Cumartesi, Nisan 11, 2026
No menu items!
Ana Sayfa Blog Sayfa 3231

AŞIRI HIZ VE DİKKATSİZLİK ÖLÜM GETİRDİ

0


Hatay’ın Arsuz ilçesinde yaz tatili yoğunluğu, aşırı hız ve dikkatlik kazalara davetiye çıkarıyor. Arsuz’dan İskenderun istikametine giden 31 TC 940 plakalı araç, şoförün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu kaza yaptı.

Kaza Arsuz Akçalı mahallesi Sem Usta Restoran karşısında meydana geldi.
Gece Saat 03.00 sularında Arsuz’dan İskenderun istikametine giden ve içinde 3 kişinin olduğu öğrenilen 31 TC 940 plakalı araç şoförün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yoldan çıktı.

Kazada Esat Kelle hayatını kaybederken, Deniz Can ve Sedef Şimşek ağır yaralandı. Kazada ağır yaralanan Deniz Can İskenderun Devlet Hastanesi’ne, Sedef Şimşek ise Özel İskenderun Gelişim Hastanesi’nde tedavi altına alınırken, aynı kazada hayatını kaybeden Esat Kelle ise İskenderun Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.
Kazada araç hurdaya döndü. Emniyet ekiplerinin kaza ile ilgili başlattıkları soruşturma sürüyor.

İLAÇLAMA ÇALIŞMALARI ARALIKSIZ DEVAM EDİYOR

0

İskenderun Belediye Başkanı Seyfi Dingil, ilaçlama çalışmalarına aralıksız devam ettiklerini belirtti.
İskenderun Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğüne bağlı ekipler Azganlık, Sarıseki, Karayılan,İsmet İnönü, Çamlık Evler,Deniz Alayı,Mustafa Kemal, Gürsel,Numune,Süleymaniye ,Hürriyet,Yenişehir,Kurtuluş,Savaş,Çay, Feyezan Kanalı, Pirireis,Cumhuriyet, Barbaros ve Meydan Mahallesinde ilaçlama çalışmalarına devam etti.
Belirli periyodlarda her gün farklı mahallelerde ilaçlama çalışmaları yaptıklarını belirten İskenderun Belediye Başkanı Seyfi Dingil, ”kente ilaçlama konusunda hiçbir sorununun yaşanmaması için tüm ekiplerimiz çalışmalarını aralıksız yürütüyor. Halk sağlığını yakından ilgilendiren ilaçlama çalışmaları hakkında sürekli bilgi alıyor, çalışmaları denetliyoruz.7 ilaçlama aracımız belirlenen program dâhilinde ilaçlama çalışması yapıyor. Hem uçkun mücadelesi hem de larva mücadelesinde etkin bir çalışma sürüyor” dedi.
MUHTARLARIMIZ İLE İLETİŞİM HALİNDEYİZ
İlaçlama konusunda mahalle muhtarı ile iletişim halinde olduklarını belirten İskenderun Belediye Başkanı Seyfi Dingil, “Mahallelerinin durumlarını yakından bilen muhtarlarımız ile diyalog halinde olup daha etkili daha titiz bir çalışma sürdürüyoruz. İskenderun Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü, sinekle mücadele kapsamında yapılan ilaçlama çalışmalarına gece gündüz devam edecek. Ekipler; sokaklarda, park ve bahçelerde, çöp konteynerlerinde ve farklı yerlerde de rutin olarak çalışmalarını yapmaya devam edecek” diye konuştu.

‘Özel Güvenlik Bölgesi’ İlan Edildi

0

Hatay’da bazı bölgeler, terör örgütü PKK tarafından yapılması olası terör eylemlerini önlemek için 15 gün süreyle ‘özel güvenlik bölgesi’ ilan edildi.

Hatay Valiliği’nden yapılan yazılı açıklamada, Yayladağı ilçesinin çeşitli bölgelerindeki uygulamanın 8 Temmuz’da başlayacağı ve 22 Temmuz’da son bulmasının planlandığı belirtildi. Açıklamada şu bilgilere yer verildi:

“Bölge halkının can ve mal güvenliklerini korumak, yasa dışı geçişleri engellemek, terörist şahıs veya gruplara karşı daha etkin mücadele vererek hudut emniyetini sağlayabilmek maksadıyla Görentaş Hudut Karakolu Bölgesi, Belengöz Hudut Karakolu Bölgesi ve Pulluyazı Hudut Karakolu Bölgesi 8 Temmuz 2017 tarihinde saat 08.00’den başlayıp 22 Temmuz 2017 Çarşamba günü saat 08.00’de bitecek şekilde 15 gün süreyle özel güvenlik bölgesi ilan edilmiştir. Vatandaşlarımızın can ve mal güvenliği açısından herhangi bir olumsuzluk yaşamamaları açısından belirtilen süre içerisinde yukarıda adı geçen bölgelere girmeleri yasaktır.”

ASANSÖRLÜ BİNA SORUMLULARINA DUYURU!

0

Hatay Bilim, Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğü Uyardı;

Bilim, Sanyi ve Teknoloji Müdürlüğü Anasörlü bina sorumlularına yönelik açıklamada bulundu. Açıklamada şöyle denildi;

Binalarda ve inşaatlarda kalıcı olarak hizmet veren ve insanların, insan ve yüklerin taşındığı asansörler ve asansörlere ait asansör güvenlik aksamlarının karşılamaları gereken temel sağlık ve güvenlik gereklerini, piyasaya arz koşullarını kapsayan Piyasa Gözetim ve Denetimleri Bilim, Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüklerince yerine getirilmektedir.

Özel binalarda ve kamu binalarında asansörlerin insan can ve mal güvenliğini tehlikeye atmadan kullanılabilmesini temin etme sorumluluğu asansörün bulunduğu binadaki bina sorumlusuna aittir. Bina sorumlusu mutlaka asansör bakımı hususunda yetkisi olan yetkili servis ile aylık bakım sözleşmesi imzalamak zorundadır.

26.06.2015 tarih ve 29396 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan “Asansör İşletme, Bakım ve Periyodik Kontrol Yönetmeliği” nin 15. Maddesinin (1). Fıkrasına göre; “Bina sorumlusu asansörün güvenli bir şekilde çalışmasını sağlamak üzere ayda 1 kez bakımının ve yılda 1 kez periyodik kontrolünün yaptırmaktan, bakım ve periyodik kontrol ücretinin ödenmesinden sorumludur.”

Ayrıca aynı yönetmeliğin 24. Maddesinin 4. Fıkrasında: “Bina sorumlusunca periyodik kontrolüne izin verilmeyen veya periyodik kontrol neticesinde güvensiz olduğu tespit edilmesine rağmen güvenli hale getirilmeyen asansör periyodik kontrol yapılıncaya kadar veya güvenli hale getirilinceye kadar ilgili idare (Belediye) tarafından mühürlenerek hizmetten men edilir.” hükmü bulunmaktadır.

A tipi muayene kuruluşu tarafından insan can ve mal güvenliği açısından yüksek risk oluşturan uygunsuzlukları tespit edilerek kırmızı renkli bilgi etiketi iliştirilen ve güvenli hale getirilmesi için 30 (otuz) gün süre verilen asansörler güvenli hale getirilene kadar bina sorumlusunca kullanıma kapatılmalıdır.

Verilen 30 günlük süre sonunda A Tipi Muayene kuruluşu tarafından yapılan takip kontrol sonucu güvenli hale getirilmediği tespit edilen asansör ilgili idare (Belediye) tarafından mühürlenerek hizmetten men edilmesi gerekmektedir.

Kırmızı renkli bilgi etiketi iliştirilen asansörlerin yıllık periyodik ve takip kontrol faaliyetlerinin zamanında yaptırılmasına rağmen güvenli hale getirilmeden kullanıma devam edildiği tespit edilen asansör ile ilgili olarak bina sorumlularına veya kat maliklerine “1705 sayılı Ticarette Tağşişin Men’i ve İhracatın Murakabesi ve Korunması Hakkında Kanun” gereğince idari yaptırım uygulanacaktır.

YAZ SPOR OKULLARI BÜYÜK İLGİ GÖRÜYOR

0

İskenderun Belediye Başkanı Seyfi Dingil, yaz spor okulları kapsamında düzenlenen kursların büyük ilgi gördüğünü belirtti.
İskenderun Belediyesi ve halk eğitim merkezi tarafından düzenlenen yaz spor okullarında Futbol, Basketbol, Voleybol, Tenis, Boks, Taekvondo, Yüzme, Masa Tenisi, Modern Dans, Jimnastik, Güreş, Paten ve Bayan futbolu kursları aralıksız devam ediyor.
Verilen eğitimler hakkında bilgiler veren İskenderun Belediye Başkanı Seyfi Dingil,” farklı branşta açılan kurslarda çocuklar hem bedenlerini geliştirip sağlıklı yaşam için spor yapma imkânı buluyor, hem de tatillerini en iyi şekilde değerlendiriyor. Kurslara katılan minik sporcularımıza yönelik zaman zaman aktivitelerde düzenleniyor. Deneyimli uzman hocalar eşliğinde küçüklerin gelişimlerine katkı sağlanması amacıyla titizlikle yürütülen kurslarda küçüklerin beden gelişimleri ve iyi birer sporcu olarak yetişmeleri için hiçbir fedakârlıktan kaçınılmıyor” dedi.
İskenderun Belediye Başkanı Seyfi Dingil,” Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın sağlıklı birer birey olarak yetişmeleri ve yaz tatillerini en iyi şekilde geçirmeleri en büyük temennimizdir. Bu amaçla açılan kurslarımızda çocuklarımıza titizlikle eğitim veriliyor. Bu yıl da geleneksel olarak düzenlediğimiz yaz spor okulu etkinliklerimizden ailelerimizde memnun kalıyor. Spor ve sporcuya desteğimiz devam edecek” diye konuştu.

FİLM;Dunkirk

0

Vizyon tarihi 21 Temmuz 2017 (1s 47dk)
Yönetmen Christopher Nolan
Oyuncular: Tom Hardy, Mark Rylance, Kenneth Branagh devamı
Tür Savaş filmi
Ülke ABD, Fransa, İngiltere, Hollanda
Özet ve Detaylar
Christopher Nolan’ın 2. Dünya Savaşı’nın kaderini belirleyen olaylardan biri olan Dunkerque Tahliyesi’ni kone edinen filmi, yüzbinlerce İngiliz ve müttefik askerlerinin, düşman askerleri tarafından etrafının sarıllması ile
başlar. Arkaları deniz olan bir yerde sıkışan askerler, düşman saldırısına karşı çaresiz bir durumda kalırlar.
Başrollerinde Mark Rylance, Kenneth Branagh ve Tom Hardy’nin yer aldığı filmin kadrosunda ayrıca Jack Lowden, Aneurin Barnard ve ilk kez film deneyimini yaşacak olan Fionn Whitehead ile Harry Styles da yer alacak. Filmi kendi senaryosundan uyarlayacak olan yönetmene yapımcılık koltuğunda da Emma Thomas eşlik edecek.

KİTAP;Mekanik Aşk

0

Zeliha Eren
Ephesus Yayınları
Kategoriler
Edebiyat / Roman
Edebiyat / Aşk
Katkıda Bulunanlar
Editör Nilüfer Savaşer Nişli
Kitabın Tanımı
Bilişim İstihbarat Servisi’nde macera hız kesmeden devam ediyor!

Kemerlerinizi çıkarmadınız, değil mi?

Gördüğü her güzele kur yapabilme yeteneği olan, Bilişim İstihbarat Servisi’nin cesur ve yakışıklı ajanı Alex Cavendish, dünya kadın popülasyonu içinde asla öpmemesi gereken tek kadının dudaklarına dokunurken, geri dönüşü olmayan bir yola girdiğinin farkında değildi.
Julie Thompson, robotlarıyla mutlu mesut yaşayan, onlara nesli tükenmekte olan son panda yavrusu muamelesi yapan bir bilim insanıydı. Fakat evrenin onunla ilgili farklı planları vardı. Hayatı boyunca nefret ettiği adamın çekimine kapılıp bir yanardağa dönüşmüş, bu da yetmezmiş gibi bir anda ajan olup göreve gönderilmişti. Üstelik de onunla…

Alex, aristokrasinin beşiği olan İngiltere’de skandal haberler, renkli alışveriş poşetleri, işkence aletine dönüştürülmüş rujlar ve katil olma potansiyelini ortaya çıkaran futbolcuların arasında akıl sağlığını korumaya çalışırken, bir yandan da -kendi de dâhil olmak üzere- dünya çapında birçok ajanın hayatını kurtarmayı amaçlayan görevde başarılı olmak için, geçmişinden gelen şeytanlarıyla savaşmak zorunda kalır.

Kalp hastaları yaz döneminde ilaçlarını aksatmamalı

0

Yaz mevsiminde yüksek seviyelere ulaşan sıcaklık özellikle kalp hastaları açısından bazı riskleri de beraberinde getiriyor. Kalp hastalarının büyük bir kısmının yaz günlerinde soğuk kış günlerine göre klinik olarak çok daha rahat ve yakınmalarının daha az olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Kalp Sağlığı Koordinatörü ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ertan Ökmen, “Havalar iyileşirken yakınmaları açısından nispeten rahatlayan kalp hastaları yaz döneminde dikkatli olmalı. Kendini iyi hissetmenin verdiği aşırı güven ile iyi hava koşullarında daha uzun ve ağır eforları yapabilme yetisinde oldukları kanaatine vararak bazen fark etmeden de olsa sınırlarını zorlayıp, sıkı diyetlerini gevşetip ilaçlarını kendilerince azaltabiliyorlar. Yüksek sıcaklıklar ve yüksek nemin beraberinde getirdiği sıvı kaybı sağlıklı insanları bile zaman zaman zorlarken, kalp yetersizliği olan kişilerde, kalp krizi geçirenlerde, koroner damar hastaları ve tansiyon hastalarında hiç de istemediğimiz kötü sonuçlara yol açabilir” dedi.

Kalp hastalarının yaz sıcaklarında almaları gereken önlemleri sıralamadan önce bu kişilerin yazın getirdiği olanaklardan maksimum nasıl yararlanmaları gerektiğinden söz eden ve kalp hastalığı ile mücadele konusunda ipuçları veren Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ertan Ökmen kalp hastalarının yaz mevsiminde dikkat etmesi gerekenleri anlattı.

Ağır olmayan düzenli egzersizler yapılmalı
Yaz aylarında bazı özel durumlar dışında hemen hemen tüm kalp hastalarının ağır olmayan, düzenli egzersizleri yapabilmeleri için soğuk havalara göre çok daha uygun koşulların olduğunu vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ertan Ökmen “Kalp hastası olmayan her bireye de önerdiğimiz düzenli egzersizin özellikle koroner arter hastası, hipertansiyonu olan, şişman ve hiperkolesterolemili hastalarda kalp olaylarının gelişmesini ve tekrarlamasını azalttığı, kalp damar hastalığı ve diyabetin temelinde yatan fazla kilolardan kurtulmaya yardımcı olduğu ve kalp yetersizliği olan hastaların da efor kapasitelerini arttırabilme imkanını sağladığı gösteriliyor. Burada önemli olan yavaş tempolu, tercihen sadece yürüyüş ile egzersize başlayıp zorlanmadan ve kalp rahatsızlıklarının elverdiği yoğunlukta ve sürede egzersizin yapılması. Egzersizin yanı sıra yazla birlikte gerçek anlamda tatil yapmak, kalabalık şehirlerin, yoğun işlerin getirdiği streslerden uzaklaşmak hem fiziksel hem de ruhsal açıdan dinlenmek önemli” önerisinde bulundu.

Temiz hava ve doğayla temasta olun
Kötü havalarla paralel giden depresyonun, moral bozukluğunun kalp hastalıklarını da tetiklediğini anlatan Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ertan Ökmen, “Bol güneşli, temiz havalarda doğayla daha yakın temasta olmak psikolojik olarak da tazelenmek kalp hastalarını bedenen olduğu gibi ruhen de gençleştirir. Yazla birlikte artan taze yeşil sebze ve meyvelerden bol bol tüketerek ağır, katı yağ ile yapılmış yemeklerden uzaklaşmak, sigaradan uzak durmak ve kalbimizle barışık olmak, ona özen göstermek için uzun güzel yaz günleri bulunmaz fırsatlardır” dedi.
Güzel yaz günlerini daha iyi yaşam kalitesine ulaşmak açısından kalp hastalarının iyi değerlendirmesini öneren Anadolu Sağlık Merkezi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ertan Ökmen özellikle çok sıcak havalarda hastaların almaları gereken önlemleri şöyle sıraladı:

Kalp hastalarına beslenme önerileri
Sağlıklı da olsak kalp hastası da olsak her şeyin aşırısından kaçınmalıyız. Bunların başında günün sıcak saatlerinde güneş altında uzun süre kalmak geliyor. Güneşlenmek ya da egzersizler ancak güneş ışınlarının etkisini yitirdiği akşam saatlerinde ya da nispeten serin olan sabah erken saatlerde yapılmalı.
Aşırı sıcak vücut ısısını da arttırır. Vücut araba radyatörü gibi soğutma sistemini çalıştırmak için kan damarlarını genişletir, kalp hızını arttırır ve cilde daha fazla kan gönderir ve terleme ile ısıyı azaltmaya çalışır. Maalesef yoğun nemli havalarda terleme ile soğutma sistemi etkin çalışamaz. Damar genişlemesi ve kalp hızı artışına eşlik eden sıvı kaybı kalbi oldukça zorlar ve uzun süre bu koşullarda çalışan zorlanan kalpte mevcut problemler belirginleşip ağırlaşabilir. Göğüs ağrısı ortaya çıkabilir, kalp yetersizliği alevlenebilir, tansiyon düşebilir ya da sıcak stresi ve dengenin bozulması ile tansiyon aşırı yükselebilir. Özellikle yaşlı hastalarda bu durumlar ciddi sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle başta su, meyve suyu, ılık çaylar olmak üzere bol sıvı alınmalı. Hava sıcaklığı, günlük fizik aktivite ve kaybedilen suyun miktarına göre değişmekle birlikte günde en az 2-2.5 litre sıvı içilmeli.
Her zaman söylediğimiz gibi ağır, yağlı yiyeceklerden ve sindirimi zor kızartmalardan mutlaka uzak durulmalı. Her zamanki diyetlerine yaz mevsiminde de devam edilmeli ve ağırlıklı olarak taze sebze ve meyve tüketilmeli.
Hastalar egzersizin türü ve düzeyini belirlemek üzere doktoru ile görüşerek belli yaz sporlarını, denize girmek dahil yapabilir. Amacın maratona hazırlanmak değil kalp sağlığını korumak olduğu unutulmamalı ve egzersiz için sınırlar zorlanmamalı.
Terlemeyi önleyen giysiler yerine açık renkli, rahat, bol, ince kumaşlar tercih edilmeli, şapka giyilmeli.
Kalp hastalığı yazla birlikte tatile girmez bu nedenle doktorunuzla görüşmeden kalp ilaçları azaltılıp bırakılmamalı. İdeal olanı yaz sıcakları yüksek derecelere ulaşmadan, uzun tatile, seyahate çıkmadan kalple ilgili kontrollerin mutlaka yapılması.
Orta derecede karbonhidrat, protein ve az miktarda ancak sağlıklı yağlardan oluşan dengeli öğünlerle beslenin.
Tam yağlı süt ve ürünlerinden ziyade yağı azaltılmış olanları tercih edin.
Haftada dört yumurtadan fazlasını yemeyin. LDL-kolesterolü yüksek olanlar yumurta sarısı bakımından daha da dikkatli olmalı.
Kırmızı et yerine balık, derisi hariç kümes hayvanları ve az yağlı etler tüketin.
Bol miktarda – günde en az 5 kez – sebze ve meyve tüketin.
Günde en az 8–10 bardak su için.
Liften zengin tahıl, kepek, fasulye, meyve ve sebzelerin düzenli olarak tüketilmesi çok yararlıdır. Çözünebilir lifler kan kolesterolünü yüzde 15’e kadar düşürebilir.
Günde 6 gramdan fazla tuz tüketmeyin.

7 TEMMUZ TARİHTE BUGÜN

0

07 Temmuz
Olaylar
1543-Fransız birlikleri Lüksemburg’u işgal etti.
1668-Isaac Newton, Cambridge’deki Trinity Koleji’nden master derecesi aldı.
1828-Kars, Emin Paşa’nın teslim kararı alması üzerine, Rus işgaline uğradı.
1929-Mussolini, Papa ile anlaşınca bağımsız Vatikan kuruldu.
1929-İlk havayolları hostesi Amerika Birleşik Devletleri’nde göreve başladı.
1930-Sanayici Henry J. Kaiser, bugün bilinen adıyla Hoover Barajı’nın inşasını başlattı.
1939-Hatay’da bir il kurulması kararlaştırıldı.
1941-II. Dünya Savaşı: Fransız ve İngiliz askerleri Beyrut’u işgal etti.
1943-İstanbul-Londra uçak seferleri başladı
1947-Roswell’de (New Mexico, Amerika Birleşik Devletleri) meydana geldiği iddia edilen ve hala tartışılan UFO olayı.
1948-İdil Biret ve Suna Kan’ın yurt dışında eğitim görmelerini sağlayan üstün yetenekli çocuklar hakkındaki özel yasa çıktı.
1964-Metin Erksan’ın yönettiği Susuz Yaz filmi, 14. Uluslararası Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ödülünü kazandı.
1974-1974 FIFA Dünya Kupası’nı Almanya kazandı.
1978-Büyük Okyanus’daki Solomon Adaları, Birleşik Krallık’tan bağımsızlığını ilan etti.
1980-İran’da şeriat esaslarına göre devlet yönetiminin başlangıcı.
1980-Led Zeppelin, Berlin’de son konserini verdi.
1985-Wimbledon tenis turnuvasını Boris Becker kazandı (turnuvayı kazanan ilk Alman ve henüz 17 yaşında).
1994-Kuzey ve Güney Yemen arasında savaş, kuzeylilerin galibiyetiyle sonuçlandı.
1996-Wimbledon tenis turnuvasını Richard Krajicek kazandı (turnuvayı kazanan ilk Hollandalı).
1998-Başbakan Mesut Yılmaz’ın gezisi sırasında Makedonya’da Üsküp yakınlarında meydana gelen kazada, Devlet Bakanı Rüştü Kazım Yücelen, Milletvekili Şinasi Altıner, Gazeteci Fikret Bila, koruma polisi ve şoför yaralandı. Türk heyetinin otomobiline çarpan otodaki Makedon karı koca öldü.
2000-Yargıtay, eski Milletvekili Şevki Yılmaz’a verilen 25 ay hapis cezasını onadı.
2005-Londra’da metro istasyonlarına yapılan terör saldırılarında 56 kişi hayatını kaybetti.
2007-Dünyanın pek çok şehrinde Live Earth konserleri düzenlendi.
2007-Dünyanın yeni 7 harikası belirlendi.
Tarihte Bugün Doğanlar
1854-Nikolay Morozov, Rus bilim adamı ve Yeni Kronoloji’nin kurucusu (ö. 1946)
1923-Pierre Cardin, modacı
1938-Robert Nixon, İngiliz çizer. (ö. 2002)
1940-Ringo Starr, Efsane Beatles grubunun bateristi.
1976-Ercüment Olgundeniz, Türk disk ve gülle atıcısı.
1980-Serdar Kulbilge, Türk sporcu
1981-Synyster Gates, Avenged Sevenfold grubunun gitaristi
1982-George Owu, Ganalı futbolcu
1991-David Eddings, ABD’li yazar
Tarihte Bugün Ölenler
130I.- Edward, İngiltere Kralı (d. 1239)
1572-II. Zygmunt August, Lehistan (Polonya) Kralı (d. 1520)
1890-Henri Nestlé, Nestlé fabrikalarının kurucusu (d. 1814)
1901-Johanna Spyri, İsviçreli yazar (d. 1827)
1930-Arthur Conan Doyle, İskoç yazar, tıp doktoru (d. 1859)
1942-Refik Saydam, Türkiye Cumhuriyeti’nin 4. başbakanı (d. 1881)
1955-Ali Naci Karacan, Türk gazeteci, yazar (d. 1896)
1956-Gottfried Benn, Alman Dışavurumcu şair ve doktor (d. 1886)
1967-Vivien Leigh, İngiliz aktris (d. 1913)
1972-Kral Talal, Ürdün Kralı (d. 1909)
1973-Max Horkheimer, Alman düşünür ve toplumbilimci (d. 1895)
1973-Veronica Lake, ABD’li aktris (d. 1919)
1993-Rıfat Ilgaz, Türk şair ve yazar (d. 1911)
2006-Syd Barrett, İngiliz müzisyen (d. 1946)

İki vatan arasında kalanlar!

0

Bundan tam 52 yıl önce, 1965 yılının sıcak Temmuz günlerinden bir gün, akşama doğru, Bayır-Bucak’ın Şeren ve çevre köylerinden, 8-14 yaş aralığında, ben dahil 23 çocuk, iki kılavuzun peşinde, anavatan Türkiye’ye doğru yola çıkmıştık. Bir bahçeden çıkıp diğer bir bahçeye geçerek, dağları taşları, dereleri tepeleri aşarak, gecenin zifiri karanlığında, Türkiye sınıra doğru, ses çıkarmadan, yumuşak adımlarla gizlice ilerliyorduk.
Gece yarısına kadar Suriye’nin, sabaha karşı ise Türkiye’nin, sınırda nöbet tutan güvenlik güçlerine görünmeden ve yakalanmadan, gece karanlığında heybetli orman ağaçlarının arasından, kılavuzların rehberliğinde, yorulmadan, yılmadan, mutat dışı yollardan Yayladağı’na doğru yol alıyorduk. Biz çocuklar için çok uzun bir yolculuktu; ne yolluğumuz ne de içecek suyumuz vardı. Hiç durmaksızın 12 saati aşan yolculuğumuz, ertesi sabah Yayladağı-Antakya karayolu görününceye kadar aralıksız sürmüştü.
Kazasız belasız Suriye-Türkiye sınırını aşıp da Yayladığı’na vardığımızda, bizler için uzun ve meşakkatli bir yolculuğun sonuna gelmiştik. Artık anavatana kavuşmuştuk. Bundan gayrisi artık Türkiye’ye ve Türk büyüklerine kalmıştı. Türkiye bizleri ya kabul edecek ya da Suriye’ye geri gönderecekti. Bizler için Suriye’ye geri dönmek, zulümden de öte, ölüm demekti!

AMACIMIZ TÜRKÇE OKUMAKTI

Türkiye’ye mutat dışı yollardan, kaçak olarak geliş amacımız; kaçakçılık değil, Türkiye’de ve Türkçe okumaktı. Türkiye Cumhuriyeti’nin yetkili makamlarına, güvenlik görevlilerine teslim olmuştuk gayri, kaderde ne varsa yaşanacaktı. Üzerlerimizde bir gömlek, birer pantolon ve lastik ayakkabıdan başka hiçbir şey yoktu. Kolluk görevlilerine ibraz edebileceğimiz ne kimliğimiz vardı ne de paramız. Sadece aslımız Türkmen, dinimiz İslam ve dilimiz Türkçeydi. İsimlerimiz ise; Muhammed, Mustafa, Ali ya da Ahmet’ti.
Terk edip geldiğimiz Bayır-Bucak köylerinde ne ziftli yol, ne otobüs, ne traktör, ne de at arabası vardı. Evlerimizin duvarları taştan, damı topraktan, kapıları tahtadandı. Evlerimizde aydınlanmak için ne elektrik, ne de su içmek için çeşme vardı. Çerçiden tuz-şeker almak için para yerine yumurta kullanılırdı. Anlayacağınız ne kadar yumurta o kadar alışveriş demekti. Yumurtası olmayana şekersiz, tuzsuz, kibritsiz kalırdı.
Bayır-Bucaklı Türkmen çocukları olarak tek umudumuz anavatan Türkiye’de okumak, bir baltaya sap olmaktı. Çünkü Bayır-Bucak Bölgesi’nde yaşamak zordu. Toprak azdı; çoğu tarlalar susuzdu. Köylülerin mektep ve dil sorunlarından başka ekonomik sorunları da vardı. Suriye’de Türkmen demek, yoksul ve fakir demekti. Türkmenlerin Türkiye’ye hasreti vardı; tüm Türkmenlerin gönlü de, gözü de, kulağı da Türkiye’deydi.
Artık kendimizi Yayladağı İlçe Emniyet ve jandarma görevlilerine teslim etmiştik. Kaderimizi değiştirecek ve geleceğimizi şekillendirecek olanlar Türkiye Cumhuriyeti ve Türk büyükleriydi. Saatlerce süren sorgulamanın ardından nihayet Antakya yolu görünmüştü. Öğleden sonra, Devletin resmi araçlarıyla Hatay Valiliği’ne intikalimiz sağlanmıştı. Hakkımızda ne işlem yapılacaksa Hatay Valiliği’nde yapılacaktı. Hatay Valisi demek, hükümet demekti.
Ve Hatay Valiliği, o akşam bizleri, Antakya’daki Hatay Yetiştirme Yurdu’n yerleştirmişti. Anladığımız kadarıyla durumumuz Ankara’ya, Hükümet’e bildirilmişti. Kaderimiz, geleceğimiz, Ankara’dan gelecek karara göre belli olacaktı. Beklemekten başka yapılacak hiçbir şey yoktu!

RÜYADA YAŞAMAK!

Bayır-Bucaklı 23 Türkmen çocuğu olarak, bizler için Hatay Yetiştirme Yurdu’nda yeni bir hayat başlamıştı. İlk defa yurdun yemekhanesinde, masa başında ve sandalyeye oturarak, mutfakta pişen yemeklerden yiyorduk. Somun ekmeği ilk defa yurtta görmüştük, suyumuzu cam bardaktan içiyorduk. İlk defa yurdun yatakhanesinde, ranzada ve tek başımıza yatmaya alıştık. İlk defa musluklardan akan su ile soğuk duş almıştık. İlk defa kahvaltıda ve yemekte çatal-kaşık-bıçak kullanmayı öğreniyorduk. İtiraf etmeliyim ki, Hatay Yetiştirme Yurdu’nda ilk andan itibaren gördüklerimiz ve yaşadıklarımız bizler için bir rüyaydı. Anavatanda hayatımız değişmişti. Belki de kaderimiz de değişecekti!
Hatay Yetiştirme Yurdu’na daha önceden yerleştirilmiş ve yurtta yetiştirilmiş birkaç Bayır-Bucaklı ağabeyimiz vardı. Onlar bizleri bağrına basmış, sahiplenmişti. Gündüzleri çarşıda çalışıyorlardı; biri terzide, biri mobilyacıda, biri de radyo tamircisinde meslek öğreniyordu. Yurtta kaldığımız sürede bizlere rehberlik ettiler, çok şey öğrettiler, ufkumuzu açtılar. Bizleri hiç duymadığımız, görmediğimiz sinemalara götürdüler. Bizler Suriye’de ne sinema duymuş, ne film seyretmiş ne de artist görmüştük.
Anavatanda feleğimiz şaşmıştı. Geldiğimiz yerlerde, Bayır-Bucak köylerinde ne yoksa Antakya’da hepsi vardı. Çimento ve kerpiçten kat kat evler, ziftli caddeler, sokaklar vardı. Şehrin caddelerinde, sokaklarında otobüsler, otomobiller, motosikletler, bisikletler, faytonlar cirit atıyordu. Evler elektrikle aydınlanıyor, çeşmelerden sular akıyordu. Hatta odaların tavanlarında elektrikle çalışan ve etrafa serinlik veren vantilatörler çalışıyordu.
Antakya’da bizim rüyamızda bile göremeyeceğimiz güzellikte bir hayat vardı! Daha önceleri çamurdan sıvalı taş evlerden, toprak damlardan, karanlık odalardan ve gaz lambasından başka hiçbir şey görmeyen gözlerimiz fal taşı gibi açılmıştı. Dünyamız değişmiş ve renklenmişti. Bu yeni hayatımızın ve mutluluğumuzun sürmesi Ankara’dan gelecek iyi bir habere kalmıştı!

SIĞINMACILARIN GELECEĞİ MEÇHUL!

Ancak Hatay Yetiştirme Yurdu’ndaki tatlı hayatımız ve mutluluğumuz iki hafta sürmüştü. Ankara’dan gelen emir, geleceğe dair tüm umutlarımızı, hayallerimizi yok etmişti. Açıkçası, koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti, birkaç Bayır-Bucaklı Türkmen çocuğunun Türkiye’de ve Türkçe okumasına imkân ve fırsat vermemişti. Hepimizin sınır dışı edilmemize ve terk edip geldiğimiz köylerimize, evlerimize, ailelerimize geri gönderilmemize karar verilmişti.
Devlet Baba, Bayır-Bucaklı 23 çocuğu önce Antakya’dan Yayladağı’na göndermiş, oradan da sınır ötesine, Suriye topraklarına hem de kılavuzsuz olarak salıvermişti. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ne olan güvenimiz az da olsa zayıflasa da Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne olan aşkımızda zerre kadar bir zafiyet doğmamıştı!
Şimdilerde, o Bayır-Bucaklı 23 Türkmen çocuğundan (ben hariç) hayatta olanlar, 2011 yılında Suriye’de patlak veren iç savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınan Türkmenler arasındalar. Hepsi de babadır, dededir hata büyük dededir! Hayatta kalan aileleri, çoluk çocukları, oğulları kızları, gelinleri damatları, bacıları kardeşleri, torunları ve hatta çocuklarının torunları ile birlikte, 2012’den beri Yayladağı, İslâhiye, Adıyaman ve Osmaniye’deki çadır ya da konteyner kentlerde kamp hayatı yaşıyorlar. Yine rüya görüyorlar, yine kederlerinin değişeceğine inanıyorlar!
Hala geleceğe dair umutları, hayalleri var! Çünkü arkalarında güvendikleri Türk Devleti ve Türk Milleti var! Göçmen kamplarında onur ve özgürlük mücadelesi veriyorlar. Ve hala Ortadoğu’da barış ve huzurun yeniden tesis edilebileceğine, gelecekte bir gün terk ettikleri topraklarına, evlerine, bahçelerine geri dönebileceklerine inanıyorlar.
Umut fakirin ekmeği ya, şimdilik bedava ekmek ve yemekle idare ediyorlar. Yıllardır çadır kentlerde yan gelip yatarak, vatansız çocuk yaparak, gece gündüz Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad için beddua, AKP Genel Başkanı ve Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan için dua ediyorlar. Umarım Türkiye’ye sığınan binlerce Suriyeli Türkmen, 1965 yılında Bayır-Bucaklı 23 çocuğun yaşadığı akıbete uğramazlar, sınır ötesine atılmazlar ve hayal kırıklığı yaşamazlar!

ABD-Rusya: Rakka Sonrası Suriye Pastası mı?

0

Suriye’de Ramazan ayı sonuna doğru endişe edici gelişmeler var! Geçen hafta sonu ABD’ye bağlı koalisyon güçleri önce Esad rejimine ait bir SU-22 uçağını düşürdü. Olayın yankısı devam ederken, bu kez de Suriye rejimine ait silahlı bir insansız hava aracını (İHA) düşürdü. Bir kaç hafta önce Rakka’dan kaçan IŞİD militanlarını Deyri Zor bölgesinde iken Akdeniz’deki gemilerinden ateşlediği füzelerle vuran Rusya, Suriye uçağının ve İHA’sının düşürülmesine büyük tepki verdi. ABD ile hava araçlarının koordinasyonuyla ilgili anlaşmayı askıya aldı. Yani yakında bir ABD veya koalisyon uçağı düşürülürse sürpriz değil! Bir başka ifadeyle “vekalet savaşı” yerini ABD-Rusya savaşına dönüştürebilir mi endişesi büyüyor!
Düşürülen SU-22 uçağı her ne kadar Esad rejimine ait ise de, Rusya ile müttefik olduğu için bir bakıma Rusya uçağı düşürülmüş gibi de kabul edilebilir. Aynı şekilde düşürülen insansız hava aracının da, da Esad müttefiki Rusya’ya karşı bir hareket olarak varsayılabilir.
Şu anda bir tarafta Rusya, İran, Esad rejimi ve Hizbullah IŞİD terör örgütünü ülkeden sökmek için savaşıyor. Diğer tarafta da ABD, koalisyon güçleri ve çoğunu PKK terör örgütünün Suriye uzantısı PYD/YPG’nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) de Rakka’yıIŞİD’tenalmak için ilerliyor.
Taraflar öncelikli olarak IŞİD’le çatışırken ABDneden zımnen de olsa “müttefik” olduğu tarafa bunu yaptı? Aslında ABD’nin benzer tutarsızlıkları daha önce de görülmüştü. Eylül 2016’da Kurban Bayramı münasebetiyle Halep’le sınırlı bir ateşkes anlaşması yapılmıştı. O sırada Halep, Esad rejimi tarafından kuşatılmış, şehrin bazı bölgelerinde silahlı muhalifler ve uzun bir süreden beri gıda sıkıntısı çeken sivil insanlar vardı.
Ateşkesle birlikte o bölgelere, çoğunun Türkiye’den olmak üzere, yardım malzemeleri gönderildi. Ateşkesin devam edeceği beklenirken Amerika son anda Esad rejimine ait birlikleri bombaladı. Bunun üzerine karşı taraf da yardım konvoylarını bombaladı. ABD’nin o zaman bunu neden yaptığını anlamak mümkün değildi. Aynı ABD’yi bu olayda da görüyoruz.
Anlaşılan o ki, Rakka’nın ve genel olarak Suriye’nin geleceği ile ilgili tarafların beklentileri çok farklı. Rusya, İran ve Esad, rejimin Suriye’nin her tarafında devamını istiyor. Önce IŞİD’ten kurtarılarak belli bir istikrar sağlandıktan sonra da genel seçimlere gitmek! Ama Esad’ı gözden çıkartan ABD’nin düşüncesi çok farklı. ABD, Suriye’nin tamamını Esad rejimine bırakmayacağı gibi, sanki Suriye’nin bazı kısımlarını parçalayıp orada oldubitti ile başka devlet kurmak veyahut bir özerklik yaratmaizlenimi vermektedir.
Aksi olsa, ABD Başkanı Trump ile Rusya Devlet Başkanı Putin arasında iyi ilişkiler henüz daha bozulmamış iken, Suriye uçağını ve İHA’sını Rusya’ya rağmen düşürmezdi.Demek ki ABD, Rakka’dayeni planı devreye sokmak istiyor.
Pekicivarında Suriye’nin petrol ve doğalgaz kaynaklarının yer aldığı Rakka kime terk edilecek? ABD bu konuda evvelce “Savaşta yararlık gösteren Suriyelilere!” deyivermişti. Yani SDG’ye. SDG’nin ise %75-80’i YPG’li ve ABD Özel Kuvvetleri gibi eğitilip teçhiz edilmiş, silahlandırılmış militanlar. Yani PKK’nın Suriye uzantısı! Türkiye’ye rağmen PKK’ya!
Yakında Almanya’da G-20 zirvesi var. ABD Başkanı Trump ile Rusya Devlet Başkanı Putin bir araya gelecekler. Konuşulacak konular arasında ABD’nin Ukrayna krizinde Rusya’yı uzlaşmaya mecbur etmek için yeni yaptırımları da var. Doğalgaz şirketleriyle ilişkisi olan 38 ilave şirket daha ABD’de “yasaklı” hale gelecek. Tabii Trump ikna ederse AB ülkelerinde de…
Trump-Putin ilk buluşmasında Ukrayna, Suriye, İran ve Kuzey Kore hiç kuşkusuz ki en önemli konular olacak. Ama Suriye’de orta yol bulunabilir mi? Buna “Evet!” diyebilmek mümkün değil ne yazık ki!
Son Söz:Suriye’nin geleceği yeniden şekilleniyor. Musul ve Rakka’da yaz sonuna kadar IŞİD temizlenecek gibi. Barzani’nin çıkışı da dikkate alındığında çıkarları örtüşen Türkiye, İran, Irak ve Suriye bir araya gelmelidir. Artık hatalarda ısrar değil, ders çıkarma dönemidir!

Arsuz için önemli bir işbirliği

0

Arsuz Belediye Başkanı Nazım Culha, TCDD 6. Bölge Müdürü Oğuz Saygılı ile birlikte ilçenin geleceği için TCDD’den 106 dönümlük araziyi kiralayan tarihi bir protokole imza attı

Hizmet kalitesinde çıtayı her geçen gün daha da yükselten Arsuz Belediye Başkanı Nazım Culha, Türkiye Devlet Demir Yolları(TCDD) 6. Bölge Müdürü Oğuz Saygılı ile birlikte tarihi bir sözleşmeye imza attı. Arsuz Sahil Yürüyüş Yolu ile Arsuz Kent Meydanı arasında set gibi duran Arsuz DDY Kampı’nın 106 dönümünü kiralayarak halkın kullanımına açmaya hazırlanan Başkan Nazım Culha, uzun bir sürecin ardından adından övgüyle söz ettirecek bir hizmeti daha hayata geçirmenin haklı gururunu yaşadı.
Arsuz Belediyesi’nin, sahil yürüyüş yolu, Arsuz Kent Meydanı ve TCDD Arsuz Eğitim ve Dinlenme Tesisleri’nin bulunduğu bölgeyi yepyeni bir boyuta taşıyacak olmanın yanında, piknik alanı, yaya yolu, rekreasyon alanı ve sosyal etkinlik düzenleme sahası vb. amaçlarla kullanılmak üzere TCDD’den 106 dönümü kiralayan protokol imza törenine Emlak Müdürü Selahattin Kırgil, Destek Hizmetleri Müdürü Mehmet Durna, belediye başkan yardımcıları Özgür Murt ve Sedat Deveci ile Fen İşleri Müdürü Aşkın Yetimoğlu da tanıklık ederken, imza töreninin ardından zaman kaybetmeden de yer teslimi yapıldı.

Kent Meydanı, denizle kucaklaşacak
İmza töreni öncesi yaptığı konuşmada Arsuz’un en güzel yerinde bulunan ve her yıl yüzlerce kişiyi ağırlayan TCDD’nin ilçenin tanıtımı açısından önemine dikkat çeken Arsuz Belediye Başkanı Nazım Culha, “Bugün tarihi bir sözleşmeye imza atmak üzere Devlet Demir Yolları 6. Bölge Müdürümüz ve ekibi ile birlikteyiz. TCDD Kampı, Arsuz için çok büyük önem taşıyan bir kurumdur. Bütün Arsuz tarafından önem verilen ve bilinen yerin 1955 yılında TCDD tarafından tapusu alınmış ve 1965 yılına kadar çadır marifetiyle kamp alanı olarak kullanılmıştır. 1965 yılında da binalar yapılmış ve hem eğitim hem de personelin dinleneceği alan olarak dizayn edilmiştir. Şehir dışına, hatta yurt dışına çıktığımda ‘Arsuz’u biliyor musunuz?’ diye sorduğumda çok kişiden ‘Evet’ yanıtı alıyorum. ‘Nereden tanıyorsunuz’ diye sorduğumda da ya, ‘Ben DDY’de çalışıyorum. Kampa gittim’ ya da “Bir yakınım vasıtasıyla TCDD kampına gitmiştik” şeklinde yanıtlar aldığımız kampımız kentin tanıtılmasına ve tanınmasına yönelik çok ciddi bir iz bırakmış. Zaten, TCDD yönetimi son dönemlerde piknik alanı olarak anılan bölgeyi halkın hizmetine açık olarak sunmuş. Bizler de bunu biraz daha ileriye taşıyarak daha çok alanı halkımızın hizmetine sunmak amacıyla bir girişimde bulunduk. Bu, çok ciddi bir süreç gerektiriyordu. Bu süreçte TCDD yetkilileri en üst kademeden, en alt kademeye kadar tam kadro bizlere katkı sundular, yardımcı oldular. Ve, şu anda biz ilçemizde bulunan TCDD Kampı’nın 106 bin metrekaresini yani 106 dönümlük alanını kiralayarak halkımızın hizmetine sunuyoruz. 8 bin metrekaresi; piknik alanı olarak kullanılan ve bizim kent meydanı olarak tabir ettiğimiz alanın yanındaki ağaçlık alanı… Geri kalan 98 dönümü de sahildeki bir alan.. Amacımız; halkımızın daha nitelikli ve daha kaliteli bir şekilde denize girmesini sağlamak, kent meydanı ile sahil yürüyüş yolunu birleştirmek ve güzelim kumsalı halkımızın hizmetine çok modern bir planlamayla sunmaktır” dedi.

TCDD 6. Bölge Müdürü Oğuz Saygılı da, kamp dönemi sonrası 3-4 milyonluk bir yatırımla TCDD Arsuz Kampı’nın iyileştirilmesi için düzenlemeler yapmayı planladıklarını belirterek, “106 dönümün Arsuz Halkı’nın kullanması için sizinle bir kira sözleşmesi imzalamak üzere buradayız. Bunun çok iyi olacağını ve iyi bir adım attığımızı düşünüyoruz. , hem Arsuz Halkına, hem ülkemize, hem milletimize hayırlı – uğurlu olsun. İnşallah işbirliğimiz ilerleyen yıllarda daha iyi şekillerde biçimlenecektir. Çok güzel bir işbirliği… Allah utandırmasın” şeklinde konuştu.
Yapılan konuşmaların ve şartnamenin incelenmesinin ardından Arsuz Belediye Başkanı Nazım Culha ile TCDD 6. Bölge Müdürü Oğuz Saygılı, TCDD’nin 106 dönümünü halka açacak olan protokolü imzaladıktan sonra, yetkililerle birlikte Arsuz Kampı’nda incelemeler yaptı ve sahil yürüyüş yolunda yürüdü.

“KİMSE ADALET YÜRÜYÜŞÜMÜZÜN MEŞRUTİYETİNE GÖLGE DÜŞÜREMEYECEKTİR”

0


CHP Hatay Milletvekili Yazılı bir açıklama yaparak Başlattıkları “adalet yürüyüşünün iktidar ve yandaşları tarafından karalanmak istendiğini kaydetti.
Vekil yarayıcının açıklamaları şöyle:

“Adalet Yürüyüşümüzün başladığı günden bu yana çığ gibi sürekli büyümesi, iktidar ve yandaşlarının kimyalarını bozmaktadır. Çıkıp basit bir şekilde “Bu ülkede adalet var” diyemeyenler, iftira ve karalama yapmayı yürüyüşümüze karşı tek mücadele yöntemi olarak görmektedirler.
Cemaati darbeye cüret edecek kadar besleyip büyüten, Adil Öksüz’e tutuklama kararı veren hakimi dahi sürgüne gönderecek kadar halen cemaate kol kanat geren bu iktidar değilmişçesine, kalkıp bizleri “FETÖ’nün direktifleriyle hareket” ettiğimiz suçlamaları, bir iftiradan öte utanmazlıktır. Hele cemaatin bankalarından çektikleri kredilerle yalılarda oturanların, bu iddialarda bulunabilmelerini niteleyecek bir söz henüz sözlüklerimizde yer almamaktadır.
Bu iddiaların hiç birinin ciddiye alınacak bir tarafı yoktur, en çok gülüp geçeriz. Ancak son günlerde gerek iktidar, gerekse de yandaşlar daha tehlikeli bir oyunu sahnelemeye başlamışlardır. Bu kirli oyun “ekmek kadar temiz, su gibi aydın” Adalet Yürüyüşümüzü kriminalize etme üzerine kurgulanmaktadır. Yürüyüşümüzde “terör örgütü üyelerinin” yer aldığı, “yürüyüşte DHKP/C marşları söylendiği” gibi provakatif suçlamalar yöneltilmektedir. Son olarak CNN TÜRK’de “Türkiyenin Gündemi” adlı programa hukukçu sıfatıyla katılan Derya Yanık adlı konuşmacı ismimi zikrederek; “DHKP/C marşları” söylettiğimi iddia etmiştir. Öncelikle söylenen marş, daha ben doğmadan, askeri bir marştan uyarlanan ve 50 yıldır hemen her gösteride söylenen “Gündoğdu Marşı”dır. Konuşmacı çamur atmadan önce, 3 dakikalık araştırma yapabilme beceri ve zekasını gösterebilseydi, bu marşın ne olduğunu da öğrenebilirdi. Ancak iftira ve karalamalardaki amacın ne olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu adaletsiz hukuk düzenini Cemaatle birlikte inşa eden ve bugün hukuku bir silah olarak kullanananlara itirazımızla başlattığımız yürüyüşümüzün, milyonların inancı ve desteğiyle her geçen gün büyümesi egemenleri ve yardakçılarını rahatsız ediyor.
Kimse boşuna çabalamasın. Partimizi terörle birlikte anmaya kimsenin gücü yetmeyecektir. Eğer bir terör destekçisi aranacaksa önce MİT tırlarında bulunan silahların kim tarafından nereye gönderildiğine bakılsın. Suriye’de binlerce masumun kanına giren Ahrar u Şam, Nusra Cephesi gibi terör örgütlerine kim silah ve lojistik sağlamış ona bakılsın. Ülkemizi IŞİD militanlarının geçiş otobanına kim çevirmiş ona bakılsın. Her seçim sonrası hangi terör örgütlerinin kim için kutlama mesajı yayınlamış ona bakılsın. Bu terör destekçilerinin kim olduğunu halkımız ve dünya çok iyi biliyor. Enis Berberoğlu’na, Cumhuriyet Gazetesine ve muhaliflere yapılan hukuksuzlukların temelinde bu suçların açığa çıkması ve yargılanma korkusu yatmaktadır. Bunu da biliyoruz.
Oysa bizim tek bir talebimiz var ADALET. Tıpkı fiilen ölüme terkedilen Nuriye ve Semih’in işlerine geri dönme isteklerinde ki gibi basit ve yalın.
Buradan iktidarı ve yandaşlarını uyarıyorum. Partimizi ve Yürüyüşümüzü kriminalize etme oyunlarınız, provokasyonlara zemin hazırlamaktadır. Neden olacağınız provokasyonlarda tek bir yurttaşımızın burnu dahi kanasa sorumlusu siz olacaksınız.

“Hatay Müzesi’nin ikinci kısmı için bu sene 10 milyon lira ödenek ayırdık.”

0

Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Hüseyin Yayman, “Biz Bakanlık olarak Hatay Müzesi’nin ikinci kısmı için bu sene 10 milyon lira ödenek ayırdık. Hatay Müzesi’nin ikinci kısmı bittiğinde dünyanın en büyük mozaik müzesi Hatay’da olacak” dedi.

Yayman, Hatay’ın Erzin ilçesinde yapımı tamamlanan jeotermal otelin açılışında yaptığı konuşmada, Hatay’ın turizm konusunda keşfedilmeyi bekleyen bir yer olduğunu söyledi.

Herkesin mutlaka Hatay’a gelmesi ve görmesi gerektiğini belirten Yayman, “Bizi izleyen herkesi Erzin’i Samandağ’ını ve tüm Hatay’ı görmeye davet ediyoruz. Biz Bakanlık olarak Hatay Müzesi’nin ikinci kısmı için bu sene 10 milyon lira ödenek ayırdık. Hatay Müzesi’nin ikinci kısmı bittiğinde dünyanın en büyük mozaik müzesi Hatay’da olacak. Ayrıca Kırıkhan’da, Reyhanlı’da, İskenderun’da, Antakya’da Türkiye’nin en büyük Kültür Merkezlerini yapacağız.” diye konuştu.

Türkiye’nin turizm potansiyeli açısından henüz istenilen seviyede olmadığına dikkati çeken Yayman, şöyle devam etti:

“Türkiye dünyada en çok turist gelen 6. ülke. 2016 senesini istisna tutuyonum. Geçen yıl önemli sorunlar yaşadık. Bir küresel kuşatma altındayız. Buna rağmen geçen yıl 22 milyon turist geldi. 2015’te ise 38 milyon turist gelmişti.Türkiye turist sayısı bakımından dünyada 6, gelir bakımından ise 12. sırada. Evet ama yetmez. Bizim hedeflerimiz var. Cumhurbaşkanımızın, Cumhuriyetimizin 100. yılında 50 milyon turist 50 milyar dolar gelir hedefimiz var. Bunun için bu tür tesislere ihtiyacımız var.”

Türkiye’deki turizmin iki temel sorunu olduğunun altını çizen Yayman şunları kaydetti:

“Birincisi ürün bağımlılığı. Turizm denilince akla gelen deniz, kum, güneş. Bizim bunların yanında Erzin’in jeotermalini satmamız lazım. Gülcihan’ın denizini satmamız lazım. Antakya’nın mozaiklerini satmamız lazım. Deniz, kum, güneşin yanına jeotermal, kültür, sağlık, inanç ve alternatif turizmi de koymamız gerek. İkinci sorun ise pazar bağımlılığı. Rusya’dan 5 milyon ziyaretçi geldi. Almanya’dan 4,5-5 milyon turist geldi. Bizim başka pazarlara özellikle Uzakdoğu ve körfez pazarlarına girmemiz gerek. Komşu ülkelerden de daha fazla turisti ülkemize çekmemiz gerek.”

AK Parti Siirt Milletvekili Yasin Aktay da Türkiye’nin kaynakları olmayan bir ülke olduğu varsayımını kendi çalışmalarıyla değiştirdiklerini söyledi.

Konuşmaların ardından katılımcıların kurdele kesmesiyle tesis hizmete açıldı.

Açılış törenine, Yargıtay 1. Başkan Vekili Abdulhalik Yıldız, Hakim ve Savcılar Kurulu üyeleri, milletvekilleri, belediye başkanları ile vatandaşlar katıldı.

TBMM Dilekçe Komisyonu Hatay’da

0

Türkiye Büyük Millet Meclisi Dilekçe Komisyonu Genel Kurulu tarafından oluşturulan Gıda Bankacılığı Uygulamasının Araştırılması ve Yaygınlaştırılmasını İnceleme Alt Komisyonu gıda bankacılığı yapan kurumları yerinde incelemek üzere Hatay’a geldi.

Gıda Bankacılığı Uygulamasının Araştırılması ve Yaygınlaştırılmasını İnceleme Alt Komisyonu ilk olarak Hatay Valisi Valisi Erdal Ata’yı makamında ziyaret etti.

Ziyarette, basın mensuplarına bir açıklama yapan Dilekçe Komisyon Başkanı İstanbul Milletvekili Mihrimah Belma Satır, Dilekçe Komisyonu’nun TBMM’nin denetim faaliyeti yapan önemli bir komisyonu olduğunu ifade etti. Satır, “Dilekçe Komisyonu’muzda vatandaşlarımızdan gelen dilekçeleri inceleyerek onlar üzerinde çalışma yapılması gerekiyorsa çalışma ve alt çalışma grupları kuruyoruz. Komisyonumuza Türkiye’deki israf ve gıda bankacılığı ile ilgili, gıda bankacılığının dünyadaki örneklerinin araştırılması ile ilgili bir kaç dilekçe gelmişti. Bunlar üzerine inceleme yaptık ve bir alt komisyon kurulmasına karar verdik. ve gıda bankacılığı araştırma alt komisyonu kurduk. Gıda bankacılığı ismi sadece gıdayı kapsıyor gibi görünüyorsa da dünyadaki tabiri bu aslında bir yardım bankacılığıdır” dedi.

Yerinde incelemelere önce Gaziantep’ten başladıklarını ardından Eskişehir’e gittiklerini belirten Satır, “Üçüncü olarak da dün Adana’da biraz çalıştık. Bugün de Hatay’dayız. Hatay, Suriyeli misafirlerimizin çok yoğun bulunduğu ve hiçbir sosyal krizin yaşanmadığı bir ilimiz. Birazdan yapacağımız toplantıda Hatay’da sosyal yardımların ve gıda bankacılığının neler olduğunu ve bugüne kadar neler yapıldığını dinleyeceğiz. Sonra da yerinde incelemeler yapacağız” diye konuştu.

Açıklamanın ardından Hatay Valiliği Tayfur Sökmen Toplantı Salonu’nda ilgili kurumlar tarafından gıda bankacılığı konusunda sunumlar yapıldı.

Ziyarete Dilekçe Komisyonu Başkanı İstanbul Milletvekili Mihrimah Belma Satır, Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz, Gaziantep Milletvekili Canan Candemir Çelik ile Vali Yardımcıları Erol Özkan ve Mahmut Hersanlıoğlu katıldı. – HATAY

Ahmet Çardak güven tazeledi…

0

Hatay’ın İskenderun ilçesinde geçen yıl kurulan Yarıkkaya Karma Küçük Sanayi Sitesi Kooperatifi ikinci genel kurulunu gerçekleştirerek Ahmet Çardak başkanlığındaki yönetim güven tazeledi.

İskenderun Küçük Sanayi Sitesi Aşevinde yapılan olağan Genel Kurula Kooperatif yönetimi ve üyeleri ile kentte bulunan Esnaf Oda Başkanları katıldı. Saygı duruşu ve istiklal marşının okunmasıyla başlan genel kurulda üyelerin oylarıyla divan oluşturuldu. Genel kurulda konuşan Yarıkkaya Karma Küçük Sanayi Sitesi Kooperatifi Başkanı Ahmet Çardak, “Sanayi esnafına ciddi katkı sunmak için yoğun bir çaba içerisindeyiz İkinci Başkan Mehmet âli Dokuzoğlu ve Şahin Dal’ın yoğun çabaları ile ciddi projeler hazırlıyoruz. Amacımız esnafımızın daha iyi ve kaliteli bir yere sahip olması için çabalıyoruz. Artık sanayi sitesinden yerinin belirlenmesi için devletimiz ve siyasetçilerimizden destek bekliyoruz” dedi.

Yapılan gelen kurul sonrasında tek listeyle gidilen seçimlerde başkanlığa Ahmet Çardak tekrar seçildi, ikinci Başkanlığa Mehmet Ali Dokuzoğlu Muhasip üyeliğe ise Şahin Dal getirildi.

Güven tazeleyen Ahmet Çardak ile yönetiminin en önemli çalışmasının Sanayi esnafına yeni bir yer tahsisi olduğu ve mücadelenin devam ettiği belirtildi.

BAŞKANI SEYFİ DİNGİL’E ZİYARET

0

İskenderun Belediye Başkanı Seyfi Dingil, İskenderun’un gelişmesi ve kalkınması noktasında çalışmalar yaptıklarını belirtti.
İskenderun merkez bankası müdürlüğüne yeni atanan Mehmet Yıldırım, İskenderun Belediye Başkanı Seyfi Dingil’i makamında ziyaret etti.
Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren İskenderun Belediye Başkanı Seyfi Dingil,”İskenderun her anlamda gelişen ve büyüyen bir şehir. İskenderun’da her zaman kamu, kurum ve kuruluşlar ile hep birlikte kentimizin gelişmesi adına üzerimize düşen görevi yerine getirmeye hazırız. Bölgenin kalkınması ve gelişmesi noktasında elimizden gelen her türlü desteği vermeye hazırız. İskenderun deniziyle, limanıyla ve sanayisi ile önemli bir ekonomik potansiyele sahip ”dedi.
HER ZAMAN DİYALOG HALİNDEYİZ
İskenderun Belediye Başkanı Seyfi Dingil, “Sizlerin görüşlerini önerilerinizi her zaman önemsiyoruz. İskenderun geleceği adına her birlikte hareket etmemiz gerekiyor. Ayrıca ülke ve bölge ekonomisine katkıda bulunma noktasında yatırımcılarımızın ve girişimcilerimizin her zaman yanında olduk olmaya devam edeceğiz. Ziyaretiniz bizleri son derece memnun etmiştir” dedi.
Yıldırım ise İskenderun’da görev yapacak olmaktan dolayı büyük bir memnuniyet duyduğunu belirterek, çalışmalarında Başkan Seyfi Dingil’e başarılar dilediler.

UYGULAMALI JEOTEKNİK ETÜT SEMİNERİ VERİLİYOR

0

İ skenderun Belediyesi tarafından uygulamalı jeoteknik etüt semineri düzenleniyor.
Seminerde mühendislik yapılarında statik projelere altlık teşkil eden, temel ve taşıyıcı sistem tasarımlarına yön veren zemine ilişkin mühendislik parametrelerinin belirtildiği zemin etüt raporlarında kaliteyi arttırmak suretiyle depreme dayanıklı, ekonomik ve güvenli yapıların üretilmesine katkı sağlamak amaçlanıyor.
Düzenlenen seminer hakkında bilgiler veren İskenderun Belediye Başkanı Seyfi Dingil, belediye olarak belli aralıklarla meslek içi eğitim seminerlerinin düzenlediğini belirterek,” İl genelinde ve ilçemizde yer alan kurum ve kuruluşlarda ilçe belediyeleri, İskenderun Teknik (İSTE) Üniversitesi, Çevre ve Şehircilik İl Md., DSİ, Yapı Denetim Firmaları, SMM ofisleri vs. görevli Jeoloji, Jeofizik, İnşaat Mühendisleri-Teknikerleri ve Mimarların katılımı ile uygulamalı jeoteknik etüt semineri düzenledik” dedi.
İskenderun Belediyesi brifing salonunda düzenlenen eğitim seminerine konuşmacı olarak katılan farklı üniversiteden akademisyenler ise katılımcılara ,Jeoteknik etütlerin ne amaçla ve hangi hususlar için yapıldığı konusu, Jeoteknik Etütlere ilişkin yasal mevzuatı,Jeoteknik Etüt Raporlarının hazırlandığı format ,Zeminlerde Sıvılaşma riski ,Şev stabilite problemleri ,Jeoteknik Etütler kapsamında yapılan arazi deneyleri (Standart Penetrasyon Deneyi (SPT), Presiyometre Deneyi, Kum Konisi Testi) uygulamalı konu anlatımı,Jeoteknik Etütler kapsamında yapılan laboratuvar deneyleri (Elek analizi, Su içeriği, Birim Hacim Ağırlık, Kesme kutusu, Nokta yükleme veya üç eksenli basınç deneyi) konuları hakkında bilgiler ve sunumlar yaptılar.

YILDIZ SPORCULARI HEYECAN BASTI

0

İskenderun Belediyesi ile Halk Eğitim Müdürlüğü tarafından organize edilen yaz spor okulları çalışmalarını deneyimli hocalar nezaretinde Belediye spor tesislerinde aralıksız devam ediyor. İskenderun’a bağlı Belediye spor tesislerinde çalışmalarını sürdüren yıldız sporcuların heyecanına aileleri de ortak oluyor.
Haftanın belirli günlerinde çalışan geleceğin yıldız sporcuların antrenmanlarına her geçen gün yeni yıldızlar katılmaya devam ediyor.

“BU DÜNYA YALNIZ BİZE AİT DEĞİL”

0

Hatay Büyükşehir Belediyesi ‘Ev ve Süs Hayvanları Satışı Yapacak Kişilere Yönelik Eğitim’ ve ‘Yerel Hayvan Koruma Görevlisi Eğitimi’ adlı seminerler düzenledi.
Hayvanları Koruma Kanunu çerçevesinde gerçekleştirilen eğitimde hayvan davranışları, bakım, beslenme, barındırma şartları, yasal mevzuat, kanun ve yönetmelikleri hakkında Antakya Mezbahane Sorumlusu Veteriner Hekim Suphi Dayı sunum yaparak katılımcıları bilgilendirdi.
Seminerde konuşma yapan HBB Zabıta Dairesi Başkanı Ahmet Kilisli, ‘Hayvanlar insanı dinlendiren, onlara mutluluk ve sorumluluk veren canlılardır’ diyerek hayvan sevgisini ifade ederek sözlerine başladı.
Başkan Kilisli konuşmasının devamında; “Hiç hayvan beslememiş olsanız dahi, besleyenlerin mutluluğuna mutlaka şahit olmuşsunuzdur. Bu dünya yalnız bize ait değil. İçinde yaşadığımız evreni hayvanlarla da paylaşıyoruz. Doğadaki her şeyin bir görevi olduğu gibi hayvanlar da tabiatın olmazsa olmaz parçalarıdır. Bir hayvan cinsinin eksikliği, doğanın dengesinin bozulmasıyla aynı anlama geliyor. Bu bilinçle sahipsiz hayvanların bakımı ve korunması adına hayvan severlerimize ‘Yerel Hayvan Koruma Görevlisi’ ve ‘Ev ve Süs Hayvanları Satışı Yapacak Kişilere Yönelik Eğitim’ vererek hayvanlara karşı daha bilinçli bir toplum oluşturacağız. Gerçekleştirilen seminerler ile kanunla belirlenmiş hakları hayvan severlerimize aktaracağız.” açıklamasında bulundu.
Başkan Kilisli konuşmalarına, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Lütfü Savaş’ın mesajını ekledi. ‘Doğada yaşayan sevimli dostlarımızın görevleri vardır fakat onların da bir “CAN” taşıdığı, her canlı gibi acı çektiği, susadığı, acıktığı ve sevgiye ihtiyaç duyduğu da unutulmamalıdır. Bize düşen en önemli görev ise onlara sahip çıkmaktır. Unutulmamalıdır ki, doğanın yok olması demek, insanlığın yok olması demektir.” diyerek konuşmasını sonlandırdı.