<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>köşe yazısı | Körfez Gazetesi</title>
	<atom:link href="https://www.korfezgazete.com/tag/kose-yazisi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.korfezgazete.com</link>
	<description>1950&#039;den bugüne tarafsız haber, objektif yorum</description>
	<lastBuildDate>Sat, 30 Oct 2021 09:20:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Garip Turunç Yazdı: Mutsuz</title>
		<link>https://www.korfezgazete.com/garip-turunc-yazdi-mutsuz/</link>
					<comments>https://www.korfezgazete.com/garip-turunc-yazdi-mutsuz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korfez Gazete Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Oct 2021 09:20:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[endişe]]></category>
		<category><![CDATA[gündem]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[köşe]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[mutsuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[türk toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.korfezgazete.com/?p=117838</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aylardır her yazımın zemininde yahut tonunda “Türkiye toplumsal kutuplaşmadan, zıtlaşmadan, korkudan, kötü günlerden geçiyor” melodisi eski bir plağın mecalsiz sesi gibi tekrar edip duruyor. &#160; Yazı yolunda yürüse de yürümese de arkada o lanet cızırtı kesilmiyor. “Dönülmez akşamların ufkundayız”. Doğruları ve gerçekleri bıkmadan usanmadan savunmak, haykırmak, yazmak zorundayız. &#160; Yanlış değil mamafih… Türkiye hakikaten gittikçe [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/garip-turunc-yazdi-mutsuz/">Garip Turunç Yazdı: Mutsuz</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone wp-image-117839" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2021/10/garip-150x150-1.png" alt="" width="400" height="400" /></p>
<p>Aylardır her yazımın zemininde yahut tonunda “Türkiye toplumsal kutuplaşmadan, zıtlaşmadan, korkudan, kötü günlerden geçiyor” melodisi eski bir plağın mecalsiz sesi gibi tekrar edip duruyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yazı yolunda yürüse de yürümese de arkada o lanet cızırtı kesilmiyor. “Dönülmez akşamların ufkundayız”. Doğruları ve gerçekleri bıkmadan usanmadan savunmak, haykırmak, yazmak zorundayız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yanlış değil mamafih… Türkiye hakikaten gittikçe kötü günlerden geçiyor. Kutuplaşma, toplumsal gerilim, empati eksikliği olduğu aşikardır. Yüzler gergin, sesler boğuk, eller soğuk, gönüller donuk! AKP&#8217;li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın İYİ Parti Meral Akşener&#8217;e <em>&#8220;Daha neler olacak, neler. Bunlar iyi günler&#8221;</em> sözlerinden sonra CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu&#8217;na yönelik Çubuk&#8217;taki linç girişiminin görüntülerini tekrar gösterdiği grup toplantısına işaret eden Genel Başkan Yardımcısı Ağbaba, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlama etkinliklerine katılmak üzere gittiği Çorum&#8217;da partisinin il başkanlığında basın toplantısında, Erdoğan&#8217;ın Kılıçdaroğlu&#8217;nu hedef gösterdiğinin altını çizerek  şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>&#8220;Bu ülkede Türkeş, Erbakan, Demirel, Menderes, İnönü, Mesut Yılmaz, Çiller geldi ama bu kadar seviyesiz, kendi iktidarı için ülkeyi yakmaktan dahi çekinmeyen bir siyasetle ilk kez karşılaşıyoruz. Resmen bir iç savaş, Kemal Kılıçdaroğlu&#8217;na saldırı çağrısı var… İktidarda kalmak için her yolu mubah sayan siyasetle karşı karşıyayız. Adete mafya babası gibi, çete lideri gibi biriyle karşı karşıyayız ancak biz onun bu sözlerine alet olmayız. Bir çatışma çıkararak, kaos yaratarak bir seçim hesabı var. Ona da alet olmayacağımızı söylemek istiyoruz ama ondan da korkmuyoruz.”</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Diyor ya Türk edebiyatındaki ilk siyasetnameyi yazan Yusuf Has Hacib (1017-1077): <em>“Yaşam zorlaştı, endişe çoğaldı; hırs ve tamah arttı, sevinç azaldı.” </em>Kaldı ki birkaç ay değil, sadece salgın yüzünden değil veya sadece ekonomi kötü olduğu için de değil. Yıllardır ve neredeyse her meselede kötüye gidiyor. Bir tatsızlık iklimi, keyfsizlik, mutlusuzluk, tedirginlik vesaire. Gücü kullanıp bölende, kutuplaştıranda, zıtlaştıranda, eziyet edende, kötülüğü koruyup büyüten de mutsuz, onun yandaşı da mutsuz ve tabi mağdur olan da… Salgından misal olsun, mutlusuzluk ta, korku da bulaşıcı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“İnsanların çoğu sevmekten korkuyor, kaybetmekten korktuğu için. Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için. Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için. Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğin değerini bilmediği için. Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için. Ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için” diyen Shakespeare’in bir öyküsü bugünü de anlatır:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Korkusundan devamlı endişe içinde yaşayan bir fare vardır. Büyücünün biri fareye acır ve onu bir kediye dönüştürür. Fare, kedi olmaktan son derece mutlu olacağı yerde, köpekten korkmaya başlar. Büyücü bu kez onu bir kaplana dönüştürür. Kaplan olan fare, avcıdan korkmaya başlar. Büyücü bakar ki ne yaparsa yapsın farenin korkusunu yenmeye olanak yok. Onu eski haline döndürür ve ‘Sen korkak birisin. Sende sadece bir farenin yüreği var. O yüzden ben sana yardım edemem’ der.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bağnaz lığın ürünü olan totaliter korku düzenlerinde tek güç, her şeyi bilen, her şeye karar veren liderdir. Sürekli düşman yaratılır, korku artırılır. Korkarak yaşayan insan mutsuzlukla, kaygıyla dolar. Toplum, düşünmeyen bir yığına dönüşür. “Ya başıma bir şey gelirse!” kuşkusuyla dolan insanlar sormaya, öğrenmeye korkar, birbirine “Kendine dikkat et!” der.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bugün de toplumun büyük bölümü mutsuz, tedirgin, korku ve endişeyle dolu. İnsanlar, düşündüklerini söylemekten hatta düşünmekten korkar durumda.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hakikati söylemekten kaçınmak, çekinmek, korkmak devrini yaşıyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Küçücük bir serzeniş yüzünden bile tüm hayatının karartılabileceğini sezen insanların gerçek duygularını, şikâyetlerini, eleştirilerini sansürsüzce telaffuz edemiyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ederlerse anında pişman oldukları, kendileri pişman olmazlarsa hızla pişman edildikleri bir ülkede yaşıyorsunuz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>SİNDİRİLMİŞ TOPLUM</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Geçenlerde muhalefetten bir siyasetçinin şu lafı ettiğini duydum:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Bu millet susuyorsa, asaletindendir&#8230;”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hayır efendim. Bu işin “asalet”le filan izah edilebilecek bir tarafı yoktur. Bu millet susuyorsa, sindirilmişliğinden ve korkutulduğundandır. Belki de bu sebeplerle hayata karışma ve insanlarla ilişkiler konusunda yabanî, tedirgin, hatta acemiler… Cemil Meriç’in; “Ve kitaptaki insanları sokaktakilerden daha çok sevdim.” cümlesi tam da bunu, aydınların dünya karşısındaki tavrını dile getiriyor. Bu pratik hayata ‘dahil olamama’ durumu Tanpınar’ın “Ne içindeyim zamanın ne de büsbütün dışında” mısraında da görülmekte. Düşünün! Yaşanan hayatın ne içine girebiliyor, ne de dışına çıkabiliyorsunuz. Tam bir eşikte kalma, bir ikilem, tedirginlik, yabanilik, uyumsuzluk ve yalnızlık hâli…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İsviçreli yazar Hermann Hesse’nin ünlü “Bozkırkurdu” (Fr. : Le Loup des steppes) romanını bilirsiniz, okurken günümüzdeki/toplumumuzdaki aydınların gittikçe ne kadar ‘bozkırkurdu kompleksi’ne kapıldıklarını hatırlatıyor. Romanın başkahramanı Harry Haller’i, çok okuyan, siyasî ve sosyal konularla, felsefe ve sanatla yakından ilgilenen aydın bir kişi. Ancak reel hayata giremiyor, “renksiz, sığ, belli normlara uydurulup sterilize edilmiş yaşama ateş püskür[en]”, kendine yabancı bir dünyada yabanî ve münzevî bir bozkırkurdudur o. Ama bir yanı ‘insan’dır sonuçta. Ruhu, insanla kurt kişiliği arasında gidip gelir. İnsan olarak sokağa karışmak, sevmek, sevilmek, âşık olmak, neşelenmek, zevk almak ister, lâkin yaşadığı çağı yozlaşmış gören içindeki öfkeli ‘kurt’ hemen dişlerini göstererek, onun sokağa karışmasını önler. Bir kopuştur bu!..</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Gerçek aydın insan”ın, dürüst insanın, bilinciyle hareket eden insanın, düşünce namusuna sahip çıkan insanın özlemini çeker duruma geldik.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ortalığı madrabazlarla hokkabazların, yalancıların, sahtecilerin, zorbacıların, mafyacıların, haksızca devranların doldurduğu bir gösteri sahnesinin çeşitli oyunlarını görüp öfkelenemiyor muyuz?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ünlü Fransız diplomat ve direnişçisi Stephane Hessel (1917-2013) ömrünün son yıllarında, siyasetin bu denli kirlenmesine “Öfkelenin” diye insanlığa seslenmişti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Elbette bugün bizim toplumumuzda da korkuyu kıracak, tehdidi geri püskürtecek, her alanda örgütlü biçimde sesimizi duyurmanın yollarını bulacak ve hayata geçirebilecek dürüst, sözünün eri, (biraz yorgun olsa da) eğilip bükülmeyen, yaşamını bilinçli inançlarına adamış aydın insanlarımız var.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“YORGUN DEMOKRAT”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Evet, güç kavşaklardan dönüyoruz, baskı artıyor, ifade özgürlüğü daralıyor. Maalesef sistem kendi aydınını da yaratmaya devam edecek. Ve bu yaratım sürecinde &#8220;Yorgun Demokrat&#8221;lardan fazlasıyla yararlanacak. Biz de bütün bu gelişmeler karşısında &#8220;Yorgun Demokrat&#8221;ı söylemeye, dinlemeye devam edeceğiz.</p>
<p>.</p>
<p>&#8220;Bu yolda dönenler oldu</p>
<p>Mum gibi sönenler oldu</p>
<p>Yar göğsüne baş koymadan</p>
<p>Vurulup düşenler oldu</p>
<p>Bir sen kaldın geride</p>
<p>Ah akıp gidiyor hayat</p>
<p>Yüreğim anlıyor seni</p>
<p>Artık susma yorgun demokra”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Unutmıyalım ; konuşulması gereken zamanda susturan korku, bir toplum için en büyük hastalıktır. Tarif edilemez bir acizliktir. Konuşması gerekenlerin susması, susarak vicdanına ve kalbine bakamadan hayatına devam etmesi bir ülkenin en büyük yenilgisidir. Ortak iyinin, birlikte ortak duygulara sahip olma zenginliğinin ve herkesin tek tek bütün toplumun faydasına saygı gösterme kuralının çöküşü demektir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bir toplum daha ne kadar büyük bir değerini kaybedebilir ki!.. Kötülüğü korku yayar. Kötülüğü sadece korku büyütür. Kötülüğün hayata hakim olmaması için herkesin içindeki korkuyla yüzleşmesinin zamanıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Korku toplumunun şiddet ve yalanlarla egemenliğini sürdürdüğü koşullarda, insanlığın direnişinin, özgürlük arayışının belleği ve ulusal değerlerlerimiz yolumuzu ışıtır. Çünkü yaşam ve kaliteli bir hayat ancak korkutanlara karşı kalitesi yüksek, cesaret sahibi bir fikir mesaisiyle insanın savaşımıyla anlam kazanır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ne yazık ki bu hayatın çok uzağındayız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Nedeni mi ?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Soruyorum :</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>MUHAFAZAKÂRLARIMIZDA – GEÇMİŞTE VAR OLAN – ELEŞTİRİ VE İTİRAZ KÜLTÜRÜ ŞİMDİ NEDEN YOK ?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ki Cemil Meriç, ulema için “Hata eden hükümdarı ikaz etmek, onun vazifesiydi.” der. Siyaset bir yana, sanatta “Müslüman camia”nın en zayıf yönü “eleştiri”dir. Oysa eleştiri, bir terazidir, ilim ve sanatın gelişmesine önemli katkılar sunar!..</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yurttaşlık etik ölçülerle sağlanır. “Kul” düşünmez, sahibi ne emrederse onu yapar. Yurttaş sorar, tartışır. Cumhuriyet, laiklikle taçlanır. Laiklik, hukukun üstünlüğü, bilimsel ölçülerle gelişir, aydınlanma sağlanınca ancak demokrasiden söz açılabilir. Uygar toplum sadece karın tokluğuyla sağlanamaz. Kaldı ki şimdi o da yok, yoksunlar, fakirler, muhtaçlar topluluğu halinde yaşıyoruz. Tarikatların, cemaatlerin elinde oyuncak oldu ülke. Eski Türkiye’de yurttaş olanlar, yenisinde kullar. Düşünmeyen, sormayan, tartışmayan insanlar topluluğundan halk yaratamazsınız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Fikrin özgürce hareket etmediği zeminde başka hiçbir hareketin katma değeri de yoktur. Para, mal, sermaye, bilim, icat, patent, hukuk, eğitim… Hepsi sadece karın tokluğu için yapılır, dostlar alışverişte görürse görür, o kadar. Bugünü kaybedersiniz, gelecek ipotek altına girer, şimdi yarıştan düştüyünüz için faturayı gelecek nesiler öder. Başarmak için özgür düşünce, hukukun üstünlüğü ve bilimsel üretim zaruridir. Bu listedekileri ne kadar ihmal edersen et mutlaka gelir seni bulur. Bugün eksik olan geride kalmaz, eksiği tamamlamadan asla ileri gidemezsin.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Türkiye’nin gelip saplandığı problem budur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Neden bizde eleştiri ve itiraz kültürü yok diye sormuştum ya! Cevabı şu olabilir mi? AKP&#8217;nin kurucu milletvekillerinden olan Kemal Albayrak; <em>“Tartışamıyorlar çünkü korku var. Korku düşünce yaratmaz, düşüncenin olmadığı bir yerde kölelik vardır. AK Parti kölelik ve itaat kültürüne dayalı bir sistemle yönetiliyor”</em> dedi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Evet, galiba hepimiz, bir parça Ahmet Hamdi Tanpınar&#8217;ın “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” eserindeki kahramanı Hayri İrdal’ız; ihtiyaçlarla terbiye edilmiş, uslu ve uysal “Şehirli Türk Müslümanı” veya “Kasabalı muhafazakâr Müslüman” … “Hadım edilmiş bir idrak”le ve Ayarcı’ların bahşettiği, tarafların da gizli bir memnuniyetle onayladığı “izinli hürriyet” dahilinde, “gönülü kul” –İrdal’ın yaptığı gibi- biz de edebiyatımızda bir yalanı büyütüp duruyoruz!..</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Haliyle ne kimse kimseye inanıyor ne kimse kimseye güveniyor. Her yalan kendisinden daha büyük bir yalancıyı doğuruyor. Dünyada sahip olduğumuz jeopolitik avantajları kullanamıyor; kolay yolu, yani barışı, dostluğu, çağdaşlığı geliştirmiyor; kavga, korku ve mantıksızlıkla geleceğimizi bulanıklaştırıyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yolun bir yerinde durup yüzleşmeyi düşünmemek ve gerçeği görememek ise bu hikayenin en anlaşılmaz tarafıdır.</p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/garip-turunc-yazdi-mutsuz/">Garip Turunç Yazdı: Mutsuz</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.korfezgazete.com/garip-turunc-yazdi-mutsuz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Garip Turunç&#8217;un Kaleminden: Meşrutiyet Krizinde Pirus Zaferine Koşmak</title>
		<link>https://www.korfezgazete.com/prof-dr-garip-turuncun-kaleminden-mesrutiyet-krizinde-pirus-zaferine-kosmak/</link>
					<comments>https://www.korfezgazete.com/prof-dr-garip-turuncun-kaleminden-mesrutiyet-krizinde-pirus-zaferine-kosmak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korfez Gazete Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Oct 2021 10:16:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[gündem]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[meşrutiyet]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.korfezgazete.com/?p=116351</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Türkiye’deki kriz çok yanlı ama sonuç olarak temelde bir meşrutiyet krizinden söz edebiliriz. Bu terim Alman felsefe profesörü, sosyolog ve siyaset bilimci Jurgen Habermas’ın. Söz konusu “meşruiyet” (legitimacy) yasallık anlamında değil. Yani bir yönetim yasalara uygun olarak oluşmuş, gelişmiş ve çalışıyor da olabilir; ama yine de toplum ve ülke bir meşruiyet krizine girebilir. Devlet, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/prof-dr-garip-turuncun-kaleminden-mesrutiyet-krizinde-pirus-zaferine-kosmak/">Prof. Dr. Garip Turunç’un Kaleminden: Meşrutiyet Krizinde Pirus Zaferine Koşmak</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-112753" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2021/09/garip-150x150.png" alt="" width="400" height="400" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.korfezgazete.com/?s=T%C3%BCrkiye">Türkiye</a>’deki kriz çok yanlı ama sonuç olarak temelde bir <a href="https://www.korfezgazete.com/?s=me%C5%9Frutiyet">meşrutiyet</a> krizinden söz edebiliriz.</p>
<p>Bu terim<a href="https://www.korfezgazete.com/?s=Alman+felsefe+profes%C3%B6r%C3%BC%2C+sosyolog+ve+siyaset+bilimci+Jurgen+Habermas"> Alman felsefe profesörü, sosyolog ve siyaset bilimci Jurgen Habermas</a>’ın. Söz konusu “meşruiyet” (legitimacy) yasallık anlamında değil. Yani bir yönetim yasalara uygun olarak oluşmuş, gelişmiş ve çalışıyor da olabilir; ama yine de toplum ve ülke bir meşruiyet krizine girebilir. Devlet, hükümet ve genel olarak bürokrasi ve yönetim yasal ve anayasal olarak meşru sayılırken, aynı anda yapması gerekenleri pratikte yapamıyor olabilir; ya da toplumun önemli bir kesiminde “yapamıyor” algısı doğabilir. Yani yurttaşlara gereken güveni veremeyebilir ve dolayısıyla gereken saygıyı da elde edemeyebilir. Bu meşruiyet krizi, bir güven krizinin ileri aşamasıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu krizin bir ayağında devlet hesabına çalışanların doğru dürüst verimli olmamaları bulunur. Başka bir ayağında kurumların yolsuzluklarla kamuoyunda rahatsızlık yaratmaları var. [Son günlerde muhalef lideri Kılıçdaroğlu’nun ;<strong> </strong><strong>&#8220;Bu ülkenin bürokratlarına sesleniyorum ; halkımızı da şahit olmaya davet ediyorum.&#8221;</strong> videoda şu ifadeleri kullandı: <em>&#8220;Açıkça söylüyorum; vazife namına mafyatik düzene hizmet edemezsiniz. Kanun dışı işleri emir olarak telaki edemezsiniz. Siz Erdoğan ailesinin değil, bu devletin şerefli memurlarsınız… Size kanun dışı her ne yaptırılıyorsa Pazartesi itibariyle durun. Bu illegal paralel sistemlerden elinizi eteğinizi çekin…”]</em> Üçüncü ayağında da yöneticilere karşı güvensizlik: Devletin ve/veya hükümetin etkili ve sonuç alıcı olmadığına inanç yaygınlaşır, yönetim hakkı sorgulanır. Sorgulanıyor da…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Türkiye, <em>“Artık yönetemiyorsunuz, gidin”</em> diyen toplum ile <em>“Biliyoruz ama gitmiyoruz”,</em> <em>“</em><em>Ne yapacağız ne edeceğiz, iktidarı vermeyeceğiz”,</em> “<em>Ülkenin yönetimine talip olduklarını söylemekten vazgeçmelerinin kendileri için daha iyi olacağını da hatırlatmak istiyoruz</em>”diyen iktidar arasında sıkıştı. “Saray aparatlarının” su taşıma girişimine rağmen çark dönmüyor. <em>“Her şey iyi olacak. Ekonomi kanatlanıp uçacak”</em> deyip 2018 yılında “Tek Adam Sistemi” ne başladığı gün 4.53 lira olan dolar kuru, bu sabah 9.29 liraya kadar yükselerk tarihi zirvesini yeniledi. Dolara yatırım yapanlar servetlerini ikiye katladılar. Halkımız ise aynı oranda fakirleşti; toplum dertli, insanlar sıkıntıda, herkes kaygılı. Başta gençler, bu ülkenin insanları gelecekten umutsuz. Milyonların ortak derdi: aş, iş, sağlık. Ama farklı grupların başka yakıcı sorunları da var. İşlerine iade edilmeyen, haklarını alamayan, Korona bahanesiyle katmerli sömürülen, en küçük iş güvenliği kalmamış işçiler; Gırtlağına kadar borca batmış, kredilerini ödemek için üretim araçlarını, traktörlerini satan, yokluğun pençesinde kıvranan tarımcılar, köylüler, bir bir kepenk indiren, günü siftahsız geçiren esnaf; İşsiz gençler, yurtlara, eğitime ulaşamayan çocuklar, ne yapacaklarını şaşırmış veliler; üniversitelerin ilköğretim düzeyine indirgenmesine, iktidarın folluğu, ilahiyat fakültelerinde tarikatların cemaatlerin rekabet alanına dönüşmesine isyan eden öğrenciler, gerçek bilim ve düşün insanı akademisyenler; Eşit yurttaşlık, eşit hak talebiyle canları ve onurları için mücadele eden, oyları iradeleri hiçe sayılıp seçtikleri milletvekilleri, başkanları, siyasetçileri zindanlara atılan Kürtler; İktidarın hoşuna gitmeyecek bir söz söyleseler kendilerini ya hapishanede ya kapıda bulan, yetmedi saldırıya uğrayan medya mensupları, düşünce ve ifade özgürlüğü tehdit altındaki muhalif sanatçılar, aydınlar….</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Daha kötüsü, toplum içindeki kutuplaşmadır; çünkü hükümetten yana “güvenli” kesim ile “güvensiz” kesim arasında, her devlette var olması gereken asgari müşterekleri yok etmektedir. Yurttaşları birbirine bağlamaya yarayan karşılıklı güven yerine, kuşku, dışlama, ötekileştirme yaşanmaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Türkiye, “durumdan memnun olanlar” ve “bu böyle gitmez, dur demek lazım diyenler” olarak ikiye bölünmüş durumda. Bu bölünmenin niceliksel hesabı doğrusu çok önem taşımıyor. Duruma itirazların niteliği, hadi eski dilden yazalım Osmanlı’ya pek meraklı olanlar da anlasın, keyfiyeti; taşıdığı ya da taşıyabileceği kararlılığı, radikalliğiyle ölçülmelidir. Tarih böyle yazdığı için söylüyorum; keyfim böyle istediği, işime böylesi geldiği için değil.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>“DAHA DİBE VURMADIK, GÖR BAK DAHA BAŞIMIZA NELER GELECEK”</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Bu gidişi dur demek lazım” diyenler arasındaki ciddi, esası ilgilendiren bir başka bölünmeden de söz etmek gerekir. Bu bölünme de “iyimserlerle” “kötümserler”arasındadır. Kimimiz, “durum iyi değil, daha da kötüye gidecek, daha dibe vurmadık” derken, kimimiz de “daha kötüsü ne olabilir, işte diktatörlüğün kuyusunda, koyusundayız, bakın ana muhalefet partisinin lideri bile ‘Türkiye’de bir diktatörlüğün hüküm sürdüğünü’ adıyla sanıyla söylemiş, daha ne olsun” demekteyiz. İyimserliğimiz durumun kötülüğüne dair bu nesnel saptamadan kaynaklanıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Daha dibe vurmadık, gör bak daha başımıza neler gelecek” diyenlerin bir kesiminin, Samuel Beckett’in hiç gelmeyecek Godot’yu bekler gibi bir halleri var. Tümüyle haksız oldukları söylenemez; çünkü tarih de gösterdi ki “dibin dibi” her zaman vardır ama kuşkusuz tarih ilerlemenin de tarihidir; biz o tarihin aynıyla yinelenemeyeceğini, Batı’nın diktatörlerine değil daha çok Doğu’nun despotlarına özenenleri bir tür hayal kırıklığının beklediğini söylersek pek mi determinist, pek mi iyimser sayılmalıyız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sayılalım; gerçekçiler için bunun çok da fazla bir anlamı olmaz. Onların yani bizlerin eskimeyen düsturu; “insanlığın önüne ancak çözüme bağlayabileceği sorunları koyacağına” dair usta sözüdür. Der ki usta; “Her zaman görülecektir ki, sorunun kendisi, ancak onu çözüme bağlayacak maddi koşulların mevcut olduğu ya da gelişmekte bulunduğu yerde ortaya çıkar.” Orada mıyız, bilemiyoruz. Bu ünlü tezin gerçekle ilişkisi iyimserliğimizin kaynağıdır. Ama bu kadar da değildir&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Seyredenlerin yüzünü kızartarak sona ermekte olan bir hikâyedir tanık olduğumuz. İçinde bulunduğumuz günlerde, ‘<strong>büyük hikaye</strong>‘sini çoktan yitirmiş, yavaş yavaş bitişin inkarı ve öfkesinden, depresyon ve kabullenmeye doğru geçiş yapan ara rejimin gündelik anlatısının da dikişlerinin tutmamasına şahit oluyoruz. Hiç bitmez gördükleri iktidarlarının tükenişinin muktedirlerin kafasında yarattığı büyük kafa karışıklığı, kendisini her gün yeni bir nafile çırpınış olarak gösteriyor. Geminin su alması yetmediği gibi, güverteden denize atlayan tayfa da her geçen alabora riskini artırıyor. Türkiye’nin cumhuriyet ve demokrasi hikayesinde dilbilgisine aykırı olarak konulmuş iki virgül gibi göz ağrıtan ara rejimin, tek umudunu &#8211; ömrünü hiç değilse 2023’e kadar uzatıp o arada yeni bir ‘<strong>Allah’ın lütfu’</strong>ndan medet umarken &#8211; kendisini kovalayanın ayağının mucizevi şekilde takılmasına bağlamış gibi gözüküyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Toplum ise, muhalefet seçilmişini tanımayan AKP ara rejimin B, C, D, E gidiş planına karşı tedirgin. <strong>Ortalıkta “siyasal cinayetler” lafı dolaşmaya başladı bu son günlerde. Çünkü iktidarın, kaybedeceği bir seçime gidip gitmeyeceği tartışılmaya başlandı.</strong> Haklı bir kaygı. Fakat bu kaygıdan, AKP’nin hızla eriyen tabanını çıkarmak lazım! Meşruiyetini çoktan yitiren, kontrolünü tamamen kaybetmekte olan AKP’ye halkın desteği de hızla bitiyor. Şu an itibariyle anket sonuçları, iktidar için eve dönüş yolculuğunun başladığını net olarak ortaya koymaktadır. Aşırı acıklı hikayenin son kısmı, yolun sonuna gelen iktidar, alternatifleri tasarlayacak fikri enerjiden dahi yoksun.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Polis devleti, üniforma gücü, SADAT bağlantılı çete desteği nereye kadar? [<strong>Sedat Peker “Eskiden Sedat’çılar vardı, şimdi Sadat’çılar var”</strong> diyor. Alt anlamı şu bu sözlerin: <strong>“Bir zamanlar bizden isteniyordu korkutucu eylemler, şimdi başkasından bekleniyor.”] </strong>Evet, muhasebe yerine, yıllardır gösterilen sopa var. Ancak meşruiyet bitti, maçta bitti, uzatmalı dakikalar oynatılıyor, “Kontrollü işler derken”, kontrolün kaybolmasının üzerinden de bir hayli zaman geçti. Taban eriyor, AKP çatırdıyor. Halkın desteği olmadan iktidarda kalınmıyor! Pirus zaferine koşarak yeni bedeller ödemeden anlaşılsa ne iyi olacak.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>PİRUS ZAFERİNE KOŞMAK</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yıkıp, zevkimize göre döşeyelim şiarı, kurumları etkisizleştirip ehlileştirirken, o kurumların temsil ettiği ülkeyi ve ülkeyi temsil eden cumhurbaşkanını da itibarsızlaştırmış olunur. Medyadan sivil topluma her alanda iştahla yürütülen ‘fetih’ operasyonlarının sebep olduğu kaybı, huzursuzluk, umutsuzluk, göç dalgası ve uluslararası alandaki prestij kaybı Erdoğan’ın ödemeyi göze aldığı bedeldir. Temsil ettiği ülke daha itibarsız, mutsuz, yoksul fakat ‘zararsız’dır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Erdoğan’ın kendi lütfuna mazhar olmayan tüm pınarları kurutmaya, “<em>İktidara talip olmamanız sizin açınızdan daha iyi olur</em>” <strong>demekle</strong> muhaliflerini ayıklamaktan muhalefetten arınmaya evirilen siyaseti işitilmemesi mümkün olmayan, bir ‘kalan sağlar bizim (olacak)’ çığlığına doğru, aşırı hassaslaşmış bir tehdit algısının doğurduğu ürkeklikle, bir savunma güdüsüyle giriştiği iddia edilebilir. Arkasında bıraktığı enkazın yerine kalıcı bir yapı inşa edecek enerji ve ufka sahip olup olmadığı da – en hafif tabirle – şüphelidir. Fakat, sıkça duyduğumuz ‘kültürel iktidar olamadık’ hayıflanması, ‘kültürel üstünlüğü’ hasbelkader koruyabilmiş kesimlerin derin bir nefes alabilmesinden çok, yeni hırçınlık nöbetlerine hazırlanmaları gerektiğine delalet eder. Yıkımın tadını almış ve faydasını görmüş kaba kuvvet, elindeki balyozu bırakmayacaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Rivayet odur ki, Antik Çağda yaşamış Epiros Kralı Pirus (M.Ö. 319-272), Akdeniz’in yükselen gücü Roma’ya kafa tutar, ordularını bozguna uğratır, fakat kazandığı son zafer öyle kayıplar pahasına olmuştur ki, savaşı devam ettiremeyecek noktaya gelmiştir – Pirus zaferi tabiri bu ‘ibretlik serüvene’ atfen astarı yüzünden pahalıya gelen, ‘çok büyük zayiat pahasına kazanılan zafer’ manasında kullanılagelmiştir. Pirus’un Romalıları dize getirdiği Asculum savaşından sonra ‘böyle bir zafer daha kazanırsam evime yalnız dönmem gerekecek’ dediği söylenir – bir anlamda şartların zorlaşmasıyla ihtirasını dizginlemiş, çılgınca bir taarruz fikrinden vazgeçmiş, akl-ı selim galebe çalmıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Pirus, ismini vereceği felaketi kucağında bulmuştur. Erdoğan’ın farkı, Pirus zaferine koşmasıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Dava, kaykılıp duran bir koltuğu rahat edilebilecek bir tabureye çevirmekten ibarettir. Türkiye, uysal bir tabureye dönüşene kadar huzura ermeyecektir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu algıyı yaşayanlar arasında başta Cumhurbaşkanı olduğu için de gerek “<em>Daha neler olacak neler, bunlar iyi günleriniz</em>” gerek “<em>Ülkenin yönetimine talip olduklarını söylemekten vazgeçmelerinin kendileri için iyi olacağını hatırlatmak istiyoruz</em>” cümleleri, uysal bir tabureye varmak için biraz paniğin, biraz çaresizliğin, biraz da oyunun kuralları dışında oynamaya mecbur kalma riski ile karşılaşmanın tezahürü herhalde, çünkü siyasi partilerin varlık nedenini ortadan kaldıran bu satırlarda meşru hukuk devletinin koşullarını yaratacak ciddi ve resmi siyasi söylem olarak yorumlanabilir kelimeler yok!</p>
<p><em>Otoriter liderler kendileri için hep hayat boyu iktidar saadeti isterler</em>, saptamasına uygun bir söz..</p>
<p><strong>MEŞRU HUKUK DEVLETİNİN KOŞULLARINI YARATMAK</strong></p>
<p>Doğal hukuk anlayışına göre hukuki olanla meşru olan arasındaki fark önemlidir. Fransız Littre Sözlüğü, bunu şöyle açıklamakta: “Kanuna uygun olan hukukidir. Hakkaniyete uygun olan meşrudur.” Hukuki olan bir hükümet, doğal hukukun esas ve ilkelerini ihlal ettiği oranda meşru olmaktan çıkabilir. Bu durum Ortaçağ’da “tirani” olarak adlandırılmıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Doğal hukuk düşüncesi insanların doğuştan vazgeçilmez, devredilmez hak ve özgürlüklerle dünyaya geldiğini; eşit ve özgür olduklarını belirtir. Devlet sistemine adalet ve faziletin egemen olması gerektiğini kabul eder. Bu düşünceye göre devlet amaç değil, aksine bireyin hak ve özgürlüklerini en iyi şekilde kullanabileceği ortamı hazırlayan ve bunu hukuk güvencesi altına alan bir araçtır. Yani devlet kutsal değildir ve demokrasinin kahramanı bireydir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Siyasi iktidarın kanuniliği ile meşruluğu birbirinden faklıdır. Kanuni bir iktidardan kastedilen, mevcut anayasa ve hukuk kurallarına bağlı olarak seçimle ortaya çıkan meşru iktidardır. Ancak başlangıçta meşru olan bir iktidar daha sonra meşruiyetini kaybedebilir. Bu nedenle meşruiyet sorunu iktidarın kaynağıyla olduğu kadar iktidarın kullanılmasıyla ilgilidir. Son yıllarda, bilhassa bu son günlerde ülkemizde yaşan siyaset tartışmaları bunun en bariz örneğidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Meşruluk kavramıyla “temel mutabakat” (consensus) kavramı arasında yakın bir ilişki bulunmakta. Bir siyasal sistemin meşruluğu konusundaki mutabakat oranı düştüğünde, birden çok meşruluk inancı arasında çatışma başladığında toplumsal barış bozulur ve kriz durumu ortaya çıkar -ülkemizde yaşanan budur. Kuşkusuz bu mutabakat farklılıklarımızla bir arada barış içinde yaşamamızı sağlayacak çoğulcu, çoklu, özgürlükçü olma niteliklerine dayalı bir demokraside ve meşru hukukun (doğal hukukun) hak ve özgürlüklerimizi güvence altında tutacağı ilke ve değerlerde olacak.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Türkiye günden güne daha gergin bir atmosfere giriyor, tehlikeli eğik düzlemde kayıyor. Belirsiz bir geleceğe doğru ilerlemeye devam ediyoruz ! Parti-devlet rejimi tükenirken, yarattığı tahribatın büyüklüğünü, ortaya çıkardığı karakterler üzerinden okumak mümkün. Kifayetsiz, hadsiz, hukuksuz, saygısız, hoyrat, sapına kadar erkek, köküne kadar yerli-milli tiplemelerin haybeden hürmet gördüğü, yirmi yıl önce yazılan kötü komedi karakterlerinin gerçek insana dönüştüğü düşük bütçeli bir distopya (zorba ve baskıcı bir yönetim altında, temel hak ve özgürlükleri kısıtlanmış ya da tamamen elinden alınmış) Türkiye.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İyileştirebilir miyiz diye dertlenenlerin başarılı olup olmayacağı meçhul ama siyasetçiler ve entelektüeller yeniden ayağa kaldırılacak olan meşru hukuk devletinin asgari koşullarını yaratamazlarsa gelecek kuşaklara ihanet etmiş olurlar.</p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/prof-dr-garip-turuncun-kaleminden-mesrutiyet-krizinde-pirus-zaferine-kosmak/">Prof. Dr. Garip Turunç’un Kaleminden: Meşrutiyet Krizinde Pirus Zaferine Koşmak</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.korfezgazete.com/prof-dr-garip-turuncun-kaleminden-mesrutiyet-krizinde-pirus-zaferine-kosmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Maskeler İnsanımızı Değil,  Yetersizliğimizi “Maskeliyor”</title>
		<link>https://www.korfezgazete.com/maskeler-insanimizi-degil-yetersizligimizi-maskeliyor/</link>
					<comments>https://www.korfezgazete.com/maskeler-insanimizi-degil-yetersizligimizi-maskeliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdal YILMAZ (Baş Yazı)]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Apr 2020 10:24:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[baş yazı]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[maske]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.korfezgazete.com/?p=75135</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şu maske ne kıymete bindi. Mübarek “altın gibi” oldu. Bu “altın gibi” olmasının iki yönü var. Birincisi düğün, nişan gibi olaylarda altınlar takılırken muhakkak kameralara poz verilir. Bizim bazı yöneticilerimiz özellikle de yerel yöneticilerimiz de öyle yapıyorlar. Bize gönderilen maillerde ve sosyal medya paylaşımlarında “maske dağıtım günleri “fotoğraflanıyor ve sanki görev değil de başarılı bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/maskeler-insanimizi-degil-yetersizligimizi-maskeliyor/">Maskeler İnsanımızı Değil,  Yetersizliğimizi “Maskeliyor”</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şu maske ne kıymete bindi.<br />
Mübarek “<strong>altın gibi</strong>” oldu.</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-66488" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2020/01/köşe-1-300x259.jpg" alt="" width="400" height="345" /></p>
<p>Bu “altın gibi” olmasının iki yönü var.</p>
<p><strong>Birincisi</strong> düğün, nişan gibi olaylarda altınlar takılırken muhakkak kameralara poz verilir. Bizim bazı yöneticilerimiz özellikle de yerel yöneticilerimiz de öyle yapıyorlar. Bize gönderilen maillerde ve sosyal medya paylaşımlarında “<strong>maske dağıtım günleri</strong> “fotoğraflanıyor ve sanki görev değil de başarılı bir icatmış gibi servis ediliyor.</p>
<p><strong>İkincisi</strong> ise maske altın gibi az bulunan ve değerli nadide bir metaya döndü.</p>
<p>Aranıyor aranıyor ama bulunamıyor.</p>
<p>Bakmayın siz ortada dönen showlara. Maske bulamıyoruz. Bir aydır neredeyse Türkiye&#8217;nin tüm kurumları maske üretiyor ama halk hala maskeye ulaşamıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Son günlerde “<strong>sosyal bir eşitlik</strong>” sağlandı .</p>
<p>Parası olamayan zaten bulamıyordu. Ama parası olan da bulamıyor artık.</p>
<p>Maske satışı yasaklandı devlet eliyle dağıtılacak.</p>
<p>Hepimizin gözü kulağı e-devlet üzerinden gelecek ve eczaneye gidip maske almamızı sağlayacak kodda.</p>
<p>Ptt, sonra e-devlet ,belediyelerinin sosyal medya  hesaplarından yapılan müracaatların sonuçlarını hala alabilmiş değiliz.</p>
<p>Belediyelerin “<strong>dağıtıyoruz</strong>”  diye yaptıkları şov ve  algı operasyonlarına bakmayın siz, maske hala yok.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Türkiye&#8217;de 39 milyon  insana kod gönderildiği söyleniyor bu doğru olsa bile nüfusun diğer yarısının maskesi yok hala.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hatay yaklaşık 1.5 milyon nüfuslu.<br />
Valiliğinde dağıtacağını söylediği 100.000 maske Hatay&#8217;ın ancak 15&#8217;te birini “maskeler”.</p>
<p>İskenderun nüfusu yaklaşık 250 bin.</p>
<p>İskenderun&#8217;da günde üretilen 8000 maske kaçımızı “maskeler ki” ?</p>
<p>Arsuz Chp İlçe Başkanı Mahmut Şirin’in yaptırdığı 2000 nano kumaş kaçta kaçını “maskeler”?</p>
<p>Keza büyük showlarla kendi ilçelerinde dağıttıklarını fotoğraflarla ilan ettiği maskeler o ilçenin kaçta birini “maskeliyor”?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Buradan şu sonucu çıkartmak bazılarını üzer.</p>
<p>Ama ben yinede bu sonucu sizlerle paylaşayım.</p>
<p>“<strong>Maskeler kamunun yetersizliğini maskeliyor</strong>.”</p>
<p>Bu sonuca son derece üzüldüğümü belirtmeliyim.</p>
<p>Corona ile mücadelemiz de başlayalı 40 günü geçti ama Türkiye&#8217;nin yarısı maskesiz.<br />
Kentlerin yarısından fazlası maskesiz.</p>
<p>Köyleri saymıyorum bile…</p>
<p><strong>Tc kimlik nosu olmayan Suriyeliler maskesiz.</strong></p>
<p>“Nereden çıkardın bu sonucu? Bu kadar adam doğruyu söylemiyor mu? diye soran olabilir.</p>
<p>Hemen açıklayayım…</p>
<h3><strong>Birincisi</strong>;</h3>
<p>Sosyal medyadan maske ile ilgili iki gün içerisinde yaptığımız iki paylaşıma yapılan yorumlardan. İşte size “Maskelenmemiş Yorumlar”</p>
<h2><strong>SORMUŞUZ:</p>
<p></strong></h2>
<p>“İskenderun’da günlük 8 bin maske dağıtımı yapılıyor..İskenderun&#8217;daki coronavirüs çalışmalarını nasıl buluyorsunuz?”</p>
<h3>
<strong>Vatandaş yorum yapmış;</strong></h3>
<p>Necati Özten: Bu maskeler nerde dağıtılıyor</p>
<p>Tamer Kocabaş: Necati özten wasapta numarası vermişler oraya adresinizi yazıyorsunuz eve gönderiyorlar wasap nosunu sana atacam birazdan</p>
<p>Necati Özten: tamer kocabaş o numara bende var iki gün önce mesaj yazdım hala cevap yok</p>
<p>Tamer Kocabaş: necati özten 05331908698 nolu wasap</p>
<p>Tamer Kocabaş: necati özten bizim 5 noluda ki arkadaşımız ılgın bu göreve vermişler. Ev ev dağıtıyorlar mn adresi verin geliyoruz dedi dün görüştüm</p>
<p>Necati Özten:  tamer kocabaş ben watsap ta adresimi yazdım</p>
<p>Rıfat Atamer: Nerde kardeşim bizler görmedik duymadık.</p>
<p>Ali Şeker: sipariş verdik,bekliyoruz&#8230;</p>
<p>Arif Can: kardeşim bize kod mod gelmedi satın almada yasak nasıl temin edeceğimizi bilmiyoruz</p>
<p>Kamil Yildiz: biz bişey görmedik daha”</p>
<p>Yılmaz Aksoy: Tepelerin kaderi bu halil usta, bu önceden de böyleydi şimdide, bundan sonrada boyle gidecek gibi görünüyor. Kanaldan aşağıda daha dogrusu ustgecitten aşagıda oturmuş olsaydın belki faydalanırdın her türlü hizmetten.</p>
<p>Ümit Kibritçi: Şov yapmayın dağıtacaksanız biz sizin yanınıza değil siz bizim yanımıza gelin bir maske almak için eski evlendirme dairesinin oraya mı gideceğiz, virüs kapma ihtimalimiz ne olacak peki</p>
<p>Erdal Dağlıoğlu: Orhantepe diye bir mahalle var hele birde bu taraflara gelebilseniz.</p>
<p>Abdullah Aldıç: Abdullah aldıç fatih bey ekibimizi kurun evde kimler dışarı çıkar yaştaki insanlara paketle dağıtsanız evlere inan daha güzel ve vurus bulaşmadan kimsede kimseye temas etmeden bence daha mantıklı ve sağlıklı olur .</p>
<p>Ahmet Dal: Bu gun aldimm 2 adet 8 tl ye mecburii</p>
<p>Yusuf Durmuş. Hiçkimse ilgilenmiyorki ne arsuz belediyesi nede iskenderun belediyeleri bizim buralara kimse gelmedi kimsede ilgilenmiyor bizleri kendi kaderimize terkedildik maalesef</p>
<p>Orhan Moduk: Hiç iyi bulmuyorum çünkü belediyeyi ve watshap &#8216;tan aradık s.s.20 nolu top.tas koop modern evler durağına maske getirmediler neymiş belediyeye gelin alın boş bunlar</p>
<p>Meloş Yüksel Atalay: Maske bulamıyoruz ne parayla nede dagıtan başvurun getirelim dendi heralde virüs bitince dagıtacaklar</p>
<p>Yalçın Öncel: Biz paramızla alıyoruz kimlere kolonya maske gidiyo anlamıyorum dumlupinar mah geliyomu acaba muhtar ilgileniyomu boş teşekkür eden edene</p>
<p>Meltem Kambur: Biz daha hiç bişey görmedik neden acaba</p>
<p>Habip Çam: Mustafa kemal mah.maske görmedik</p>
<p>Zahide Parlar: Oraya gelelım de daha çok virus mu bulaşsın herkezin ihtıycı var sormaya gerek yok herkezin evine dagıtılmalı</p>
<p>Mehmet Akif: Eski yalan gelen kot var nede. Maske</p>
<p>İzzet Baş: Bunlar hepsi yalan marketler bıle maske verecek denildi markete gıttık bız de maske bulunmuyor dıyor eldiven de paralı dediler sadece reklam bunlar</p>
<p>Şaziye Yılmaz: Dağıtım sadece 65 yaşüstü diyolar diğer kişiler napcak mecburi dsar çkyoz ve adres bulmakta zorlanyo çalışanlarnz sayn başkanm</p>
<p>Fatma Duyun: Daha gelmedi ne kolonya ne maske galiba virüse yakalanınca verirler</p>
<p>Yalçın Öncel: Allaha hamdolsun ihtiyacım yok benim kızdığım alanların geneli torpilliler .bu durumda olmamalı yandaş veya karşıt</p>
<p>Şefika Fırat Özsu: İskenderun şehir merkezinde bir şey yok</p>
<p>Tc Mehmet: Blttrk maske felan hic bise gormedik</p>
<p>Mehmet Günay: Beldelerde ve köylerde de maske dağıtılacak mı?</p>
<p>Ali Atalay: Ne maske var nede yardım</p>
<p>Halil Demirkol: Ne duyduk nede gördük maskeleri</p>
<p>Mehmet Kaya: ben iskenderunda yaşıyorum, ne siparişim geldi ne de maske bulabiliyorum. Parayla da yok.</p>
<p>Ceteninoglu Aykut: Berbat ????</p>
<p>Tc Mustafa Bağcı: Neeeerrrrde o maske bir görsek???</p>
<p>Ahmet Topal: Her yer çöp bayaa çalışıyorlar</p>
<p>Sevgin Babayiğit: Kanater hiçte maske görmüyoruz</p>
<p>Sultan Bedriye: Niye bizde yok</p>
<p>Hüsi aki Numanoğlu: Bana ikidir mesaj geliyor 10 tl bağışta bulunmak için e devlet kaydını yaptım hala net cevap gelmiş değil çareyi netten sipariş verdim 3 iş günü içerisinde teslim</p>
<p>Tc Serap Özdemir: Beğenmiyorum evde kalın deniyor dışarı çıkmıyoruz</p>
<p>Ali Kuş: Görmedik sade reklam denizciler oturuyoz burası başka yere baglı galiba bide ev ev dagıtıyoz diyorlar valka yalan</p>
<p>Beşir Baysoy: Vallahi yalan tillahi yalan.kim almış,kaç tane almış.belediye önünde bir stant kurmuşsunuz her gelene bayram şekeri gibi 1 tane eline tutuşturuyorsunuz. Bu mu?zaten millet sokağa çıkmıyor. Günlük 8 bin maskeden 1 tanesi bize niye düşmüyor.kullan at olan bu maskeleri 1 er adet dağıtarak siz neyi önleyeceksiniz.</p>
<p><a href="https://www.korfezgazete.com/reklam-tanitim/"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-64723 size-full" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim.jpg" alt="" width="728" height="90" srcset="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim.jpg 728w, https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim-300x37.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 728px) 100vw, 728px" /></a></p>
<h2><strong>SORMUŞUZ:</strong></h2>
<p>“Corona salgınından korunmanın en önemli yollarından biri maske takmak.</p>
<p>Dışarı çıkmak zorunda kaldığınızda taktığınız maskeyi nasıl temin ediyorsunuz?</p>
<p>Ptt?<br />
E-devlet?<br />
Belediye?<br />
Vefa grubu?<br />
Maskem yok.</p>
<h3><strong>Vatandaş yorum yapmış:</strong></h3>
<p>Nurettin Taç: Biz 70 yaşındayız bu sözler 1 ay önceden veildi ve yok yok yok yok hâlen yok yok yok hani eve kadar gelecekti?</p>
<p>Yavuz Kaan Ates: 5 nisan ptt siparişi var ama hala gelmedi. Maskem yok.</p>
<p>Ahmet Akkaş: Ptt başvurdum yok, Edevlet yok, Belediye watsap yok.</p>
<p>Emel Emel: Kendi paramızla aldığımız yıkanabilir maske şuan için başka imkan yok çünkü başka maske bulma imkanı yok başvurduk sonuç yok. Yani kısaca herkes başının çaresine baksın??</p>
<p>İsmet Salmanoglu: İsk belediyesine 2 defa adres bildirim verdik haber yok vaz caydık</p>
<p>Leyla Zorlu: Maskem yok, İllaki biryerlere baş vurmakmi lazım evlere dagitilsa iyi olur du</p>
<p>Tc Yıkıntı Hayat: 10 gun du basvuru yapali daha gelecek sozde calistigimiz yerler kapandi ona raenn parayla almak zorunda kaliyoruz hic bir yeraske dagitimi yapmiuor maleaef</p>
<p>Özlem Saçli: Bekletmeyin arkadaşlar virüs biter o zaman gelir belkiiiii</p>
<p>Hasan Genç: 1 hafta önce e devletten sipariş verdik korona bitmeden gelir inşallah</p>
<p>Berrin Hallumoğlu: Hiç bir yerden edemiyor malesef hepsi yok çekiyor</p>
<p>Ümit Kibritçi: Malesef maskem yok devlet bizede el uzatırsa bizde çok sevineceğiz</p>
<p>Ahmet Akkaş: Vallahi yarın iç çamaşırı satan bir yere gidecem neyse anlayan anladı??????????</p>
<p>Haci Vuruşkan: Hasanım benimki geldi darısı sana</p>
<p>Ahmet Keser: Hiçbiri. Ablam sağolsun</p>
<p>Gürcan Gökpinar: Tabi ki bütün müracaatlara rağmen hiçbir temin elde edemedik. Medikalcilerde de yok.</p>
<p>Ertan Şaşmaz: maskem yok</p>
<p>Yılmaz Donmez: Sağlık lisesi yapsın. Ey 15 li</p>
<h3><strong>İkincisi;</strong></h3>
<p>Ücretsiz maske dağıtımında sorunlar yaşandığını kabul eden cumhurbaşkanlığı sözcüsü, &#8220;<strong>bunu düzeltmek lazım. Yaşanan sorunları çözmek için çalışmalarımız sürüyor.</strong> <strong>Vatandaşlarımız müsterih olsunlar, kolay değil 82 milyon vatandaşımıza bu maskeleri ulaştırmak</strong>&#8221; demecinden.</p>
<p>Ben sadece yazdım..</p>
<p>Karar sizin..</p><p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/maskeler-insanimizi-degil-yetersizligimizi-maskeliyor/">Maskeler İnsanımızı Değil,  Yetersizliğimizi “Maskeliyor”</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.korfezgazete.com/maskeler-insanimizi-degil-yetersizligimizi-maskeliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnternette Güven Damgası!</title>
		<link>https://www.korfezgazete.com/internette-guven-damgasi/</link>
					<comments>https://www.korfezgazete.com/internette-guven-damgasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korfez Gazete Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Apr 2020 12:06:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şenay Toraman Yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[güven damgası]]></category>
		<category><![CDATA[internet alışverişi]]></category>
		<category><![CDATA[internetten alışveriş]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[şenay toraman yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Tüketici Hakları Derneği (THD)]]></category>
		<category><![CDATA[tüketiciler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.korfezgazete.com/?p=74989</guid>

					<description><![CDATA[<p>Merhaba değerli tüketiciler, İnternet Üzerinden Alışveriş Yapma Alışkanlığı Her Geçen Gün Daha Da Artıyor! Koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle yaşam biçimimiz oldukça köklü bir değişime uğrayarak 24 saatin neredeyse tamamını evde toplumdan izole bir şekilde geçirmeye başlar olduk. Yaşam biçiminde meydana gelen bu değişim, biz tüketicilerin alışveriş geleneğini de etkileyerek internet üzerinden alışveriş yapma alışkanlığının her [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/internette-guven-damgasi/">İnternette Güven Damgası!</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba değerli tüketiciler,</p>
<figure id="attachment_64371" aria-describedby="caption-attachment-64371" style="width: 300px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-64371 size-medium" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/tüketiçi-e1580543422938-300x242.jpg" alt="" width="300" height="242" /><figcaption id="caption-attachment-64371" class="wp-caption-text">İnternette Güven Damgası</figcaption></figure>
<h2><strong>İnternet Üzerinden Alışveriş Yapma Alışkanlığı Her Geçen Gün Daha Da Artıyor!</strong></h2>
<p>Koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle yaşam biçimimiz oldukça köklü bir değişime uğrayarak 24 saatin neredeyse tamamını evde toplumdan izole bir şekilde geçirmeye başlar olduk. Yaşam biçiminde meydana gelen bu değişim, biz tüketicilerin alışveriş geleneğini de etkileyerek internet üzerinden alışveriş yapma alışkanlığının her geçen gün daha da yüksek bir seviyeye ulaşmasına neden olmaktadır. Salgının bu konu üzerindeki etkisini saptamaya yönelik yapılan son araştırmalar da bunu doğrular niteliktedir.</p>
<h2><strong>İnternet (Sanal) Mağazalara Dikkat!</strong></h2>
<p>Salgının etkili olduğu bu durum nedeniyle tüketicilerin ihtiyaçlarını gidermek için yöneldikleri internet (sanal) mağazalarının tüketicilere güven vermesi daha da önemli bir konu konumuna gelmektedir. Zira içinde bulunduğumuz şu dönemde başta hijyen ve tıbbi malzeme ürünleri olmak üzere gıda, giyim vb. ürünlerin tüketicilere bekledikleri, beğendikleri gibi gelmeleri kısacası alışveriş yaptıkları sanal mecraların tüketicilere güven vermesi, bu sitelerin tercih edilmesinin en önemli nedenidir. Konunun önemini vurgulamak için şöyle bir örnek verilebilir: Virüs nedeniyle talep yoğunluğu olan maske siparişlerinde maske ile alakası olmayan ürünlerin tüketicilere gönderildiğine şahit olunmaktadır. Bu örneği başka ürün grupları için de verebiliriz.</p>
<h2><strong>’Elektronik Ticarette Güven Damgası Hakkında Tebliğ’’</strong></h2>
<p>Bahsi geçen güven unsurunun sağlanması kapsamında 6 Haziran 2017 ve 30088 sayılı Resmi Gazete’de Ticaret Bakanlığı tarafından yayınlanan ‘’ELEKTRONİK TİCARETTE GÜVEN DAMGASI HAKKINDA TEBLİĞ’’ ile bu konuya bir düzenleme getirilmiştir. Bu Tebliğ ile elektronik ticaret alanında ortam hizmeti ya da doğrudan hizmet veren firmaların uyması gereken güvenlik ve hizmet kalitesi standartlarının belirlenmesi amaç edinilmiştir. Asgari güvenlik ve hizmet kalitesi standartlarına uyan hizmet sağlayıcı ve aracı hizmet sağlayıcıya ‘’Güven Damgası’’ adı ile elektronik işaret verilmektedir.</p>
<p>Firmaların ‘’Güven Damgası’’ alma şartlarına bakıldığında, gerçekten tüketicilerin güvenilir bir şekilde alışveriş yapabilmelerinin sağlanmaya çalışıldığı görülmektedir. Bu şartlardan bazıları şöyledir:</p>
<p>a) Kişisel veri ve ödeme bilgisi içeren her türlü işlemin internet sitesi ve mobil sitede EV SSL, uygulamada SSL gibi güvenlikli altyapılar ile gerçekleştirilme,</p>
<p>b) Güven damgası başvurusunda bulunmadan en fazla üç ay önce ve her takvim yılı içinde en az bir defa, Türk Standartları Enstitüsü (TSE) tarafından onaylı güvenlik (sızma) testi yaptırarak gerekli önlemleri alma ve bu önlemlerin alındığına ilişkin doğrulama testi yaptırma;</p>
<p>c) İlgili kanunlar ve ikincil düzenlemeler ile elektronik ticaret ortamında satışı yasak olan ya da şarta bağlanan ürünlere ilişkin düzenleme ve idari kararlara uygun süreçler tasarlama;</p>
<p>ç) Elektronik ticaret ortamında çocukların fiziksel, zihinsel, ahlaki, psikolojik ve toplumsal gelişim özelliklerini olumsuz yönde etkileyebilecek içeriğe yönelik tedbirleri alma;</p>
<p>d) Elektronik ticarete konu malın stok bilgisi, içeriği, malzemesi, ölçüleri gibi özelliklerine, kullanımına ve varsa garantisine, teknik desteğine ve bunların kim tarafından sağlanacağına ilişkin detaylar ile gerçek boyutlarının anlaşılmasını mümkün kılan görselleri, tedarik, kargo ve teslimat süresi gibi hususları, sipariş alıcıya teslim edilinceye kadar siparişin durumu hakkında gerekli bilgileri ve kargo takip imkânını sunma ya da sunulmasına olanak sağlama;</p>
<p>e) Elektronik ticarete konu hizmetin kim tarafından sağlanacağı, kapsamı ve süresi gibi bilgileri sunma ya da sunulmasına olanak sağlama;</p>
<p>g) Alıcının siparişi hakkında bilgi alabilmesi, talep ve şikâyetlerini internet tabanlı iletişim yöntemlerinden en az biri ve telefon aracılığıyla iletebilmesi için müşteri hizmetleriyle iletişim imkânı sunma;</p>
<p>h) Talep ve şikâyetlerin etkin bir şekilde yönetilmesini, sonuçlandırılmasını ve konuya ilişkin alıcının bilgilendirilmesini sağlama;</p>
<p>şartlarını yerine getirmesi gerekmektedir.</p>
<p>Ayrıca önemli bir detay olarak yine güvenlik unsurunun sağlanması amacıyla Güven damgası almak isteyen hizmet sağlayıcı ve aracı hizmet sağlayıcı iflas etmiş ise itibarın iadesinin sağlanmış olması gerekir.</p>
<p>Ticaret Bakanlığı, Türkiye’deki tek güven damgası sağlayıcı olarak Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ni yetkilendirmiştir.</p>
<p>Üzerinde durulması gereken önemli bir husus da güven damgasının sadece alışveriş yapılacak ortamın belirlenen ilke ve standartlara uygun olduğuna işaret etmesidir. Yani sitedeki ürün ya da hizmetlerin nitelikleri güven damgası uygulamasından bağımsız olarak düşünülmelidir.</p>
<p>Güven damgası elektronik işaretinin verilme şartlarına bakıldığında, tüketicilerin internet alışverişleri nedeniyle yaşadıkları mağduriyetlerinin tekrarlanmaması ya da mağduriyet ihtimalinin önüne geçilmesi ve tüketicilerin muhatap bulma konusunda yaşadıkları sorunların engellenmesi resmi makamların sürece dâhil olması ile sağlanmaya çalışılmaktadır.</p>
<p>İnternet alışverişlerinin yoğunluğunun arttığı bu dönemde, sipariş verme aşaması ve teslimat sonrası yaşayabileceğimiz can sıkıcı durumları yaşamak istemiyorsak yazımızda bahsettiğimiz güven damgası işaretinin varlığına dikkat ederek alışveriş sitelerimizi tercih edebiliriz.</p>
<p>Not: Güven damgasına sahip olan siteleri ‘<a href="https://www.guvendamgasi.org.tr/">https://www.guvendamgasi.org.tr/</a>’’ adresinden öğrenebilirsiniz.</p>
<p>Etiketler: <a href="https://www.korfezgazete.com/internette-guven-damgasi/">güven damgası</a>, <a href="https://www.korfezgazete.com/?s=internet+al%C4%B1%C5%9Fveri%C5%9Fi">internet alışverişi</a>, <a href="https://www.korfezgazete.com/kose-yazilari/">köşe yazısı</a>, <a href="https://www.korfezgazete.com/?s=senay+toraman+y%C4%B1lmaz">Şenay toraman yılmaz</a></p><p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/internette-guven-damgasi/">İnternette Güven Damgası!</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.korfezgazete.com/internette-guven-damgasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Haram… Helal….</title>
		<link>https://www.korfezgazete.com/haram-helal/</link>
					<comments>https://www.korfezgazete.com/haram-helal/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korfez Gazete Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Apr 2020 09:27:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[haram]]></category>
		<category><![CDATA[helal]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[necati gündüz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.korfezgazete.com/?p=74638</guid>

					<description><![CDATA[<p>Adını anmaktan ar duyduğum bir milletvekili, başka bir partiye mensup belediyelerin verdiği yardımlardan yemenin haram olduğunu söylemiş.Ben burada siyaset yapmak niyetinde değilim çünkü bu siyaset üstü bir konudur. Bu insan olup olamama konusudur. Bu ülkemizin birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğu bir dönemde birliğe beraberliğe dinamit koyma konusudur. Hele ki bunu söyleyen milletin vekili! [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/haram-helal/">Haram… Helal….</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Adını anmaktan ar duyduğum bir milletvekili, başka bir partiye mensup belediyelerin verdiği yardımlardan yemenin haram olduğunu söylemiş.Ben burada siyaset yapmak niyetinde değilim çünkü bu siyaset üstü bir konudur. Bu insan olup olamama konusudur. Bu ülkemizin birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğu bir dönemde birliğe beraberliğe dinamit koyma konusudur. Hele ki bunu söyleyen milletin vekili! İse, Çürümüşlüğün boyutunun ne kadar feci olduğu konusudur.</p>
<figure id="attachment_69000" aria-describedby="caption-attachment-69000" style="width: 400px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-69000" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2020/02/necati-hoca-yeni-1-300x119.jpg" alt="" width="400" height="159" srcset="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2020/02/necati-hoca-yeni-1-300x119.jpg 300w, https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2020/02/necati-hoca-yeni-1.jpg 527w" sizes="auto, (max-width: 400px) 100vw, 400px" /><figcaption id="caption-attachment-69000" class="wp-caption-text">Haram… Helal….</figcaption></figure>
<p>Kinden ve nefretten beslenen her kim var ise hem imanını hemde insanlığını sorgulamalıdır. Çünkü Hz. Muhammed’e (saav) ümmet olduğunu söyleyen bu zevat belli ki peygamberi hiç tanımamış ve belli ki merak bile etmemiştir…</p>
<p>Rasûlullah, zaman zaman Yahudilerin meselelerini görüşüp Tevrat okudukları Beytü&#8217;l-Midras&#8217;ta onları ziyaret etmekteydi (EbûDavud, “Hudud”, 26). Önünden geçen Yahudi cenazelerine saygı gösterip ayağa kalkmış ve bunu Müslümanlara da tavsiye etmiştir (Buharî, “Cenaiz”, 50; EbûDavud, “Cenaiz”, 47) Hz. Peygamber kendisine sıkça uğrayan bir Yahudi çocuğunu hastalandığında ziyaret ederek memnun etmişti (EbûDavud, “Cenaiz”, 5) O (saav) yakın komşunun öncelikli olduğunu ifade ederken, <em>&#8220;Komşu Yahudi de olsa öncelik hakkı bulunur.&#8221; </em>buyurmuştur. (Abdurrezzak b. Hemmam, Musannef, VIII, 84) Medine&#8217;de gerek Hz. Peygamber gerekse sakibe Yahudilerle ticari ilişkide bulunmuşlardır. Nitekim Hz. Peygamber, bedelini daha sonra ödemek üzere bir Yahudi&#8217;den zahire satın almış ve karşılığında zırhını rehin bırakmıştı (Buharî, “Buyu”, 14) Bazı sahabiler Yahudilerle ticari ilişkilere girerek borçlu kalmış ve bu konuda Hz. Peygamber&#8217;den yardım istemişlerdir (buhari ‘’buyu’’ 14). Hz Ali (kv) nin evinde yiyecek birşeyin olmadığı birgün, Hz Fatıma (sa) annemizin isteği ile yahudi bir komşusundan bir tabak arpa istediği ve aldığı bilinir. Bu tür örnekleri arttırmak mümkündür ama değmeyen’e, sevgiyi iyiliği anlamayana cümle kurmaktan vazgeçesi geliyor insanın.</p>
<p>Hz Muhammed’in irtihalinden hemen sonra başlayan bu uyduruk fetva hastalığı olsa olsa kibir’in, doyumsuzluğun, şirk’in ve küfür’ün ürünü olabilir. Heleki insanlar arasında ayrışma, ötekileştirme fitne ve kulu kula kul etmeye hizmet ediyorsa, şeytana payanda olmaktan başka hiçbir anlam taşımadığı aşikar dır. Işte bu yüzden 1400 yıl önce belirlenen kuralları hala tartışır dururuz.Çünkü kuranı başımızın üstünde taşırken ahkamını ayaklarımız ile çiğniyoruz.</p>
<p>Kuranın haram kıstaslarını şu ayetlerde bulabiliriz…</p>
<p><strong>De ki: “Gelin size Rabbinizin neleri haram kıldığını okuyayım: O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın, anne babaya iyilik edin, yoksulluk endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. -Sizin de, onların da rızıklarını biz vermekteyiz- Çirkin kötülüklerin açığına ve gizliolanına yaklaşmayın. Hakka dayalı olma dışında, Allah’ın (öldürülmesini) haram kıldığı kimseyi öldürmeyin. İşte bunlarla size tavsiye (emr) etti; umulur ki akıl erdirirsiniz.”Enam 151.</strong></p>
<p><strong>De ki: “Rabbim ancak, açık ve gizliçirkin işleri, günahı, haksız saldırıyı, hakkında hiçbir delil indirmediği herhangi birşeyi Allah’a ortak koşmanızı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.”Araf 33.</strong></p>
<p><strong>Tabi bu sadece bizde yok dini sermaye olarak kullanan her inançtan kişide  bu hastalık vardır. “Eşcinseller için ilahı bir ceza” olarak nitelendiren İsrail Sağlık Bakanı, koronavirüse yakalandı. ne halt etmişse artık </strong><strong>J</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-74639" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2020/04/necati-289x300.png" alt="" width="400" height="415" srcset="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2020/04/necati-289x300.png 289w, https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2020/04/necati.png 609w" sizes="auto, (max-width: 400px) 100vw, 400px" /></p>
<p>Tablo <a href="http://www.19.org">www.19.org </a>sitesinden alınmıştır.</p>
<p>Unutulmamalı ki Her insan bir yağmur tanesi gibidir. Ve istisnasız her yere düşebilir. Kimi çamura, kimi mezbeleye, kimi denize  kimi gül yaprağına düşer.İnsanın dili onun nereye düştüğünün en güzel göstergesidir.</p><p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/haram-helal/">Haram… Helal….</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.korfezgazete.com/haram-helal/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Serkan Topal: &#8220;Hatay&#8217;ı Taşıyan Adam&#8221;</title>
		<link>https://www.korfezgazete.com/serkan-topal-hatayi-tasiyan-adam/</link>
					<comments>https://www.korfezgazete.com/serkan-topal-hatayi-tasiyan-adam/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korfez Gazete Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2020 13:36:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[İRFAN OSMAN HATİPOĞLU]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.korfezgazete.com/?p=71276</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemiz önemli süreçten geçiyor. Suriye iç savaşı ve hükümetin İdlib’te seçimini savaştan yana yapması Hatay’ı önemli kıldı. Akil adamlar, kamu yöneticileri, siyasi önderler yerel düzeyde ağır bir sınavdan geçiyor. Bunların büyük bölümünün sınavı başarılı verdiğini söyleyemeyiz. Ama açık ara görevini yapanı söyleye biliriz. CHP Hatay milletvekili Serkan Topal… Devam eden savaşa karşı, kentte barışın bozulmaması [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/serkan-topal-hatayi-tasiyan-adam/">Serkan Topal: “Hatay’ı Taşıyan Adam”</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemiz önemli süreçten geçiyor. Suriye iç savaşı ve hükümetin İdlib’te seçimini savaştan yana yapması Hatay’ı önemli kıldı. Akil adamlar, kamu yöneticileri, siyasi önderler yerel düzeyde ağır bir sınavdan geçiyor. Bunların büyük bölümünün sınavı başarılı verdiğini söyleyemeyiz. Ama açık ara görevini yapanı söyleye biliriz. CHP Hatay milletvekili Serkan Topal… Devam eden savaşa karşı, kentte barışın bozulmaması için büyük emek harcıyor. Sorunun yaşandığı, sorun çıkabilecek her yerde kendisini görüyoruz. Çözümler ürettiğini biliyoruz.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-63100" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/HATİPOĞLU-KÖŞE-300x248.jpg" alt="" width="400" height="331" /></p>
<p>Serkan Topal yaşanmakta olan tarihsel süreçte görevini/yükümlülüklerini tam yaptığını düşündüğüm siyasetçi/devlet adamı. Sayın Topal bu çabaları ile yakından tanıdığımız kasıntı yerel politikacıların “sır’ını döktü. Ön yargısız, ayrıştırmadan kenttin insanlarını kucaklıyor. Dolaştığımız yerlerde, yaptığımız kahvehane söyleşilerinde ayrıntısız (hangi partiye gönül verirse versin) Serkan Topal’a ilgi çok yüksek, saygı, sevgi üst nokta da. Sayın Topal’ın bu davranışı siyaset tüccarlarına, tüccar terzilere çok rahatsız ediyor. Ama biz yurttaşlar olarak çok mutluyuz.</p>
<p>Serkan Topal’ın oluşturmaya çalıştığı yeni siyaset/siyasetçi anlayışının CHP’ne olumlu katkısı çok büyük. CHP ile barışık olmayan, partiye karşı ön yargısı olan seçmen kitlesine “CHP anlatıldığı gibi” değilmiş sözünü çok söyletiyor. Çünkü seçmenler, her zaman CHP’li politikacılara seçkinci yaklaşmıştır. Ruhlarının bir biriyle örtüşmediğini hissetmişlerdir.  Serkan Topal davranışlarıyla, seçmenlerdeki bu izlenimi yıktı. Halkçı politik anlayışı, davranışı yansıttığından çok seviliyor/ilgi görüyor. Partiyi yandaş kazandırıyor. Partinin geleneksel seçmeni dışında kalanların ilgisini çekmesinin yolunu açıyor.</p>
<p><a href="https://www.korfezgazete.com/reklam-tanitim/"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-64723 size-full" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim.jpg" alt="" width="728" height="90" srcset="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim.jpg 728w, https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim-300x37.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 728px) 100vw, 728px" /></a></p>
<p>Sayın Topal’ın katkısı bununla sınırlı değil. Hatay CHP içinde de ayrışmayı engelleyen önemli bir siyasetçi.</p>
<p>CHP tarihi parti içi ayrışmalarla doludur. Bugünde bu ayrışma çok büyüt boyutlara ulaşmış durumda. Gruplaşmaların nasıl kitlesel hale getirildiğini, derinleştiğini kongre sürecinde gördük. Partide bir ayrışma yaşanmadıysa bu Sayın Topal’ın çabaları sonucudur.</p>
<p>Sayın Topal meclis çalışmaları dışında, Hatay’da bulunduğu sürelerde, tüm zamanını, enerjisini parti çalışmalarını veriyor. Ulaşmadığı, elini sıkmadığı partili yok. Sorunlarını dinliyor. Çözüm üretmek için çaba harcıyor. CHP’ni ülke düzeyinde yakından izleyen, başarısı için dönem dönememek harcayan bir yurttaş olarak isteğim, her ilde Serkan Topal gibi milletvekillerin olmasının önü açılmasıdır.</p>
<p>Hataylılar ve CHP’ne gönül verenler olarak Serkan Topal’ı hak ettiği yeri taşımalıyız. Bunu yapamazsak diğer vekillerin (parti farkı gözetmeden) performansına katkı yapmamış,klasik/kaşarlanmış politikacılara pirim vermiş, cesaretlendirmiş oluruz. Bunu ne Hatay, ne de ülke hak ediyor.</p>
<p>Yanındayız Serkan Topal. Birlikte yürümeye devam.</p><p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/serkan-topal-hatayi-tasiyan-adam/">Serkan Topal: “Hatay’ı Taşıyan Adam”</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.korfezgazete.com/serkan-topal-hatayi-tasiyan-adam/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ali Tekten Hesap Vermelidir…</title>
		<link>https://www.korfezgazete.com/ali-tekten-hesap-vermelidir/</link>
					<comments>https://www.korfezgazete.com/ali-tekten-hesap-vermelidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korfez Gazete Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Feb 2020 15:03:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[AHM ortaklarından Ali Tekten]]></category>
		<category><![CDATA[erdal yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.korfezgazete.com/?p=69912</guid>

					<description><![CDATA[<p>AHM ortaklarından Ali Tekten‘in sosyal medya hesabından yaptığı daha sonrada kaldırdığı paylaşımlar sonrası ortalık derin bir sessizliğe büründü. Körfez Gazetesi’nin de haberleştirdiği açıklamalar, gündeme bomba gibi düşmüştü. Ali Tekten‘in açıklamalarından sonra gözler yetkililere çevrilmişti. &#160; AHM’de sürdüğü iddia edilen bir dizi görüşmelerden sonra Ali Tekten’in Facebook hesabından paylaştığı iddialarını kaldırması ortalığın “Sulh” olduğu gibi algılanıyor. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/ali-tekten-hesap-vermelidir/">Ali Tekten Hesap Vermelidir…</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AHM ortaklarından Ali Tekten</strong>‘in sosyal medya hesabından yaptığı daha sonrada kaldırdığı paylaşımlar sonrası ortalık derin bir sessizliğe büründü.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-66488" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2020/01/köşe-1-300x259.jpg" alt="" width="400" height="345" /></p>
<p><a href="https://www.korfezgazete.com/">Körfez Gazetesi</a>’nin de haberleştirdiği açıklamalar, gündeme bomba gibi düşmüştü. Ali Tekten‘in açıklamalarından sonra gözler yetkililere çevrilmişti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>AHM’de sürdüğü iddia edilen bir dizi görüşmelerden sonra Ali Tekten’in Facebook hesabından paylaştığı iddialarını kaldırması ortalığın “Sulh” olduğu gibi algılanıyor.</p>
<p>AHM ortakları arasında şu veya bu şekilde bir &#8220;Sulh&#8221; tesis edilmiş olabilir.</p>
<p>Ali Tekten ya da diğer ortaklar muradına ermiş olabilir.</p>
<p>Peki bu&#8221; Sulh&#8221; kamuoyu, belediye yetkililerini adli makamları için yeter mi?</p>
<p>Yetmez..</p>
<p>Yetmemeli…</p>
<p>Kanımca iddialar hem belediye yönetimince incelenmeli ve hem de aydınlatılmalıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Aydınlatılmalıdır… Çünkü başta kurumsal kimliği ile İskenderun Belediye Başkanlığı o dönemin belediye başkanı yine o dönemin onlarca memuru zan altında kalmıştır.</p>
<p>Aydınlatılmalıdır&#8230; Çünkü AHM’den konut satın alan insanların aklı karışmıştır.</p>
<p>Aydınlatılmalıdır… Çünkü belki de masum olan bazı işadamları Payas’ta naylon fatura ticareti yapmakla suçlanmıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Aydınlatılmalıdır&#8230; Çünkü AHM’nin diğer ortakları kendi şirketine faturalama gibi suçlarla töhmet altında bırakılmıştır.</p>
<p>Aydınlatılmalıdır… Çünkü ilgili yapı denetim şirketi töhmet altındadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Aydınlatılmalıdır&#8230; Çünkü “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan yetkili firma tarafından düzenlendiği iddia edilen ‘Takip Kontrol Raporu’da SAHTEDİR!!!” iddiası ile bakanlık töhmet altındadır.</p>
<p>Özetle;</p>
<p>Bu Ali Tekten’in yaptığı itiraflar ve ortaya attığı iddialar ciddi suç unsurları içermektedir.</p>
<p>Ali Tekten beyanlarında can ve mal güvenliği olmadığını söylemektedir. Bu beyan bile bu iddiaların adli makamlarca ciddiye alınmasını göstermektedir.</p>
<p>Bu itiraf ve iddialar başta adliye mensupları olmak üzere, devletin tüm ilgili kuruluşlarınca ciddi bir şekilde incelenmesi bir zorunluluk haline gelmiştir.</p>
<p>Bu yapılmaz ise bu kurum ve kuruluşlar zan altında kalırlar.</p>
<p>Böyle bir sonucu hiç kimse istemez elbette…</p>
<p>Ancak “AHM’de varılan &#8220;SULH&#8221; bazı yetkililerin görevini yapmasını engel olabilir” diye uyarayım istedim.</p>
<p>Olaya sadece ortaklar arası bir anlaşmazlığın dışa vurumu diye bakanlar olabilir…</p>
<p>Bu olay bu noktayı çoktan aşmıştır.</p>
<p>Ortada ciddi suçlamalar vardır ve bunlar muhakkak soruşturulmalıdır.</p>
<p>Ben kendi adıma soruşturmaya başladım bile…</p>
<p><a href="https://www.korfezgazete.com/reklam-tanitim/"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-64723 size-full" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim.jpg" alt="" width="728" height="90" srcset="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim.jpg 728w, https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim-300x37.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 728px) 100vw, 728px" /></a></p>
<p>Kamuoyuna açık bir şekilde bazı soruların yanıtını aramak amacıyla şu soruları soruyorum;</p>
<p>Ali Tekten’in paylaşımlarının üzerinden gecen bunca güne rağmen adli bir soruşturma başlatılmış mıdır?</p>
<p>Keza ciddi ithamlara maruz kalan İskenderun Belediyesi bir soruşturma inceleme başlatmış mıdır?</p>
<p>Basın savcılığı gazetede çıkan haberlerle ilgili olarak bir işlem başlatmış mıdır?</p>
<p>Kısacası Ali Tekten yalnız AHM ortakları değil, iddia ve iftiraları ile ilgili olarak hesap vermelidir…</p>
<p>Ali Tekten ya iddialarını ispatlamalıdır…</p>
<p>Aksi taktirde onlarca insanın vebalini taşıyacaktır.</p>
<p>Bunun da yolu Ali Tekten ile ilgili bir soruşturmanın açılmasıdır.</p>
<p>Kamuoyunun beklentisi bu yöndedir.</p>
<p>Benim de beklentim Ali Tekten’in aşağıda sıralanan iddia ve itirafları konusunda ilgili mercilere hesap vermesidir;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“1- Hatay ili İskenderun ilçesi Aşkarbeyli mıntıkası 2539 ada 1 no’lu parsel ile 2540 ada 1 no’lu parsellerde yapılan inşaatlar Yapı Kullanma İzin Belgesi alındığı tarihlerde henüz bitmemiş, Yapı Kullanma İzin Belgesi düzenlenecek seviyede inşaatlar değildir.</p>
<p>2- Hatay ili İskenderun ilçesi Aşkarbeyli mıntıkası 2539 ada 1 no’lu parsel ile 2540 ada 1 no’lu parsellerde yapılan inşaatlar için 16.05.2013 tarih 3/28/128 ve 16.05.2013 3/26/126 no’lu inşaata ait Yapı Ruhsatları 3194 sayılı İmar Kanunu’nun ilgili maddeleri uyarınca Beş (5) yıl süre sonunda yenilenmeyince yapılar ruhsatsız hale gelmektedir. Bu nedenle Hatay ili İskenderun ilçesi Aşkarbeyli mıntıkası 2539 ada 1 no’lu parsel ile 2540 ada 1 no’lu parsellerde yapılan inşaatlar için İskenderun Belediyesi’nden 24.01.2019 tarih ve 9 no’lu, 26.02.2019 tarih ve 28 no’lu Yapı Kullanma İzin Belgeleri bu süre sonunda yani 5 yıl süre geçtikten sonra, yapılar ruhsatsız hale geldiğinden ‘Yapı Kullanma İzin Belgeleri’ de hükümsüzdür.</p>
<p>3- Hatay ili İskenderun ilçesi Aşkarbeyli mıntıkası 2539 ada 1 no’lu parsel ile 2540 ada 1 no’lu parsellerde yapılan inşaatlar için İskenderun Belediyesi’nden 24.01.2019 tarih ve 9 no’lu, 26.02.2019 tarih ve 28 no’lu Yapı Kullanma İzin Belgeleri üzerinde imzaları olan Proje Müellifi Mimar ve Mühendislerin imzaları kendilerine ait olmayıp, onların gıyabında sahte olarak düzenlenmiştir.</p>
<p>4- Yapı Kullanma İzin Belgesi düzenlenebilmesi için gerekli olan yapıdaki mevcut 20 adet asansör için sunulan ‘Onaylı Asansör Projeleri, Asansör montaj ve proje bedeli olarak düzenlenen Fatura” SAHTEDİR!!!. Yine asansör kontrolü amaçlı hazırlanan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan yetkili firma tarafından düzenlendiği iddia edilen ‘Takip Kontrol Raporu’da SAHTEDİR!!!</p>
<p>Bakanlık kayıtları incelendiğinde bu tarihte hazırlanmış bir rapor bulunmadığı görülecektir.</p>
<p>5- AHM İnşaat Tic. Ltd. Şti’nin 1/3 hissedarı olarak, diğer hissedar ortaklarıma yukarıda izah ettiğim konularda hukuksuzlukları ve yanlışlıkları söylemiş olmakla diğer ortaklarımın hasmane tavırlarına ve tehditlerine maruz kalmış bulunmaktayım. Maddi-Manevi zararlarım gerçekleşeceği gibi, can ve mal güvenliğim bulunmamaktadır. İlgili konularda İskenderun Belediyesi’nin Yapı Kullanma İzin Belgesi’ni düzenleyen ilgilileriyle, Yapı Denetim Firması’nın yetkililerinin görevlerini kötüye kullanarak suç işlediklerini düşünmekteyim.”</p><p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/ali-tekten-hesap-vermelidir/">Ali Tekten Hesap Vermelidir…</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.korfezgazete.com/ali-tekten-hesap-vermelidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tüketiciler, Nasıl Bir Belediyecilik ve Nasıl Bir Belediye Yönetimi İstiyor?</title>
		<link>https://www.korfezgazete.com/tuketiciler-nasil-bir-belediyecilik-ve-nasil-bir-belediye-yonetimi-istiyor/</link>
					<comments>https://www.korfezgazete.com/tuketiciler-nasil-bir-belediyecilik-ve-nasil-bir-belediye-yonetimi-istiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korfez Gazete Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Feb 2020 11:16:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tükenmeden Tüketmek İçin]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[şenay toraman yılmaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.korfezgazete.com/?p=68132</guid>

					<description><![CDATA[<p>Belediyeler, en basit tanımıyla halkın – tüketicilerin güncel sorunları ile kentsel sorunların çözümüne ilişkin doğrudan görevleri ve sorumlulukları olan kamu kuruluşlarıdır. Bilindiği gibi, belediye başkanı ve belediye meclis üyeleri halkın oylarıyla seçilirler. Bugünkü belediyeler ve belediye yönetimlerine ilişkin sorulması gereken sorular: Belediye başkanı ve belediye meclis üyelerinin, gerçekten tam bir demokratik anlayış ile halk tarafından [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/tuketiciler-nasil-bir-belediyecilik-ve-nasil-bir-belediye-yonetimi-istiyor/">Tüketiciler, Nasıl Bir Belediyecilik ve Nasıl Bir Belediye Yönetimi İstiyor?</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Belediyeler, en basit tanımıyla halkın – tüketicilerin güncel sorunları ile kentsel sorunların çözümüne ilişkin doğrudan görevleri ve sorumlulukları olan kamu kuruluşlarıdır. Bilindiği gibi, belediye başkanı ve belediye meclis üyeleri halkın oylarıyla seçilirler.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-68137" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2020/02/SENAY-TORAMAN-YILMAZ-300x154.jpg" alt="" width="400" height="205" /></p>
<p>Bugünkü belediyeler ve belediye yönetimlerine ilişkin sorulması gereken sorular:</p>
<p>Belediye başkanı ve belediye meclis üyelerinin, gerçekten tam bir demokratik anlayış ile halk tarafından seçildiği söylenebilir mi?<br />
Seçilen belediye başkanı ve meclis üyelerinin istisnalar dışında gerçekten kent halkının yararına hizmet verme, kent halkının sorunlarını çözme, kenti insanca yaşanabilir bir duruma getirme amacına, düşüncesine ve bilincine sahip olduklarını söyleyebilir miyiz?</p>
<p>Belediyeler ile ilgili yasal mevzuatın gerçekten,<br />
Belediye başkanı ve belediye meclis üyelerinin tam bir demokratik anlayış ile seçilebilmesini,<br />
Kentli halkın yararına ve kent halkının sorunlarına çözüm bulmak ve kentlerin insanca yaşanabilir bir duruma getirilmesini sağlayabilecek bir öze ve içeriğe sahip olduğu söylenebilir mi?<br />
Belediyeler ile ilgili yasal mevzuatta halk yararına olduğu söylenebilecek hükümlerin tam olarak uygulanabildiğini söyleyebilir miyiz?<br />
Belediye yönetimlerinin merkezi yönetim ( hükümet ya da ülke yönetimini elinde tutan siyasi güç – siyasi otorite), valilikler, kaymakamlıklar ile birlikte kentli halk yararına ve kent halkı için ortak bir anlayış ve uyum içerisinde oldukları söylenebilir mi?<br />
Aynı siyasi anlayış ve ayni siyasi partiden olmayan belediye yönetimleri – belediye başkanları, meclis üyeleri ve merkezi yönetimler arasında bir uyum, ortak bir anlayış ve tutum yoksa kent halkının sorunlarına etkin çözümler bulunabilir mi?</p>
<p>Bir kentte, gerek ilin gerekse ilçelerin kentsel sorunları ile kent halkının yaşadığı sorunların çözümü bir dayanışmayı, birlikteliği ve ortak bir anlayışı gerektirmektedir. Eğer, kentteki il ve ilçe belediye başkanları ve yönetimleri aynı siyasi partiden ya da ortak bir anlayış ve uyum içerisinde olmazlarsa ilin ve ilçelerin kentsel sorunları ile halkın sorunları tam olarak çözülebilir mi?<br />
Kentsel hizmetlerde ve belediyelerin uygulamalarında halkın – tüketicilerin görüş ve önerileri alınıyor mu ya da iradeleri bu uygulamalara ve kararlara yansıyor mu?</p>
<p>Belediye başkanlarının ve yönetimlerinin, kente ve kent halkına ilişkin uygulamalarda demokratik kitle örgütleriyle ortak çalışmalar yaptıkları, alınan kararlara demokratik kitle örgütlerinin iradelerinin yansıdığı söylenebilir mi?</p>
<p>Belediyelerin basitçe görev ve sorumluluklarını şu şekilde sıralayabiliriz:</p>
<p>-Kentlilerin – tüketicilerin içilebilir ve yeterli su ve ulaşıma ucuz ya da ücretsiz ulaşabilirliklerinin – erişebilirliklerinin sağlanması<br />
-Çevre temizliği ve sağlığı<br />
-Doğal kaynakların korunması, yeşil alanların oluşturulması ve geliştirilmesi<br />
-Park ve bahçelerin oluşturulması ve geliştirilmesi<br />
-Kentlilerin sağlıklı gıda – beslenme gereksinimlerinin sağlanması<br />
-Düzgün – planlı ve yaşanabilir bir kentleşmenin ve buna uygun olarak görselliğin sağlanması ( çirkin betonlaşmanın, çarpık -kentleşmenin, yüksek binaların, tabela kirliliğinin, vb. olmaması)<br />
-Çaresiz – yoksul ve gereksinimlerini giderme olanağı olmayan kentli halkın sorunlarının çözümü<br />
-Sanat, kültür, spor etkinliklerinin sağlanması, geliştirilmesi, desteklenmesi ve özendirilmesi<br />
-Kent içinde faaliyet gösteren özel ya da kamu ticari her kuruluşun ve satılan şeylerin temizliğinin, sağlamlığının, fiyat tarifelerinin ve çalışma düzeninin sağlanması</p>
<p>Sözü edilen görev ve sorumluluklar 3.4.1930 tarihinde yayınlanan 1580 sayılı Belediyeler Kanununda çok daha detaylı ve kapsamlıydı. Ancak, bu Yasa daha sonra iptal edildi. 10.7.2004 tarihinde yayınlanan 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile 3.7.2005 tarihinde yayınlanan 5393 sayılı Belediye Kanunu, belediye hizmetlerinin özelleştirilmesine, taşeronlaştırılmasına neden olmuştur. Belediyelerin sözü edilen görev ve sorumluluklarına ilişkin şu soruyu sorabiliriz: 5216 ve 5393 sayılı kanunlar ile değiştirilen imar kanunu halk yararına mı yoksa özel sektör ve sermaye yararına uygulanmaktadır?</p><p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/tuketiciler-nasil-bir-belediyecilik-ve-nasil-bir-belediye-yonetimi-istiyor/">Tüketiciler, Nasıl Bir Belediyecilik ve Nasıl Bir Belediye Yönetimi İstiyor?</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.korfezgazete.com/tuketiciler-nasil-bir-belediyecilik-ve-nasil-bir-belediye-yonetimi-istiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
