsuz İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerince 01.09.2021-30.09.2021 tarihleri arasında kamu düzeninin sağlanması, huzur ve güven ortamının devamlılığını sağlamaya yönelik yapılan çalışmalarda; 26 şahıs yakalanmış, 9 şahıs tutuklanarak cezaevine teslim edildiği belirtildi.

Operasyon sırasında 2 kayıp şahıs bulunarak haklarında gerekli işlemleri yapılırken, 15 adet faili meçhul olay aydınlatıldığına dikkat çekildi.

Ayrıca yapılan bu çalışmalar kapsamında;  8050 kg fermente halinde boğma rakı, 1023 litre içime hazır halde boğma rakı, 4 adet ruhsatsız tabanca, 8 adet fişek, 3 adet av tüfeği, 12 adet av tüfeğine ait kartuş, 5 kök hint keneviri, 7 gram esrar ele geçirildiği kaydedildi

Trafik düzeninin sağlanması, kazaların önlenmesi ve olası kazalarda can kaybını en aza indirmek üzere yapılan çalışmalarda ise; 5 adet hacizli-yakalamalı araç ele geçirilerek gerekli işlemler yapılırken açıklamada,  “Hatay İl Emniyet Müdürlüğü olarak başta asayiş, terör ve narkotik olayları olmak üzere suç işleyen şahıs ve şahıslar ile mücadelemizi ve aranan şahısların yakalanmasına yönelik çalışmalarımızı yasal sınırlar içerisindeki görev, yetki ve sorumluluklarımıza bağlı kalarak tavizsiz bir şekilde sürdürmeye devam edeceğiz” ifadelerine yer verildi.

 

İskenderun’da uyuşturucu operasyonunda 49 göz altına alındı 2 kişi tutuklandı

0

 

 

Hatay’ın İskenderun ilçesinde uyuşturucu satıcılarına yönelik düzenlenen operasyonda, 49 kişi göz altına alınırken, 2 kişi çıkarıldıkları mahkeme tarafından tutuklandı.

Hatay Valiliğinden operasyonla ilgili yapılan açıklamada, İskenderun İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerince 23.09.2021 ile 30.09.2021 tarihleri arasında uyuşturucu satıcılarına ve kullanıcılarına yönelik yapılan çalışmalarda;Toplamda 49 şahıs yakalanmış olup uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan 3 şahıs adli mercilere intikal ettirilmiş ve bu şahıslardan 2’si tutuklanarak cezaevine teslim edildiği belirtildi.

Bu arada, yapılan çalışmalar kapsamında; 1 adet tabanca,  48 adet fişek, 390,8 gram sentetik kannabinoid, 1051,5 adet captagon, 11,45 gram metamfetamin, 146 gram esrar, 48 gram hint keneviri tohumu, 512 gram sentetik kannabinoid üretiminde kullanılan amg maddesi, 2 adet ecstasy, 182 adet özel reçeteye tabi hap, 14,75 gram eroin, 7 adet çalıntı bisiklet, 2 adet çalıntı jantlı bisiklet tekerleği ele geçirilirken açıklamanın devamında da, “Hatay İl Emniyet Müdürlüğü olarak geleceğimizin teminatı gençlerimiz ve çocuklarımızı uyuşturucudan korumaya, uyuşturucu ve uyarıcı madde ticaretinin önlemesine yönelik çalışmalarımızı yasal sınırlar içerisindeki görev, yetki ve sorumluluklarımıza bağlı kalarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da tavizsiz bir şekilde sürdürmeye devam edeceğiz” vurgusu yapıldı.

Prof.Dr. Garip Turunç’un kaleminden:KÜRT SORUNU

0

 

Prof.Dr. Garip Turunç 

Yazdı

 

KÜRT SORUNU

 

Toplumsal meselelerin tartışılmasında bataklık metaforu sıkça kullanılır. Önemli olanın sivrisineklerin öldürülmesi değil, bataklığın kurutulması olduğu söylenir. Ancak toplum, çoğu zaman gerçek meselelerin köküne gidecek, onunla yüzleşecek kadar olgun olmadığı için, siyaset de kısa vadede yüzeysel tedbirlerin peşinden gider. Hele sivrisinekler çoğalıp canınızı acıtmaya başladığında, bataklığı tamamen unutup meselenin görünen yüzüne yoğunlaşırsınız.

 

Türkiye de yıllardır bunu yapıyor. Ülkemizde Kürt sorunu’nun ve buna bağlı olarak “terör”ün günlük politik söylemin değişmez konularından biri, hatta son 40 yıldır ilk sırada yer aldığı söylenebilir. Ancak aralıklı da olsa “anarşi, terör ve bölücülük sorunu” içerikli söylev ve cümleler yüzyılı aşkın zamandır, Türkiye’nin politikasında “vatan ve millet kurtarıcı” hamasetin avcı okunu oluşturuyor. Son yıllarda ise, bu ürkütücü “bela” üzerine konuşulmadık gün neredeyse yok gibidir. Neden böyledir denirse, yönetici ve egemen erki temsilen konuşanların, Kürt sorunun olmadığını, “başta PKK olmak üzere terör örgütleri”nin varlığından söz ederek sorunun sadece bir “terör sorunu” olduğuna işaret edecekleri besbellidir.

 

Peki bu yaklaşım Türkiye’nin Kürt sorununu çözer mi? Bırakın çözmeyi “görünmez” hale getirir mi?

 

Bu sorulara yanıt verirken, “evet” istikametinde bir ima bile akıl dışı olur.

 

“TERÖR SORUNU”MI ?

 

Türkiye Kürt meselesinin toplumsal, etnik, siyasi bir sorun olduğunu inkar eden pek çok iktidar gördü. Hemen hepsi bu sorunun açtığı asayiş ve şiddet tuzağına düştü. Bugün de durum, askeri teknolojik imkanların artmasına, Türkiye’nin bölgede daha müdahil ve askeri açıdan aktivist politikalar izlemesine rağmen farklı değil. Örnek olsun, şu kadar bin kişinin ölümünden sorumlu tutulan “bölücü terör örgütü PKK nasıl ve neden bu kadar on yıldır varlığını hâlâ sürdürebilmiştir?” sorusunun sorulması ve yanıt aranarak çözümün bu yanıt üzerinden oluşturulması yönündeki akıl yürütmeler ve önermeler günümüz iktidar ayrıcalıklarının en önemli korkusudur. Böylesi sorular yerine ezber bir duanın durmaksızın tekrarı gibi “terörün kökünü kazımak” tan söz ederek asıl nedeni ve durmaksızın kanayıp yüzeye ürün veren “yara”yı gizlemeye/örtmeye çalışırlar. Bu çünkü, sadece yüzlerce milyar liralık kaynağı “terörist” denilenleri imha etmek için dağı-taşı, insan yaşam alanlarını, hayvanların besim kaynaklarıyla barınma bölgelerini yakıp-yıkmaya ayırma eyleminin sorgulanmasına barikat oluşturmuyor, siyasal-iktisadi ve sosyal bir sorunun egemen olmayı ve yönetmeyi sürdürebilir kılma malzemesine dönüştürülmesi politikasında devamlılığı da sağlıyor.

 

Daha açıkçası şudur: Türkiye’yi yönetenler Kürt sorununun varlığını, özellikle ulusal taleplerle kitlesel hareketliliğin yükseliş dönemlerinde kabullenip “Kürt realitesini kabul ediyoruz, bir çözüm bulacağız, yeter ki ülkemiz bölünmesin” anlamında sözler etmelerine ve Erdoğan döneminde yapıldığı tarzda “çözüm masaları” oluşturup sonrada “terörün siyasal temsilcileri” olarak zindan yolu gösterdikleri kimselerle pazarlığa oturmuşlardır. Buna rağmen ama, yüzyıllık bir devamlılık gösteren şekilde Kürt sorununa ilişkin devlet politikası, “Türk milletini oluşturan unsurlardan biri olan Kürtler”in ulusal taleplerinin olamayacağı ve kabul edilemeyeceği şeklinde taşlaşmıştır. Bu politikanın başlıca özelliklerinden biri de, nedenleri, kaynağı değil sonuçları öne çıkarmasıdır. “Kürt sorunu yoktur, terör sorunu vardır, onu da son terörist kalmayana dek savaşarak yok edeceğiz” denmesinin nedenidir bu. Ne ki bu çabanın kök tutması mümkünsüzdür. “Bataklığı kurutma” türü askeri politikalarla yüzbinlerce insanın yerinden edilmesi ve on binleri bulan yok etmelere rağmen mevcut halin devamına itirazlar devam edip bu itiraz milyonları kucaklayacak genişlemeye varıyorsa (“terörün siyasal uzantısı” diye kapatmak için Anayasa Mahkemesi’ne kapatma davası açarak hedefe konan HDP’nin 6 milyonu aşkın oy desteği anımsansın), gece-gündüz “bölücü terör”den söz edip onu yönetme politikalarında araçsallaştırmak, çözümsüzlük devam ediyor demektir. Sonuçta, Türkiye kendi eliyle her gün bataklığı beslerken, sivrisineklerden şikâyetçi olmak gibi epeyce garip bir durumda kalıyor.

 

Kürt meselesi ve Türkiye şu iki basit evrensel kuraldan azade değil: “Toplumsal meseleler kuvvet yoluyla çözülemez ve bu tür meseleler, yanlış teşhislere, politikalara, özellikle kuvvete tepki verir.”

 

TOPLUMSAL MESELELER KUVVET YOLUYLA ÇÖZÜLEMEZ

 

 

Nitekim, Kürt sorununun, beka söylemine ve asayiş politikalarına verdiği yanıt açıktır: Sorunun alanı genişlemiş ve dinamiklerini çeşitlemiştir. 1990’larda Türkiye’nin 10-15 ilini kuşatan bu sorun bugün Suriye’den İstanbul’a uzanan bir hat üzerinde ülkenin ve bölgenin belirleyici bir dinamiğine dönüşmüştür. Ortadoğu’daki Kürt egemenlik alanı hiç olmadığı kadar büyümüş, Türkiye kendi Kürt sorununu bu alandan koparıp demokratik bir entegrasyonun kapılarını açabilecekken, izlediği siyasetle kendi meselesini Ortadoğu’nun tam parçası kılmıştır.

 

Dün bulunduğumuz nokta basitçe şöyleydi: Türkiye Kürt sorununu demokratik-entegrasyon esası ve yerel yönetimler üzerinden bir modelle bir çözüme bağlama ve bunu bölgeye ihraç etme imkanına sahipti. Bugün bulunduğumuz nokta ise durum yine basitçe şöyle: Türkiye çözümü değil, sorunu bölgeye ihraç etmiştir. Bugün bölgede, oyuna müdahil uluslararası bir çok aktörün egemenlik kavgasında ve güç arenasında edilgen bir durumdadır, Türkiye’nin Kürt sorununa ilişkin çözüm ve denge modeli, dışarıdan içeriye doğru yönelme noktasına gelmiştir.

 

Suriye’de çözüm olarak görülen politikalar sonucu PKK 10 kat güçlenmişse Türkiye’nin bekasını olumsuz yönde etkilemişsiniz demektir. ABD desteği çekiyor mu ? Hayır. Peki YPG, PKK bölücü terör örgütünden daha büyük bir beka sorunu haline geldi mi ? Evet. 2011 yılına kadar komşumuz Suriye Arap Cumhuriyeti’ydi. İyi-kötü onunla masaya oturuyorduk. Şu an muhatap olduğumnuz ise ABD ve Rusya’dır. ABD ve Rusya ile masaya oturmadan PKK-YPG sorunu da çözülmez .

 

Her halükarda sorunun çözümü esastır, ancak çözümün dili ve meşruiyeti de o denli önemlidir. Korkutucu sözcüğe sarılıp seferberlik ilanlarıyla “parça parça edeceğiz” tehditlerine ve “şehitlerin kanı yerde kalmadı kalmayacak” söylemine baş vurulmakta; ABD’nin, ‘Avrupa’nın “teröristleri desteklemesi”nden yakınmalarla şovenizm alevi yükseltilmeye çalışılmakla; HDP kapatılma tehdidi ile karşı karşıya gelip HDP’li vekiller hakkında fezleke üstüne fezleke hazırlamakla; bölgede halkın seçilmiş temsilcilerinin yerine kayyum atanması savunulmakla sorun asla çözülemez.

 

Devlet organlarının ve toplumsal mekanizmaların, halkın eşitlik ve adalet ihtiyacına, zulme uğramışlık duygusuna cevap vermediği durumlarda, devletin başını çaresizlerin çare kapısı olarak görmek, Türk ulusunun kadim bir geleneğidir. Bu geleneğin özünde ve devlet başkanının şahsında milli birliğin korunması özlemi ile kaderde ve sevinçte birliktelik refleksi saklıdır. Bu sosyolojik olgu, devlet tepesindeki kişinin, eğer öyle bir niyeti varsa, halkı birlik ve beraberlik içinde tutabilmesi açısından büyük şanstır. Kürt sorunu dahil tüm toplumsal sorunların çözümü için en önemli gerekliliklerden biri budur.

 

Bazı somut gerçekleri bıkıp usanmadan tekrar etmek gerekiyor: Kürtler sorun çıkaran, kendilerini buna adamış yurttaş topluluğu değil. Kürtler, Kürt olmayanlardan mütemadiyen bir şey talep eden insanlar da değil. Bir Kürt’ün benden ya da bu satırları okuyan bir ‘Kürt olmayandan eşit yurttaşlık talep etmesi anlamsız, zira ben/bizler bahşeden’ makamlar değiliz. Eğer sorun bir ‘eşit yurttaşlık’ sorunuysa -ki bence öyle- o eşit yurttaşlık ve ortak gelecek ancak birlikte’ kurulabilir.

SORUN ‘EŞİT YURTTAŞLIK’

Bunun yolu, yurttaşların diğeri’nin varlığını kabul etmesiyle mümkün. Eşit ilişki, birinin varlığı, tüm nitelikleri-farklılıklarıyla kabul edilirse mümkün. Asıl marifet, benzemezlerin bir arada ve birbirini boğazlamadan yaşayabileceği bir sistem kurabilmekte. Sistem sözcüğü teknik, hukuksal bir şeyler çağrıştırıyor. Oysa hukuk kuralları, hükümet biçimleri, yerel yönetim yapıları, yönetime katılım araçları, insansız ve tarihsiz bir düzlemin değil, en geniş anlamıyla siyasal düzenin tüm unsurlarının karmaşık birlikteliğinin sonucudur.

Türkiye, millet olarak yeniden geleceğe bakabilen bir özgüvenin tesisini sağlayabilmek için bu sorunların hakkaniyete uygun bir şekilde çözmek zorunda. Bu, kelimenin tam anlamıyla tarihî bir normalleşme süreci olacaktır. Anormal olanın, yani eski Türkiye’nin korkular ve imtiyazlar üzerine kurulu iç-dış siyasetinin değiştirilmesi ve milletin her anlamda güçlendirilmesini içeren, her türlü ayrımcılığı engelleyen, sosyal hukuk devletini inşa eden eşitlikçi bir demokratik düzenin kurumsallaştırılması, sürecin nihai hedefi olmalıdır. Çünkü Türkiye’yi ortak bir gelecek hayali etrafında bir arada tutabilmek, herkesin kendisini eşit biçimde içinde hissedeceği bir kimlikle mümkün. Bu manada, millet, ulus tartışması yerine, gerçek bir demokrasinin, bağımsız bir yargının olmamasının sonucunda ortaya çıkan Kürt sorunu gibi toplumsal sorunlarımızın sahici, kalıcı çözümü için asıl ve birinci önceliğimizin demokrasiye yeniden işlerlik kazandırmak, yargıyı bağımsız hale getirmek, siyasetin yok edilen zeminini kurmak, toplumu kutuplaştıran iktidarın elinden ülkeyi kurtarmak olduğunu düşünüyorum.

Son günlerde HDP’nin yayımladığı çağrının 4. maddesinde yer alan “Türkiye’nin çözmesi gereken en köklü sorunu Kürt sorunudur. HDP çözüm için hazırdır” görüşü, sorunun TBMM’de görüşülmesi düşüncesini onaylamaktadır. HDP Eş Genel Başkan Pervin Buldan, sorunla ilgili görüşünü şöyle yansıtıyor: “Meclis çözüm zeminini kurup demokratik müzakere yöntemiyle tüm toplum için geleceğin kazanılmasına ön ayak olmalıdır. Savaş politikaları, silah, çatışma yöntemleri yerine sorunlarımızı müzakere ve diyalog yoluyla çözmek temel düsturumuzdur.” 

Çağrının 11. maddesinde yer alan “Sivil, özgürlükçü, yeni bir anayasa Türkiye’de yeni bir başlangıcın ve demokratikleşmenin tacı olacaktır” görüşü de demokrat ve özgürlükçü kamuoyunun talebiyle tamamen örtüşmekte ve Millet İttifakı’nın ortak düşüncesini onaylamaktadır .

HDP’nin, yeni anayasanın yapılması sırasını, seçimden sonra demokratikleşme dönemine bıraktığı anlaşılmaktadır. Ki bu da onun görüşmeci ve uzlaşmacı tutumunun kanıtıdır. Demokratikleşme, devlet örgütünün restorasyon ve rehabilitasyonunun tamamlanmasına olanak sağlayacaktır. Bu da ancak kapsayıcı, diyalog ve köprü kurucu olmakla, “yeni bir şey” inşa etmeye başladıklarını şimdiden göstermekle ilgilidir.

 

HBB sucul yetiştiricilik(akuaponik) sistemle ürettiği ürünlerin ikinci hasadını gerekleştirildi 

0

 

 

 

Hatay Büyükşehir Belediyesinin üreticiler için hayata geçirdiği projeler meyvesini vermeye devam ediyor.

HBB’nin SİEUGreen (Çin-Avrupa Yenilikçi Yeşil ve Akıllı Şehirler) projesi kapsamında oluşturduğu sucul yetiştiricilik(akuaponik) sistemle ürettiği ürünlerin ikinci hasadı yapıldı.

Park Bahçe ve Yeşil Alanlar Daire Başkanlığı ekipleri, Hatay Vitrini serasındaki ürünleri hasat ederek vatandaşlarla buluşturdu.

HBB ekipleri, hem taze sebze hem de kurutulmuş baharat olarak tüketilebilen fesleğenleri özenle hasat ederek vatandaşlara ücretsiz olarak ulaştırdı.

Otobüs İşletme Sahipleri Derneği Başkanlığına Ayhan Kara Getirildi

0

Türkiye genelindeki otobüs işletme firmaları bir dernek çatısı altında örgütlendiler.

 

Kısa adı OİSD olan Otobüs İşletme Sahipleri Derneği’nin kurucu başkanlığına HAS firması Ayhan Kara getirildi.

 

Otobüs İşletme Sahipleri Derneği’nin kuruluş dilekçesini vermesinin ardından Dernek kurucu Başkanı Ayhan Kara sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Otobüs İşletme Sahipleri Derneği OİSD’nin kuruluş dilekçesini verdik, 23 otobüs firmasının kurucu olduğu derneğin Kurucu Başkanı olarak önerilmiş olmanın gururunu yaşıyorum. 2 Temmuz’da Hatay’da başlayan toplantılar zinciri “Karayolu Yolcu Taşımacılığı Sektörü” için dönüm noktası niteliğinde bir adıma vesile oldu ve işletme sahiplerini temsilen bu dernek kuruldu. Sizlere daha güvenli ve yüksek kalitede hizmet sunmak için hep birlikte bir arayış içinde olacağız” dedi.

 

Otobüs İşletme Sahipleri Derneği kurucu başkanlığına getirilen Hataylı iş insanı Ayhan Kara’ya yeni görevinde başarılar diliyoruz.

 

Başkan Tosyalı Gaziler Derneğini Ziyaret Etti

0

İskenderun Belediye Başkanı Fatih Tosyalı,Şehit ve Gazi Ailelerinin her zaman yanlarında olduklarını belirtti.

Belediye Başkanı Fatih Tosyalı,Türkiye Muharip Gaziler Derneği İskenderun Şube Başkanı Neşet Turhan ve Gaziler ile bir araya geldi.

Ziyarette bir konuşma yapan Başka Fatih Tosyalı,”Cennet vatanımız bizlere şehitlerimizin ve gazilerimizin emanetidir. Vatanın bölünmez bütünlüğü, halkımızın huzuru, güvenliği ve esenliği için büyük bir onurla görev yaparak gazilik mertebesine ulaşan kahramanlarımız gurur kaynağımızdır” dedi.

HER DAİM YANINIZDAYIZ

Başkan Fatih Tosyalı,Belediye olarak Gazilerimizin her zaman yanında olduk olmaya devam edeceğiz. Bu vesile ile Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, aziz şehitlerimizi ve ebediyete intikal eden gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyor, hayatta olan gazilerimize aileleri ile birlikte huzur ve mutluluklar diliyorum.Her zaman yanınızdayız.” şeklinde konuştu.

 

Arsuz’da Krom işletmesi CED raporu kabul edildi

0

Arsuz’a bağlı Kale Mahallesi’nde işletilen Krom Ocağı’nın kapasite artışı ve atık depolama tesisi için Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) olumlu kararı verildi.

Faaliyet sahasına 41,25 ha’lık alan artışı ile toplamda 70,57 ha alanda yapılması planlanan tesis ile birlikte yılda 75 bin ton tüvenan kromun çıkartılarak, zenginleştirme tesisinde işlenmesi planlanıyor. Tamamen orman alanı olan ve yaklaşık 100 m. doğu istikametinde İskenderun – Arsuz Yaban Hayatı Geliştirme Sahası bulunan alanda yapılacak olan tesisle ilgili yapılan ÇED başvurusuyla ilgili Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan onay geldi.

İL MÜDÜRLÜĞÜ KARARI AÇIKLADI

Hatay Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nden yapılan duyuruda, “Hatay İli, Arsuz İlçesi, Kale Mahallesi İR:200801973 Ruhsat Nolu Saha Mevkii’nde, Arsuz Madencilik İnş. Nak. ve Petrol Ürünleri San. Tic. A.Ş. tarafından yapılması planlanan Krom Ocağı Kapasite Artışı, Zenginleştirme Tesisi ve Atık Depolama Tesisi projesi ile ilgili olarak Bakanlığımıza Çevrimiçi ÇED süreci Yönetim Sisteminden sunulan ÇED Raporu, İnceleme Değerlendirme Komisyonu tarafından incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Krom Ocağı Kapasite Artışı, Zenginleştirme Tesisi ve Atık Depolama Tesisi projesi hakkında ÇED Yönetmeliği’nin 14. maddesi gereğince Bakanlığımızca “ Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu “ kararı verilmiştir” ifadelerine yer verildi.

İstanbul’da Hatay Günleri Başladı

0

Hatay’ın tarihi, ekonomisi ve yöresel lezzetlerinin tanıtılması amacıyla 10. İstanbul’da Hatay Günleri başladı.

Yenikapı Etkinlik Alanı’nda gerçekleşen etkinlikle başlayan 10. İstanbul’da Hatay günleri ilk gününde vatandaşlara yaklaşık 4 bin porsiyon künefe dağıtıldı.

Hatay Valiliği himayesinde yürütülen etkinlik için İstanbul Hatay Dernekler Federasyonu Başkanı Hüseyin Yılmazer, etkinliğin Hatay’ın özünde olan değerlerinin geniş kitlelere tanıtılmasında büyük rol oynadığını belirterek “Hatay’ın küçük bir versiyonunu İstanbul’a taşıyarak, yöresel ürünleri ve lezzetleri ile katılımcılara görsel, işitsel, lezzetsel bir şölen yaşatacağız. ”dedi.

Etkinliğe 120 firmanın katıldığı ve beş gün süreceği 10 Ekim’de tamamlanacağı belirtildi.

Gazeteci Tamer Oğuz’un kayınvalidesi Ayten Gürün Covit-19 nedeniyle vefat etti.

0

Türk İş Hatay İl eski Temsilcilerinden merhum Halil İbrahim Gürün’ün eşi, merhum Bülent Gürün’ün annesi, Pusula Gazetesi’nin sahibi Tamer Oğuz’un kayınvalidesi Ayten Gürün vefat etti.

Merhum Erdal Gürün ve Hacı Gürün, Seval Kılıç ile Fatma Semiha Oğuz’un annesi Ayten Gürün bir süredir covid-19 tedavisi gördüğü özel hastanede yaşamına veda etti. Merhumenin vefatı başta ailesi olmak üzere tüm sevenlerini derinden üzdü, yasa boğdu.

Merhume Ayten Gürün’ün cenazesi bugün ikindi namazına müteakip Gelişim Hastanesinden alınarak Çankaya Mezarlığında defnedileceği, taziyeleri ailenin telefonla kabul edeceği bildirildi.

Akarca’da İSDEMİR’e Ait Kalker Maden Ocağına izin yok

0
 ISKENDERUN ilçesi sınırları içerisinde İSKENDERUN DEMİR VE ÇELİK A.Ş. tarafından yapılması planlanan   KALKER MADEN OCAĞI projesi ile ilgili Çevresel Etki Değerlendirme sonlandırıldı
 Hatay Çevre ve Şehircilik il Müdürlüğü’nün  AKARCA MAHALLESİ MUHTARLIĞINA, İSKENDERUN KAYMAKAMLIĞINA VE İSKENDERUN BELEDİYE BAŞKANLIĞINA gönderdiği  ÇED SÜRECİ SONLANDIRMA YAZISI şöyle.
1-Talep edilen ÇED alanının Hatay Büyükşehir belediyesi Meclisi’nin 08.03.2019 tarih ve 72 sayılı kararı ile onaylanan İskenderun ilçesine ait 1/5000 ölçekli ilave ve revizyon nazım imar planında söz konusu alanın bir kısmı orman alanı bir kısmı kentsel ve bölgesel yeşil ve spor alanı olarak planlı olduğu,
2-Kentsel ve bölgesel yeşil ve spor alanı içerisinde bulunan alanın insan ve çevre sağlığı açısından herhangi bir olumsuz etki oluşturmaması için, planlanan alan yerine alternatif alan değerlendirmesinin daha uygun olacağı ve dolayısıyla projenin uygun bulunmadığı
3-ÇED alanının kuzey mücavirinden Derebani Deresi dere yatağının geçtiği, proje sahasının yamaç arazide yer aldığı, ayrıca ÇED sahasının kuzeyinden planlama aşamasında olan Hes projesine ait ünitelerin geçtiği
4-Söz konusu madencilik sahasının hali hazırda izinli olarak çalışılan bölgelerinden,Derebani Deresi dere yatağına faaliyetten kaynaklı malzeme akışlarının olduğu, akışta geçen maden attığı -pasa malzemesi için herhangi bir önleyici tedbir alınmadığı Yamaçta bulunan ve akışa geçen malzeme sebebiyle doğal şev stabilitesini bozulduğu şev stabilitesinın bozulması nedeniyle arazide heyelan olma riskinin arttığı,
-Söz konusu dere yataklarına intikal eden malzemenin feyezan aşırı yağış durumlarında taşınarak yerleşim yerlerinde yaşanabilecek muhtemel Taşkın’ın etkilerini artıracağından,
-Tarım ve orman Bakanlığının ‘’madencilik faaliyetlerinin değerlendirmeye alınmayacağı alanlar’’ deniz sahili ön görünümde olup, kıyı çizgisinden itibaren en az beş kilometrelik mesafede kalan alanlarda *kapsamında madencilik faaliyetleri, faaliyetin deniz sahili ön görünümünde ve kıyı çizgisinden itibaren en az beş kilometrelik mesafe içinde kalması nedeniyle yasaklanmış olduğundan, bahse konu faaliyetin uygun görülmediği edilmektedir.
Bu itibarla Yönetmeliğinin 6.maddesi 4. bendi gereği söz konusu proje ilişkin ÇED sürecinin sonlandırıldığı müdürlüğümüze bildirilmiştir

ABA-DER;üniversite okuyan gençlere karşılıksız para yardımında bulunuyor .

0

ABACILI YÖRÜK TÜRKMEN DERNEĞİ (ABA-DER),yeni bir sosyal projelere imza atarak; ihtiyaç sahibi üniversite okuyan gençlere karşılıksız para yardımında bulunuyor.

Daha önce yaylalarda şenlik projesi , Ramazanda askıda ekmek, , ihtiyaç sahiplerine koli ve çocuklara oyuncak , market, mağaza ve hastanelerle indirim anlaşması  birçok işsiz insanımızı işe yerleştirme gibi projeleri hayata geçiren dernek Şimdi de ihtiyaç sahibi üniversite okuyan gençlere karşılıksız para yardımında bulunuyor .

ABA-DER başkanı Duran BİLGİN, yeni projeleri için‘’ Geleceğimizin mimarı ve teminatı olan üniversiteli ihtiyaç sahibi gençlerimize (ABA-DER üyesi) bir yardımda bulunuyoruz, bu gençlerimiz yokluk, içinde eğitim hayatlarına devam etmekteler, bazen aç kalıyorlar, bazen yol parası bile bulamıyorlar, bir yılı boyunca bir elbise ve bir ayakkabı ile idare ediyorlar, kitaplarını alamıyorlar, ceplerinde para olmadığı için bir sıcak çay bile içemiyorlar. Bize başvuran üniversite öğrencilerimize karşılıksız burs veriyoruz, Gerçek ihtiyaç sahiplerine yardım etmek isteyen olursa bizlere destek verebilirler, derneğimize yardımlarınız edebilirler. ”Kim herhangi bir iyilik yapar, iyiliğe teşvik eder, iyiliğe öncülük ederse, o kimseye yaptığının en az 10 katı karşılık verilecektir. Hatta bu karşılık o kadar ileri gidecektir ki, 700’e çıkacaktır.” İnancıyla üniversiteli evlatlarımıza yardım etmeliyiz.’’ dedi.