<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>köşe | Körfez Gazetesi</title>
	<atom:link href="https://www.korfezgazete.com/tag/kose/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.korfezgazete.com</link>
	<description>1950&#039;den bugüne tarafsız haber, objektif yorum</description>
	<lastBuildDate>Sat, 30 Oct 2021 09:20:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>
	<item>
		<title>Garip Turunç Yazdı: Mutsuz</title>
		<link>https://www.korfezgazete.com/garip-turunc-yazdi-mutsuz/</link>
					<comments>https://www.korfezgazete.com/garip-turunc-yazdi-mutsuz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korfez Gazete Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Oct 2021 09:20:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[endişe]]></category>
		<category><![CDATA[gündem]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[köşe]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[mutsuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[türk toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.korfezgazete.com/?p=117838</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aylardır her yazımın zemininde yahut tonunda “Türkiye toplumsal kutuplaşmadan, zıtlaşmadan, korkudan, kötü günlerden geçiyor” melodisi eski bir plağın mecalsiz sesi gibi tekrar edip duruyor. &#160; Yazı yolunda yürüse de yürümese de arkada o lanet cızırtı kesilmiyor. “Dönülmez akşamların ufkundayız”. Doğruları ve gerçekleri bıkmadan usanmadan savunmak, haykırmak, yazmak zorundayız. &#160; Yanlış değil mamafih… Türkiye hakikaten gittikçe [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/garip-turunc-yazdi-mutsuz/">Garip Turunç Yazdı: Mutsuz</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone wp-image-117839" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2021/10/garip-150x150-1.png" alt="" width="400" height="400" /></p>
<p>Aylardır her yazımın zemininde yahut tonunda “Türkiye toplumsal kutuplaşmadan, zıtlaşmadan, korkudan, kötü günlerden geçiyor” melodisi eski bir plağın mecalsiz sesi gibi tekrar edip duruyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yazı yolunda yürüse de yürümese de arkada o lanet cızırtı kesilmiyor. “Dönülmez akşamların ufkundayız”. Doğruları ve gerçekleri bıkmadan usanmadan savunmak, haykırmak, yazmak zorundayız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yanlış değil mamafih… Türkiye hakikaten gittikçe kötü günlerden geçiyor. Kutuplaşma, toplumsal gerilim, empati eksikliği olduğu aşikardır. Yüzler gergin, sesler boğuk, eller soğuk, gönüller donuk! AKP&#8217;li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın İYİ Parti Meral Akşener&#8217;e <em>&#8220;Daha neler olacak, neler. Bunlar iyi günler&#8221;</em> sözlerinden sonra CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu&#8217;na yönelik Çubuk&#8217;taki linç girişiminin görüntülerini tekrar gösterdiği grup toplantısına işaret eden Genel Başkan Yardımcısı Ağbaba, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlama etkinliklerine katılmak üzere gittiği Çorum&#8217;da partisinin il başkanlığında basın toplantısında, Erdoğan&#8217;ın Kılıçdaroğlu&#8217;nu hedef gösterdiğinin altını çizerek  şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>&#8220;Bu ülkede Türkeş, Erbakan, Demirel, Menderes, İnönü, Mesut Yılmaz, Çiller geldi ama bu kadar seviyesiz, kendi iktidarı için ülkeyi yakmaktan dahi çekinmeyen bir siyasetle ilk kez karşılaşıyoruz. Resmen bir iç savaş, Kemal Kılıçdaroğlu&#8217;na saldırı çağrısı var… İktidarda kalmak için her yolu mubah sayan siyasetle karşı karşıyayız. Adete mafya babası gibi, çete lideri gibi biriyle karşı karşıyayız ancak biz onun bu sözlerine alet olmayız. Bir çatışma çıkararak, kaos yaratarak bir seçim hesabı var. Ona da alet olmayacağımızı söylemek istiyoruz ama ondan da korkmuyoruz.”</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Diyor ya Türk edebiyatındaki ilk siyasetnameyi yazan Yusuf Has Hacib (1017-1077): <em>“Yaşam zorlaştı, endişe çoğaldı; hırs ve tamah arttı, sevinç azaldı.” </em>Kaldı ki birkaç ay değil, sadece salgın yüzünden değil veya sadece ekonomi kötü olduğu için de değil. Yıllardır ve neredeyse her meselede kötüye gidiyor. Bir tatsızlık iklimi, keyfsizlik, mutlusuzluk, tedirginlik vesaire. Gücü kullanıp bölende, kutuplaştıranda, zıtlaştıranda, eziyet edende, kötülüğü koruyup büyüten de mutsuz, onun yandaşı da mutsuz ve tabi mağdur olan da… Salgından misal olsun, mutlusuzluk ta, korku da bulaşıcı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“İnsanların çoğu sevmekten korkuyor, kaybetmekten korktuğu için. Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için. Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için. Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğin değerini bilmediği için. Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için. Ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için” diyen Shakespeare’in bir öyküsü bugünü de anlatır:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Korkusundan devamlı endişe içinde yaşayan bir fare vardır. Büyücünün biri fareye acır ve onu bir kediye dönüştürür. Fare, kedi olmaktan son derece mutlu olacağı yerde, köpekten korkmaya başlar. Büyücü bu kez onu bir kaplana dönüştürür. Kaplan olan fare, avcıdan korkmaya başlar. Büyücü bakar ki ne yaparsa yapsın farenin korkusunu yenmeye olanak yok. Onu eski haline döndürür ve ‘Sen korkak birisin. Sende sadece bir farenin yüreği var. O yüzden ben sana yardım edemem’ der.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bağnaz lığın ürünü olan totaliter korku düzenlerinde tek güç, her şeyi bilen, her şeye karar veren liderdir. Sürekli düşman yaratılır, korku artırılır. Korkarak yaşayan insan mutsuzlukla, kaygıyla dolar. Toplum, düşünmeyen bir yığına dönüşür. “Ya başıma bir şey gelirse!” kuşkusuyla dolan insanlar sormaya, öğrenmeye korkar, birbirine “Kendine dikkat et!” der.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bugün de toplumun büyük bölümü mutsuz, tedirgin, korku ve endişeyle dolu. İnsanlar, düşündüklerini söylemekten hatta düşünmekten korkar durumda.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hakikati söylemekten kaçınmak, çekinmek, korkmak devrini yaşıyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Küçücük bir serzeniş yüzünden bile tüm hayatının karartılabileceğini sezen insanların gerçek duygularını, şikâyetlerini, eleştirilerini sansürsüzce telaffuz edemiyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ederlerse anında pişman oldukları, kendileri pişman olmazlarsa hızla pişman edildikleri bir ülkede yaşıyorsunuz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>SİNDİRİLMİŞ TOPLUM</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Geçenlerde muhalefetten bir siyasetçinin şu lafı ettiğini duydum:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Bu millet susuyorsa, asaletindendir&#8230;”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hayır efendim. Bu işin “asalet”le filan izah edilebilecek bir tarafı yoktur. Bu millet susuyorsa, sindirilmişliğinden ve korkutulduğundandır. Belki de bu sebeplerle hayata karışma ve insanlarla ilişkiler konusunda yabanî, tedirgin, hatta acemiler… Cemil Meriç’in; “Ve kitaptaki insanları sokaktakilerden daha çok sevdim.” cümlesi tam da bunu, aydınların dünya karşısındaki tavrını dile getiriyor. Bu pratik hayata ‘dahil olamama’ durumu Tanpınar’ın “Ne içindeyim zamanın ne de büsbütün dışında” mısraında da görülmekte. Düşünün! Yaşanan hayatın ne içine girebiliyor, ne de dışına çıkabiliyorsunuz. Tam bir eşikte kalma, bir ikilem, tedirginlik, yabanilik, uyumsuzluk ve yalnızlık hâli…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İsviçreli yazar Hermann Hesse’nin ünlü “Bozkırkurdu” (Fr. : Le Loup des steppes) romanını bilirsiniz, okurken günümüzdeki/toplumumuzdaki aydınların gittikçe ne kadar ‘bozkırkurdu kompleksi’ne kapıldıklarını hatırlatıyor. Romanın başkahramanı Harry Haller’i, çok okuyan, siyasî ve sosyal konularla, felsefe ve sanatla yakından ilgilenen aydın bir kişi. Ancak reel hayata giremiyor, “renksiz, sığ, belli normlara uydurulup sterilize edilmiş yaşama ateş püskür[en]”, kendine yabancı bir dünyada yabanî ve münzevî bir bozkırkurdudur o. Ama bir yanı ‘insan’dır sonuçta. Ruhu, insanla kurt kişiliği arasında gidip gelir. İnsan olarak sokağa karışmak, sevmek, sevilmek, âşık olmak, neşelenmek, zevk almak ister, lâkin yaşadığı çağı yozlaşmış gören içindeki öfkeli ‘kurt’ hemen dişlerini göstererek, onun sokağa karışmasını önler. Bir kopuştur bu!..</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Gerçek aydın insan”ın, dürüst insanın, bilinciyle hareket eden insanın, düşünce namusuna sahip çıkan insanın özlemini çeker duruma geldik.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ortalığı madrabazlarla hokkabazların, yalancıların, sahtecilerin, zorbacıların, mafyacıların, haksızca devranların doldurduğu bir gösteri sahnesinin çeşitli oyunlarını görüp öfkelenemiyor muyuz?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ünlü Fransız diplomat ve direnişçisi Stephane Hessel (1917-2013) ömrünün son yıllarında, siyasetin bu denli kirlenmesine “Öfkelenin” diye insanlığa seslenmişti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Elbette bugün bizim toplumumuzda da korkuyu kıracak, tehdidi geri püskürtecek, her alanda örgütlü biçimde sesimizi duyurmanın yollarını bulacak ve hayata geçirebilecek dürüst, sözünün eri, (biraz yorgun olsa da) eğilip bükülmeyen, yaşamını bilinçli inançlarına adamış aydın insanlarımız var.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“YORGUN DEMOKRAT”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Evet, güç kavşaklardan dönüyoruz, baskı artıyor, ifade özgürlüğü daralıyor. Maalesef sistem kendi aydınını da yaratmaya devam edecek. Ve bu yaratım sürecinde &#8220;Yorgun Demokrat&#8221;lardan fazlasıyla yararlanacak. Biz de bütün bu gelişmeler karşısında &#8220;Yorgun Demokrat&#8221;ı söylemeye, dinlemeye devam edeceğiz.</p>
<p>.</p>
<p>&#8220;Bu yolda dönenler oldu</p>
<p>Mum gibi sönenler oldu</p>
<p>Yar göğsüne baş koymadan</p>
<p>Vurulup düşenler oldu</p>
<p>Bir sen kaldın geride</p>
<p>Ah akıp gidiyor hayat</p>
<p>Yüreğim anlıyor seni</p>
<p>Artık susma yorgun demokra”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Unutmıyalım ; konuşulması gereken zamanda susturan korku, bir toplum için en büyük hastalıktır. Tarif edilemez bir acizliktir. Konuşması gerekenlerin susması, susarak vicdanına ve kalbine bakamadan hayatına devam etmesi bir ülkenin en büyük yenilgisidir. Ortak iyinin, birlikte ortak duygulara sahip olma zenginliğinin ve herkesin tek tek bütün toplumun faydasına saygı gösterme kuralının çöküşü demektir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bir toplum daha ne kadar büyük bir değerini kaybedebilir ki!.. Kötülüğü korku yayar. Kötülüğü sadece korku büyütür. Kötülüğün hayata hakim olmaması için herkesin içindeki korkuyla yüzleşmesinin zamanıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Korku toplumunun şiddet ve yalanlarla egemenliğini sürdürdüğü koşullarda, insanlığın direnişinin, özgürlük arayışının belleği ve ulusal değerlerlerimiz yolumuzu ışıtır. Çünkü yaşam ve kaliteli bir hayat ancak korkutanlara karşı kalitesi yüksek, cesaret sahibi bir fikir mesaisiyle insanın savaşımıyla anlam kazanır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ne yazık ki bu hayatın çok uzağındayız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Nedeni mi ?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Soruyorum :</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>MUHAFAZAKÂRLARIMIZDA – GEÇMİŞTE VAR OLAN – ELEŞTİRİ VE İTİRAZ KÜLTÜRÜ ŞİMDİ NEDEN YOK ?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ki Cemil Meriç, ulema için “Hata eden hükümdarı ikaz etmek, onun vazifesiydi.” der. Siyaset bir yana, sanatta “Müslüman camia”nın en zayıf yönü “eleştiri”dir. Oysa eleştiri, bir terazidir, ilim ve sanatın gelişmesine önemli katkılar sunar!..</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yurttaşlık etik ölçülerle sağlanır. “Kul” düşünmez, sahibi ne emrederse onu yapar. Yurttaş sorar, tartışır. Cumhuriyet, laiklikle taçlanır. Laiklik, hukukun üstünlüğü, bilimsel ölçülerle gelişir, aydınlanma sağlanınca ancak demokrasiden söz açılabilir. Uygar toplum sadece karın tokluğuyla sağlanamaz. Kaldı ki şimdi o da yok, yoksunlar, fakirler, muhtaçlar topluluğu halinde yaşıyoruz. Tarikatların, cemaatlerin elinde oyuncak oldu ülke. Eski Türkiye’de yurttaş olanlar, yenisinde kullar. Düşünmeyen, sormayan, tartışmayan insanlar topluluğundan halk yaratamazsınız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Fikrin özgürce hareket etmediği zeminde başka hiçbir hareketin katma değeri de yoktur. Para, mal, sermaye, bilim, icat, patent, hukuk, eğitim… Hepsi sadece karın tokluğu için yapılır, dostlar alışverişte görürse görür, o kadar. Bugünü kaybedersiniz, gelecek ipotek altına girer, şimdi yarıştan düştüyünüz için faturayı gelecek nesiler öder. Başarmak için özgür düşünce, hukukun üstünlüğü ve bilimsel üretim zaruridir. Bu listedekileri ne kadar ihmal edersen et mutlaka gelir seni bulur. Bugün eksik olan geride kalmaz, eksiği tamamlamadan asla ileri gidemezsin.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Türkiye’nin gelip saplandığı problem budur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Neden bizde eleştiri ve itiraz kültürü yok diye sormuştum ya! Cevabı şu olabilir mi? AKP&#8217;nin kurucu milletvekillerinden olan Kemal Albayrak; <em>“Tartışamıyorlar çünkü korku var. Korku düşünce yaratmaz, düşüncenin olmadığı bir yerde kölelik vardır. AK Parti kölelik ve itaat kültürüne dayalı bir sistemle yönetiliyor”</em> dedi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Evet, galiba hepimiz, bir parça Ahmet Hamdi Tanpınar&#8217;ın “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” eserindeki kahramanı Hayri İrdal’ız; ihtiyaçlarla terbiye edilmiş, uslu ve uysal “Şehirli Türk Müslümanı” veya “Kasabalı muhafazakâr Müslüman” … “Hadım edilmiş bir idrak”le ve Ayarcı’ların bahşettiği, tarafların da gizli bir memnuniyetle onayladığı “izinli hürriyet” dahilinde, “gönülü kul” –İrdal’ın yaptığı gibi- biz de edebiyatımızda bir yalanı büyütüp duruyoruz!..</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Haliyle ne kimse kimseye inanıyor ne kimse kimseye güveniyor. Her yalan kendisinden daha büyük bir yalancıyı doğuruyor. Dünyada sahip olduğumuz jeopolitik avantajları kullanamıyor; kolay yolu, yani barışı, dostluğu, çağdaşlığı geliştirmiyor; kavga, korku ve mantıksızlıkla geleceğimizi bulanıklaştırıyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yolun bir yerinde durup yüzleşmeyi düşünmemek ve gerçeği görememek ise bu hikayenin en anlaşılmaz tarafıdır.</p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/garip-turunc-yazdi-mutsuz/">Garip Turunç Yazdı: Mutsuz</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.korfezgazete.com/garip-turunc-yazdi-mutsuz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Katakulli İşler</title>
		<link>https://www.korfezgazete.com/katakulli-isler/</link>
					<comments>https://www.korfezgazete.com/katakulli-isler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Çardak]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 May 2020 08:55:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[köşe]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Çardak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.korfezgazete.com/?p=77369</guid>

					<description><![CDATA[<p>Saygıdeğer okurlarım! Türkiye’de Korona’dan da beter mikroplar var:  Bunlar; hırsız, yağmacı, dolandırıcı, yalancı ve üçkâğıtçılardır. Türkiye,  katakulliciler ülkesidir! Tüm işlerde yalan dolan, oyun, hile ve tuzak var. Her şey katakulliye getiriliyor! Bu ülkede her şey hırsızlık ile başlar.  Aslında hırsızlık, tüm dinler tarafından yasaklanmıştır. Dünyada tek bir günah vardır, o da harsızlık! Diğer bütün günahlar [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/katakulli-isler/">Katakulli İşler</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Saygıdeğer okurlarım! Türkiye’de Korona’dan da beter mikroplar var:  Bunlar; hırsız, yağmacı, dolandırıcı, yalancı ve üçkâğıtçılardır. Türkiye,  katakulliciler ülkesidir! Tüm işlerde yalan dolan, oyun, hile ve tuzak var. Her şey katakulliye getiriliyor!</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-66353" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2020/01/ÇARDAK-300x225.jpg" alt="" width="400" height="300" /></p>
<p>Bu ülkede her şey hırsızlık ile başlar.  Aslında hırsızlık, tüm dinler tarafından yasaklanmıştır. Dünyada tek bir günah vardır, o da harsızlık! Diğer bütün günahlar hırsızlığın çeşitlemesidir. Bana göre dünyada hırsızdan daha iğrenç yaratık olamaz! Başkası neyse ne, ama hırsız senin emeğini, ona döktüğün teri, zamanını çalıyor. Ne iğrenç şey!</p>
<p>Aslında casus olmakla hırsız olmak arasında fazla fark yoktur. Amaç: Çalmak! Hırsız eşya çalar, ajan ise sırları! Türk Ceza Kanunu’na göre hırsızlık da, yağma da, dolandırıcılık da suçtur.</p>
<p>Hırsızlık suçu, malvarlığı değerine karşı ve ekonomik bir çıkar elde etmek amacıyla işlenen suçlardandır. Ekonomik değeri olan her türlü enerji de, taşınır mal sayılır ve hırsızlığa konu olabilir. Yağma suçu ise, gasp suçudur. Gasp, zilyetliği başkasına ait bir menkul malın cebir veya tehdit kullanılarak alınmasıyla oluşur. Yağma suçu, mağdurun malvarlığına yönelik gerçekleştirilen haksız bir eylemdir.</p>
<p>Gasp suçu ile hırsızlık suçunun en önemli ortak unsuru, başkasına ait malın alınmasıdır. Başkasının malın zilyedi olması yeterlidir. Zilyedin elinden malın alınmasıyla her iki suç oluşur. Dolandırıcılık ise, hileli işlerdendir! Dolandırıcılık, failin hileli davranışlarla bir kimseyi aldatması, mağdurun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına yarar sağlamasıyla oluşur.</p>
<p>Bir de nitelikli dolandırıcılık suçu var: Bu suç da, belli dini, sosyal, mesleki, teknolojik araçların veya kamu kurumlarının araç olarak kullanılmasıyla işlenir.</p>
<p><a href="https://www.korfezgazete.com/reklam-tanitim/"><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-64723 size-full" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim.jpg" alt="" width="728" height="90" srcset="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim.jpg 728w, https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim-300x37.jpg 300w" sizes="(max-width: 728px) 100vw, 728px" /></a></p>
<p>Türkiye’de bu tür hastalıklar, Koronavirüs’ten önce de var olan salgın hastalıklardır. Bu ülkede hırsız olmayan zengin olamaz! Zenginler çalınca ticaret, yoksullar çalınca hırsızlık olur. Her zenginliğin arkasında ya bir hırsızlık ya da katakulli işler vardır.</p>
<p>Aslında bir insan aç olduğu için değil, hırsız olduğu için çalar. Ve hırsızlar kavga ettikleri zaman, çaldıkları yere dökülür. Lamı cimi yok! Bizim ülkemizde ticaret hayatına atılanlar;  yalan söylemeye, hile yapmaya başlarlar. Ama buna başka bir isim takarlar. Önemli olan şudur: Sen gidip bir oto lastiği çalarsan hırsız olursun. Ama o herif yırtık lastiğe karşı senin 200 liranı çalarsa, adı ticaret olur.</p>
<p>Ne olursa olsun! Siz yine de bir takım insanlara ‘hırsız’ demekten vazgeçin. Çünkü hırsızlık bir hastalıktır ve tüm kötülüklerin anasıdır.  Bazıları çalmadan duramazlar. Allah başa vermesin…</p>
<p>Bu melun hastalığın adı, bilim dilinde, kleptomanidir. Çalmak, kleptomanların ‎fıtratında var. Yani, bu bir yaratılış sorunudur. Yaratıcının istediği dışında hiç bir şey mümkün değildir. Aksini iddia eden, zinhar kâfirdir.</p>
<p>Bir millete karşı işlenen hırsızlık, gasp veya dolandırıcılık suçu asla zamanaşımına uğramaz. Hukuk ile yönetilen ülkelerde katakullicilerin hiçbir geleceği olamaz. Bir milletin alameti, bir mendil markası sökülür gibi sökülmez.</p>
<p>Aslında hırsızlık, yağma ve dolandırıcılık aynı anlama geliyor gibi görünse de farklılıklar içerir. Hırsız; suçunu bilir ve işini gizli yapar. Yağmacı ve dolandırıcı ise fütursuzdur, acımasızdır ve hiç pişmanlık duymaz. Bizim ülkede küçük hırsızları yakalayıp hapse atarlar. Büyük hırsızlar ise çok ilerlemiştir, ülkeyi yönetirler.</p>
<p>İlkel toplumlarda mülkiyet geliştikçe hırsızlık ve yalan artıyor.  Ben hırsızlık, yağma ve dolandırıcılığın olmadığı bir ülkede yaşamak istiyorum. Çok şey mi istiyorum? Yıllar önce Nazım Usta’nın dediği gibi,  “Öyle bir ülkede yaşamak istiyorum ki, orada evlerin kapısı kilitlenmesin; soygun, hırsızlık, cinayet sözcükleri unutulup gitsin.”</p>
<p>Oysa bu ülkede insanların dileklerini bile çalıyorlar! Aslında bir insanın dileklerini çalmak,   cüzdanını çalmaktan daha fenadır. Ama hırsızlık da kolay bir iş değil.  Bu ülkede hırsız bile işini on yılda öğreniyor! Üstelik bizim hırsızlar, aynı zamanda yalancı da. Hiçbir hırsız &#8220;Ben hırsızım&#8221; demiyor. Hem isteseler de diyemezler. Çünkü yalan da hırsızların fıtratındandır.‎</p>
<p>Şöyle etrafınıza bir bakın: Millet kümesi; kurda, ağılı; tilkiye teslim edip ağlaşmaktadır. Oysaki kümesi tilkiye, ağılı ‎kurda teslim edip, sonradan ağlaşmak çözüm değildir.‎ Ve ne gariptir ki Türkiye’nin yargı sisteminde, bir insanın hırsız olup olmadığı, suç ortağına sorulmaktadır. Eskiden biri hırsızlık edince hapse atarlardı. Şimdilerde ise doğruyu söyleyenleri ve gerçekleri yazan gazetecileri hapsediyorlar. Maalesef, doğruları söyleyenlerin cezalandırıldığı bir ülkede yaşıyoruz!</p>
<p>Yazık, çok yazık! Türkiye’de artık ne zevk var, ne sanat, ne de mutluluk! Sadece hırsızlık, yağma, dolandırıcılık, üçkâğıtçılık ve ağıt yakma var! Hırsızları, gaspçıları, üçkâğıtçı, yalancı ve dolandırıcıları seyrederek, kokuşup parçalanıyoruz!</p>
<p>Bu ülkede bir de kapı ve telefon dinleyenler var! Nedense ben, en çok kapı ve telefon dinleyenlerden nefret ediyorum! Birilerinin hırsız olması için illaki başkasına ait bir eşyayı çalması gerekmez.   Başkalarına ait sırları çalmak da hırsızlıktır. Hem de hırsızlığın en bayağısıdır!</p>
<p>Bu tür mikropları taşıyan yöneticiler,  kendilerini ülkenin hâkimi olarak görürler. Ve bu tip yöneticiler,  kendilerine ölümsüzlük ‎atfederler. Başkalarının yaptığı, başardığı büyük işleri, kendilerine; fıtratında ‎olan bütün kötülükleri başkalarına mal ederler.</p>
<p>Neyse ki, bizim ülkemizde böyleleri yok!</p><p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/katakulli-isler/">Katakulli İşler</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.korfezgazete.com/katakulli-isler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Corona Salgını Günlerinde Alışveriş Yaparken Nelere Dikkat Etmeliyiz?</title>
		<link>https://www.korfezgazete.com/corona-salgini-gunlerinde-alisveris-yaparken-nelere-dikkat-etmeliyiz/</link>
					<comments>https://www.korfezgazete.com/corona-salgini-gunlerinde-alisveris-yaparken-nelere-dikkat-etmeliyiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korfez Gazete Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Apr 2020 07:59:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tükenmeden Tüketmek İçin]]></category>
		<category><![CDATA[köşe]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[şenay toraman yılmaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.korfezgazete.com/?p=75664</guid>

					<description><![CDATA[<p>Coronavirüs hastalığının (#Covid19) insanlara gıdalarla bulaştığına dair bilimsel bir bilgi bulunmasa bile ancak hastalığın gıda alışverişi esnasında hastalığı taşıyan kişilerle yakın temas veya sıklıkla temas edilen yüzeylere veya cisimlere dokunduktan sonrasında ellerin ağız, burun ve göze götürülmesiyle bulaşabileceğini UNUTMAYARAK Tüketicilerimiz tarafindan Ramazan ayında da tedbirin elden bırakmaması gerekmektedir. Bu günlerde Tüketiciler olarak gıda alışverişimizde nelere dikkat etmeliyiz [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/corona-salgini-gunlerinde-alisveris-yaparken-nelere-dikkat-etmeliyiz/">Corona Salgını Günlerinde Alışveriş Yaparken Nelere Dikkat Etmeliyiz?</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Coronavirüs hastalığının (#Covid19) insanlara gıdalarla bulaştığına dair bilimsel bir bilgi bulunmasa bile ancak hastalığın gıda alışverişi esnasında hastalığı taşıyan kişilerle yakın temas veya sıklıkla temas edilen yüzeylere veya cisimlere dokunduktan sonrasında ellerin ağız, burun ve göze götürülmesiyle bulaşabileceğini UNUTMAYARAK<br />
Tüketicilerimiz tarafindan Ramazan ayında da tedbirin elden bırakmaması gerekmektedir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-68137" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2020/02/SENAY-TORAMAN-YILMAZ-300x154.jpg" alt="" width="400" height="205" /></p>
<p>Bu günlerde Tüketiciler olarak gıda alışverişimizde nelere dikkat etmeliyiz HATIRLAYALIM&#8230;</p>
<p>* Gıda alışverişinde; alışveriş listesi oluşturularak 1-2 haftalık ihtiyaç toplu olarak alınması etkene maruziyet riskini azaltmaktadır.</p>
<p>* Evden çıkmadan, sıklıkla temas edilen yüzeylere, çiğ gıdalara temastan sonra ve eve döndükten sonra ellerin sabun ve su ile iyice yıkanması gerekmektedir.</p>
<p>* Kapalı ve toplu alanlarda mutlaka maske takılmalıdır. Market arabalarının tutma kolları sıklıkla temas edilen yüzeyler olduğundan risklidir.</p>
<p>* Yine markette sıklıkla temas edilen yüzeylerde de virüs bulunabilir. Buralara mümkün olduğunca az temas edilmeli ve alışveriş süresince eller yüze götürülmemelidir.</p>
<h2><strong>Elle Değil Gözümüzle Seçelim&#8230;</strong></h2>
<p><a href="https://www.korfezgazete.com/reklam-tanitim/"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-64723 size-full" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim.jpg" alt="" width="728" height="90" srcset="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim.jpg 728w, https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim-300x37.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 728px) 100vw, 728px" /></a></p>
<p>* Gıdalar elle değil gözle seçilmelidir. El temasının sınırlandırıldığı gıdalar tercih edilmelidir.</p>
<p>* Müşteri ve çalışanlarla iki metrelik sosyal mesafe korunmalıdır. Mümkün olduğunca temassız ödeme seçenekleri kullanılmalıdır. Sebze ve meyveler duru su ile iyice yıkandıktan sonra, et ve et ürünleri ise iyice pişirildikten sonra tüketilmelidir.</p>
<p>* Çapraz bulaşmanın önlenmesi amacıyla, çiğ tüketilecek gıdalar ile piştikten sonra tüketilecek gıdaların hazırlanmasında farklı mutfak gereçleri kullanılmalı ve temasları önlenmelidir.</p>
<p>* Eve geldikten sonra market poşetlerinin içindeki kapalı ambalajlı ürünler deterjanlı su yerine duru suyla yıkandıktan sonra güneş altında çok uzun süre bekletilmeden kuruttuktan sonra dolaba yerleştirilmelidir.</p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/corona-salgini-gunlerinde-alisveris-yaparken-nelere-dikkat-etmeliyiz/">Corona Salgını Günlerinde Alışveriş Yaparken Nelere Dikkat Etmeliyiz?</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.korfezgazete.com/corona-salgini-gunlerinde-alisveris-yaparken-nelere-dikkat-etmeliyiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şoför Esnafının Feryadını Duyan Yok</title>
		<link>https://www.korfezgazete.com/sofor-esnafinin-feryadini-duyan-yok/</link>
					<comments>https://www.korfezgazete.com/sofor-esnafinin-feryadini-duyan-yok/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdal YILMAZ (Baş Yazı)]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Apr 2020 07:15:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[başyazı]]></category>
		<category><![CDATA[erdal yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[esnaf]]></category>
		<category><![CDATA[köşe]]></category>
		<category><![CDATA[şoför]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.korfezgazete.com/?p=75037</guid>

					<description><![CDATA[<p>15 Nisan tarihli “İşyeri kapatılan esnafın halini hiç düşündünüz mü?” başlıklı yazım gündem yaptı. Nasıl yapmasın ki? Esnaf adeta kaderine terk edilmiş durumda. Bir ayı geçmiş bir zamandan beri işsizler, aşsızlar. Yalnız kahveciler ve berberler değil! Başka esnaflar da bu koronavirüs belasından nasiplerini aldılar, alıyorlar elbette.  Bugün sırada şoför esnafımızın sorunları var! İskenderun Şoförler ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/sofor-esnafinin-feryadini-duyan-yok/">Şoför Esnafının Feryadını Duyan Yok</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>15 Nisan tarihli “İşyeri kapatılan esnafın halini hiç düşündünüz mü?” başlıklı yazım gündem yaptı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-66488" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2020/01/köşe-1-300x259.jpg" alt="" width="400" height="345" /></p>
<p>Nasıl yapmasın ki?</p>
<p>Esnaf adeta kaderine terk edilmiş durumda.</p>
<p>Bir ayı geçmiş bir zamandan beri işsizler, aşsızlar.</p>
<p>Yalnız kahveciler ve berberler değil!</p>
<p>Başka esnaflar da bu koronavirüs belasından nasiplerini aldılar, alıyorlar elbette.</p>
<p><strong> Bugün sırada şoför esnafımızın sorunları var!</strong></p>
<p>İskenderun Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı sevgili Erol Akın’la görüştüm.</p>
<p>Üyelerinin durumunu sordum.</p>
<p>Erol Başkan dertli&#8230;</p>
<p>Bir söyledim, bin işittim!</p>
<p>Nasıl dertli olmasın ki,</p>
<p>“<strong>İskenderunda dahil olan mahaller ve şehir içinde  20 hatta  383 adet minibüs+ 31 adet halk otobüsü= toplam 414 araç çalışmakta iken bu sayı şu an boş gidip gelmekle beraber 3 günde bir çalışma  sırası gelecek şekilde çalışıyorlar. </strong></p>
<p><strong>Koltuk sayısının yarısı kadar yolcu alabilir, oda bulursa.</strong></p>
<p><strong>Arsuz ilçemizde 23 hatta toplam 321 adet minibüs mevcut olup bunlarında  şu an 3/1 oranında  çalışan araçlar vardır. Yine orada da yolcu sayısı %90 oranında düşmüş vaziyette Gidiş gelişte sadece akaryakıt masrafını kurtaramıyorlar bile.</strong></p>
<p><strong> İskenderun’da öğrenci servis aracı: 324</strong><br />
<strong> Arsuz ögrenci servis aracı: 68</strong></p>
<p><strong>İskenderun Personel servis aracı: 106</strong><br />
<strong>Arsuz personel aracı 106</strong></p>
<p><strong>Mart ayı ücretini bile alamadılar.</strong></p>
<p><strong>132 ticari taksi mevcut. Özel müşteri haricinde taksiye talep yok.</strong></p>
<p><strong>Kamyoncu, en mağdur ve en ağır işçimiz. Üretim yapan fabrikaların ve birçok sanayi kesiminin iş kapasiteleri düştüğü için kamyoncu yük bulmakta zorluk çekiyor. Navlun ücretleri, kesilen fatura yüksek lakin elde kalan bir şey yok</strong>”</p>
<p>Bu kadar üye, onların yanında çalışanlar ve hepsinin ailelerinin gözü, kulağı önce Erol Başkan’da!</p>
<p>Aslında tüm Esnaf Oda Başkanları, TESK bünyesinde bir çaba içine girmişler.</p>
<p>HESOP Başkanı Abdulkadir Teksöz tez kanalıyla bazı taleplerde bulunmuş.</p>
<p>Bunların arasında esnafa 50.000 TL&#8217;ye kadar faizsiz kredi!</p>
<p>Esnafa kira yardımı,</p>
<p>Krediye ulaşabilmek için esnaf sicil affı,</p>
<p>Üç aylık elektrik ödeme ertelemesi,</p>
<p>Salgın bitinceye kadar asgari ücret düzeyinde nakdi yardım gibi önemli konularda var.</p>
<p><a href="https://www.korfezgazete.com/reklam-tanitim/"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-64723 size-full" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim.jpg" alt="" width="728" height="90" srcset="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim.jpg 728w, https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim-300x37.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 728px) 100vw, 728px" /></a></p>
<p>Sayın Teksöz yalnız TESK’e değil, aynı talepleri Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Aile Sosyal Çalışma Güvenlik Bakanlığı&#8217;na, Maliye Hazine  Bakanı Berat Albayrak’a iletmiş. Yukarıdaki taleplerinin yanı sıra başka bazı talepleri de var esnafın.</p>
<p>Örneğin Büyükşehir belediyesinden talepleri olmuş;</p>
<p>Belge ücretleri,</p>
<p>Harçlar hat bedelleri,</p>
<p>Ruhsat ve kira bedelleri,</p>
<p>Yazıhane kiraları,</p>
<p>İşgaliye bedelleri,</p>
<p>Minibüs Garajlarına giriş çıkış ücretlerinin ertelenmesini istemişler.</p>
<p>Genel talepleri de var;</p>
<p>SSK ve Bağkur, vergi gibi vergilerin ertelenmesi gibi,</p>
<p>Başkan bunların dışında Hatay Milletvekillerinin tümünü de talepleri iletmiş.</p>
<p>Bunlardan AK Parti Milletvekili Abdulkadir Özer, bu taliplerle ilgili Bakan ve Grup Başkan Vekillerine  aktarmış.</p>
<p>Esnaf örgütleri her düzeyde üyelerinin sorunlarının ilgililerine iletmişler.</p>
<p>Peki sonucunda elde ettikleri bir şey var mı?</p>
<p>Erol başkana onu da sordum?</p>
<p>“Maalesef şimdilik genel teşviklerin dışında bir sonuç alamadık” dedi.</p>
<p>“ Büyükşehirde de mi aynı şey geçerli?” diye sordum “evet” dedi.</p>
<p>Harçlar hariç Büyükşehir belediyesinin alacağı vergi resim vb konuların alınmamsı için yasa bekleniyormuş</p>
<p>Yani ortada somut bir şey yok!</p>
<p>Hala havanda su dövüyoruz!</p>
<p>Bu işler öyle maske, kolonya dağıtmakla olmuyor!</p>
<p>Hoş onu da beceremedik ya!</p>
<p>Millet iş aş ekmek derdinde!</p>
<p>Yine yazayım&#8230;</p>
<p>Evde kalın dediler,</p>
<p>KALDILAR!</p>
<p>Az yolcu taşıyın dediler,</p>
<p>AZ YOLCU TAŞIDILAR!</p>
<p>Okullar kapandı servisçiler işe çıkmasın dediler.</p>
<p>UYDULAR!</p>
<p>Taksici esnafa kurallar koydunuz,</p>
<p>UYDULAR!</p>
<p>Peki ülkeyi yönetenler bunların karşısında bu esnafa ne verdiler?</p>
<p>HİÇ!</p>
<p>HEMDE KOCAMAN BİR HİÇ!</p>
<p>ADİL Mİ?</p>
<p>VİCDANİ Mİ?</p>
<p>SOSYAL DEVLET, GÜÇLÜ DEVLET BU MU?</p>
<p>DEĞİL ELBETTE!</p>
<p>PEKİ SORUN NE?</p>
<p>KAYNAK MI YOK?</p>
<p>YARATIN!</p>
<p>YASA MI LAZIM ?</p>
<p>ÇIKARTIN!</p>
<p>Bir ay oldu.</p>
<p>Hani başkanlık sisteminde işler daha hızlı yürüyecekti?</p>
<p>Her şey bir kararnameye bağlı değil mi?</p>
<p>Hadi görelim işlerin çabuk yürüdüğünü!</p>
<p>Hissedelim başkanlık sistemini!</p>
<p>Kaba bir hesap yaptım 1500 üyesi var Erol başkanın.</p>
<p>Bunlar yanında da 1500 kişi çalışanı olsa eder 3.000 kişi.</p>
<p>Aileleriyle beraber 10-12 bin kişiden bahsediyorum..</p>
<p>Bu insanlar ne içer ne yerler?</p>
<p>Faturalarını nasıl öderler?</p>
<p>Kira taksit gibi düzenli harcamalarını nasıl yaparlar?</p>
<p>Koronavirüs zaten her gün can ağlıyor!</p>
<p>Peki “CAN VERMEDEN ÖLMEK” üzere olan bu 12.000 kişinin sesini neden duymazlar?</p>
<p>Her gün ölen annenin, her gün ölen işe çıkamayan babanın, her gün onlarla beraber ölen yavrularımızın sesini duyma zamanı gelmedi mi?</p>
<p>ELBETTE GELDİ!</p>
<p>VE GEÇTİ!</p>
<p>LÜTFEN BİRAZ CİDDİYET!</p>
<p>BİRAZ VİCDAN!</p>
<p>BİRAZ ADALET!</p>
<p>Corona virüsün tüm ceremesini küçük esnaf, işsiz, günlük çalışan emekçiler çekmesin artık!</p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/sofor-esnafinin-feryadini-duyan-yok/">Şoför Esnafının Feryadını Duyan Yok</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.korfezgazete.com/sofor-esnafinin-feryadini-duyan-yok/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşamak Hak, Yaşatmak Görevdir!</title>
		<link>https://www.korfezgazete.com/yasamak-hak-yasatmak-gorevdir/</link>
					<comments>https://www.korfezgazete.com/yasamak-hak-yasatmak-gorevdir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Çardak]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Apr 2020 06:10:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[köşe]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Çardak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.korfezgazete.com/?p=75035</guid>

					<description><![CDATA[<p>Saygıdeğer okurlarım! Bütçe; devletin, bir kuruluşun, bir ailenin ya da bir kimsenin ileriye dönük bir süre için tasarladığı gelir ve giderlerini tür ve ayrıntılarıyla gösteren çizelgedir. Tabii ki bu yazımızın konusu ‘Devlet Bütçesi’dir. Bütçe, devletin gelecek bir dönemdeki gelirlerini ve harcamalarını tahmin eden ve yürütme organına harcamaların yapılması, gelirleri toplanması konusunda yetki ve izin veren [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/yasamak-hak-yasatmak-gorevdir/">Yaşamak Hak, Yaşatmak Görevdir!</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Saygıdeğer okurlarım! Bütçe; devletin, bir kuruluşun, bir ailenin ya da bir kimsenin ileriye dönük bir süre için tasarladığı gelir ve giderlerini tür ve ayrıntılarıyla gösteren çizelgedir. Tabii ki bu yazımızın konusu ‘Devlet Bütçesi’dir.</p>
<figure id="attachment_66353" aria-describedby="caption-attachment-66353" style="width: 400px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-66353" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2020/01/ÇARDAK-300x225.jpg" alt="" width="400" height="300" /><figcaption id="caption-attachment-66353" class="wp-caption-text">Atatürk</figcaption></figure>
<p>Bütçe, devletin gelecek bir dönemdeki gelirlerini ve harcamalarını tahmin eden ve yürütme organına harcamaların yapılması, gelirleri toplanması konusunda yetki ve izin veren bir kanundur. Devlet harcamaları ile gelirlerini ayrıntılı biçimde gösteren, belli bir dönem için harcamaların yapılmasına ve gelirlerin toplanmasına izin veren hukuksal bir belgedir.</p>
<p>Çünkü kamusal ihtiyaçlar, kişilerin tek başlarına karşılayamadıkları ancak karşılanması zorunlu olan ihtiyaçlardır. Kamusal ihtiyaçlar olarak belirlenen ihtiyaçlar, ancak devlet ve diğer kamu kuruluşlarınca yerine getirilir. Devletin bu hizmetleri yerine getirebilmesi için bir takım harcamalar yapması ve gelir toplaması gerekmektedir. Devlet bu hizmetleri yaparken kendi ihtiyaçları için ne kadar harcama yapacağını, harcamanın hangi gelir kaynaklarıyla sağlanacağını ve bunların yaratacağı olumlu ve olumsuz sonuçları bilmek zorundadır.</p>
<p>Bütçe, belirli bir döneme ait yapılacak giderleri ve elde edilecek gelirleri tahmini olarak gösterir. Bu dönem, ‘mali yıl’ olarak adlandırılan dönemdir. Bütçe, henüz gerçekleşmemiş olan, tahmini rakamları gösteren bir mali plandır. Bütçe ekonomik, mali, siyasi ve hukuki sonuçlar yaratır. Bütçenin dikkatli kullanılması ile milli gelir, gelir dağılımı, ekonomik kalkınma, ekonomik ve sosyal sorunların giderilmesi vb. üzerinde olumlu etkiler görür.</p>
<p>Bütçe kanununda yer almayan hiçbir gider ya da gelir kamu kuruluşlarınca gerçekleştirilemez. Bütçe, yürütme organı tarafından hazırlanıp yasama organı tarafından onaylandıktan sonra yürürlüğe girer. Yürürlüğe giren bütçe kanunu, yeni bütçe kanununun yürürlüğe girmesiyle geçerliliğini kaybeder.</p>
<p>Nitekim yürürlükteki 2020 Yılı Bütçe Kanunu’nda; bütçe giderleri 1 trilyon 95,5 milyar lira, faiz hariç giderler 956,5 milyar lira, bütçe gelirleri 956,6 milyar lira, vergi gelirleri 784,6 milyar lira, bütçe açığı 138,9 milyar lira olarak öngörülmüştür.</p>
<p>2020 yılı bütçesi de önceki yıllarda olduğu gibi bir hizmet bütçesi olarak hazırlanmış ve yürürlüğe konulmuştur. Uygulamadaki bütçe, klasik bütçe taktiklerini içermektedir. Bütçedeki kaynaklar, büyük ölçüde vatandaşların ihtiyaç duyduğu hizmetlerin karşılanmasında kullanılacaktır. 2020 yılı bütçesinin 188,6 milyar TL’si sağlığa, 69,5 milyar TL’si sosyal yardımlara ayrılmıştır.</p>
<p>Oysa 2020 yılı bütçesi, Koronavirüs salgınından önceki dönemde hazırlanmış ve yasama organınca onaylanarak yürürlüğe girmiştir. Türkiye 11 Mart’tan buyana COVİD-19 salgını ile mücadele etmektedir. Diğer bir deyişle, devlet görünmez düşmanla savaşmaktadır. Covid-19 ırk veya din ayırımı yapmadan tüm insanlara bulaşıyor. Türkiye’de, bugüne kadar Koronavirüs’ten can kaybı 1.500’ü aşmıştır. Ülkemizde sağlık hezimeti yaşanmakta iken, İçişleri Bakanlığınca geçen hafta sonu 31 il için alelacele alınan 48 saatlik sokağa çıkma yasağı ile yönetimin acemiliği ispatlanmıştır. 10 Nisan Cuma akşamı ortaya çıkan görüntüler süreçle uyuşmadığı için devlet eliyle kaos yaşanmıştır. Virüse karşı bir aydır süren izolasyon 2 saatte feda edilmiştir. Sağlıkçıların bir aylık emekleri 2 saatte çöpe gitmiştir.</p>
<p>İçişleri Bakanı tarafından alelacele ilan edilen sokağa çıkma yasağı,  sorumsuzca ve cahilce bir kibir budalalığıdır. Bu salgın olayı içişleri değil, sağlık meselesidir. Virüs, kelepçe takılacak bir şey değildir. Sadece 2 gün sokağa çıkma yasağı ilan etmek çözüm değildir. Aksine, daha önceden alınan bütün önlemler berbat edilmiştir. Yönetim hataları devam ederse, insanlar virüsten değil, cahillikten ölecekler. Sokakta kaos yaratan İçişleri Bakanı, hatasını kabullenip istifa etmişse de, bu istifa Külliye’den geri dönmüştür.</p>
<p><a href="https://www.korfezgazete.com/reklam-tanitim/"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-64723 size-full" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim.jpg" alt="" width="728" height="90" srcset="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim.jpg 728w, https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim-300x37.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 728px) 100vw, 728px" /></a></p>
<p>Koronoavirüs, son bir ayda Türkiye’de çok şey değiştirmiştir, istifa müessesesini de itibarsızlaştırmıştır. Bu salgın, dünya ve Türkiye için büyük bir felakettir. Vatandaş evine hapsolmuş, perişan haldedir. Aslında hepimiz aynı gemideyiz ama kaptan köşkünde siyaset yapılmaktadır. Elbet bu salgın eninde sonunda bitecektir. Birçok canı kaybedeceğiz ama zaman geçtikçe yaralar sarılacaktır. Çekilen sıkıntılar, acılar unutulacaktır. Ancak Covid-19 ile mücadele sürecinde yapılan hatalar ilerde fıkra olarak anlatılacaktır.</p>
<p>Unutmayalım: İktidar, şu ana kadar ortaya koyduğu icraatla bu salgının üstesinden gelemeyeceğini ortaya koymuştur. Bugüne kadar maske dağıtımını bile becerememiştir.  Bu arada, hiçbir şey olmamış gibi ‘Kanal İstanbul’ ve ’14 Mercedes’ ihaleleri yapılmıştır. “Biz Bize Yeteriz Türkiye’m”  Milli Dayanışma Kampanyası”na yardım çağrıları ise, iktidarın  “Biz ne yaparsak destekleyin” dayatmasından başka bir şey değildir.</p>
<p>Aslında ülkemizin ve insanlığın zor bir imtihandan geçtiği bu dönemde, devletin klasik bütçe taktiklerin vazgeçerek,  sosyal politikalara öncelik vermesi gerekmektedir.  Sosyal devletin yapabileceği çok şey var:  Mesela;  devlet, daha da gecikmeden israftan vazgeçmeli ve tasarruf tedbirleri almalıdır.   2020 yılı için, yol, köprü harcamalarından, kışlık-yazlık saray inşaatlarından ve lüks otomobil alımlarından vazgeçmelidir.   Bütçede revizyona gidilerek; dini, askeri ve temsili hizmetler için ayrılan ödenekler sağılık hizmetlerine ve sosyal yardımlara aktarılmalıdır. Hiç olmazsa bu yıl için bütçenin tüm imkânları işsiz, güçsüz ve yoksul vatandaşlar için harcanmalıdır. Devlet, Covid-19 ile mücadeleden galip çıkmaya mecburdur!</p>
<p>Bu yüzden,  Koronavirüs salgınına karşı gerçekleştirilmesi gereken ve hayati önem taşıyan şu konularda acilen harekete geçilmelidir. Öncelikle temel, zorunlu ve acil mal ve hizmet üreten işler dışında kalan bütün işler, salgın süresince acilen durdurulmalıdır. Koronavirüs ile mücadele kapsamında işyeri kapatılan küçük esnaf desteklenmelidir.  Özel sektörde çalışanlara ücretli izin verilmeli ve işsizler için koşulsuz işsizlik maaşı ödenmelidir. Tüketici, konut ve taşıt kredi borçları ve elektrik, su, doğalgaz ve iletişim faturaları salgın riski boyunca faiz işletilmeden ertelenmelidir.</p>
<p>Unutmayalım: Koronavirüs, devletin alacağı tedbirlerden daha güçlü değildir. COVİD-19 ile mücadele kapsamında, özel sağlık kuruluşları kamu yararına devletin kontrolüne geçirilmelidir. Yurttaşların sağlık hizmetlerine erişimi istisnasız ve önkoşulsuz bütünüyle parasız olmalıdır. Salgın döneminde dezavantajlı kesimler olarak kabul edilen, hiçbir geliri ve birikimi olmayan yoksullar, göçmenler ve tutuklu/hükümlüler için yaşamlarını ve sağlıklarını koruyacak fiili ve yasal düzenlemeler hayata geçirilmelidir. Çünkü devlet millete hizmet etmekle mükelleftir. Devletin varlığı, milletin yaşaması ve güçlü olmasına bağlıdır.</p>
<p>Hatırlatmakta fayda var: Yaşamak hak, yaşatmak görevdir!  Ve Şeyh Edebali’nin Osmangazi’ye söylediği gibi, Korona’dan yaşa takılan bir vatandaş olarak,  ben de Reis’e sesleniyorum:  “Ey Reis! İnsanı yaşat ki,  devlet yaşasın!”.</p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/yasamak-hak-yasatmak-gorevdir/">Yaşamak Hak, Yaşatmak Görevdir!</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.korfezgazete.com/yasamak-hak-yasatmak-gorevdir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İşyeri Kapatılan Esnafın Halini Hiç Düşündünüz Mü ?</title>
		<link>https://www.korfezgazete.com/isyeri-kapatilan-esnafin-halini-hic-dusundunuz-mu/</link>
					<comments>https://www.korfezgazete.com/isyeri-kapatilan-esnafin-halini-hic-dusundunuz-mu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdal YILMAZ (Baş Yazı)]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Apr 2020 09:06:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[erdal yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[esnaf]]></category>
		<category><![CDATA[kahveciler odası başkanı orhan gezgin]]></category>
		<category><![CDATA[köşe]]></category>
		<category><![CDATA[nuri tabaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.korfezgazete.com/?p=74967</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hükümetin coronavirüs kapsamında aldığı kararla kapattığı iş yerlerin sahipleri ve çalışanları ne durumda ? Bu kadar insan ne yapar, ne yer, ne içer? Düşündünüz mü? Geçen gün Körfez Gazetesinden bir paylaşım yaptık ve dedik ki; &#8220;İŞ YERLERİ KAPATILAN ESNAFLARIMIZ VE ÇALIŞANLARININ DİKKATİNE Coronavirüs ile mücadele kapsamında iş yerleri kapatılan ve yaklaşık bir aydır mağdur olan [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/isyeri-kapatilan-esnafin-halini-hic-dusundunuz-mu/">İşyeri Kapatılan Esnafın Halini Hiç Düşündünüz Mü ?</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hükümetin coronavirüs kapsamında aldığı kararla kapattığı iş yerlerin sahipleri ve çalışanları ne durumda ?<br />
Bu kadar insan ne yapar, ne yer, ne içer?<br />
Düşündünüz mü?</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-66488" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2020/01/köşe-1-300x259.jpg" alt="" width="400" height="345" /></p>
<p>Geçen gün Körfez Gazetesinden bir paylaşım yaptık ve dedik ki;</p>
<p>&#8220;İŞ YERLERİ KAPATILAN ESNAFLARIMIZ VE ÇALIŞANLARININ DİKKATİNE</p>
<p>Coronavirüs ile mücadele kapsamında iş yerleri kapatılan ve yaklaşık bir aydır mağdur olan kahve, Cafe, Nargile salonu, Berber, Kuaför ve benzeri esnafların ve buralarda çalışan emekçi kardeşlerimizin durumunu ve yaşadıklarını tartışmaya açıyoruz!</p>
<p>Lütfen görüş ve önerilerinizi yorum şeklinde yazın raporlayalım haberleştirelim ve ilgililerin dikkatine sunalım!&#8221;</p>
<p>Öncelikle İskenderun Berberler Ve Kuaförler Odası Başkanı Nuri Tabaş ve Kahveciler Odası Başkanı  Orhan Gezgin’e teşekkür ediyorum. Hemen aradılar ve konuştuk.</p>
<p>İlk olarak sayıları paylaşayım.</p>
<p>İskenderun’da berberler odasına kayıtlı 650 civarında esnaf var.</p>
<p>Bu odaya berberler, kuaförler, güzellik salonları, ağda salonları, 2 adet hamam ,diş teknisyenleri, kreş, parfümeri, spor salonları, masaj salonları ve eskiden kalan emlakçılar kayıtlı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>650 üye.. Bunlar esnaflar.. her birinde 3 kişi çalışıyor olsa, yaklaşık 2000 çalışan…</p>
<p>Her esnaf 3 kişiye bakmakla yükümlü olsa 2000 de onlar işte size 4000 kişi.</p>
<p>Bu 4000 kişi yaklaşık 1 aydır işsiz, aşsız, ekmeksiz…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kahveciler Odası’na gelince başkanı Orhan Gezgin’in verdiği bilgilere göre bu odanın da 300 üyesi var.</p>
<p>Ocakçısı, garsonu derken ortalama her iş yerinde 3 kişi ekmek yiyor, işte size 1000 kişi.</p>
<p>300 esnafın her biri 3 kişiye bakmakla yükümlü olduğunu  düşünürsek, bin de onlar toplam 2000 kişi işsiz, aşsız, ekmeksiz…</p>
<p>Toplayın iki meslek gurubunda yaklaşık 6000 kişi…</p>
<p>Haberimize yorum yapan esnafların gözü kulağı hükümet yetkililerinde. Umutla destek bekliyorlar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İşte size örnekler;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>H.A</p>
<p>Hatay İskenderun da berberler ve kuaförler odası na bağlı çalışmaktayım. Senem Anatomi adıyla küçük bir fizik tedavi danışma merkezim var. Alınan tedbirlerden dolayı bir aydır kapalıyız. Bu nedenle hiçbir gelir elde edemiyorum. Başkanımızın sözlerine katılırken, devletimizden gerekli desteği bekliyorum.</p>
<p><a href="https://www.korfezgazete.com/reklam-tanitim/"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-64723 size-full" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim.jpg" alt="" width="728" height="90" srcset="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim.jpg 728w, https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim-300x37.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 728px) 100vw, 728px" /></a></p>
<p>Nurettin Tabaş</p>
<p>Oda başkanı olarak esnafımızın bu durumda olması beni gerçekten üzüyor devletimizin ekonomik sıkıntıda olan esnafımıza en kısa sürede yardım yapacağına inanıyorum…</p>
<p>A.C</p>
<p>Başkanımızın söylediklerine katılıyorum. Gerçekten çok zor durumdayız devletimizin bize desteğini bekliyorum geçindirmem gereken ailem var ve çocuğumun biri 4 yaşında diğeri ise 4 aylık.</p>
<p>E.D</p>
<p>Sayın devlet büyüklerim korona virüs sebebiyle bir çok esnaf arkadaşlarımız kapatmıştır ve bu nedenle mağdur olan esnafların arasında şahsımda bulunmaktayım siz devlet büyüklerimiz mağdur olan esnaf arkadaşlara bir destek olmanızı temenni eder saygılarımı sunarım.</p>
<p>M.A</p>
<p>Bizleri bu zorlu süreçte yalnız bırakmayan sesimizi duyurmak için elinden gelen çabayı sarf eden başta Nuri Tabaş başkanımıza ve TESK başkanı sayın PALANDÖKEN e teşekkür ederim.Devletimi zinde esnafa yönelik ekonomik desteğini acil bir şekilde hayata geçirmesini vatandaşını esnafını yalnız bırakmayacağından eminim.</p>
<p>Tuncay erkek kuaförü olarak 18 mart c tesi gününden itibaren kapalıyım kendi sağlığımız ve halkın sağlığı için kapattık ama ben günlük çalışıp eve ekmek götüren esnafım evde 2 çocuk bakmakta olduğum ailem var, maddi olarak tükenmekteyim neredeyse artik ekmek almaya bile zorluk çekiyorum bir an önce mağduriyetimizin giderilmesini istiyorum bize bir yol gösterin.</p>
<p>Ö.Ç</p>
<p>Sayın başkanım ve Sayın devlet büyüklerim korona virüs sebebiyle bi çok esnaf arkadaşlarımız kapatmıştır ve bu nedenle mağdur olan esnafların arasında bende bulunmaktayım.Başkanımızın dediğine harfiyen katılıyorum.Devletimizin mağdur olan esnaflara yardım eli uzatacağını temenni ediyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gelelim Kahveciler kıraathaneler odası üyelerine ve bu üyelerin çalıştırdığı emekçilere..<br />
Oda Başkanı Orhan Gezgin ile görüştüm esnafın sorunlarını Beştepe’ye Cumhurbaşkanlığına ilettiklerini söyledi.<br />
320 kahveci esnafı adına  Beştepe ye gönderdiği mesaj şöyle;</p>
<p>“Sayın CUMHURBAŞKANIMIZ</p>
<p>Tüm Esnafımız Corona virüs (Covid-19) salgını nedeniyle tedbir amaçlı içişleri bakanlığının aldığı karar doğrultusunda; Kahveciler, Kıraathaneler Düğün salonları, Çay ocakları vb. Esnaflarımız tedbir amaçlı kapatılmıştır.</p>
<p>Günü birlik çalışıp evine ekmek götüren esnafımızın bu yaşanan süreçte çok büyük geçim sıkıntıları yaşadığı gözle görülür bir gerçektir. Bu durumda devletimizin bizi yalnız bırakmayacağını umuyorum.</p>
<p>Bu süreçte esnafımızın acilen asgari ücret üzerinden destek almasını talep ediyorum. Esnaf ve zanaatkarlarımız her daim Devletine bağlılığıyla örnek teşkil etmiştir. Buna dayanarak devletimizin bizi mağdur etmeyeceğine taleplerimizin gerçekleşeceğini saygılarımla arz ederim.</p>
<p>ORHAN GEZGİN</p>
<p>KAHVECİLER ODASI BAŞKANI”</p>
<p>Beklentiler karşılandı mı?<br />
Bugüne kadar devletten kuruş alamadıklarını tahmin ediyorum.<br />
Çoğu kamu bankalarından verileceği söylenen 3 ayı ertelemeli 10000 TL ye başvurmuş durumda.<br />
Peki alan var mı?<br />
Yok….</p>
<p>Sordum gıda yardımı ve benzeri bir ayni ya da nakti bir yardım var mı?<br />
Yok…</p>
<p>Peki ne yapıyorlar?<br />
Eş dost akraba desteği ile idare ediyorlar.<br />
Nereye kadar?<br />
Oda belli değil..</p>
<p>Yaşam zor.</p>
<p>Kira, faturalar yiyecek içecek bedeli, zorunlu harcamalar varsa borç taksitleri..</p>
<p>Ne olacak?</p>
<p>Bilen yok…</p>
<p>Hepsinin gözü Ankara da.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>TESK Başkanı ile hükümet arasında yapılan görüşmelerden umut bekliyorlar.</p>
<p>Devletin mağdur esnafa uzatacağı yardım elini görmek istiyorlar.</p>
<p>Dayanacak takatleri kalmamış.</p>
<p>Acil çözüm bekliyorlar.</p>
<p>Kolonya maske dağıtılması onlara yetmiyor.</p>
<p>Sosyal devleti özlüyorlar.</p>
<p>Güçlü devleti görmek istiyorlar.</p>
<p>Ve biz…</p>
<p>Her gün akşam sağlık bakanının açıklayacağı vaka ve ölü sayılarını bekliyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hiç düşündük mü?<br />
Her gün İskenderun da çocuklarına bir kap yemek koyamayan kaç annenin kaç kere öldüğünü..</p>
<p>Hiç düşündük mü?</p>
<p>Her gün bu kentte çocuklarına ekmek parası veremeyen kaç babanın öldüğünü</p>
<p>Hiç düşündünüz mü?</p>
<p>Her gün bu kentte kaç çocuğun geleceğinin öleceğini düşünün, düşünelim…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Evde kal” dedik,</p>
<p>Kaldılar.</p>
<p>“Dükkânlarınızı ekmek teknelerinizi kapatın” dedik,</p>
<p>Kapattılar.</p>
<p>Biz ne yaptık,</p>
<p>Hiç ama hiç bir şey…</p>
<p>Yazık bize!!!</p>
<p>Tek kelime ile yazıklar olsun…</p><p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/isyeri-kapatilan-esnafin-halini-hic-dusundunuz-mu/">İşyeri Kapatılan Esnafın Halini Hiç Düşündünüz Mü ?</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.korfezgazete.com/isyeri-kapatilan-esnafin-halini-hic-dusundunuz-mu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sosyal Devlet, Zor Günler için Var!</title>
		<link>https://www.korfezgazete.com/sosyal-devlet-zor-gunler-icin-var/</link>
					<comments>https://www.korfezgazete.com/sosyal-devlet-zor-gunler-icin-var/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Çardak]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Apr 2020 06:20:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[köşe]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazarı mehmet çardak]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal devlet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.korfezgazete.com/?p=74534</guid>

					<description><![CDATA[<p>Saygıdeğer okurlarım! 1982 Anayasamıza göre, Türkiye Cumhuriyeti Devleti; demokratik, laik ve sosyal hukuk devletidir. Öncelikle belirtmeliyim ki sosyal devletin kaynağı insandır! Ancak sosyal devlet, ‘sosyalist’ devlet demek değildir. Çünkü sosyal devlet, kapitalist sistemi reddetmez. Sosyal devlet, kapitalist sistem içerisinde kalarak, kapitalist sistemden kaynaklanan olumsuz koşulları törpülemek ve toplumun belli kesimlerinin ezilmesini önlemek amacıyla devletin müdahale [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/sosyal-devlet-zor-gunler-icin-var/">Sosyal Devlet, Zor Günler için Var!</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Saygıdeğer okurlarım! 1982 Anayasamıza göre, Türkiye Cumhuriyeti Devleti; demokratik, laik ve sosyal hukuk devletidir. Öncelikle belirtmeliyim ki sosyal devletin kaynağı insandır! Ancak sosyal devlet, ‘sosyalist’ devlet demek değildir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-66353" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2020/01/ÇARDAK-300x225.jpg" alt="" width="400" height="300" /></p>
<p>Çünkü sosyal devlet, kapitalist sistemi reddetmez. Sosyal devlet, kapitalist sistem içerisinde kalarak, kapitalist sistemden kaynaklanan olumsuz koşulları törpülemek ve toplumun belli kesimlerinin ezilmesini önlemek amacıyla devletin müdahale etmesi gerektiğine inanır.</p>
<p>Dolayısıyla da sosyal devlet; vatandaşlarının toplumsal ve ekonomik varlıklarını iyileştirmek için önemli roller üstlenerek bu yolda vatandaşlarına olanaklar sunar. Yani devletin vatandaşlarının ekonomik ve sosyal haklarını düşünerek oluşturulan bir yönetim biçimidir.</p>
<p>Sosyal devlet, toplumun dezavantajlı kesimlerine fırsat eşitliği sağlayarak önlemler alır. Fırsat eşitliği, bir bireyin doğduğu sosyo-ekonomik eşitsizlikleri azaltarak ona maddi ve manevi varlığını geliştirebileceği şans ve olanakları sağlamak demektir.</p>
<p>Bu anlayışa uygun olarak ortaya konan politikalara,  yani toplumsal eşitsizliği azaltmayı ve dezavantajlı grupları korumayı hedefleyen politikalara  ‘sosyal politika’ denir. Sosyal devlete yönelik düzenlemeler, özellikle İkinci Dünya Savaşı’nın ardından yürürlüğe konan pek çok demokratik anayasaya girmiş ve böylece yaygınlık kazanmıştır.</p>
<p>Örneğin:  Türkiye Cumhuriyeti 1982 Anayasası’nın, devletin temel amaç ve görevlerini düzenleyen 5. maddesine göre; Devletin görevlerinden biri de, “İnsanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır”. İşsizlik maaşları, ücretsiz eğitim imkânları,  dul-yaşlı aylıkları, Çocuk Esirgeme Kurumu, öğrenci bursları, engelli ve yaşlı hizmetleri, ücretsiz sağlık hizmetleri gibi uygulamalar, sosyal devlet politikalarına ve araçlarına örnek olarak gösterilebilir.</p>
<p>Bunların yanı sıra vergi de oldukça önemli bir sosyal devlet aracıdır. Devlet vergi sayesinde, sosyal politikalarının finansmanını sağlar ve aynı zamanda doğrudan vergiler yoluyla zengin ve fakir arasındaki gelir uçurumunu azaltmaya çalışır. Sosyal devlet uygulamaları, özellikle İsveç, Norveç, Danimarka gibi İskandinav ülkeleri ile özdeşleşmiş olup, bu ülkeler dünyadaki en ileri sosyal devlet uygulamalarına sahiptir.</p>
<p>Sosyal devlette; fırsat eşitliği, gelir dağılımı ve asgari yaşam şartlarını vatandaşlarının sağlamaları için sorumlulukları üstlenmeleri sosyal devletin önceliğidir. Sosyal devlet, demokrasi, zenginlik ve kapitalizm uyumunu dengede tutmaya ve kaynaklarını temel kamu hizmetleriyle sağlamaya çalışır. Örneğin; çocukların eğlenmeleri ve gelişim göstermeleri için girişimlerde bulunur. Yeri geldiğinde vatandaşlar için bütün sosyal hakları kendi bütçesinden ayırarak bu alanlara yatırım yapar.</p>
<p>Sosyal devlet genellikle karma ekonomi uygular. Özel mülkiyet sınırı yoktur ancak büyük servet sahiplerinin vergi oranları bir hayli fazladır. Vatandaşından gelirine göre alımı uygulanır. Böylelikle insanlar arası uçurumlar azalmış olur.</p>
<p>Sosyal devlet tanımı ilk olarak 1870’li yıllarda Bismark idaresindeki Almanya’da ortaya atılmıştır. Daha sonradan sosyal politikacılar tarafından devlet destekli programlar uygulanarak devletleştirme yoluna gidilmiştir. Dünya üzerinde sosyal devlet uygulamalarına bakıldığı zaman gelişmiş ülkelerde görülmektedir. Bir ülkenin sosyal devlet olmasının esası ekonomisi ve vatandaşına verdiği değerle ölçülebilir. Eğer baktığımız zaman bir ülkede fakir insanlar açlık mücadelesi veriyorsa, zengin insanlar ise para içinde yüzüyorsa biliniz ki o devlet ‘sosyal’ bir devlet değildir. Sosyal devlette insanlar arasında koskoca dediğimiz uçurumlar söz konusu değildir.</p>
<p><a href="https://www.korfezgazete.com/reklam-tanitim/"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-64723 size-full" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim.jpg" alt="" width="728" height="90" srcset="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim.jpg 728w, https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim-300x37.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 728px) 100vw, 728px" /></a></p>
<p>Sosyal devlet güvenlik ve sağlık gibi hayatın vazgeçilmez olan hizmetleri eşit, adaletli ve devlet güvencesi ile yerine getirir. Her vatandaş bu hizmetlerden yararlanabilir. Sosyal devlet güçlü ile güçsüz arasındaki ayrıma karşı mücadele eder. Güçsüz vatandaşını sisteme karşı, güçlüye karşı korur.</p>
<p>Sonuç itibariyle;  anayasasında ‘sosyal devlet’ olduğu yazan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, Koronavirüs ile mücadele kapsamında ilk görevi, yurttaşlarının aş ve işe bağlı yaşam hakkını güvenceye almaktır. Bunun yolu, insanları sosyal yardım kuyruklarına sokmak ya da borç almaları için bankalara sevk etmek değildir.</p>
<p>Sosyal devlet, hayırseverlerin ‘başım gözüm sadakası olsun’ diyerek katılacağı ‘iane kampanyası’na bel bağlayamaz! Sosyal devlet, kendi görevlerini fitre ve zekât tahsilâtına havale edemez! Sosyal devlette,  hazinesi ve kamu varlıkları dururken, zor zamanda ilk akla gelen şey ‘İmdadiye’ toplamak ve Tekâlifi Milliye emirlerine yollama yapmak olamaz! Sosyal yardım ve dayanışma kampanyaları merkezi devletin değil, onun dışında kalan sivil toplumun ve bireylerin işidir.</p>
<p>Sosyal devlet, esasları anayasalarda ve yasalarda belirlenen yöntem ve ölçüler çerçevesinde vergiler toplar; üstüne düşen görevleri, kişilerin insafına ve keyfine kalmış bağışlar ve sadakalar ile değil, devlet olma vasfının bir gereği olarak topladığı vergiler ile karşılar. Halk kendi geleneklerine uygun olanı zaten yapar ve sosyal dayanışma kanallarını işletir. Yurttaşların borç almak için, siyasi iktidarın bankaların kapısını göstermesine de, suya tirit indirim kırıntılarına da ihtiyacı yoktur. Bu tür göz boyacı paket ve nutuklara karnı toktur.</p>
<p>Sosyal devlete düşen görev, zorunlu nedenlerle işe gidemeyen, işi elinden alınan ve kepengi inen insanlara doğrudan kendisinin sahip çıkmasıdır. İş akdi fesihlerini yasaklamaktır. Vatandaşların gelir kayıplarını bir ölçüde telafi etmektir. Bütün bunların şeffaf, adil ve yasal kaynağı ‘Devlet Bütçesi’dir. Sosyal devletin yapacağı şey ise,  tıpkı diğer ülkelerin yaptığı gibi, kendi hazinesini ve mali kaynaklarını devreye sokmaktır. Bütçeyi, Koronavirüs salgının yarattığı ekonomik ve sosyal sorunları çözecek biçimde revize etmektir. Bütçede harcama önceliğini sağlık, gıda tedariki, eğitim ve sosyal yardımlara vermektir. Şan, şöhret ve azamet uğrunda ya da yandaşlara peşkeş yolunda saçıp savrulan kamu kaynaklarını halkın işi, aşı ve sağlığı için seferber etmektir.</p>
<p>Sosyal devlet zekâta, bağışa ve yardıma muhtaç olmaz! Reis, Tekâlifi Milliye emirlerine yollama yapıyorsa; Cumhuriyet,  1921’den bu yana bir arpa boyu yol almamış demektir.  Dolayısıyla da dünyanın ve insanlığın zor bir imtihandan geçtiği bu dönemde,  sosyal devletler vatandaşına para dağıtırken, Türkiye soyup soğana çevirdiği millete İBAN numarası veremez. Zorunlu bağış toplayarak millete yardım edemez.  Eğer ülke bu haldeyse, devletin çivisi çıkmış demektir. Bir virüs yüzünden temel fonksiyonlarını yerine getiremeyen devlete  ‘sosyal devlet’ değil, ‘müflis devlet’ denir. Gerisi lafügüzaftır!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/sosyal-devlet-zor-gunler-icin-var/">Sosyal Devlet, Zor Günler için Var!</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.korfezgazete.com/sosyal-devlet-zor-gunler-icin-var/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deniz Alayı ve Doğan Petrol Arasında Ölmek, Kaderimiz Olmamalı</title>
		<link>https://www.korfezgazete.com/deniz-alayi-ve-dogan-petrol-arasinda-olmek-kaderimiz-olmamali/</link>
					<comments>https://www.korfezgazete.com/deniz-alayi-ve-dogan-petrol-arasinda-olmek-kaderimiz-olmamali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdal YILMAZ (Baş Yazı)]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Apr 2020 11:46:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[baş yazı]]></category>
		<category><![CDATA[deniz alayı]]></category>
		<category><![CDATA[doğan petrol]]></category>
		<category><![CDATA[erdal yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[köşe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.korfezgazete.com/?p=74128</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu kazalar, kaderimiz olmamalı&#8230; 18 yıldır gazetecilik yapıyorum. Aynı noktada, bu kaçıncı kaza? Kaçıncı ölüm? Kaçıncı sakat kalma sayısını ben bile unuttum.. *** Kaç ocak söndü? Kaç kişi sevdiklerini, elleriyle toprağa koydu? Siz düşünün&#8230; Hatırladığım kadarıyla 45 ölü, 24 yaralı verdik o noktada. *** Her kaza sonrası, aynı teraneler.. &#8220;En kısa sürede çözeceğiz&#8220;&#8230; Senaryo hep [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/deniz-alayi-ve-dogan-petrol-arasinda-olmek-kaderimiz-olmamali/">Deniz Alayı ve Doğan Petrol Arasında Ölmek, Kaderimiz Olmamalı</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu kazalar, kaderimiz olmamalı&#8230;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-66488" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2020/01/köşe-1-300x259.jpg" alt="" width="400" height="345" /></p>
<p>18 yıldır gazetecilik yapıyorum.</p>
<p>Aynı noktada, bu kaçıncı kaza?</p>
<p>Kaçıncı ölüm?</p>
<p>Kaçıncı sakat kalma sayısını ben bile unuttum..</p>
<p>***</p>
<p>Kaç ocak söndü?</p>
<p>Kaç kişi sevdiklerini, elleriyle toprağa koydu?</p>
<p>Siz düşünün&#8230;</p>
<p>Hatırladığım kadarıyla<strong> 45 ölü, 24 yaralı</strong> verdik o noktada.</p>
<p>***</p>
<p>Her kaza sonrası, aynı teraneler..</p>
<p>&#8220;<strong>En kısa sürede çözeceğiz</strong>&#8220;&#8230;</p>
<p>Senaryo hep aynı kalemden çıkmış gibi&#8230;</p>
<p>İlgili ve yetkili ağızlardan hep aynı replik&#8230;</p>
<p>&#8220;<strong>Çözüyoruz</strong>.&#8221;</p>
<p>****</p>
<p>Tiyatro gibi&#8230;</p>
<p>Birinci perde kapanır, ara sonrası perde yeniden açılır. Replik aynı.</p>
<p>&#8220;<strong>Çözüyoruz&#8221;.</strong>.</p>
<p>***</p>
<p>Aktörler değişir ama replik değişmez.</p>
<p>Kaç vali değişti?</p>
<p>Kaç Emniyet Müdürü değişti?</p>
<p>Kaç Belediye Başkanı değişti?</p>
<p>Kaç milletvekili değişti?</p>
<p>Ama replik değişmedi.</p>
<p>&#8220;<strong>Çözüyoruz</strong>.&#8221;</p>
<p>***</p>
<p>&#8220;<strong>Yeter artık, insafınız kurusun</strong>!!&#8221;&#8230;</p>
<p>Türkiye &#8220;Uganda&#8221; mı?, Hatay &#8220;Afrika&#8217;nın bir ili&#8221; mi?</p>
<p>Hani nerede güçlü Türkiye?</p>
<p>Hani nerede lider Türkiye?</p>
<p>Nerede &#8220;<strong>gözbebeğimiz</strong>&#8221; Hatay?</p>
<p>***</p>
<p>Kaynak mı bulamadınız? Yer mi bulamadınız?</p>
<p>Nedir sizin sıkıntınız Allah aşkına!!</p>
<p>Neden görevinizi yapmıyorsunuz ya da görevini yapmayanlara müsamaha gösteriyorsunuz.</p>
<p>****</p>
<p>Ortada <strong>UKOME kararı</strong> var. Bu kurulun kararlarına uymak ve uygulatmak kimin görevi?</p>
<p>UKOME kararı kaç yılının biliyor musunuz?</p>
<p>Durun ben söyleyim: &#8220;<strong>2016 yılının</strong>&#8220;.</p>
<p>2016&#8217;dan sonra bu üçüncü kaza ve hepsine ağır vasıtalar sebep olmuş.</p>
<p>****</p>
<p>Ne diyor UKOME kararında?</p>
<p>&#8220;<strong>Ağır vasıtalar giremez</strong>&#8220;..</p>
<p>Tabelaları bile takılmış.</p>
<p>Ama her gün yüzlerce araç ağır tonajlı araç, bu tabelaların &#8220;<strong>gözünün içine baka baka</strong>&#8221; şehre giriyor.</p>
<p>Nerede polis?</p>
<p>Nerede mülki erkan ?</p>
<p><a href="https://www.korfezgazete.com/reklam-tanitim/"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-64723 size-full" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim.jpg" alt="" width="728" height="90" srcset="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim.jpg 728w, https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim-300x37.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 728px) 100vw, 728px" /></a></p>
<p>***</p>
<p>Otobana girseler ne olur?</p>
<p><strong>Söyleyin ey vicdansızlar.</strong>.</p>
<p>Kaç litre benzin yakarsınız?</p>
<p>Neden kontrol edilmezler?</p>
<p>Neden Sarımazı otoban kavşağında polis kontrol noktası kurulmaz?</p>
<p>Anlamak mümkün değil&#8230;.</p>
<p>****</p>
<p>Peki ya Ulaştırma Bakanlığına, Karayollarına ne demeli?</p>
<p>Bakanlığa bildiğim kadarıyla Büyükşehir tarafından beş kez yazı yazıldı. &#8220;<strong>Buraya bir rampa yapalım. Siz projelendirin, biz masraflarını yaparız</strong>&#8221; denildi.</p>
<p>&#8220;Tık&#8221; yok&#8230;</p>
<p>Akıllara ziyan bir vurdumduymazlık, aymazlık..</p>
<p>Hiç mi vicdan yok bu Ankara&#8217;da?</p>
<p>Hiç mi para kalmadı?</p>
<p>Hiç mi teknik elemanları kalmadı?</p>
<p>Nedir söyleyin Allah aşkına..</p>
<p>***</p>
<p><strong>Deniz alayı ile doğan petrol arasında ölmek bizim kaderimiz olamaz, olmamalı</strong>&#8230;</p>
<p>Bugüne kadar meydana gelen kazalarda ölen vatandaşlarımız hariç, hepimizin kaderi deniz alayı ile doğan petrol arasında ölmek olmamalı&#8230;</p>
<p>Birileri bir şeyler yapmalı&#8230;</p>
<p>Bu birileri <strong>&#8220;iktidar sahiplerinden</strong>&#8221; olmak zorunda!</p>
<p>Ya iktidarın orada atağı vali, ya iktidar mensubu milletvekili ya iktidar partisi mensubu belediye başkanı.</p>
<p>Bu kadar ölümün vebali, bundan sonra öleceklerin vebali var<br />
ortada.</p>
<p><strong>Kuldan korkmuyorsanız Allah&#8217;tan korkun</strong>&#8230;</p>
<p>***</p>
<p>18 yıldır iktidarsınız.</p>
<p>18 yıldır aynı noktada aynı senaryo..</p>
<p>Yapmayın beyler,</p>
<p>Bu iş bu kadar zor değil.. Bu iş bu kadar çok maliyetli değil&#8230;</p>
<p>Eğer &#8220;<strong>Güçlü iktidar, güçlü Türkiye</strong>&#8221; sloganınız lafta değilse, gösterin &#8220;güçlü iktidarı&#8221;nızı.. Gösterin &#8220;güçlü Türkiye&#8217;yi&#8221;.</p>
<p>Deniz alayı ile Doğan petrol arasında ölmeden bir görelim&#8230;</p>
<p>&#8220;<strong>Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir</strong>&#8221; demiyorsanız, çözün bu işi hem de acilen&#8230;</p><p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/deniz-alayi-ve-dogan-petrol-arasinda-olmek-kaderimiz-olmamali/">Deniz Alayı ve Doğan Petrol Arasında Ölmek, Kaderimiz Olmamalı</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.korfezgazete.com/deniz-alayi-ve-dogan-petrol-arasinda-olmek-kaderimiz-olmamali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çıldırtacak Korunma Soruları</title>
		<link>https://www.korfezgazete.com/cildirtacak-korunma-sorulari/</link>
					<comments>https://www.korfezgazete.com/cildirtacak-korunma-sorulari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korfez Gazete Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Mar 2020 06:15:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[başyazı]]></category>
		<category><![CDATA[Hatay]]></category>
		<category><![CDATA[İskenderun]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[köşe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.korfezgazete.com/?p=73387</guid>

					<description><![CDATA[<p>Koronavirüs salgını dünyayı ülkemizi ve ilimizi etkilemeye devam ediyor. Biz ülke olarak bu bela ile yeni tanışıyoruz Çin ve diğer bazı ülkeler koronavirüs ile mücadeleyi neredeyse bitirdiler. Biz mücadeleye neredeyse yeni başladık. Mücadeleye nasıl başladık? Mücadelemiz iyi mi gidiyor, kötü mü bilemiyorum… Korona ile ilgili ciddiye aldığım yazıları siteleri blogları ve bilim adamlarının yazılarını sürekli [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/cildirtacak-korunma-sorulari/">Çıldırtacak Korunma Soruları</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Koronavirüs salgını dünyayı ülkemizi ve ilimizi etkilemeye devam ediyor.<br />
Biz ülke olarak bu bela ile yeni tanışıyoruz<br />
Çin ve diğer bazı ülkeler koronavirüs ile mücadeleyi neredeyse bitirdiler.<br />
Biz mücadeleye neredeyse yeni başladık.<br />
Mücadeleye nasıl başladık?<br />
Mücadelemiz iyi mi gidiyor, kötü mü bilemiyorum…</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-66488" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2020/01/köşe-1-300x259.jpg" alt="" width="400" height="345" /></p>
<p>Korona ile ilgili ciddiye aldığım yazıları siteleri blogları ve bilim adamlarının yazılarını sürekli okuyorum..<br />
Sağlık Bakanlığı’nın tüm demeçlerini dikkatle takip ediyor, hatta videolarını izliyorum.<br />
Mesleğim gereği yerel mülki ve idari kamu görevlilerini izliyor, dinliyor ve zaman zaman konuşuyorum…<br />
Bunlara rağmen kafam karışık…<br />
Aklımda binlerce soru.<br />
Psikolojim bozulmak üzere…<br />
Neye inanacağımı şaşırdım.</p>
<p>Çevreme bakıyorum her herkes aynı durumda.<br />
Somut bir-iki örnek vereyim..</p>
<p>Belediyeler çılgın gibi sokak dezenfektesi yapıyor.<br />
Gece gündüz çalışıyorlar.<br />
Hatta Büyük Şehir Belediyesinin lavanta kokulu sabahlara uyanacağımız yönünde söylemleri var…</p>
<p>Seviniyorum..<br />
Lavantayı çok severim…<br />
Lavanta kokulu bir sabaha uyanmak çok güzel olur diye umutla beklerken, bir başkaları içlerinde çok ciddi kurum ve kuruluşların olduğu bir grup çevreci açıklama yapıyor<br />
“sokakları dezenfekte etmenin faydası yok aksine yararlı bir takım bakterileri de öldürüyor” diye…</p>
<p>Bakan ayrı söylüyor, Cumhurbaşkanı ayrı söylüyor.<br />
Siyasi iktidar ayrı, muhalefet ayrı,<br />
Devlet kurumları, yetkilileri ayrı telden çalıyor.<br />
STK’lar, meslek örgütleri ayrı.<br />
Oluşturulan Bilim Kurulunun üyelerinden Biri “Allah’ın işi, karışılamaz” diyor bir başkası “haziranda rahatlarız” diyor.</p>
<p>Kime inanayım?<br />
Siz söyleyin…<br />
Dezenfektan konusu..<br />
Dezenfektan olarak kullandığımız kolonya aynı şekilde birbirinden farklı söylemlerle anıyorlar.</p>
<p><a href="https://www.korfezgazete.com/reklam-tanitim/"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-64723 size-full" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim.jpg" alt="" width="728" height="90" srcset="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim.jpg 728w, https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim-300x37.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 728px) 100vw, 728px" /></a></p>
<p>Maske taksak mı takmasak mı?<br />
N19 mu Taksak normal maske mi?<br />
Ölürsek ceset torbası ile mi gömüleceğiz?<br />
Mezarlık neresi olacak?<br />
Cenazemiz yıkanacak mı?<br />
Cenazelerimize yakınlarımız gelebilecek mi?<br />
Mezar yerimiz belli olabilecek mi?</p>
<p>Of of of…</p>
<p>Bu deli sorulardan bırakıp hayata devam etmek istiyorum.. “<br />
Evde kal” diyorlar…<br />
Baş tacı.<br />
Evde kalıyorum ama aklım iş yerinin kirasında, elektrik parasında, doğalgaz faturasında..<br />
Şimdilik idare ediyorum.<br />
Ya bu süreç uzun sürerse kiramı nasıl öderim?</p>
<p>Faturaları ne yapacağım?<br />
Haydi mutfak harcamalarını emekli maaşından yaparım…<br />
Yok yapamam ki …<br />
Onun önemli bir bölümü de kredi taksitlerini gidiyor.<br />
E ne olacak şimdi?</p>
<p>Aboneler bitti.<br />
İlan, reklam azaldı.<br />
Personel maaşı var.<br />
SSK var, vergi var.<br />
Hadi diyelim SSK ve vergiyi üç ay ertelediler.<br />
Ya süreç uzarsa?<br />
4.,5 ay birden nasıl öderim?</p>
<p>Oğlum yanımda şükürler olsun sağlıklı ve mutlu.<br />
Ya yaz okulu derlerse?<br />
Yaz okulu, yurt ücreti , ben ne yapacağım?<br />
Şimdilik uzaktan eğitim görüyor. Ya yüz yüze eğitime geçerlerse?<br />
Kıbrıs&#8217;a nasıl yollarım?<br />
Yurtlarını karantina yurdu yaptılar. Gerekli tedbirler alındı mı?</p>
<p>Of of of….</p>
<p>Kardeşim doktor.<br />
Günde 100 hasta bakıyor , ya virüs kaparsa?<br />
Önlem almışlardır diye düşünüp rahatlıyorum.<br />
Ancak Türk Tabipler Birliği bir açıklama yapıyor, aklım yine karışıyor. Türk Tabipler birliği nin “ASM’ler perişan hastanelerde çalışanlar korumasız” şeklinde açıklamasını okuyorum<br />
tekrar afakanlar basıyor.</p>
<p>Komşum Fatma teyze yalnız yaşıyor. 70 yaşında. İhtiyacı olduğunda 112 veya 155 arıyor. Sıkıntı olursa “biz varız” diye sevinirim.<br />
Ya sabaha karşı kronik rahatsızlığı nüksederse ne yaparız?<br />
Devlet hastanesine seni götürmek mantıklı mı?<br />
Özel hastaneye kaldırmak için paramız var mı diye düşününce tekrar çıldırıyorum.<br />
Of of of …</p>
<p>Her zaman gittiğim kafedeki garson bir aydır işsi, berberim on gündür kapalı.<br />
İkisi de çocuk sahibi ve çocuk okutuyorlar.<br />
Bunların ne hali ne olacak diye düşününce tekrar çıldırma noktasına geliyorum.<br />
Bir aydır para yok evlerine ekmek alamıyorlar çocuklarına mahcuplar eşlerinin yüzlerine bakamıyorlar.</p>
<p>Babamın kiracısı Ekinciler de onun kardeşi de Yazıcılar’da çalışıyor.<br />
Şimdilik sıkıntıları yok.<br />
İşe gidiyorlar.<br />
Ya fabrikalar kapanırsa bu genç insanlar ne yapar?<br />
Bin-iki bin kişi aynı ortamda çalışıyorlar.<br />
Ya virüs kaparlarsa? Ya hasta olurlarsa?<br />
Eşleri var çocukları var.<br />
Durumları kötü.<br />
İşe gitmezlerse ekmek tehlikede, işe giderlerse de can tehlikede.</p>
<p>O of of…</p>
<p>Beni bu korono sorun ve soruları delirtmek üzere.<br />
Psikolojik durumum bozuldu.<br />
Psikolog tanıdığı olan var mı?<br />
İyi de psikologa nasıl gideceğim?<br />
Durumum hastanedeki psikologa gidecek kadar acil mi?<br />
Özel hastaneye gitmek paralı ve pahalı…</p>
<p>Of of of…</p>
<p>Düşünmeyeyim diyorum ama insan düşünen bir varlık düşünmemek benim elimde değil ki..</p>
<p>Of of of…</p>
<p>Anlaşılan ben hep oflayacağım.<br />
Biz of çekeceğiz.<br />
Olsun…<br />
Razıyım ben.<br />
Yeter ki devlet of çekmesin.<br />
Önlem alsın.<br />
Hem de acilen.</p><p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/cildirtacak-korunma-sorulari/">Çıldırtacak Korunma Soruları</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.korfezgazete.com/cildirtacak-korunma-sorulari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Coronavirüsün Yarattığı Ama’lar</title>
		<link>https://www.korfezgazete.com/coronavirusun-yarattigi-amalar/</link>
					<comments>https://www.korfezgazete.com/coronavirusun-yarattigi-amalar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdal YILMAZ (Baş Yazı)]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Mar 2020 11:30:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[baş yazı]]></category>
		<category><![CDATA[coronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[erdal yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[köşe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.korfezgazete.com/?p=72922</guid>

					<description><![CDATA[<p>Corona virüsü  ile ilgili “savaş hali “ sürüyor. Ülkemiz corona virüsüne  karşı adeta” topyekün” savaş veriyor. Önlemler.. Teşvikler.. Açıklamalar.. Sınırlamalar.. Yasaklar… Ardı ardına geliyor . Anladığım kadarı ile izolasyon şart. Kendimizi izole edeceğiz. Devlet bunun için gerekleri gerekli adımları atıyor . Yasaklar sınırlamalar arka arkaya geliyor. Katılırsınız, katılmazsınız.. Ancak tedbirlerin hepsi izole edici.. Salgının hızını [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/coronavirusun-yarattigi-amalar/">Coronavirüsün Yarattığı Ama’lar</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Corona virüsü</strong>  ile ilgili “<strong>savaş hali</strong> “ sürüyor.<br />
Ülkemiz corona virüsüne  karşı adeta” topyekün” savaş veriyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-66488" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2020/01/köşe-1.jpg" alt="" width="400" height="345" /></p>
<p>Önlemler..<br />
Teşvikler..<br />
Açıklamalar..<br />
Sınırlamalar..<br />
Yasaklar…</p>
<p>Ardı ardına geliyor .<br />
Anladığım kadarı ile izolasyon şart.<br />
Kendimizi izole edeceğiz.<br />
Devlet bunun için gerekleri gerekli adımları atıyor .<br />
Yasaklar sınırlamalar arka arkaya geliyor.</p>
<p><a href="https://www.korfezgazete.com/reklam-tanitim/"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-64723" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim.jpg" alt="" width="728" height="90" srcset="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim.jpg 728w, https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim-300x37.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 728px) 100vw, 728px" /></a></p>
<p>Katılırsınız, katılmazsınız..</p>
<p>Ancak tedbirlerin hepsi izole edici..</p>
<p>Salgının hızını kesmek için şart bu izolasyon.</p>
<p>Ancak bu izolasyonun  yarattığı  sosyo ekonomik sorunlar hala ortada duruyor .</p>
<p>65 yaş üstü sokağa çıkma yasağından önce alınan kahve, cafe, nargile, düğün salonu gibi yerlerin kapatılması kararı ile dükkanları kapatılan esnafın ve orada çalışan işçilerin yaşayabileceği sorunların ortaya çıkaracağı acı hikayeler hala çözüme kavuşmuş değil.</p>
<p>Keza, 65 yaş üstüne konulan sokağa çıkma yasanın yaratacağı pratik sorunlar ile ilgili alınan tedbirler…Örneğin <strong>Vefa projesinin ne kadar işlevsel olacağı kestirilemiyor.</strong></p>
<p>Polis, asker, zabıta yeter mi?</p>
<p>Yetmez ise sivil insiyatif kullanılarak Vefa’nın yanına “<strong>biz de varız</strong> “ diye bir sivil oluşum ilave edilebilir mi?</p>
<p>İş yeri kapanan esnafa ve orada çalışan yeni işsizlere bir can suyu bulunabilir mi ?</p>
<p>Devlet yetkilileri bunları elbette çalışıyorlardır.</p>
<p>Önümüzdeki günlerde yapılacak çalışmalar ve alınacak önlemler açıklanacaktır.</p>
<p>***</p>
<p>Ama bugünden görünen şu…</p>
<p><strong>Evde oturalım</strong> ama..</p>
<p>İş yerimizi kapatalım ama…</p>
<p>İşsiz kaldık ama ..</p>
<p>İvedilikle Bu ama’ları azaltmak gerekiyor.</p>
<p>65 yaş üstünün  yaşayabileceği pratik sorunları…</p>
<p>İş yeri kapatılan esnafın ekonomik sorunlarını&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İşsiz kalan insanlarımızın yaşamlarını devam ettirme  ile ilgili endişeleri giderecek önlemleri ivedilikle almalıyız…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>***</p>
<p>Gelelim<strong> Hatay</strong>’a ve  <strong>İskenderun</strong>’a.</p>
<p>Bir kere “<strong>Test merkezi</strong>” olmalıyız…</p>
<p>Biri İskenderun  diğer Antakya hastanelerinden olmak üzere en az iki en az iki hastanenin test merkezi olmasını sağlamak şart.</p>
<p>Limanlarımızdaki insan ve yük sirkülasyonu ile” korono virüsüne” açık bir haldeyiz.</p>
<p>Umre’ye gidenler açısından da  böyle…</p>
<p>İdlib&#8217;de askeri operasyonlar kapsamında bulunan binlerce askerimiz için de bu merkezi hak ediyoruz diye düşünüyorum…</p>
<p>İlgili yetkililerinin konunun üzerinde duracağına inanıyorum.</p>
<p>****</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>İskenderun Devlet Hastanesi</strong> A Blok’da iki servis karantinaya ayrılmış durumda.</p>
<p>Bu çok önemli…</p>
<p>Daha önce MKÜ’ye  giden hastalar şimdi burada tedavi ediyor.</p>
<p>Şu anda bu hastanemizde Reyhanlı&#8217;dan gelen <strong>üç hastamız</strong> tedavi görüyor .</p>
<p>Test sonuçları <strong>pozitif</strong> olan bu hastaların durumunun oldukça iyi olduğu belirtiliyor.</p>
<p>Hastanede poliklinik sayıları az da indirilmiş.</p>
<p>Acil servis ve hasta sayısı bir hayli azalmış.</p>
<p>Yani hastanemiz “korona savaşına” hazır….</p>
<p>***</p>
<p>Bize düşen doğru olana inanmak ve panik yapmamak.</p>
<p>Özellikle sosyal medyada yapılan panikletici  paylaşımlara itibar etmemek.</p>
<p>Sağlıklı düşünmek ve sağduyulu davranmak</p>
<p>Evet corona vakası dünyada da, Türkiye’de de Hatay’da da İskenderun’da da var.</p>
<p>Bundan böyle daha sık izole edilen ambulanslar ve şahıslar göreceğiz.</p>
<p>Bu hasta sayıları artabilir…</p>
<p><strong>Panik yapmayacağız,</strong><br />
<strong>Abartmayacağız,</strong><br />
<strong>Hafife de almayacağız….</strong></p>
<p>Deyim yerindeyse<br />
İşin hakkını vereceğiz…</p>
<p>Bu “hakkını vereceğiz” sözü  herkes için geçerli olmalı.</p>
<p>Bizim için de,<br />
Devletimiz için de,<br />
İktidarımız için de,<br />
Muhalefetimiz için de,<br />
Kamu görevlileri için de…</p>
<p>Herkes  “bu savaşta”<br />
Panik yapmayacak,<br />
Abartmayacak,<br />
Hafife almayacak…</p>
<p>Ama  tam da işin ya da bu “Savaşın” hakkını verecek…</p><p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/coronavirusun-yarattigi-amalar/">Coronavirüsün Yarattığı Ama’lar</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.korfezgazete.com/coronavirusun-yarattigi-amalar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hatay’ın Coronavirüs İle Mücadelesi</title>
		<link>https://www.korfezgazete.com/hatayin-coronavirus-ile-mucadelesi/</link>
					<comments>https://www.korfezgazete.com/hatayin-coronavirus-ile-mucadelesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdal YILMAZ (Baş Yazı)]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Mar 2020 11:30:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[başyazı]]></category>
		<category><![CDATA[Corona virüs]]></category>
		<category><![CDATA[Hatay]]></category>
		<category><![CDATA[köşe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.korfezgazete.com/?p=72273</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm dünyayı ve bu arada ülkemizi de kasıp kavuran koronavirüs ile mücadelemiz sürüyor. Ülkemiz bu konuda bir hayli başarılı bir sınav veriyor. Özellikle Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve genel olarak hükümet corona krizini başarılı bir şekilde yönetiyor. Çok önemli kararlar alındı, alınıyor . Ankara’daki kriz yönetimi,  iletişim konusunda da başarılı. Sağlık Bakanı neredeyse 24 [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/hatayin-coronavirus-ile-mucadelesi/">Hatay’ın Coronavirüs İle Mücadelesi</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tüm dünyayı ve bu arada ülkemizi de kasıp kavuran koronavirüs ile mücadelemiz sürüyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-66488" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2020/01/köşe-1-300x259.jpg" alt="" width="400" height="345" /></p>
<p>Ülkemiz bu konuda bir hayli başarılı bir sınav veriyor.</p>
<p>Özellikle Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve genel olarak hükümet corona krizini başarılı bir şekilde yönetiyor.</p>
<p>Çok önemli kararlar alındı, alınıyor .</p>
<p>Ankara’daki kriz yönetimi,  iletişim konusunda da başarılı.</p>
<p>Sağlık Bakanı neredeyse 24 saat iletişim kanallarını açık tutuyor.</p>
<p>Gece yarısını bile bilgi paylaşıyor.</p>
<p>Bu anlamda Dünya Sağlık Örgütünün övgü dolu sözlerine mazhar olduk.</p>
<p>Bunlar güzel şeyler tabi..</p>
<p>Ancak merkezi hükümetin bu başarılı kriz yönetimini ilimizde görmek mümkün değil.</p>
<p>Sağlık Bakanlığı’nın kriz yönetimi ve şeffaf iletişimi ile rahatlayan Hatay kamuoyu, yerel kamu görevlilerinin suskunluğu ile gerilmektedir.</p>
<p>Bu gerilim sosyal medya da yansımakta. Binlerce teyite  muhtaç bilgi paylaşımı ile kamuoyu ne yapacağını bilmez hale gelmiştir.Bu ortam biz habercileri de olumsuz etkilemektedir.</p>
<p>Adeta yağan onlarca ihbarı değerlendirmekte, bunları kamuoyuna aktarmakta, sıkıntı çekmekteyiz.</p>
<p>Bizzat biz iki olay yaşadık.</p>
<p>İlki şubat ayında “bir limanda koronavirüs vakası var” diye yazdık.</p>
<p>Ama yalnız Limak yetkilileri aradı. Savunmaları da “bizim limanla ilgisi yok” şeklinde oldu.</p>
<p>Hatta birisi” Haber doğru ama kullandığınız resim bizim. Lütfen limanın resmini değiştirin” dedi.</p>
<p>Ne trajikomik değil mi?</p>
<p>Bu olayların üzerinden iki ay geçti. Tık yok.</p>
<p>İkinci olay ise dün Limak Porta yaşanan olay idi.</p>
<p>Yine başrolde “Limak yetkilileri”.</p>
<p>Kamu otoritesinden ses yok.</p>
<p>Test sonuçlarının negatif çıktığını bile Limak Port yetkilileri paylaşıyor.</p>
<p>Nasıl inanalım ?</p>
<p>Limak Port ticari bir işletme. Adının koronavirüs  ile dağılmasını istemez elbette. Her türlü önlemi aldığını söylüyor.</p>
<p>Nasıl inanalım?</p>
<p>Bu ilde kamu görevlileri yok mu?</p>
<p>Onlar açıklasın.</p>
<p>Belgelerle açıklasın.</p>
<p>Bunlar Ankara&#8217;da gördüğümüz ama Hatay&#8217;da göremediğimiz, ama görmeyi de çok arzuladığımız güzel şeyler.</p>
<p>Bizim yaşadıklarımızdan çıkarak ilimizde corona virüs ile mücadeleye gelelim.</p>
<p>Liman ve havaalanımız ile dışarıdan gelebilecek risklere açık bir coğrafyadayız.</p>
<p>Okullar, üniversiteler kapandı binlerce gencimiz Hatay’a döndü.</p>
<p>Umredeki Hataylı vatandaşlar ya döndü ya da dönmek üzere.</p>
<p>Hal  böyle iken, corona virüs mücadelemizin tek elden koordine edilmesi çok önemlidir.</p>
<p>Bu amaçla bir kriz masasının oluşturulup oluşturulmadığını bilmiyoruz.</p>
<p>Hangi önlemlerin alındığı kamu oyunca bilinmemektedir.</p>
<p><a href="https://www.korfezgazete.com/reklam-tanitim/"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-64723 size-full" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim.jpg" alt="" width="728" height="90" srcset="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim.jpg 728w, https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim-300x37.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 728px) 100vw, 728px" /></a></p>
<p>Merkezi hükümet-yerel yönetimlerin koordineli çalışması için neler yapıldı bilinmemektedir.</p>
<p>Keza, Hatay’da corona virüs ile ilgili kaç vatandaşın gözlem altına alındığı, bunların test sonuçlarının ne olduğu kamuoyunca bilinmemektedir.</p>
<p>Hatay&#8217;da karantina gerektirecek olaylar yaşanması halinde karantina için yer/ yerler belirlenmiş midir?</p>
<p>Hastanelerimizin kaçında karantina imkan ve yeterliliği vardır?</p>
<p>Bu hastaneler yeteri kadar yatak kapasitesine sahip midir?</p>
<p>Sorular arttırılabilir ancak yeter sanırım.</p>
<p>Ne diyorlar ?</p>
<p>“Panik de yok rehavet de”</p>
<p>Tüm bu soruların doğru yanıtlaması Hatay&#8217;daki kamu otoritesinin sağlıklı iletişim kurması halinde hem panik hem de rehavet için önemli.</p>
<p>“Gidiş paniğe doğru”</p>
<p>Bu gidişe “dur” demek ve Hatayı kamuoyunu “panikten almak” çok önemli.</p>
<p>Bunun yolu, corona virüsü ilgili bilgileri olayların yaşandığı ticari kuruluşların yetkililerinin açıklamasını bitirerek onların yerine kamu görevlilerinin açıklama yapmasından geçer.</p>
<p>Falanca camii okul ilaçlandı.</p>
<p>Falanca” iş yeri dezenfekte edildi” gibi yetersiz açıklamalarla bunu sayamayız.</p>
<p>Daha ciddi iletişim kanalları gerekli.</p>
<p>Halkın güveneceği doğru ve sağlıklı bilgi gerekli.</p>
<p>Çok zor değil.</p>
<p>Ankara&#8217;yı, Sayın Sağlık Bakanı örnek alın. Gerekli prosedürü tamamlayın.Bilgiye ulaşım ve bu bilgiyi kamuoyu ile paylaşın.</p>
<p>Kamusal güç olmak bunu gerektirmiyor mu?</p>
<p>Devlet baba olmak bunu gerektirmiyor mu?</p><p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/hatayin-coronavirus-ile-mucadelesi/">Hatay’ın Coronavirüs İle Mücadelesi</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.korfezgazete.com/hatayin-coronavirus-ile-mucadelesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Barış Terkoğlu, Silivri&#8217;den İlk Yazısını Yolladı: &#8220;Hapishane de Bir Seçimdir&#8221;</title>
		<link>https://www.korfezgazete.com/baris-terkoglu-silivriden-ilk-yazisini-yolladi-hapishane-de-bir-secimdir/</link>
					<comments>https://www.korfezgazete.com/baris-terkoglu-silivriden-ilk-yazisini-yolladi-hapishane-de-bir-secimdir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korfez Gazete Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Mar 2020 07:22:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ülke Gündemi]]></category>
		<category><![CDATA[köşe]]></category>
		<category><![CDATA[Oda Tv Haber Müdürü Barış Terkoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Silivri Cezaevi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.korfezgazete.com/?p=71618</guid>

					<description><![CDATA[<p>Libya&#8217;da yaşamını yitiren MİT mensubunun cenazesini haber yaptığını için önce gözaltına alınan daha sonra tutuklanan Oda Tv Haber Müdürü Barış Terkoğlu, Cumhuriyet&#8217;teki köşesinden okurlarına Silivri Cezaevi&#8216;nden seslendi. Söz konusu haber için Oda TV Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan, Haber Müdürü Barış Terkoğlu ve haberi yapan yerel gazeteci Hülya Kılınç geçen hafta tutuklanmıştı. Terkoğlu&#8217;nun Cumhuriyet&#8217;teki yazısı [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/baris-terkoglu-silivriden-ilk-yazisini-yolladi-hapishane-de-bir-secimdir/">Barış Terkoğlu, Silivri’den İlk Yazısını Yolladı: “Hapishane de Bir Seçimdir”</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Libya&#8217;da yaşamını yitiren MİT mensubunun cenazesini haber yaptığını için önce gözaltına alınan daha sonra tutuklanan <a href="https://www.korfezgazete.com/odatvde-gazeteci-baristerkoglu-ve-hulya-kilinc-tutuklandi/"><strong>Oda Tv Haber Müdürü Barış Terkoğlu</strong></a>, Cumhuriyet&#8217;teki <strong>köşe</strong>sinden okurlarına <strong><a href="https://www.korfezgazete.com/silivride-darp-edilen-baris-pehlivandan-suc-duyurusu/">Silivri Cezaevi</a>&#8216;</strong>nden seslendi.</p>
<figure id="attachment_71219" aria-describedby="caption-attachment-71219" style="width: 400px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-71219" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2020/03/barış-300x156.jpg" alt="" width="400" height="208" srcset="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2020/03/barış-300x156.jpg 300w, https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2020/03/barış.jpg 540w" sizes="auto, (max-width: 400px) 100vw, 400px" /><figcaption id="caption-attachment-71219" class="wp-caption-text">Odatv Barış Terkoğlu</figcaption></figure>
<p>Söz konusu haber için Oda TV Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan, Haber Müdürü Barış Terkoğlu ve haberi yapan yerel gazeteci Hülya Kılınç geçen hafta tutuklanmıştı.</p>
<p>Terkoğlu&#8217;nun Cumhuriyet&#8217;teki yazısı şöyle oldu:</p>
<h2><strong>Akşamdan Avukatıma Tutuklanacağımı Söyledim</strong></h2>
<p>&#8220;Biliyorum, şaşırmak insan aklının bir yaz gecesi <strong>“su”</strong> diyerek uyanmasıdır. Sıradana mahkûm insanın irkilmesidir. Uzakta olanın sebep bulup bir anda akla gelmesidir.</p>
<p>Akşamdan avukatıma haber verdim. <strong>Sabah gözaltına alınacağımı, ardından tutuklanacağımı söyledim.</strong> Kapı çaldı, açtım.<em><strong> “Bekleyin, giyinip geliyorum”</strong> </em>dedim. Kuşkusuz beni şaşırtan, İstanbul Emniyeti’nde girdiğim hücrede altı çizilerek okunup bırakılmış<strong> Fahrenheit 451</strong> ile karşılaşmak oldu. Okumayı zor eden bir karanlıktı. Bitirmeye çalıştım. <strong>Zorbalığın, sansürün,</strong> kitap yakılan bir dünyanın değerlerini ne güzel anlatıyordu.</p>
<p>Hani “<em>bu anı sanki yaşamıştım</em>” deriz ya&#8230; İşte onlardan biri buydu. Dünyaya aklınızla bakıyorsanız <strong>saatin zembereğinin kurulduğunu</strong> görürsünüz. Artık zilin çalacağı anı beklemek kalmıştır. Bu da öyle bir zamandı.</p>
<h2><strong>Fetö&#8217;nün Mirasını Taşıyanlar</strong></h2>
<p>9 yıl önce Fethullahçıların bizi hapse atmak istediğini biliyorduk. Bugün de iktidar içinde<strong> yargıyı etkileyebilecek gücü olan çeteler</strong> aynı şeyi istiyordu. 9 yıl önce ilk olarak harekete geçen Fethullahçıların elindeki gazeteler, televizyonlardı. Bugün ise iktidar içindeki çetelerin medyası, <strong>sosyal medyadaki beslemeleri</strong> aynı işi yapıyordu. Artık sadece, FETÖ’nün bıraktığı mirası, adını değiştirerek bir madalya gibi taşıyan yeni yargı mensuplarının harekete geçmesi kalmıştı. İşte bahsettikleri haber, kurulan tezgâhın bahanesiydi sadece.</p>
<p><strong>Nasıl olabilir?</strong> Kendi memleketinden uzakta şehit olan bir MİT mensubunun cenazesi devletin gizli bilgisi sayılabilir? Günlerdir Türkiye’nin konuştuğu, Cumhurbaşkanı’nın kürsüden ilan ettiği, Meclis’te bir vekilin adını soyadını açıkladığı, <strong>köy muhtarının</strong> bile sosyal medya hesabında şehidin fotoğrafıyla paylaştığı bir bilgi mahrem ilan edilir?</p>
<p><strong>MİT Başkanı’nın oğlunu evlendirmesi</strong> haber olurken, düğünün fotoğrafları, katılanlar paylaşırken, nasıl olur da şehit olan personelin cenazesi <strong>yasak</strong> kabul edilir? Görev başındaki MİT mensuplarının güvenliği için çıkarılmış bir kanunun, artık vatan toprağının altında olan bir istihbaratçı ile ne ilgisi var?</p>
<p><strong>Niyet, suçu bulmak değil, yaratmaksa bu soruların bir anlamı yok.</strong> Sizi hapsetmek için sebep aranıyorsa kanun kitabı uzatılıp genişletilebilir. Sizi susturmak, kaleminizi kırmak için mahkemeler bahane kılınabilir.</p>
<h2><strong>Hapishane de Bir Seçimdir</strong></h2>
<p>Ben mi?</p>
<p>Dışarıdayken bana hapishaneyi en çok hatırlatan şey, <strong>plastik su şişesinin kıvrılma sesiydi.</strong> Orada bir çöp tenekesine düşünmeden atarsınız. Burada ise <strong>çok şey</strong> yaparsınız. İçine çoraplarınızı, çamaşırlarınızı, su ve deterjanla atar da sallarsanız çamaşır makinesi olur. Bir sopanın ucuna asar da kaldırırsanız spor aleti. Duvar diplerine dizerseniz çıtırtının gürültüye dönmesini önler. Güneşin altında bekletirseniz ılık banyo yardımcısıdır. Onunla delikler kapatılır, yangına karşı hazırlık yapılır. <strong>Bir plastik şişe her şeye yeniden başlamanın aracıdır.</strong></p>
<p>Hapishane de bir seçimdir.<strong> İnsanın tercihlerinin sonucudur</strong>. İstanbul’da deniz kenarında bir <strong>yalı</strong>da toplanmış Fethullah artıklarının arasında olmaktansa, hapishanede yalnız kalmak <strong>ahlaki</strong> tercihtir. Mahkemede, kurulmuş bir düzenin <strong>cüppeli zabiti</strong> olmaktansa ayakta savunma yapan bir <strong>savaşçı</strong> olmak <strong>hukuki</strong> bir tercihtir. Çakallarla <strong>tezgâh</strong> kurmaktansa karıncalarla yaşamak insani bir tercihtir.<strong> Tüm devrimler bu tercihleri yapanların eylemlerinin ürünüdür.</strong></p>
<p>Yalnızlık mı? Betona bakıp beton, demire bakıp demir olmuyorsanız,<strong> yalnızlık dünyayı değiştirmenin başlangıcıdır,</strong> başlangıcıdır sadece.&#8221;</p><p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/baris-terkoglu-silivriden-ilk-yazisini-yolladi-hapishane-de-bir-secimdir/">Barış Terkoğlu, Silivri’den İlk Yazısını Yolladı: “Hapishane de Bir Seçimdir”</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.korfezgazete.com/baris-terkoglu-silivriden-ilk-yazisini-yolladi-hapishane-de-bir-secimdir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Tosyalı, TÜRGEV,  Kent Konseyi</title>
		<link>https://www.korfezgazete.com/baskan-tosyali-turgev-kent-konseyi/</link>
					<comments>https://www.korfezgazete.com/baskan-tosyali-turgev-kent-konseyi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdal YILMAZ (Baş Yazı)]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2020 10:04:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[başyazı]]></category>
		<category><![CDATA[erdal yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Tosyalı]]></category>
		<category><![CDATA[iskender yönden]]></category>
		<category><![CDATA[köşe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.korfezgazete.com/?p=71228</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir önceki dönem Başkanı Seyfi Dingil zamanında kamuoyunu “TÜRGEV’E KIYAK” diye adlandırdığı, MÜLKİYETİ İSKENDERUN BELEDİYESİNE AİT ARSANIN ÜZERİNDEKİ BİNALARLA BİRLİKTE “yurt yapma kaydı” ile TÜRGEV’e 49 yıllığına tahsis edilmesi olayında yeni gelişmeler, yeni “ATAKLAR” var diye düşünüyorum. Neden böyle bir kanıya kapıldım? Hemen anlatayım. Son belediye meclisinde gündeme alınan söz konusu arsanın maliye hazinesine devredilmesi [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/baskan-tosyali-turgev-kent-konseyi/">Başkan Tosyalı, TÜRGEV,  Kent Konseyi</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir önceki dönem Başkanı Seyfi Dingil zamanında kamuoyunu “<strong>TÜRGEV’E KIYAK</strong>” diye adlandırdığı, MÜLKİYETİ İSKENDERUN BELEDİYESİNE AİT ARSANIN ÜZERİNDEKİ BİNALARLA BİRLİKTE “<strong>yurt yapma kaydı</strong>” ile TÜRGEV’e 49 yıllığına tahsis edilmesi olayında yeni gelişmeler, yeni “ATAKLAR” var diye düşünüyorum.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-66488" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2020/01/köşe-1-300x259.jpg" alt="" width="400" height="345" /></p>
<p>Neden böyle bir kanıya kapıldım?</p>
<p>Hemen anlatayım.</p>
<p>Son belediye meclisinde gündeme alınan söz konusu arsanın maliye hazinesine devredilmesi tartışmaları, aklımda deli sorular uyandırdı.</p>
<p>Nedir bu “<strong>TÜRGEVE KIYAK</strong>” hatırlayalım…</p>
<p>Zamanın Belediye Başkanı Sayın Seyfi Dingil 06.02.2018 tarihli belediye meclisinde aldırdığı 12 sayılı Meclis Kararı ile söz konusu arsayı 49 yıllığına TÜRGEV’e tahsis ettirmişti.</p>
<p>O zaman CHP Belediye Meclis üyesi olan Av. Gazanfer Dik konuyu yargıya taşımıştı.</p>
<p>Bu başvuru sonucunda Hatay İdare mahkemesi 31.12.2018 tarihle 2018/1779 kararı ile tahsisi iptal etmişti.</p>
<p>Kararı inceledim.</p>
<p>Mahkeme esasa girmeden davayı usul yönünden iptal etmiş. 49 yılı fazla bulmuş ve kararı bozmuş.</p>
<p>Bunun üzerine İskenderun Belediyesi konuyu yani Hatay İdare mahkemesinin kararını Gaziantep istinaf Mahkemesine taşıyor.</p>
<p>Sıkı durun şimdi!</p>
<p>TÜRGEV 23.01.2020 de İskenderun belediyesine başvuruyor ve bu arsayı almaktan vazgeçtiğini bildiriyor.</p>
<p>İskenderun Belediyesi bahse konu arazi üzerindeki irtifa hakkını iptal ettiriyor ve tapuyu üzerine alıyor.</p>
<p>İskenderun Belediyesi Hukuk İşleri Müdürlüğü 04.02.2020 tarihinde başkanlık makamına başvurarak Gaziantep’te sunan İstinaf mahkemesindeki davadan vazgeçmek için olur istiyor.</p>
<p>Belediye Başkanı Sayın Tosyalı istenen oluru veriyor.</p>
<p>Ve tarih 04.03.2020. Söz konusu arsanın Meclisten Maliye hazinesine devredilmesi için yetki isteniyor.</p>
<p>Yapılan oylama sonucunda CHP’nin yetersiz muhalefetine rağmen bu yetki veriliyor.</p>
<p>Şimdi gelelim aklıma takılan deli sorulara…</p>
<p>Ak Partili bir Belediye için TÜRGEV öyle sıradan bir kuruluş değil.</p>
<p>Seyfi Başkan’dan istediler verdi.</p>
<p>Şimdi ise Fatih Başkan neden bu arsayı maliye hazinesine devrediyor?</p>
<p>İstinaf Mahkemesinde uğraşmak yerine, TÜRGEV’e  yapılan kıyakların, verilen arsaların Türkiye kamuoyunda yarattığı hoşnutsuzluğu da hesaba katarak yeni bir “<strong>TAKTİK ATAK ile Hukukun arkasından dolanmaya</strong>“ karar vermiş olabilir.</p>
<p>Bu iş gürültüsüz patırtısız nasıl yapılır? diye düşünülmüş olabilir.Belki de “<strong>Ankara’daki istişareler</strong>” sonrası bu Hukukun arkasından dolanma taktiği kararlaştırılmış olabilir.</p>
<p>Belki diyorum.</p>
<p>Elimde hiçbir bilgi yok tahmin yapıyorum.</p>
<p>Tek dayanağım hissiyatım ve meclis görüşmeleri sırasında Belediye Meclis üyesi Sayın Erdem  Ünlüçetinkaya’nın “<strong>SON DAKİKA</strong>” uyarısı!</p>
<p>Ne demişti sayın Ünlüçetinkaya?</p>
<p>“Arkadaşlar, bu gayrimenkul el değiştirse de üzerindeki binaları alınan ruhsatları imar durumu mutlaka değerlendirilir. Farklı bir şey yapma isteği İmar değişikliği gerektirir.”</p>
<p>Bu ne demek?</p>
<p>Maliye hazinesine devredilen bu arsayı alanlar yurt ya da benzeri bir şey yapar. Yıkıp başka bir amaçla kullanamazlar.</p>
<p>Maliye ya da hazine bu arsayı devraldıktan sonra kimsenin haberi olmadan satar mı?</p>
<p>Evet satar.</p>
<p>TÜRGEV bu arsaya talip olur mu?</p>
<p>Evet olur.</p>
<p>TÜRGEV’in taraf olduğu böyle bir işte herhangi bir kimse bende varım diyebilir mi?</p>
<p>Hayır diyemez!</p>
<p>O halde…</p>
<p>Oldu da bitti maşallah.</p>
<p>Elbette benimki hissiyat!</p>
<p>Hislerimde yanılmış olabilirim.</p>
<p>Ama ben yinede uyarımı yapayım.</p>
<p>Sürçü lisan ettiysem af ola.</p>
<p><strong>KENT KONSEYİ BİR TERCİH MESELESİ </strong></p>
<p>Hazırlıkları aylardır süren Kent Konseyi Genel Kurulu nihayet gerçekleşti.</p>
<p>Kent konseyi başkanlığına Sayın Kaymakamımız İskender Yönden’in, Genel sekreterliğine de Sayın Belediye Başkan yardımcısı Kemal Nadir Ünal’ın  önerileceklerini ve seçileceklerini duymuştum.</p>
<p>Doğrusu pekte inanmamıştım.</p>
<p>Bu konudaki görüşlerimi yazmadan önce ilgililere iki soru sormak istiyorum.</p>
<p>1.Türkiye’de kaç Kent Konseyi başkanı İlçe kaymakamı ya da İl Valisi?</p>
<p>2.Varsa bu kentlerin Belediye Başkanları Hangi partiden seçilmişler?</p>
<p>Evet gelelim Kent Konseyi olgusuna!</p>
<p>Kent konseyleri kişilerin ideolojilerine, mensup oldukları partilere, Dünyaya ve demokrasilere bakış açılarına göre değişiklik gösteren bir kavram.</p>
<p>Sayın Fatih Tosyalı bir tercih yaparak Sivil toplum ağırlıklı bir yürütme kurulu yerine devlet ağırlıklı bir yürütme kurulu seçebilir .</p>
<p>Bu seçim kağıt üzerinde mevzuata aykırı da değil.</p>
<p>Sayın kaymakamın Konsey Başkanı olmas ıda Mevzuata aykırı bir durum değil ama ben işin ruhunu yani kent Konseyi ruhuna farklı bakıyorum.</p>
<p>Başkaları da daha farklı bakabilir.</p>
<p>Sırf bu bakış açılarına bakarak değerlendirme yapmak  bana çok da doğru gelmiyor.</p>
<p>Sorun Kent Konseyi ile ilgili işin özünü nasıl algıladığımıza bağlı..</p>
<p>Kent Konseyi yönetmenliği  4 maddesine bakalım…</p>
<p>Bu maddede kent konseyinin tanımı şöyle yapılmış;</p>
<p><em>“Kent konseyi: Merkezi yönetimin, yerel yönetimin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ve sivil toplumun ortaklık anlayışıyla, hemşehrilik hukuku çerçevesinde buluştuğu; kentin kalkınma önceliklerinin, sorunlarının, vizyonlarının sürdürülebilir</em></p>
<p><em>kalkınma ilkeleri temelinde belirlendiği, tartışıldığı, çözümlerin geliştirildiği ortak aklın ve uzlaşmanın esas olduğu demokratik yapılar ile yönetişim mekanizmalarını,  Meclisler ve çalışma grupları: Kadın ve gençlik meclisleri başta olmak üzere kent konseyinin görev alanlarında, yönetişim anlayışına dayalı ve sürdürülebilir kalkınma içinde çeşitli toplum kesimlerinin kent yönetimine katkıda bulunmalarını, kaliteli ve yaşanabilir bir kentin yönetiminde aktif rol almalarını hedefleyen ve gönüllülük esasında oluşmuş ortak yapıları,</em></p>
<p><em>Yerel gündem 21 programı: Birleşmiş Milletler Rio Yeryüzü Zirvesinde 1992 yılında kabul edilen ve 21 inci yüzyılın gündemini belirleyen Gündem 21 başlıklı Eylem Planının 28 inci bölümü uyarınca, yerel yönetimlerin öncülüğünde, sivil toplumun ve diğer ortakların, birlikte kendi sorunlarını ve önceliklerini belirleyerek, kentleri için Yerel Gündem 21 olarak adlandırılan 1997 yılından itibaren uygulanan Türkiye Yerel Gündem 21 Programını,</em></p>
<p><em>Yönetişim: Saydamlık, hesap verebilirlilik, katılım, çalışma uyumu, yerindenlik ve etkinlik gibi kriterlere dayanan, çok aktörlü ve toplumsal ortaklıklara dayalı yönetim anlayışını</em>” ifade eder.</p>
<p>Sayın Belediye Başkanı  kent yönetimi ve kent konseyi ile ilgili yukarıdaki anlayışı önceden seçtiğini düşündüğüm ilan edilen yürütme kurulu ile yerine getirmek istemiş.</p>
<p>Eyvallah..</p>
<p>Ancak</p>
<p>Genel kurulda “yükselen seçim” istiyoruz, “dayatma listeye hayır” nidalarına hem sayın Kaymakam Yönden’in hem de sayın Başkan Tosyalı’nın “sabaha kadar telefonlarımız susmadı. Yürütme kuruluna girmek isteyen çok insan var” şeklindeki beyanlarına bakarak ortalığın süt liman olduğunu söylemek olası değil.</p>
<p>Sayın Kaymakam’ın genel kurulda yaptığı “ Benim sürem 6 ay ama isterseniz 3 ayda da bırakırım” sözleri bunun da kanıtı.</p>
<p>Kısacası Kent Konseyi ile ilgili Sayın Tosyalı’nın tercihleri isabetli olmamış ve İskenderun gerçeğini yansıtmamıştır.</p>
<p>Kadük doğmuştur.</p>
<p>Vesayet altında doğmuştur.</p>
<p>Sivil bir yapı olmamıştır.<br />
Hesap verebilir bir kurul olmamıştır.<br />
Yeteri kadar katılımcı bir kurul olmamıştır.</p>
<p>Umarım faydalı olur.</p>
<p>Ama ben hiç sanmıyorum…<br />
Bu Kurul zaten çok yakın ilişkileri olan Sayın Kaymakam, Sayın Belediye Başkanı ve iş dünyasının bazı kurumlarının başkanlarını daha sık bir araya gelmesine neden olur.</p>
<p>Başka da bir işe yaramaz.</p><p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/baskan-tosyali-turgev-kent-konseyi/">Başkan Tosyalı, TÜRGEV,  Kent Konseyi</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.korfezgazete.com/baskan-tosyali-turgev-kent-konseyi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ülkece İhtiyacımız..</title>
		<link>https://www.korfezgazete.com/ulkece-ihtiyacimiz/</link>
					<comments>https://www.korfezgazete.com/ulkece-ihtiyacimiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korfez Gazete Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Feb 2020 09:52:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[köşe]]></category>
		<category><![CDATA[necati gündüz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.korfezgazete.com/?p=70556</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan sosyal bir varlıktır ve doğası gereği kendisi gibi varlıklardan oluşan bir toplum içinde yaşar. Ve bu yaşamı esnasında, yaşadıklarından ve çevresinden de mutlaka etkilenir. İşte bu etki pozitif olduğunda kendisine  ve topluma yarar sağlar, negatif olduğunda da mutlaka zarar verir. Dolayısı ile herhangi bir toplumun bir bireyi kendi toplumunda negatif anlamda etkilendiğinde sonuçlarına katlanmak [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/ulkece-ihtiyacimiz/">Ülkece İhtiyacımız..</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan sosyal bir varlıktır ve doğası gereği kendisi gibi varlıklardan oluşan bir toplum içinde yaşar. Ve bu yaşamı esnasında, yaşadıklarından ve çevresinden de mutlaka etkilenir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-69000" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2020/02/necati-hoca-yeni-1-300x119.jpg" alt="" width="400" height="159" srcset="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2020/02/necati-hoca-yeni-1-300x119.jpg 300w, https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2020/02/necati-hoca-yeni-1.jpg 527w" sizes="auto, (max-width: 400px) 100vw, 400px" /></p>
<p>İşte bu etki pozitif olduğunda kendisine  ve topluma yarar sağlar, negatif olduğunda da mutlaka zarar verir. Dolayısı ile herhangi bir toplumun bir bireyi kendi toplumunda negatif anlamda etkilendiğinde sonuçlarına katlanmak durumunda kalan yine ait olduğu toplum oluyor. Dünyanın neresine giderseniz gidin, hiçbir toplumun kendisinden olan bir bireyin kötü durumda olmasını,yoksul düşkün olmasını, suçlu olmasını istemez. Tabi ki bizde istemeyiz…..</p>
<p>Ne var ki doğanın kanununda bu var, fakir var, zengin var, orta halli var, alim var, cahil var, akıllı var, akılsız var. Burada önemli olan odur ki toplum olmanın önemli koşullarından birisi bu saydığımız özelliklerde olan insanların tümünü oldukları gibi kabul ederek bir arada tutmak, ve bu toplum olma bilincini herkese mutlak surette algılatabilmektir. Bunun içinde başta bu ülkeyi yönetenler olmak üzere herkesin mutlak surette üstüne düşen sorumluluğu ve bu sorumluluğun gereğini yerine getirmesi gerekmektedir. Bunu başarabilmek için, öncelikle ülkeyi yönetenlerin bunu sağlamaya çalışması, ötekileştirme ve düşman yaratma ya yönelik söylemlerden kaçınması elzemdir. Bu vatanın evladı her birey de buna paralel olarak karşısındakini öteki olmaktan çıkartıp, kendinden kabul etmeli, herkesi olduğu gibi benimseyip, değişmeye zorlamadan, ikiyüzlülüğe mecbur kılmadan, kabullenmelidir. Bu anlamda kendi toplumu içinde edindiği bu bakış açısını, kendi ırk ve kültüründen olmayan diğer toplumlar içinde geçerli kılmalı ve beraber yaşamakta olduğu farklı kültürlere mensup insanları yaradılıştan dolayı kardeş kabul  etmelidir. Şahı merdan hz ali efendimiz (kv) derki:dinden kardeşin olmayan yaradılıştan eşindir. Ve  büyük usta nazım hikmet in de dediği gibi (bir ağaç gibi tek ve hür ve bir ormanmış gibi kardeşçesine)</p>
<p><a href="https://www.korfezgazete.com/reklam-tanitim/"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-64723 size-full" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim.jpg" alt="" width="728" height="90" srcset="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim.jpg 728w, https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim-300x37.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 728px) 100vw, 728px" /></a></p>
<p>Unutulmamalıdır ki yaratıcı,kimi nerede nasıl ve ne şekilde yaratacağını kimseye sormadan kendi eşsiz takdiri ile yaratır,yani bir insanı herhangi bir ırk veya dil veya din veya renk üzere anne rahmine koyarken, ona bu anneyi bu ırkı bu inancı istiyor musun istemiyor musun diye sormaz. İşte buna ilahi takdir ,ilahi irade denir. Bir insanı işte bu özelliklerinden dolayı hor görmek, eleştirmek ötekileştirmek (haşa) Allah’ı eleştirmek ile aynıdır.</p>
<p>Bu konudaki ilahi mesaj ise şöyledir.( ey insanlar! Biz sizi, bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve örfler yoluyla tanışıp kaynaşasınız diye sizi milletlere, boylara ayırdık. Hiç kuşkusuz, Allah katında en seçkininiz, sakınılması gereken şeylerden en çok sakınanınızdır. Allah her şeyi bilir, her şeyden haberdardır..hucurat 12) bir başka ayette( ey inananlar! Bir topluluk başka bir toplulukla alay etmesin! Olabilir ki, alay ettikleri topluluk kendilerinden hayırlıdır..hucurat 11)  bu ilahi mesajlardan alınacak önemli bir ders te şudur ki: başka bir topluluğu bile ayıplamayı kınamayı ötekileştirmeyi hoş görmeyen yüce yaradan, bizim birbirimizi hor görmemizi ötekileştirmemizi nasıl görecektir acaba ?</p>
<p>Hz. Ali efendimizin (kv) bu konudaki sözü de şöyledir. (kalbi düşmanlıklarla meşgul olan kişi, faydalı işler yapamaz. Çünkü kalp, iki zıt meşguliyeti bir arada bulunduracak kadar geniş değildir.</p><p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/ulkece-ihtiyacimiz/">Ülkece İhtiyacımız..</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.korfezgazete.com/ulkece-ihtiyacimiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kutuplaşma Siyaseti</title>
		<link>https://www.korfezgazete.com/kutuplasma-siyaseti/</link>
					<comments>https://www.korfezgazete.com/kutuplasma-siyaseti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Çardak]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Feb 2020 07:29:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[köşe]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Çardak]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.korfezgazete.com/?p=70524</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de, uzunca süredir hem iktidarıyla hem muhalefetiyle bir siyasi tıkanıklık yaşanıyor. Türkiye’de siyaset dilinin ve siyasi argümanların ne yazık ki içi dolu değil. Siyaset dilinin özü sağlam değil, derinliği yok, daha çok taktiksel.  Tüm tartışmalar ‘nasıl kazanırım’, ‘nasıl kazanılır’ ya da ‘nasıl kazandı’ya dayanıyor. Memleket için neyin iyi neyin kötü olacağı yeterince konuşulmuyor. Türkiye’de insanlar [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/kutuplasma-siyaseti/">Kutuplaşma Siyaseti</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de, uzunca süredir hem iktidarıyla hem muhalefetiyle bir siyasi tıkanıklık yaşanıyor. Türkiye’de siyaset dilinin ve siyasi argümanların ne yazık ki içi dolu değil. Siyaset dilinin özü sağlam değil, derinliği yok, daha çok taktiksel.  Tüm tartışmalar ‘nasıl kazanırım’, ‘nasıl kazanılır’ ya da ‘nasıl kazandı’ya dayanıyor. Memleket için neyin iyi neyin kötü olacağı yeterince konuşulmuyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-66353" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2020/01/ÇARDAK-300x225.jpg" alt="" width="400" height="300" /></p>
<p>Türkiye’de insanlar ötekileştiriliyor! Vatandaşlar birbirlerine düşman ediliyor. Ötekileştirme, ‘öteki’ ben veya bizden farklı olan ya da farklı olarak kanılmanmış olandır. Sosyal kimlik kuramı çerçevesinde ‘öteki’ genellikle önyargıları ve stereotipleri içinde barındırmasından ötürü imajları da beraberinde oluşturur. Kısaca ötekileştirme, önyargıların ve ayrımcılığın bir arada görüldüğü bir kavramdır.</p>
<p>Etrafımızda birçok kimse yakınıyor! Mevcut siyasi iktidar toplumun bir kısmını Türkiye’nin nüfusundan saymıyor; ‘onlar’ diye başlayarak Türkiye’nin yarısına hakaretler ediyor. İktidar karşıtlarına ‘terörist’ deniliyor.  Bizler de buna alınıyoruz!</p>
<p>Onun için bu kutuplaşma, ‘nasıl kazanırız’ın bir yöntemi olarak öne çıkıyor. Hal böyle olunca da kutuplaştırıcı her söylem karşıtını üretiyor. Üretilen karşıtlıklar sonuç olarak rövanş alıcı davranışlara evriliyor ve buradan da karmaşa çıkıyor. Türkiye’de siyaset ne yazık ki dışlayıcı yapılıyor. Halbuki siyaset kapsayıcı olsa, herkesi angace edici, herkesi işin içine dâhil edici olsa, diyalog ve uzlaşma merkezli olsa, o zaman ortaya daha barışçıl bir siyaset çıkar.</p>
<p>Anayasamıza göre, Türk milletinin birliğini temsil etmesi gereken partili Cumhurbaşkanı, bir konuşmasında, “50 milyonluk Türkiye’nin istikbalini kurtardık” demiştir. Peki, yok sayılan 30 milyon vatandaş kimlerden oluşuyor? 30 milyon insan vatandaş sayılmıyor.  Bu ötekileştirme siyaseti anlaşılabilir gibi değil zaten! Bu siyaset dilinin hiçbir faydası olmaz!</p>
<p>Aslında Türk siyasetinde ayrıştırıcı dil hep vardı. Gelmiş geçmiş tüm siyasi iktidarlar ve darbeciler toplumun bazı kesimlerini hep hedef göstermişlerdir. En çok da Türk Sol’u hedef gösterilmiştir. Bir de bunları dinleyip kendine görev çıkaran bazı kitleler de var. Bunun nedeni 70 yıldır yönetimde sağ iktidarların olması değildir. Toplumsal kutuplaşma, ondan önce de vardı. Örneğin: Cumhuriyet Gazetesi’nin isyan ettiler diye Kürt yurttaşları ‘yamyam’ ilan etmesi ve insan saymaması gibi…</p>
<p>Meselâ laiklik, bir devletin din işlerine karışmamasıdır, sadece din lanse etmemesi değildir. Tersine, dinler üzerinde baskı oluşturmasa da, bu bakımdan Türkiye hiç laik olamamıştır. Mevcut iktidar da laiklik karşıtı politikalarını önceki iktidarların mekanizmaları üzerinden yürütmektedir.</p>
<p>Peki, nasıl bir Türkiye istiyoruz? Öncelikle çözüm 2003 öncesine dönmek değildir.  Ondan öncesi de günümüzden çok farklı değildi. O dönemde de Meclis yine bağımsız çalışmıyor, yine liderler ne derse o oluyordu. Öncekiler de yine emperyalistlerin dümen suyundaydı. O dönemlerde de liderlerin dedikleri ve yaptıkları birbirini tutmuyordu. Efendileri ne derse onu yapıyorlardı. Çünkü o dönemlerde de ülkede yolsuzluklar ve arsızlıklar vardı. Türkiye için artık yepyeni şeyler gerekli. Bütün yurttaşları birbirine bağlayacak yeni bir heyecana ihtiyaç var!</p>
<p><a href="https://www.korfezgazete.com/reklam-tanitim/"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-64723 size-full" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim.jpg" alt="" width="728" height="90" srcset="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim.jpg 728w, https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim-300x37.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 728px) 100vw, 728px" /></a></p>
<p>Fazla söze gerek yok! Türkiye nüfusunun en az  %58’i kendini mutsuz hissediyorsa, Türkiye mutlu bir ülke değil, müreffeh bir ülke de değil.  Kalkınma, bir ülkenin topyekûn bilgi düzeyidir, birliğidir. Türkiye’de 16 milyon insan aç ise, ülkemizde kalkınma yok demektir.</p>
<p>Almanya 2. Dünya Savaşı’nda yerle bir olmuştur ama bitmemiştir; kısa zamanda yeniden ekonomik dev olmuştur. Niye? Çünkü Almanlar sanayi terbiyesine sahiptiler. Dahası da var: Her Alman yurttaşı ‘Ben ülkem için çalışırım’ diyebilmiştir. Ama halkının yarısı ötekileştirilmiş bir Türkiye’de böyle bir şey olamaz!</p>
<p>Türkiye’de artık yoksullar da ötekileştiriliyor!  Varlıklı ve güçlü olanlar çocuklarını okutuyor. Özellikle de iktidar çevresi çocuklarını yurtdışında okuturken, yoksul aile çocuklarına din eğitimi ve ‘şehitlik’ reva görülüyor. Bu böyle devam edemez! Herkesin kanun önünde eşit olacağı ve haksızlığa uğramayacağı yeni bir sisteme ihtiyaç var! O kadar ki, Türkiye’de artık var olmak ya da olmamak sorun haline gelmiştir. Bu iyi bir şey değil!</p>
<p>Nüfusu 83 milyonu aşan Türk toplumu olarak; farklılıklarımızın tümüne saygı duyan ve farklılıklarımızı zenginlik sayan bir gelecek kurmaya mecburuz! Ancak o zaman bireyler farklılıkları görmezlikten gelebilir ve benzerliklerimiz ön plana çıkar. Çünkü ötekileştirilenler,  zamanla birbirlerine yeniden sarılabilirler. İşte o zaman Türkiye ancak ‘bizler’ ve ‘onlar’ kavgasından kurtulabilir. Milletin birliğini belki bizler göremeyiz,  ama tohumlarını atarsak eğer çocuklarımız ya da torunlarımız hasat alabilir!</p>
<p>Hatırlatmakta fayda var: İyi bir fikre sahip olmanın en iyi yolu, birçok fikre sahip olmaktır. Türkiye’de herkes her zaman dengede olmak zorunda değil. Bir düşünün;  herkes çok akıllı, hep mantıklı, tek tip. Olsun mu? Olmasın! Türkiye’me renk lazım, farklılık şart…</p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/kutuplasma-siyaseti/">Kutuplaşma Siyaseti</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.korfezgazete.com/kutuplasma-siyaseti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tüketicilerin Yasal Hakları</title>
		<link>https://www.korfezgazete.com/tuketicilerin-yasal-haklari/</link>
					<comments>https://www.korfezgazete.com/tuketicilerin-yasal-haklari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korfez Gazete Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Feb 2020 08:42:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tükenmeden Tüketmek İçin]]></category>
		<category><![CDATA[köşe]]></category>
		<category><![CDATA[şenay toraman yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[tüketici]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.korfezgazete.com/?p=69437</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaşamımızı sürdürebilmek için dayanıklı, dayanıksız birçok mal ve hizmet tüketmek zorundayız. Evinize buzdolabı, çamaşır makinesi, ütü gibi elektrikli cihazlar; televizyon, radyo, bilgisayar, cep telefonu gibi elektronik cihazlar; yatak takımı, oturma takımı, yemek takımı gibi mobilya ve çeşitli mutfak araç gereci satın alıyoruz. Yazlık, kışlık giysi ve ayakkabı gereksinmelerimizi satın alıyoruz. Evimizi aydınlatmak için elektrik hizmeti, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/tuketicilerin-yasal-haklari/">Tüketicilerin Yasal Hakları</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşamımızı sürdürebilmek için dayanıklı, dayanıksız birçok mal ve hizmet tüketmek zorundayız. Evinize buzdolabı, çamaşır makinesi, ütü gibi elektrikli cihazlar; televizyon, radyo, bilgisayar, cep telefonu gibi elektronik cihazlar; yatak takımı, oturma takımı, yemek takımı gibi mobilya ve çeşitli mutfak araç gereci satın alıyoruz. Yazlık, kışlık giysi ve ayakkabı gereksinmelerimizi satın alıyoruz. Evimizi aydınlatmak için elektrik hizmeti, günlük yaşamımızda en temel gereksinmelerimizden olan su ve gıda maddeleri satın alıp kullanıyoruz. Sabit ve cep telefonlarıyla, internet yoluyla telekomünikasyon hizmetleri satın alıyoruz. Isınmak ve yemek pişirmek için doğal gaz, LPG, kömür, odun gibi yakıtlarla birlikte bu yakıtların kullanıldığı cihazları satın alıp kullanıyoruz. Evimize – işimize ya da herhangi bir yere gidip gelmek için otobüs, dolmuş, tren, uçak, gemi gibi ulaşım araçları ile ulaşım hizmeti alıyoruz. Bankalardan tüketici kredisi alıp kullanıyoruz.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-68137" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2020/02/SENAY-TORAMAN-YILMAZ-300x154.jpg" alt="" width="400" height="205" /></p>
<p>Satın alıp kullandığımız mal ve hizmetlere daha birçok örnek verebiliriz.</p>
<p>Sözünü ettiğimiz mal ve mal ve hizmetleri satın alıp kullanırken herhangi bir özür, kusur, kısaca ayıplı bir mal ve hizmetle karşılaştığımızda ne gibi haklarımızı var? Haklarınızı nasıl ve nerelerde arayacağız ?</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><strong>Ayıplı Mal Ve Hizmetlerde Hak Arama Yol Ve Yöntemleri</strong></h2>
<p>&nbsp;</p>
<p>Öncelikle ayıplı mal ve hizmetlerin ne olduğunu bilmemiz gerekir. Tüketicinin Korunması Hakkında Yasa’nın 4.maddesine göre; Ayıplı mal, kısaca özürlü, kusurlu maldır. İşlevini yerine tam olarak getirmeyen, tüketicinin ondan beklediği yararı sağlamayan maldır. Standardına, teknik kıstaslarına aykırı maldır. Örneğin; iyi soğutmayan bir buzdolabı, ses ve görüntüsünde sorun olan televizyon, konuşmakta zorlandığımız ya da konuştuğumuz kişinin sesini duyurmayan bir cep telefonu, sökük – yırtık kumaş hatası olan bir elbise, çatlak-kırık ya da kısa bir sürede deformasyona uğrayan mobilya gibi. Ayıplı hizmetlere örnek; Bankaların haksız yere ve mevcut yargı kararlarına aykırı olarak tüketicilerden aldıkları yıllık kart ücreti, hesap işletim ücreti, çeşitli komisyonlar; GSM şirketlerinin haksız, aldatıcı yanıltıcı kampanyaları ; düşük ve yüksek voltajla evlerimizdeki cihazlarımızın bozulmasına neden olan ya da yaşam kalitemizin düşmesine neden elektrik hizmeti gibi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><strong>Ayıp Çeşitleri</strong></h2>
<p>&nbsp;</p>
<p>1- Açık Ayıp: Satın aldığımız mal ve hizmetlerde hemen ya da başlangıçta farkına varabileceğimiz ve görebileceğimiz ayıp çeşitleridir. Yırtık, sökük, kırık, çıkık, kumaş hatası, cihazların çalışmaması ya da işlevlerini yerine getirmemesi gibi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>2- Gizli Ayıp: Satın aldığımız mal ve hizmetlerde belli bir süre sonra ortaya çıkan ayıplardır ( kusurlar, özürler). Ancak, gizli ayıbın nedeni tüketicinin kullanım hatasından ya da yanlış kullanımından kaynaklanmayacak.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>3- Hileli Ayıp: Malın ya da hizmetin kusuru, ayıbı tüketiciden bilerek saklanıyorsa ya da bilerek ayıplı ( kusurlu, özürlü) mal ve hizmet üretip tüketicilere satılıyorsa bu mal ve hizmetler hileli mal ve hizmetlerdir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ayıplı mal ve hizmetlerde Haklarımız şunlardır :</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>1- Ayıplı malın firmaya iade edilerek bedelini isteme hakkımız. Ayıplı hizmetin bedelini isteme hakkımız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>2- Ayıplı malın ayıpsız olan bir yenisiyle değiştirilmesini isteme hakkımız. Ayıplı hizmetin ayıpsız hizmetle yeniden görülmesini isteme hakkımız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>3- Ayıplı mal veya ayıplı hizmete ödediğimiz bedelden indirim isteme hakkımız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>4- Ayıplı malın ücretsiz onarımını isteme hakkımız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><strong>Ayıplı Mal ve Hizmetlerde Hak Arama Süreleri</strong></h2>
<p>Taşınabilir mallar ile hizmetler için;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>1- Açık ayıplarda 30 gün</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>2- Gizli ayıplarda 2 yıl</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>3- Hileli ayıplarda hilenin ne zaman farkına varılırsa</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><strong>Konut Ve Tatil Amaçlı Taşınmaz Mallar İçin 5 Yıl</strong></h2>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ayıplı mal ve hizmetlerde sorumlular:</p>
<p>Ayıplı mal ve hizmetler nedeniyle satıcı, imalatçı-üretici, bayi, acente, ithalatçı ile tüketiciye o mal ve hizmet nedeniyle kredi veren bankalar ya da kredi kuruluşları tüketicilere karşı müteselsilen ( zincirleme) sorumludurlar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Tüketiciler ayıplı mal ve hizmetler nedeniyle hak arama süresi içersinde, öncelikle satıcıya başvuruda bulunarak haklarından ( 4 haktan) birisini talep edebilir. Satıcı, tüketicinin isteğini yerine getirmek zorundadır. Eğer, satıcı tüketicinin isteğini yerine getirmek istemiyorsa ya da zorluk ve engel çıkarıyorsa, tüketicinin hiç tartışmasına gerek yoktur. Yasal hakları için ilgili ve görevli yerlere başvuruda bulunulmalıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hak Arama Yerleri:</p>
<p>Tüketici, satıcı firmadan olumsuz cevap alması durumunda belirlenen hak arama süresi içerisinde Tüketici Hakları Derneğine, Derneğin Şubelerine başvuruda bulunarak ya da Derneği arayarak yardım isteyebilir. Kaldı ki, bu gibi durumlarda, tüketicilerin Tüketici Hakları Derneğine öncelikli başvuruda bulunmasında yarar vardır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bununla birlikte, her kaymakamlıkta ve her sanayi ve ticaret il müdürlüğünde tüketici sorunları hakem heyeti bulunmaktadır. Tüketiciler, haklarını arayabilmek için ya ikamet ettikleri ya da malı satın aldıkları yerdeki hakem heyetine başvuruda bulunabilir. Tercih Tüketicinindir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><strong>Ayıplı Mal Ve Hizmetin Neden Olduğu Zararlar</strong></h2>
<p>Ayıplı mal veya ayıplı hizmetin neden olduğu ölüm, yaralanma veya kullanımdaki diğer mallarda oluşan zarardan dolayı tüketiciler malın imalatçısı ve üreticisi ile hizmetin sağlayıcısından tazminat isteme hakkına sahiptirler.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ayıplı mal ve hizmetin neden olduğu her türlü zararlardan dolayı tüketicilerin yapacağı talepler ise mal ve hizmetin satın alındığı tarihten itibaren üç yıllık süreye tabidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><strong>Özürlü Ve Güvenli Olmayan Mallar</strong></h2>
<p>Satışa sunulacak mallar özürlü ise, o malın üzerine ya da ambalajına, imalatçı veya satıcı tarafından tüketicinin kolaylıkla okuyacağı şekilde “özürlüdür” ibaresini içeren bir etiket konulması zorunludur. Eğer, özürlü ( ayıplı mallar) mağazanın bilinen bir katında, reyonunda sergileniyorsa “özürlüdür” etiketinin konulması zorunluluğu yoktur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Malın ayıplı olduğu hususu, tüketiciye verilen fatura, fiş veya satış belgesi üzerinde gösterilir. Özürlü ( ayıplı) malı bilerek satın alan tüketiciler ayıplı mallar nedeniyle belirlenen haklardan yararlanamazlar. Güvenli olmayan mallar, tüketicilere “özürlüdür” etiketiyle dahi satılamazlar ve pazara sürülemezler.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><strong>Tüketicilere Uyarı Ve Öneriler</strong></h2>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ayıplı mal ya da hizmetlerde haklarımızı arayabilmek için mutlaka satın aldığımız mal ve hizmete ait fiş, fatura bulunması gerekmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bir bankadan tüketici kredisi çekmişsek, taksitli ve kampanyalı satışlardan mal ve hizmet satın almışsak bir devre tatile katılmışsak, bu gibi durumlarda mutlaka Tüketicinin Korunması Hakkında Yasa’ya uygun şekilde düzenlenmesi gereken sözleşmenin bir örneğini almalıyız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bununla birlikte, kendimiz herhangi bir firmaya özel olarak bir mal ve hizmet siparişi vermişsek, bu durumda da daha sonra çıkabilecek sorunlarda kanıt olarak gösterebilmek için bir sözleşme yapılmasını istemeliyiz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Garanti kapsamına giren bir elektrikli, elektronik mal satın alıyorsak, imalatçı ve ithalatçı firmalar tarafından düzenlenmesi zorunlu olan mala ait garanti belgesi ile birlikte Türkçe tanıtma ve kullanma kılavuzunu istemeliyiz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Satın alacağımız mal ve hizmetlere ait fatura ya da fişi mal ve hizmetin ayıplı çıkması durumunda, hem yasal haklarımızı kullanabilmek hem de firmaların vergi kaçırmaması için bilinçli bir tüketici ve yurttaş olarak istemeliyiz. Satın alacağımız malın, çok zorunlu olmadıkça ülkemizde üretilen yerli malı olmasına dikkat etmeliyiz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bir mal ya da hizmet satın almadan önce ve satın aldıktan sonra herhangi bir sorunla karşılaştığımızda, öncelikli olarak Tüketici Hakları Derneğini arayarak ön bilgi almamızda yarar vardır. Bu ve buna benzer durumlarda Tüketici Hakları Derneği siz tüketicilere başvuruda bulunmanız durumunda yardımcı olacaktır.</p><p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/tuketicilerin-yasal-haklari/">Tüketicilerin Yasal Hakları</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.korfezgazete.com/tuketicilerin-yasal-haklari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Suriye Bataklığında İdlib Düğümü</title>
		<link>https://www.korfezgazete.com/suriye-batakliginda-idlib-dugumu/</link>
					<comments>https://www.korfezgazete.com/suriye-batakliginda-idlib-dugumu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Çardak]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Feb 2020 07:43:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[İdlib]]></category>
		<category><![CDATA[köşe]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Çardak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.korfezgazete.com/?p=69221</guid>

					<description><![CDATA[<p>İdlib, El Kaide türevlerinden Müslüman Kardeşler’e, Ahrar- üş Şam’dan IŞİD’e çeşitli adlar altındaki rejim muhalifi yerli ve yabancı radikal İslamcıların Suriye’deki son kalesi durumundadır. Terörist gruplar, Beşar Esad rejimini devirmek üzere, Batı’nın ve Batı ile birlikte hareket eden Türkiye dâhil bazı bölge ülkelerinin “eğit-donat” desteğinde, Suriye’nin çeşitli yerlerinde 2011 yılı ve sonrasında silahlı ayaklanma başlatmışlardır. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/suriye-batakliginda-idlib-dugumu/">Suriye Bataklığında İdlib Düğümü</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İdlib, El Kaide türevlerinden Müslüman Kardeşler’e, Ahrar- üş Şam’dan IŞİD’e çeşitli adlar altındaki rejim muhalifi yerli ve yabancı radikal İslamcıların Suriye’deki son kalesi durumundadır. Terörist gruplar, Beşar Esad rejimini devirmek üzere, Batı’nın ve Batı ile birlikte hareket eden Türkiye dâhil bazı bölge ülkelerinin “eğit-donat” desteğinde, Suriye’nin çeşitli yerlerinde 2011 yılı ve sonrasında silahlı ayaklanma başlatmışlardır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-66353" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2020/01/ÇARDAK-300x225.jpg" alt="" width="400" height="300" /></p>
<p>2015’te Rusya Federasyonu’nun rejim yanında devreye girmesiyle, Suriye ordusu ülkede adım adım hâkimiyetini kurmuş ve silahlı muhalefetin kalıntılarını İdlib’e sürmüştür. Bu sonucun alınmasında Obama döneminde ABD’nin anılan terör örgütlerinden desteğini çekmesi ve IŞİD’e karşı mücadele başlatması da rol oynamıştır. Ancak aralarında Türkiye ve Katar’ın bulunduğu bazı ülkeler onlara şu ya da bu biçimde destek vermeyi sürdürmüştür. Suriye, yaklaşık 4 yıldan beri sayılarının hala on binlerce olduğu bildirilen bu silahlı gruplardan İdlib’i temizlemeye çalışmaktadır.</p>
<p>Aralık 2016’da Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in aracılığıyla, Rusya, Türkiye ve İran arasında, çatışmaya taraf olan rejim ve muhalefet temsilcileri yanında ABD’nin de bazı toplantılarına temsilci gönderdiği bir süreç başlatılmıştır. Sürecin ilk toplantısı en geniş katılımla 23-24 Ocak 2017’de Kazakistan’ın başkenti Astana’da yapılmıştır.  Sürecin garantörü olan Rusya, Türkiye ve İran arasında 3-4 Mayıs 2017’de yine Astana’da 6 maddelik bir anlaşma imzalanmıştır.</p>
<p>Astana Süreci kapsamında bugüne kadar çok sayıda toplantı olmuş ve ortak çalışma grubu oluşturulmuştur. Sözlü ve yazılı mutabakatlar gerçekleştirilmiştir. Bunlardan en önemlisi, Astana Anlaşması’ndan yaklaşık 1,5 yıl sonra 17 Eylül 2018’de Erdoğan ile Putin arasında Soçi’de varılan mutabakattır. Buna göre Türkiye “İdlib’den geçen ve terör gruplarının elinde bulunan M4 ve M5 karayollarının güvenliğini sağlama ve kullanıma açma” sözü vermiştir.</p>
<p>Astana Anlaşması’nın öngördüğü şey; Suriye’de şiddetin en kısa zamanda durdurulması, insani durumun daha iyi hale getirilmesi ve krize yönelik siyasi bir çözümün bulunması için uygun koşulların yaratılmasıdır. Bu amaçla Suriye’nin çeşitli bölgelerinde sürmekte olan çatışmaları öncelikle ateşkes ile durdurmak, güvenli bölgeler ve güvenlik şeritleri oluşturmak, sivillerin çatışmadan zarar görmesini engellemek, sivil halka insani yardım akışını güvenceye almak ve giderek de Suriye’nin toprak bütünlüğünü, bağımsızlığını ve siyasi egemenliğini esas alan bir uzlaşmanın zeminini yaratmaktır.</p>
<p>Bu haliyle Astana Süreci, BM tarafından yürütülen Cenevre görüşmelerinin bir parçası şeklinde algılanmaktadır. Türkiye, amacı anlaşma ile belirlenmiş bu süreçte, sivillerin zarar görmemesi ve sorunun yeni bir mülteci akınına yol açmaksızın çözümlenmesi için çevrede gözlem noktaları kurarak görev üstlenmiştir. Şimdiye kadar İdlib çevresinde oluşturulan güvenli bölgede TSK, 12 gözlem noktasında konuşlanmış bulunmaktadır.</p>
<p>Ancak aradan geçen zaman içinde, ne ‘ateşkes’ rejimi düzenli biçimde işlemiş,  ne şiddet sona ermiş, ne de taraflar arasında herhangi bir uzlaşı umudu doğmuştur. Tam tersine, Türkiye’nin Zeytindalı, Fırat Kalkanı ve Barış Pınarı harekâtlarında işbirliği yaptığı ÖSO yanlıları da dâhil, neredeyse tüm cihatçı muhalefet grupları, El Nusra ve IŞİD uzantısı Heyet Tahrir el Şam (HTŞ)’nin kontrolüne girmişlerdir. Bu örgütü ABD, Rusya ve BM gibi Türkiye de terör örgütü olarak belirlemiştir.</p>
<p>Üç yıldan beri sürdürülen ‘Astana Süreci’ kapsamındaki çabalar silahların ve şiddetin sustuğu kalıcı bir sükûnet getirmediği gibi, garantörler arasında da çelişki ve çatışma yaratmaktan azade kalmamıştır. Çünkü HTŞ güdümüne giren rejim muhalifleri, İdlib’i üs olarak kullanmak suretiyle çevreyi tehdit eden ve BM gözetimindeki Cenevre görüşmelerini sekteye uğratan bir çıbanbaşı olmayı ısrarla sürdürmüşlerdir. Giderek Libya’daki iç savaşı besleyen bir terör havuzu haline gelmişlerdir.</p>
<p><a href="https://www.korfezgazete.com/reklam-tanitim/"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-64723 size-full" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim.jpg" alt="" width="728" height="90" srcset="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim.jpg 728w, https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim-300x37.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 728px) 100vw, 728px" /></a></p>
<p>Suriye ordusu anılan silahlı grupların işgalindeki İdlib’i terörden temizlemek için başlattığı mücadeleyi, Rusya’nın da desteğiyle Astana’dan sonra da sürdürmüştür. Zaten Astana süreci bağlamında imzalanan anlaşmanın 5. maddesi, “IŞİD, El Nusra ve El Kaide veya IŞİD ile ve BMGK tarafından terör örgütü olarak kabul edilen tüm örgütlerle bağlantılı her türlü kişi, grup, oluşum, kuruluşlarla mücadeleyi sürdürmeye yönelik tüm tedbirlerin alınacağını” öngörmüştür. Bunu, anlaşmayı imzalamış devletler olarak Türkiye, Rusya ve İran garanti etmiştir.</p>
<p>Son aylarda İdlib’i işgal etmiş olan terörist gruplara karşı mücadeleye hız veren Suriye ordusu, sivil halkın savaşı sürdüren gruplardan ayrışması ve güneydeki güvenli bölgelere gitmesi için sürekli uyarılar eşliğinde, teröristlerce tutulan mevzileri bombalamaya başlamıştır. Türkiye, Suriye’nin terör örgütlerine karşı yürüttüğü operasyonlara baştan itibaren karşı çıkmıştır. Sivilleri hedef aldığı ve ayrıca Türkiye sınırına doğru bir sığınmacı akınına yol açtığı gerekçesiyle, Suriye yönetimini sert biçimde eleştirmeyi sürdüre gelmiştir. Son dönemde de Rusya’yı bombardımanlara engel olmaya çağırmıştır.</p>
<p>Buna karşı Suriye, Türkiye’yi “işgalci olmak ve terör çeteleriyle işbirliği yapmakla” suçlamış ve kendi toprak bütünlüğüne ve bağımsızlığına saygı göstermesini istemiştir. Rusya ise Türkiye’nin eleştiri ve çağrılarına, asıl Türkiye’nin Astana Anlaşmasındaki hükümlere uyması ve Soçi mutabakatı ile üstlendiği görevleri artık geciktirmemesi karşılığını vermiştir.</p>
<p>Bu karşılıklı suçlama, iddia ve talepler, Erdoğan’ın geçenlerde  “Astana sürecinin bittiğini” ilan etmesiyle yeni bir aşamaya evrilmiştir. TSK Suriye sınırına yığınak yapmaya ve yedeğindeki ÖSO güçleri de İdlib’i kuşatan Suriye ordusuna ve Rus birliklerine kuzeyden saldırmaya başlamıştır. Bu saldırılar sırasında 4 Rus askeri öldürülmüştür. TSK 12 gözlem noktasına ek olarak bazı kontrol noktaları kurma hazırlığına başlamıştır. Bu bağlamda Türkiye’den giden yeni bir askeri konvoy İdlib şehir merkezine girerken 2 Şubat gecesi bombalanmıştır. Maalesef Astana barış girişimi ya da İdlib çıbanı, sekiz askerimizin şehit olması ve beşinin de yaralanmasıyla başlayan, Rusya ve Suriye ile Türkiye arasında çok ciddi bir gerginliğe dönüşmüştür. Rusya bu olayın önceden bilgi verilmeyen ve gece yapılan bir askeri sevkiyat nedeniyle gerçekleştiğini iddia etmiş, “Haber vermediler, hedef oldular” diyerek Türkiye’yi kusurlu bulurken Suriye’yi savunmuştur. Ne acıdır ki bu hafta da 5 şehidimiz var!</p>
<p>Her gün biraz daha içine sürüklendiğimiz Suriye bataklığında işlerin sonu nereye varır kestirmek zor. Ama hâlihazırda İdlib’i cihatçı terör örgütlerinin elinde bırakacak şekilde ve sadece kendimize zarar üreten, şehitler veren, neyi gözettiği belirsiz savruk bir politikanın sürüklediği bir tuzağın içindeyiz. Şimdiye kadar dökülen kanlar ve verilen şehitler, sergilenen dış politikanın ağır bedelini ve ülkeye hayır getirmediğini acı biçimde ortaya koysa da, bu politikanın hangi amaçla ve hangi akla hizmet için sürdürüldüğünü açıklayamıyor. Bir yandan Rusya kendi bölgesel ve küresel planlarına uyacak şekilde Türkiye’yi “idare etmeye” çalışırken, bir yandan da ABD öteki kolumuzdan çekiştirip ittiriyor. Adeta Amerikan-Rus çarmıhına gerilmiş gibiyiz. Yaptıklarımızın bölgede barış ve huzura mı, yoksa ABD planı uyarınca bölünecek bir Suriye’de İdlib’in cihatçı terör örgütleri elinde kalması için körüklenen cehennem ateşine mi hizmet ettiğini, korkarım ki yaşayarak göreceğiz.</p>
<p>Uluslararası çıkar çatışmaları İdlib’de düğümlenmiş vaziyettedir. İdlib’deki durum son derece endişe vericidir. Bu düğümü çözmek çok zor! ABD, Rusya &#8211; Türkiye arasındaki ilişkileri bozmaya çalışıyor, Türkiye’yi savaşa kışkırtıyor! Türkiye ise, Suriye yönetiminin İdlib’deki saldırılarını durdurması için NATO, Avrupa ve dünyanın ciddi ve somut yardım ve desteğini beklemektedir. Bu da gösteriyor ki, İdlib daha çok askeri çatışmalara gebedir. Oysaki Türk ulusunun yaşamı tehlike ile karşı karşıya kalmadıkça, savaş bir cinayettir. Barış ise, sorunları çözmek ve uzlaşmak demektir. Barış tacı, saltanat tacıyla kıyaslanamayacak kadar güzel ve değerlidir!  Türkiye oyuna gelmemelidir…</p>
<p>Çünkü TSK tarafından Suriye sınırındaki askeri birliklere zırhlı araçlarla komando takviyesi yapılıyor. Hatay’ın Reyhanlı ilçesindeki Cilvegözü Sınır Kapısı’nda güvenlik tedbirleri artırılıyor. Görünen köy kılavuz istemez! İdlib daha çok askeri çatışmalara gebedir. Suriye’de uluslararası çıkar çatışmaları sona ermeden barış ve huzur hayaldir!</p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/suriye-batakliginda-idlib-dugumu/">Suriye Bataklığında İdlib Düğümü</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.korfezgazete.com/suriye-batakliginda-idlib-dugumu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akademinin İçi</title>
		<link>https://www.korfezgazete.com/akademinin-ici/</link>
					<comments>https://www.korfezgazete.com/akademinin-ici/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korfez Gazete Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 08 Feb 2020 06:07:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Cemaatçi/tarikatçı]]></category>
		<category><![CDATA[deakademinin]]></category>
		<category><![CDATA[İrfan O. Hatipoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[köşe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.korfezgazete.com/?p=68762</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzunca süredir ülkemiz deakademinin durumu iç açıcı değil. Bunun nedeni siyasal İslamcı iktidar tarafından akademinin cemaat/tarikatların kontrolüne bırakılmasıdır.Cemaatçi/tarikatçı anlayış akademideakıl/bilimi ötelendi,iç işleyişi kayırmacı, korku üreten zemine oturttu.Korkutma, yıldırmaya dayalı sistem; zihinleri ortaçağ öğretisiyle işgal edilmiş bağımlı, edilgen, üretken olmayan akademisyenlerin önünü açtı.Resmi söylemi doğrular dışında, bir akademik çalışmanın –Kanal İstanbul, ekonomi, işsizlik vb.- sonuçlarını açıklamak [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/akademinin-ici/">Akademinin İçi</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uzunca süredir ülkemiz<strong> deakademinin</strong> durumu iç açıcı değil. Bunun nedeni siyasal İslamcı iktidar tarafından akademinin cemaat/tarikatların kontrolüne bırakılmasıdır.<strong>Cemaatçi/tarikatçı</strong> anlayış akademideakıl/bilimi ötelendi,iç işleyişi kayırmacı, korku üreten zemine oturttu.Korkutma, yıldırmaya dayalı sistem; zihinleri ortaçağ öğretisiyle işgal edilmiş bağımlı, edilgen, üretken olmayan akademisyenlerin önünü açtı.Resmi söylemi doğrular dışında, bir akademik çalışmanın –Kanal İstanbul, ekonomi, işsizlik vb.- sonuçlarını açıklamak cesaret gerektirmekte. Çalışmaların sonuçları bir şekilde doğmalarla ilişkilendirilmesi gelenek haline getirildi. Kısacası akademide evrensel ölçütlerde bilim üretilmiyor, araştırma yapılmıyor.Eğitimin kalitesi çok düştü.</p>
<figure id="attachment_63100" aria-describedby="caption-attachment-63100" style="width: 400px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-63100" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/HATİPOĞLU-KÖŞE-300x248.jpg" alt="" width="400" height="331" /><figcaption id="caption-attachment-63100" class="wp-caption-text">Haberiniz olsun!</figcaption></figure>
<p>Üniversiteleri egemen kılınancemaatçi/tarikatçı anlayışakademiyiyozlaştırdı. Tüm disiplinlerde akademik çalışmaların içi boşaltıldı. Bir bilim insanının taşıması gereken evrensel ölçütler tehdit olarak görülmekte. Yerine bizden mi, değil mi?Hangi topluluğa, hangi düşünceye aidiyeti var gibi ölçütler öne çıkarılmakta. Üniversitelerde belirli bir düşüncenin insanı değilseniz akademik başarınızgörmezlikten geliniyor. Yok sayılırsınız. Bu anlayış gerçek bilim insanlarını küstürdü.Üniversitelerine aidiyetlerini kaybettirdi. Bilim üretemez duruma getirildiler.Diğer yandan ortaçağ öğretisine tutsak akademisyenler(!) arsızlaştırıldı. Akıl/bilimden yoksun, uygarlık değerlerinden uzak, bilimi aşağılayan görüşlerini açıklamaları özendirilmektedir. Üniversitenin, medyanın olanaklarından sınırsız yararlanmalarının önü açılarak görünür kılınmaktadırlar.</p>
<p><a href="https://www.korfezgazete.com/reklam-tanitim/"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-64723 size-full" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim.jpg" alt="" width="728" height="90" srcset="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim.jpg 728w, https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim-300x37.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 728px) 100vw, 728px" /></a></p>
<p>Üniversitelerin bilim yoksunu alanlara dönüşmesi, akademik değerlerin aşınması/sığlaşmasına getirdi.Örneğin akademik yükselme–doktor, profesör, doçent-ve kadro almayı kolaylaştıran yeni ölçütler getirildi.Evrensel ölçütler de bir bilim adamı akademik basamakta  yükseltilecekse yayınlarına, aldığı atıflara, yazdığı kitaplara, dünya bilim dünyası ile ne kadar iç içe olduğuna bakılır. Getirilen yeni ölçütlerde ise yükselme de uluslararası bilimsel ölçütlere uygun akademisyen tehdit algısı oluşturuyor. Evrensel ölçütlerin öne çıkartılması dogmacı anlayışı değersizleştireceğinden,sık değişen yeni yeni ölçütler/değerler üretiliyor.Yandaşlarakurgusal değerler biçerek/yüklenerek yükseltilmelerin önüaçılmaktadır.</p>
<p>Akademik yaşamın/akademisyen olma da evrensel ölçütlerin dışına çıkıldığında neler olabileceğini yaşayarak öğreniyoruz. Doğma edinimleri ile kamuyu akıl/bilim dışı öğretileri ile tutsak alarak, toplumu ortaçağ karanlığına sürüklemelerine izin veremeyiz.Aydınlanmacı/yurtseverler olarak yapmamız gereken, siyasal İslamcıları yenmek içinbilimin ışığını, uygarlık öğretilerini akademinin içineyeniden taşımaktır.</p>
<p>Bunun için çok fazla zamanımız yok.</p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/akademinin-ici/">Akademinin İçi</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.korfezgazete.com/akademinin-ici/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gümrük’te Kadın-Erkek Farkı</title>
		<link>https://www.korfezgazete.com/gumrukte-kadin-erkek-farki/</link>
					<comments>https://www.korfezgazete.com/gumrukte-kadin-erkek-farki/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Çardak]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Feb 2020 08:11:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[gümrük]]></category>
		<category><![CDATA[köşe]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Çardak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.korfezgazete.com/?p=68578</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu yıl, Dünya Gümrük Örgütü’nün en önemli takdir belgelerinden biri olan ‘Liyakat Sertifikası’na; İstanbul Gümrük Müşavirleri Derneği  (İGMD) Yönetim Kurulu Üyesi Çiğdem AĞDAĞ layık görülmüştür. Gümrük camiasına hayırlı olsun. Gümrüklerde kadın Gümrük Müşaviri olmak zordur. Gösterdiği performans karşılığında başarı gösteren meslektaşımızı kutluyorum. Bundan sonraki mesleki yaşamında ve çalışmalarında başarılar diliyorum.   Liyakatli meslektaşımız başarısından gururlanabilir! [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/gumrukte-kadin-erkek-farki/">Gümrük’te Kadın-Erkek Farkı</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Bu yıl, <strong>Dünya Gümrük Örgütü</strong>’nün en önemli takdir belgelerinden biri olan ‘Liyakat Sertifikası’na; <strong>İstanbul Gümrük Müşavirleri Derneği </strong> (İGMD) Yönetim Kurulu Üyesi Çiğdem AĞDAĞ layık görülmüştür. Gümrük camiasına hayırlı olsun. Gümrüklerde kadın Gümrük Müşaviri olmak zordur. Gösterdiği performans karşılığında başarı gösteren meslektaşımızı kutluyorum. Bundan sonraki mesleki yaşamında ve çalışmalarında başarılar diliyorum.  </em></p>
<figure id="attachment_66353" aria-describedby="caption-attachment-66353" style="width: 400px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-66353" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2020/01/ÇARDAK-300x225.jpg" alt="" width="400" height="300" /><figcaption id="caption-attachment-66353" class="wp-caption-text">Gümrük’te Kadın-Erkek Farkı</figcaption></figure>
<p><em>Liyakatli meslektaşımız başarısından gururlanabilir! Dernek yönetimi,  üçüncü kez Liyakat Sertifikası’na layık görülmesinin onurunu yaşayabilir. Çünkü 2014 yılında İGMD Yönetim Kurlu Başkanı Turhan Gündüz, 2017 yılında da yine İGMD Yönetim Kurulu Başkanı Serdar keskin bu sertifikaya sahip olmuşlardır. Ancak, bu yıl 26 Ocak Dünya Gümrük Günü kutlamaları çerçevesinde,  Ticaret Bakanlığı’nda düzenlenen törende, sertifikasını Ticaret Bakanı Sayın Ruhsar Pekcan’ın elinden alan İGMD Yönetim Kurulu Üyesi Çiğdem Ağdağ; Kadın Komitesinin kurulmasına öncelik etmesi ve sosyal dayanışma çalışmaları nedeniyle Dünya Gümrük Örgütü’nün ‘Liyakat Sertifikası’na layık görülmüştür. </em></p>
<p><em>Oysa Ticaret Bakanlığı Uluslararası Anlaşmalar ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü tarafından “26 Ocak Dünya Gümrük Günü Liyakat Sertifikaları” konulu duyuruda; 26 Ocak 2020 tarihinde gerçekleştirilecek Dünya Gümrük Günü kutlamaları çerçevesinde 2020 temasının “İnsanoğlu, Refah ve Gezegenimizin Sürdürülebilirliğinde Gümrükler” olarak, Dünya Gümrük Örgütü’nün yeni vizyonunun ise “Refah düzeyi daha yüksek ve daha güvenli bir dünya için gümrükleri bir araya getirme: Sınırlar ayırır, gümrükler birleştirir” olarak belirlendiği belirtilmiştir. </em></p>
<p><em>Dolayısıyla da Dünya Gümrük Örgütü’nün ‘Liyakat Sertifikası’na layık görülen İGMD Yönetim Kurulu Üyesi Çiğdem Ağdağ’ın, Dünya Gümrük Örgütü’nün yeni vizyonuna katkıları merak konusudur, tartışılabilir. Acaba İGMD yönetimi,  Çiğdem Akdağ’ı ‘Liyakat Sertifikası’na aday gösterirken hangi kriterleri dikkate almıştır? Çünkü genel olarak İGMD’de Gümrük Müşavirleri uluslararası standartlardaki başarıları ile algılanmıyor; “bizden mi, bizden değil mi, hangi gruba, hangi düşünceye aidiyeti var” gibi saçma sapan bir yolun içine girilmiştir. Eğer belirli bir grubun, düşüncenin insanı değilseniz sizi görmezlikten geliyorlar. Öyle olunca da mesleğinde gerçekten başarı gösteren Gümrük Müşavirleri küstürülüyor. </em></p>
<p><em>İGMD yönetimi kadın meslektaşımız Çiğdem Ağdağ Hanımefendi’yi Dünya Gümrük Örgütü’nün ‘Liyakat Sertifikası’na aday gösterirken, bu konuda bir araştırma yapmış mıdır? Yoksa sadece tercihini Çiğdem Ağdağ’dan yana mı kullanmıştır? Bu konu belirsizdir.  Ama ‘liyakat’ sözü; ‘layık olma’, yakışmak’, ‘yaraşmak’ veya ‘uygun olmak’  anlamına geliyor! Peki, bir kişi, bir işe nasıl yakışır, hangi nedenlerle uygun veya layık olur? Bir kişinin liyakati, yani Dünya Gümrük Örgütü’nün ‘Liyakat Sertifikası’na layık olduğu nasıl değerlendiriliyor? İGMD yönetimi lütfeder de açıklarsa öğreneceğiz!</em></p>
<p><a href="https://www.korfezgazete.com/reklam-tanitim/"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-64723 size-full" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim.jpg" alt="" width="728" height="90" srcset="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim.jpg 728w, https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim-300x37.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 728px) 100vw, 728px" /></a></p>
<p><em>Ben şahsen, İGMD Yönetim Kurulu Üyesi Çiğdem Hanımefendiyi birebir tanımıyorum! O yüzden hakkında fikir yürütmem ahlaki olmaz! Ama herhangi bir meslektaşımın İGMD Yönetim Kurulu Üyeliğine nasıl seçilebileceğine dair görüş ve düşüncelerim var. Ayrıca Çiğdem Hanım’ın Dünya Gümrük Örgütü’nün en önemli takdir belgelerinden biri olan ‘Liyakat Sertifikası’na layık görülmesine de bir şey diyemem! Ancak, geçen yıl İstanbul’da yaşanan bir olayı burada hatırlatmakta fayda görüyorum. </em></p>
<p><em>Hatırlayanlar olacaktır! Geçen yıl Eylül ayında, İGMD üyesi kadın gümrükçüler, İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) ev sahipliğinde Cemile Sultan Korusu’nda toplanmıştır. ‘Gümrük Dünyası’nda Kadınların Rolü’ başlıklı toplantıya, Ticaret Bakan Yardımcısı Gonca Yılmaz Batur da katılmıştır. Benim iştirak etmediğim o toplantıda bir konuşma yapan İTO Başkanı Şekib Avdagiç, “İGMD Genel kurul toplantısında, yönetim kuruluna ilk kez bir kadın üyenin seçilmesi milattır” dedikten sonra, konuşmasını çok ilginç ve hafızalarımızdan asla silinmeyecek şu sözlerle sürdürmüştür: </em></p>
<p><em>“Bazı meslekler var; kadınlar sanki o mesleklerde bulunamaz gibi bir algı oluşturuluyor. Oysa biz şunu görüyoruz ki, hangi meslekle ilgili bu algı yayılmak isteniyorsa, kadının varlığına en çok orada ihtiyacımız var. İşte gümrük müşavirliği de böyle. Gümrükte en önemli hususun, mevzuata uygun malın girişine ve çıkışına izin vermek, uygun olmayana geçit vermemektir. Bunu sadece gümrük memuru sağlamayacak. Yarı kamusal görev yapan gümrük müşavirlerimiz de yapacak. İşte bu konuda en hassas olanlar kadınlardır. Kadın gümrük müşavirlerinin varlığı artarsa, ne olur biliyor musunuz? Sözgelimi gümrükte vergi kaybına yol açacak suistimaller azalır. Çünkü kadınlar, mevzuata çok bağlıdır, titizdir”  </em></p>
<p><em>Açıkça söylüyorum: İTO Başkanının “Kadın Gümrük Müşavirlerinin varlığı artarsa, Gümrük’te vergi kaybına yol açacak suistimaller azalır” cümlesi, erkek Gümrük Müşavirlerine hakarettir, iftiradır. Ne demek yani, kadın Gümrük Müşavirleri titiz de, erkek Gümrük Müşavirleri titiz değiller mi? Gümrük’te vergi kaybına yol açanlar, mevzuata bağlı olmayan erkek Gümrük Müşavirleri midir? Gümrük’te vergi kaybına yol açanlar, olsa olsa mevzuata bağlı olmayan, ahlaksız iş insanları olabilir. Vah gümrükler vah!</em></p>
<p><em>İTO Başkanı kusura bakmasın ama bu zihniyet,  kadına endeksli ve hastalıklı bir zihniyettir! Bu sözler,  erkek Gümrük Müşavirlerine hakaretten de öte, küfürdür. Yani erkek Gümrük Müşavirleri, Gümrük Mevzuatı’nın uygulanmasında hassas davranmıyorlar da kaçakçılık mı yapıyorlar? Gümrük’te muayene ve denetim yok mudur? Türkiye’de görev başında olan Gümrük Müşavirlerinin tamamı kadın olsa, Gümrük’te vergi kaybına yol açacak suistimallaler olmayacak mı? Kadınlar mevzuata çok bağlı da erkekler bağlı değil mi? </em></p>
<p><em>İTO Başkanının bu yöndeki görüşü ahlaki değildir! Gümrük Teşkilatı’nın kuruluşundan bugüne kadar, gümrüklerde yaşanan yolsuzluk ve rüşvet olayları bir türlü sonlandırılamıyor? Neden? Gelmiş geçmiş güümrükten sorumlu bakanların hepsi de erkek olduğu için mi? Şimdiler de gümrüklerden sorumlu Ticaret Bakanı kadındır. Peki, gümrüklerde yolsuzluk ve rüşvet olayları sıfırlanmış mıdır? Bilen varsa söylesin! Halep oradaysa arşın buradadır!</em></p>
<p><em>Kaldı ki, gümrüklerden sorumlu Ticaret Bakanımız kadın!   Kadın Ticaret Bakan Yardımcımız var! Ticaret Bakanlığı personelinin üçte biri kadın! Gümrük müşavirlerinin neredeyse yüzde 10’u kadın! Gümrük müşavir yardımcılarının yüzde 5’i kadın! İGMD Yönetim Kurulu’nda kadın üye var! Peki, gümrükler tertemiz midir? Gümrükleri kirletenler erkek Gümrük Müşavirleri midir? </em></p>
<p><em>Bu arada, bir gerçeği hatırlatmakta fayda var: Bugüne kadar erkek Gümrük Müşavirleri bir ‘ODA’ çatısı altında örgütlenmeye layık görülmemiştir. Türkiye’de Kadın Komitelerinin kurulmasına öncülük etmesi ve sosyal dayanışma çalışmaları nedeniyle,  Dünya Gümrük Örgütü’nün Liyakat Sertifikası’na layık görülen kadın meslektaşımız Çiğdem Ağdağ, belki Gümrük Müşavirleri Birliği’nin kurulmasına da öncülük edebilir ve tüm Gümrük Müşavirlerini kamu kurumu niteliğinde bir ‘birlik’ çatısı altında birleştirebilir. Erkeklerin,  110 yıldır başaramadığı bu işi, belki kadınlar başarabilir. </em></p>
<p><em>Atatürk’ün de dediği gibi, şuna inanmak lazımdır ki, dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir. Gümrük Müşavirleri ve Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirleri Birliği’ni kurmak da belki liyakatli bir kadına kısmet olabilir. Bence de İGMD yönetimine ilk kez bir kadın üyenin seçilmesi bir milattır! İleride İGMD Başkanı da seçilse şaşırmamak gerek! </em></p>
<p><em>Ayrıca İTO Başkanı Avdagiç’in kadınlara dönük övgü dolu sözlerini de önemsemek lazım! İTO Başkanı Avdagiç’in görüşüne göre, gümrüklerde vergi kaybının da, suistimallerin de müsebbipleri erkekler ise eğer; gümrük personelinin üçte biri değil de üçte ikisi kadın olsa, Gümrük’te yolsuzluk ve rüşvet olayları sonlanabilir. Gümrük Müşavirlerinin yüzde 10’u değil de yüzde 90’ı kadın olsa, Gümrük’te vergi kaybı da, suistimaller de sıfırlanabilir. Hatta Gümrük’te iş takipçilerinin tamamı kadın olsa, Gümrük Müşavirliği Mesleği popüler hale bile gelebilir! Hele gümrükler tamamen kadınlara emanet edilse; dış ticaret  sektörünün ahlakı da düzelebilir!&#8230; </em></p><p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/gumrukte-kadin-erkek-farki/">Gümrük’te Kadın-Erkek Farkı</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.korfezgazete.com/gumrukte-kadin-erkek-farki/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tüketiciler Nasıl Bir Belediyecilik ve Nasıl Bir Belediye Yönetimi İstiyor (5)</title>
		<link>https://www.korfezgazete.com/tuketiciler-nasil-bir-belediyecilik-ve-nasil-bir-belediye-yonetimi-istiyor-5/</link>
					<comments>https://www.korfezgazete.com/tuketiciler-nasil-bir-belediyecilik-ve-nasil-bir-belediye-yonetimi-istiyor-5/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korfez Gazete Haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Feb 2020 07:08:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tükenmeden Tüketmek İçin]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[köşe]]></category>
		<category><![CDATA[Sayıştay]]></category>
		<category><![CDATA[şenay toraman yılmaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.korfezgazete.com/?p=68564</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sayıştay’ın belediyelerde yapmış olduğu denetimlere ilişkin genel değerlendirme raporunda denetçilerin önemli gördükleri sorunlar şunlardır: usulsüz tahsis, sürekli işgal, kayıtsız taşınmaz, toplanmayan gelirler, kayıtsız banka hesapları, otopark işletilmesinde usulsüzlük, fon gelirlerinin amaç dışı kullanımı, karşılıksız kıyak, ihalesiz toplu taşıma. Tüketiciler Olarak Nasıl Bir Belediyecilik ve Nasıl bir Belediye Yönetimi İstiyoruz? Kentte yaşayan, özellikle de dar gelirli, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/tuketiciler-nasil-bir-belediyecilik-ve-nasil-bir-belediye-yonetimi-istiyor-5/">Tüketiciler Nasıl Bir Belediyecilik ve Nasıl Bir Belediye Yönetimi İstiyor (5)</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sayıştay</strong>’ın <a href="https://www.korfezgazete.com/tuketiciler-nasil-bir-belediyecilik-ve-nasil-bir-belediye-yonetimi-istiyor-4/"><strong>belediye</strong></a>lerde yapmış olduğu denetimlere ilişkin genel değerlendirme raporunda denetçilerin önemli gördükleri sorunlar şunlardır: usulsüz tahsis, sürekli işgal, kayıtsız taşınmaz, toplanmayan gelirler, kayıtsız banka hesapları, otopark işletilmesinde usulsüzlük, fon gelirlerinin amaç dışı kullanımı, karşılıksız kıyak, ihalesiz toplu taşıma.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-68137" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2020/02/SENAY-TORAMAN-YILMAZ-300x154.jpg" alt="" width="400" height="205" /></p>
<h2><strong>Tüketiciler Olarak Nasıl Bir Belediyecilik ve Nasıl bir Belediye Yönetimi İstiyoruz?</strong></h2>
<p>Kentte yaşayan, özellikle de dar gelirli, yoksul, açlık sınırının altında yaşayan halkın ve öğrencilerin satın alma gücü dikkate alınarak, şehir şebeke suyu ve ulaşımın ucuz ya da ücretsiz sağlanacağı bir belediyecilik istiyoruz.<br />
Güvenli ve içilebilir şehir şebeke suyu sağlayabilecek bir belediye yönetimi istiyoruz.<br />
Toplu taşımacılığın hakim olduğu, trafik sorununun ve trafik kazalarının yaşanmadığı bir kent istiyoruz.<br />
Caddelerinin, sokaklarının ve her noktasının temiz olduğu bir kentte yaşamak istiyoruz.<br />
Doğanın, yani, yeşilin – çevrenin, toprağın, akarsuların, yer altı sularının, göllerin yok edilmeyeceği ve kirletilmeyeceği konusunda önlem alan bir belediyecilik ve bir belediye yönetimi istiyoruz.<br />
Temiz hava soluyabileceğimiz bir kent ile bunu sağlayacak bir belediyecilik istiyoruz.<br />
Yüksek gökdelenlerin, beton yığınlarının, çarpıklığın – çirkinliğin olmadığı, estetiği olan ve kent yaşamını sağlıklı kılacak gerçek imar planının uygulandığı bir kent ve bunun gereklerini yerine getirecek bir belediyecilik istiyoruz.<br />
Hemen her mahallede ve kentin merkezi noktalarında çocukların oyun alanlarının olduğu, yetişkinlerin gezip dinlenebileceği, yeşilliğin hakim olduğu, geniş alanlı park ve bahçeleri bulunan bir kent ile bu koşulları sağlayacak bir belediyecilik istiyoruz.<br />
Merkezi noktalarında ve değişik bölgelerinde birden çok toplanma alanının olduğu bir kent ve bu koşulları sağlayacak bir belediye yönetimi istiyoruz.</p>
<p><a href="https://www.korfezgazete.com/reklam-tanitim/"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-64723 size-full" src="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim.jpg" alt="" width="728" height="90" srcset="https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim.jpg 728w, https://www.korfezgazete.com/wp-content/uploads/2019/12/murat-resim-300x37.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 728px) 100vw, 728px" /></a><br />
Herkesin sağlıklı ve mutlu olduğu, dayanışmanın – paylaşımın olduğu, gerçek adaletin ve hukukun uygulandığı, kimsenin kimseyi rahatsız etmediği, zayıf halk kitlelerine sahip çıkıldığı, sosyal ve insani ilişkilerin gelişmiş olduğu bir kent ile bu koşulları sağlayacak bir belediyecilik istiyoruz.<br />
Özel sektöre, sermayeye kaynak ve rant sağlayan bir belediyecilik değil, halk için ve halk yararına çalışacak bir belediye yönetimi ve belediyecilik istiyoruz.<br />
Belediye gelirlerinin, kaynaklarının gereksiz, anlamsız kullanıldığı değil, halkın temel gerekli ve öncelikli olan gereksinimleri için kullanıldığı bir belediyecilik istiyoruz.<br />
Hiçbir şekilde kırsal kalkınmaya, tarıma ve hayvancılığa doğrudan ve dolaylı olarak zarar vermeyen, tam tersine yarar sağlayan bir belediyecilik ve belediye yönetimi istiyoruz.<br />
Ekolojik tarımsal üretime ve hayvancılığa önem veren, destekleyen, ekolojik tarımsal ve hayvancılık ürünlerinin kente getirilip tüketicilere uygun fiyatlarda sunulmasını sağlayan bir belediyecilik ve belediye yönetimi istiyoruz.<br />
Kentli halkın – tüketicilerin tüketim kooperatifleri kurmalarına ve çalıştırmalarına her çeşit desteği veren bir belediyecilik ve belediye yönetimi istiyoruz.<br />
Yağmur – fırtına ve doğal afetler nedeniyle halkın – tüketicilerin maddi ve manevi olarak hiçbir zarara uğramayacağı, mağduriyet yaşamayacağı şekilde altyapı hizmetlerinin ve sorunlarının çözüldüğü, diğer tüm önlemlerin alındığı bir kent ile bu koşulları sağlayacak bir belediye yönetimi ve belediyecilik istiyoruz.<br />
İşsizliğin, yoksulluğun, çaresizliğin, pahalılığın yaşanmadığı, tüketicilerin tüm insani gereksinimlerine en iyi ve yeterli olarak erişebildiği bir kent ile bu koşulları sağlayacak bir belediye yönetimi istiyoruz.<br />
Her ailenin ve her kişinin sağlıklı ve güvenli olarak barınma koşullarını oluşturabilecek ve gereksinimlerini sağlayabilecek bir belediyecilik ve belediye yönetimi istiyoruz.<br />
Belediye hizmetleri konusunda demokratik kitle örgütleri ile en etkin ve en iyi şekilde işbirliği yapan, gerektiğinde demokratik kitle örgütlerine destek veren bir belediye yönetimi ve belediyecilik istiyoruz.<br />
Oy oranlarına göre değil, her kentliye belediye hizmetlerini eşit ve etkin bir şekilde verecek bir belediye yönetimi istiyoruz.<br />
Belediye meclislerinin bir müteahhit şirketi gibi değil, halk yararına ve halk için gerçek bir halk meclisi olarak çalışmasını ve karar vermesini istiyoruz.<br />
Belediye hizmetlerinin hiçbir şekilde özelleştirilmediği, ticarileştirilmediği, bu hizmetlerin belediye çalışanları ile yerine getirildiği bir halk belediyeciliği istiyoruz.<br />
Kentte yaşayan her yaştan halkın, sosyal, ruhsal ve fiziksel yönden iyiliğini sağlayacak sanatsal, kültürel ve sportif hizmetleri ve etkinlikleri en iyi şekilde gerçekleştirebilecek bir belediye yönetimi ve belediyecilik istiyoruz.<br />
Şeffaflığın ve hesap verilebilirliğin en iyi şekilde uygulandığı bir belediyecilik istiyoruz.<br />
Yoksulluğun, usulsüzlüğün, kayırmacılığın olmadığı bir belediyecilik istiyoruz.<br />
Yerel krallar değil, söz, yetki ve kararın halkta olduğu, halk için, halkla birlikte gerçek bir demokratik belediyecilik istiyoruz.</p><p>The post <a href="https://www.korfezgazete.com/tuketiciler-nasil-bir-belediyecilik-ve-nasil-bir-belediye-yonetimi-istiyor-5/">Tüketiciler Nasıl Bir Belediyecilik ve Nasıl Bir Belediye Yönetimi İstiyor (5)</a> first appeared on <a href="https://www.korfezgazete.com">Körfez Gazetesi</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.korfezgazete.com/tuketiciler-nasil-bir-belediyecilik-ve-nasil-bir-belediye-yonetimi-istiyor-5/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
